Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kayseri

bursaarena.com.tr - Kayseri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kayseri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

11 Haziran 2026 Bugün hava nasıl olacak? Haber

11 Haziran 2026 Bugün hava nasıl olacak?

Meteoroloji, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusunda kuvvetli yağış, Güneydoğu’da ise sert rüzgar uyarısında bulundu. ANKARA (İGFA) - Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 11 Haziran Perşembe gününe ilişkin hava tahmin raporunu yayımladı. Buna göre Türkiye genelinde hava durumu parçalı ve yer yer çok bulutlu olması bekleniyor. Batı Akdeniz'in iç kesimleri, Doğu Akdeniz, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu'nun kuzeyi, Konya, Karaman, Niğde, Kayseri, Sivas, Malatya, Van ve Hakkari çevreleri ile Sinop ve Kastamonu’nun iç, Karabük’ün güney kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunda yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Hava sıcaklıklarında önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın genellikle kuzey ve doğu yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli (40-60 km/sa) olarak esmesi bekleniyor. KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI Yağışların, Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunda yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır. KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI Rüzgarın, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli (40-60 km/sa) olarak esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

19 Mayıs'a yakışan tenis turnuvası Haber

19 Mayıs'a yakışan tenis turnuvası

KAYSERİ (İGFA) - Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin sporu toplumun her kesimine yayma vizyonu doğrultusunda düzenlenen turnuva, tenis branşına olan ilgiyi artırırken genç sporcuların gelişimine de önemli katkı sundu. Farklı yaş kategorilerinde düzenlenen müsabakalarda sporcular, centilmence mücadeleleri ve başarılı performanslarıyla izleyenlerden tam not aldı. Kortlarda hem rekabetin hem de dostluğun en güzel örnekleri yaşanırken, organizasyon boyunca sporcular ve aileleri unutulmaz bir 19 Mayıs heyecanı yaşadı. Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. tarafından profesyonel organizasyon anlayışıyla gerçekleştirilen turnuva, Kayseri’nin spor altyapısı ve organizasyon kabiliyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Turnuva sonunda dereceye giren sporculara ödülleri takdim edilirken, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. yetkilileri, Dünya Spor Başkenti Kayseri’de sporun her branşta gelişmeye devam ettiğini belirterek yıl boyunca vatandaşları sporla buluşturacak farklı organizasyonların süreceğini ifade etti. Dereceye giren sporcular şu şekilde oluştu: 8-9 Yaş Kız kategorisinde Öykü Ataş birinci olurken, 10 Yaş Kız kategorisinde Nisa Özayhan, 12 Yaş Kız kategorisinde Hira Hashamsaoğlu, 14 Yaş Kız kategorisinde Elif Naz Tavsi, 16 Yaş Kız kategorisinde Yasmin Dila Şanli ve 17+ Yaş Kadın kategorisinde Betül Kaynar birincilik elde etti. Erkeklerde ise 35+ kategorisinde Bünyamin Atmaca, 8-9 Yaş kategorisinde Mert Kavafoğlu, 10 Yaş kategorisinde Neşat Elaldı, 12 Yaş kategorisinde Burak Çolak, 14 Yaş kategorisinde Mehmet Said Akkaya, 16 Yaş kategorisinde Toprak Doğan ve 17+ Erkek kategorisinde Korhan Özkalıpçı şampiyon oldu. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, spor yatırımları ve organizasyonlarıyla gençleri sporla buluşturmaya, sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmaya ve Kayseri’yi ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarının merkezi haline getirmeye devam ediyor.

Malatya'da 5,6 büyüklüğünde deprem Haber

Malatya'da 5,6 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Malatya'nın Battalgazi ilçesinde, saat 09.00'da 5,6 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Depremin 7,03 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi. İletişim Başkanı Duran: Teyit edilmemiş bilgilere itibar etmeyin Deprem çevre illerden de hissedildi Deprem, Malatya'nın yanı sıra Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ, Kayseri ve Sivas'tan da hissedildi. Sarsıntının hissedilmesiyle vatandaşların binalardan ayrılmaya çalıştıkları ve boş alanlarda bekledikleri görüldü. "Şu ana kadar bir olumsuzluk ihbarı almadık" Malatya Valisi Seddar Yavuz, TRT Haber canlı yayınında tüm Malatya ve civarındaki illere geçmiş olsun dileklerini iletti. Saha tarama çalışmalarının devam ettiğini anlatan Yavuz, "Şu ana kadar bir olumsuzluk ihbarı almadık. Arkadaşlarımız sahada tarama çalışması yapıyor. Herkese geçmiş olsun, Allah böyle afetleri kimseye yaşatmasın" diye konuştu. AFAD'dan açıklama AFAD'ın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Malatya ilimizin Battalgazi ilçesinde saat 09.00'da meydana gelen ve Adıyaman, Elazığ, Tunceli, Şanlıurfa illerimizde de hissedilen 5,6 büyüklüğündeki deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız."

Kayseri'de Gece Koşusu coşkusu Haber

Kayseri'de Gece Koşusu coşkusu

KAYSERİ (İGFA) - Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. tarafından 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen “19 Mayıs Gece Koşusu”, Kayseri’de yüzlerce vatandaşı aynı heyecan etrafında buluşturdu. Erciyes Üniversitesi Marianna Molu Amfisi’nde gerçekleştirilen organizasyon, gençliğin dinamizmi ile Cumhuriyet coşkusunu bir araya getirirken renkli görüntülere sahne oldu. Etkinliğin startını veren ve sireni çalan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “Sportif etkinlikler devam ediyor. Centilmence yarışacağınıza inanıyorum. İyi koşan kazansın. 5 kilometreyi kaç dakikada koşacaksınız görelim” dedi. Vatandaşların yoğun ilgisinin kendilerini memnun ettiğini belirterek, sporun toplumun tüm kesimlerini buluşturan güçlü bir değer olduğuna dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, Spor A.Ş.’mizin düzenlediği tüm organizasyonlarda olduğu gibi 19 Mayıs Gece Koşusu’nda da hemşehrilerimizin yoğun ilgisiyle karşılaştık. Aileleriyle birlikte bu güzel atmosferi paylaşan, sağlıklı yaşam ve sporun birleştirici gücüne ortak olan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Ay yıldızlı bayraklar eşliğinde gerçekleştirilen gece koşusunda gençler, aileler ve sporseverler aynı hedef için adım atarken, 19 Mayıs ruhu Kayseri sokaklarında büyük bir coşkuyla hissedildi. Müzik ve ışık gösterileriyle desteklenen organizasyon, katılımcılardan tam not aldı. Başkan Büyükkılıç, Kayseri’nin spor alanındaki vizyonuna da vurgu yaparak, “2029 Dünya Spor Başkenti hedefi doğrultusunda şehrimizi sporun merkezi haline getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Düzenlediğimiz her etkinlikte birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu büyütmeye devam edeceğiz” dedi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş., yıl boyunca gerçekleştireceği farklı organizasyonlarla her yaştan vatandaşı sporla buluşturmayı sürdürürken, şehrin spor kültürünü güçlendirmeye yönelik projelerine de hız kesmeden devam edecek.

Anneler anlatıyor: Türkiye'de üç kuşakta annelik nasıl dönüştü? Haber

Anneler anlatıyor: Türkiye'de üç kuşakta annelik nasıl dönüştü?

"14 yaşında evlendim. 12 tane doğum yaptım. İlkinde küçüktüm bakmayı bilmiyordum. 11 aylıkken öldü. Ondan sonra işte 10 tane; yedi kız üç erkek çocuğum oldu..." BBC Türkçe'ye çocuk büyüttüğü dönemleri anlatan 76 yaşında Diyarbakırlı Sultan Hanım, "Bugün olsaydı 50 çocuk büyütürdüm" diyor gülerek: "Çocuklarımın hepsi bir odada büyüdü... Şimdi bez yıkamıyorsun, üst başını makineye atıyorsun. Ben o zaman çamaşırı kömürlü sobada ısıtıyordum... Oraya koştur, buraya koştur, annelik zordu..." Kızı Angel ise, kendisi anne olduktan sonra, annesinin 10 çocukla ne kadar zorlanmış olabileceğini düşünüp "çıldırıyorum" diyor. 20 yaşındaki oğlunu Diyarbakır'da tek başına büyüten Angel, Sultan Hanım'ın yedinci çocuğu. Çocukluğunu hatırlarken, "kalabalık bir ailede, hayat derdi şu bu derken... kimse kimseyi görecek, duyacak durumda değildi" diyor. Bunun için oğluyla "her konuda konuşan bir anne" olmaya özen gösterdiğini söylüyor: "Oğlumla porno hakkında bile konuştum. Bu annem için milyonda bir ihtimal bile değildi." Anneler Günü neden mayıs ayının ikinci pazar günü kutlanıyor?Haberin başlığını atlayın ve okumaya devam edin Kaynak, Angel İstek Alcu Fotoğraf altı yazısı,Angel, Sultan Hanım için, "Annem 10 çocuk doğurduğu için doktor gibi. Her durumda ona danışırım. Bitkilerden bilmem nelere kadar, kadın bu işin uzmanı" diyor. Diğer yandan Angel, anneliğin bugün eskisine göre daha zor olduğunu düşündüğünü belirtiyor. "Eskiden maddi koşulların zorluğu vardı ama şimdi herhangi bir bilgiye bu kadar rahat ulaşılan bir yerde inanılmaz kaygı duyuyorum; onu nereden koruyacağım, nereden korumayacağım... Dışarıdaki hayat beni ürkütüyor artık." BBC Türkçe'ye konuşan farklı kuşaklardan anneler, anneliğin dönüşen ve değişen bir rol olduğu konusunda uzlaşıyor. Peki anneler önceki ve sonraki kuşaklara nasıl bakıyorlar, kendi deneyimleri hakkında ne hissediyorlar? 'Çocuklarla büyüdük' Emine Hanım, tayinler nedeniyle, ilk çocuğunu 1988'de Kayseri'de bir köyde, ikincisini Bayburt'ta, üçüncü çocuğunu 1999'da Samsun'da dünyaya getirmiş. BBC Türkçe'ye konuşan emekli öğretmen, "22- 23 yaşındaydık, üniversite bitti. Evlendik. Çok da anlamadık bir şey. Çocuklarla büyüdük... Şimdikilere bakıyorum daha bilinçliler, daha kontrollüler" diyor. Biraz ebeveynlerinin biraz da o dönemki çevrenin etkisiyle "herhalde biraz arada kaldık" diye ekliyor. "Eski nesillerde, erkekler utanıyormuş, iş yapmıyormuş... Mesela benim annemler de erkeklerin evde iş yapmalarını onaylamıyorlardı" diyor. Ancak kendi çocuklarını büyütürken, ailelerinden uzakta oldukları için çocuk bakımını eşiyle paylaşmışlar. Yer yer de bakıcı yardımı almışlar. Kaynak,Emine Kayhan Fotoğraf altı yazısı,Emine Hanım, Kayseri'de bir köyde ilkokul öğretmenliği yaptığı dönemde evlerde su tesisatının olmadığını; ilk kez anne olduğunda şartların bugüne göre çok zor olduğunu söylüyor. Benzer dönemlerde anne olan Ayşe Hanım ise kariyerine "seve seve" ara verdiğini söylüyor. Bugün 24 yaşında olan ikizlerini nasıl büyüttüğünü anlatan Ayşe Hanım, öğretmenliğe geri döndüğünde çok zorlandıklarına dair bir anısını şöyle aktarıyor: "Haftasonları toplantılar olduğunda, çocukları da götürüyordum. Sandalyelerin arasında saklayıp, 'Sesinizi çıkarmayın' diyordum. Ellerine kağıt kalem verip resim yaptırıyordum..." 'Nedense eskiden ebeveynlerimizin her sözünü çok dinlerdik' Bursa'da yaşayan Rezzan Hanım, kendi ebeveynlerini, "Bir hayli eski toprak olmalarına rağmen, üç kardeştik ve üçümüzün de üniversitede mutlak surette eğitim almasını zorunlu kıldılar" diyerek tasvir ediyor. "Mesela 21 yaşındayken yurtdışına gidip bir seyahate ahbaplarımıza katılmama izin vermişlerdi... Erkek arkadaşlarım, flörtüm olmamak kaydıyla evde yaş günü toplantılarına çağırabilirdim." 12 Eylül 1980 darbesini takip eden dönemde Bursa'da ilk kez anne olduğunda ise eşi askerdeymiş. Kaynak,Rezzan Ebubekir Fotoğraf altı yazısı,Rezzan Hanım, çocuklarını büyütürken eğitimlerine çok önem verdiklerini söylüyor. "Üniversite sınavına girecek olan çocuğu olan aileler o sene misafir bile kabul etmezlerdi" diyor. "Ailemle altlı-üstlü oturuyordum, eşimin yanımda olmaması, siyasi ortamın karmaşası, ilk defa anne olmanın verdiği bilinçsizlik, annemin her şeye çok müdahil olması... Bunlar beni gerçekten yordu" diye anımsıyor. Emekli edebiyat öğretmeni, doğumdan sonra anne-babasının, çalışmaması ve çocuğuna bakması konusunda çok ısrarcı olduklarını anlatıyor. "Çok baskın karakterli ebeveynlerim vardı; otoriterdiler. Sonunda oğlum dokuz aylıkken istifa etmek zorunda kaldım ve 4,5 sene mesleğime ara verdim." "Neden bu kadar hayatımıza dahil ettiğimizi ilerleyen yıllarda ancak sorgulamak mümkün oldu. O zaman bu sanki normalmiş gibi geliyordu. 26-27 yaşındaydık ama nedense eskiden biz ebeveynlerimizin her sözünü dinlerdik..." Bugün, annesinden şikayet ettiği şeyleri gelinine yapmamaya çalıştığını; hayatlarına da "hiç müdahale etmediğini" anlatıyor. 'Annelik deneyimiyle barıştıkça annelerimizle de barıştık' Almanya'nın Berlin kentinde yaşayan İrem, 12 yıl önce anne olduğunda yeni kimliğiyle barışmanın, eskiye dair yası da içeren, yıllar süren bir deneyim olduğunu söylüyor. 43 yaşındaki sosyolog, "Sadece bir bebek değil, başka bir kadın doğacak. Başka bir insan doğacak. Buna çok hazır başlamıyoruz herhalde... Buna hazırlanmak mümkün mü, onu da bilmiyorum..." diyor. Çevresindeki diğer kadınlarla annelik üzerine uzun uzun tartıştıklarını söyleyen İrem, bu roller üzerine düşünmeye başlayınca annelerine karşı öfke ve kırgınlık duyduklarını hissetmeye başladıklarını anlatıyor: "Ben bunu böyle yapıyorum; çocuğa böyle oluyor; o zaman ben niye bunu yaşadım..." Kaynak,İrem Tuncer Fotoğraf altı yazısı,İrem, ailenin ilk çocuğu olarak annesinin kendisiyle evde çok fazla oyun oynadığını ve bunu otomatikman kendi çocuğuna yapmaya başladığını söylüyor. Ama annelik deneyimini "biraz daha hayatın içine aldıkça, onunla barıştıkça" kendi anneleriyle de barışmaya başladıklarını söylüyor. Kuşaklarını, yaşadıkları şeyleri, maruz kaldıkları baskıları düşünüp onları oldukları gibi kabullendiklerini belirtiyor. Buna karşın kendi annelerinin bir önceki kuşakla böyle bir hesaplaşma yaşama şansı olmadığı gözlemini paylaşıyor. "Bizim annemizle ilişkimizi değiştirmek için bir olanak vardı bence. Yani çatıştık, kavga ettik, hesap sorduk. Ama onlar [anneleri] için, zaten artık ya o kuşaktaki insanlar yaşamıyor ya da çok yaşlılar..." 'El yordamıyla öğrenilen özgürleştirici bir süreç' İrem, anneliğin ilk zamanlarında kafa karıştırıcı da olsa, el yordamıyla öğrenilmesinin "özgürleştirici" bir süreç olduğunu söylüyor. İrem'e göre genetikten toplumsal koşullara birçok kontrol edilemeyen faktör karşısında eksikliklerini kabul ederek çocuk büyütmek "tevazu" öğretiyor. Ona göre anneliği en iyi tanımlayan kelime de bu nedenle "tevazu". Çocuğuyla ilgili bir karar verdiğinde, "Bunun sonucu kötü de olabilir. Ama bu benim sorumluluğum. Bunu anne olmak öğretti. O açıdan çok özgürleştirici bir tarafı da var" diyor. Angel ise oğluyla birlikte, "gerçekten anlamaya çalışmanın ne olduğunu; dinlemeyi, öfkemi kontrol etmeyi" öğrendiğini söylüyor. Bununla birlikte çocukların aslında bir toplum için "ne kadar kıymetli, toplumun ne kadar kritik bir kesimi olduğunu" anladığını ekliyor. Annesi Sultan Hanım, bugün kızlarının torunlarına davranışlarına bakıp, zaman zaman kendisininkiyle kıyasladığını söylüyor. "Çocuklara bağırdıklarında ağırıma gidiyor. 'Ben cahildim, okumamıştım, siz yapmayın' diyorum" diyor. 'Anneliği ileri taşıyan şey, çocukla kurulan biricik ilişki ve o ilişkinin dönüştürücü doğası' Annelik rolleri her kuşakta dönüşüyor, anneliğin tanımı da farklı yönlere evriliyor. Buna karşın son 15-20 yılda Türkiye dahil dünyanın hemen her yerinde daha dramatik bir değişim yaşandığını savunanlar da var. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan yazar Özge Yaka, "Bu değişimin önemli bir boyutu anneliğin profesyonelleşmesi, yani doğum öncesinden itibaren bebek ve çocuk bakımına dair her şeyin birer uzmanlık alanına dönüşmesi" diyor. Annelik Kitabı'nın yazarına göre, bakımla ilgili bütün konular artık "birer uzmanlık alanı ve annelerin bütün bu alanlara hakim olması, her alanda 'doğru' olanı yapması" bekleniyor. Yaka, sektörleşen uzmanlık alanları hızla büyürken annelerin sırtındaki yükün de ağırlaştığını söylüyor. Buna dünya çapında belirsiz iş saatleri, fazla mesailer ve güvencesiz iş koşullarının "norm haline geldiği değişen iş koşullarının" eşlik ettiğini vurguluyor. Kaynak,Özge Yaka Fotoğraf altı yazısı,Annelik Kitabı'nın yazarı Özge Yaka, "Annelerimiz için çocuk büyütmek daha ziyade temel bakım vermekle (yıka, doyur, giydir) ve topluma uyumlulaştırmakla (meşhur eğitim evde öğretim okulda şiarı) sınırlıyken bizim kuşak bir çocuğun duygusal ihtiyaçları da olduğu bilgisini özümsedi" diyor. "Geriye çoğu zaman bir tamamlanamama, bir olmamışlık, yetişememe, hiçbir şeyi layıkıyla yapamama hissi ve tabii suçluluk duygusu kalıyor" diye ekliyor. Özge Yaka, kuşaklar arasında aktarılan ve anneliği ileri taşıyan şeyin, "çocukla kurulan biricik ilişki ve o ilişkinin dönüştürücü doğası olduğu" yorumunu paylaşıyor. "Anneliği bir rol ya da bir görev olmaktan ziyade biricik bir deneyim ve içsel bir ilişki olarak kavrayıp o ilişkiye bir sadakat geliştirmeyi" tavsiye ediyor. Bunun anneliğin sadece bir insanın büyümesine eşlik etmenin o müthiş hazzını yaşatmakla kalmayıp "kendimizi ve hayatla ilişkimizi değiştirip dönüştürmek için de eşsiz bir imkan" sunduğunu savunuyor. BBC Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.