Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gürbüz Güngör

bursaarena.com.tr - Gürbüz Güngör haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gürbüz Güngör haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "Özgür Özel’in Le Monde Gazetesi'ndeki Makale Güzellemesi.." Haber

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "Özgür Özel’in Le Monde Gazetesi'ndeki Makale Güzellemesi.."

‘Avrupa’nın Geleceği, Türkiye Demokrasisinin Geleceğine de Bağlı’ YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Fransız Le Monde Gazetesi'nde bir yazı yazmış ve o makalesinde şunları belirtmişti: “Avrupa, Türkiye’ye uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak göç, güvenlik ve jeopolitik merceğinden baktı. Oysa bugün Türkiye’de çok daha temel bir mesele belirleniyor: Seçimlerin yapılmaya devam ettiği, ancak siyasi rekabetin giderek ortadan kaldırıldığı bir ülkede demokrasi ayakta kalabilir mi? Bu yalnızca Türkiye’nin iç siyasetini ilgilendiren bir sorun olmanın ötesinde NATO’nun en kritik üyelerinden biri olan Türkiye’de demokrasinin alacağı yön, ittifakın geleceğini de doğrudan etkileyecektir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan artık yalnızca demokrasiyi geriletmiyor. Muhalefet partilerinin kâğıt üzerinde varlığını sürdürdüğü, ancak iktidara gelmelerinin fiilen imkânsız hale getirildiği yeni bir siyasi düzen inşa etmeye çalışıyor. Bu sürecin kırılma noktası 2024 yerel seçimleri oldu. O seçimlerde eski partim Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisi olurken, Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi de 2002’den bu yana ilk kez ülke genelinde seçim kaybetti. Sandıktan çıkan bu sonuç, iktidarın görmek istemediği gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koydu: AKP, demokratik seçim yoluyla yenilebiliyordu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş ve yeni kuşak siyasetçilerle birlikte Türkiye’yi yönetmeye hazır güçlü bir demokratik alternatif oluşturduk. İktidar ise buna sandıkta cevap vermek yerine yargıyı devreye sokmayı tercih etti. Partimizin yönettiği belediyeler peş peşe soruşturmalarla hedef alındı. Otuzdan fazla belediye başkanımız gözaltına alındı ya da tutuklandı. Ardından Türkiye demokrasi tarihinde benzeri görülmemiş bir adım atıldı. Tartışmalı bir mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı görevimden uzaklaştırıldım ve Erdoğan karşısında defalarca seçim kaybetmiş selefim yeniden göreve getirildi. İzlenen yöntem son derece açıktı: Önce cumhurbaşkanlığı yarışındaki en güçlü rakibi devre dışı bırakmak, ardından muhalefet belediyelerini hedef almak ve son aşamada yargı eliyle muhalefetin kendisini yeniden şekillendirmek..” CEVAP: Beyefendi, ülkemizde yapılmış tüm darbeleri planlayan NATOCU faşist generallerin, o darbeleri yaptırdığını görmezden geliyor. Bir taraftan DARBELERE ve FAŞİZME karşı olduğunu söyleyen ÖZGÜR ÖZEL ve YENİ PARTİ MİLLETVEKİLLERİ NATO övgüsü yapıyor. Sözde darbe karşıtı olmaktır bunun adı. UĞUR MUMCU ve diğer ATATÜRKÇÜ aydınların tamamının öldürülmesinde NATO-CİA-MOSSAD ve FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ olduğunu herkes biliyor. Bu beylere sorarsan o aydınlarımıza sahip çıkarlar. Bunun adına da "takiyyecilik" denir. ….. “İşte bu nedenle 24 Temmuz’da 91 milletvekili olarak Yeni Parti’yi kurduk. Bugün Yeni Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en büyük muhalefet grubudur. Partimiz, Türkiye’nin farklı siyasi geleneklerinden gelen demokratları ortak bir ilke etrafında buluşturuyor: İktidarlar hukuka hesap vermeli ve hukuku kendi iktidarlarını korumanın aracı haline getirmemelidir. Tam da bu nedenle Avrupa’nın yaşananları dikkatle okuması gerekiyor. Bugün Türkiye’nin NATO açısından taşıdığı stratejik önem belki de hiç olmadığı kadar büyüktür. Ordumuzun gücü, coğrafi konumumuz ve Karadeniz’e açılan kapıyı kontrol ediyor oluşumuz Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık nedeniyle her zamankinden daha kritik hale gelmiştir. Ancak Türkiye’nin stratejik öneminin artması, demokrasinin gerilemesini görmezden gelmenin mazereti olamaz. Tam tersine, Türkiye ne kadar stratejik hale geliyorsa, kurumlarının gücü, hukukun üstünlüğü ve öngörülebilirliği de o kadar önem kazanıyor. Türkiye uluslararası alanda en güçlü konumuna, demokratik kurumlarının daha sağlam olduğu ve Avrupa ile ilişkilerinin daha güçlü seyrettiği dönemlerde ulaşmıştır. Bugün ise yargı bağımsızlığı ciddi biçimde zayıflamış, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmaz hale gelmiş, halkın oylarıyla seçilen belediye başkanları mahkeme kararlarıyla görevlerinden uzaklaştırılmaktadır. Ne yazık ki Batı başkentlerinde bütün bunlar bir uluslararası güvenlik meselesi değil de yalnızca insan hakları başlığı altında değerlendiriliyor. Oysa bu yaklaşım büyük bir yanılgıdır. Türkiye otoriterleştikçe stratejik önemini kaybetmez. Ama güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini kaybeder. Kurumlar zayıfladıkça dış politika kişiselleşir, ittifaklar ortak değerlerden çok kısa vadeli çıkarlara dayanır ve ani yön değişiklikleri daha olası hale gelir..” CEVAP: Ukrayna'nın başında ZELENSKİ isimli YAHUDİ bir Başbakan var ve bu kişi tamamı Rus olan DOMBASK bölgesinde büyük bir soykırım yaptı. Peki, Zelenski bu soykırımı yaparken desteği kimler idi? Tabii ki ABD ve NATO.. Saldırıyı başlatan NATO ve ABD destekli UKRAYNA’daki RUSLARI kurtarmak amacı ile o bölgeye gelen RUSYA, tıpkı bizim 1974 senesinde KIBRIS TÜRKLERİNİ RUM soykırımından kurtarmak amacı ile çıkarma yaptığımız gibi bir askeri çıkarma yapmıştır. ….. “NATO’nun kurucu antlaşması üyelerini yalnızca ortak savunmaya değil demokrasiye, bireysel özgürlüklere ve hukukun üstünlüğüne de bağlı kalmaya çağırmaktadır. Eğer bu ilkeler stratejik açıdan vazgeçilmez görülen ülkeler söz konusu olduğunda ikinci plana itilirse, NATO ortak değerler üzerine kurulmuş bir ittifak olmaktan çıkar ve yalnızca jeopolitik çıkarların belirlediği bir askerî ortaklığa dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır. Bu kaygı teorik değildir. İttifakların temelinde güven vardır. Güven ise ancak siyasi iktidarı sınırlayabilen güçlü kurumlarla mümkündür. Bugün Avrupa ciddi bir çelişkiyle karşı karşıyadır. Bir yandan Türkiye’ye askerî açıdan her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyarken diğer yandan Türkiye’nin demokratik kurumları her geçen gün daha fazla zayıflıyor. Birinci gerçeği gerekçe gösterip ikincisini görmezden gelmek bu sorunu çözmeyecek, tam tersine daha da derinleştirecektir. Burada asıl tehlike Türkiye’nin Batı’dan kopması değildir. Güvenliğimiz de ekonomimiz de tarihimiz de Avrupa ve transatlantik ittifakıyla iç içe geçmiştir. Gerçek risk, Türkiye’nin Batılı kurumların içinde kalmaya devam ederken dış politikasını giderek daha fazla günlük pazarlıklara ve kısa vadeli çıkarlara göre şekillendirmesidir. Böyle bir Türkiye ne bizim çıkarımıza olur ne de müttefiklerimizin. Yeni Parti olarak biz farklı bir gelecek öneriyoruz. Türkiye’nin yönünün demokrasilerden yana olduğuna inanıyoruz. Avrupa’yı dinin, etnik kökenin ya da medeniyetin belirlediği kapalı bir kulüp olarak değil ortak değerler etrafında buluşmuş bir siyasi topluluk olarak görüyoruz. Türkiye de bu topluluğa yalnızca askerî gücüyle değil güçlü demokrasisi, dinamik toplumu ve kurumlarıyla katkı sunabilir. Türkiye’nin demokratik geleceğine elbette Türk milleti karar verecektir. Biz müttefiklerimizden Türkiye’nin siyasetini belirlemelerini istemiyoruz. Beklentimiz çok daha basit: Demokratik gerilemenin hiçbir stratejik sonuç doğurmadığını varsaymaktan vazgeçmeleri. Çünkü Avrupa’nın geleceği Türkiye’de demokrasinin geleceğinden ayrı düşünülemez. Batı, onlarca yıl boyunca Türkiye’nin demokratik gelişimi ile stratejik önemini birbirini tamamlayan iki unsur olarak gördü. Bugün ise bunları birbirine rakip iki çıkar gibi değerlendirmeye başladı. Oysa bu Türkiye’nin gerçekliğini yanlış okumaktır. Avrupa’nın önündeki soru, Rusya tehdidiyle, Orta Doğu’daki istikrarsızlıkla ve giderek belirsizleşen uluslararası düzenle mücadele ederken Türkiye’deki demokrasiye önem verip veremeyeceği değildir. Asıl soru şudur: Avrupa uzun vadede buna kayıtsız kalmayı gerçekten göze alabilir mi?..” CEVAP: 14 NİSAN tarihinden beri AB kapısında bekletilen TÜRKİYE’nin AB’nin güvenliğinin teminatı olduğunu söylüyor beyefendi. 39 senedir AB TÜRKİYE’yi sömürmeye devam ediyor. Halen “AB güvenliğini ben sağlarım bana destek olun” diyor. Yorumları sevgili okurlarıma bırakıyorum.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "Tekrarlanan Yetmez Ama Evetin Adı: Çerçeve Yasa" Haber

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "Tekrarlanan Yetmez Ama Evetin Adı: Çerçeve Yasa"

12 Eylül 2010 tarihinde, "Yetmez ama evet" diyen bir grup sözde aydın, yazar, akademisyen ve liberal sol kesim “Yetmez ama evet” sloganını savunanlar, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin ürünü olan bir anayasanın değiştirilmesini ve sivil siyasetin önünün açılmasını tarihi bir fırsat olarak nitelendirdi. Yapılan referanduma o gün CHP ve SOSYALİSTLER karşı çıktılar. “Yetmez ama evet” diyenler o gün darbe anayasasının yok edileceği propagandası yaptılar. Bugün de terörü yok edeceklerini söyleyenler “Çerçeve Yasa” hazırladılar. Bu yasaya göre terör sona erecek ve ülke barış içinde olacak söylemleri yaptılar. Referandum sonrası hukuk sistemimizin ne durumda olduğunu görüyor ve yaşıyoruz. Bugün de terörü sonlandıracaklarını iddia edenler “Çerçeve Yasa” adı ile hazırladıkları tekliflerini 9 Ağustos günü AKP-MHP-YENİ PARTİ-CHP VE DEM imzası ile adalet komisyonundan geçmesini sağladılar. . Yasaya "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Yasası" adını verdiler. Geçmişte yapılan referanduma “hayır” diyerek direnen CHP ve CHP’den ayrılan ve kendisine Liberal-Muhafazakâr-Sosyal Demokrat ve Atatürk “Kırmızı çizgimiz” diyen YENİ PARTİ adalet komisyonunda imzalarını attılar. CHP ve Yeni Parti tutuklu bazı kişilerin serbest bırakılmasını, belediyelerden kayyumların kaldırılmasını istediler sadece. Ülkenin önde gelen hukukçularının, “bu yasanın hukuka ve anayasaya aykırı olduğunu” söylemeleri umurlarında olmadı. Hatta 4 Ağustos günü Güvenpark'ta Şehit aileleri ve Gazilere bu yasaya destek vermeyeceği sözünü veren ÖZGÜR ÖZEL’i gördük. Yarın bu yasa Genel Kurul’da oylanacak. Bu yasa terörü yok etmeyeceği gibi aksine daha fazla güçlendirecektir. DEM apaçık söylüyor. Kürt sorunu çözülsün diyorlar, AB'nin Yerel Yönetimlere Özerklik maddesi imzalansın ve uygulansın diyorlar, Ana dilde eğitim yapılsın diyorlar. "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Yasası" adı dahi gerçekler ile ilgisiz. Mustafa Kemal Atatürk, “Türkiye Cumhuriyet’ini kuran halka Türk Milleti” denir dediği gün, Milli dayanışma ve toplumsal bütünlüğü sağladı. Bu ülkede yaşayan herkes etnik kökeni ne olursa olsun birbiri ile akrabalar. Milli dayanışma olmazsa Kurtuluş savaşını kazanamazdık. Milli dayanışma olmazsa bugün bir sömürge ülke olurduk. Ülkemizde PKK terör sorunu yok denecek kadar azaldı. Bizden sonra en güçlü olduğu İRAN kolu PJAK İran’da ciddi şekilde darbeler yiyor. Sadece Suriye'de ABD DESTEKLİ YPG var ve bu örgüt ABD kontrolünde. ABD kimdir ki NATO ortağımız ve ortağı olan Türkiye’ye zarar vermekten geriye durmuyor. O halde yapılması gereken nedir? PKK-PJAK-YPG örgütüne karşı İRAN-SURİYE-IRAK ile anlaşarak bu örgütü gövdesi ve diğer kolları ile yok etmek için anlaşmaktır. Şimdi önce KILIÇDAROĞLU'na soruyorum. Butlan sonrası özürler diledin hataların için. Kurucu ayarlara döneceğim dedin. Tam bağımsızlık diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün yoluna böyle mi gireceksiniz? Mustafa kemal Atatürk’ün iki büyük emanetinden birisi olan CHP işgal altındadır ve ona sahip çıkmak isteyenlerin CHP kurumsal kimliğine sahip çıkmak için birlik olması çok büyük önem arz etmektedir. Bırakın Kılıçdaroğlu ve yönetimi ne yaparsa yapsın. Bizler bu emaneti kurtarmak için mücadele edelim. YENİ PARTİ, zaten sözde ATATÜRKÇÜLERİN kurduğu liberal bir parti. Onun gideceği yer belli.. O büyük bir balon ve geçmişteki ABD destekli KEMAL DERVİŞ’in İsmail Cem’e kurdurduğu Yeni Türkiye Partisi balonu gibi infilak etmeye mahkum. İnfilak etmekten kaçan kurtulur. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "Yeni Parti ve Atatürk’ün İki Büyük Emanetinden Birisi Olan CHP.." Haber

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "Yeni Parti ve Atatürk’ün İki Büyük Emanetinden Birisi Olan CHP.."

ÖZGÜR ÖZEL 91 Milletvekili ile CHP den istifa ederek YENİ PARTİ adı ile parti kurdu. Yeni parti ATATÜRK İLKELERİNE bağlı olduklarını tam bağımsızlık ilkesine sahip olduklarını yazmışlar. Gerçekten de dedikleri gibi bir partimi YENİ PARTİ. Programı taban tabana zıt şeyler söylüyor aşağıdaki gibi. 1- Dış Siyaset: AB ÜYELİĞİ İÇİN GEREKEN REFORMLARI yapılacak. AB ile Gümrük Birliği Anlaşması güncellenecektir. Ülkemizin Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT ve NATO daki etkinliği artırılacaktır Rusya, Çin ve diğer ülkelerle dengeli ve eşitlik temelinde ilişkiler geliştirilecektir. Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatındaki etkinlik güçlendirecektir. 1971-1980-2018 SENESİ 15 TEMMUZUNDA Fetö terör örgütünün yapmak istediği darbenin arkasında olan NATO, İRAN saldırısında NATO ÜSLERİNİ istihbarat ve saldırı amacıyla kullanan NATO ve ABD değil mi? Beyin ölümünün gerçekleştiğini söyleyen bazı AVRUPA ülkelerini neden görmez i YENİ PARTİ. NATO dediğin canavar girdikleri ülkelerin egemenliklerini kendisine bağlayan yapıdır. RUSYA, ÇİN, ASYA'DAKİ TÜRK DEVLETLERİ ekonomik topluluk ilişkisi olan ülkeler. Natocu değiller ve güvenlik için NATO'YA karşı olan ülkeler. Durum böyle iken bu ilkeler seninle dengeli ilişkiyi neden kursun. Çünkü sen bir NATO Üyesi ve ABD yanında bir ülkesin. Dış siyasette en güçlü ülkeler başta ÇİN VE RUSYA olmak üzere Türk cumhuriyetleri ve İRAN. İRAN ADE yi yani NATO’YU başını perişan ediyor. Orta doğu da ve Körfez ülkelerinde, ARABİSTAN da ABD üslerini darmadağın etti. En son ERBİLDE’Kİ çok büyük üssü tamamen kullanılamaz hale geldi. NATO’YU güçlendirmek demek ABD'yi bölgede güçlendirmek ve ABD nin bölgeden gitmesi gerekirken gelmesini geciktiren siyaset demektir. 2-Ekonomi yönetimi: Demiryolu yük ve yolcu taşımacılığında öncelikli hale getirilecektir. Lojistik merkezler üretim bölgeleri, limanlar, gümrükler ve demiryollarıyla entegre edilecektir. Köprü, otoyol ve altyapı yatırımlarında kamu yararı, şeffaflık ve mali sürdürülebilirlik esas alınacaktır. Kamu-özel işbirliği projelerinde şeffaflık sağlanacak, projeler açık biçimde denetlenecek, kamu zararına yol açan garantili modeller terk edilecektir. Afetlere dayanıklı ulaşım ve iletişim altyapısı kurulacaktır. HALKÇI ekonomi uygulayacağını söyleyen bu parti yukarıda yazdığım yatırım projelerini özel sektörle ortak yapacakmış ve denetleyecek miş. Halkçı ekonomi uygulamak için önce devletçi olacaksın MUSTAFA KEMAL ATATÜRK gibi. Alt yapılar-Sağlık-Eğitim-Telekomünikasyon-Petrol rafinerileri gibi önemli stratejik konularda devlet yaptırım yapar. İşveren devlet olur. Sadece Malzeme tedariği konularında taşeronlara iş verebilir. 12 EYLÜL darbesi tamda YENİ PARTİNİN programa koyduğu ekonomi programı-Nato bağımlılığı programı uygulanması için yapıldı. 12 eylül öncesi alınan 24 Ocak Kararlarında YENİ PARTİ programını görürsünüz. 3-Yerellik ve Yerinden Yönetim Yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliği güçlendirilecektir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı tam olarak uygulanacaktır. Bu program ne istiyor? Türkiye bölünsün diye istiyor. Bunun uygulanması sonrası ne olur biliyor musunuz? AB üyesi olursunuz ancak eyaletlere bölünmüş içinde devlet olan Türkiye olursunuz. Mustafa Kemal Atatürk ilkelerine bağlılıktan söz eden bu parti ABD yanlısı olduğunu açıkça programına koymuş. Herhalde YENİ PARTİ yanlısı olanlar da ÖZGÜR ÖZEL ve YENİ PARTİ ile birlikte NATOCU ve AMERİKANCI olmaya karar verdiler. Sorarsan devrimciyiz, solcuyuz ve sosyal demokratız derler. Bende diyorum ki aklınızı başınıza alın. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün emanet ettiği iki büyük eserden birisi olan CUMHURİYET HALK PARTİSİ'ne hep beraber sahip çıkalım. KILIÇDAROĞLU KURULUŞ AYARLARINA dönmez ve partiyi kötü yönetirse, mücadele ederek doğru yönetimi de hep beraber yaparız. Yeter ki mücadeleden kaçmayınız. Çünkü CHP KILIÇDAROĞLU ve arkadaşlarının değil. CHP "MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün emanetine sahip çıkacağım" diyenlerin partisidir... ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "Yeni Parti Yutturmacası.." Haber

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "Yeni Parti Yutturmacası.."

24 Temmuz günü Türkiye Cumhuriyetinin tapusunun 103 sene önce tescil edildiği LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI’nın yapıldığı gün kuruldu bu parti. CUMHURİYET HALK PARTİSİ’nden ayrılanların kurduğu partinin görünürdeki genel Başkanı Özgür Özel. Ancak her salı Silivri cezaevinde yatan İMAMOĞLU’ndan talimatlar almak ve uygulamak ile yükümlü. Kısacası EMANETÇİ Genel Başkan denir ÖZGÜR ÖZEL’e.. Web sitesinden yayınlanmasını takip ettim ve nihayet yayınlanan parti programını inceledim. Sonunda söyleyeceklerimi baştan söyleyeyim. ANAVATAN PARTİSİ’nin LİBERAL EKONOMİ programında az da olsa Türkiye Cumhuriyeti menfaatlerini gözeten maddeler var idi. Fakat Yeni Parti ekonomi programı tam liberal.. ANAP’ın LİBERAL programından daha liberal. Halkçılıktan söz edip duruyorlar meydanlarda. Halkçı ekonomi politika uygulamanın yolu “devletçi ekonomi politika programı” uygulamaktan geçer. Bu programı ekonomistlerin Deva ve Gelecek Partilerinden bakarak kaleme aldıkları kesin. “Kendisine yeten dışarıya muhtaç olmayan bir ülke” yaratmak yerine, ekonomik kalkınmayı ithalat ve ihracata, fiyat istikrarına bağlamışlar, tıpkı Mehmet Şimşek ve Merkez bankası başkanı gibi. Bu politikalar, 24 OCAK kararlarının uygulanması için AMERİKA’nın 12 EYLÜL 1980 senesinde yaptırdığı, darbe sonrası iktidar olan ANAVATAN PARTİSİ’nin ekonomi politikalarının nerede ise aynısı. Sonuç ortada, en ufak dünya krizinden etkilenen aşırı borçlu bir ülkeyiz. Bunların neden ısrarla CHP’den ayrılarak bu YENİ PARTİ’yi kurduklarını, umarım kendilerine Atatürkçü diyen (daha önce CHP üyeliğimden istifa ettim diye) hava atanlar da görürler. Özelleştirmeye karşı hiçbir açıklama yok. Köprüler, Otoyollar, demiryolları yapan müteahhitlerin aldıkları işlerde “kamu zararı olmaması için sıkı denetim yapacağız” diyorlar. Kulağa hoş geliyor değil mi. Mevcut iktidar denetim yapmıyordu, YENİ PARTİ iktidar olursa denetim yapacak diye sevinecek bazı cahiller.. Devletçi ve halkçı iktidar ne yapar biliyor musunuz? OTOYOLU-DEMİRYOLLARINI-KÖPRÜLERİ KENDİSİ yapar. Buralarda iş yapan şirketler, devletin taşeronu olurlar ancak. Vatandaşa da yol, köprü parası ödetmezler. Maalesef TAM LİBERAL bir yeni parti DÜNYAYA GELDİ 24 Temmuz günü.. Bir ülkenin dış dünya ile ilişkileri de çok önemlidir. Aynen şunu diyorlar. “Çok boyutlu, barışçıl ve ulusal çıkar odaklı bir dış politika izlenecektir. Atatürk’ün ‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’ ilkesi dış politika vizyonumuza rehberlik edecektir. Ülkemizin demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü temelinde Batı İttifakı içerisindeki etkinliği güçlendirilecektir. Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci hızlandırılacaktır. AB üyeliği için gerekli demokratik reformlar hayata geçirilecektir. AB ile Gümrük Birliği Anlaşması güncellenecektir. Ülkemizin Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT ve NATO'daki etkinliği artırılacaktır. Rusya, Çin ve diğer ülkelerle dengeli ve eşitlik temelinde ilişkiler geliştirilecektir. Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı'ndaki etkinlik güçlendirilecektir. Türkiye'nin çok taraflı uluslararası kuruluşlarda öncü rol üstlenmesi sağlanacaktır.” Günümüzde hem ABD-NATO ve AB’ci olacaksın, sonra da döneceksin ÇİN-RUSYA-TÜRKİ CUMHURİYETİ ÜLKELERİ ile iyi ilişki kuracaksın öylemi? Dünyada bir tarafta ABD ve NATO var. AB parçalanıyor. Önemli güç değil artık. Diğer tarafta önemli enerji kaynaklarına sahip, sermaye güçleri çok güçlü RUSYA-ÇİN’in öncü olduğu ASYA birliği var. Türk Cumhuriyetleri de bu birliğin içinde. BAŞ EMPERYALİST ABD VE KATİL NATO ile çok daha iyi ilişkiler kurmak isteyen bu partideki kişiler ATATÜRK’ün kurduğu CUMHURİYET HALK PARTİSİ’nde idiler. Bence bunların partiden ayrılmaları, aksine kuruluş ayarlarına dönen CHP’yi güçlendirecektir. CHP yönetimi bunu başarmak zorundadır. Bizlerin görevi de, CHP’nin kurumsal kimliğine sahip çıkarak yönetimi bu konuda uyarmak ve gerekirse sert muhalefet etmek olacaktır. Evet, 24 Temmuz günü SİYASAL İSLAMCI partilerin dahi yapmadığı program yaptı LİBERAL YENİ PARTİ; Önce CUMA NAMAZI sonra da CAMİ ÖNÜNDE BASIN TOPLANTISI yapmanın anlamı nedir? Bal gibi de dini siyaset alet etmektirler. Bu şekilde siyaset yapan siyasal İslamcı partilere, CHP’de önemli görevlerde iken “Dini siyasete alet ediyorsunuz” derlerdi, şimdi YENİ PARTİ’de olanlar. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "CHP Kuruluş Ayarlarına Dönmelidir" Haber

GÜRBÜZ GÜNGÖR yazdı: "CHP Kuruluş Ayarlarına Dönmelidir"

Mazlum milletlerin örnek aldığı tüm dünyanın saygı duyduğu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN kurduğu partinin adıdır CHP. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni kuran partidir. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, “benim iki eserim var. Birisi TÜRKİYE CUMHURİYETİ, diğeri de CHP dir” demiştir. Her ikisi de tam bağımsızlığın adıdır. 1-Cumhuriyetçilik, 2-Milliyetçilik, 3-Halkçılık, 4-Devletçilik, 5-Laiklik, 6-Devrimcilik (İnkılapçılık); O, devleti yöneten kişilerin dikkat etmesi gereken ilkeleri gösterdiği gibi, partiyi yönetenlerin de bu ilkeler ışığında yönetmelerini istemiştir. 2026 senesine gelene kadar 7 kişi CHP Genel Başkanlığı yaptı. 2010 senesinde KEMAL KILIÇDAROĞLU’nun Genel Başkan olması ile partide CHP ilkelerini benimsemeyen, koltuk kapmak için kullanan kişiler partiye davet edilmeye başlanıldı. 2023 senesinde yapılan 38. Kurultay ile ÖZGÜR ÖZEL genel başkan oldu. Değişen hiçbir şey olmadı, adam devşirmelere devam edildi. Geçmişleri sorgulanması gereken kişiler partiye alındı. Özellikle Deva Partisinin omurgasındaki kişiler dahi partiye alındı. Bir de bunlar “Gölge Bakan” yapıldılar. CHP ilkeleri ile ilişkisi olmayan bu kişiler kendisi hiç bir zaman CHP’li olmayan liberal EKREM İMAMOĞLU tarafından partiye alınan, kendisi gibi LİBERAL kişiler idi. Bu insanlar partide etkin görevlere geldiler ve partinin giderek bir “Liberal Parti” olması için, bilerek görev verilen kişilerdi. 20 Mayıs 2026 tarihinde verilen Mutlak Butlan kararı ile ÖZGÜR ÖZEL’in Genel Başkanlığı sona erdi. Mutlak Butlan Kararı ile yeniden Genel Başkan olan Kılıçdaroğlu, benim de geçmiş köşe yazılarımda çok sert eleştirdiğim konuları kabul ettiğini anlatarak özür diledi. Kuruluş ayarlarına dönme sözleri verdi. Şimdi ÖZGÜR ÖZEL yakın zamanda yeni bir parti kuracak. Partisinin ilkelerinde CHP ilkeleri olmayacak. Parti programını en başta “EKREM İMAMOĞLU’na bağlı” gölge bakanların belirleyeceği kesindir. Bu kişiler kimdir tek tek anlatacağım. Ama o parti kurulduktan sonra. KILIÇDAROĞLU sonrası partinin iç, dış ve güvenlik siyasetleri ile ilgili hiçbir siyaset üretmeden EKREM İMAMOĞLU’na özgürlük mitingleri yapan ÖZGÜR ÖZEL’i, bazı medya organları “Ak Parti’nin iktidar olmasını istemeyen ve hayat pahalılığı yüzünden sıkıntı yaşayan” halka “kurtarıcı” gibi sundular. Daha bundan sonra göreceksiniz ÖZGÜR ÖZEL’in gerçek duruşunu. NATO'ya yaranmak için makale yazan, EMPERYALİST ÜLKELER ile sıkı iş birliği içinde olmak isteyen, “NATO ve AB ülkelerinin güvenliğini biz sağlarız” diyen bir yeni parti lideri göreceğiz. Bu partiyi kuranlanlar, il veya ilçelerinde yönetici olanlar, üye olanlar şunu çok iyi bilmeliler ki; Bu ülke MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN savaşarak, kan dökerek yaptığı KURTULUŞ SAVAŞI ilkeleriyle kuruldu. Şimdi tekrar o ilkeleri, EMPERYALİSTlerin kucağına kimse oturtamayacaktır. Bu partiyi kurucu olarak gören insanlarımıza ve gerçekten de kendisini ATATÜRKÇÜ ve CHP ilkelerine bağlı gören insanlarımıza çağrım şudur; CHP'nin yeniden kurucu ayarlarına dönmesi için kurumsal yapısına sahip çıkılmalıdır. Yanlış yapan yönetime gereken tepkileri verilerek gerçek rotasına girmesine çaba sarf ediniz. Sizlere hayal vaat eden, mazlum rolüne giren EKREM İMAMAMOĞLU ve ÖZGÜR ÖZEL gibi siyasilere asla kanmayınız. Gerçek CHP’liler partisinde kalır ve CHP’nin kuruluş ayarlarına dönmesi için mücadele eder. Kemal Kılıçdaroğlu'na ve ona bağlı yönetimlere bunu sıkça hatırlatmak zorunda olduğunu bilenler gerçek CHP’lidir. Parti Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na değil CHP ilkelerine, aynı zamanda ATATÜRK ilkelerine sahip çıkınız. CHP’ye sahip çıkmak demek, “geleceğimize ve tam bağımsızlığımıza sahip çıkmak” demektir. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.