Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erzurum

bursaarena.com.tr - Erzurum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erzurum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erzurum'un Paça Çorbası tescillendi Haber

Erzurum'un Paça Çorbası tescillendi

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, kentin mutfağına damga vuran kültür ögelerini akredite etmeye devam ediyor. Şehrin en önemli markalarından biri olan Erzurum Paça Çorbası, Büyükşehir Belediyesi’nin girişimleriyle Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillendi. ERZURUM (İGFA) - Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, tanıtım toplantısında yaptığı değerlendirmede, “Erzurum’un asırlardır kaynayan kültür kazanına, sofralarımızın bereketine, kadim mutfak mirasımıza ve Anadolu irfanına sahip çıkmanın gururunu yaşıyoruz” dedi. “Erzurum Paça Çorbası, yalnızca bir yemek değildir. O; bu şehrin hafızasıdır. Bu şehrin sabahıdır, emeğidir, misafirperverliğidir. Dadaş diyarının sert ikliminde gönülleri ısıtan bir kültür mirasıdır” diyen Başkan Sekmen, şunları kaydetti: “Çorbamızın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenmesi, köklü kültürün resmî anlamda koruma altına alınması bakımından son derece kıymetlidir. Bizler inanıyoruz ki şehirler sadece beton yapılarla büyümez. Şehirler; kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür. Eğer bir şehrin mutfağı yaşıyorsa, o şehir geçmişiyle bağını koparmamış demektir. Erzurum; yalnızca tarihiyle değil, mutfak kültürüyle de Anadolu’nun en güçlü şehirlerinden biridir. Cağ kebabından kadayıf dolmasına, civil peynirinden ayran aşına kadar her lezzetimiz; bu toprağın karakterini, iklimini ve insanının ruhunu taşımaktadır. Şimdi bu büyük kültür hazinesine Erzurum Paça Çorbası da coğrafi işaret güvencesiyle daha güçlü bir şekilde eklenmiştir.” “TESCİL KONUSU KÜLTÜREL BAĞIMSIZLIK MESELESİDİR” Başkan Mehmet Sekmen, “Şunu özellikle ifade etmek isterim ki; coğrafi işaret meselesi yalnızca ekonomik bir konu değildir. Bu mesele aynı zamanda kültürel bağımsızlık meselesidir. Çünkü kültürüne sahip çıkan milletler ayakta kalır. Geçmişini koruyan şehirler geleceğe daha güçlü yürür” diye konuştu. Sekmen, şöyle devam etti: “Bugün dünya artık şehirlerin yalnızca sanayi gücünü değil, kültürel kimliğini de konuşuyor. Gastronomi turizmi, kültürel miras ve yerel değerler şehirlerin marka değerini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bizler de Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizin sahip olduğu bu büyük mirası korumak, kayıt altına almak ve uluslararası düzeyde tanıtmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Erzurum’un her sokağında tarih vardır. Her taşında medeniyet izi vardır. Her sofrasında ise paylaşmanın ve gönül zenginliğinin bereketi vardır. Dadaş kültürü; yalnızca yiğitlikle değil, aynı zamanda ikramla, cömertlikle ve misafire verilen değerle de anılmıştır. İşte Erzurum mutfağı bu ruhun sofralara yansıyan halidir. Bugün tescillenen Erzurum Paça Çorbası da bu köklü geleneğin önemli bir parçasıdır. Bundan sonra bu lezzet, hem korunacak hem de şehrimizin gastronomi kimliğinin önemli bir değeri olarak tanıtılacaktır. Biz istiyoruz ki Erzurum yalnızca kış turizmiyle değil; kültürüyle, mutfağıyla, tarihiyle, sanatıyla ve medeniyet birikimiyle de dünyada daha güçlü şekilde anılsın. Çünkü Erzurum buna layıktır. Bu şehir sadece geçmişte destan yazan bir şehir değildir; geleceğe yön verecek büyük bir kültür merkezidir. Bugün burada elde edilen bu tescilde büyük emekler vardır. Yıllardır bu lezzeti yaşatan ustalarımızın emeği vardır. Geleneksel tarifleri nesilden nesile aktaran annelerimizin emeği vardır. Erzurum mutfağını yaşatan esnafımızın, işletmelerimizin ve bu kültüre sahip çıkan tüm hemşehrilerimizin alın teri vardır. Bizler biliyoruz ki bir milletin gerçek zenginliği yalnızca maddi imkânları değildir. Asıl zenginlik; sahip olduğu kültürdür, gelenektir, medeniyet birikimidir. Eğer bu değerleri koruyabilirsek geleceğe çok daha güçlü yürürüz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla birlikte artık şehirlerimizin kültürel değerlerini daha güçlü şekilde koruyan, tanıtan ve markalaştıran bir anlayış gelişmektedir. Erzurum da bu büyük yürüyüşün öncü şehirlerinden biri olmaya devam edecektir. Bugün tescillenen bu değer; yalnızca Erzurum’un değil, aynı zamanda Anadolu kültürünün ortak hafızasının da önemli bir parçasıdır. Bundan sonra da şehrimizin tüm kültürel değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.” Konuşmaların ardından tescil belgesi ile günün anısına fotoğraf çekimi yapıldı.

Vatan Aşkı İle Cepheye Koşan Türk Kadını:  Nene Hatun! Haber

Vatan Aşkı İle Cepheye Koşan Türk Kadını: Nene Hatun!

1857 Erzurum'un Çeperli köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Hüseyin, annesinin adı Zeliha'dır. 98 yıl Erzurum'da yaşadıktan sonra yine Erzurum'da, zatürre hastalığından Erzurum Numune Hastanesi’nde 22 Mayıs 1955 günü yenik düşerek dünya hayatına vedâ etti. Cenazesi, resmi törenle Aziziye Şehitliği’ne defnedildi. Ölümünden üç ay önce Türk Kadınlar Birliği tarafından yılın annesi seçilmişti. Tarihimizde 93 Harbi olarak anılan 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sırasında, Erzurum'daki Aziziye Tabyası'nın savunulmasında kahramanca çalıştı. Adını bu şekilde tarihe yazdırdı. Mücâdeleye, küçük yaştaki oğlunu ve kızını evde bırakarak katılmıştı. O sıralarda 20 yaşlarında genç bir gelindi. 7 Kasım 1877 gününün gece yarısında, bölge halkından olan Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteleri Erzurum'un Aziziye Tabyası'na girmeyi başarmışlardı. Tabyayı koruyan Türk askerlerini öldürdüler. Arkadan gelen Rus askerleri, hiçbir mukavemetle karşılaşmaksızın tabyayı ele geçirdiler. Baskından yaralı olarak kurtulmayı başaran bir er, şehir merkezine ulaşıp kara haberi Erzurum'lulara ulaştırdı. Sabah ezanından hemen sonra minârelerden şehir halkına duyuru yapıldı. ""Moskof askeri Aziziye Tabyası'nı ele geçirdi."" Bu haber, Erzurum halkı tarafından, vatan savunması için emir telakki edildi. Silâhı olan silâhını, olmayanlar; balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak Tabya'ya doğru koşmaya başladı. Kadın - erkek tüm Erzurum halkı yollara dökülmüştü. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan bir tâze gelin de vardı. Ağabeyi bir gün önce cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti. Üç aylık bebeğini emzirmiş, ""Seni bana Allah verdi. Ben de O'na emânet ediyorum."" Diyerek vedâlaştıktan sonra birkaç saat önce ölen ağabeyinin kasaturasını alarak sokağa fırlamıştı. Erzurumlular, ölüme gittiklerini bildikleri halde, Aziziye Tabyası'na doğru koşuyordu. Tabyaya yerleşmiş olan Rus askerleri, gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda şehit oldular. Arkadakiler, geri çekilmek yerine daha bir kararlı ve hızlı olarak ileri atıldılar. Demir kapılar kırılıp içeri girildi. Boğaz boğaza bir savaş başladı. Mükemmel silâhlarla donanmış Moskof ordusu, baltalı - tırpanlı, taşlı - sopalı eğitimsiz halk karşısında ancak yarım saat tutunabildi. 2300 Moskof öldürülüp, Tabya geri alındı. Türkler, 1000 kadar şehit vermişlerdi. Hemen yaralıların tedâvisine başlandı. Nene Hâtun da yaralılar arasındaydı. Fakat o yarasına aldırmıyor, evindeki bebeğini unutmuş, diğer yaralıların kanını durdurabilmek, yaralarını sarmak için çırpınıyordu. Nene Hâtun böyle bir ortamda tanındı ve saygı ile sevil di. O'nun, vatan için gece başlayan mücâdelesi, tüm düşman Erzurum'dan kovuluncaya kadar devam etti. Erzurum'un her karış toprağında cephâne taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su dağıtarak, hizmetten hizmete koşarak destanlaştı. Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın zaferinde Nene Hâtun'un ve O'nun vatan aşkını paylaşan sivil insanların da payı vardı. Savaştan sonra da Nene Hâtun, destan kahramanlarına yaraşır bir asâletle yaşadı. Kendisini ziyâret eden NATO'da görevli Amerika'lı subayın bir sorusuna: ""O zaman vazifemi yapmıştım. Bu gün de ilerlemiş yaşıma rağmen aynı hizmeti, daha mükemmeliyle yapacak güç ve heyecana sahibim."" cevabını vermişti. " (Kaynak: Erzurum Portalı)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.