Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dış Politika

bursaarena.com.tr - Dış Politika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Politika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BM haftasında Türkiye-ABD ilişkileri masaya yatırıldı Haber

BM haftasında Türkiye-ABD ilişkileri masaya yatırıldı

New York’ta düzenlenen panelde güvenlik, diplomasi ve stratejik ortaklık başlıkları öne çıktı. Cumhurbaşkanlığı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında New York’ta “100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri” başlıklı bir panel düzenledi. Panele, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey ve ABD’nin eski Bakü Büyükelçisi Matthew Bryza konuşmacı olarak katıldı. Paneli SETA Washington Koordinatörü Kadir Üstün yönetti. KILIÇ: “NATO İLİŞKİMİZİN ÖNEMLİ BİR PARÇASI” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Türk-Amerikan ilişkilerinin güvenlik boyutlu tarihsel derinliğine dikkat çekerek, NATO’nun ilişkilerin önemli bir parçası olduğunu söyledi. Kılıç, 2010’lardan itibaren ilişkilerde yaşanan dönemi “stratejik bir dönüşüm süreci” olarak tanımladı. Türkiye’nin dış politikada tavrını ortaya koymaktan çekinmeyen güçlü bir bölgesel aktör olduğunun altını çizen Kılıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliğine vurgu yaptı. Türkiye’nin Suriye, Irak ve Azerbaycan başta olmak üzere kriz bölgelerinde güvenlik temelli adımlar attığını belirten Kılıç, Rusya-Ukrayna savaşı ve İran-İsrail gerilimi gibi başlıklarda da Ankara’nın barışçıl çözümler için sorumluluk aldığını ifade etti. Kılıç ayrıca, Avrupa’da Türkiye’ye yönelik önyargılı yaklaşımlara değinerek, uluslararası politikada daha fazla çaba ve anlayış gerektiğini söyledi. ERHAN: İLİŞKİLERİN KÖKLERİ OSMANLI DÖNEMİNE UZANIYOR Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan ise Türk-Amerikan ilişkilerini tarihsel perspektifle değerlendirdi. Erhan, ilişkilerin 1830’lara kadar uzandığını, deniz ticareti ve limanların kullanımı gibi unsurların başlangıçta belirleyici olduğunu anlattı. Osmanlı donanmasının inşasında ABD donanmasının rolüne dikkat çeken Erhan, ABD’nin I. Dünya Savaşı’na girmesine rağmen Osmanlı’ya savaş ilan etmemesinin dikkat çekici bir tarihsel detay olduğunu söyledi. JEFFREY: “AYNI DÜNYADA VARLIK GÖSTERİYORUZ” ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Türkiye ile ABD’nin çok sayıda ortak değer ve çıkarı bulunduğunu belirterek, “Aynı dünyada varlık gösteriyoruz” dedi. Jeffrey, iki ülkenin sadece NATO değil, Dünya Bankası ve OECD gibi platformlarda da birlikte hareket ettiğini hatırlattı. Türkiye’nin coğrafi ve stratejik konumunun önemine işaret eden Jeffrey, Ankara ile Washington arasındaki koordinasyonun birçok kriz döneminde belirleyici olduğunu ifade etti. ABD’nin eski Bakü Büyükelçisi Matthew Bryza ise Türkiye’nin ABD açısından “hayal edilebilecek en stratejik konuma sahip ülke” olduğunu söyledi. ABD’de Türkiye’ye ilişkin tarihsel bilginin yetersiz olduğunu savunan Bryza, iki ülkenin zihinsel haritalarını güncellemesi gerektiğini belirtti. Bryza, Türkiye’nin savunma sanayisi nedeniyle yeniden yaptırımlarla karşı karşıya kalmasını “absürt bir durum” olarak nitelendirdi. Ayrıca ABD-İran gerilimine değinerek Washington’un bölgeden tamamen kopamayacağını ifade etti. 100. YILA ÖZEL FOTOĞRAF SERGİSİ Panelin düzenlendiği salonun girişinde, Türkiye-ABD diplomatik ilişkilerinin 100. yılı anısına İletişim Başkanlığı tarafından fotoğraf sergisi açıldı. Sergide iki ülke arasındaki liderler düzeyi temaslardan ve ziyaretlerden yaklaşık 30 özel fotoğraf yer aldı. Katılımcılar, sergiye yoğun ilgi gösterdi. https://youtu.be/5a22DiH5ZO4

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 30 Ağustos mesajı: Türkiye’yi kutlu mücadelesinden hiç kimse vazgeçiremeyecek Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 30 Ağustos mesajı: Türkiye’yi kutlu mücadelesinden hiç kimse vazgeçiremeyecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünde yayımladığı mesajda, Türkiye’nin birlik ve beraberlik içinde hedeflerine ilerlediğini vurguladı. Erdoğan, “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe Türkiye’yi ve Türk milletini kutlu mücadelesinden hiç kimse vazgeçiremeyecektir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Büyük Zafer’in 104’üncü yıl dönümünün gururla idrak edildiğini belirten Erdoğan, başta Türk milleti olmak üzere Kıbrıs Türk halkının ve yurt dışında yaşayan vatandaşların bayramını kutladı. 30 Ağustos Zaferi’nin, Türk milletinin esareti asla kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan ettiğini ifade eden Erdoğan, zaferin Cumhuriyet’in kuruluşuna giden yolu açtığını ve Anadolu’ya yönelik emperyalist kuşatmanın kırılmasına vesile olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 104 yıl önce imkânsızlıklara rağmen gösterilen azim, cesaret ve kararlılığın bugün de Türkiye’nin en güçlü motivasyon kaynaklarından biri olduğunu belirterek, Türkiye’nin enerji, savunma sanayii, bilim, teknoloji ve dış politika başta olmak üzere birçok alanda hedeflerine emin adımlarla ilerlediğini ifade etti. Dünyada savaş, çatışma ve siyasi belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin ilkeli ve insani değerleri merkeze alan politikalarıyla öne çıktığını vurgulayan Erdoğan, “Zulüm kimden gelirse gelsin engel olmaya, mazlum kim olursa olsun sahip çıkmaya çalışan bir Türkiye vardır” dedi. Erdoğan, istikrarsızlıktan beslenenlerin kışkırtma ve provokasyonlarına rağmen Türkiye’nin haktan, hukuktan, adaletten, barıştan ve istikrardan yana durmaya devam edeceğini belirtti. Mesajının sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle yad eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere ise şükranlarını sundu.

Guardian: Trump tek kişilik bir kitle imha silahıdır Haber

Guardian: Trump tek kişilik bir kitle imha silahıdır

Guardian gazetesinin kıdemli dış politika analisti Simon Tisdall, ABD Başkanı Donald Trump'ı hedef alan bir değerlendirme yazısında, Trump'ı küresel krizlerin tırmanmasının başlıca sorumlusu olarak nitelendirdi ve İran'la savaşın Washington için yüksek maliyetli bir çıkmaza dönüştüğünü ifade etti. Tisdall'a göre bu savaş, ABD'nin ilan ettiği hedefleri gerçekleştiremediği gibi, küresel ekonomi, bölgesel güvenlik ve ABD'nin uluslararası konumuna da ciddi zarar verdi. Tisdall, yazısının başında, İran'a yönelik saldırıların yeniden başlamasının ardından Trump'ın çıkış yolu bulunmayan bir savaşın içine sürüklendiğini belirtiyor. Ona göre ABD'nin İran'ın altyapısına yönelik saldırıları, bu ülkenin egemenliğini zayıflatmak bir yana, direncini daha da güçlendirdi. Yazının bir bölümünde, "Trump'ın narsisizmi, İran değil, dünyanın en büyük düşmanıdır" ifadelerine yer veriliyor. Yazar ayrıca Trump'ı "tek kişilik bir kitle imha silahı" olarak tanımlıyor ve bunun gerekçesi olarak, Trump'ın kişisel kararlarının uluslararası krizlerin tırmanmasındaki temel etken olduğunu öne sürüyor. Tisdall daha sonra Trump'ın diğer küresel krizlerdeki tutumunu da eleştiriyor. Yazıda, ABD Başkanı'nın Kongre, Washington'un müttefikleri ya da kamuoyuyla istişare etmeden İran'la savaşa girdiği ve uzun vadeli herhangi bir stratejiye sahip olmadığı belirtiliyor. Tisdall'a göre Trump, İsrail'in iyimser değerlendirmelerine dayanarak İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmadan önce teslim olacağını düşündü, ancak Tahran'ın karşılık vermesi karşısında şaşkına döndü. Guardian, yazının devamında, ABD saldırılarının sürmesinin yalnızca İran'ın nükleer krizini çözememekle kalmadığını, aynı zamanda çatışmaların yayılmasına, petrol fiyatlarının yükselmesine, küresel piyasalardaki endişelerin artmasına ve ABD'nin uluslararası itibarının zedelenmesine yol açtığını savunuyor. Yazara göre, ateşlenen her füze, Washington'un küresel nüfuzundan bir parçayı daha azaltıyor. Tisdall ayrıca, savaşın sürdürülmesine yönelik muhalefetin ABD içinde giderek arttığını ve Kongre'nin Trump'tan ya savaşı durdurmasını ya da askeri operasyonların devamı için resmî yetki almasını istediğini belirtiyor. Ancak yazıya göre Trump bu çağrılara yanıt vermedi. Tisdall değerlendirmesini "Trump bilmecesini çözme sorumluluğu, onu iktidara getiren Amerikan halkına aittir." ifadeleriyle tamamladı. Yazara göre Trump, ABD'yi yeniden "büyük" yapmak bir yana, ülkeyi daha küçük, daha yalnız, daha kutuplaşmış ve uluslararası alanda daha az etkili hâle getirdi.

Dervişoğlu: Devlet egemenliği yeniden temel norm olmalı Haber

Dervişoğlu: Devlet egemenliği yeniden temel norm olmalı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Orta Doğu'nun askeri müdahaleler, işgaller ve vekalet savaşlarıyla anılmaktan çıkması gerektiğini söyledi. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada hem dış politika hem de iç gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata değinen Dervişoğlu, özellikle Hürmüz Boğazı'nda savaş öncesi statüye dönülmesini olumlu karşıladıklarını ifade etti. Bölgede kalıcı barış ve istikrarın önemine dikkat çeken Dervişoğlu, "Devlet egemenliği yeniden temel norm haline gelmeli, bölgemiz askeri müdahalelerle, işgallerle ve vekalet savaşlarıyla anılmaktan çıkmalıdır" dedi. Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin dış politikada soğukkanlı ve temkinli hareket etmesinin önemini ortaya koyduğunu belirten Dervişoğlu, Türk diplomasisinin geleneksel yaklaşımını sürdürmesinden memnuniyet duyduklarını söyledi. Ey Recep Tayyip Erdoğan! Sen bu memlekete muhtaçsın ama bu memleket sana muhtaç değil! pic.twitter.com/qAXuT7WUxd — Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) June 17, 2026 Konuşmasında tarım politikalarına da geniş yer veren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, son yıllarda tarım sektörünün gerilediğini savunarak, üreticilerin artan maliyetler karşısında zor durumda kaldığını ifade etti. Çiftçilerin zararına üretim yapmak zorunda bırakıldığını öne süren Dervişoğlu, bunun Türkiye'nin gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu dile getirdi. Beyaz et sektöründeki bazı şirketlere yönelik kayyum kararlarını da eleştiren Dervişoğlu, hükümetin ekonomik sorunların sorumluluğunu farklı alanlara yönlendirmeye çalıştığını savundu. Terörle mücadele ve çözüm süreci tartışmalarına ilişkin de açıklamalarda bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a yönelik özgürlük taleplerine karşı çıktıklarını belirtti. Böyle bir adımın toplumsal mutabakat olmadan atılamayacağını ifade eden Dervişoğlu, bu yöndeki taleplerin referanduma götürülmesi gerektiğini savundu.

Kırgızistan’dan BM Güvenlik Konseyi için destek çağrısı Haber

Kırgızistan’dan BM Güvenlik Konseyi için destek çağrısı

Serdar AKYOL / KIRGIZİSTAN (İGFA) - Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimleri öncesinde yaptığı kapsamlı açıklamada, uluslararası sistemde artan jeopolitik gerilimlere dikkat çekerek çok taraflı diplomasinin korunması, uluslararası hukukun güçlendirilmesi ve küresel barışın tesis edilmesi çağrısında bulundu. 3 Haziran 2026 tarihinde New York’ta gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimleri öncesinde devlet başkanlarına hitap eden Caparov, dünyada çatışma riskinin giderek arttığını belirterek mevcut uluslararası sistemin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere birçok bölgede devam eden silahlı çatışmaların küresel güvenliği tehdit ettiğini ifade eden Caparov, dünya genelinde askeri çatışmalara harcanan kaynakların 3 trilyon doları aştığını vurguladı. “Bu kaynaklar insanlığın refahı, açlığın sona erdirilmesi ve çevrenin korunması için kullanılabilirdi” diyen Caparov, küresel güvenlik anlayışının yeniden şekillendirilmesi gerektiğini kaydetti. “KÜÇÜK VE DENİZE KIYISI OLMAYAN ÜLKELER YETERİNCE TEMSİL EDİLMİYOR” Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısındaki temsil dengesizliğine dikkat çeken Kırgız lider, özellikle küçük, gelişmekte olan ve denize kıyısı olmayan ülkelerin uluslararası karar alma mekanizmalarında yeterince yer bulamadığını söyledi. Kırgızistan’ın herhangi bir blok siyasetine bağlı olmadığını belirten Caparov, ülkelerinin kutuplaşmadan uzak, bağımsız ve dengeli bir dış politika anlayışıyla hareket ettiğini ifade etti. Caparov, Güvenlik Konseyi’nin temel işlevine dönmesi gerektiğini belirterek, “Konseyin siyasi çıkarların aracı değil, çatışmaları önleyen etkin bir mekanizma olması gerekiyor” dedi. “ORTA ASYA’DA SINIR SORUNLARINI BARIŞÇIL YOLLARLA ÇÖZDÜK” Kırgızistan’ın bölgesel istikrar konusunda önemli deneyimlere sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Caparov, komşu ülkelerle yaşanan sınır sorunlarının müzakere yoluyla çözüldüğünü söyledi. Bu yaklaşımın sadece söylem değil somut bir model olduğunu ifade eden Caparov, en hassas güvenlik meselelerinin dahi diyalog ve karşılıklı çıkar temelinde çözülebileceğini dile getirdi. Kırgızistan’ın demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında reformlarını sürdürdüğünü kaydeden Caparov, 2025 yılında kabul edilen yeni seçim yasasıyla kadınlar, gençler, etnik azınlıklar ve engelli bireyler için kota uygulamaları getirildiğini açıkladı. Ülkede parlamentoda kadın temsil oranının dünya sıralamasında en üst seviyelerde olduğunu belirten Caparov, yürütme ve yargı organlarında da cinsiyet kotası uygulamalarının hayata geçirildiğini söyledi. “NÜKLEER SİLAHSIZLANMAYI DESTEKLİYORUZ” Kırgızistan’ın dış politikasında nükleer silahlardan arınmış bir dünya hedefini benimsediğini vurgulayan Caparov, ülkelerinin 2025 yılında Nükleer Silahların Yasaklanmasına Dair Antlaşma’yı imzaladığını hatırlattı. Orta Asya’da nükleer silahlardan arındırılmış bölgenin oluşturulmasına öncülük ettiklerini ifade eden Caparov, iklim değişikliği ve güvenlik ilişkisinin de küresel gündemde daha fazla yer alması gerektiğini belirtti. AFGANİSTAN MESAJI Afganistan’daki gelişmelere de değinen Kırgız lider, Orta Asya’nın güvenliğinin Afganistan’daki istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Afgan halkına yönelik insani yardımların sürdüğünü belirten Caparov, özellikle kadınlar ve çocukların korunmasının önemine dikkat çekti. Kırgızistan’ın adaylığının tüm Orta Asya ülkeleri tarafından desteklendiğini açıklayan Caparov, ülkelerinin bugüne kadar hiç Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği yapmadığını hatırlattı. Rakip ülkelerden Filipinler’in daha önce dört kez Konsey’de yer aldığını belirten Caparov, Kırgızistan’ın seçilmesinin uluslararası toplum açısından “tarihi bir adaletin tesisi” anlamına geleceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Caparov, seçilmeleri halinde Güvenlik Konseyi’nin etkinliğini ve şeffaflığını artırmak için çalışacaklarını belirterek, uluslararası toplumun ortak sorunlarına çözüm üretme konusunda aktif rol üstleneceklerini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.