Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cumhuriyet

bursaarena.com.tr - Cumhuriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt CHP'den istifa etti Haber

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt CHP'den istifa etti

Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 40 yıllık CHP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. CHP'li belediye meclis üyeleriyle birlikte partiden ayrıldıklarını duyuran Kurt, yeni süreçte Özgür Özel ile kurulacak partide demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesini sürdüreceklerini söyledi. ESKİŞEHİR (İGFA) - Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla 40 yıldır üyesi olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa ettiğini duyurdu. Kurt, açıklamasında yalnız olmadığını belirterek, Odunpazarı Belediyesi CHP'li Meclis Üyeleriyle birlikte partiden ayrıldıklarını ifade etti. Alınan kararın kişisel değil, Türkiye'nin demokrasi mücadelesinde yeni bir dönemin başladığına olan inançlarının sonucu olduğunu vurgulayan Kurt, Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, hukuk devleti ve adalet ilkelerine bağlılıklarını yeni bir siyasi zeminde sürdüreceklerini kaydetti. Yeni süreçte Özgür Özel ile birlikte hareket edeceklerini açıklayan Kazım Kurt, kurulacak yeni partide Türkiye'nin demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesine katkı sunmaya devam edeceklerini belirtti. "Benim için değişen yalnızca siyasi adres olacaktır. Değişmeyen ise halkın yanında durma kararlılığımdır." ifadelerini kullanan Kurt, Odunpazarı'na ve Eskişehir'e hizmet etmeyi aynı inanç ve sorumlulukla sürdüreceğini söyledi. Açıklamasında Özgür Özel'in, "Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp çıktık. Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir, görev bizdedir." sözlerine de yer veren Kurt, CHP'nin kurucu değerlerinin binalarda değil, bu değerlere bağlı insanların mücadelesinde yaşamaya devam edeceğini ifade etti. Kazım Kurt, açıklamasını, "Bugün yeni bir başlangıcın ilk adımını atıyoruz. Yolumuz demokrasi, pusulamız Cumhuriyet, gücümüz halk olacaktır." sözleriyle tamamladı.

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz, ana muhalefet yolumuza devam edeceğiz Haber

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz, ana muhalefet yolumuza devam edeceğiz

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada yeni bir siyasi parti kuracaklarını açıkladı. Özel, milletvekilleriyle birlikte kurulacak yeni partinin TBMM'de ana muhalefet görevini sürdüreceğini belirterek, "Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir" dedi. ANKARA (İGFA) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada hem CHP'de yaşanan yargı sürecini hem de siyasi yol haritalarını değerlendirdi. Konuşmasını "hüzünlü bir veda" olarak nitelendiren Özel, milletvekilleriyle birlikte yeni bir siyasi parti kuracaklarını duyurdu. Konuşmasının başında NATO Ankara Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamaları eleştiren Özel, tutuklu bulunan isimlerle dayanışma içinde olduklarını ifade etti. "BUGÜN BİR VEDA, YARIN YENİ BİR BAŞLANGIÇ" "Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla çıktım." diyen Özel, tarihi bir dönemeçte olduklarını belirterek, asıl tarihi konuşmayı yapılacak ilk genel seçimlerin ardından yapacaklarını söyledi. Yaşanan süreçlerin unutulmayacağını dile getiren Özel, "Tarih herkesi bugün nerede duruyorsa öyle yazacak." ifadelerini kullandı. "PARTİNİN ADI DEĞİŞİR AMA BİRLİK BOZULMAZ" CHP'nin köklü bir gelenekten geldiğini vurgulayan Özel, parti içindeki birlik mesajını şu sözlerle verdi: "Partinin adı, logosu değişir. Gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi, bu birlikteliği bölemezler. Biz bir bütünüz. Bu bütün 103 yıllık bir gelenektir." KILIÇDAROĞLU'NA ELEŞTİRİLER Özel, CHP'de "mutlak butlan" kararı sonrasında yaşanan sürece de değinerek, yeniden genel başkanlık görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu'na kurultay çağrısı yaptıklarını ancak olumlu yanıt alamadıklarını söyledi. Parti üyelerine yeniden sandık kurulmasını önerdiğini belirten Özel, "İki milyon üyemiz karar versin. Yüzde 90'ın altında oy alırsam bunu güvensizlik sayarım ve partinin önünü açarım." dedi. Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde yeni siyasi oluşumu açıklayan Özel, milletvekilleriyle birlikte yeni bir parti kuracaklarını duyurdu. Özel, "Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın Parti Meclisimiz ve MYK'mizle, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni partimizi kuruyoruz. Hiç şüphe olmasın ki yeni partimiz TBMM'nin açık ara ana muhalefet partisi olacaktır." diye konuştu. İstikameti milletle belirledik. Yolumuz açık olsun! Bu yolun sahibi de, gücü de millettir. pic.twitter.com/FxFRe7kICq — Özgür Özel (@eczozgurozel) July 21, 2026 "CHP'NİN MİRASI BİZDEDİR" CHP'nin Atatürk'ün emaneti olduğunu vurgulayan Özel, yargı kararları nedeniyle partinin "işgal altında" olduğunu savunarak, "Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası ve emaneti alıp çıktık. Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir, görev bizdedir." ifadelerini kullandı. Yeni siyasi süreçte kimsenin dışlanmayacağını söyleyen Özel, "Bu iktidar yürüyüşünde ne Ekrem İmamoğlu'nu geride bırakırız ne Mansur Yavaş'ı. Ne Zeydan Karalar Adana'da kalır ne Vahap Seçer Mersin'de. 'Ben onlarla değilim' sözünü kendi ağzından duymadığınız herkes bizimle birliktedir." dedi. Konuşmasının sonunda tüm demokratlara seslenen Özel, Atatürk, Cumhuriyet ve Misakımilli değerleriyle sorunu olmayan herkesi "Türkiye İttifakı" çatısı altında buluşmaya davet ederek, "Yeni yolu açıyoruz. İktidara birlikte yürüyeceğiz." sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Yazar Nihat Genç mezarı başında dualarla anıldı Haber

Yazar Nihat Genç mezarı başında dualarla anıldı

Son nefesinde "Cumhuriyet'i yaşatın" diyerek ardında bir mücadele mirası bırakan Veryansın TV'nin kurucusu, yazar Nihat Genç, ölüm yıl dönümünde mezarı başında düzenlenen törenle anıldı. Yol arkadaşı Serkan Öz, Genç'in mezarı başında "Davan davamızdır!" sözleriyle seslendi. 4 Temmuz 2025’te yaşamını yitiren Veryansın TV’nin kurucusu, yazar Nihat Genç’in aramızdan ayrılışının üzerinden bir yıl geçti. Son nefesinde “Cumhuriyet’i yaşatın” sözleriyle Türk milletine seslenen Nihat Genç, geride yalnızca kitaplarını ve yazılarını değil, Cumhuriyet mücadelesine adanmış bir yaşam bıraktı. 69 yıllık ömrünü halkın vicdanına yaslayan, kalemini hiçbir baskı karşısında eğmeyen Genç, vefatının birinci yıl dönümünde sevenleri tarafından mezarı başında anıldı. Anmaya, eşi Nuriye Genç, oğlu Laçin Genç, yol arkadaşı-Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP) Genel Başkanı Serkan Öz, Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Eray Çelebi, arkadaşı Lütfü Şahsuvaroğlu, eski futbolcu Murat Bölükbaşı ve sevenleri katıldı. ‘CUMHURİYET DENİLEN AŞKI KALBİMİZE NAKŞETTİ’ Serkan Öz, yol arkadaşının mezarında şu sözlerle seslendi: “Abi ne hikayeler yaptık ama şu gençler o hikayenin en değerli taşları abi. Allah senden razı olsun ki bizleri sağa sola savrulmaktan, solun sağın diplerinde boğulmaktan kurtarıp da Cumhuriyet denilen, Mustafa Kemal denilen aşkı böyle kalbimize nakşettin. Bunun Türkiye’deki en temiz teşkilatını buldun. Onun öncülüğünü yaptın. Allah senden razı olsun. Yattığın yerler mekan olsun abi. Sen iyi adamdın, sen namuslu adamdın. Sen hesapsız kitapsız bir insandın. Babamdan öteye koydum seni hayatımda. Abimden, bebemden, karımdan seni öte sevdim. Ama kırdığım, ettiğim günler geldikçe aklıma onlara da deli oluyorum abi. Vallahi insan işte. Oluyor demek ki böyle şeyler de. Ölmenin şimdi en rahat yanı sen de oradasın, yanına geleceğim. Onun rahatlığında öyle bir hazırım ki abi. Ha buradayız, ha oradayız Allah’ın izniyle. ‘AİLEN AİLEMİZDİR, DAVAN DAVAMIZDIR’ Entübeye girmeden önce öyle söyledin ya abi biz inanmış adamlarız, sen aslansın abi yemin ederim ölüme böyle rahat daha memleket diyen daha Cumhuriyet diyen daha Serkan şunları şunları aman partiye yaklaştırma şunları şunları şöyle yap diye öyle başka bir önderlik var mı bilmiyorum sen bunu yaptın abi. Ailen ailemizdir. Davan davamızdır abi. Allah bizi bu yoldan saptırırsa bizim adımız namussuz çıksın. Allah bizi eğer yanıltır, şeytana uydurursa Allah bizi yerle yeksan etsin abi. Sen öyle saf temiz bir yol koydun. Sen bizi gururla kabadayı yaptın bu memlekette Allah razı olsun. Seni seviyoruz abi.” Anmanın ardından V Kafe’de Nihat Genç’in ruhu için mevlit okutuldu. Veryansın tv

Dervişoğlu: "Katil Bir Caniye Af Kapısı Aralayanların Karşısında Sarsılmaz Bir İrade Var" Haber

Dervişoğlu: "Katil Bir Caniye Af Kapısı Aralayanların Karşısında Sarsılmaz Bir İrade Var"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Siyasi ikballeri için devletin temeline dinamit koyanların ve on binlerce canımızın katili olan bir caniye af kapısı aralayanların karşısında sarsılmaz bir irade yer almaktadır. Gazi Meclis’in kutlu çatısı altında ihanetin komisyonculuğunu yürütenler, kapalı kapılar ardında kirli tezgahlar kuranlar, özgürlük maskesi takmış sinsi bölücüler ve teröristle devleti eşitleyip masaya oturtan çürümüş zihniyetler bu asil duruşun hedefidir" ifadelerini kullandı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 10 Haziran’da partisinin TBMM’de düzenlediği grup toplantısında açıkladığı "Bayrak Mitingi"ni bugün Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirdi. Miting öncesinde ve Dervişoğlu’nun konuşması sırasında, "Ne mutlu Türk’üm diyene", "Bayrak inmez, vatan bölünmez" ve "Terörist Apo" sloganları atıldı. Mitinge CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, Yeni Yol grubundan İdris Şahin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ile CHP il teşkilatı üyeleri de katıldı. Mitingde açıklamalarda bulunan Dervişoğlu, Cumhuriyet’in sarsılmaz ruhunun ve millî direnişin Tandoğan Meydanı'nda yeniden cisimleştiğini belirterek, 48 yıl önce başlayan yürüyüşün bugün 85 milyonun iradesiyle devam ettiğini ifade etti. Dervişoğlu, terörü ve teröristleri kollayanlara, "Terörsüz Türkiye" söylemiyle ülkeyi bölmek isteyenlere karşı durduklarını belirterek, vatanın ekmeğini yiyip ihanet edenlerin, siyasi çıkarları uğruna devletin temeline zarar verenlerin ve on binlerce canımızın katili olan bir caniye af kapısı aralayanların karşısında sarsılmaz bir irade bulunduğunu söyledi. Dervişoğlu, şöyle konuştu: "Türk milleti adına açılan bu bayrak, boğazına çökülmek, nefesi kesilmek istenen bir milletin namusu, onuru ve nurudur. Bu duruş, terörü ve teröristi kollayanlara, 'Terörsüz Türkiye' yalanıyla ülkeyi bölmek isteyenlere karşı net bir tavırdır. Vatanın ekmeğini yiyip ona ihanet edenlerin, siyasi ikballeri için devletin temeline dinamit koyanların ve on binlerce canımızın katili olan bir caniye af kapısı aralayanların karşısında sarsılmaz bir irade yer almaktadır. Gazi Meclis’in kutlu çatısı altında ihanetin komisyonculuğunu yürütenler, kapalı kapılar ardında kirli tezgahlar kuranlar, özgürlük maskesi takmış sinsi bölücüler ve teröristle devleti eşitleyip masaya oturtan çürümüş zihniyetler bu asil duruşun hedefidir." "TÜRK MİLLETİNİN SAHİPSİZ OLMADIĞINI İLAN EDİYORUZ" Milli iradenin ve kutsal birliğin neferleri olarak Türk milletinin sahipsiz olmadığını ve kula kulluk edilmeyeceğini tüm dünyaya ilan ettiklerini söyleyen Dervişoğlu, korku duvarlarını yıkmak, prangaları parçalamak ve adalet, hürriyet, eşitlik ile kardeşlik temelinde "kimsesizlerin kimsesi olan o yüce çınarı yeniden yeşertmek" için tüm vatandaşları bu yürüyüşe davet etti. Dervişoğlu, hainlerin bölücülük heveslerini boşa çıkarmak, üniter devleti ayakta tutmak, milletin birliğini ve bayrağın şerefini korumak, hakkını aradığı için susturulan ve baş eğmediği için sindirilmek istenen insanların onurunu geri vermek amacıyla "hep birlikte, inançla ileriye doğru yürüdüklerini" söyledi. Dervişoğlu, konuşmasının sonunda mitinge katılan bir vatandaşın taşıdığı ve Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun resminin yer aldığı portreyi kaldırdı. Dervişoğlu, ardından kürsüden inerek mitinge katılan vatandaşlarla tokalaştı. KanalB

Gazeteci İlhan Selçuk ile karikatürist Turhan Selçuk mezarları başında anıldılar Haber

Gazeteci İlhan Selçuk ile karikatürist Turhan Selçuk mezarları başında anıldılar

Cumhuriyet Gazetesin eski imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ile kardeşi karikatürist Turhan Selçuk, yitirilişlerinin 16’ncı yıldönümünde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki mezarlaerı başında saygıyla anıldılar. Anma törenine, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim, Turhan Selçuk’un kızı Aslı Selçuk, Turhan Selçuk’un eşi Ruhan Selçuk, eski Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, CUMOK Sözcüsü Necdet Özer, Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş, Cumhuriyet gazetesi İdari ve Mali İşler Müdürü Osman Selçuk Özer, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilciliği İdare Müdürü Mahmut Soyuer, gazetemiz yazarlarından Miyase İlknur, Veteriner Hekimler Derneği Genel Sekreteri Mücteba Binici ve Ankara, İstanbul CUMOK üyeleri katıldı. ‘HİÇBİR ZAMAN GERİ ADIM ATMADILAR’ Törende ilk olarak Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim kürsüye çıktı. Kaim, Selçuk kardeşlerin geçmişini anlatarak, “Selçuk kardeşler hep dik durmuş, baskılara karşı hiçbir zaman geri adım atmamışlardır. Her şeye rağmen, karşı devrimcilere olan mücadelelerini sürdürmüşlerdir” dedi. ‘ANADOLU’NUN PARÇASI OLARAK BÜYÜDÜLER’ Kaim’in ardından konuşan Aslı Selçuk, “Aydınlanma bilgelerimiz değerli babam Turhan Selçuk ile değerli amcam İlhan Selçuk’u birlikte anmak için her yıl olduğu gibi bu yıl da onların yanındayız. Bugün aynı zamanda babalar günü. Amca, baba yarısı demektir” dedi. Selçuk, “Selçuk kardeşler, Anadolu’nun bir parçası olarak büyüdüler. Çocukluklarından itibaren Atatürk ve vatan sevgisiyle büyüdüler. İkisi de cumhuriyetin kuruluşunu gördü. Türkiye, sürekli yaşanan savaşların izlerini taşıyordu. Bu izler onları çok etkiledi. Turhan, 3 yaşındayken çizgi çizmeye başladı. İlhan ise, 3 yaşında merdiven basamaklarına oturup nutuk attı. Yazı yazma aşkı, orada doğdu. Evlerine hep Cumhuriyet gazetesi alınırdı” diye konuştu. Selçuk kardeşlerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Aslı Selçuk, “Düşüncelerinden, ilkelerinden, inançlarından hiçbir zaman ödün vermediler. Onlar, aydınlanmanın çınarlarıydı. Mezar başlarındaki çınarlar birleşti, tek bir çınar oldu. Turhan ve İlhan Selçuk, yazılarında, kitaplarında, karikatürlerinde, dördüncü boyutta yaşamayı sürdürüyorlar” dedi. ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞU, ONLARIN DOĞUM GÜNÜ GİBİDİR’ Daha sonra konuşan Ruhan Selçuk ise, “Yaşamdaki duruş ve eserleriyle Mustafa Kemal ve arkadaşlarından miras kalan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, onların doğum günleri gibidir. Özgür düşüncenin getirdiği yaratıcılıkla Turhan fırçasıyla hayatı çizdi, İlhan kalemiyle hayatı yazdı. Gerçekleri dile getirmekten hiçbir zaman kaçınmamış, yürek cesurları olarak yüreklerin hafızasından hiçbir zaman silinmeyeceklerdir. Aramızda değiller, ama hep yanıbaşımızdalar. Uykunuz aydınlık olsun yiğit ve güzel insanlar” ifadelerini kullandı. ‘KALP KRİZİ GEÇİRİRKEN BİLE KONFERANS VERDİ’ Ali Rıza Selmanpakoğlu da, İlhan ve Turhan Selçuk’un eserlerinden çeşitli alıntılar yaparak onların mücadelelerine, ilkelerine ve duruşlarına dikkat çekti. İlhan Selçuk ile bir anısını anlatan Selmanpakoğlu, “Gözümün önüne, İlhan ağabeyin Hacıbektaş’ta verdiği son konferans geldi. Salona giderken, İlhan ağabey sendeledi, koluma girdi. Terlemeye başladı. ‘Ağabey, dilersen seni istirahat ettirelim’ dedim. ‘İnsanlar buraya kadar gelmiş, sonuna kadar dayanırım’ yanıtını verdi. Benim gözlerim doldu. Salona girince, lavaboya girmek istedi. ‘Abi gel yapma, bir şekilde hallederiz’ dedim. Dinlemedi. O anda kalp krizi geçiriyordu. Kriz geçirirken, o büyük konferansı heyecanla verdi” dedi. ‘DOĞRU YÖNÜ GÖSTEREN PUSULA’ Daha sonra kürsüye çıkan CUMOK Sözcüsü Özer, “İki kardeşin ortak özellikleri, demokrasi, laiklik, tam bağımsızlık ve Atatürkçülüğün ödünsüz savunucusu olmalarıydı. yaşamları boyunca düşünceleri, yazıları nedeniyle gözaltına alındılar, işkence gördüler ve yargılandılar” dedi. Özer, “İlhan Selçuk, yazdıklarıyla okuruna doğru yönü gösteren bir pusula gibiydi. Bizler onun yazılarını dört gözle bekler ve okurduk. Yaşarken kişiliğiyle ölmeden önce ölmeyi, fikirleri ve mücadelesiyle öldükten sonra yaşamayı başaran nadir birisidir. Turhan Selçuk da aynı kardeşi gibi çizgileriyle karanlığa ışık oldu” diye konuştu. ‘TARİH, DEVRİMLERİN ÖLMEYECEĞİNİ GÖSTERMİŞTİR’ Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu da, “Yıllardır bütün aydınlarımızın birer birer öldürülmesine tanık olduk. En yakın ustalarımız, cinayetlerle aramızdan alındı. Çeyrek yüzyıldır da gerici yobaz bir iktidar tarafından baskıyla yönetiliyoruz. Değerli dostlar, tarih bize devrimlerin ölmeyeceğini öğretmiştir. Devrimlerin karşısında mutlaka karşı devrimler olacaktır. Bizim devrimimiz de 100 yıllık bir devrimdir. Karşı devrimi yaşıyoruz ama bunu da aşacağız. Halk, 1923 devrimi için gerçekten direniyor. Cumhuriyetimizi yeniden sahipleneceğiz, adını Atatürk’ün verdiği bir kurumun temsilcisi olarak Cumhuriyetten ödün vermemekte kararlıyız” dedi. Kansu, sözlerini “Cumhuriyet gazetesi, bir cumhuriyet kurumudur. Cumhuriyet bağımsızlıktır. Aklen bağımsızlıktır. Cumhuriyet Gazetesi halkçı bir cumhuriyet çizgisindedir. Aydınlık geleceğin kalesidir. Demokrasiye yönelen her türlü girişime karşı toplumsal direnişin adıdır. Sömürüye karşı geleceğin bayraktarıdır. Enseyi karartmayın. Cumhuriyete sahip çıkacağız ve onu geri alacağız” diyerek sonlandırdı. Konuşmaların ardından katılımcılar, Selçuk kardeşlerin gömütlerine çiçek bıraktı.

LÜTFİYE KADER: Siyasette Başkalaşım ve Partilerimiz Haber

LÜTFİYE KADER: Siyasette Başkalaşım ve Partilerimiz

Ben bir eğitimciyim. Çocukluğumdan beri aileden, dededen, babadan gelme Atatürkçü kimliğim bana devrimci, çağdaş, demokrasiye, akıl ve bilime inanan birey olmamı sağladı. Ailemizin, eğitime ve aydınlanmaya verdiği değer sayesinde kız çocuğu olarak yaşama bir sıfır önde başladık. Çok tutucu ve manevi değerlere bağlı ama vatanını, milletini seven Sandıklı gibi bir yerde okumaya değer verilse de oturduğun yerden uzakta bir şehirde kız çocuğu okutmak herkesin harcı değildi. Özgürlük ve bağımsızlık için Kurtuluş Savaşı’mızın düşmana geçit vermediği Çanakkale Gelibolu’da, ailemizden de şehitler veren kuşağın torunuyum. Gelenekçiliği ve ülkücülüğü (milliyetçiliği ) benimseyen Sandıklı toplumunda, Anadolu’da olduğu gibi demokrasi kültürü çok olmasa da insanları birbirine düşman edecek siyaset anlayışları da yoktu. Ta ki 80’li yıllardaki sağ, sol gençlik hareketleri olduğu ve dış kaynaklı virüslerin gençlerimizi birbirine kırdırdığı zamanlar hariç tabi ki... O zamanlar siyasetin gücü değil, insani, ahlaki değerlerin ve ailesel bağların gücü daha büyüktü. Devlet memuruna, devletin büyüklerine, devletin bayrağına, dinine, Kur’an-ı Kerim’e değil saygısızlık ve küfür etmek affedilmezdi… Çok sakıncalıydı… Doğada bazı canlılar özelikle kurbağa, eklem bacaklı ve ipek böcekleri dediğimiz canlılar yumurtadan olgun hale gelinceye kadar bir sürü değişim geçirirler. Bu değişimi geçirmezlerse o canlıyı tekrar yaşam döngüsüne sokamazlar. Değişimler, eğer gelişime hizmet içinse bu yaşamın sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli denge unsurudur. Canlıların büyüme evresinde hücreleri bölünerek çoğalır. Vücut hücreleri dediğimiz sinir, epitel, kan, solunum, sindirim hücreleri kendi içlerinde bölünerek benzer hücreler (mitoz bölünme ile ) meydana getirirler. Ama vücutta canlının cinsiyetini, genetik özellikleri, çeşitliliği ve karakterlerini mayoz bölünme dediğimiz bölünme ile kazanırlar. Bölünme, mayoz bölünmenin bir evresinde genleri taşıyan kromozomların krosingover denilen parça değişimiyle gerçekleşir. Bu canlı çeşitliliği için çok önemlidir. Sadece hücrelerimiz mitoz bölünme geçirseydi fotokopi gibi aynı canlılar oluşurdu. Bu yüzden, hücre bölünmelerinde mayoz bölünme, çeşitliliğe ve genetik karakterlerin değişimiyle birbirine benzemeyen canlıların oluşmasına neden olur. Mayoz bölünme, canlıların çoğalmasında çok önemli ve gereklidir. Cumhuriyetin kuruluşundan (1923’den )Atatürk’ün ölümüne kadar ülkede gerçekleşen tüm devrimler bir değişimdir. Atatürk’ün ölümünden sonra da olumlu, olumsuz ülkede pek çok değişim oldu. Ülkemizde, cumhuriyet döneminden bugüne kadar pek çok parti kuruldu, pek çok parti değişti, pek çok parti kapatıldı. Bu değişimler parti içi ve parti dışı demokrasi anlayışlarını da değiştirdi. Kimisi demokratikleşmeye daha açık oldu, kimisi demokrasiyi hazmedemedi. Kimisinin de parti kuruluş felsefeleri, gizli ajandalarıyla dış odakların çıkarlarına uygun ithal ideolojilerin etkileriyle ortaya çıktı. Kurulan her parti doğa yasalarına göre olağan bir başkalaşım göstermiştir. Değişimin partilerimize olumlu, olumsuz yan etkileri oldu. Ülkenin kuruluş felsefesine göre; üreten, çalışan, okuyan bilimsel aklı rehber edinen çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü tehdit olarak gören dış odaklı güç merkezleri, Kurtuluş Savaşı’mızda yedi düveli yenen Atatürk’ün çağdaş modern Türkiye Cumhuriyeti’ni hazmedemediler. Özellikle ABD tarafından eğitime, ekonomimize, kazanılmış değerlerimize, üretim araçlarımıza ve zenginliklerimize virüsler bulaştırıldı. Virüsün fıtratında, canlının en küçük parçası olan hücrenin içine girip onu kontrol altında tutarak çoğalmak ve sonra tüm canlıyı ele geçirmek vardır. Peki, bu virüsler vücudumuza nasıl girdiler? Virüslerin biyolojideki tanımı hücre içi parazittir. Bu virüsler, hücrelerimize kendilerini kamufle ederek yıllar önce girdiler ve hala daha girmekteler. Devletin kurucu felsefesinin koruyucu ve sahiplenici partisi olan CHP ‘ye en çok da oraya girerek konuşlandılar. CHP’nin bağışıklık sistemi çok sağlam olduğu için 103 yıldır yıkılmadı. Ülkemizin pek çok partisi acaba aynı samimiyet ve duygularla bu koruyucu ve sahiplenici felsefeyi ne kadar savunuyorlar? Bu ülke hepimizin değil midir? Milletin oylarıyla seçilen vekiller mecliste ettikleri yeminlerin gereğini neden yapmazlar? Virüs bulaşınca hastalık kaçınılmaz oluyor. Bulaştırılan hastalıklar kimisi yavaş, yavaş kimisi de çok hızla yayılıp çoğalıyor. Bulaştırılan virüs hastalıklarının endemik olanları olduğu gibi çoğu dış kaynaklı virüs olanları da vardır. Son zamanlarda Türkiye’nin monarşiye dönmesini, ulus devlet olmasını istemeyen hadsiz ABD Ankara Büyükelçisi TOM BARAC, dış kaynaklı bir virüstür. Endemik (bize özgü) virüslerimizi besleyen aslında cehalet ve bilinç eksikliğidir. Endemik virüsler, bu yüzden kullanılmaya başka bir yapıya girip çoğalmaya uygundur. Dış kaynaklı virüsler da her zaman endemik virüsleri kullanırlar. Partilerimize bulaşan virüsleri etkisiz hale getirebilmenin elbette yapılabilecek çareleri ve yaptırımları da vardır. İnsan neden çalar? Neden yalan söyler? Neden kibirlenir? Neden dininden uzaklaşır? Neden stokçuluk yapar? Neden kötü düşünür? Neden duygudaşlık kurmaz? Hepsi virütük hastalıkların sonuçlarıdır. Çünkü sistem dürüstlüğe, üretime, akıl ve bilime dayalı değildir. Çalışma ortamındayken, okulda yaşadığım bir olaydan örnek vermek istiyorum. Eskiden, hasta olunca okul müdürlüğünden hasta kâğıdı almak için izin istenirdi. Hasta kâğıdının hasta olup, olmama durumunun kararı okul müdürünün inisiyatifine bağlıydı. Seni iyi gördüyse vermezdi. Çocuğun hastaysa ve ona bakmak zorunda kalsan bile zorunlu olarak insanı doğru söylememe hakkını kullandırırlardı. Şimdi, çok şükür öyle şeyler yok ama başka konularda başka inisiyatifler her zaman okul müdürleri için olağan bir durum gibi görülür. Bu durum mobing uygulamasına bile dönüşebilir. Mobbing: iş yerinde bir veya birden fazla kişi tarafından bir çalışana yönelik sistematik olarak uygulanan, onu yıldırmayı, dışlamayı veya işten ayrılmaya zorlamayı amaçlayan psikolojik baskı, şiddet ve taciz sürecidir. Nöbetçi iken ani bir durum ortaya çıktı ve evde bakıcı çocukla sorun yaşıyor, idareye gidip izin istersin vermez. Ama başka biri, olayı sisteme göre çözer yani izin almaz, dürüst davranmaz ama izinsiz gider, gelir. Bir arkadaşına söyler o da idare eder. Benim memurum işini bilir anlayışında sistem böyle çalışır. Bu, sorun çözmek adına yapılsa da kimse dürüst davranmaz. Dürüst davrandığında çoğunlukla idareciler tarafından çok hoş görülmez. Çünkü, “sorun çıkarma” anlayışındadır. Devamsızlığı olan bir öğrenciye rapor getir denir. Ama çocuk hasta değildir. Raporu, çocuk hasta olmadığı halde doktor raporu verir. Başarılı okulların reklamı öğrenci talebini artırır. Devlet okulları parasızdır denir ama kayıt için okullara fahiş denilecek rakamlarda kayıt ücreti istenir. Vergi hırsızları, vergi barışlarıyla affedilirse doğru vergi veren ne hisseder! Mutlaka çıkış yolları arayanlar olur. Sistemin, anayasasında belirlenen yasalara uyulmasını birey kendini yönetenlerden de bekler. Yasalara uymayanlar, kendi orman kanunlarını uygularlarsa, sonunda ahlaki değerler aşınır ve güven bozulur. Eskiden, devlet memurluğuna girerken sağlık raporu ve savcılık soruşturmalarıyla devlet memuru alınırdı. Özellikle, yüz kızartıcı suçları olanlar devlet memurluklarına alınmazdı. Şimdi tam tersi. Dürüst olmaları onlar için bir ceza durumuna geldi. Yurt dışı ihracatından yoğun kimyasal ilaç kullanıldığı için geri dönen sebze ve meyvelerin, iç piyasaya sürülmesi, vatandaşa uygulanan en büyük haksızlık ve suç değil midir? Hayat pahalılığından dolayı sağlıklı gıdaya ulaşamamanın yolunu uyanık insanlar ucuz sahte peynir, bal, yağ ve et ürünlerini satarak bulmaları sistemin çarpıklığı ve ahlakın çöküşü değil midir? Hırsızlık, yolsuzluk, ayrımcılık, sahtecilik, haksızlık, ahlak eksikliği, dini kullanarak insanları aldatmak, ahlaki değerlerimizin aşındırılması da virütik hastalıklardandır. Virütik hastalıklar, milletvekili veya meclis üyelikleri için seçilecek aday adaylarından herkesin ödeyebileceği sabit bir parti desteği sağlamaması yanlış ve sıkıntılı hatta partinin kimliğine zarar veren bir yargıyı da geliştirmektedir. Milletvekili veya belediye meclis üyelikleri seçimlerinde listeye girmek için fahiş para ödeyenler, milletvekili veya meclis üyesi seçildikten sonra, sizce kendisi için mi çalışır, yoksa ülkesi için mi? Çünkü harcadığı o parayı geri almak için bir sürü hırsızlık, yolsuzluk, haksız kazanç rüşvet gibi suçların özneleri olurlar. Bu durum, topluma, aileye, millete ülkeye, maddi, manevi kayıp yaratıp kötü örnek oluşturuyor.. Sonunda kısır bir döngü ile bu durum kanıksanmaya başlıyor. Çoğunluklu bir kısım, bu virütik hastalığa bulaşıyor. Bu durumu kim yaratıyor? Tabii ki sistemin açıkları ve zafiyetleri. İşte ahlak böyle çöküyor. Gömlek düğmesinin biri yanlış düğmelenirse gerisi hep yanlış olur. Çözüm: Hukukun üstünlüğüne saygı, liyakat önceliği, dürüst ve namuslu çalışarak hak edilen ücret ve statünün sağlanması, ülke menfaatinin, bireysel menfaatin üstünde tutulması, ortak aklın kullanılması, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması ve ahlaki değerlerimizin din adı altında aşındırılmaması. Eşitlik ve adalet duygularının kuvvetlendirilmesi ve gençliğe güvenilmesi gerekiyor. Tıpkı bilge insan Atatürk’ün güvendiği gibi. 20.05.2026 ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol Haber

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol

Ben hep, Milli Bayramlarımız olmasaydı dini bayramlarımızı kutlamamız mümkün olmazdı diyenlerdenim.. Bakın, Dünyaca ünlü yabancı bir tarihçi ne diyor: Her yılın 19 Mayıs günü, gençlere 1919’u anlatmak gerekir. Çünkü, bu bayramın gençlere armağan edilmesi anlamlı olduğu kadar sahiplenme ruhunun verilmesi bakımından da çok önemlidir. Atatürk, Gençliğe Hitabesinde, gençlere verdiği görevin ve sorumluluğun değerindeki sırrı ifade etmektedir. Bizler de gençlere o yılların tarihi sırrını anlatarak katkıda bulunmuş olalım. Milletin bekası için milli heyecanı canlı tutmak gerekir. Millet olarak, milli bayramımız olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızın 107. yılını kutluyoruz. Asırlık çınarımızın gölgesinde yaşıyoruz. 19 Mayıs 1919, kurtuluşumuzdan haberdar olduğumuz, yeni bir devlet kurmanın ilk adımını attığımız tarihtir. Sevgili gençler, Atatürk’ün sizlere armağan ettiği bu bayramın anlamını ve Atatürk’ü anlamak gerektiği bilmelisiniz. Bir asker olan Atatürk, cepheden cepheye koşarak 11 cephede savaşmıştır. Atatürk, kızgın güneşin kavurduğu Arabistan’da Filistin çöllerinden, Kafkasya’da Sarıkamış soğuğuna, düşman zırhlılarının ateşi altında cehenneme dönen Çanakkale’den, Türkün ölüm kalım savaşı verdiği Sakarya’ya, Dumlupınar’a kadar milleti için ömrünü adamış efsane bir kahramandır... Türk olmakla gurur duyan, Türk milletini öven sözleriyle hayranlığını ifade eden Atatürk’ün asaletini, milletine karşı hissettiği onuru ve gururu bilmek, sevgi ve saygı duymamızın sebeplerinden biri olmalıdır. , Tarihi şahsiyetlere, milli ve manevi değerlere vefasız ve nankör olmamak, haksızlık yapmamak gerekir. Türk milleti olarak muhteşem tarihimiz, olağanüstü olaylarla yazdığımız destanlarla doludur. Bu destanlarımızın kahramanları olan Türk büyükleri, bizlerin, bayramlar yapmamıza vesile olmuşlardır. Bu günler, milli duygularımızı coşkuyla yaşadığımız; tarihi ve kültür değerlerimizi yeni nesillere aktardığımız, manevi ruhu ve milli şuuru yaşamalarını sağladığımız müstesna günlerdir. Hanlık-hakanlık ile Orta Asya’da başlayan Türk tarihi, imparatorluk, beylik olarak Selçuklularla Anadolu’da, Osmanlılarla üç kıtada hüküm sürmüştür. Nizam-ı alem davası ile dünyaya nizam veren; hak, hukuk, adalet dağıtan Osmanlı İmparatorluğunun, 1900’lü yılların başında tarihi varlığını tamamlamış olmasını fırsat bilen düşmanlar, vatan topraklarını işgal ettiler. 1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı’na katılmak zorunda kaldık. Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da yaktığı kurtuluş meşalesi, gençlerin elinde, sarsılmaz iradeleriyle günümüzü aydınlatmaktadır. 1. Dünya Savaşı’ndan 1 yıl sonra, 18 Mart 1915’te Çanakkale Zaferi’nin kazanılması milletimizin kurtuluşuna ümit olmuştur. Çanakkale Zaferi, bizlerin, "her türlü imkansızlıklara rağmen nasıl kazandığımıza" şaşırdığımız, savaştığımız devletlerin "her türlü imkana sahip olmalarına rağmen nasıl kaybettiklerini" hâlâ anlayamadıkları, sırrını çözemedikleri bir mucize destandır... Bandırma Vapuru’nda Osmanlı’nın enkazı yüklüydü. İş çoktu, yük ağırdı, yol uzundu, dalgalar çetindi ama aydınlık ufuklara umut taşıyan gönüller engellere, zorluklara, sıkıntılara aldırış etmiyorlardı. Milletin yüreğinde kurtuluş ümidi taşıyan bu zaferi, 19 Mayıs 1919’da Samsun sahillerinden haykıran Atatürk; Erzurum’da, Amasya’da ve Sivas’ta yapmış olduğu kongrelerle, Anadolu’nun kuru ve kıraç topraklarını canlandırdı. Üzeri kül tutmuş yüreklerdeki milli ruhun ve heyecanın ortaya çıkması için, külü üfleyerek altındaki koru alevlendiren Atatürk ve silah arkadaşları, yurdun kurtarılması adına savaşılması gerektiği gerçeğini ortaya koydular. İmkansızlıklar içerisinde verilen mücadelenin unutulmaması için, o günler, bayram olarak kutlanmaktadır. Dört milli bayramımız çok anlamlıdır. 19 Mayıs 1919, "vatanımızın ve milletimizin kurtuluşu için savaşacağız", 23 Nisan 1920, "meclisimiz vardır, millet olarak yaşıyoruz", 30 Ağustos 1922, "zafer, Türk milletinindir, kurtuluşumuz gerçekleştirilmiştir", 29 Ekim 1923, "krallık, imparatorluk, kominizim, faşizm değil, insan hakları ve demokrasi için cumhuriyet yönetimini kabul ediyoruz” anlamında, tarihi gerçeklerin belgelerini bizlere, bayram olarak armağan etmişlerdir. Kurtuluş Savaşı yıllarında, milletimizi yok etmek düşüncesiyle "tarihimizi" silmek ve vatanımızı işgal ederek "coğrafyamızı" değiştirmek isteyen düşmanların bu niyetlerini, yeni nesillere aktarmak, milli bayramlarla mümkün olmaktadır. Yeni nesil, atalarının kendileri için verdikleri mücadelenin imkan ve şartlarını göz önünde bulundurarak ders alırlar, tarihine ve atasına sahip çıkarlar. Bütün dünya milletlerinin kabul ettiği, yüzyılın en büyük devlet adamı, lideri, önderi, askeri, başbuğu, hatibi ve fikir adamı, Türk’ün atası, büyük Türk başkomutan Atatürk’ü ve bu topraklar uğruna canlarını feda eden şehit atalarını unutmama ve sahiplenme duyguları milli bayramlarla yaşanmaktadır. Milli bayramlarımız bekamızın ve zekamızın ifadesidir. Atatürk’ün zekası bekamız olmuştur. Muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğu, milli bayramlarımızla daha iyi anlaşılmaktadır. Milli bayramlarımız olduğu için dini bayramlarımız vardır. Manevi ruhla ve milli şuurla eğitim vereceğimiz, bu duygularla ve düşüncelerle yetiştireceğimiz nesillerin istiklalimiz ve istikbalimiz olacağı unutulmamalıdır. Sevgili Gençler, "Niçin bayram yapıyoruz?" sorusuna göğsümüzü gere gere cevap vereceğiniz, onur ve gurur duyacağınız günler yaşamanız dileğiyle bayramınız kutlu, gününüz ve gönlünüz mutlu, geleceğiniz umutlu olsun. Başta büyük önder, başkomutan Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını, şehitlerimizi rahmet dualarımla anıyorum, minnet duygularımla yadediyorum, saygılarımı ve sevgilerimi ifade ediyorum. Kökü maziden gelen atinin evlatları olan sevgili gençler, kurtuluşumuzun sırrını bilecekler ve kuruluşumuzun koruyucuları olacaklardır. Tarih ve kültür değerlerini sahipleneceklerdir. Atatürk’ün, "Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler hakikati kolay göremezler" dediği sözü ilhamları, kılavuzları olacaktır. Asil Türk Milleti'nin bayramı kutlu, varlığı payidar olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!… ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Gençlerin bayramı Mersin'de turnuvalarıyla taçlandı Haber

Gençlerin bayramı Mersin'de turnuvalarıyla taçlandı

MERSİN (İGFA) - Gençlerin ve her zaman genç kalacakların bayramı olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında bir dizi etkinlik yapan Mersin Büyükşehir Belediyesi, gençleri spor ve sanatın her branşı ile buluşturmaya devam ediyor. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden gençler ile hafta boyu bir dizi spor etkinliği düzenleyen Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik ve Spor Hizmetleri Şube Müdürlüğü; voleybol, basketbol ve futbol turnuvaları ile gençlerin bayramını taçlandırdı. “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” diyen Atatürk’ün izinde binlerce çocuğu sporlar buluşturan ve Mersin’i bir spor kenti haline getiren Mersin Büyükşehir, birçok spor branşında hafta boyu yaptığı etkinliklerle bayramı dolu dolu geçirdi. Büyükşehir; voleybol, basketbol ve futbol branşlarında yapılan turnuvalar sonunda gençlere unutulmaz bir bayram daha yaşattı. GÖKAYAZ: “MERSİN BÜYÜKŞEHİR OLARAK SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ HER ZAMAN ÖN PLANDA TUTUYORUZ” Mersin Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Şube Müdürü Bünyamin Gökayaz, “19 Mayıs; Ulu Önder Atatürk’ümüzün 107 yıl önce yaktığı bağımsızlık meşalesi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini oluşturan çok güzel bir bayram. Gençlere adadığı Cumhuriyet içinde spor bayramı olarak da kutladığımız çok değerli bir gün. Biz de Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak gençlerimizi unutmadık ve birçok etkinlik düzenledik” dedi. Hafta boyu yaptıkları pek çok faaliyetten bahseden Gökayaz, “Sporun birleştirici gücünü her zaman Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak ön planda tutmaya çalışıyoruz. Birçok farklı etkinlikler düzenliyoruz. Tüm gençlerin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum” sözlerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.