Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Başarısızlık

bursaarena.com.tr - Başarısızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Başarısızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Dünya Kupası'nda neden başarısız oldu? Haber

Türkiye Dünya Kupası'nda neden başarısız oldu?

Yirmi dört yıl aradan sonra Dünya Kupası finallerine katılan Türkiye, turnuvaya büyük beklentilerle gitti. Ancak Ay Yıldızlılar, D Grubu'ndaki ilk maçında Avustralya'ya, ikinci maçında ise Paraguay'a yenildi ve tur atlama şansını kaybetti. Türkiye, formalite niteliği taşıyan son maçta ABD'yi uzatma dakikalarında bulduğu golle mağlup etti ancak bu galibiyet gruptan çıkmasına yetmedi. İlk iki maçta topa daha fazla sahip olan Türkiye toplamda 62 şut istatistiğine rağmen gol bulamadı. Teknik direktör Vincenzo Montella da açıklamalarında istatistiklere atıf yaparak iki maçta da oyunu kontrol ettiklerini ancak "nasip ve kısmet" gibi faktörlerle elendiklerini söyledi. Peki, yakın dönemin en çok umut veren kadrolarından biri olarak görülen Ay Yıldızlılar neden hezimete uğradı? 'B planı yoktu' Hürriyet gazetesi yazarı ve eski hakem Murat Fevzi Tanırlı teknik ekibin rakiplere karşı alternatif üretemediğini savunuyor. Başarısızlıkta en büyük sorumluluğun Montella'ya ait olduğunu söyleyen Tanırlı, İtalyan teknik adamın en büyük hatasının ilk maçta sonuç vermeyen planı ikinci maçta da uygulaması olduğunu söyledi. "Paraguay gibi Dünya Kupası'na gelirken elemelerde 18 maçın 10'unda gol yememiş bir takıma karşı ikinci maçta ilk 11'e müdahale edilmemesi akıl almaz." Türkiye - Paraguay maçında an an neler yaşandı? Kaynak,Richard Heathcote/Getty Images /// Paraguay maçından sonra Türk milli futbolcular büyük bir üzüntü yaşadı Spor spikeri Rezzan Yetiş de Montella'nın "turnuvada bir B planına sahip olmadığını" belirtiyor. Yetiş, "Türkiye, 'Biz Türkiye gibi oynarız, rakibimiz kim olursa olsun' bakışıyla sahaya çıktı. EURO 2024'teki revize edilebilir oyun kimliğini yansıtamadı" diyor. Spor gazetecisi Bağış Erten, Türkiye'nin kendi oyununu rakiplere kabul ettiremediğini düşünüyor. "Türkiye aslında sanıldığı kadar topa sahip olmayı seven bir takım değil. Ancak rakipler Türkiye'yi buna zorladı. Buna karşı geliştirilen alternatif planı da göremedik." BeIn Sports'tan futbol yorumcusu Uğur Meleke ise aslında olacakların işaretlerinin turnuva öncesi hazırlık maçlarında alındığını ama bu fırsatın değerlendirelemediğini söylüyor. "Sanki Venezuela hazırlık maçını hiç analiz etmemiş gibiydik. Çünkü Avustralya maçında birebir aynı senaryoyu tekrar yaşadık." Socrates Dergi'nin YouTube kanalından ve turnuvayı ABD'de takip eden Övünç Özdem ise ilk iki maçta rakipleri şaşırtacak yeni bir plan geliştirilemediğini söylüyor. "İlk iki maçta rakipleri şaşırtabilecek bir plan geliştirememek, bekleneni sahaya yansıtamamak ve yenilikçi bir strateji ortaya koyamamak takımın eksikliği olarak göze çarptı." Türkiye - Avustralya maçında an an neler yaşandı?Can Uzun ve Deniz Gül eleştirisi Turnuva boyunca en çok tartışılan başlıklardan biri de Montella'nın kadro tercihleri ve oyuncu değişiklikleri oldu. Montella, İrfan Can Kahveci, Mert Günok, Kaan Ayhan ve Çağlar Söyüncü gibi sezon boyunca kendi takımlarında çok da fazla süre bulamamış oyuncuları kadroya dahil etti. Berke Özer, Aral Şimşir ve Mustafa Eskihellaç gibi kulüplerinde iyi performans gösterilen futbolcularsa Montella'nın takımında yer almadı. Bu konuda spor basını ve yorumcuları ikiye ayrılmış durumda. Kimileri Montella'nın başından beri milli takımı bir kulüp takımı gibi yönettiğini söylüyor; kimileri ise bu tercihleri sert bir şekilde eleştiriyor. Övünç Özdem kadro planlamasının dengesiz olduğunu savunuyor. "Stoper pozisyonunda oynayabilecek altı oyuncu çağırıp, sadece bir santrafor ile kupaya gitmek çok büyük yanlış oldu." Murat Fevzi Tanırlı, kadronun genel olarak doğru seçildiğini ancak turnuva başladıktan sonra gerekli değişikliklerin yapılmadığını düşünüyor. Tanırlı'ya göre özellikle Can Uzun ve Deniz Gül daha fazla süre almalıydı. Kaynak, Stu Forster/Getty Images Rezzan Yetiş de benzer görüşte. "Can Uzun Avrupa futbolunda kendini kanıtlamış, gol yollarında takımı rahatlatabilecek ve pozisyon bulduğunda bunu gole çevirebilecek bir oyuncu... Bu oyuncuların hak ettikleri süreyi alması gerekiyordu." Buna karşın Bağış Erten, kadro seçiminin başarısızlığın temel nedeni olduğu görüşüne katılmıyor. Uğur Meleke de benzer biçimde, Montella'nın kadro tercihlerini kendi çalışma anlayışının bir parçası olarak değerlendiriyor. '62 şut attık' tartışması: Şans mı, yanlış strateji mi? Montella maç sonu açıklamalarında atılan şut sayısı ve dominant oyundan övgüyle söz etti. Rezzan Yetiş'e göre topa sahip olmak veya çok şut çekmek tek başına iyi futbol anlamına gelmiyor: "Türkiye daha iyi oynayan taraf değildi. Daha çok çabalayan taraftı. Rakip fırsatları daha iyi kolladı, doğru yerde doğru zamanda oyuncularını topla buluşturdu." Ancak Erten'e göre asıl sorun, Türkiye'nin oyunu çevirebileceğine dair güven hissini sahaya yansıtamamasıydı. Arizona kampı ve hazırlık süreci: En büyük hata mı, tartışmanın yalnızca bir parçası mı? Dünya Kupası'nın ardından en çok tartışılan konulardan biri de Türkiye'nin kamp merkezi olarak Arizona'yı seçmesi oldu. Turnuvada Vancouver, San Francisco ve Los Angeles'ta maçlara çıkan A Milli Takım'ın, çöl iklimine sahip Arizona'da kamp yapması; yüksek sıcaklık, uzun uçuşlar ve zaman farkı nedeniyle eleştirildi. A Milli Takım, ilk 2 Haziran'da Miami'ye gitti ve hazırlık maçlarını burada oynadı. 8 Haziran'da ise Arizona'ya ulaştı. Yalnızca altı gün sonra Kanada'da ilk maçına çıktı. Kaleci Uğurcan Çakır ikinci maç öncesinde basın toplantısında, kampta uyku düzenlerinin bozulduğunu, ülkeye gittiklerinde sabah 06.00'da uyandıklarını söyledi. Övünç Özdem'e göre turnuvanın kaderini belirleyen en önemli hata da bu planlamaydı. Kamp içindeki sıkıntıları bizzat yetkili ağızlardan da doğrulattığını ifade eden Özdem şunları söylüyor: "Futbolcular, hava koşulları nedeniyle yeterli verimlilikte antrenman yapamadılar ve fiziksel olarak istenilen seviyeye ulaşamadılar. Antrenman saatleri dışında, aşırı sıcaklar yüzünden klimalı odalardan çıkamadılar. Hatta balkonlarda bile oturmak mümkün olmadı." Kaynak,TFF Fotoğraf altı yazısı,Ay Yıldızlılar oynadığı iki hazırlık maçının ardından 8 Haziran'da Arizona'ya ulaştı. İlk maçını ise yalnızca altı gün sonra Kanada'da oynadı Özdem'e göre yalnızca sıcak hava değil, takımın ABD'ye geç gitmesi ve uzun uçuşlar da hazırlık sürecini olumsuz etkiledi. "Avustralya 5 Mayıs'ta ABD'ye ulaşarak adaptasyon sürecini tamamladı. Buna karşılık bizim takımımız uzun uçak yolculuğunun ve 10 saatlik zaman farkının etkisiyle adaptasyon problemi yaşadı. "ABD'nin Irvine'daki kampında 19 derece, Avustralya'nın Oakland'da 17 derece ve Paraguay'ın San Jose'de 21 derece sıcaklık varken, Arizona'da ortalama sıcaklık 34 dereceydi. Bu fark, performans üzerinde ciddi etkilere neden oldu." Özdem, kamp yerinin değiştirilebileceğinin daha sonra ortaya çıktığını ve bunun önemli bir planlama hatası olduğunu savunuyor. "FIFA ile görüşülüp 1,5 milyon dolar ödeme yapıldığı takdirde kamp yerinin değişebileceği anlaşıldı. Bu, federasyon yönetimi ve profesyonellerin ciddi bir planlama hatasıydı." Kaynak,Harry How/Getty Images /// Uğurcan Çakır, ABD'ye geldikten sonra takımın uyku sorunu yaşadığını itiraf etti Ancak Rezzan Yetiş, Arizona'nın etkisini kabul etmekle birlikte bunun başarısızlığı tek başına açıklamadığını düşünüyor. Yetiş'e göre başka milli takımlar da farklı iklim ve seyahat koşullarıyla mücadele etti. "Dolayısıyla kamp tercihi bir etken ama başarısızlığı tek başına açıklamaz." Erten'e göre asıl sorgulanması gereken konu, organizasyonun nasıl yönetildiği. "Ben daha çok şu soruları soruyorum: Bu kampa yeterince önem verildi mi? Takım yeterince erken gitti mi? Oyuncuların uyum sürecini kolaylaştıracak imkânlar sağlandı mı?" Uğur Meleke ise tartışmayı yalnızca Arizona üzerinden yorumlamıyor. Ona göre asıl problem, Türkiye'nin Dünya Kupası yılına yeterince erken hazırlanmaması. Meleke, Süper Lig'in daha erken tamamlanması gerektiğini savunuyor. TFF eleştirilere ne cevap verdi? Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 30 Haziran'da yaptığı yazılı açıklamada Dünya Kupası'na play-off yoluyla katılan takımların kamp merkezi seçme hakkı bulunmadığını, FIFA'nın Türkiye'ye Arizona'daki kamp tesisini tahsis ettiğini belirtti. Açıklamada, kamp merkezinin değiştirilmesinin teorik olarak mümkün olduğu ancak bunun yeni sözleşmeler ve operasyonel düzenlemeler gerektirdiği, FIFA'nın da bu nedenle değişiklik yapılmasını tavsiye etmediği ifade edildi. TFF, Türkiye'nin 2 Haziran'da ABD'ye gitmesinin spor bilimi doğrultusunda planlandığını, ilk maç öncesinde 11 günlük adaptasyon süresi öngörüldüğünü ve birçok Avrupa ülkesinin de benzer tarihlerde ABD'ye ulaştığını kaydetti. Fiziksel ve mental hazırlık da tartışma konusu oldu Uzmanların önemli bölümüne göre hazırlık süreci yalnızca lojistik açıdan değil, fiziksel ve psikolojik açıdan da eksiklikler içeriyordu. Bağış Erten, turnuvanın en büyük hayal kırıklığının takımın fiziksel görüntüsü olduğunu söylüyor. "Türkiye yavaş, zayıf ve temposuz bir görüntü verdi." Erten'e göre Türkiye psikolojik olarak bu turnuvaya tam hazır gitmedi. Kaynak,Karl Anderson/Icon Sportswire via Getty Image /// Arda Güler, Türkiye'nin turnuvadaki ilk golünü ABD karşısındaki üçüncü maçta kaydetti. Bu gol üçüncü maçta atılan 63'üncü şutla birlikte geldi Rezzan Yetiş de mental hazırlığın önemine dikkat çekiyor. Yetiş, turnuvaya sakatlıktan dönen oyuncuların sayısının fazla olduğunu hatırlatırken, milli takımda spor psikoloğu bulunmamasını da eleştiriyor. "Bu artık kurumsal kimliğin bir parçası olmak zorunda. Futbol kulüplerinde ve milli takımlarda bunun nasıl göz ardı edildiğini anlamıyorum." 'Türk futbolunun yeniden tasarlanması gerekiyor' Peki böylesi bir bozgunun tekrar yaşanmaması için ne yapılmalı? Murat Fevzi Tanırlı, teknik ekibin değişmesi gerektiğini savunuyor. "Başarısızlık kabul edilmeli, gelecek için yapıcı önlemler alınmalı. Bu kadro çok daha iyisini başarabilecek kalitede. Sığ yaklaşımlarla, hamasetle çözülecek bir durum değil... "Doğru ve sağlıklı eleştirilere kulak verilmeli. Ve elbette Montella yerine kaliteli bir teknik direktör getirilmeli." Övünç Özdem'e göre Paraguay maçının ardından Montella görevi bırakmalıydı. Yaşananların "şanssızlık" ya da "kader" kavramlarıyla açıklanamayacağını düşünen Özdem, "Sorunlarla ve hatalarla yüzleşmeliler. Hamasi söylemlerle veya kader kısmetle açıklanmayacak bir turnuva yaşadık" diyor. Montella: İstifa etmeyeceğim, daha da güçlendim Kaynak, Matt McNulty - FIFA/FIFA via Getty Images /// TFF, Arizona kamp merkezinin FIFA tarafından play-off takımlarına tahsis edildiğini ve operasyonel nedenlerle kamp yerinin değiştirilmesinin tavsiye edilmediğini açıkladı Bağış Erten öncelikle organizasyonun sorgulanması gerektiğini belirterek sorumluluğun yalnızca teknik heyette olmadığını söylüyor. "Ben önce federasyondan başlarım. Sonra teknik direktör. Ardından futbolcular." Uğur Meleke tartışmanın yalnızca Dünya Kupası sonuçlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunuyor. Meleke'ye göre Türkiye'nin futbol takviminden federasyon yapısına kadar uzanan daha kapsamlı reformlara ihtiyacı var. Rezzan Yetiş de ilk maçtan sonra kamuoyuyla kurulan ilişkinin doğru yönetilemediğini düşünüyor. "Haklı olduğunuz yerler var, ikinci maçta düzelteceğiz demek bu kadar zor olmamalıydı." Burak Abatay / BBC News Türkçe, Londra

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU: Siyaset İnsan Üzerinden Yapılır! Haber

ÖZCAN PEHLİVANOĞLU: Siyaset İnsan Üzerinden Yapılır!

Son günlerde Türk siyasetinde bence Türkiyeli olan siyasetçiler tarafından halkın kafasını allak bullak eden söylemler ifade ediliyor. Örneğin Ali Babacan'ın CHP için söyledikleri, Meral Akşener'in sözünden çıkmayacağı söylenilen Ersin Beyaz'ın İyi Parti'den istifası, CHP'ye geçen Ümit Dikbayır ile Cemal Enginyurt'un sessizlikleri ve nihayetinde fikriyatı ile hiç uyuşmayacak bir şekilde Devlet Bahçeli'nin terör örgütü ve katil bölücü hain lehine açıklamaları bence olağan olsa da halk nezdinde hayret ve şaşkınlık uyandıracak şeylerdir. Böyle olunca yıllardır "siyaset insan üzerinden yapılır" tezim yine aklıma geldi! Türkiye'de siyaset ve politikacılar hakkında düşünülenler açısından temel yanlışlıklar vardır. Halkın ve de aydınların, bunların varlığından haberi bile yoktur. Hatta politikacılar bile neyin ne olduğunun farkında değil çünkü onların bir çoğu "koltuk" peşine düşmüş insanlar… O zaman politikayı nasıl yapacak ve siyaseti nasıl oluşturacağız? Politikayı yapan insandır. Bu sebeple siyaseti insan faktörü oluşturur. Fikirler ve buna ilişkin eylemler hep insan(lar) tarafından ortaya konulur. İnsan bu konuda iyi(niyetli) değilse nasıl iyi bir siyaset izlesin? Hangi fikri ortaya koysun? Eylemleri ile hedefe ne şekilde ulaşsın? Burada insanın iyiliğinden kastımız; karakterli, kişilikli, şahsiyetli, erdemli, ahlaklı, bilgili, tecrübeli, vatansever, objektif, liyakat ve ehliyetli, milliyetsever hususların topyekûn bünyede barındırılmasını ifade eder. İnsanda bunlar yok ise nasıl politika yapacak? Bana diyorlar ki; eleştirilerini ve görüş açıklamalarını insanlar üzerinden yapma! Nasıl yapacağız o zaman? Yanlış insanla doğru iş olmaz! Fikirler yanlış! Politikalar yanlış! Ortaya konulan siyaset yanlış! Uygulamalar yanlış! Ama bunları yapan insanlar doğru, öyle mi? Türkiye'de siyaset açısından bir yanlışı düzeltelim o zaman; eğer bir iş "doğru insan"lar tarafından yapılmıyorsa netice almak imkânsızdır. Bunun örnekleri günümüzde olduğu gibi istemediğimiz kadar çoktur. O zaman hatayı; fikirden önce bunu ortaya koyan ve uygulamayı gerçekleştirenlerde aramak gerekir. Herkes üzerine düşeni yaptı ise Türkiye niye siyasi bir açmazdadır? Bunun sebebi insan faktöründe yatmaktadır. Yanlış adamlarla doğru işler yapılamaz! Türkiye halen bir orta çağ karanlığındadır. Aşiret anlayışına dayalı feodal yapılar hüküm sürmektedir. Sosyolojik gerçeklerin ve eğitimsizliğin ortaya çıkardığı insan tipi endişe verici boyuttadır. Türkiye; bırakın dış güçleri, iç güçler tarafından bile bir türlü paylaşılamayan ve bu nedenle güç savaşlarının acımasızca yaşandığı bir ülkedir. Hal böyle olunca bu siyasete yansımaktadır. Bir de buna yanlış adamların birlikteliği ya da koalisyonu eklenince iş siyasette ülke için büyük bir başarısızlığa gitmektedir. Belki bu siyaset yapan politikacılarla yada ülkeyi dizayn etmeye çalışan "nizam" ile ilgili bir husus olabilir. Ancak politikacı dediğimiz kişilerdeki yanlışlığı görmeden ve bunları isimlendirmeden doğru analizler yapmak mümkün değildir. Siyasette eleştiriler kişiler üzerinden yapılmalıdır. Başarı ödüllendirilmeli, başarısızlık ise cezalandırılmalıdır. İşin içine vefa, dostluk, arkadaşlık, hemşehrilik, menfaatler ve bilhassa nefis girerse gidilecek bir hedef yok demektir. Israrla kişileri konuşmaktan ve tartışmaktan kaçınanlara bir tavsiyem olur ki; elde ettiğiniz kısmi başarıların geçici olduğunu biliniz… Gerçekle bir an önce yüzleşmezseniz yarınlarda hüsran, kaçınılmaz olacaktır… Kişileri konuşmayalım sistemi ve yapılanları konuşalım diyenler bir an önce anlasın ki; o sistemi ortaya koyan ve eyleme dönüştüren, neticeyi alan ya da alamayan insanlardır. Bunu sorgulamazsanız başarı gelmez. Ancak Türk siyasetinde ilk düğmeleri hep yanlış bağlayıp sonra da mükemmel başarılar beklemek tedavi gerektiren bir hastalık haline dönüşmüştür. Teşhisi doğru yapalım ve ona göre tedavi uygulayalım. Bunu yaparsak ülkeye hizmet etmiş oluruz. Aksi halde tarihin yazdığı "siyaset mezarlığı"nda yerimizi pek iyi bir şekilde almayız. Bu fikirlerimi ifade etmeye başladığımdan bu yana bir çok lider ve onların sözde sadık adamları çoktan siyaset mezarlığına gitti. Diğerleri de gitmek üzere yola çıktı! Dost acı söyler! 18 Mayıs 2026 / İzmir ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.