Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Aytaç Yıldız Bozkurt Yazıları

bursaarena.com.tr - Aytaç Yıldız Bozkurt Yazıları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aytaç Yıldız Bozkurt Yazıları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT yazdı: "Sivas Katmeri.." Haber

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT yazdı: "Sivas Katmeri.."

Yörelerimize mal olmuş onların adıyla anılan ne çok yiyecek ve içeceğimiz var. Kendimizi bu konuda tam olarak tanıtamasak bile zengin mutfağımızın farkına varılıyor yavaş yavaş. Gastronomi alanında uzman olanlar farkı görüyor ve hakkı teslim ediyorlar. Bu sabah bir markette tanıtımı yapılırken rastladım Sivas katmerine. Katmerin Gaziantep’e ait olduğunu bilsem de adı beni çok eskilere götürdü. Sivas benim için Ata’mızın ulusumuzla beraber, vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığımız için kararlar aldığı tarihi kongrenin şehridir. Bu yüzden ayrı bir sempatim vardır. Büyük usta Aşık Veysel bu şehrin simgesidir aynı zamanda. Tarihi medreseler, Unesco miras listesindeki Divriği Ulu Camii, Kangal köpeği. Mekânlar, tatlar, resimler, müzikler bizim anı dağarcığımızın ögeleridir. Genç tezgâhtar katmeri tattırırken tam da oraya dokunduğunun farkında bile değildir. Siz o tat, o kokuyla, o görüntüyle özlediğiniz anılara uzanırsınız. Dostluk defalarca sınanan ve her defasında sınıfı geçmeyi başaran bir kavramdır. Nadirdir bu yüzden ve eşsizdir de. Sırlarınıza ortaklık etmek değildir bilinen anlamıyla. Dostluk, hiç olmadık bir zamanda rastladığınız bir şey burnunuzun direğini sızlatıp onu anımsatıyorsa, sesini duymak bile size nefes aldırıyor ve mutluluk denizine salıp “İyi ki var” dedirttiriyorsa dostluktur. İnsan, güven duygusuyla yaşar ve dost güven demektir. Kelimelere her duyguyu yükleyebiliriz ama gerçekte onlar söz olarak kalır ve eyleme dönüşmediği için bizi hayal kırıklığına uğratır bazen. Aşık Veysel “Benim sadık yarim kara topraktır” diyerek gerçek dostun “Yaradan” olduğunu vurgulamıştır. Söze inanmak noktasında yanılmak hep mümkün ama eylem size daima gerçeği gösterir. İnsan riyadan uzaklaşıp, gerçek kimliğine büründüğünde aynasını bulur. ”Dostluk” kavramından beklediklerimizle ilgilidir bence hakkındaki her tanım. Sivas katmerinden yola çıkarak neden buralara geldim? Dostum Sivaslı olduğu için elbette. Gerçek dostun Tanrı olduğu noktasında hemfikirdik. İnsan ilişkilerinin çıkar söz konusu olunca nasıl rezilleştiği noktasında da. Özele girmeden paylaşmanın erdemine inanmıştık. Mazimizdeki her ayrıntının bizi biz yapan değerler olduğu noktasında da. Utanmadan, gizlemeden, umarsız zamanı paylaştık. Yalnız kalmak arzumuza saygı gösterdik. Özlemeye fırsat verdik. Anadolu’nun gelenekçi ama aydın ailelerinin kızları olarak bize düşeni omuzladık. Öğretmenlik mesleğini şerefle taşıdık, onurla tamamladık. ”İyi” kavramının, ardından iyi konuşulacak eylemler bütünü olduğunu varsayarak, herkese ve her şeye sabrettik. Şimdi Sivas’tasın dostum. “Graham Belle minnetlerimle” Görüşebiliyor, sesimizi duyurabiliyoruz. Ketenin ve katmerin tadı gözlerimi yaşartıyor. Çünkü onlarda muhabbetimiz var. Sivas’ın değerlerini sende yoğunlaştırmak, özdeşleştirmek tüm bunlar nedeniyle özel. Dostumdan yola çıkarak dostluğa dair saptamalarım evrensel tanımı ile çok ters değildir sanırım. Mutlu bir anınızda yediğiniz sıradan bir şeyin tadı hiçbir zaman daha sonraki ile aynı olmuyor. Dostluk da sizde bıraktığı o tat duygusunun ta kendisidir. Küçük şeylerin peşine düşmek yerine, kocaman bir pencereden bakmak ve yollarımızın kesiştiği iyi insanlara sarılmak, zamanın kahredici rezillikleri içinde en hayırlısı bence. Katmer bahane, dostluk şahane diyelim mi? Bu vesile ile tat dolu nice güzel günler dilerim, olabildiğince tabii. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT: Acemi Kasap Ne Satır Bırakır Ne Masat.. Haber

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT: Acemi Kasap Ne Satır Bırakır Ne Masat..

Kurban Bayramını kutladığımız bu günlerde her yıl tekrarlanan aymazlığımıza mı yansam, boş yere akan kanlara mı? ”Hadi git kan ver!” desen umursamayacak kardeşlerimiz kasaplığa özenince manzara ilk çağlara dönüyor kuşkusuz. İslam aleminin en evrensel mesajlarından birisi olan kurban ibadetini vahşete çevirmek de bize mahsus bir başarı(!) olsa gerek. Şaka değil bir günde tam on üç bin beş yüz yaralı var. Resmen “faça”lamışlar kendilerini. Aslında bu terim hafif bile kalır bazı yaralanmaların yanında. Savaştan çıkmış gibi kol, bacak, el, yüz ne ararsan. Yazık be kardeşlerim, doğramak hırsınızın nelere mal olduğuna bir bakın! İnsan bildiği bir şeyin ustası olabilir. Başlangıca çıraklık diyoruz bu yüzden. Aslında toplumumuzdaki hastalıklardan birinin açık yansıması bu; “Ben bilirim, ben yaptım oldu!” Kuralsız, deneyimsiz yola çıkmanın bedeli de en hafifiyle mala ziyan olmalı, cana gelen üzüyor hepimizi. İşin en acı yanı usta dediklerimizin de burunlarından kıl aldırmayıp, her şeye ve herkese ben bilirim edasıyla yaklaşmaları. Deneyimsiz ve “doğramaya” hevesli insanlarımızın oluşturduğu manzaraları böyle hırs, özenme, acelecilik falan diye hafifletelim. Günlerdir ekranları kirleten, neler olduğunu anlamaya çalışırken içimizdeki küfür dağarcığını harekete geçiren koca koca “Kerli ferli” siyasetçilerimize. Yukarıdaki satırların yansıması gibi görünmüyor mu? Kendilerini doğrayanlardan bir farkları var mı Allah aşkına? Şu hayatta “Olmaz!” dediğimiz her şeyi gördük. Daha neler göreceğiz kim bilir, derken Dünya gündeminde hızlıca bir yer işgal ettik kavgalarımızla, kurban trajedimizle. Her rüzgâra dayanmış asırlık bir partinin, parti içi hesaplaşmalarla düştüğü duruma sadece “Yazık!” demek yetmiyor. Ne oluyor, neden böyle diye sorgulamak gerekmez mi? Kurulan bir tuzaksa boşa çıkaracak ataklar yapmak, birbirini dövmenin, sövmenin yerine karşılıklı konuşarak, uzlaşarak yol almak daha akıllıca bana göre. ”Sürüden ayrılanı kurt kapar dostlar” diyecekken “Bay Kurt” akil adam kılığına girerek kongre tarihini bile verdi. Acemi kasap başarısızlığa uğrarken malına da zarar verir. Ne satır kalır ne de kesme tahtası. Bazıları da kurnazlıklarını ehil görünümüyle gizlerler akıllarınca. Ama bilen bilir ki birilerinin kendi içi bu durumdayken başkasına yol göstericiliğe soyunması “Cambaza bakın” demenin ta kendisidir. Bilmem anlatabildim mi? Güzel ülkemin mutsuz, çaresiz, yokluk içinde perişan olan kesimi, masum çocuklarımızın okullarında katledilişi, kadın cinayetleri, yasa dışı para transferleri, uyuşturucu baron iddiaları, yolsuzluk, hırsızlık, hak edilmemiş unvan bağışları ve daha neler neler.. Gündem olmasın diye uzlaşı ile halledilecek bir yanlışın tırmandırılmasının kimseye yararı olmayacağı kesin. İçimden, acaba bunlar danışıklı döğüşle birilerinin suçlarını örtmenin peşindeler mi, diye de geçmiyor değil. Kendi aile içi kavgaların, açıklığa kavuşturulmamış şaibelerin, kırgınlıkların onarımına gitmek yerine, komşunun evine çözüm aramak acemi kasabın yaptığından farklı değil. Bir bakacak ki muhterem, evinin ne bacası kalmış ne kapısı. Aklını ve ömrü yettiğince emeğini, harabeye çevirdiği ata ocağını onarmaya adasa daha iyi olmaz mıydı? Geçmiş siyasetçilerin ruhuna rahmet okutmaya sebep olacak Hacivat- Karagöz karakterlerinin, siyasete ve geleceğimize hükmetmelerinin acısını yürekten duyuyor ve kahrediyorum. “Bugün bayram çocuklar” diye başlayan TRT sabahına daha önce hiç duymadığımız, bilmediğimiz “mutlak butlan” diye bir garabetin haberleri ile uyanıyoruz. Lütfen kardeşlerim, ağabeylerim, amcalarım kendinize gelin! Etrafımızda neler oluyor? Orta Doğu yeniden kuruluyor. Devletimizin yaklaşımı, planı nedir? Bilmiyoruz. Endişelenmemiz gereken o kadar çok şey var ki. Şimdi hasretle anıp, dua ettiğimiz geçmiş siyasilerin yerine size beddua etmeyelim, şurada ne kadar ömrümüz kaldı, değil mi? Gönlümüzce geçecek bayramlar istiyoruz halk olarak. Siz gerçek önderler olursanız biz de bize düşeni yaparız evelallah. Yaralı kardeşlerime şifa diliyor ve bu tür kanlı haberler son olsun inşallah diyorum. ______________ (Fotoğraflar: TRT) ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.