Oğuzhan Koç’un şarkısının sözlerini günümüzün bir gerçeğine uyarladım.
YENİ ADLİ YIL BAŞLIYOR.
Yargı alanında geride bırakılan hayal kırıklıklarına karşın yeni Adli Yıl’a dönük umut ve beklentiler yeniden yeşeriyor.
Örneğin, ‘Açılım süreci’ hangi aşamaya ulaşacak?
Bir yandan, TBMM’de kabul edilen Çerçeve Yasa’nın öngördüğü aşamalar adım adım uygulanmaya devam ederken, diğer yandan, Komisyon Raporu’nun demokratikleşmeye yer veren yedinci bölümüne ilişkin Yasa Teklifi, 1Ekim’de Yeni Yasama Yılı’na başlayacakMeclisin önüne getirilecek mi?
SAVCILARIN TALEPLERİ - HAKİMLERİN KARARLARI
Söz yargıdan açılmışken, geride bırakılan hayal kırıklıklarından birisine özellikle dikkat çekmek istiyorum.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Aziz İhsan Aktaş hakkında savcı, 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik", 1 kez "nitelikli dolandırıcılık", 2 kez "rüşvet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme" suçlarından toplam 86 yıldan 234 yıla kadar hapis cezası verilmesini talep etti.
Mahkeme Heyeti ise, Aziz İhsan Aktaş’a yöneltilen "örgüt kurma" suçlaması bakımından, atılı suçları işlediği sabit olmadığından beraatine karar verdi.
Herkes, hepimiz şoke olduk.
Ardından benim aklıma hemen, gazeteci olarak bizzat izlediğim bir dava geldi.
YÜCE Divan’daki duruşmada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, Bayındırlık ve İskan eski Bakanı Koray Aydın’a, rekor ceza talep etti. Başsavcı Ok, 29 ihaleye fesat karıştırma ve haksız mal edinme suçlarından toplam 87 yıl 4 ay 15 günden, 216 yıl 6 aya kadar hapsini istedi.
Yüce Divan Heyeti’nin kararı ise ‘beraat’ oldu.
Allah Allah bu nasıl oluyor derken, geçmişten de örnekler var mı diye araştırdım.
İşte, Türkiye’de savcıların yüksek ceza talep ettiği fakat mahkeme heyetlerinin beraat veya daha düşük ceza verdiği davalardan örnekler:
2003 – Şike Davası
Savcılar Aziz Yıldırım ve diğer sanıklar için uzun hapis cezaları talep etti.
2016’da Yargıtay delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verdi.
2008 – Ergenekon Davası
Savcılar ağırlaştırılmış müebbet dahil yüksek cezalar istedi.
2019’da Yargıtay örgüt delillerinin yetersizliği nedeniyle çok sayıda sanık için beraat verdi.
2010 – Balyoz Davası
Savcılar 15–20 yıl hapis cezaları talep etti.
2015’te Yargıtay delillerin hukuka aykırı elde edildiğini belirterek tüm sanıkları beraat ettirdi.
2013 – Gezi Parkı Davası
Savcılar ağırlaştırılmış müebbet ve uzun yıllar hapis cezaları istedi.
2020’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi birçok sanık için beraat kararı verdi.
2014–2026 – Cumhurbaşkanına Hakaret Davaları
Savcılar genellikle 1–4 yıl hapis cezası talep etti.
Çeşitli yerel mahkemeler, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirme yaparak çok sayıda sanık için beraat kararı verdi.
Hukukçu değilim, hukukçular bu çelişkileri nasıl değerlendiriyor bilmiyorum, araştıracağım, ancak benim aklıma yatmıyor.
HAKİMİN VİCDANI İLE CÜZDANI
Bu ifade, ilk defa 1998-1999 Adli Yılı açılış konuşmasında dönemin Yargıtay Başkanı Mehmet Uygun tarafından dile getirilmişti.
Merhum Mehmet Uygun, konuşmasında, "Vicdanıyla cüzdanı arasına sıkışan hâkimin kararının tam ve sağlıklı olacağını düşünmek, insan aklına ters düşer" diyerek, ekonomik yetersizliklerin yargı bağımsızlığını ve kararların sağlığını tehlikeye attığını vurgulamıştı.
Anlamı ve Önemine gelince:
Cüzdan: Hâkimlerin maaşlarını, ekonomik refahını ve geçim şartlarını temsil ediyor.
Vicdan: Hâkimin hukuka, adalete ve kendi ahlaki değerlerine bağlı kalarak karar verme zorunluluğunu belirtiyor.
İkilem: Bir hâkim geçim sıkıntısı çektiğinde veya maddi kaygılara düştüğünde, bağımsız ve adil karar vermesinin zorlaşacağı savunuluyor.
Buna parelel olarak, hakim ve savcıların siyasi baskılara karşı, anayasada yer alan güvencelerine dokunulmaması da, yargı bağımsızlığı açısından büyük önem taşıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
REMZİ DİLAN
HAFTALIK - Hoş Geldin Eylül…
Yine yaz bitti,
Biz göremeden güneşi (Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler)
Bulutlara esir olduk (Binalarda kapalı kaldık)
Kararıp (akıp) gitti, yıllarım(ız) bilemeden (insanca yaşayamadan)
Oğuzhan Koç’un şarkısının sözlerini günümüzün bir gerçeğine uyarladım.
YENİ ADLİ YIL BAŞLIYOR.
Yargı alanında geride bırakılan hayal kırıklıklarına karşın yeni Adli Yıl’a dönük umut ve beklentiler yeniden yeşeriyor.
Örneğin, ‘Açılım süreci’ hangi aşamaya ulaşacak?
Bir yandan, TBMM’de kabul edilen Çerçeve Yasa’nın öngördüğü aşamalar adım adım uygulanmaya devam ederken, diğer yandan, Komisyon Raporu’nun demokratikleşmeye yer veren yedinci bölümüne ilişkin Yasa Teklifi, 1Ekim’de Yeni Yasama Yılı’na başlayacak Meclisin önüne getirilecek mi?
SAVCILARIN TALEPLERİ - HAKİMLERİN KARARLARI
Söz yargıdan açılmışken, geride bırakılan hayal kırıklıklarından birisine özellikle dikkat çekmek istiyorum.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Aziz İhsan Aktaş hakkında savcı, 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik", 1 kez "nitelikli dolandırıcılık", 2 kez "rüşvet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme" suçlarından toplam 86 yıldan 234 yıla kadar hapis cezası verilmesini talep etti.
Mahkeme Heyeti ise, Aziz İhsan Aktaş’a yöneltilen "örgüt kurma" suçlaması bakımından, atılı suçları işlediği sabit olmadığından beraatine karar verdi.
Herkes, hepimiz şoke olduk.
Ardından benim aklıma hemen, gazeteci olarak bizzat izlediğim bir dava geldi.
YÜCE Divan’daki duruşmada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, Bayındırlık ve İskan eski Bakanı Koray Aydın’a, rekor ceza talep etti. Başsavcı Ok, 29 ihaleye fesat karıştırma ve haksız mal edinme suçlarından toplam 87 yıl 4 ay 15 günden, 216 yıl 6 aya kadar hapsini istedi.
Yüce Divan Heyeti’nin kararı ise ‘beraat’ oldu.
Allah Allah bu nasıl oluyor derken, geçmişten de örnekler var mı diye araştırdım.
İşte, Türkiye’de savcıların yüksek ceza talep ettiği fakat mahkeme heyetlerinin beraat veya daha düşük ceza verdiği davalardan örnekler:
2003 – Şike Davası
Savcılar Aziz Yıldırım ve diğer sanıklar için uzun hapis cezaları talep etti.
2016’da Yargıtay delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verdi.
2008 – Ergenekon Davası
Savcılar ağırlaştırılmış müebbet dahil yüksek cezalar istedi.
2019’da Yargıtay örgüt delillerinin yetersizliği nedeniyle çok sayıda sanık için beraat verdi.
2010 – Balyoz Davası
Savcılar 15–20 yıl hapis cezaları talep etti.
2015’te Yargıtay delillerin hukuka aykırı elde edildiğini belirterek tüm sanıkları beraat ettirdi.
2013 – Gezi Parkı Davası
Savcılar ağırlaştırılmış müebbet ve uzun yıllar hapis cezaları istedi.
2020’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi birçok sanık için beraat kararı verdi.
2014–2026 – Cumhurbaşkanına Hakaret Davaları
Savcılar genellikle 1–4 yıl hapis cezası talep etti.
Çeşitli yerel mahkemeler, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirme yaparak çok sayıda sanık için beraat kararı verdi.
Hukukçu değilim, hukukçular bu çelişkileri nasıl değerlendiriyor bilmiyorum, araştıracağım, ancak benim aklıma yatmıyor.
HAKİMİN VİCDANI İLE CÜZDANI
Bu ifade, ilk defa 1998-1999 Adli Yılı açılış konuşmasında dönemin Yargıtay Başkanı Mehmet Uygun tarafından dile getirilmişti.
Merhum Mehmet Uygun, konuşmasında, "Vicdanıyla cüzdanı arasına sıkışan hâkimin kararının tam ve sağlıklı olacağını düşünmek, insan aklına ters düşer" diyerek, ekonomik yetersizliklerin yargı bağımsızlığını ve kararların sağlığını tehlikeye attığını vurgulamıştı.
Anlamı ve Önemine gelince:
Cüzdan: Hâkimlerin maaşlarını, ekonomik refahını ve geçim şartlarını temsil ediyor.
Vicdan: Hâkimin hukuka, adalete ve kendi ahlaki değerlerine bağlı kalarak karar verme zorunluluğunu belirtiyor.
İkilem: Bir hâkim geçim sıkıntısı çektiğinde veya maddi kaygılara düştüğünde, bağımsız ve adil karar vermesinin zorlaşacağı savunuluyor.
Buna parelel olarak, hakim ve savcıların siyasi baskılara karşı, anayasada yer alan güvencelerine dokunulmaması da, yargı bağımsızlığı açısından büyük önem taşıyor.
---
İYİ HAFTALAR
remzidilan_48@hotmail.com