Tarih: 8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece, (Sabahında Erzurum Kongresi toplanacak.)
Katılanlar: Mustafa Kemal Paşa, Süreyya Yiğit (Selanik’ten arkadaşı), Mazhar Müfit Kansu (Bitlis eski valisi.)
Durum: Mustafa Kemal Paşa, İstanbul hükümetiyle ipleri koparmış, 9. Ordu Müfettişliği görevinden istifa etmeye hazırlanıyor.
Mustafa Kemal Paşa, Mazhar Müfit Kansu’dan bir defter getirmesini istiyor.
Yaz diyor:
“Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır.”
“Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır.”
“Kadınlar örtünmeyecek, medeni milletler gibi giyineceklerdir.”
“Fes kalkacak, şapka giyilecektir.”
Mazhar Müfit, hatıralarında bu sözleri duyunca şaşkınlığını gizleyemediğini anlatır. Mustafa Kemal ise gizlilik şartını koyar: "Bu yazdıklarını kimseye söylemeyeceksin. Bir ben, bir sen, bir de Süreyya bilecek.”
Bu anı, Cumhuriyet fikrinin ilk kez somut olarak kayda geçtiği tarihi bir dönüm noktasıydı.
Böylece:
Cumhuriyet fikrinin ilk yazılı kaydı: 1919’da Erzurum’da Mustafa Kemal’in zihninde Cumhuriyet hedefi kesinleşmişti.
Devrimlerin işaretleri: Kıyafet ve toplumsal düzenlemeler, ileride yapılacak inkılapların habercisiydi.
Tarihsel tanıklık: Mazhar Müfit’in defteri, Nutuk’taki resmi anlatımı tamamlayan kişisel bir belge niteliğindeydi.
NEDEN 29 EKİM?
Atatürk’ün özellikle 29 Ekim 1923 tarihini seçmiş olmasının altında gurur verici bir hikaye var. Mustafa Kemal, bu pek bilinmeyen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı hikayesini, İzmir Süvari Kolordusu Komutanı ve aynı zamanda kendisinin kadim dostu olan Fahrettin Altay Paşa ile paylaşmış.
29 Ekim 1923 tarihinin hikayesini anlamak için beş yıl öncesine gitmek gerek; hatta tam olarak 30 Ekim 1918 gününe…
O gün, Mondros Ateşkesi’nin imzalandığı gündür. Başka bir deyişle, İngiliz işgalini başlatan ve topraklarımızın parçalanmasına ön ayak olan bir çöküş anlaşmasıdır. Mustafa Kemal o dönemde hissettiklerini anlatırken Fahrettin Altay Paşa’ya, “30 Ekim 1918 Mondros Anlaşması sonrası çektiğimiz sıkıntıları bilirsin, sen de oradaydın.” der ve 29 Ekim’in sırrını şu cümleyle açıklar: “Deyiniz ki, tarihten silinmek istenen bir milletin ahıdır, öcüdür.”
Cumhuriyetin ilanından 2 yıl sonra bu sırra tanık olan Altay Paşa, Mustafa Kemal’e “Ama bundan daha önce hiç söz etmemiştiniz…” diyecek olur. Atatürk’ün buna cevabı en az kendisi kadar asil, onurlu ve karizmatiktir: “Övünmek olur. Övünmek, benimle beraber mefkureye inananların, milletin, ordumuzun hakkıdır.”
Başka bir deyişle 29 Ekim, zamanın Batılı devletlerine vurulan bir tokat niteliğini taşıyan, derin anlam içeren bir tarihtir ve özünde Mustafa Kemal’in Batı’ya “Ben 30 Ekim’i tanımıyorum, sizden bir gün öndeyim. Siz, 29 Ekim’i tanıyacaksınız!” demesidir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
REMZİ DİLAN
HAFTALIK - Cumhuriyet Fikri ve 29 Ekim Vurgusu
Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız,
Kanla, irfanla kurduk biz bu cumhuriyeti,
Cehennemler kudursa, ölmez nigahbanıyız. (Harbiye marşı)
*
Alnımızda bilgilerden bir çelenk,
Nura doğru can atan Türk genciyiz.
Yeryüzünde yoktur, olmaz Türk'e denk;
Korku bilmez soyumuz. (Öğretmen marşı)
*
Hayat denilen kavgaya girdik
Çelik adımlarla yürüyoruz
Biz bu karanlık yolun sonunda
Doğacak güneşi görüyoruz (Avusturya İşçi Marşı)
CUMHURİYET FİKRİNİN TARİHİ
Tarih: 8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece, (Sabahında Erzurum Kongresi toplanacak.)
Katılanlar: Mustafa Kemal Paşa, Süreyya Yiğit (Selanik’ten arkadaşı), Mazhar Müfit Kansu (Bitlis eski valisi.)
Durum: Mustafa Kemal Paşa, İstanbul hükümetiyle ipleri koparmış, 9. Ordu Müfettişliği görevinden istifa etmeye hazırlanıyor.
Mustafa Kemal Paşa, Mazhar Müfit Kansu’dan bir defter getirmesini istiyor.
Yaz diyor:
“Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır.”
“Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır.”
“Kadınlar örtünmeyecek, medeni milletler gibi giyineceklerdir.”
“Fes kalkacak, şapka giyilecektir.”
Mazhar Müfit, hatıralarında bu sözleri duyunca şaşkınlığını gizleyemediğini anlatır. Mustafa Kemal ise gizlilik şartını koyar: "Bu yazdıklarını kimseye söylemeyeceksin. Bir ben, bir sen, bir de Süreyya bilecek.”
Bu anı, Cumhuriyet fikrinin ilk kez somut olarak kayda geçtiği tarihi bir dönüm noktasıydı.
Böylece:
Cumhuriyet fikrinin ilk yazılı kaydı: 1919’da Erzurum’da Mustafa Kemal’in zihninde Cumhuriyet hedefi kesinleşmişti.
Devrimlerin işaretleri: Kıyafet ve toplumsal düzenlemeler, ileride yapılacak inkılapların habercisiydi.
Tarihsel tanıklık: Mazhar Müfit’in defteri, Nutuk’taki resmi anlatımı tamamlayan kişisel bir belge niteliğindeydi.
NEDEN 29 EKİM?
Atatürk’ün özellikle 29 Ekim 1923 tarihini seçmiş olmasının altında gurur verici bir hikaye var. Mustafa Kemal, bu pek bilinmeyen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı hikayesini, İzmir Süvari Kolordusu Komutanı ve aynı zamanda kendisinin kadim dostu olan Fahrettin Altay Paşa ile paylaşmış.
29 Ekim 1923 tarihinin hikayesini anlamak için beş yıl öncesine gitmek gerek; hatta tam olarak 30 Ekim 1918 gününe…
O gün, Mondros Ateşkesi’nin imzalandığı gündür. Başka bir deyişle, İngiliz işgalini başlatan ve topraklarımızın parçalanmasına ön ayak olan bir çöküş anlaşmasıdır. Mustafa Kemal o dönemde hissettiklerini anlatırken Fahrettin Altay Paşa’ya, “30 Ekim 1918 Mondros Anlaşması sonrası çektiğimiz sıkıntıları bilirsin, sen de oradaydın.” der ve 29 Ekim’in sırrını şu cümleyle açıklar: “Deyiniz ki, tarihten silinmek istenen bir milletin ahıdır, öcüdür.”
Cumhuriyetin ilanından 2 yıl sonra bu sırra tanık olan Altay Paşa, Mustafa Kemal’e “Ama bundan daha önce hiç söz etmemiştiniz…” diyecek olur. Atatürk’ün buna cevabı en az kendisi kadar asil, onurlu ve karizmatiktir: “Övünmek olur. Övünmek, benimle beraber mefkureye inananların, milletin, ordumuzun hakkıdır.”
Başka bir deyişle 29 Ekim, zamanın Batılı devletlerine vurulan bir tokat niteliğini taşıyan, derin anlam içeren bir tarihtir ve özünde Mustafa Kemal’in Batı’ya “Ben 30 Ekim’i tanımıyorum, sizden bir gün öndeyim. Siz, 29 Ekim’i tanıyacaksınız!” demesidir.
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
remzidilan_48@hotmail.com