Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Cumhuriyetin Yönetim Anlayışı Tam Olarak Kavranabildi mi?

Yazının Giriş Tarihi: 30.10.2026 00:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.10.2026 00:20

29 Ekim 1923 yılında kurulan Cumhuriyet'in temel işleyişi “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir”. Yüz üç yıl önce sanayi devrimini kaçırmış, okuma yazma düzeyi sınırlı bir köy ve tarım toplumundan egemenliğin yurttaşlar tarafından sağlandığı cumhuriyet fikrini doğurmuştur. Bu cumhuriyet her yönüyle gücünü cumhurdan (halktan) alan bir yurttaşlar cumhuriyetidir. Yurttaşlar devletinin felsefesi laik-sosyal hukuk ilkesine dayanır. Cumhuriyetin temel ilkesi bireyin bilinci, bilgisi ve sağduyusuna dayanır.

Üç kıtaya yayılmış dönemin en güçlü gücü Osmanlı İmparatorluğu, neredeyse burnumuzun dibindeki İtalya, İspanya ve Portekiz’de başlayan Keşifler, Rönesans ve sonrasında Sanayi Devrimi'nin gelişimlerini, nedenlerini ve sonuçlarını göremediği/okuyamadığı için çağın bilimsel ve teknolojik gelişmişliğini kaçırmış oldu. Sanayi Devrimi'nin oluşturduğu yeni çağın koşullarından; yaygın eğitim, bilimsel ve teknolojik gelişmeler, ulus-devlet ve demokratikleşme talepleri Osmanlı'nın son dönemlerinde fark edilmiş, ancak çok geç kalınmış olduğu görülüyor. Dönemin nitelikli eğitim yetersizliğinin ötesinde, temel bilimler ve teknolojik gelişmelerin yarattığı ekonomik ve sosyal baskıların sonuçları, Birinci Dünya Savaşı sürecinde güç kaybederek Türkiye'nin Batı illerinde işgaline yol açtı. Osmanlı Devletinin yetkilileri Birinci Dünya Savaşı öncesindeki gelişmeleri fark etmiş, ancak medrese eğitimini aşamadıkları için Batı'dan yansıyan yenilikler Anadolu coğrafyasına yansıtılamamış, temel kurumsal yapılaşma sağlanamamıştır. Halkın talepleri ancak Meşrutiyet döneminden sonra sınırlı ölçüde karşılanmıştır.

Savaş sonrası Kurtuluş Savaşı'nda öncülük eden Mustafa Kemal ve arkadaşları, tarihsel gelişmenin yasalarına uygun olarak tabandan gelen etkiyle başarılı bir mücadeleyle özgürleşen ülkede Cumhuriyet fikrini topluma TBMM üzerinden benimsettiler. Bütün bu yokluk, yoksulluk ve çaresizlik koşulları altında her cephede kadını-erkeği, çocuğu ile toplumu Kurtuluş Savaşı fikri etrafına toplayarak işgalci batılı devletlere “Geldikleri gibi giderler” diyerek ülkeyi savaş meydanlarındaki başarılarıyla özgürleştirmiştir.

Bütün iç ve dışındaki olanaksızlıklar ve zorluklar içinde Cumhuriyet, yeni başkenti Ankara gibi bir bozkırda kuruluyor. Bu cumhuriyetin diğerlerinden farkı, serbest seçimlerle egemenliği halk adına vekillerine devretmesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çokça etkilendiği aydınlanmacı filozof Jean-Jacques Rousseau’nun “Toplumsal Sözleşme” anlayışı, her bireyin kendi iradesiyle belirli bir süre için (4 yıllığına TBMM’sine milletvekili süresi) kendisi adına yasa çıkarma yetkisini temsilcilerine vermesidir. Kendi iradesini kimseye kesinlikle vermiyor. Yalnızca oy verdiği vekillere yasa çıkarma yetkisi verir. Cumhuriyet anlayışı, vekillerin kendisine hesap vermesi ilkesine dayanıyor. Çok önemli konularda çözüm ve uzlaşı sağlanmadığı zaman, cumhuriyet anlayışı halkın hakemliğine başvurmayı öneriyor.

Cumhuriyet Kazanımı, Yapılabilirliği Topluma Göstererek Özgüven Kazandırdı.

Savaştan sonra kendisine önerilen padişah olma fikri yerine, egemenliğin halka ait olduğunu ve onların temsilcilerinin birleştiği TBMM’de her kararı halkın iradesiyle Cumhuriyeti kurarak gerçekleştirmiştir. Mirası olarak da ‘ Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır!’ diyerek “Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar” diyerek akıl ve bilimin işlevini gören biz eğitimli insanlara miras bırakarak Cumhuriyeti kurmuştur. İnsan sayılıp sayılmayacağı bilinmeyen sofradaki yeri her zaman erketen sonra gelen, seçme ve seçilme hakkı olmayan kadını, Cumhuriyet fikriyle insan olarak eşit birey konumuna kazandırmıştır. Ömrünü, emeğini, aklını, sevgisini milletine verdiği gibi, tüm malını mülkünü de milletine; tarımını en iyi tekniklerle öğrenmesi için Devlet Üretme Çiftliklerini, tarih, coğrafya ve dil bilgisini geliştirmesi için Türk Dil ve Tarih Kurumlarını kurarak bağışlamıştır. Her yönüyle yaşamda kültür devrimleri yaparak yeme, içme, sanat ve estetiğin bütün gelişmelerini yaşayarak topluma örnek olmuştur.

1923-1938 yılları arasında, eğitim, bilim, teknoloji, tarım, sağlık ve kalkınma alanlarında hiçbir ülkede gerçekleşmeyen %100'ün üzerindeki oranlarda gelişmenin mümkün olduğunu toplumuna gösterdi.

Cumhuriyet Fikri Ancak Bilgi ve Bilinçler Kazanılır

Cumhuriyet gibi gücünü halktan alan ve halka hesap vermesi gereken cumhuriyetin 103. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun! Kuruluş yıl dönümü kutlu olsun! Ancak kuruluşunun üzerinden 103 yıl geçmesine rağmen hâlâ Cumhuriyet fikrinin felsefesinin ve işleyişinin tam olarak anlaşılmadığı görülüyor. Kurtuluş Savaşı öncesinden, sonrasından ve bugüne kadar egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunu kabul etmeyenler vardı/vardır. Cumhuriyet anlayışının insanın insan olarak özgür yurttaş olma imkânı sağladığını kavramamışların bulunmaması üzücü. Çoğumuz Cumhuriyet'in bizlere sunduğu nimetler sayesinde birçok makam ve mevkilere gelebildik. Eğitim yoluyla kazandığımız başarıların kıymetini ve önemini bilmek önemlidir.

Halka, yani cumhurun kendi öz idaresinin tam olarak bütün kurum ve kuruluşları ile gerçekleştiği Cumhuriyet için hepimizin çalışması ve çabalaması gerekiyor. Adil seçimler ile her oyun parlamentoya yansıdığı, ülkede hukukun bağımsız olarak hüküm sürdüğü, liyakate dayalı bir yönetim anlayışının sağlandığı, herkesin işinin sahibi olduğu, düşüncesini rahatlıkla ifade edebildiği bir Cumhuriyet anlayışının sağlanması için çalışmalıyız. Bilgi çağının gereği olarak eğitimde fırsat eşitliğine dayalı bilimsel bir eğitimin verilmesi biz eğitimcilerin omuzlarında bir yüktür.

Çağdaş, laik ve sosyal bir Cumhuriyet’in en kısa zamanda gerçekleşmesiyle demokratik yönetim sistemini bizlere kazandıran ve daha fazla geliştirilmesi için, en büyük eserim dediği Cumhuriyet’in korunmasını, 23 Nisan’da “Egemenlik milletindir” dediği kurumu olan TBMM’nin açılışında çocuklara; 19 Mayıs’ta gençliğe hitabesinde gençlere emanet etmiştir. 46 ülkede bulunmuş bir yurttaş olarak çevre ülkelerden önde olmamızın bilinciyle bize emaneti tam anlamıyla demokratik, laik, eşitlikçi bir cumhuriyet kurmak ve faziletlerini anlamak ve yaşatmak için çok çalışmak ve başarmak zorundayız. Yoksa ülkemiz muasır medeniyetler düzeyine geç erişecektir.

29 Ekim 2026, Adana

iortas@cu.edu.tr

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.