Allah’ın gerçekliğini idrakimize açıp bizi arif kılarak, Allah’a muhatap yapan, Allah’a ulaştıran, Allah’ın istediği kulluk hâlinde tutan o nurdur Ledün ilmi! Ne yaptı? İşiteni, Allah’ın Kendisini zikrettiği yerde Allah’ı zikreder hale getirdi, Allah’ın Kendisine şahit olduğu yerde Allah’a şahit kıldı, Allah’ın Kendisini bildiği ve sevdiği yerde Allah’ı bilir ve sever hale getirdi. Buna “Kulluk” deniliyor! Şimdi biz gayba attığımız, yedi kat gökyüzünde zikrettiğimiz o Allah’ı, tevhit ilişkisiyle, Ledün ilmi tahsil etmeye başladığımız andan itibaren nerede zikretmeye başladık? Allah’ın Kendisini zikrettiği yerde, kendimizde ve her yüzde.
Bir gün baba erenler camiye girmiş. Hoca da hutbe veriyormuş cemaatine. “Ey cemaat! Bilir misiniz Allah nerededir? Allah ne yerdedir ne gökte ne öndedir ne arkada ne sağdadır ne solda” deyince, baba erenler, “Hoca, şuna kısaca yok desene” demiş. Nerede bu Allah? Sende ve her yüzde. Sadece, yedi kat gökyüzünde zannettiğimiz ve öyle zannettiğimiz için yedi kat gökyüzünde zikrettiğimiz Allah’ı, kendimizde ve her yüzde zikretmeye başladık. Ama bu zikrediş, ikilik anlayışının doğurmuş olduğu, kendimizi ayrı ikincil bir varlık olarak görmeye devam ederken, ikincilliğimizin üstüne giydirilmiş bir Allah zikri değil. Tâbiliğimizin bilinciyle bütünsel olarak yapılan zikir.
Tevhit ilişkisiyle, Ledün ilmi tahsil etmeye başlamış olan insanın, Allah’ı kendisinde zikredişi, ikilik anlayışından kaynaklı, kendisine gayrılık anlamında müstakillik verirken, ikincillik haline giydirilmiş bir Allah zikri değildir. Yani, kendini zahirde, mutlakta, ayrılık anlayışıyla görürken, nazarında surete ayrılık anlamında varlık verirken, zikretmek değildir. Kendine bakınca ayrılık anlamı içeren kendini görüyorsun ama gördüğün kendinde Allah’ı zikrediyorsun, bu ikilik değil mi? Hem gayrı sen varsın hem Allah var, bu da şirk! Bu şirkten arınmak için Ledün ilmi tahsil edilir. Küfrüne küfür, şirkine şirk eklemek için değil! Kendinde Allah’ı zikretmek, gayrılık içeren değil tâbilik içeren varlık olarak gerçekleşen bir zikir olduğunda tevhit olur! Kendine ayrı bir ikincil varlık vermeden yani Allah’lığı giyinmeden! Birliktelik halinde, tâbilik üzerine zikredeceğiz, şirksiz olacağız. Kendi gayrı müstakil varlık anlayışımızdan arınma sonucu gerçekleşen bir zikrediştir, tevhidi zikrediş!
Şimdi biz, yedi kat gökyüzünde zikrettiğimiz Allah’ı, kendimizde zikretmeye başladık. Yedi kat gökyüzünde zikrettiğimiz Allah’ı fiillerimizde, sıfatlarımızda, vücudumuzda zikretmeye başladık. Kendimiz dediğimiz filimizde, sıfatımızda ve vücudumuzda Allah’ı zikretmeye başlayış, bizim ayrılık anlamında kendiliğimizi hükümsüz bıraktı, birliktelik gerçeğini açığa çıkarttı! Fiilde kendimi zikretmekten Allah’ı zikretmeye geçtiğimde, o fiilde kendimi değil Allah’ı bulurum. Sıfatlarda ve vücutta kendimi zikretmekten geçip Allah’ı zikretmeye başladığımda o sıfatlarda ve vücutta kendimi değil Allah’ı bulurum. Allah’ta da kendimi! Yani varlıkta kendimi değil varlıkta Allah’ı zikretmeye başlayarak Allah’a buldum! Allah’ı kendimde buldum. Zahirlik, mülk kimindi? Zahirlik Allah’ındı, hiçbir zaman bizim değildi, biz Allah’ın zahirliğini şirk anlayışımızdan dolayı sahiplenerek “Ben” diyorduk. Bizim “Ben” dediğimize, asıl Allah “Ben” diyordu. Biz Allah’ın “Ben” deyişini alıp kendi benliğimizde, ayrılık çıkartarak zikrediyorduk. Allah, Kendisini bizde zikrediyordu, biz Allah’ın Kendisini zikrettiği yerde kendimizi zikrediyorduk. İşte, cehalet karanlığı budur! İlahlık iddiası dediğimiz şey budur! Şimdi Allah’ı zikretmeye başladık, kendimizde. Fiilimizde şan alan, sıfatımızda şan alan ve vücudumuzda şan alan olarak! Allah’ı kendimizde bulduk şan alışıyla! Şimdi, bizim Miracımız kendimizi terk edip yedi kat gökyüzüne yücelerek Allah’a ulaşmak mı yoksa zannımızı terk ederek, Allah’ın zahirliği olan âlemde ve kendimizde Allah’a ulaşmak mı?
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile olmak? -9-"
Allah’ın gerçekliğini idrakimize açıp bizi arif kılarak, Allah’a muhatap yapan, Allah’a ulaştıran, Allah’ın istediği kulluk hâlinde tutan o nurdur Ledün ilmi! Ne yaptı? İşiteni, Allah’ın Kendisini zikrettiği yerde Allah’ı zikreder hale getirdi, Allah’ın Kendisine şahit olduğu yerde Allah’a şahit kıldı, Allah’ın Kendisini bildiği ve sevdiği yerde Allah’ı bilir ve sever hale getirdi. Buna “Kulluk” deniliyor! Şimdi biz gayba attığımız, yedi kat gökyüzünde zikrettiğimiz o Allah’ı, tevhit ilişkisiyle, Ledün ilmi tahsil etmeye başladığımız andan itibaren nerede zikretmeye başladık? Allah’ın Kendisini zikrettiği yerde, kendimizde ve her yüzde.
Bir gün baba erenler camiye girmiş. Hoca da hutbe veriyormuş cemaatine. “Ey cemaat! Bilir misiniz Allah nerededir? Allah ne yerdedir ne gökte ne öndedir ne arkada ne sağdadır ne solda” deyince, baba erenler, “Hoca, şuna kısaca yok desene” demiş. Nerede bu Allah? Sende ve her yüzde. Sadece, yedi kat gökyüzünde zannettiğimiz ve öyle zannettiğimiz için yedi kat gökyüzünde zikrettiğimiz Allah’ı, kendimizde ve her yüzde zikretmeye başladık. Ama bu zikrediş, ikilik anlayışının doğurmuş olduğu, kendimizi ayrı ikincil bir varlık olarak görmeye devam ederken, ikincilliğimizin üstüne giydirilmiş bir Allah zikri değil. Tâbiliğimizin bilinciyle bütünsel olarak yapılan zikir.
Tevhit ilişkisiyle, Ledün ilmi tahsil etmeye başlamış olan insanın, Allah’ı kendisinde zikredişi, ikilik anlayışından kaynaklı, kendisine gayrılık anlamında müstakillik verirken, ikincillik haline giydirilmiş bir Allah zikri değildir. Yani, kendini zahirde, mutlakta, ayrılık anlayışıyla görürken, nazarında surete ayrılık anlamında varlık verirken, zikretmek değildir. Kendine bakınca ayrılık anlamı içeren kendini görüyorsun ama gördüğün kendinde Allah’ı zikrediyorsun, bu ikilik değil mi? Hem gayrı sen varsın hem Allah var, bu da şirk! Bu şirkten arınmak için Ledün ilmi tahsil edilir. Küfrüne küfür, şirkine şirk eklemek için değil! Kendinde Allah’ı zikretmek, gayrılık içeren değil tâbilik içeren varlık olarak gerçekleşen bir zikir olduğunda tevhit olur! Kendine ayrı bir ikincil varlık vermeden yani Allah’lığı giyinmeden! Birliktelik halinde, tâbilik üzerine zikredeceğiz, şirksiz olacağız. Kendi gayrı müstakil varlık anlayışımızdan arınma sonucu gerçekleşen bir zikrediştir, tevhidi zikrediş!
Şimdi biz, yedi kat gökyüzünde zikrettiğimiz Allah’ı, kendimizde zikretmeye başladık. Yedi kat gökyüzünde zikrettiğimiz Allah’ı fiillerimizde, sıfatlarımızda, vücudumuzda zikretmeye başladık. Kendimiz dediğimiz filimizde, sıfatımızda ve vücudumuzda Allah’ı zikretmeye başlayış, bizim ayrılık anlamında kendiliğimizi hükümsüz bıraktı, birliktelik gerçeğini açığa çıkarttı! Fiilde kendimi zikretmekten Allah’ı zikretmeye geçtiğimde, o fiilde kendimi değil Allah’ı bulurum. Sıfatlarda ve vücutta kendimi zikretmekten geçip Allah’ı zikretmeye başladığımda o sıfatlarda ve vücutta kendimi değil Allah’ı bulurum. Allah’ta da kendimi! Yani varlıkta kendimi değil varlıkta Allah’ı zikretmeye başlayarak Allah’a buldum! Allah’ı kendimde buldum. Zahirlik, mülk kimindi? Zahirlik Allah’ındı, hiçbir zaman bizim değildi, biz Allah’ın zahirliğini şirk anlayışımızdan dolayı sahiplenerek “Ben” diyorduk. Bizim “Ben” dediğimize, asıl Allah “Ben” diyordu. Biz Allah’ın “Ben” deyişini alıp kendi benliğimizde, ayrılık çıkartarak zikrediyorduk. Allah, Kendisini bizde zikrediyordu, biz Allah’ın Kendisini zikrettiği yerde kendimizi zikrediyorduk. İşte, cehalet karanlığı budur! İlahlık iddiası dediğimiz şey budur! Şimdi Allah’ı zikretmeye başladık, kendimizde. Fiilimizde şan alan, sıfatımızda şan alan ve vücudumuzda şan alan olarak! Allah’ı kendimizde bulduk şan alışıyla! Şimdi, bizim Miracımız kendimizi terk edip yedi kat gökyüzüne yücelerek Allah’a ulaşmak mı yoksa zannımızı terk ederek, Allah’ın zahirliği olan âlemde ve kendimizde Allah’a ulaşmak mı?
Kaynak: BURSA ARENA
En Çok Okunan Haberler