Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Sıradanlık ve Sıra Dışılık

Yazının Giriş Tarihi: 31.10.2026 16:17
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.10.2026 16:18

Sıradan olma işini şöyle tanımlıyoruz. Çeşitlilik göstermeyen, alışılagelmiş düzen içinde yapılan ve yapılması alışkanlık haline gelmiş şeyler. Sıra dışı ise, genellikle yaratıcı, ilginç, şaşırtıcı veya olağanüstü olaylar, kişiler ya da yetenekler için kullanılır.

Günümüz insanı her gün dijital çağın gereği olan yeni araçlar, yeni değerler, yeni alışkanlıklarla tanışıyor. Yenilik olarak gelen şeyleri kullanma becerileri için de gayret etmek zorunda kalıyor. Örneğin, akıllı telefonlar, bilgisayarlar, dijital göstergeli araçlar, yapay zekâ ile dijital dünyada yeni soygun yöntemleri, bankacılık, sağlık ve bitcoin denilen sanal para ve bahis oyunlarıyla her gün çok sayıda genç insanlarımız bunlarla haşır haşır neşir oluyorlar. Sıradan olmayan yenilikler ve alışkanlıklar ne yazık ki insanları sıradanlaştırdı.

Yaşamın getirdiği zorluklarda iki çeşit insan davranışları gelişti.

Yalnızca temel ve zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için çalışarak kısa vadeli çözümlere odaklanırlar; ancak harcadıkları çaba, tıpkı tabanı delik bir kovaya su doldurmaya çalışmak gibi beyhudedir. Zamanları boşa gider; bu durum, modern bir köleliktir.

Yaşamın içindeki bu sıradanlık, söz konusu "modern kölelere" herhangi bir gerçek fayda sağlar mı? Elbette hayır.

Güçlü aile bağlarına sahip olanlar çoğu zaman modern kölelik biçimlerine karşı koyacak gücü kendilerinde bulamazlar. Ama sürdürülebilirlikleri de zor olan bu yapının içinden sıradan olmayı istemeyen bireylerde çıkıyor. Genellemenin dışında kalanlar ise sıradan olmak istemeyenler. Bu genellemenin dışında kalanlar, tam da sıradan olmayı istemeyenlerdir.

Onları baştan çıkaran en büyük dürtü şu olmalı.

Son derece insani bir duyguyla hissettikleri adaletsizlik "Neden daha iyi koşullarda yaşayamıyorum?", "Neden aileme ve çocuklarıma en iyi imkânları sunamıyorum?", "Ben bir aptal mıyım?" İşte tam bu noktada, ahlaki, vicdani ve etik değerleri reddederek ya da bütünüyle göz ardı ederek "olağanüstü -sıra dışı " olma duygusunu ve bir dizi soruyu içselleştirerek çözmeye çalıştılar:

Tıpkı bir ışığın etrafında büyük bir tutkuyla dönen pervaneler gibi, onlar da bu ışığa çekildiler. Bu gücün varlığıyla kendilerine olan güvenleri arttı; gücün görkemi ve ışıltısı gözlerini kamaştırdı. Bu ışığın etrafında dönerken gençler, yöneticiler ve siyasetçiler sanal kumarın, uyuşturucu batağının, hırsızlığın ve yolsuzluğun içine sürüklendiler. Tıpkı bir alevin etrafında dönerken can veren pervaneler gibi, ya tamamen yok oldular ya da kendi değerlerinin eriyip gitmesine tanık oldular. Sonuç olarak, "sıradan" olmamak için özellikle seçtikleri bu yolda, aslında bütünüyle sıradanlaştılar.

Kadınların estetik müdahaleler yoluyla olağanüstü olana duydukları arzu, hepsinin doğallığını ve özgünlüğünü zedeledi. Benzer işlemlerden geçtikleri için, nihayetinde hepsi birbirinin aynısı haline geldiler. Yani sıradanlaştılar. İşin ironik yanı, başlangıçtaki hedeflerinin farklı ve güzel görünmek olmasıydı.

Bunu ekonomiyle açıklamaya kalkarsak, eskiden bir doktorun aldığı maaş ile cami imamının arasındaki makas açıklığı artık sıra dışı değil. Profesörlerimiz çoğaldı ama literatüre girecek atıf yapılacak nitelikte makaleleri yok.

Bugün, bilgili olsun ya da olmasın herkes, olağanüstü kârlar elde etme hayaliyle borsa piyasasına giriyor. Ne var ki, tıpkı bir estetik cerrah gibi, piyasayı kontrol eden sistem hem paralarını hem de umutlarını ellerinden alıyor. Elbette istisnalar kaideyi bozar. (Ajda Pekkan’ı ayrı tutuyorum..). Dolandırılan insanların günlük sayılarına baktığımızda, artık bunların "sıradan kayıplar" kategorisine girdiğini görüyoruz.

Yediğin ekmek, içtiğin su, kullandığın otomobile ödediğiniz “olağanüstü" vergiler, sıra dışı olmaktan çıktı olağan hale geldi. Yani sıradanlaştı.

Bugün, çocuklara harçlık olarak verdiğimiz en büyük banknot olan iki yüz Türk Lirası, artık "büyük para" olma vasfını yitirip sıradanlaştı. Çünkü hiçbir satın alma gücü kalmadı; değeri düştü.

"Sıradanlık" kavramının da bir noktada doğru tanımlanması gerekir.

Olağanüstü olayların normalleşmesi hem ülkemiz hem de insanlık adına tehlike çanları çaldırsa da, aslında sıradan olmak kötü bir şey değildir.

Sıradanlığın da ucuzu ve değerlisi vardır.

Ucuz bir sıradanlığa sahip insanların karakteri, elbette ailelerinden aldıkları yetiştirilme tarzı ve değer yargılarıyla şekillenir. Buna eğitimi ve çevresel faktörleri de eklemek gerekir.

Şu sıralar NOW TV ‘de “ÖMÜR USTA” diye bir dizi yayınlanıyor. Geçimini oto tamirciliği yaparak sağlayan ve çocuklarını tek başına, onuruyla büyüten bir anne ile onun tıp fakültesinde okuyan ve (zengin, renkli bir hayat arzusuyla) olağanüstü biri olmaya çabalayan oğlu arasındaki çatışmayı konu alıyor. Trajik olaylar, oğlunun varlıklı bir aileden gelen bir kıza âşık olması, onun kadar zengin olduğu yalanını söylemesi ve sonunda bu yalanın ortaya çıkmasıyla gelişiyor. Burslu bir tıp öğrencisinin, yoksulluğundan ve annesinden utandığını itiraf etmesi, onun gibi gençlere derin bir mesaj veriyor. Renkli ve ışıltılı bir yaşama duyduğu özlem, başına bir dizi bela açmasına neden oldu. Zengin kızın annesi; sonradan görmeliği ve ailesinden gelen o küçümseyici tavırlarıyla, ucuz ve sıradan insan profilini yansıtan çarpıcı bir örnek. Sevginin ve dürüstlüğün önemini vurgulayan bu diziyi, gençlere ve sıradan olmamak için çaba gösteren herkese şiddetle tavsiye ederim.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde < özellikle Atatürk’ün vefatına dek >halk eğitim seviyesi ve ekonomik yönden geri olsa dahi; bilgelik, ileri görüşlülük ve doğallık, hayatın olağan bir parçasıydı. O dönemdeki on milyon insan arasında vatan sevgisi ve yurtseverlik, herkesin paylaştığı, son derece kıymetli ve doğal bir değerdi. Günümüzde ise İstiklal Marşı’nı bilmeyen, söyleyemeyen ya da saygı duruşunda bulunmayı reddeden pek çok milletvekili, yönetici ve kurum başkanı var. Eskiden her Türk vatandaşının cumhuriyete olan bağlılığı doğal ve sıradan bir durumken, bugün milletvekillerinin ettikleri yemine sadık kalmamaları, bir tür "ucuz sıra dışılık" örneğidir. "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" ilkesine inanmadıkları için, toplumun temel değerlerine ihanet etmektedirler.

Sizce hangisi daha iyi? Sıradan olmak; mütevazı, güvenilir ve onurlu olmaktır; kişinin kendi öz değerlerini korumasıdır; bir bakıma alçak gönüllülüktür. Zaman zaman gerçekleştirdiğiniz sıra dışı başarılar —insanlık, ülke ve dünya adına yaptığınız her bir buluş ya da iyilik— insanların sizin ışığınızın etrafında toplanmasını ve aydınlanmasını sağlayacaktır.

Ucuz bir sıra dışılık mı?

Yoksa kıymetli bir sıradanlık mı?

31.10.2026

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.