Son zamanlarda seçilmişlerin seçimleri, yani kendilerini ne umutlarla ne gayretlerle seçmiş olan seçmenin tercihini kaale almadan parti değiştiren siyasetçiler!
Parti değiştirmeler geçmişte yeniden seçilme yollarını arama olarak değerlendirilirdi. Şimdilerde parti değiştirmeler, her ne kadar parti değiştiren bazıları tarafından “daha iyi hizmet” gerekçesi ileri sürseler de vatandaşlar, “yargılanmaktan kaçış” olarak görmektedir.
Siyaset çok parçalandı.
Türkiye’de siyasetin ana ekseni;
Sağ siyaset
Sol siyaset,
Milliyetçi ve daha dindarların oluşturduğu Milli Görüş siyaseti idi.
Önce partiler bölündü,
MHP’den iki parti doğdu BBP ve İYİ Parti sonra onların da türevi ortaya çıktı ve MHP kendisi ile birlikte beş parti oldu.
Ak Parti’den iki parti çıktı Gelecek ve Deva ismi ile.
Gelecek Partisi kendisini feshetti.
CHP’de önce ikiye bölündü DSP doğdu. Sonrasında ise “siyasi deprem” sayılabilecek nitelikte bölündü hem de öyle böyle değil büyük parça nerede kaldı henüz belli değil. CHP’den de Yeni Parti doğdu.
Refah Partisinden de üç parti çıktı. RP’nin kapatılması sonrasında Saadet Partisi olarak siyaset yolculuğunu sürdürürken önce HAS Parti çıktı daha sonra da YRP kuruldu.
Yani siyaset kendi içinde çok parçalı hale geldi.
Siyasi parçalanmışlık bununla da kalmadı, şimdi belediye başkanları milletvekilleri seçildikleri partilerinden, partilerinin muhalifi partilere geçmekteler.
Parti değiştirmelerin ahlaki yönünü tartışmaya gerek görmüyorum. Bu konuda vatandaşlar kısa öz tanımlamayla “dönekler” diyerek ifade etmektedir.
Ne oluyor da son zamanlarda parti değiştirmeler hızlandı? Sorulması gereken soru bu. Vatandaşlar bunun da cevabını kısa ve öz olarak kendince bulmuşlar ve ”yargıdan kaçış” olarak değerlendirmişlerdir. Bu iddia siyasetçiler arasında havada uçuşmaktadır. Durum belki de “şüyuu vukuundan beter” noktasında ilerlemektedir.
Transferler yargıdan kaçış için midir, daha iyi hizmet için midir onu da yaşayıp göreceğiz.
Bir gerçek var ki parti değiştirenlerin, partisini terkedip gittiği partiye de bir faydası olmayacak gibi görünüyor! Hele bu parti değiştirme gerçekten yargılanmaktan kaçış ise durum daha vahim demektir. Ancak seçilmişlerin parti değiştirmesi seçmenin iradesini yok saymak demektir.
Seçmen ne sahiplenmelerle ne gayretlerle seçmektedir muhteremleri. Ama beyhude parti değiştirmeler olağanüstü artmıştır.
Seçilmişlerin parti değiştirmeleri siyasete olan güveni zedelemekte olduğu bir gerçektir.
Seçilmişlerin parti değiştirmelerinin yasal sınırları olmalıdır. Önlenmelidir. Seçmenin iradesi seçilmiş kişinin gelecek hesabına heba edilmemelidir. Kaldı ki son zamanlarda siyasetçilerin yolsuzluk ve usulsüz işleri dolayısı ile adliyeler dolmuş, siyaset kurumu son derece yıpranmışken bir de buna seçmen iradesi dışında parti değiştirmeler eklenmiştir.
Elbette insanların siyasi görüşleri değişebilir, “aydınlanma” yaşayabilirler ancak bu, seçildiği partiyi ve kendisini seçen seçmeni yüz üstü bırakma hakkını vermemeli.
Siyasete güveni ve saygıyı yıpratmaya kimsenin hakkı olmamalıdır. Kaldı ki vatandaşların milletvekillerinin hem milletvekili emekli maaşı hem de milletvekili maaşı almaları tartışılırken.
Bir de vatandaşlarımız partilere yapılan astronomik hazine yardımını doğru bulmazken, siyaset kurumu üst üste tartışma alanı haline getirilmektedir. Siyasi partilere yapılan astronomik hazine yardımları vatandaşa sorulmalıdır! Vatandaşların rızası var mıdır?
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HALİS ÖZDEMİR yazdı: "Siyasette Neler Oluyor?.."
Son zamanlarda seçilmişlerin seçimleri, yani kendilerini ne umutlarla ne gayretlerle seçmiş olan seçmenin tercihini kaale almadan parti değiştiren siyasetçiler!
Parti değiştirmeler geçmişte yeniden seçilme yollarını arama olarak değerlendirilirdi. Şimdilerde parti değiştirmeler, her ne kadar parti değiştiren bazıları tarafından “daha iyi hizmet” gerekçesi ileri sürseler de vatandaşlar, “yargılanmaktan kaçış” olarak görmektedir.
Siyaset çok parçalandı.
Türkiye’de siyasetin ana ekseni;
Sağ siyaset
Sol siyaset,
Milliyetçi ve daha dindarların oluşturduğu Milli Görüş siyaseti idi.
Önce partiler bölündü,
MHP’den iki parti doğdu BBP ve İYİ Parti sonra onların da türevi ortaya çıktı ve MHP kendisi ile birlikte beş parti oldu.
Ak Parti’den iki parti çıktı Gelecek ve Deva ismi ile.
Gelecek Partisi kendisini feshetti.
CHP’de önce ikiye bölündü DSP doğdu. Sonrasında ise “siyasi deprem” sayılabilecek nitelikte bölündü hem de öyle böyle değil büyük parça nerede kaldı henüz belli değil. CHP’den de Yeni Parti doğdu.
Refah Partisinden de üç parti çıktı. RP’nin kapatılması sonrasında Saadet Partisi olarak siyaset yolculuğunu sürdürürken önce HAS Parti çıktı daha sonra da YRP kuruldu.
Yani siyaset kendi içinde çok parçalı hale geldi.
Siyasi parçalanmışlık bununla da kalmadı, şimdi belediye başkanları milletvekilleri seçildikleri partilerinden, partilerinin muhalifi partilere geçmekteler.
Parti değiştirmelerin ahlaki yönünü tartışmaya gerek görmüyorum. Bu konuda vatandaşlar kısa öz tanımlamayla “dönekler” diyerek ifade etmektedir.
Ne oluyor da son zamanlarda parti değiştirmeler hızlandı? Sorulması gereken soru bu. Vatandaşlar bunun da cevabını kısa ve öz olarak kendince bulmuşlar ve ”yargıdan kaçış” olarak değerlendirmişlerdir. Bu iddia siyasetçiler arasında havada uçuşmaktadır. Durum belki de “şüyuu vukuundan beter” noktasında ilerlemektedir.
Transferler yargıdan kaçış için midir, daha iyi hizmet için midir onu da yaşayıp göreceğiz.
Bir gerçek var ki parti değiştirenlerin, partisini terkedip gittiği partiye de bir faydası olmayacak gibi görünüyor! Hele bu parti değiştirme gerçekten yargılanmaktan kaçış ise durum daha vahim demektir.
Ancak seçilmişlerin parti değiştirmesi seçmenin iradesini yok saymak demektir.
Seçmen ne sahiplenmelerle ne gayretlerle seçmektedir muhteremleri. Ama beyhude parti değiştirmeler olağanüstü artmıştır.
Seçilmişlerin parti değiştirmeleri siyasete olan güveni zedelemekte olduğu bir gerçektir.
Seçilmişlerin parti değiştirmelerinin yasal sınırları olmalıdır. Önlenmelidir. Seçmenin iradesi seçilmiş kişinin gelecek hesabına heba edilmemelidir. Kaldı ki son zamanlarda siyasetçilerin yolsuzluk ve usulsüz işleri dolayısı ile adliyeler dolmuş, siyaset kurumu son derece yıpranmışken bir de buna seçmen iradesi dışında parti değiştirmeler eklenmiştir.
Elbette insanların siyasi görüşleri değişebilir, “aydınlanma” yaşayabilirler ancak bu, seçildiği partiyi ve kendisini seçen seçmeni yüz üstü bırakma hakkını vermemeli.
Siyasete güveni ve saygıyı yıpratmaya kimsenin hakkı olmamalıdır.
Kaldı ki vatandaşların milletvekillerinin hem milletvekili emekli maaşı hem de milletvekili maaşı almaları tartışılırken.
Bir de vatandaşlarımız partilere yapılan astronomik hazine yardımını doğru bulmazken, siyaset kurumu üst üste tartışma alanı haline getirilmektedir. Siyasi partilere yapılan astronomik hazine yardımları vatandaşa sorulmalıdır! Vatandaşların rızası var mıdır?
Vesselam..
.....
Yazarın tüm yazıları için tıklayınız
Kaynak: BURSA ARENA
En Çok Okunan Haberler