HALİS ÖZDEMİR yazdı: "Muhsin Yazıcıoğlu Suikast Dosyası Tekrar Açıldı"
HALİS ÖZDEMİR yazdı: "Muhsin Yazıcıoğlu Suikast Dosyası Tekrar Açıldı"
Haber Giriş Tarihi: 29.06.2026 09:02
Haber Güncellenme Tarihi: 29.06.2026 09:03
Kaynak:
Bursa Arena
Şimdi sıra Sivas Madımak Oteli Provakasyonu dosyasında,
Adaleti Ararken Bak Şu İşe! Türkiye’de Neler Olmuş Neler!
Maraş Çorum Sivas provokasyon Katliamları ve Tokat Provokasyonu…
Kardeş kavgası çıkarmak istediler başaramadılar!…
Muhsin Yazıcıoğlu dosyası tekrar açıldı. Hayırlı olsun.
Sivas Madımak Oteli davası da hiç vakit kaybedilmeden tekrar açılmalıdır. Merhum Yazıcıolu ile 12 Eylül 1980 Askeri müdahalesinde tutuklandığım da Mamak ceza ve tutukevinde B blokta, ben 6. Koğuşta Yazıoıoğlu da 5. Koğuşta kalıyordu. Koğuşlarımız karşılıklı ve volta alanlarımız da bir idi. Meşhur mamak işkenceci savcısı Nurettin Soyer’in C-5 işkence hanesinde de yolumuz kesişmişti. Bir bakıma “mahpushane arkadaşlığımız” var denilebilir. Çileli başlayan hayat kimileri için çileli devam ediyor vesselam!
Bu yazımız üç ayrı örnekle Türkiye’de adaletin işleyişine provakasyonlar ve entrikalara örneklik teşkil edecektir.
Birincisi merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ile üzerindeki sis perdeleri kalkmadan ortadan kalkan dosya Türkiye’de “yapan’ın yanın da kaliyor” algısını besleyen kritik ve önemli davalardan birisi olarak tarihte yerini almış ve Türkiye üzerinde kara leke olarak kalmışken şimdi adalet sistemimiz içinde, “Temizeller operasyonu” nu Türkiyede hayata geçirilmesi idi. Tam da burada çok şaibeli olan dava dosyaları kapatılan ve yeniden açılan bazı cinayet dosyalarında olduğu gibi Yazıcıoğlu dosyasının tekrar açılması , bundan böyle “yapanın yanında kalmayacağı” hatta organize ve muhtemelen arkasında karanlık ellerin olduğu halkın kahır ekseriyeti tarafından düşünülen ve milletin vicdanında derin yara bırakan, merhum Yazıcıoğlu dosyanın tekrar açılması gönüllere su serpmiş devlete güven yoluna adeta işaret olmuştur.
Gerçeğin ortaya çıkacağına inancımız tamdır!
Faili meçhul ve üzerinde sis perdesi olan cinayet davalar sağ sol demeden bütün vatandaşlar için adalet prensibi ile yürütülmelidir.
İlhan Erdost’un Uğur Mumcunun ölümlerindeki sis perdesi aileleri ve halkın bir kesimine göre aralanmamıştır. Her iki davanın “günah keçisi ilan edilen ve üzerlerine suç isnat edilen, Erdost davası sanıkları ile 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinde Mamak ceza ve tutuk evinde tutukluluğum sırasında aynı koğuşta kaldım. Kanaatim suçlu ilan edilenlerin suçsuzluğudur!
Öyle olaylar ve öyle davalar varki akıl alır gibi değil!.
İşte bir örnek, “6 yaşında çocuk evliliği” gibi akıl dışı propagandaya kurban gitmiş Yusuf Ziya hoca nihayet tahliye edildi. “Bir zulme daha böylece son verilmiş oldu!
Darısı gene aynı şekilde propagandaya kurban edilmiş Sivas Madımak Oteli davası.
İnanıyoruzki bu davanın da yeniden açılması halinde gerçek suçlular provakatörler ortaya çıkarılacaktır. Halen tutulular arasın da da gerçek suçlular varsa onlarda tescil edilmelidir.
Sivas’ta Türkiyeyi karıştırmak isteyenler operasyon yapmıştı!
Otel yakmışlar ve içinde insanlar yanmıştı. Olanlar akıl vicdan havsala alır gibi değildi!
Sivas’ta yaşananlar katliamdı ve vicdanları yaralamış ülke üzerine karabulut gibi çökmüştü.
Bu olayları tertip edenler katliam yapanlar katliamlarına Başbağlar da 33 vatandaşı yakarak devam etmişler vatandaşlarımızı öldürmüşlerdi.
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'taki Madımak Oteli'nde meydana gelen katliamda, aralarında yazar, sanatçı ve şairlerin bulunduğu 33 kişi ile 2 otel görevlisi olmak üzere toplam 35 kişi hayatını kaybetti.
Türkiye tam bir operasyonel probakasyon yaşamıştı.
Akabinde ise Erzincan Başbağlar kasabasına da saldırılmış kasaba kalkından otuz üç vatandaş katledilmişti.
Türkiyeyi karıştırmaya, kardeş kavgasının içine çekmeye azmetmişlerdi!
Başaramadılar
Başaramayacaklar
Türkiyeyi karıştırmak isteyenler, yeni Maraş Tokat Çorum kanlı olaylarını tezgahlayarak Türkiyeyi kardeş kavgasına çekmek isteyenlerin organize ettiği kanaati milletimizin zihnine yer etmiş SİVAS MADIMAK olaylarıdır.
Yazımıza örnek, üçüncü bir büyük davaya örnek olan SİVAS MADIMAK OTELİ KATLİAMI davası sanıkları da “hukuk garabeti” ne davayı takip edenlere göre de propagandaya kurban gitmişlerin davadır.
Sivas Madımak oteli davası sanıkları ile ilgili Akit Tv de hazırlayıp sunduğum Vizyon programımda konuyu hem hukuk açısından ve hemde sosyal yönü itibarı ile ele almıştım. Tabiatı ile sanık yakınları ile de temasa geçmiş Sivas olaylarının hukuki seyrini onlardan ve avukatlarından dinlemiştim. Sivas Madımak Oteli davası hakkındaki genel kanaat gibi benimde, “sanıkların kurban seçildiği” idi.
Bu dava öylemidir böylemidir işin aslı nedir ortaya çıkarmak katliamda hayatını kaybedenler ve aileleri açısından da mağdur sanıklar açısından da Türkiye de hukukun işleyişi bakımından tarihi sorumluluktur.
Dava dosyasının hazırlanış hikayelerinden bize anlatılanlara iki örnek verelim.
Şöyleki ;
“Avrupa’dan torunun sünnet nerasimi için gelen gurbetçi vatandaşın sünnet için gereken alışverişleri yapmak üzere Sivas’a geldiği sırada provakatif Sivas Madımak oteli olayları cereyan eder, Eder etmesine de olaylardan bi haber olan bu zat ve diğerleri bazı mahallelere koyulan levhalara “ madımak olaylarında kimi gördüyseniz ismini bu listeye yazın” duyuruları ile kimilerinin hasım veya başka saikle yazdığı isimler yıllarca Sivas’ta ceza ve tutuk evinde ömürleri geçmektedir.”
Otuzlu kırklı yaşlarda hapsedilmiş bu şahıslar bu gün seksenli yaşlara gelmişler ömürleri geçmiştir.
Sivas davasına bir örnekte “kamyon şöförlüğü yapan ve Sivas olaylarının yaşandığında Sivas’ta olmayan ve Malatya yöresinde trafik cezası da alan bir kamyon sürücüsü de bu operasyondan nasibini almış ve ömrünü ceza evinde geçirmektedir.”
Bu davaların dosyaları hiç vakit kaybedilmeden açılmalı ve Alevi yurttaşların yoğun olarak yaşadığı ve kardeş kavgası için özellikle seçilen “Türkiye’ye Sivas Madımak olayı” ile Maraş Çorum Tokat olaylarını tezgahlayanlar ortaya çıkarılmalıdır!
Tokatta 1975 yılı 15 Şubat günü tertip edilen provakasyonu bizzat yaşamış birisi olarak ders alınmak maksadı ile sizlerle paylaşmak isterim. 1974/1975 öğretim yılında Tokat Milli Türk Talebe Birliği başkanlığı yapmaktaydım. Tokat valilik binasına yakın olan Ali Paşa camisinde cuma namazı çıkışı caminin hemen avlusunda bulunan bir çınar ağacının yükseltilmiş kısmına çıkan ve o güne kadar Tokatta kimsenin görmediği tanımadığı bir şahıs camiden çıkan cemaati Bulvar sinemasında TÖS (Sol görüşlü Öğretmenler Sendikası) tarafından tertip edilen bir toplantıya işaretle; “ komünistler bulvar sinemasında toplantı yaparken siz cuma namazı kılıyorsunuz Bulvar sinemasına yürüyün toplantıyı başlarına yıkalım” gibi lafları peş peşe sıralıyor etrafında gene kimsenin tanımadığı daha sonra ortaya çıkan birkaç kişi camiden çıkan halka kol kola girmelerini ve kimsenin ayrılmasına müsade edilmemesi talimatını yağdırıyor ve birbirlerinden habersiz cemaati Bulvar sineması önüne yığmayı başarmış ve gene o günden sonra bir daha Tokatta görülmeyen şahıslar önce emniyetin araçlarını yakıyor yakamadıklarını ise ters çeviriyordu Toplantının yapıldığı Bulvar sinemasına girmeye çalışılırlarken bir yandan da Bulvar sineması ateşe verilmişti. Neyse ki yangın hemen söndürülmüş maksatlarına ulaşamamışlardı. Olaylar ikinci günde devam etti. Tokatın maruf şahsiyetlerinden dört yüz civarında kişi gözetim altına alındı. Kırk civarında şahıs tutuklandı. Tutuklananların da susuzlukları anlaşılınca da serbest bırakıldılar. Provakatif yürüyüş sırasında topluluğun içinde kalmıştım Bulvar sinemasına ulaşıncaya kadar topluluğun arasından çıkamadım.
Bu hikayeyi anlatmaktaki maksadım. Sivas Çorum Maraş kanlı karliamlarının provakasyonlarının anlaşılmasına örnek olması içindir.
Maraş olaylarının bir hafta sonrasında ise, Maraşa gittim ve olayları yerinde gözlemlemek istedim. O sıra da Akıncı Sporcular Genel başkanlığı yapmaktaydım Maraş akıncılar başkanımızdan kan donduran olayların hikayesini yerinde dinledim. Çorum Maraş Sivas Tokat olayları ile ilgili olarak gerek makalelerimle ve gerekse de Mamak Zindanlarında Bir Akıncı Tarihe Notlar kitabımda yer verdim.
Adalet gecikmiş olsa da Sivas davası sanıkları olarak bilinen ve büyük ihtimalle de suçsuz kişiler tarihe ve gelecek nesillerine “katil” olarak anılmamak isterler. Bu gerçeği ortaya çıkarmak devletin asli görevidir.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu davası ve Sivas Madımak davası Türkiyede hukukun işleyişi ve Türkiyede yerli ve yabancı mihraklar tarafından tertip edilen Türkiye için adeta kara leke olan davaların vuzuha kavuşması Türkiyenin bağımsızlığının mücadelesi içinde yerini alacaktır.
Her iki dava da tarihidir.
Sivas madımak davası ile ilgili siyasiler “Alevi vatandaşlar incinir” gibi bir endişeye kapılmaları son derece yersizdir. Alevi vatandaşlarımız hakkaniyeti ve adaleti şiar edinmiş vatandaşlarımızdır. Yeterki mesele bütün çıplaklığı ile ortaya konulsun!
Bir başka konu da geçtiğimiz hafta beyaz et üreticisi şirketlere kayyum atanması konusudur. Bir hukukçu dostum bu konudaki endişesini benimle paylaştı ve, “mülkiyet kakkı kutsaldır” genel hukuk kuralını hatırlattı. Bu konuda bir bilgim olmadığını ifade ederek, “Devletin vardır bir bildiği” genel kanaati üzerine hareket ettiğimi ama bu konuda şayet bir yanlışlık varsa haklı tarafın, hukukun mülkiyet hakkının kusallığı tarafında yerimi alacağımı ifade ettim. Bu konuda kamuoyu bilgilendirilmeli devlet ve hukuk sistemimiz yıpratılmamalıdır.
Sayın Adalet Baka’nı Akın Gürlek kamuoyunu umutlandırmıştır. Netameli konularda geçmişte verilmiş kararlara veya sonuçsuz davalara bigane kalmamış “ neme lazım ağrısız başım kaygısız aşım” dememiş taşın altına elini koymuş millete umut olmuştur. Marifet itiltifata tabidir. Doğru işler yapanın her zaman yanında yer almaya devam edeceğimizden. yanlışların da karşında olacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.
Karanlık, üzeri kapatılmış dosya ve dava kalmasın!
Türkiyenin Adalet yolcuğu aydınlık olsun!
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HALİS ÖZDEMİR yazdı: "Muhsin Yazıcıoğlu Suikast Dosyası Tekrar Açıldı"
Şimdi sıra Sivas Madımak Oteli Provakasyonu dosyasında,
Adaleti Ararken Bak Şu İşe! Türkiye’de Neler Olmuş Neler!
Maraş Çorum Sivas provokasyon Katliamları ve Tokat Provokasyonu…
Kardeş kavgası çıkarmak istediler başaramadılar!…
Muhsin Yazıcıoğlu dosyası tekrar açıldı. Hayırlı olsun.
Sivas Madımak Oteli davası da hiç vakit kaybedilmeden tekrar açılmalıdır. Merhum Yazıcıolu ile 12 Eylül 1980 Askeri müdahalesinde tutuklandığım da Mamak ceza ve tutukevinde B blokta, ben 6. Koğuşta Yazıoıoğlu da 5. Koğuşta kalıyordu. Koğuşlarımız karşılıklı ve volta alanlarımız da bir idi. Meşhur mamak işkenceci savcısı Nurettin Soyer’in C-5 işkence hanesinde de yolumuz kesişmişti. Bir bakıma “mahpushane arkadaşlığımız” var denilebilir. Çileli başlayan hayat kimileri için çileli devam ediyor vesselam!
Bu yazımız üç ayrı örnekle Türkiye’de adaletin işleyişine provakasyonlar ve entrikalara örneklik teşkil edecektir.
Birincisi merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ile üzerindeki sis perdeleri kalkmadan ortadan kalkan dosya Türkiye’de “yapan’ın yanın da kaliyor” algısını besleyen kritik ve önemli davalardan birisi olarak tarihte yerini almış ve Türkiye üzerinde kara leke olarak kalmışken şimdi adalet sistemimiz içinde, “Temizeller operasyonu” nu Türkiyede hayata geçirilmesi idi. Tam da burada çok şaibeli olan dava dosyaları kapatılan ve yeniden açılan bazı cinayet dosyalarında olduğu gibi Yazıcıoğlu dosyasının tekrar açılması , bundan böyle “yapanın yanında kalmayacağı” hatta organize ve muhtemelen arkasında karanlık ellerin olduğu halkın kahır ekseriyeti tarafından düşünülen ve milletin vicdanında derin yara bırakan, merhum Yazıcıoğlu dosyanın tekrar açılması gönüllere su serpmiş devlete güven yoluna adeta işaret olmuştur.
Gerçeğin ortaya çıkacağına inancımız tamdır!
Faili meçhul ve üzerinde sis perdesi olan cinayet davalar sağ sol demeden bütün vatandaşlar için adalet prensibi ile yürütülmelidir.
İlhan Erdost’un Uğur Mumcunun ölümlerindeki sis perdesi aileleri ve halkın bir kesimine göre aralanmamıştır. Her iki davanın “günah keçisi ilan edilen ve üzerlerine suç isnat edilen, Erdost davası sanıkları ile 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinde Mamak ceza ve tutuk evinde tutukluluğum sırasında aynı koğuşta kaldım. Kanaatim suçlu ilan edilenlerin suçsuzluğudur!
Öyle olaylar ve öyle davalar varki akıl alır gibi değil!.
İşte bir örnek, “6 yaşında çocuk evliliği” gibi akıl dışı propagandaya kurban gitmiş Yusuf Ziya hoca nihayet tahliye edildi. “Bir zulme daha böylece son verilmiş oldu!
Darısı gene aynı şekilde propagandaya kurban edilmiş Sivas Madımak Oteli davası.
İnanıyoruzki bu davanın da yeniden açılması halinde gerçek suçlular provakatörler ortaya çıkarılacaktır. Halen tutulular arasın da da gerçek suçlular varsa onlarda tescil edilmelidir.
Sivas’ta Türkiyeyi karıştırmak isteyenler operasyon yapmıştı!
Otel yakmışlar ve içinde insanlar yanmıştı. Olanlar akıl vicdan havsala alır gibi değildi!
Sivas’ta yaşananlar katliamdı ve vicdanları yaralamış ülke üzerine karabulut gibi çökmüştü.
Bu olayları tertip edenler katliam yapanlar katliamlarına Başbağlar da 33 vatandaşı yakarak devam etmişler vatandaşlarımızı öldürmüşlerdi.
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'taki Madımak Oteli'nde meydana gelen katliamda, aralarında yazar, sanatçı ve şairlerin bulunduğu 33 kişi ile 2 otel görevlisi olmak üzere toplam 35 kişi hayatını kaybetti.
Türkiye tam bir operasyonel probakasyon yaşamıştı.
Akabinde ise Erzincan Başbağlar kasabasına da saldırılmış kasaba kalkından otuz üç vatandaş katledilmişti.
Türkiyeyi karıştırmaya, kardeş kavgasının içine çekmeye azmetmişlerdi!
Başaramadılar
Başaramayacaklar
Türkiyeyi karıştırmak isteyenler, yeni Maraş Tokat Çorum kanlı olaylarını tezgahlayarak Türkiyeyi kardeş kavgasına çekmek isteyenlerin organize ettiği kanaati milletimizin zihnine yer etmiş SİVAS MADIMAK olaylarıdır.
Yazımıza örnek, üçüncü bir büyük davaya örnek olan SİVAS MADIMAK OTELİ KATLİAMI davası sanıkları da “hukuk garabeti” ne davayı takip edenlere göre de propagandaya kurban gitmişlerin davadır.
Sivas Madımak oteli davası sanıkları ile ilgili Akit Tv de hazırlayıp sunduğum Vizyon programımda konuyu hem hukuk açısından ve hemde sosyal yönü itibarı ile ele almıştım. Tabiatı ile sanık yakınları ile de temasa geçmiş Sivas olaylarının hukuki seyrini onlardan ve avukatlarından dinlemiştim. Sivas Madımak Oteli davası hakkındaki genel kanaat gibi benimde, “sanıkların kurban seçildiği” idi.
Bu dava öylemidir böylemidir işin aslı nedir ortaya çıkarmak katliamda hayatını kaybedenler ve aileleri açısından da mağdur sanıklar açısından da Türkiye de hukukun işleyişi bakımından tarihi sorumluluktur.
Dava dosyasının hazırlanış hikayelerinden bize anlatılanlara iki örnek verelim.
Şöyleki ;
“Avrupa’dan torunun sünnet nerasimi için gelen gurbetçi vatandaşın sünnet için gereken alışverişleri yapmak üzere Sivas’a geldiği sırada provakatif Sivas Madımak oteli olayları cereyan eder, Eder etmesine de olaylardan bi haber olan bu zat ve diğerleri bazı mahallelere koyulan levhalara “ madımak olaylarında kimi gördüyseniz ismini bu listeye yazın” duyuruları ile kimilerinin hasım veya başka saikle yazdığı isimler yıllarca Sivas’ta ceza ve tutuk evinde ömürleri geçmektedir.”
Otuzlu kırklı yaşlarda hapsedilmiş bu şahıslar bu gün seksenli yaşlara gelmişler ömürleri geçmiştir.
Sivas davasına bir örnekte “kamyon şöförlüğü yapan ve Sivas olaylarının yaşandığında Sivas’ta olmayan ve Malatya yöresinde trafik cezası da alan bir kamyon sürücüsü de bu operasyondan nasibini almış ve ömrünü ceza evinde geçirmektedir.”
Bu davaların dosyaları hiç vakit kaybedilmeden açılmalı ve Alevi yurttaşların yoğun olarak yaşadığı ve kardeş kavgası için özellikle seçilen “Türkiye’ye Sivas Madımak olayı” ile Maraş Çorum Tokat olaylarını tezgahlayanlar ortaya çıkarılmalıdır!
Tokatta 1975 yılı 15 Şubat günü tertip edilen provakasyonu bizzat yaşamış birisi olarak ders alınmak maksadı ile sizlerle paylaşmak isterim. 1974/1975 öğretim yılında Tokat Milli Türk Talebe Birliği başkanlığı yapmaktaydım. Tokat valilik binasına yakın olan Ali Paşa camisinde cuma namazı çıkışı caminin hemen avlusunda bulunan bir çınar ağacının yükseltilmiş kısmına çıkan ve o güne kadar Tokatta kimsenin görmediği tanımadığı bir şahıs camiden çıkan cemaati Bulvar sinemasında TÖS (Sol görüşlü Öğretmenler Sendikası) tarafından tertip edilen bir toplantıya işaretle; “ komünistler bulvar sinemasında toplantı yaparken siz cuma namazı kılıyorsunuz Bulvar sinemasına yürüyün toplantıyı başlarına yıkalım” gibi lafları peş peşe sıralıyor etrafında gene kimsenin tanımadığı daha sonra ortaya çıkan birkaç kişi camiden çıkan halka kol kola girmelerini ve kimsenin ayrılmasına müsade edilmemesi talimatını yağdırıyor ve birbirlerinden habersiz cemaati Bulvar sineması önüne yığmayı başarmış ve gene o günden sonra bir daha Tokatta görülmeyen şahıslar önce emniyetin araçlarını yakıyor yakamadıklarını ise ters çeviriyordu Toplantının yapıldığı Bulvar sinemasına girmeye çalışılırlarken bir yandan da Bulvar sineması ateşe verilmişti. Neyse ki yangın hemen söndürülmüş maksatlarına ulaşamamışlardı. Olaylar ikinci günde devam etti. Tokatın maruf şahsiyetlerinden dört yüz civarında kişi gözetim altına alındı. Kırk civarında şahıs tutuklandı. Tutuklananların da susuzlukları anlaşılınca da serbest bırakıldılar. Provakatif yürüyüş sırasında topluluğun içinde kalmıştım Bulvar sinemasına ulaşıncaya kadar topluluğun arasından çıkamadım.
Bu hikayeyi anlatmaktaki maksadım. Sivas Çorum Maraş kanlı karliamlarının provakasyonlarının anlaşılmasına örnek olması içindir.
Maraş olaylarının bir hafta sonrasında ise, Maraşa gittim ve olayları yerinde gözlemlemek istedim. O sıra da Akıncı Sporcular Genel başkanlığı yapmaktaydım Maraş akıncılar başkanımızdan kan donduran olayların hikayesini yerinde dinledim. Çorum Maraş Sivas Tokat olayları ile ilgili olarak gerek makalelerimle ve gerekse de Mamak Zindanlarında Bir Akıncı Tarihe Notlar kitabımda yer verdim.
Adalet gecikmiş olsa da Sivas davası sanıkları olarak bilinen ve büyük ihtimalle de suçsuz kişiler tarihe ve gelecek nesillerine “katil” olarak anılmamak isterler. Bu gerçeği ortaya çıkarmak devletin asli görevidir.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu davası ve Sivas Madımak davası Türkiyede hukukun işleyişi ve Türkiyede yerli ve yabancı mihraklar tarafından tertip edilen Türkiye için adeta kara leke olan davaların vuzuha kavuşması Türkiyenin bağımsızlığının mücadelesi içinde yerini alacaktır.
Her iki dava da tarihidir.
Sivas madımak davası ile ilgili siyasiler “Alevi vatandaşlar incinir” gibi bir endişeye kapılmaları son derece yersizdir. Alevi vatandaşlarımız hakkaniyeti ve adaleti şiar edinmiş vatandaşlarımızdır. Yeterki mesele bütün çıplaklığı ile ortaya konulsun!
Bir başka konu da geçtiğimiz hafta beyaz et üreticisi şirketlere kayyum atanması konusudur. Bir hukukçu dostum bu konudaki endişesini benimle paylaştı ve, “mülkiyet kakkı kutsaldır” genel hukuk kuralını hatırlattı. Bu konuda bir bilgim olmadığını ifade ederek, “Devletin vardır bir bildiği” genel kanaati üzerine hareket ettiğimi ama bu konuda şayet bir yanlışlık varsa haklı tarafın, hukukun mülkiyet hakkının kusallığı tarafında yerimi alacağımı ifade ettim. Bu konuda kamuoyu bilgilendirilmeli devlet ve hukuk sistemimiz yıpratılmamalıdır.
Sayın Adalet Baka’nı Akın Gürlek kamuoyunu umutlandırmıştır. Netameli konularda geçmişte verilmiş kararlara veya sonuçsuz davalara bigane kalmamış “ neme lazım ağrısız başım kaygısız aşım” dememiş taşın altına elini koymuş millete umut olmuştur. Marifet itiltifata tabidir. Doğru işler yapanın her zaman yanında yer almaya devam edeceğimizden. yanlışların da karşında olacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.
Karanlık, üzeri kapatılmış dosya ve dava kalmasın!
Türkiyenin Adalet yolcuğu aydınlık olsun!
Vesselam..
.....
Yazarın tüm yazıları için tıklayınız
Kaynak: Bursa Arena
En Çok Okunan Haberler