Nasıl Borçlanan Bir Ülke Olduk? Çözüm Kamucu ve Halkçı Ekonomidir
Yazının Giriş Tarihi: 05.09.2026 00:23
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.09.2026 00:24
Geçmişteki yanlışlardan ders alınmadığı sürece borçlanmadan kurtulamazsınız.
Halktan yana ekonomi programı yazabilmeniz için 1948-1952 senelerinde yapılan MARSHALL PLANI anlaşması ile başlayan borçlanma ekonomisi modelini terk etmeniz gerekir. Ülkemizde zaman zaman yükselen sol ve sosyalist toplumsal muhalefet hareketleri bastırmak için, ABD ve NATO destekli darbeler yapılarak, liberal düzenin devamını sağladılar. Bu makalemde bugünlere nasıl geldiğimizi de kısaca özetledim.
IMF dayatması ile Turgut Özal tarafından yazılan 24 OCAK 1980 kararının uygulanması için 12 EYLÜL 1980 FAŞİST DARBESİ tezgâhlandı ve yapıldı.
1984-1991 döneminde iktidar olan ANAP, 1986 yılından itibaren bir “özelleştirme yasası” çıkararak, Cumhuriyet döneminde kurulan ve hazineye vergi üreten, ülke kalkınmasına ciddi katkısı olan yaklaşık 400 önemli sanayi şirketi ile binlerce kamu arsasını sattı.
Özelleştirmenin başladığı 1986 senesinden 2026 senesine kadar elde edilen özelleştirme geliri toplamı 73.7 MİLYAR Amerikan Doları.
bu süreç içerisinde, 2023-2026 AKP İktidarı döneminde elde edilen özelleştirme gelirleri toplamı 65,6 MİLYAR Amerikan Doları.
Özelleştirilen yaklaşık 400 fabrikayı bugün yeniden yapmanın maliyeti bunun en az 10 katı eder. Satılan arsa bedelleri de aynı şekilde bugün yüksek olurdu.
Devletçi politika uygulansa idi o arsalarda kaç adet sanayi tesisi olurdu?
Bu fabrikalar devlet adına üretmeye devam etseler idi, ürettikleri vergiler ve net karların tamamı hazineye giderdi. Kamucu düşünenler iktidar da olsalardı, hiç borcu olmayan ya da çok az borcu olan ülke olurduk.
Uygulandığı ülkelerde az sayıdaki sermaye sınıfının servetlerine servet kattığı, gelir adaletinin yok edildiği, düzenin adıdır NEOLİBERAL düzen.
1980 senesinden itibaren muhalefet olan partilerin de nerede ise tamamı, halktan yana bir ekonomi programı ortaya koyamadılar.
Mevcut parti programlarının dış politikaya ilişkin kısmında “NATO, AB ve ABD ile müttefikliğe devam etmek” yazıyorsa, halktan yana bir ekonomi programı yapılması söz konusu olamaz.
Halktan yana Ekonomi Programı olması için müttefiklerini doğru seçmen gerekir. Müttefik ülkeler RUSYA, ÇİN, İRAN, KAZAKİSTAN, TÜRKMENİSTAN, AZERBAYCAN, KIRGIZİSTAN gibi ülkeler olsaydı, bugün ithal ettiğimiz ürünlerin büyük kısmını, çok daha uygun fiyatlar ile tedarik edeceğimiz kesin olurdu.
Hiç değilse bundan sonrası için, Atatürk’ün emanet ettiği CUMHURİYET HALK PARTİSİ, önce dış politika programında müttefiklik yapacağı ülkeleri gözden geçirmelidir. Sonra da ekonomi programından NEOLİBERAL maddeleri çıkarmalıdır. Devletçi ve Halkçı ekonomi modelini programına koymalıdır.
CHP, 9 Eylül 1923 programını temel alarak, ekonomi programını ve dış ilişkiler programını yeniden yazmalıdır. İşte o zaman Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği “Bağımsızlık benim karakterimdir” sözünü ideal kabul eden ve gerçek anlamda fabrika ayarlarına dönen bir CHP olacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu yazdıklarımı programına koyması halinde;
Ayrıca %40 kararsız seçmen grubu içindeki emekli ve dar gelirli insanlarımıza destek olması halinde,
Üretemeyen çiftçilerimize, hayvancılık yapan insanlarımıza üretimde sorun yaşamamaları için gerçek anlamda teşvikler vermesi, yani üretimlerinde sorun yaşamamalarını garanti eden teşvikler vermesi halinde,
Ve tüm bunları yaparken günümüzdeki "yandaş kayırmacılığı" gibi hatalara düşmemesi halinde,
% 40 kararsız seçmen insanımız Cumhuriyet Halk Partisi’ne destek verecektir.
Öneri bizden, uygulaması gereken de CUMHURİYET HALK PARTİSİ..
Sonuçta ne mi olacak?
Sonuçta kazanan Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye olacaktır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
GÜRBÜZ GÜNGÖR
Nasıl Borçlanan Bir Ülke Olduk? Çözüm Kamucu ve Halkçı Ekonomidir
Geçmişteki yanlışlardan ders alınmadığı sürece borçlanmadan kurtulamazsınız.
Halktan yana ekonomi programı yazabilmeniz için 1948-1952 senelerinde yapılan MARSHALL PLANI anlaşması ile başlayan borçlanma ekonomisi modelini terk etmeniz gerekir. Ülkemizde zaman zaman yükselen sol ve sosyalist toplumsal muhalefet hareketleri bastırmak için, ABD ve NATO destekli darbeler yapılarak, liberal düzenin devamını sağladılar. Bu makalemde bugünlere nasıl geldiğimizi de kısaca özetledim.
IMF dayatması ile Turgut Özal tarafından yazılan 24 OCAK 1980 kararının uygulanması için 12 EYLÜL 1980 FAŞİST DARBESİ tezgâhlandı ve yapıldı.
1984-1991 döneminde iktidar olan ANAP, 1986 yılından itibaren bir “özelleştirme yasası” çıkararak, Cumhuriyet döneminde kurulan ve hazineye vergi üreten, ülke kalkınmasına ciddi katkısı olan yaklaşık 400 önemli sanayi şirketi ile binlerce kamu arsasını sattı.
Özelleştirmenin başladığı 1986 senesinden 2026 senesine kadar elde edilen özelleştirme geliri toplamı 73.7 MİLYAR Amerikan Doları.
bu süreç içerisinde, 2023-2026 AKP İktidarı döneminde elde edilen özelleştirme gelirleri toplamı 65,6 MİLYAR Amerikan Doları.
Özelleştirilen yaklaşık 400 fabrikayı bugün yeniden yapmanın maliyeti bunun en az 10 katı eder. Satılan arsa bedelleri de aynı şekilde bugün yüksek olurdu.
Devletçi politika uygulansa idi o arsalarda kaç adet sanayi tesisi olurdu?
Bu fabrikalar devlet adına üretmeye devam etseler idi, ürettikleri vergiler ve net karların tamamı hazineye giderdi. Kamucu düşünenler iktidar da olsalardı, hiç borcu olmayan ya da çok az borcu olan ülke olurduk.
Uygulandığı ülkelerde az sayıdaki sermaye sınıfının servetlerine servet kattığı, gelir adaletinin yok edildiği, düzenin adıdır NEOLİBERAL düzen.
1980 senesinden itibaren muhalefet olan partilerin de nerede ise tamamı, halktan yana bir ekonomi programı ortaya koyamadılar.
Mevcut parti programlarının dış politikaya ilişkin kısmında “NATO, AB ve ABD ile müttefikliğe devam etmek” yazıyorsa, halktan yana bir ekonomi programı yapılması söz konusu olamaz.
Halktan yana Ekonomi Programı olması için müttefiklerini doğru seçmen gerekir. Müttefik ülkeler RUSYA, ÇİN, İRAN, KAZAKİSTAN, TÜRKMENİSTAN, AZERBAYCAN, KIRGIZİSTAN gibi ülkeler olsaydı, bugün ithal ettiğimiz ürünlerin büyük kısmını, çok daha uygun fiyatlar ile tedarik edeceğimiz kesin olurdu.
Hiç değilse bundan sonrası için, Atatürk’ün emanet ettiği CUMHURİYET HALK PARTİSİ, önce dış politika programında müttefiklik yapacağı ülkeleri gözden geçirmelidir. Sonra da ekonomi programından NEOLİBERAL maddeleri çıkarmalıdır. Devletçi ve Halkçı ekonomi modelini programına koymalıdır.
CHP, 9 Eylül 1923 programını temel alarak, ekonomi programını ve dış ilişkiler programını yeniden yazmalıdır. İşte o zaman Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği “Bağımsızlık benim karakterimdir” sözünü ideal kabul eden ve gerçek anlamda fabrika ayarlarına dönen bir CHP olacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu yazdıklarımı programına koyması halinde;
Ayrıca %40 kararsız seçmen grubu içindeki emekli ve dar gelirli insanlarımıza destek olması halinde,
Üretemeyen çiftçilerimize, hayvancılık yapan insanlarımıza üretimde sorun yaşamamaları için gerçek anlamda teşvikler vermesi, yani üretimlerinde sorun yaşamamalarını garanti eden teşvikler vermesi halinde,
Ve tüm bunları yaparken günümüzdeki "yandaş kayırmacılığı" gibi hatalara düşmemesi halinde,
% 40 kararsız seçmen insanımız Cumhuriyet Halk Partisi’ne destek verecektir.
Öneri bizden, uygulaması gereken de CUMHURİYET HALK PARTİSİ..
Sonuçta ne mi olacak?
Sonuçta kazanan Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye olacaktır.