"Nasıl iğrendik böyle birbirimizden" tümcesi ile biten uzun bir yazı okuduktan sonra şu satırları yazmak içimden geldi…
“Üzüntüm o ki yakında bir eşşşşek kadar bile güzel bakamayacağız birbirimize” diye başlıyor yazısına yazar..
Yazının hem teması hem üsluba dayalı akışı çok güzel.. Ancak, sıkılgan okuyucuları uyku moduna sokacak derecede uzun olduğu için sayfama koymadım..
Birbirine öfke yüklü bireylerden oluşan bir toplum haline geldiğimize değiniyor..
Eşek deyince Çelebi Mehmet’i iyileştiren Dr. Şeyhi de akla gelir.. Kendisine hediye edilen köye giderken eşkiyalar tarafından soyulup dövülen Doktor Şeyhi, 126 beyitlik "Harname" (eşekname) mesnevini kaleme alır..
Kötüleşen topluma duyduğu kızgınlığın da bir ifadesidir..
Sahipleri tarafından aşırı yük altında ezilen ve horlanan eşeğin çektiği çileye işaret eder..
O nedenle melül ve mahzun bakışla "insaf yahu beni anlayacak kimse yok mu" diyerek farkındalık bekler..
İnsanoğlu ise eşeğe duyulması gereken merhamet şöyle dursun, birbirine hatta en başta evladına "eşek oğlu eşek" deme seviyesizliğini gösterendir...
Toplumun bir çok kesiminin aşağıladığı eşeğin gözü ne kadar güzeldir oysa..
Yunan mitolojisindeki inek gözlü Hera’nın gözünden bile daha güzel..
Hepinizin bildiği gibi inek gözlü Hera, Zeus‘un hem eşi hem ablası..
Şaşırmayın..
Hazreti İsa Allah'ın oğlu olur da abla kardeş olan Zeusla Hera karı-koca olamazlar mı?
Üstüne üstlük evlilik aile ve doğum kutsiyetinin tanrıçası bu inek gözlü Hera..
Kendisine ihanet ettiğini sanan eşi Zeus’un yavuklularına şiddet, hiddet ve öfke kusan tanrıça..
Demek ki mitolojide tanrılar da ezik insanların üzerinden geçmişler buldozer gibi..
İnek gözlü Hera hiddetlendiği insanlara iğrenç şeyler yapabildiğine göre, çağdaş maskeli silahlı haydutlar ve nükleer güç sahibi uluslar günümüzde neden cinayet ve soykırım yapmasınlar?
Yazar "eskiyi kutsamayalım" diyor..
Ama günümüz insanının sorumluluğunun bilincinde olmasını da vurguluyor..
"Nasıl iğrendik böyle birbirimizden" tümcesi ile yazıya nokta koyuyor..
İğrenme duygusu ve şiddet geçmişte de vardı günümüzde de artarak devam ediyor.. Kanser hücresi gibi giderek de çoğalıyor..
Ortadoğu'da Filistin ve Dünya göçmenleri de iğrenilmesi zorunlu halk kitleleri olarak görülüyor. Alçaklığı ahlak olarak sayanlar tarafından…
İğrenilmesi gereken insanlar da var elbette sayısı tükenesiceler..
Evini satıp 7 yaşındaki oğlunu alarak kaçan bir kocanın eşi komşumuz Halime’yi terk ettiği yılları hatırlarım..
Gel de ağlama insanoğlunun zalimliğine..
Ağlamaktan gözleri zarar görmese de yüreğine çöken evlat acısı, on yıl sonra yaşamla vedalaşmasına yol açtı.,
Ve on yıl sucu Hasan ve Sığır Çobanı Ahmet amcanın, iki göz bir mutfaktan oluşan kerpiç evlerinden bir odada misafir edilen Halime teyze gözyaşları içinde uğurlandı ebedi aleme..
Gel de eskiye ve eski insanların birbirlerine olan yardımlaşma dayanışma ve sahip çıkma duygusuna özen duyma..
Zalim insanların, yük altında geberircesine kullanılan ve çoğu kesim tarafından aşağılanan "mübarek eşek"ten daha alçak olduğu kanısındayım..
Geçmişin hata ve başarılarından ders alan, çalışkan ve sorumluluk sahibi, erdemli kuşaklar geleceğe taşıyacak bu ülkeyi, İnşallah dileğimle sözümü bitireyim..
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ENVER ÖZBİLEN
Nasıl İğrendik Böyle Birbirimizden..
"Nasıl iğrendik böyle birbirimizden" tümcesi ile biten uzun bir yazı okuduktan sonra şu satırları yazmak içimden geldi…
“Üzüntüm o ki yakında bir eşşşşek kadar bile güzel bakamayacağız birbirimize” diye başlıyor yazısına yazar..
Yazının hem teması hem üsluba dayalı akışı çok güzel.. Ancak, sıkılgan okuyucuları uyku moduna sokacak derecede uzun olduğu için sayfama koymadım..
Birbirine öfke yüklü bireylerden oluşan bir toplum haline geldiğimize değiniyor..
Eşek deyince Çelebi Mehmet’i iyileştiren Dr. Şeyhi de akla gelir.. Kendisine hediye edilen köye giderken eşkiyalar tarafından soyulup dövülen Doktor Şeyhi, 126 beyitlik "Harname" (eşekname) mesnevini kaleme alır..
Kötüleşen topluma duyduğu kızgınlığın da bir ifadesidir..
Sahipleri tarafından aşırı yük altında ezilen ve horlanan eşeğin çektiği çileye işaret eder..
O nedenle melül ve mahzun bakışla "insaf yahu beni anlayacak kimse yok mu" diyerek farkındalık bekler..
İnsanoğlu ise eşeğe duyulması gereken merhamet şöyle dursun, birbirine hatta en başta evladına "eşek oğlu eşek" deme seviyesizliğini gösterendir...
Toplumun bir çok kesiminin aşağıladığı eşeğin gözü ne kadar güzeldir oysa..
Yunan mitolojisindeki inek gözlü Hera’nın gözünden bile daha güzel..
Hepinizin bildiği gibi inek gözlü Hera, Zeus‘un hem eşi hem ablası..
Şaşırmayın..
Hazreti İsa Allah'ın oğlu olur da abla kardeş olan Zeusla Hera karı-koca olamazlar mı?
Üstüne üstlük evlilik aile ve doğum kutsiyetinin tanrıçası bu inek gözlü Hera..
Kendisine ihanet ettiğini sanan eşi Zeus’un yavuklularına şiddet, hiddet ve öfke kusan tanrıça..
Demek ki mitolojide tanrılar da ezik insanların üzerinden geçmişler buldozer gibi..
İnek gözlü Hera hiddetlendiği insanlara iğrenç şeyler yapabildiğine göre, çağdaş maskeli silahlı haydutlar ve nükleer güç sahibi uluslar günümüzde neden cinayet ve soykırım yapmasınlar?
Yazar "eskiyi kutsamayalım" diyor..
Ama günümüz insanının sorumluluğunun bilincinde olmasını da vurguluyor..
"Nasıl iğrendik böyle birbirimizden" tümcesi ile yazıya nokta koyuyor..
İğrenme duygusu ve şiddet geçmişte de vardı günümüzde de artarak devam ediyor.. Kanser hücresi gibi giderek de çoğalıyor..
Ortadoğu'da Filistin ve Dünya göçmenleri de iğrenilmesi zorunlu halk kitleleri olarak görülüyor. Alçaklığı ahlak olarak sayanlar tarafından…
İğrenilmesi gereken insanlar da var elbette sayısı tükenesiceler..
Evini satıp 7 yaşındaki oğlunu alarak kaçan bir kocanın eşi komşumuz Halime’yi terk ettiği yılları hatırlarım..
Gel de ağlama insanoğlunun zalimliğine..
Bırak şeytan ruhlu kocayı bırak evsiz kalmayı yüreğini parçalayan evlat acısı perişan etti Halime teyzeyi ..
Gece gündüz sağanak halindeydi göz pınarları..
Ağlamaktan gözleri zarar görmese de yüreğine çöken evlat acısı, on yıl sonra yaşamla vedalaşmasına yol açtı.,
Ve on yıl sucu Hasan ve Sığır Çobanı Ahmet amcanın, iki göz bir mutfaktan oluşan kerpiç evlerinden bir odada misafir edilen Halime teyze gözyaşları içinde uğurlandı ebedi aleme..
Gel de eskiye ve eski insanların birbirlerine olan yardımlaşma dayanışma ve sahip çıkma duygusuna özen duyma..
Halime teyze 1935'lerin mübadil göçmen kızıydı.. 200 hanelik muhacir mahallemizde..
Zalim insanların, yük altında geberircesine kullanılan ve çoğu kesim tarafından aşağılanan "mübarek eşek"ten daha alçak olduğu kanısındayım..
Geçmişin hata ve başarılarından ders alan, çalışkan ve sorumluluk sahibi, erdemli kuşaklar geleceğe taşıyacak bu ülkeyi, İnşallah dileğimle sözümü bitireyim..