Doğum, bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık olmak üzere bireyin doğumundan ölümüne kadar geçen fiziksel, zihinsel ve biyolojik değişim sürecine insanın yaşam döngüsü denir.
Bu süreç, yaşam boyu sürekli gelişim ve olgunlaşmayı kapsayan her aşamasında belirli fizyolojik değişimlerin görüldüğü biyolojik bir döngüdür.
Ölüm bu döngünün sonu mudur yoksa ölümsüzlük var mıdır?
Doğada ne varsa insanın vücudunda da hemen hemen hepsi vardır. Hatta “Yaşlandıkça zenginleşiyorum.” sözü espri de olsa insan vücudu gerçekten çok kıymetli madenlerle doludur. İnsan karbon temelli organik bir canlıdır. Ama jeolojik bir varlık olarak "maden" sınıfına girmez.
Demir: Kanımızdaki hemoglobinin temel taşıdır. Kalsiyum: Kemik ve dişlerimizin ana maddesidir. Bakır, Çinko, Magnezyum: Hücre fonksiyonları için kritik öneme sahip minerallerdir. Altın: Yetişkin bir insanın vücudunda yaklaşık 0,2 miligram altın bulunur.
Dünya gündeminde kendilerini süper güç olarak tanıtan ABD ‘nin şimdi bütün derdi, otomasyon çağında geri kalmamak ve zayıflayan ekonomisini güçlendirmek için başka devletlerin zenginlik kaynaklarını haydutluk yaparak ele geçirmek istiyor. Nadir toprak elementleri, enerji üretiminde kullanılan çok önemli madenlerdir. Nadir toprak elementleri doğrudan enerji üretmezler ama enerjiyi yakalayan, dönüştüren ve saklayan teknolojilerin "oksijeni " gibidir. Oksijenli solunumda, oksijenin esas görevi besinleri parçalamak ve enerji elde etmektir. Sindirimle parçalanan besinler, hücrelerin mitokondrilerinde gerçekleşen enerji üretme mantığı, nadir toprak elementlerine benzetilebilir. Bu yüzden, solunumun amacı enerji elde etmektir. Besin olmazsa hücrelerde enerji üretilemez. Enerji üretilmezse canlılık devam edemez. Solunum olayının kimyasal denklemi aşağıdaki gibidir.
Besin +oksijen Karbondioksit +su +ATP (enerji)+ısı
Madenler, yer kabuğunda doğal yollarla oluşan ve ekonomik değeri olan inorganik maddelerdir. İnsanın karbon temelli organik bir canlı olduğunu söylemiştik. Tüm organik maddeler yapılarında (Azot (N) ,Karbon (C) ve Hidrojen (H) barındırır. İnorganik maddeler ise yapılarında su (H2O) mineraller, asitler, bazlar ve tuzlar bulunur. Hem organik hem de inorganik maddelerin doğada doğal döngüleri vardır. Su döngüsü, karbon döngüsü, azot döngüsü gibi. Yani bunlar kullanılırlar, sonra yeniden döngüyle oluşurlar. Miktarları değişmez. Doğada aslında hiçbir şey kaybolmaz ama dönüşebilir “Kütlenin Korunumu Yasası ” (Lavoiser )
21. YY ‘da insanoğlu, bu döngülerin yerlerini değiştirecek, farklı dönüşümlere neden olacak ve teknolojide level atlatan gelişmeleri yaratıyor. Korkarım ki, gün gelecek insanoğlu mekanikleştikçe belki de nadir elementlerin yerlerini alacak pozisyonlara gelecekler!
Homo Sapiens’ten ( İnsan ırkından kalan tek tür, atalarımız.) evrimleşmeyle bugüne kadar gelen 21.YY insanının bence döngüsü başlamıştır. Çünkü insanoğlu insanı, aynen kimyasal maddeler gibi saflaştırarak tüketiyor. Yapay zekâ çağında, birçok meslek, birçok yaşlı ve hasta, birçok vasıfsız insan yok olacak. Bir değirmene atılan buğday gibi öğütülecek. Geriye kalanlar insan mı kalacak dersiniz!
İşte, bu bir döngünün başlangıcı olacak. Dünya, beş milyar yıl yaşında ve beş defa yok oluşu yaşadı. Altıncısı yolda. Beş yok oluş Dünya’nın soğuma evrelerinde iklim değişmeleri, göktaşı düşmeleri, besin zincirlerinin bozunumu gibi çevresel etkilerle yok oldu. Şimdi, doğrudan insanoğlunun etkisiyle bu defa otomasyonla ve plastiklerin besin zincirine girmesiyle yeniden yok oluşu yaşayacak. Bu hırs ve güç hükümdarları da yok olacaklar ama Dünya yeniden bir doğuşu yaratacaktır.
Döngüsellik: Geleneksel ve doğrusal işleyen “satın al – üret – kullan – elden çıkar” modelinden, malzemelerin sistem içinde sürekli döndüğü “satın al – üret – kullan – yeniden kazan” modeline geçiş, doğrusal ve döngüsel ekonomi modellerinde 21 YY ‘da kaynak tüketimini azaltmanın en etkili yolu olduğunu görüyoruz.
Doğrusal modelde; ham madde yer altından çıkarılarak işlenir, kullanılır ve ekonomik döngüden kalıcı olarak çıkarılır. Bunu, aynen insan için düşünürsek madenler gibi doğrusal modelde keşfedilir, işlenir, kullanılır ve döngüden kalıcı olarak çıkarılır.
Döngüsel modelde ise, kullanım ömrünü tamamlayan malzeme kentsel madencilik ve geri dönüşüm yoluyla sisteme yeniden kazandırılır. İnsanın döngüsel modelinde artık o hiç kullanılmaz, ekonomik olanakları kısıtlanır, ölümü bekler. Tıpkı bugün emeklilerin yaşadığı dram gibi… Böyle bir yaşam modelinde, İnsanların ve toplumun mutluluğu ve gelişimi için kullanılmayan eğitim, sağlık ve hukukun bir anlamı da kalır mı hiç!
Epstein davasında milyarder, nüfuzlu zenginler ve siyasilerin dünyayı yönetme ve ölümsüzlük hırsları hepimizin midesini bulandıran vahşilikler dünyanın gündeminde. Dünya’daki her ülkeden kimsesiz masum kız çocuklarını toplayan bu sapkınların küçük kız çocuklarına yapılan tecavüz, işkence ve daha bir çok vahşilikle ölümsüz olma ve dünyayı yönetme istekleri, onları dünyanın en vahşi sapkınları ve psikopatları yaptı. Bu yönden, tarihe kötülükleriyle “şeytanlar cenneti “ne ölümsüz olarak geçtiler.
Epstein olayı, insanlığın uyanışı ve mücadelesi için büyük bir fırsat olabilir. Sapık milyarder ve roma aristokrasisinin hortlayışıyla, haydut devlet ABD ‘nin dengesiz başkanı, Epstein olayını tam tersine savaş çıkararak Dünya’yı uyutmak istedi. Uyumayalım, uyutmayalım! Dünya kimseye kalmaz ama insanlığın yaşaması gerekir.
18.03.2026