Bursa Arena E'Gazete
2018-12-05 22:10:56

Maddede Tekamül (bilinç)

LEY SABAH

05 Aralık 2018, 22:10

"Gerçekten topraktan gelip, toprağa mı gidiyoruz?

Toprakta frekans, bilinç var mı?

Toprakta organik madde var mı? Karbon var mı?

Evet sorulara önce bilgi bakışıyla yaklaşalım:

Karbon canın yapı taşıdır. Hava ve su ile ilişkisi sonunda can, organizma oluşur. Beden yüz kilo ise onun onsekiz kilosu karbondur. Diğer yapı taşları ise azot, kükürt, fosfor döngüleri. Bunların barındığı humus toprağı, mikroorganizma hücre yapısında kullanılan bitki, hayvan ve bence belki de insan artıklarından oluşuyormuş. Toprakta karbon yok, canlılardan oluşan karbon depolama durumu varmış yani. Toprak organik maddesi toprağın yaklaşık %58 ni oluşturuyormuş. Bu oluşum sürekli olarak organik-inorganik-organik arasında dönüşmekte. Başka bir bilgi ise, karbon atomun çekirdeğinde altı proton, altı nötron karbon izotopu bulunmaktadır. Kendi etrafında dönen proton kendi manyetik alanını, frekansını yaratır. Toprağın frekansı ölçülememiş henüz. Topraklama ile frekansları alıp ne yapıyor acaba toprak?.."

Okuduğum ilk kaynağın sonunda çeviriyi yapan kişinin ismi dikkatimi çekti. Birkaç yıl önce bir çalışmama katılmış sonra görüşmemiştik. Hemen medyadan:

-Yazıyı çeviren sen misin? diye sordum, yanıt geldi:

-Evet, nerede gördün?

-Google'da. Eğer tekamülü bilincinçli yaşamıyorsa insan karbona dönerek, bitki, hayvan, insan döngüsüne yeniden katılabilir diye düşündüm de (!).. Karbon ne renktedir?

-Siyah..

İşte beklediğim yanıt!

Yıllar sonra karşılaşmanın şaşkınlığı ve konunun şaşkınlığı içindeyiz. Birbirimizin fikrini bilmeden aynı fikirlerle akmaya başlayınca, iletişime telefonda devam ettik.

Şimdi, yazacağım hiç bir şeyden emin değilim. İnsanın yaşama nedenini tekamüle, varoluşun düzenini de, akışa, sonsuz dönüşüme bağlıyalı çok oldu. Gönül ve akıl yürütürek, bilgi, inanç ve sanat bakışlarıyla bütünsel bakarak yola devam etmekteyiz.

Tekamül; bilinç artması, frekansın yükselmesidir. Tekrar, tekrar bu oluşum için, akışın bir parçası olma durumundayız. Bir yaşamda rengimizi parlatarak beyaz, saf ışığa ulaşmamız pek olası görünmemektedir. Çünkü kişisel hırslar arınmamıza engel olmaktadır, ayrıca doğuşumuzdaki bilinç seviyemiz de farklıdır. Hangi yolu seçersek seçelim, arınma kişisel gözlem, istek gerektirir. Beyaz, saf ışık haline gelen insan, ne kırılır, ne kırar. Saydam ve geçirgendir, beyaz rengin özelliği gibi, o her renkle güzeldir!

Rengini, hırsları ile karartan kişiler hem kendilerine hem de çevrelerine olumsuzluk yayar, kendi kendilerini yer bitirirler. Auraları kirlidir. Tekamülde geri olmadığı söylenir ama aynı zamanda:

“Topraktan geldik toprağa gideceğiz, mühim olan çamurlaşmamak.”

der Mevlana..

Tekamülün oluşmaması, bilincin bulunduğu seviyeden geriye çekilmesi o kişileri çamurlaştırır. Hatta yerin yedi kat dibine, cehenneme (mağma) gidebiliriz. Elmas ve grafiti karbonuna dönüşebiliriz. Belki de elmastaki parıltı, tekamül etmeyen insanın ışığıdır!

"Allah O'dur ki yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yarattı” (Talak, 65/12)

Bilinçlenme (tekamül), yukarıda açıklanan katlar arasında, kişinin uyumlanması, frekansını ayarlamasından başka ne olabilir ki?

Bu açıklamaya, tekamül ederek beyaz ışığa ulaşan sonra da isteyerek görevli, bilinçlenmeye yardımcı olmak için gelen (şeytan ya da melek) kişileri ayrı tutuyoruz.

Telefondaki arkadaş bir kitaptan bahis etti, yıllar önce okuduğumu söyledim. Kitapda hidrojen canlılık başlangıcı olarak varsayılmıştı. Ama o bir gaz.. Daha sonra:

-Sana teşekkür etmem gerek, seninle yaptığımız çalışmadan sonra resim yapmaya devam ettim, çok iyi geldi, dedi.

-Yıllar sonra teşekkür eden bence sen değilsin! Ben de bütüne teşekkür ederim. Varoluş da bize teşekkür ediyor. Bulduğumuz sonuç önemli değil; sorgulama, anlama isteğimiz, yolda olma halimiz değerlidir. Tıpkı tablo değil, tablo ile yapılan yolculuğun değerli olması gibi..

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.