Uğur Mumcu'ya göre bir gazeteci; belgeye, bilgiye ve gerçeğe dayalı çalışan, halkın haber alma hakkını savunan güvenilir bir kişidir
Belge ve Kanıt Esası: Gazeteci kulaktan dolma bilgilerle, iddiasız veya belgesiz yazmamalıdır; her haberin arkasında somut bir belge ve araştırma bulunmalıdır.
Gazeteci güvenilir bir insan olmalıdır. Haber ve bilgi kaynaklarını gizlemesini bilmeli, kaynağına sadık kalmalıdır.
Gazeteci gerektiğinde hükümetlere, imtiyazlı sınıflara ve çeşitli güç odaklarına karşı boyun eğmemeli, kalemini satmamalıdır.
Kalemini ve gerçeğin peşindeki mücadelesini her zaman halktan yana kullanmalı, kamu hakkını ve Atatürkçü, laik değerleri savunmalıdır.
Rahatsız edici sorular sorabilmeli, üzerine gidilmesinden korkulan karanlık ilişkilerin ve yolsuzlukların üzerine cesaretle gitmelidir.
Uğur Mumcu'nun bu konudaki en bilinen sözlerinden biri şettir: “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.”
Uğur Mumcu'na göre gazeteci ile muhalefet/iktidar ilişkisi, gazeteciliğin kamusal sorumluluk, belgeye dayanması ve halkın bilgilenme hakkı temelleri üzerine kuruludur.
Gazetecilik ve Muhalefet Anlayışı
Gazeteci olayların görünen yüzüyle yetinmez; arkasındaki karanlık ilişkileri, güç odaklarını ve bağlantıları araştırır.
Gazetecilik söylentiye, ideolojik ezberlere veya manipülasyona göre değil; somut belgeye ve kanıta dayanmalıdır.
Gazeteci iktidarın ses duyurucusu veya propaganda aracı değildir. Yanlış kimden gelirse gelsin sorgular, kamu adına denetim görevi görür.
Uğur Mumcu'ya göre gerçek anlamda muhalif ya da bağımsız gazetecilik, iktidar ya da çevrelerle çıkar ilişkisi kurmadan, doğrudan halkın vicdanını ve haklarını savunmaktır.
Gazeteci; silah kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, devlet-siyaset-mafya ilişkileri gibi tehlikeli dosyaları üzerine giderken cesur olmak zorundadır ve bu duruşun bedellerini göze alır.
Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben lâikim, ben antiemperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım" sözlerini söylemiştir. Bu sözleri ile CHP'nin kuruluşAtatürk ilke ve devrimlerinin temel çizgiyle örtüşmüştür.
Uğur Mumcu bağımsız bir gazeteci olarak kalmayı tercih etmiş, gerektiğinde sol içi veya merkez-sol politikalara ve partilere de eleştirel yaklaşmıştır. Bugün kendisini sol içi veya merkez sol çizgide tarif edip muhalefet partilerine biat edenlerden de çok farklı gerçek aydın ve gerçek gazetecidir.
O yaşasa idi, iktidar kaynaklı veya yerel yönetimlerdeki rüşvet olaylarını kesin araştırır ve bu suçlara bulaşmış kişilere gereken sözlerini de söylerdi.
Günümüzde bazı muhalefet partileri, akçeli işler ile yakından ilgilenen, servetlerine servet katmış kişileri partilerine alarak, belediye başkanı olmasını sağlıyorlar. Sonrada bu kişilerin akçeli işleri çıkınca da siyasi operasyon diyerek sahip çıkıyorlar.
Bugün Uğur Mumcu yaşasa idi akçeli işler ile anılan kişileri koruyan ister İktidar partisi olsun ister muhalefet partisi yönetimlerini en ağır şekilde eleştirirdi.
Maalesef günümüzde ister iktidar yanlısı olsun, ister muhalefet yanlısı olsun UĞUR MUMCU gibi bir gazeteci çıkmadı. Ciddi şekilde aydın sıkıntısı yaşayan ülke olduk açıkçası.
Bugünün gazetecileri ister iktidar yanlısı olsun, ister muhalefet yanlıları olsun, yanlısı oldukları partilere biat etmiş kişilerden oluşmaktadır. Şu gazeteci doğru denilecek gazeteci kaç tane var acaba.
Ülkemizde halkı aydınlatması gereken kendilerine aydın diyen kesimin hali gerçekten de yürekler acısı. İktidar yanlısı gazetecilerin çoğunluğu iktidarın herhangi bir konuda söylediği siyasi söylemleri savunurken, aynı konudaki siyasi söylemleri ve icraatlarını değiştirmesi halinde de militanca savunmaktadırlar. Neden böyle oldu da söylem değişti sorusunu asla sormuyorlar. Aynı durum muhalefet partilerine biat etmiş sözde aydınlar için de geçerli. Maalesef bir Uğur Mumcu’muz yok.
Örneğin YEMEN’E sürekli saldıran SUUDİ ARABİSTAN’A 10 ekim 2019 Senesinde “SUUDİ ARABİSTAN AYNAYA BAKSIN YEMENİ BU hale kim getirdi” sözleri ile hesap sormuştu. Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, Mekke ve Medine şehirleri ile bu şehirlerdeki havalimanları ve hava sahasının operasyon kapsamı dışında tutulduğunu defalarca ilan etmelerine rağmen HUSİLER suçlanarak MEKKE İTTİFAKI anlaşması gereği SUUDİ ARABİSTAN'A asker gönderme peşine düşen bir iktidar var şimdi. İktidar yanlısı gazeteciler-güvenlik uzmanı olduklarını söyleyen kişiler de bunu destekleyen açıklamalar yapıyorlar. ABD VE İSRAİL’E karşı bağımsızlıklarını korumaya çalışan Yemen'e saldıran SUUDİ ARABİSTAN’IN ittifak ettiği İSRAİL VE ABD safında olmak demektir bunun adı. Bu SUUDİ ARABİSTAN geçmişinde PKK terör örgütüne yaptıkları desteği gösteren gazete manşeti şöyle idi.
ABD, Dışişleri Bakanı Pompeo'nun Kaşıkçı olayını görüşmek üzere Riyad'a ayak bastığı saatlerde Suud Arabistan'dan YPG için 100 milyon dolar yardım aldı.”
İktidar, umarım SUUDİ ARABİSTAN’A destek amacı ile MEHMETÇİĞİN SUUDİ ARABİSTAN için savaşa gönderilmesi için TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’nden izin alınması talebinde bulunmaz.
Böyle bir talepte bulunulması halinde ülkemiz ekonomisi beklenen SUUDİ ARABİSTAN parasından daha çok zarar gören ülke olacaktır. Başta EKONOMİDEN SORUMLU DEVLET BAKANI Olmak üzere SPK, TCMB doğru hesapları yaparak iktidarın önüne koyarlar. İktidarda Meclisten onay alma talebinden vaz geçer umarım.
Ne zaman ki UĞUR MUMCU gibi sorgulayan, araştıran,, belgeler ile yazan, konuşan aydınlar çıkmaya başlar o zaman aydınlanmamıza ciddi katkılar olmaya başlar. Dileğim onun gibi gazeteci ve yazarların artması.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
GÜRBÜZ GÜNGÖR
Gazeteci Dediğin Nasıl Olmalı
Uğur Mumcu'ya göre bir gazeteci; belgeye, bilgiye ve gerçeğe dayalı çalışan, halkın haber alma hakkını savunan güvenilir bir kişidir
Belge ve Kanıt Esası: Gazeteci kulaktan dolma bilgilerle, iddiasız veya belgesiz yazmamalıdır; her haberin arkasında somut bir belge ve araştırma bulunmalıdır.
Gazeteci güvenilir bir insan olmalıdır. Haber ve bilgi kaynaklarını gizlemesini bilmeli, kaynağına sadık kalmalıdır.
Gazeteci gerektiğinde hükümetlere, imtiyazlı sınıflara ve çeşitli güç odaklarına karşı boyun eğmemeli, kalemini satmamalıdır.
Kalemini ve gerçeğin peşindeki mücadelesini her zaman halktan yana kullanmalı, kamu hakkını ve Atatürkçü, laik değerleri savunmalıdır.
Rahatsız edici sorular sorabilmeli, üzerine gidilmesinden korkulan karanlık ilişkilerin ve yolsuzlukların üzerine cesaretle gitmelidir.
Uğur Mumcu'nun bu konudaki en bilinen sözlerinden biri şettir: “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.”
Uğur Mumcu'na göre gazeteci ile muhalefet/iktidar ilişkisi, gazeteciliğin kamusal sorumluluk, belgeye dayanması ve halkın bilgilenme hakkı temelleri üzerine kuruludur.
Gazetecilik ve Muhalefet Anlayışı
Gazeteci olayların görünen yüzüyle yetinmez; arkasındaki karanlık ilişkileri, güç odaklarını ve bağlantıları araştırır.
Gazetecilik söylentiye, ideolojik ezberlere veya manipülasyona göre değil; somut belgeye ve kanıta dayanmalıdır.
Gazeteci iktidarın ses duyurucusu veya propaganda aracı değildir. Yanlış kimden gelirse gelsin sorgular, kamu adına denetim görevi görür.
Uğur Mumcu'ya göre gerçek anlamda muhalif ya da bağımsız gazetecilik, iktidar ya da çevrelerle çıkar ilişkisi kurmadan, doğrudan halkın vicdanını ve haklarını savunmaktır.
Gazeteci; silah kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, devlet-siyaset-mafya ilişkileri gibi tehlikeli dosyaları üzerine giderken cesur olmak zorundadır ve bu duruşun bedellerini göze alır.
Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben lâikim, ben antiemperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım" sözlerini söylemiştir. Bu sözleri ile CHP'nin kuruluş Atatürk ilke ve devrimlerinin temel çizgiyle örtüşmüştür.
Uğur Mumcu bağımsız bir gazeteci olarak kalmayı tercih etmiş, gerektiğinde sol içi veya merkez-sol politikalara ve partilere de eleştirel yaklaşmıştır. Bugün kendisini sol içi veya merkez sol çizgide tarif edip muhalefet partilerine biat edenlerden de çok farklı gerçek aydın ve gerçek gazetecidir.
O yaşasa idi, iktidar kaynaklı veya yerel yönetimlerdeki rüşvet olaylarını kesin araştırır ve bu suçlara bulaşmış kişilere gereken sözlerini de söylerdi.
Günümüzde bazı muhalefet partileri, akçeli işler ile yakından ilgilenen, servetlerine servet katmış kişileri partilerine alarak, belediye başkanı olmasını sağlıyorlar. Sonrada bu kişilerin akçeli işleri çıkınca da siyasi operasyon diyerek sahip çıkıyorlar.
Bugün Uğur Mumcu yaşasa idi akçeli işler ile anılan kişileri koruyan ister İktidar partisi olsun ister muhalefet partisi yönetimlerini en ağır şekilde eleştirirdi.
Maalesef günümüzde ister iktidar yanlısı olsun, ister muhalefet yanlısı olsun UĞUR MUMCU gibi bir gazeteci çıkmadı. Ciddi şekilde aydın sıkıntısı yaşayan ülke olduk açıkçası.
Bugünün gazetecileri ister iktidar yanlısı olsun, ister muhalefet yanlıları olsun, yanlısı oldukları partilere biat etmiş kişilerden oluşmaktadır. Şu gazeteci doğru denilecek gazeteci kaç tane var acaba.
Ülkemizde halkı aydınlatması gereken kendilerine aydın diyen kesimin hali gerçekten de yürekler acısı. İktidar yanlısı gazetecilerin çoğunluğu iktidarın herhangi bir konuda söylediği siyasi söylemleri savunurken, aynı konudaki siyasi söylemleri ve icraatlarını değiştirmesi halinde de militanca savunmaktadırlar. Neden böyle oldu da söylem değişti sorusunu asla sormuyorlar. Aynı durum muhalefet partilerine biat etmiş sözde aydınlar için de geçerli. Maalesef bir Uğur Mumcu’muz yok.
Örneğin YEMEN’E sürekli saldıran SUUDİ ARABİSTAN’A 10 ekim 2019 Senesinde “SUUDİ ARABİSTAN AYNAYA BAKSIN YEMENİ BU hale kim getirdi” sözleri ile hesap sormuştu. Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, Mekke ve Medine şehirleri ile bu şehirlerdeki havalimanları ve hava sahasının operasyon kapsamı dışında tutulduğunu defalarca ilan etmelerine rağmen HUSİLER suçlanarak MEKKE İTTİFAKI anlaşması gereği SUUDİ ARABİSTAN'A asker gönderme peşine düşen bir iktidar var şimdi. İktidar yanlısı gazeteciler-güvenlik uzmanı olduklarını söyleyen kişiler de bunu destekleyen açıklamalar yapıyorlar. ABD VE İSRAİL’E karşı bağımsızlıklarını korumaya çalışan Yemen'e saldıran SUUDİ ARABİSTAN’IN ittifak ettiği İSRAİL VE ABD safında olmak demektir bunun adı. Bu SUUDİ ARABİSTAN geçmişinde PKK terör örgütüne yaptıkları desteği gösteren gazete manşeti şöyle idi.
ABD, Dışişleri Bakanı Pompeo'nun Kaşıkçı olayını görüşmek üzere Riyad'a ayak bastığı saatlerde Suud Arabistan'dan YPG için 100 milyon dolar yardım aldı.”
İktidar, umarım SUUDİ ARABİSTAN’A destek amacı ile MEHMETÇİĞİN SUUDİ ARABİSTAN için savaşa gönderilmesi için TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’nden izin alınması talebinde bulunmaz.
Böyle bir talepte bulunulması halinde ülkemiz ekonomisi beklenen SUUDİ ARABİSTAN parasından daha çok zarar gören ülke olacaktır. Başta EKONOMİDEN SORUMLU DEVLET BAKANI Olmak üzere SPK, TCMB doğru hesapları yaparak iktidarın önüne koyarlar. İktidarda Meclisten onay alma talebinden vaz geçer umarım.
Ne zaman ki UĞUR MUMCU gibi sorgulayan, araştıran,, belgeler ile yazan, konuşan aydınlar çıkmaya başlar o zaman aydınlanmamıza ciddi katkılar olmaya başlar. Dileğim onun gibi gazeteci ve yazarların artması.