Yaşamanın Doğru Yolu: Vahdet Deryasında Bir Hakikat Pusulası
Yazının Giriş Tarihi: 09.09.2026 20:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.09.2026 20:54
Erzurum’un Tazegül köyünden müderris dedem Hamit Efendi’nin (1874-1960) manevi mirası olan ve mezar taşına da yazdırdığımız iki cümleden ibaret bir vecizesi var. Bu iki cümlelik kelamın derinliğini yapay zekanın ve tasavvufun ışığında irdelediğimde; kendimi, insanı ve yaşadığımız hayatın nasıl muazzam bir nizamla kurgulandığını anlamakta aslında ne kadar geç kaldığımı fark ettim.
Dile gelen bu hikmet, insanlığın kadim sorularına ayna tutuyor: İnsan nedir? Kendini, yeteneklerini ve yapabileceklerini nasıl tanımlar? Ve en nihayetinde, insanın akıbeti ne olur?
Gelin, önce dedem Halil oğlu Hamid Karatoprak’ın o derin vecizesini birlikte okuyup inceleyelim:
"Ey İnsan,
Mensup olduğun ismullah gemisini vahdetin deryasında gezdirirken gözünü rahim haritasından ayırma.
Eğer ayırırsan girdab-ı felakette gemiyi batırırsın.
Halil oğlu Hamid Karatoprak"
Bu derin metnin yapısı ve taşıdığı mana iki temel aşamada incelenmiştir.
I- Metnin Edebi Mimarisi ve Sanatsal Dokusu
Söz konusu metin, az sözle çok derin anlamlar ifade etme sanatı olan icaz ilkesinin güçlü bir temsilcisidir. Baştan sona birbiriyle uyumlu sembollerle örülmüş bu yapıda şu edebi sanatlar öne çıkar:
Tenasüp (Uyum) Sanatı: Gemi, derya, harita, girdap ve batırmak gibi denizcilik ve coğrafya terimleri bir arada kullanılarak muazzam bir kavramsal bütünlük sağlanmıştır.
Açık İstiare (Eğretileme): İnsanın varlığı "gemiye", hayatın özü "deryaya", nefsin tuzakları "girdaba" ve ilahi kılavuzluk "haritaya" benzetilerek somutlaştırılmıştır.
Nida (Seslenme) Sanatı: "Ey İnsan" hitabıyla okuyucunun bilinci ve dikkati en üst seviyede metne çekilmiştir.
Mecaz-ı Mürsel: "Gözünü haritadan ayırma" ifadesinde, fiziksel gözden ziyade kalbi bir uyanıklık ve zihinsel bir dikkat kastedilmiştir.
Burada, kelime seçimindeki ince bir mantığa dikkat çekmek gerekir: Metinde özellikle “mensup” kelimesi seçilmiştir. Eğer “mensubu” denilseydi, kişi geminin (bedenin) iradesiz bir parçası gibi algılanır ve sorumluluğu kısıtlanabilirdi. Oysa “mensup olduğun gemi” ifadesi, bu bedenin ve ruhun o şahsa belirli sorumluluklar yüklenerek, bir emanet gibi kullanımına tahsis edildiğini anlatmaktadır.
II- Tasavvufi Sembollerin Derinliği: Vahdet ve Rahim İlişkisi
Metnin kalbini oluşturan tasavvufi kavramlar, insanın bu dünyadaki varoluş amacını ve tekâmül yolculuğunu şifreler:
1. İsmullah Gemisi (Allah'ın İsimlerinin Tecellisi)
Tasavvufta insan, Allah'ın isim ve sıfatlarının (Esma-ül Hüsna) yeryüzündeki en kapsamlı aynasıdır. İnsanı bir “İsmullah Gemisi” olarak nitelemenin kaynağı, ilahi kelamda gizlidir:
“Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.(28-29)Hicr Sûresi”
Bu nedenle "İsmullah gemisi" insanın sınırları, yükü ve potansiyeli Esma-i Hüsna ile çizilmiş olan bedenini, zihnini ve ruhunu simgeler.
Kendini bilmek; yeteneklerini, becerilerini ve düşünce sınırlarını ortaya koymasıdır. Bu özelliklerin miktarı insandan insana değişir. Eğitim ve öğretim ise bunları açığa çıkarma ve geliştirme araçlarıdır. Eğer insan kendi esma sınırını aşmaya kalkarsa (örneğin mutlak güç ve kibir taslayarak El-Mütekebbir esmasını taklit etmeye çalışırsa), firavunlaşır ve gemiyi batırır.
2. Vahdet Deryası (Birlik Denizi)
Vahdet, evrendeki her şeyin tek bir yaratıcıdan geldiğini ve her şeyin özünde bir olduğunu bilmektir (Vahdet-i Vücud).
“Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir”. ﴾54﴿ A'râf Sûresi
Bu deryanın sınırı yoktur. Hayat, parçalanmış ve çokluktan ibaret (kesret) gibi görünse de aslında büyük bir birlik denizidir. İnsanın görevi, kendi varlık gemisini bu birlik bilincinin içinde, yönünü kaybetmeden yüzdürebilmektir.
3. Rahim Haritası (Merhamet ve Yaratılış Kılavuzu)
“Rahim" ismi, Allah'ın yarattıklarını koruyan, esirgeyen ve onlara tecelli eden özel merhametini simgeler. Aynı zamanda anne karnını (rahim) ve dolayısıyla insanın aslına, özüne ait bilgiyi çağrıştırır. Allah'ın vahiyle gönderdiği, kulun kalbinde şefkat, merhamet ve vicdan olarak tecelli eden pusulasıdır. Bu pusula bizler için şefkat, merhamet, vicdan ve sevgi ilkeleridir. Bu pusula müslümanlar için Kur’an dır. Genel coğrafya haritasındaki dağlar, ovalar, nehirler gibi insanlığa külli rotayı çizer. Haritadaki peygamber kıssaları (Lut kavmi, Nuh tufanı gibi) ile hayat yolundaki uçurumlar ve felaket getiren girdaplar tasvir edilmiştir.
4. Girdab-ı Felaket (Felaket Girdabı)
Girdap, denizde gemileri içine çekip yutan tehlikeli su dönümüdür. Tasavvufta bu girdap nefsin istekleri, kibir, bencillik ve dünyevi hırslardır. Eğer insan gözünü "merhamet haritasından" (Rahim) ayırırsa, yani bencilce ve sevgisizce yaşamaya başlarsa, nefsinin girdabına kapılır. Bu da "geminin batması" yani insanın manen helak olması, huzurunu ve özünü kaybetmesi anlamına gelir.
Vahdet ve Rahim kavramları, bu yolculukta birbirini tamamlayan iki anahtardır. Vahdet, insanın varmak istediği nihai "birlik" bilincidir; Rahim ise o denizde kaybolmamayı sağlayan rehberdir. İnsan, yaratılan her şeye merhamet (Rahim) gözüyle bakabildiği ölçüde, her şeyin arkasındaki tek yaratıcıyı (Vahdet) idrak edebilir. Merhametini kaybeden bir kalp, egonun girdabına düşerek birliği göremez hale gelir.
Anlamını açıklama:
Her insan kendine "İsmullah Gemisi”nin nasıl bir durumda olduğunu sormasında fayda var.
Bu gemi sizin bedeniniz, zihniniz ve ruhunuzdur.
Geminin sağlam kalması için kendinize nasıl baktığınız önemlidir.Şu an hayatınızda hangi ilahi isimleri (potansiyelleri) daha çok taşıyorsunuz? Örneğin; sabırlı mısınız (Es-Sabur), adil misiniz (El-Adl), yoksa bilginizi paylaşıyor musunuz (El-Alim)? Geminizin yükü hangi değerlerden oluşuyor?.
Allah seçtiği peygamberlerine yolladığı vahiylerle kulun kalbinde şefkat, merhamet ve vicdan olarak tecelli eden pusula rahim haritasıdır. Bu pusula müslümanlar için Kur’an dır. Genel coğrafya haritasında var olan dağlar, ovalar, nehirler gibi insanlara genel kuralları anlatmıştır. Bu harita da anlatılan peygamber kıssaları ile uçurumlar ve girdaplar da ifade edilmiştir. Lut kavmi, Nuh peygamber anlatımları ile girdaplar yani anafor ve uçurumlar anlatılmış. Bu yolda yürüyenlerin başına gelen felaketler anlatılmıştır. Yunus peygamberin balık karnında seyahati ile insanlara yapacakları balık şeklindeki cihazlarla homojen ortamlarda (suda, havada ve uzayda) seyahat edebileceği hususunda imalarda bulunmuştur. Aynı şekilde Cin Suresi’nde cinlerin uzaya yükselip sesleri dinlemeye çalıştığı anlatılır. İnsana buradan, evrende dalga hareketleri (frekanslar) aracılığıyla sadece iletişim kurulmakla kalınmayıp, aynı zamanda derin gözlemler (radar, radyo teleskopları) yapılabileceği dolaylı olarak ifade edilmiştir.
“Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur." ﴾9﴿ Cin Sûresi
Ancak vahiy, bu teknolojilerin mikroskobik detaylarını, motor tasarımlarını veya yazılımlarını vermez; bunları bulmayı ve geliştirmeyi insan iradesine bırakır.
Rahim haritası Külli İrade (Vahiy) insanlığa genel haritayı, coğrafyadaki dağları, ovaları, nehirleri ve denizleri anlatarak külli rotayı çizer temsil eder. Gidilecek yolları insan Cüzi İrade (İnsan Aklı ve Eylemi) bulur. Külli irade insan aklına rehberlik eder.Bu rehbere bakarak doğru yol yani sırâtel müstakıym nasıl tesbit edilir?
Doğru yol (sırâtel müstakıym): Genel yasalar vahiy ve doğa aracılığıyla bildirilmiş, detaylar ise insanın üretkenliğine teslim edilmiştir. Fatiha Suresi'ndeki "İhdinessırâtel müstakıym" (Bizi dosdoğru yola ilet) duası, tam olarak kulun cüzi iradesiyle ürettiği detay yolların, Allah'ın mutlak doğruluk ve adalet rotasıyla çakışması talebidir.
Çünkü nötr olan evrensel yasalar ve insan icatları iki ucu keskin bıçaktır:
İnsan, yuvarlaklık ilkesini keşfedip tekerleği icat edebilir ve bunu bir araba yaparak insanlığa hizmette, taşımacılıkta (Sırat-ı Müstakim'de) kullanabilir. Aynı insan, aynı yuvarlaklık ve döngüsel hareket mekanizmasını alıp bir rulet masası üreterek insanları kandırıp soyabilir, yani nefsinin "girdabına düşerek" kendi helakına meydan verebilir.
İnsanın kendi ürettiği detay yolların, Allah’ın murat ettiği hakiki yol ile uyumlu olup olmadığı ise 3 mihenk taşıyla tespit edilir: Kalbin derin huzuru (İtminan), üretilen eserin çevresine yaydığı merhamet (Rahimiyet) ve her türlü aşırılıktan uzak olan denge (Mizan).
İnsan zevkleri uğruna uyuşturucu, kumar, alkol, hırsızlık, alışkanlığına, kapılırsa bir girdaba yani anafora girip kendini zayi edebilir.
Hayatımızdaki "Girdaplar" Neler?
Metindeki "girdab-ı felaket", bizi yutan ve dengemizi bozan her şeydir. Modern dünyada bu girdaplar genellikle şunlar olur:
* Aşırı Stres ve Gelecek Kaygısı: Zihni sürekli gelecekle meşgul edip şimdiki anın (vahdetin) huzurundan koparmak.
* Ego ve Kıyaslama: Başkalarıyla sürekli yarış halinde olmak, "en iyisi ben olmalıyım" kibri.
* Öfke ve Affedememek: Geçmişe takılıp kalarak kalbi nefret yüküyle ağırlaştırmak ve gemiyi dibe çekmek.
Girdaplardan kurtulmanın tek yolu gözü haritadan ayırmamaktır. Şükretmektir. Şu an yaşadığımız hayatı “Kanuni Sultan Süleyman” bile yaşayamadı. Bir uçağa binip gün içinde kıtalar arası seyahat edemedi. Bir düğme ile geceleri aydınlık mekânlarda televizyon seyredemedi. Yağ kandillerinin ağır kokusu altında aydınlandı.
Yapay zekâ sayesinde belirlenen konu ile ilgili binlerce sayıda bilgiye erişim imkânı doğdu. Bu imkânlar ile refahını artırmak için çaba göstermek ve gelecek nesilleri daha avantajlı hale getirme görevini gözardı etmeden çalışmalıyız. Çok çalışmalıyız.
Hayat yolunda "Rahim" haritasını okumak şu pratik adımlarla olur:
* Kendine Şefkat Göster: Hata yaptığında kendine acımasızca yüklenmek yerine, bir anne şefkatiyle (rahimiyetle) yaklaş.
* Başkalarına Merhamet Et: Haklı olduğunda bile kırıcı olmamayı, insanları anlamaya çalışmayı seç.
* Kalbin Sesini Dinle: Karar alırken mantık ve çıkar hesabı yaptığın kadar haritaya (vicdanına) da danış.
* Gerek kamuda gerekse özel kurumlarda yönetici olarak görev alındığında ortaya çıkan girdap; kendi yakınlarını veya zengin-fakir, dost-düşman ayrımı gözetmektir..
"Allah, size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisâ Suresi, 58. Ayet)
"...Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun..." (Mâide Suresi, 8. Ayet.
Yönetici hem kendi makamını bir emanet olarak görmeli hem de alt kadroları seçerken sadakat yerine ehliyet ve liyakati esas almalıdır (Nisâ Suresi, 58. Ayet).
Sonuç
İnsan sıradan bir yolcu değildir. Sınırları Esma-i Hüsna ile çizilmiş kutsal bir "İsmullah Gemisi"nin kaptanıdır. Allah evrendeki büyük şifreleri vermiş, tekerleği arabaya mı yoksa rulet masasına mı dönüştüreceğimizi bizim irademize bırakmıştır.
Dünyevi hırsların, makamların ve teknolojinin bizi yutan birer "girdab-ı felaket" olmasını engellemenin tek yolu, gözümüzü kalbimizdeki o "Rahim Haritası”ndan, yani merhamet ve vicdandan ayırmamaktır. Pusulası merhamet olanın gemisi, vahdet deryasında insanlığın hayrına yüzecek ve menziline güvenle varacaktır.
Ben bu vecizeden anladıklarımı ifade etmeye çalıştım. Mutlak doğrudur iddiam yoktur. Bu konuda yetişmiş uzmanlar değerlendirip daha derin izahlarda bulunabilirler. Tüm mealler Diyanet İşleri Başkanlığı’nın web sayfasından alınmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ETABEY KARATOPRAK
Yaşamanın Doğru Yolu: Vahdet Deryasında Bir Hakikat Pusulası
Erzurum’un Tazegül köyünden müderris dedem Hamit Efendi’nin (1874-1960) manevi mirası olan ve mezar taşına da yazdırdığımız iki cümleden ibaret bir vecizesi var. Bu iki cümlelik kelamın derinliğini yapay zekanın ve tasavvufun ışığında irdelediğimde; kendimi, insanı ve yaşadığımız hayatın nasıl muazzam bir nizamla kurgulandığını anlamakta aslında ne kadar geç kaldığımı fark ettim.
Dile gelen bu hikmet, insanlığın kadim sorularına ayna tutuyor: İnsan nedir? Kendini, yeteneklerini ve yapabileceklerini nasıl tanımlar? Ve en nihayetinde, insanın akıbeti ne olur?
Gelin, önce dedem Halil oğlu Hamid Karatoprak’ın o derin vecizesini birlikte okuyup inceleyelim:
"Ey İnsan,
Mensup olduğun ismullah gemisini vahdetin deryasında gezdirirken gözünü rahim haritasından ayırma.
Eğer ayırırsan girdab-ı felakette gemiyi batırırsın.
Halil oğlu Hamid Karatoprak"
Bu derin metnin yapısı ve taşıdığı mana iki temel aşamada incelenmiştir.
I- Metnin Edebi Mimarisi ve Sanatsal Dokusu
Söz konusu metin, az sözle çok derin anlamlar ifade etme sanatı olan icaz ilkesinin güçlü bir temsilcisidir. Baştan sona birbiriyle uyumlu sembollerle örülmüş bu yapıda şu edebi sanatlar öne çıkar:
Tenasüp (Uyum) Sanatı: Gemi, derya, harita, girdap ve batırmak gibi denizcilik ve coğrafya terimleri bir arada kullanılarak muazzam bir kavramsal bütünlük sağlanmıştır.
Açık İstiare (Eğretileme): İnsanın varlığı "gemiye", hayatın özü "deryaya", nefsin tuzakları "girdaba" ve ilahi kılavuzluk "haritaya" benzetilerek somutlaştırılmıştır.
Nida (Seslenme) Sanatı: "Ey İnsan" hitabıyla okuyucunun bilinci ve dikkati en üst seviyede metne çekilmiştir.
Mecaz-ı Mürsel: "Gözünü haritadan ayırma" ifadesinde, fiziksel gözden ziyade kalbi bir uyanıklık ve zihinsel bir dikkat kastedilmiştir.
Burada, kelime seçimindeki ince bir mantığa dikkat çekmek gerekir: Metinde özellikle “mensup” kelimesi seçilmiştir. Eğer “mensubu” denilseydi, kişi geminin (bedenin) iradesiz bir parçası gibi algılanır ve sorumluluğu kısıtlanabilirdi. Oysa “mensup olduğun gemi” ifadesi, bu bedenin ve ruhun o şahsa belirli sorumluluklar yüklenerek, bir emanet gibi kullanımına tahsis edildiğini anlatmaktadır.
II- Tasavvufi Sembollerin Derinliği: Vahdet ve Rahim İlişkisi
Metnin kalbini oluşturan tasavvufi kavramlar, insanın bu dünyadaki varoluş amacını ve tekâmül yolculuğunu şifreler:
1. İsmullah Gemisi (Allah'ın İsimlerinin Tecellisi)
Tasavvufta insan, Allah'ın isim ve sıfatlarının (Esma-ül Hüsna) yeryüzündeki en kapsamlı aynasıdır. İnsanı bir “İsmullah Gemisi” olarak nitelemenin kaynağı, ilahi kelamda gizlidir:
“Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti. (28-29) Hicr Sûresi”
Bu nedenle "İsmullah gemisi" insanın sınırları, yükü ve potansiyeli Esma-i Hüsna ile çizilmiş olan bedenini, zihnini ve ruhunu simgeler.
Kendini bilmek; yeteneklerini, becerilerini ve düşünce sınırlarını ortaya koymasıdır. Bu özelliklerin miktarı insandan insana değişir. Eğitim ve öğretim ise bunları açığa çıkarma ve geliştirme araçlarıdır. Eğer insan kendi esma sınırını aşmaya kalkarsa (örneğin mutlak güç ve kibir taslayarak El-Mütekebbir esmasını taklit etmeye çalışırsa), firavunlaşır ve gemiyi batırır.
2. Vahdet Deryası (Birlik Denizi)
Vahdet, evrendeki her şeyin tek bir yaratıcıdan geldiğini ve her şeyin özünde bir olduğunu bilmektir (Vahdet-i Vücud).
“Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir”. ﴾54﴿ A'râf Sûresi
Bu deryanın sınırı yoktur. Hayat, parçalanmış ve çokluktan ibaret (kesret) gibi görünse de aslında büyük bir birlik denizidir. İnsanın görevi, kendi varlık gemisini bu birlik bilincinin içinde, yönünü kaybetmeden yüzdürebilmektir.
3. Rahim Haritası (Merhamet ve Yaratılış Kılavuzu)
“Rahim" ismi, Allah'ın yarattıklarını koruyan, esirgeyen ve onlara tecelli eden özel merhametini simgeler. Aynı zamanda anne karnını (rahim) ve dolayısıyla insanın aslına, özüne ait bilgiyi çağrıştırır. Allah'ın vahiyle gönderdiği, kulun kalbinde şefkat, merhamet ve vicdan olarak tecelli eden pusulasıdır. Bu pusula bizler için şefkat, merhamet, vicdan ve sevgi ilkeleridir. Bu pusula müslümanlar için Kur’an dır. Genel coğrafya haritasındaki dağlar, ovalar, nehirler gibi insanlığa külli rotayı çizer. Haritadaki peygamber kıssaları (Lut kavmi, Nuh tufanı gibi) ile hayat yolundaki uçurumlar ve felaket getiren girdaplar tasvir edilmiştir.
4. Girdab-ı Felaket (Felaket Girdabı)
Girdap, denizde gemileri içine çekip yutan tehlikeli su dönümüdür. Tasavvufta bu girdap nefsin istekleri, kibir, bencillik ve dünyevi hırslardır. Eğer insan gözünü "merhamet haritasından" (Rahim) ayırırsa, yani bencilce ve sevgisizce yaşamaya başlarsa, nefsinin girdabına kapılır. Bu da "geminin batması" yani insanın manen helak olması, huzurunu ve özünü kaybetmesi anlamına gelir.
Vahdet ve Rahim kavramları, bu yolculukta birbirini tamamlayan iki anahtardır. Vahdet, insanın varmak istediği nihai "birlik" bilincidir; Rahim ise o denizde kaybolmamayı sağlayan rehberdir. İnsan, yaratılan her şeye merhamet (Rahim) gözüyle bakabildiği ölçüde, her şeyin arkasındaki tek yaratıcıyı (Vahdet) idrak edebilir. Merhametini kaybeden bir kalp, egonun girdabına düşerek birliği göremez hale gelir.
Anlamını açıklama:
Her insan kendine "İsmullah Gemisi”nin nasıl bir durumda olduğunu sormasında fayda var.
Bu gemi sizin bedeniniz, zihniniz ve ruhunuzdur.
Geminin sağlam kalması için kendinize nasıl baktığınız önemlidir. Şu an hayatınızda hangi ilahi isimleri (potansiyelleri) daha çok taşıyorsunuz? Örneğin; sabırlı mısınız (Es-Sabur), adil misiniz (El-Adl), yoksa bilginizi paylaşıyor musunuz (El-Alim)? Geminizin yükü hangi değerlerden oluşuyor?.
Allah seçtiği peygamberlerine yolladığı vahiylerle kulun kalbinde şefkat, merhamet ve vicdan olarak tecelli eden pusula rahim haritasıdır. Bu pusula müslümanlar için Kur’an dır. Genel coğrafya haritasında var olan dağlar, ovalar, nehirler gibi insanlara genel kuralları anlatmıştır. Bu harita da anlatılan peygamber kıssaları ile uçurumlar ve girdaplar da ifade edilmiştir. Lut kavmi, Nuh peygamber anlatımları ile girdaplar yani anafor ve uçurumlar anlatılmış. Bu yolda yürüyenlerin başına gelen felaketler anlatılmıştır. Yunus peygamberin balık karnında seyahati ile insanlara yapacakları balık şeklindeki cihazlarla homojen ortamlarda (suda, havada ve uzayda) seyahat edebileceği hususunda imalarda bulunmuştur. Aynı şekilde Cin Suresi’nde cinlerin uzaya yükselip sesleri dinlemeye çalıştığı anlatılır. İnsana buradan, evrende dalga hareketleri (frekanslar) aracılığıyla sadece iletişim kurulmakla kalınmayıp, aynı zamanda derin gözlemler (radar, radyo teleskopları) yapılabileceği dolaylı olarak ifade edilmiştir.
“Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur." ﴾9﴿ Cin Sûresi
Ancak vahiy, bu teknolojilerin mikroskobik detaylarını, motor tasarımlarını veya yazılımlarını vermez; bunları bulmayı ve geliştirmeyi insan iradesine bırakır.
Rahim haritası Külli İrade (Vahiy) insanlığa genel haritayı, coğrafyadaki dağları, ovaları, nehirleri ve denizleri anlatarak külli rotayı çizer temsil eder. Gidilecek yolları insan Cüzi İrade (İnsan Aklı ve Eylemi) bulur. Külli irade insan aklına rehberlik eder. Bu rehbere bakarak doğru yol yani sırâtel müstakıym nasıl tesbit edilir?
Doğru yol (sırâtel müstakıym): Genel yasalar vahiy ve doğa aracılığıyla bildirilmiş, detaylar ise insanın üretkenliğine teslim edilmiştir. Fatiha Suresi'ndeki "İhdinessırâtel müstakıym" (Bizi dosdoğru yola ilet) duası, tam olarak kulun cüzi iradesiyle ürettiği detay yolların, Allah'ın mutlak doğruluk ve adalet rotasıyla çakışması talebidir.
Çünkü nötr olan evrensel yasalar ve insan icatları iki ucu keskin bıçaktır:
İnsan, yuvarlaklık ilkesini keşfedip tekerleği icat edebilir ve bunu bir araba yaparak insanlığa hizmette, taşımacılıkta (Sırat-ı Müstakim'de) kullanabilir. Aynı insan, aynı yuvarlaklık ve döngüsel hareket mekanizmasını alıp bir rulet masası üreterek insanları kandırıp soyabilir, yani nefsinin "girdabına düşerek" kendi helakına meydan verebilir.
İnsanın kendi ürettiği detay yolların, Allah’ın murat ettiği hakiki yol ile uyumlu olup olmadığı ise 3 mihenk taşıyla tespit edilir: Kalbin derin huzuru (İtminan), üretilen eserin çevresine yaydığı merhamet (Rahimiyet) ve her türlü aşırılıktan uzak olan denge (Mizan).
İnsan zevkleri uğruna uyuşturucu, kumar, alkol, hırsızlık, alışkanlığına, kapılırsa bir girdaba yani anafora girip kendini zayi edebilir.
Hayatımızdaki "Girdaplar" Neler?
Metindeki "girdab-ı felaket", bizi yutan ve dengemizi bozan her şeydir. Modern dünyada bu girdaplar genellikle şunlar olur:
* Aşırı Stres ve Gelecek Kaygısı: Zihni sürekli gelecekle meşgul edip şimdiki anın (vahdetin) huzurundan koparmak.
* Ego ve Kıyaslama: Başkalarıyla sürekli yarış halinde olmak, "en iyisi ben olmalıyım" kibri.
* Öfke ve Affedememek: Geçmişe takılıp kalarak kalbi nefret yüküyle ağırlaştırmak ve gemiyi dibe çekmek.
Girdaplardan kurtulmanın tek yolu gözü haritadan ayırmamaktır. Şükretmektir. Şu an yaşadığımız hayatı “Kanuni Sultan Süleyman” bile yaşayamadı. Bir uçağa binip gün içinde kıtalar arası seyahat edemedi. Bir düğme ile geceleri aydınlık mekânlarda televizyon seyredemedi. Yağ kandillerinin ağır kokusu altında aydınlandı.
Yapay zekâ sayesinde belirlenen konu ile ilgili binlerce sayıda bilgiye erişim imkânı doğdu. Bu imkânlar ile refahını artırmak için çaba göstermek ve gelecek nesilleri daha avantajlı hale getirme görevini gözardı etmeden çalışmalıyız. Çok çalışmalıyız.
Hayat yolunda "Rahim" haritasını okumak şu pratik adımlarla olur:
* Kendine Şefkat Göster: Hata yaptığında kendine acımasızca yüklenmek yerine, bir anne şefkatiyle (rahimiyetle) yaklaş.
* Başkalarına Merhamet Et: Haklı olduğunda bile kırıcı olmamayı, insanları anlamaya çalışmayı seç.
* Kalbin Sesini Dinle: Karar alırken mantık ve çıkar hesabı yaptığın kadar haritaya (vicdanına) da danış.
* Gerek kamuda gerekse özel kurumlarda yönetici olarak görev alındığında ortaya çıkan girdap; kendi yakınlarını veya zengin-fakir, dost-düşman ayrımı gözetmektir..
"Allah, size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisâ Suresi, 58. Ayet)
"...Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun..." (Mâide Suresi, 8. Ayet.
Yönetici hem kendi makamını bir emanet olarak görmeli hem de alt kadroları seçerken sadakat yerine ehliyet ve liyakati esas almalıdır (Nisâ Suresi, 58. Ayet).
Sonuç
İnsan sıradan bir yolcu değildir. Sınırları Esma-i Hüsna ile çizilmiş kutsal bir "İsmullah Gemisi"nin kaptanıdır. Allah evrendeki büyük şifreleri vermiş, tekerleği arabaya mı yoksa rulet masasına mı dönüştüreceğimizi bizim irademize bırakmıştır.
Dünyevi hırsların, makamların ve teknolojinin bizi yutan birer "girdab-ı felaket" olmasını engellemenin tek yolu, gözümüzü kalbimizdeki o "Rahim Haritası”ndan, yani merhamet ve vicdandan ayırmamaktır. Pusulası merhamet olanın gemisi, vahdet deryasında insanlığın hayrına yüzecek ve menziline güvenle varacaktır.
Ben bu vecizeden anladıklarımı ifade etmeye çalıştım. Mutlak doğrudur iddiam yoktur. Bu konuda yetişmiş uzmanlar değerlendirip daha derin izahlarda bulunabilirler. Tüm mealler Diyanet İşleri Başkanlığı’nın web sayfasından alınmıştır.