Osmanlı’da esnaf ve zanaatkâr olmak çok sıkı kurallara bağlıydı. Loncalar denilen kurumların başlarında Esnaf Şeyhi olurdu. Bu kişilerin Kâhya ve Çavuş Nefer adlı yardımcıları bulunurdu. Öncelikle bu tür atamalar padişah tarafından onaylanırdı.
Bir işte Zanaatkâr olan kalfa kendi başına dükkân açamazdı. İşi bırakacak olan bir usta ile anlaşır ve ona peştemal parası denilen bir para verdikten sonra O ustanın işyerine sahip olurdu. Lonca’dan da onay çıkınca artık esnaf olurdu.
Loncalar’da bir de Tarik denilen sandık bulunurdu. Bu sandıktan borç alan esnaf geriye faizsiz ödeme yapardı. Bugünkü Odalar birliğinin daha da gelişmişi diyebiliriz.
Evliya Çelebi 1600’lü yıllarda 105 tane Esnaf Şeyhinin bulunduğunu yazıyor.
Loncaların gelirleri kalfa ve çıraklardan gücü nispetinde alınan aidatlar, zengin esnafların bıraktığı miraslar, varisi olmadan ölen esnafların malları ve Yapılan Bağışlarla Loncalar ekonomide güçlü birer kurumdurlar.
O devirlerde hanlar ve çarşılar yapılmıştı. Hanlar herhangi bir meslek adına yapılırdı. Buralarda kalanlar arasında çalışan bekâr erkekler içinde odalar bulunurdu. Bugünkü yurtlar gibi. Bu odalar gece yatsı namazı sonrasında kapıları kilitlenir, sabah ezanı okunurken açılırdı. Bir bekâr bu saat dilimine uymaz ve dışarda kalırsa Loncanın Çavuşları tarafından incelenir ve o bekâr memleketine gönderilirdi. Çok sert kuralları vardı.
Esnafın kılık kıyafetleri belliydi. Tanzimat dönemine kadar Osmanlı’da her meslek sahibi belirlenen kıyafetleri giymek zorunda idi.
1 Abdülhamit 1776 devrinde Esnaf, Uşak, hademe ve zanaat takımı süslü kıyafetler giymeye başlayınca ve kazandıkları paralar yetmeyince esnaflar zanaat sahipleri hileye, insan kandırmaya başlamış, uşak ve hademe takımı da hizmetinde olan insanlardan taciz yoluyla daha fazla para istemişlerdir. Bunlar için yasaklar getirilmiştir.
Müslüman Türk Esnafının Ticaret Anlayışı
Osmanlı Devrinde en büyük ekonomi şehri İstanbul olduğundan, Saray bu ekonomiyi kontrol altında tutardı. Müslüman Esnafın bir çoğu da ticaretinde namuslu olurken, haksız kazanç kazanmayı düşünmezdi. İnsanları kandırmaz ve fahiş fiyatlarla mallarını satmazlardı.
Yabancı gezginler Osmanlı’daki Müslüman esnafı şöyle tanımlardı: “Türk esnaftan alış veriş yaptığınızda onunla pazarlık yapmayın o doğru fiyat verir, ama Yahudi, Rum veya Ermeni esnaftan bir şey alırken pazarlık yapın” diyerek, bunları yazdıkları kitaplarda açıkça belirtmişlerdir.
Osmanlı’da “Bakkal” çok önemli bir ticarethaneydi ve çok sıkı kontrol edilirdi. Bir semtte bakkal ihtiyacı varsa bu durum Saray’a bildirilirdi. Kethüdalar Bakkallar Loncasına da durumu arz ederdi. Her isteyen kişi istediği semtte bakkal dükkânı açamazdı. Bakkallar devletin gösterdiği narh’a ve bildirilen fiyatlara göre satış yapabilirdi. Hatta bakkalların kaç tane çırak çalıştıracağı bile belirlenmişti. Çırak ve Kalfalar Loncalar tarafından korunma altına alınmış çalışanlardı.
Sene 1680... 4. Mehmet çıkardığı nizamname ile “halka bozuk ve kötü mal satan bakkalın hakkından gelinecektir” Derken, “bakkalın kafasının kesileceği”ni de bildirmiştir. Yani bakkal olmak hiçte kolay değildir o devirlerde. Temel olarak günümüz ile Osmanlı dönemindeki esnafları kıyaslarsak, o zamanlar esnaflık da kolay bir iş değildir. Bugün paran varsa istediğini işi yaparsın kimse sana da bir şey sormaz.
Güney sahillerindeki restoranlar, kafeler, dondurmacılar eğer bu işleri Osmanlı devrinde yapsalardı herhalde işlerini kaybeder, Loncalardan atılırlardı. Bir daha da kolay kolay iş yapamazlardı. Başka işlere de giremezdiler.
Osmanlı da devlet, halkını korumuştur..
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ALİ BEKTAN
Osmanlı’da Esnaf Olmak
Osmanlı’da esnaf ve zanaatkâr olmak çok sıkı kurallara bağlıydı. Loncalar denilen kurumların başlarında Esnaf Şeyhi olurdu. Bu kişilerin Kâhya ve Çavuş Nefer adlı yardımcıları bulunurdu. Öncelikle bu tür atamalar padişah tarafından onaylanırdı.
Bir işte Zanaatkâr olan kalfa kendi başına dükkân açamazdı. İşi bırakacak olan bir usta ile anlaşır ve ona peştemal parası denilen bir para verdikten sonra O ustanın işyerine sahip olurdu. Lonca’dan da onay çıkınca artık esnaf olurdu.
Loncalar’da bir de Tarik denilen sandık bulunurdu. Bu sandıktan borç alan esnaf geriye faizsiz ödeme yapardı. Bugünkü Odalar birliğinin daha da gelişmişi diyebiliriz.
Evliya Çelebi 1600’lü yıllarda 105 tane Esnaf Şeyhinin bulunduğunu yazıyor.
Loncaların gelirleri kalfa ve çıraklardan gücü nispetinde alınan aidatlar, zengin esnafların bıraktığı miraslar, varisi olmadan ölen esnafların malları ve Yapılan Bağışlarla Loncalar ekonomide güçlü birer kurumdurlar.
Esnafın kılık kıyafetleri belliydi. Tanzimat dönemine kadar Osmanlı’da her meslek sahibi belirlenen kıyafetleri giymek zorunda idi.
1 Abdülhamit 1776 devrinde Esnaf, Uşak, hademe ve zanaat takımı süslü kıyafetler giymeye başlayınca ve kazandıkları paralar yetmeyince esnaflar zanaat sahipleri hileye, insan kandırmaya başlamış, uşak ve hademe takımı da hizmetinde olan insanlardan taciz yoluyla daha fazla para istemişlerdir. Bunlar için yasaklar getirilmiştir.
Müslüman Türk Esnafının Ticaret Anlayışı
Osmanlı Devrinde en büyük ekonomi şehri İstanbul olduğundan, Saray bu ekonomiyi kontrol altında tutardı. Müslüman Esnafın bir çoğu da ticaretinde namuslu olurken, haksız kazanç kazanmayı düşünmezdi. İnsanları kandırmaz ve fahiş fiyatlarla mallarını satmazlardı.
Yabancı gezginler Osmanlı’daki Müslüman esnafı şöyle tanımlardı: “Türk esnaftan alış veriş yaptığınızda onunla pazarlık yapmayın o doğru fiyat verir, ama Yahudi, Rum veya Ermeni esnaftan bir şey alırken pazarlık yapın” diyerek, bunları yazdıkları kitaplarda açıkça belirtmişlerdir.
Osmanlı’da “Bakkal” çok önemli bir ticarethaneydi ve çok sıkı kontrol edilirdi. Bir semtte bakkal ihtiyacı varsa bu durum Saray’a bildirilirdi. Kethüdalar Bakkallar Loncasına da durumu arz ederdi. Her isteyen kişi istediği semtte bakkal dükkânı açamazdı. Bakkallar devletin gösterdiği narh’a ve bildirilen fiyatlara göre satış yapabilirdi. Hatta bakkalların kaç tane çırak çalıştıracağı bile belirlenmişti. Çırak ve Kalfalar Loncalar tarafından korunma altına alınmış çalışanlardı.
Sene 1680... 4. Mehmet çıkardığı nizamname ile “halka bozuk ve kötü mal satan bakkalın hakkından gelinecektir” Derken, “bakkalın kafasının kesileceği”ni de bildirmiştir. Yani bakkal olmak hiçte kolay değildir o devirlerde. Temel olarak günümüz ile Osmanlı dönemindeki esnafları kıyaslarsak, o zamanlar esnaflık da kolay bir iş değildir. Bugün paran varsa istediğini işi yaparsın kimse sana da bir şey sormaz.
Güney sahillerindeki restoranlar, kafeler, dondurmacılar eğer bu işleri Osmanlı devrinde yapsalardı herhalde işlerini kaybeder, Loncalardan atılırlardı. Bir daha da kolay kolay iş yapamazlardı. Başka işlere de giremezdiler.
Osmanlı da devlet, halkını korumuştur..