150

Mimar Sinan’ı uzun uzadıya anlatmaya gerek yok.

Bununla birlikte O’nu yalnızca kubbelerle, kemerlerle, mühendislik dehasıyla anlatmak eksik kalır. Çünkü bazı insanlar sadece eserleriyle değil, yaşadıklarıyla, yaşattıklarıyla, eserlerinden yansıttıklarıyla, kendisine atfedilenlerle büyür.

Sinan da onlardan biri…

Mihrimah Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızıdır. Adı bile anlam yüklüdür: Mihr güneş, Mah ay demektir. Güneşle ayın aynı bedende buluşması gibi; ulaşılmaz, ama etkileyici…

Rivayete göre Mimar Sinan, Mihrimah Sultan’a âşıktır. Aralarında yaş ve statü farkı, en önemlisi saray vardır. Yani bu, konuşulabilecek bir aşk değildir. Hele o dönemde hiç… Konuşulmamıştır da zaten.

Mihrimah Sultan, Rüstem Paşa ile evlendirildiğinde Sinan itiraz etmez, edemez. Çünkü bazı insanlar sevdiklerini biçim değiştirerek yaşatır. Sinan da bunu yapar.

Mihrimah Sultan adına biri Üsküdar’da, diğeri Edirnekapı’da olmak üzere iki cami inşa eder Sinan. İkisinin de ismi aynıdır: Mihrimah Sultan Camii… Her yıl 21 Mart’ta, geceyle gündüzün eşitlendiği günde, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’nin minareleri arasından güneş batarken, Üsküdar Mihrimah Sultan Camii’nin minareleri arasından ay doğar.

Güneş ve ay… Mihr ve Mah…

Bu, şüphesiz tesadüf değildir. Sinan gibi bir ustanın kaleminden çıkan çizgide bile ölçü varken, gökyüzüne bırakılan bu hesabı rastlantı saymak zor. Sinan, belki de dile getiremediklerini taşla söylemiştir.

Bu hikâyenin doğruluğu meçhul… Ama Sinan’ın taşlarla anlattığı güneş ve ayın dansı yalın bir gerçek.

Yakıştırma da olsa Sinan’ın o sanatçı ruhuna tam da oturan bu aşk hikâyesidir bu anlatılan… Bazı aşkların yaşanılmadığını; içerilerde bir yerde ustaca inşa edilip insanlığa bir anıt gibi bırakıldığını da gösterir. Tıpkı Sinan gibi….

Bugün kimileri Sinan’ı kimi atanmış siyasetçilerle benzeştirse de…

Bunu yapanların Sinan gibi bir dehadan çok uzaklarda oldukları ortada.

O zaten malum da…

Bu tür benzetmelerin Mimar Sinan’a hakaret niteliği taşıdığı günümüzü ve geleceğimizi karartan ayrı bir gerçeklik aynı zamanda.

Çünkü sanatkâr olmak, son çeyrek yüzyılda yandaşlara bol keseden dağıtılan unvan ve payelerden değil bilindiği gibi…

Haftanın Notu:

Her türlü emperyal güç ve onun maşası niteliğindeki siyasal örgüt ve terör odağının hedefinde Atatürk ve kurduğu cumhuriyetin olması tesadüf olabilir mi?

ABD’nin Venezüella’ya yaptığı, uluslararası bir darbedir. Emperyalizm, tüm çağların kanseri… Orası öyle de… Ya maşalar?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
150