Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yolsuzluk

bursaarena.com.tr - Yolsuzluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yolsuzluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu: 'Hiçbir CHP'li malı götürenlerle yan yana duramaz' Haber

Kılıçdaroğlu: 'Hiçbir CHP'li malı götürenlerle yan yana duramaz'

Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki bölünme sonrası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul'daki üye katılım töreninde konuştu. Mutlak butlan kararıyla partinin genel başkanlığına dönen Kılıçdaroğlu, "Siyaset temiz insanların işidir" dedi. "Çalan, çırpan siyasetçi istemiyoruz. Hiçbir CHP'li malı götürenlerle yan yana duramaz" dedi. "Eğer yolsuzluk yapmak istiyorsan hemen partinin dışına çıkacaksın" ifadelerini kullandı. Siyasetin hesap verme sanatı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Ben siyasette yolsuzluklarla mücadele ettiğim için tanındım" dedi. Kılıçdaroğlu'ndan önce konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin de kavganın "müteahhitlerle, müşahitler arasında" olduğunu söyledi. Özgür Özel 24 Temmuz'da CHP'den istifa ederek Yeni Parti'nin kuruluşunu açıkladı. Toplam 91 milletvekili de partiden istifa ederek Yeni Parti'ye geçti. Özel ve milletvekillerinin istifasının ardından CHP 44 milletvekiliyle TBMM'de beşinci parti konumuna düştü. Özel'in hamlesi sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Ankara'daki MYK üyeleriyle toplantı yaptı. Özgür Özel'den kuruluş sonrası ilk paylaşım: 'YENİ Parti'yi kuran, milletimizdir' Kılıçdaroğlu'nun bu haftasonu partide kalan milletvekilleriyle de biraraya gelmesi bekleniyor. 'Görevime bağımsız olarak devam edeceğim' CHP'den bir süre önce istifa eden İzmir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Yeni Parti'nin kurulmasının ardından açıklama yaptı. AKP'ye katılacağı iddialarıyla gündeme gelen Tugay, Belediye Başkanlığı görevine bağımsız olarak devam edeceğini söyledi. Sözcü TV'nin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Tugay, "Siyasi belirsizliklerin İzmir'deki belediye hizmetlerine olumsuz yansımalarından uzak durmaya çalışıyorum. Şehrimizin ve ülkemizin huzuru ve refahı en öncelikli amacım" dedi.

Bakan Gürlek: Haluk Levent Yunan adalarına kaçacaktı Haber

Bakan Gürlek: Haluk Levent Yunan adalarına kaçacaktı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Haluk Levent 12 Temmuz'da yurt dışına çıkış yapmak isterken yurt dışı çıkış yasağını öğrendi. Telefonunu kapatınca savcılarımız harekete geçti. Pazar günü Haluk Levent'i aldılar. Haluk Levent, İzmir'den tekneyle Yunan adalarına kaçacaktı" açıklamasını yaptı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, TRT Haber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Gürlek; Ahbap Derneği soruşturması, Muhsin Yazıcıoğlu dosyası, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarında gelinen son durum, yasa dışı bahisle mücadele, FETÖ ile mücadele, Terörsüz Türkiye süreci ve uyuşturucu soruşturmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu: Ben İstanbul Başsavcılığı yaparken belediye operasyonları yapıyorduk. Şile Belediyesi operasyonu yapılmıştı.Belediyelere genelde operasyonlar ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve yolsuzluk kapsamında oluyor. Tabii Şile Belediyesi'nde bir Berkant Acil diye bir şahıs var. Berkant Acil isimli şahıs aynı zamanda da Haluk Levent'in üvey kardeşi. Soyadları farklı ama gerçekte üvey kardeşler. Bir şirketi var. Belediyelere konser organizasyonu, reklam organizasyonları vesaire yapıyor. Bu soruşturma kapsamında gözaltına alındı Şile Belediyesi'nde. Aynı şekilde Yeliz Kaya var. Yani bu da biliyorsunuz daha sonradan Ahbap'la irtibatı çıktı. Yeliz Kaya da gözaltına alındı. Tabii burada savcı arkadaşlar bütün hesap hareketlerini inceliyorlar. Hem Berkant Acil'in hem de Yeliz Kaya'nın yani MASAK raporları alınıyor, banka hareketleri bulunuyor. "Yeliz Kaya'ya Ahbap Derneği'nden inanılmaz rakamlar transfer ediliyor. 1 milyar, 5 milyar..." Berkant Acil'in hesap hareketleri incelenirken çok ilginç bir şekilde Haluk Levent'le bir para trafiği var. Olabilir yani sonuçta kardeşler arasında para trafiği var ama tabii burada dikkat çekici konu Yeliz Kaya. Yani Yeliz Kaya'nın bir Ahbap'la bir sıfatı yok. Yönetim kadrosunda da sıfatı yok, dernek gibi de bir vasfı yok. Yeliz Kaya'ya Ahbap Derneği'nden inanılmaz rakamlar transfer ediliyor. 1 milyar, 5 milyar... Daha sonra bunlar Haluk Levent'e transfer ediliyor. Bu tabii savcı arkadaşların dikkatini çekiyor. Yeliz Kaya'yı ifade alıyorlar, "Bu hesap hareketleri var, Ahbap'la senin ne ilgin var? Sen normalde belediye soruşturmasında gözaltına alındın." Orada tabii Yeliz Kaya diyor ki, "Bu hesap bana ait değil, bu hesap Haluk Levent'in hesabı" diyor. Tabii burada arkadaşlar hemen bir MASAK raporu alıyorlar. Daha önce Ahbap'la ilgili de çeşitli şikayetler, ihbarlar olunca dosya İstanbul Başsavcılığı tarafından ele alınıyor. Burada öncelikli olarak MASAK raporları alınıyor. Yani soruşturmanın başlangıcı bu. Normalde Yeliz Kaya'nın Ahbap Derneğinde bir resmi sıfatı olmamasına rağmen Ahbap Derneği'nin resmi hesabından Yeliz Kaya'nın hesabına inanılmaz miktarda, yani 1 milyar, 5 milyar anlık olarak, günlük olarak paralar transfer ediliyor. Daha sonra bu paralar bir şekilde Haluk Levent tarafından alınıyor. Bunun üzerine soruşturmaya başlandı. Tabii bu MASAK raporlarının gelmesi planlanıyordu. Yani bu biliyorsunuz normalde çarşamba günü, hafta içi bir soruşturmanın bir operasyon aşaması var. Burada şöyle oluyor, genelde Mali Şube çalışıyor, savcı arkadaşlar çalışıyor, bir şey var. Tabii Haluk Levent'in o süreci arkadaşları da takip ediyor, "Ne yapıyor, ne ediyor?" diye. Haluk Levent yurt dışından Türkiye'ye giriş yapmıştı o süreçte. Bir de İstanbul Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir uyuşturucu soruşturması var. Bu kapsamda ismini tam hatırlamıyorum, Portekizli bayan bir manken itirafçı olmuştu. Belki sizler de ekranlardan takip ettiniz. Bu bayan manken uyuşturucu kapsamında itirafçı beyanında bulundu. İşte Haluk Levent'in uyuşturucu kullandığını, üç kez birlikte uyuşturucu içtiklerini vesaire söylüyor. Tabii birden gündem Haluk Levent'e kilitlendi. Haluk Levent de birden ürktü, yani panik içerisinde bulundu. Daha sonra pazar günü sanıyorum yurt dışına çıkmak için havalimanına giderken 12 Temmuz'da yurt dışına çıkış yapmak isterken yurt dışı çıkış yasağını öğrendi. Tabii orada telefonu kapattı, yani telefon sinyali kesildi. Bizim arkadaşlar, yani savcılarımız aynı zamanda biliyorsunuz takip ediyorlar. Sinyal kapanınca birden kaçma girişiminde olduğunu düşündüler ki doğru. Normalde İzmir'e gitmeyi düşünüp İzmir'den de tekneyle Yunan adalarına kaçmayı düşünüyordu. Yanında bir şahıs var, Muzaffer isimli şahısla birlikte. O halen firari, yakalanamadı. Burada savcılarımız bir takdir aldılar. Sonuçta soruşturmanın gizlilikle yürütülmesi gerekiyor, aynı zamanda da şüphelinin ele geçirilmesi gerekiyor, asıl amaç bu. Pazar günü bir gözaltı kararı verdiler ve Haluk Levent'i aldılar. Soruşturma bu şekilde başlıyor. Öncelikli olarak 6 Şubat depremleri biliyorsunuz çok büyük bir deprem, 11 ili de etkileyen deprem, burada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza tekrardan Allah'tan rahmet diliyorum. Haluk Levent'in şahsıyla ilgili olanların dışında bizi ilgilendiren kısmı Ahbap isimli bir dernek var biliyorsunuz. Bu özellikle 2017 yılında kuruluyor ama tabii aktif olarak yoğun olarak bu dernek, Ahbap Derneği, depremden sonra yaşanan hadiseden sonra özellikle sosyal medyada, kamuoyunda birçok kişinin, işte birçok sanatçının, sosyal medya ünlülerinin yönlendirmesiyle bir yardım topluyor. Yani burada bizim insanlarımız, vatandaşlarımız hayırsever Türk milleti... Ben o zaman Hatay'daydım, bakan yardımcısıydım deprem zamanı. Koordinasyonda da görev aldım. Yani vatandaşlarımız gerçekten kenetlendi, yurt dışından, yurt içinden, burada tabii herkes bir şekilde cebinden, çocuklar, öğrencilerimiz harçlıklarını biriktirdiler, gönderdiler deprem bölgesine. "Ahbap Derneği deprem zamanı 245 milyon dolar para toplamış" Ahbap Derneği de özellikle deprem zamanı toplanan yardımlarla gündeme geldi. Yani burada önemli olan buradaki derneğin kamu derneği olması ya da özel vakıf olması önemli değil. Burada bir sorumluluk üstlenmesi. Ahbap da burada inanılmaz bir sorumluluk üstlendi. Tabii burada arkadaşlar MASAK raporlarını da alıyorlar Ahbap Derneği'nin. Deprem zamanı 245 milyon dolar bir para toplanmış. O zamanki Türk lirası hesabına göre 4.3 milyar TL, şu an o zamanki kurdan çevirdiğimiz zaman 245 milyon dolar para toplanmış. Ama burada bizi ilgilendiren kısmı, Ahbap Derneği'nde toplanan paraların Haluk Levent'in şahsına alınması. Yani bize suç olup olmadığı bu. Yani burada ilgilendiren, önemli olan konu bu. Biz bunu gördük MASAK raporlarında. Haluk Levent de zaten ikrar etti, yani maalesef kumar ve bahis sebebiyle bir bataklığa düştüğünü, burada bir sarmala düştüğünü, bu sebeple dernekten borç aldığını kendisi kabul etti. Haluk Levent bizim yasal bahis dediğimiz, yani legal şirketlerde 990 milyon TL bahis oynamış. Bunların hepsi tespit edildi. Yani bir kamu derneğinden bir vatandaşımızın cebinden deprem zamanı tasarruf ederek tamamen hayırseverlik ve gönüllülük uyarınca yardım gönderdiği paraları Haluk Levent şahsi hesabına almış, yani bu suç. Yani nerede olursa olsun suç. Bizi ilgilendiren kısmı da bu. Yani kumar oynaması elbette yanlış, Haluk Levent zaten kendisi de itiraf etti bir kumar illetine düştüğünü, bu sebeple borçlandığını. Daha sonra tabii soruşturma genişliyor. Yani bakalım, şu ana kadar sizin dediğiniz gibi 28 tutuklu var, 21 adli kontrol var. Ama özellikle ben şunu vurgulamak istiyorum. Burada bizi ilgilendiren, Adalet Bakanlığı ya da başsavcılığın görevi burada özellikle vatandaşlarımızın tamamen hayırseverlik ve iyi niyet kuralları çerçevesince deprem için göndermiş oldukları paraların Haluk Levent tarafından şahsi kullanım için çekilmesi ve bunun daha sonra işte kumar, bahis vesaire kullanılması. Suç olan kısım bu. Tamamen ihtiyaç sahiplerine ulaşılması amacıyla toplanan, vatandaşlarımızın iyi niyetli olarak yapmış olduğu maddi yardımların Haluk Levent'in bahis, kumar ya da işte özel hayatında bu paraları usulsüz bir şekilde tamamen normalde dernek hesabından olmaması lazım, dernek hesabından şahsi hesabına alarak kullanması var. Ben hatırlıyorum o dönem tabii Haluk Levent sosyal medyada özellikle belirli işte sosyal medyada ünlü kişilerin çağrısıyla çok ünlendi, çok popüler bir kişi oldu. Ya şu anda tabii savcı arkadaşlar bilgi sahibi olarak onların ifadelerini alıyorlar, almak zorunda. Çünkü burada atmış olduğu tweetler, yapmış olduğu yönlendirmeler var. Yani önemli olan maddi gerçeğe ulaşmak. Yani burada soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında elbette yeni dalgalar, yeni gözaltılar da olabilir. Çünkü sonuçta çok büyük bir organizasyon var burada. Bir kripto şirketi var, Haluk Levent bir kripto şirketi kuruyor. İlk başta bu kripto şirketine paralar aktarıyor. Daha sonra biliyorsunuz Yeliz Kaya taşınmazlar var, Yeliz Kaya'ya taşınmazlar aktarılıyor. Bir iki gün sonra da bu taşınmazlar Esin Çağlar isimli başka birine aktarılıyor. Şimdi şu ana kadar 70 civarında bildiğim kadarıyla bir müşteki var. Yani vatandaşlarımız yeni yeni Haluk Levent tutuklandıktan sonra şikayetçi oluyor. İnanılmaz bir senet var, taşınmaz devri yapılmış, borç senetleri ortaya çıkıyor. Şimdi ismi ben buradan vermek istemiyorum, bir sürü vatandaşımız geldi şikayetçi oldu. "Ben Haluk Levent'e güvenerek borç verdim." dedi. Baktık gerçekten senetler var, taşınmaz devirleri var. Şu ana kadar 68 tane taşınmaz çıktı. Haluk Levent zaten kendi üzerine almıyor. Önce Yeliz Kaya'ya alıyor, Yeliz Kaya'nın bir resmi sıfatı yok, bunu tamamen mali işlerini takip eden. Yeliz Kaya'dan da birkaç gün sonra üçüncü bir şahsa geçiyor, Esin Çağlar isimli bir bayana geçiyor. Burada soruşturma devam ediyor. Bilgi sahibi olarak Başsavcılık bu şekilde bir takdir kullandı. Elbette onların da dinlenmesi gerekiyor. Çünkü sonuçta vatandaşlarımızın tamamen iyi niyetlerle göndermiş olduğu yardımların yerine ulaşması gerekiyor. Yani savcılık da buna bakıyor. Yani savcılık bunun hesabını sormak zorunda, elbette sormak zorunda. Bu sebeple o kapsamda da sanatçıların o tarihlerde özellikle sosyal medyada, televizyonda işte vatandaşlarımızı yönlendirip işte "Devlet kurumları çalışmıyor, işte Ahbap görevini yapıyor." bu şekilde oraya yönlendiren önemli şahısların beyanlarını alması önemli. Onlar da zaten siz az önce söylediniz, pişman olduklarını söylediler, Haluk Levent'in gerçek yüzünü gördüklerini söylediler. Muhtemelen bu kapsamda yeni beyanlar da olacaktır. "Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünde FETÖ izi var” 2009 yılında biliyorsunuz maalesef Allah rahmet eylesin Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte altı kişinin vefat ettiği bir uçak, helikopter kırım kazası var. Bununla ilgili tabii daha önce dosya başka bir başsavcılıktaydı. Daha sonra Ankara Başsavcılığımız dosyayı aldı, uzman ekipler inceliyor. Burada biz şunu gördük, arkadaşlarımız Başsavcılığımız bunu gördü Ankara Başsavcılığı, burada bir organizasyon var. Bu işi özellikle FETÖ'nün yaptığı konusunda çok ciddi deliller var. Biliyorsunuz geçen bir operasyon yapıldı, 19 kişi tutuklandı, 21 kişi gözaltına alınmıştı. Şimdi burada FETÖ'ye bu özellikle kırımın FETÖ'nün organizasyonu olduğunu gösteren, ben kendim de inceledim delilleri, çok ciddi emareler var. Nasıl emareler var? Özellikle helikopterin kazaya uğramadan önce, yani düşmeden önce üzerinden bir F-4 uçağının geçmesi durumu var. Tabii daha önce bu konuda raporlar alınmıştı. Özellikle bu F-4 uçağının geçmesinden dolayı mı helikopter düştü, ya da hava şartları, ya da helikopterin diğer eksikliklerinden dolayı mı diye. Burada F-4 uçağının geçmesinden dolayı helikopterin düştüğü konusunda Başsavcılığımızda bir kanaat oluştu. Tabii burada F4 uçağını kullanan pilot ve diğer bağlantıları araştırılıyor. Özellikle o tarihte F-4 uçağını kullanan pilotun eşinin özellikle Adil Öksüz'ün evinde parmak izi çıkıyor. Daha sonra bu pilotun işte Hava Kuvvetleri imamıyla, mahrem imamıyla o tarihlerde telefon görüşmeleri çıkıyor. "Deliller ortaya çıktıkça Başsavcılık durumu değerlendirecektir" Ve en son biliyorsunuz Elazığ il imamı tutuklanmıştı, onun ByLock yazışmaları çıktı. Elazığ il imamının özellikle mülkiye yapılanmasından birisiyle ByLock yazışmasında "Tereyağından kıl çeker gibi bu işi hallettik. Büyüğümüz özellikle bu sürecin, bu süreçten çok endişeliydi, bu şekilde sonuçlanmasından çok memnun." şeklinde bir yazışması var. Buradan arkadaşlar bütün delilleri araştırıyorlar. Şu an soruşturma devam ediyor ama gördüğümüz kadarıyla burada bir organizasyon var. Özellikle rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun FETÖ'nün hedefine konup daha sonradan örgütün bu şekilde bir eylem yaptığı konusunda Ankara Başsavcılığı tarafından bir kanaat oluştu. Başsavcılık ilk operasyonunu yaptı, muhtemelen diğer devamı da gelecektir. Ama burada ilk deliller, yani ben kendim de inceledim dosyayı biliyorsunuz ben savcılık, başsavcılık da yaptım, gördüğüm kadarıyla bir FETÖ tarafından bir organizasyon sonucunda rahmetlinin cinayet eyleminin işlendiği konusuna bir şüphe var, ciddi şüphe var, kuvvetli şüphe var. Muhtemelen deliller ortaya çıktıkça da tekrardan Başsavcılık durumu değerlendirecektir. Soruşturmayı Ankara Başsavcılığımız yürütüyor, orada bir uzman ekip var. Tabii aileyle de görüştüler, onlar da ilk özellikle 2009 yılındaki ilk gözlem anlarını anlattılar. Onu bilemiyoruz, şimdi Savcılık elbette soruşturma yapıyor. Yeni deliller kapsamında tekrardan operasyon yapabilir. Yani FETÖ'nün irtibatları araştırılıyor. Özellikle gözaltında, tutuklama kararı verilenlerin FETÖ'yle irtibatları, bunların tekrardan bir HTS analiz çalışmaları, en son kimlerle görüştüğü, yani bu organizasyonun mutlaka devamı gelecektir. Sonuçta bir FETÖ organizasyonuysa ama burada Başsavcılığımızın takdirinde soruşturmayı yürüten makam Başsavcılık makamı. Devamı gelir ya da ne zaman yapar onu bilemiyoruz. "Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurduk" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurduk. Burada tabii başkanımız var, hakim-savcı kökenli, aynı şekilde de yeteri kadar tetkik hakimi arkadaşımız var. Soruşturma yapma yetkisi ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına ait. Buradaki arkadaşlar tamamen yani farklı bir gözle, profesyonel bir ekip var, farklı bir gözle bakış açısı sağlıyorlar. Yani burada soruşturma yapmıyor arkadaşlar, öncelikli olarak bunun altını çizmek lazım. Başsavcımızla sürekli olarak istişare halindeler, delilleri beraber tartışıyorlar, delilleri beraber gözlemliyorlar. Tecrübeli arkadaşlar bunlar, alanında uzman arkadaşlar. Tabii burada özel ekipler de kurabiliyoruz. Biliyorsunuz en son Gülistan Doku'da Tunceli'de özel bir ekip görevlendirildi. Bunun görevlerinin içerisinde polis, jandarma personeli de var. İşte aynı şekilde Adli Tıp'tan özel bir ekip görevlendirildi. Bu şekilde tamamen faili meçhul kalmış, zamanında çözümlenmemiş cinayetlerin çözümlenmesine ilişkin soruşturma yapma yetkisi yok, arkadaşlar bir istişare ortamı yapıyorlar. Başsavcı beye yol gösteriyorlar, özellikle bu farklı bir bakış açısı. İşte yeni teknolojiler var biliyorsunuz, şu an DNA incelemesi yapılabiliyor, o konuda pratik çözümleri var ya da işte baz istasyonu çakışması yapılabiliyor. "28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı" Faili meçhul suçlarla mücadeleyi ben şahsen çok önemsiyorum. Şu ana kadar ben göreve geldikten sonra bu büro kurulduktan sonra 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Bu çok önemli ve bunlar 20-25 yıl önce işlenmiş olan cinayetler. Bu çok önemli, yani devlet mutlaka hesabını sorar. O zaman ortaya çıkmamıştır ama daha sonradan mutlaka bunu yapanları ortaya çıkarmak devletin en büyük görevidir. Bizim buradaki asıl mesajımız da, asıl yani bu büroyu kurma amacımız da suçlarla ve suçluyla mücadele konusunda kararlılığımızı ortaya koymak. Burada biz arkadaşlarımız faili meçhul dosyaları 680 civarında bir dosyayı büroya aldık. Bunların hepsi tek tek inceleniyor, oradaki savcı arkadaşlarımızla da sürekli istişare halindeyiz. Yani vatandaş nezdinde çok olumlu bir hava oluştu. Özellikle 15-20 yıl önce işlenmiş bir cinayetin elbette ortaya çıkarılması, failin ortaya çıkarılması, adalet önünde hesap vermesi vatandaş için gerçekten çok önemli. Büro çalışıyor, yani burada önemli soruşturmaların dosyalarını da aldık. Tabii burada zaman aşımı olayı var, zaman aşımına uğramamış dosyaları alıyoruz, 680 civarında. Kısa sürede de az önce söyledim, 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Burada tabii büroda olan önemli dosyalar da var. Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi dosyalar da var. Bunlara da bakılıyor. İnşallah bunlar da çözümlenir. Tekrar vurgulamak istiyorum, bu büronun kuruluş amacı tamamen vatandaşlarımızın gönlünde, özellikle karanlık kalan bir cinayet varsa bunun aydınlatılması, vatandaşımızın adalete olan güven duygusunu en üst seviyede hissetmesi, bu amaçla kurmuştuk. Çok faydalı olduğunu da gördük. Sağ olsun Başsavcılığımız da, Başsavcı arkadaşlarımız da üzerine kararlılıkla gidiyor. Çünkü biz onlara da her zaman destek oluyoruz, bu soruşturmaların arkasında olduğumuzu söylüyoruz. Yani şu an olumlu gidiyor, toplumda güzel bir algı var.

HALİS ÖZDEMİR yazdı: "Ahbap, İHH, Deniz Feneri “İşeyen Adam” ve Sol Sanatçılar! Sol Belediyeler!.." Haber

HALİS ÖZDEMİR yazdı: "Ahbap, İHH, Deniz Feneri “İşeyen Adam” ve Sol Sanatçılar! Sol Belediyeler!.."

Ben hiç şaşırmadım! Şu Ahbap denilen şaklabanların yaptıklarına ve geldikleri noktaya. Gerçekten yedikleri haltlar ne zaman ortaya çıkar acaba diye bekliyordum. Nihayet ortaya çıktı! Nereden bildiğimi söyleyeyim! Bunların ahlaklılarını ayırarak ifade ediyorum, bunların insana yardım insana hizmet diye bir şey akıllarından geçmez! Bunlar rakı içmeyi bazıları için evde köpek bakmayı modernlik, açıklığı, dekolteyi medeniyet zanneden takımdır. Yahu bunların bazılarını vatandaş belediye başkanı yapar hırsızlık namussuzluk ne ararsan var! Bunların bazı sanatçı bozuntularına gelince parklara “işeyen adam” yaparlar sanat diye! Yahu gerçekten merak ediyorum bunların çoğunun elle tutulur bir yanları var mı? Şimdi gelelim, Ben devlete, devletin kurumlarına güvenmiyorum “Ahbap”a güveniyorum diyerek devlet aleyhinde bulunan Ahbap propagandası yapan şaklabanlara! TV’lerde sosyal medyada Ahbap’a para toplayanlara Ulan ne oldu dilinizi mi yuttunuz? Siz hiç merak edip araştırdınız mı? Mesela İHH, Deniz Feneri, Cansuyu gibi dernekleri. Yüzlerce derneğin yaptığı hizmetleri sadece Türkiye’de değil ismi duyulmamış ülkelerde insanlara ulaşıyorlar! Sizin aklınızın almayacağı hizmetleri hangi fedakarlıklarla yapıyorlar? Mesela Yetim Vakfı dünyanın her yerinden 22 bin yetime bakıyor her ay her an! Hiç merak ettiniz mi? Sizi gidi aydın geçinen “Atatürkçülüğü” geçim aracı haline getirmiş, aydınlığı rakı içmek kumar oynamaktan ibaret sanan “zübükler” sizi! Gerçekten devleti küçümseyip devletin aleyhinde propaganda aracı haline getirdikleri “Ahbap” derneği fahri avukatları da “halkı yanıltmak ve devlete güveni zedelemekten” yargılanmalılar. Bir de TV’lerde her konuyu konuşan “çok bilmiş, her konuda konuşma yetisine sahip olduklarını düşünen” bilmişlere gelince! Yahu ahbap denen şarlatan hırsız kumarbazları anlatırken yahu bir etrafınıza bakın da, mesela İHH depremde neler yapmış? İHH gibi yüzlerce yardım derneği neler yapmış. Onu da anlatınsana! Niye anlatmıyorsunuz? Birincisi İHH, Deniz Feneri, Cansuyu gibi dernekleri anlatırsanız karşı mahallenin gözünden düşmekten mi korkuyorsunuz? İki oturup da araştırma yapalım demiyorsunuz! “Boş atıp dolu tutmak” kolayınıza gidiyor! Eh ne de olsa dedikodu güzel ve kolay oluyor bazılarınız için galiba? Sonuç olarak gerçekten insan ürperiyor! Depremde can veren insanlar üzerinden istismar! Belediye başkanı olup adeta “hırsızlık yolsuzluk namussuzluk” organize işler haline gelmesi de insanın gelecek duygularını törpülüyor! Ha bir de bunlar “Atatürkçü” oldukları ezberlerini kalkan yapmışlar! Öyle ya “on yılda on milyon genç yarattık her yaşta” Alın başınıza çalın yetiştirdiklerinizi! Olanlara bakınca; bu kadar ahlaksızlığı, sahtekarlığı, istismarı yapanlar aziz Türk milletinin ferdi olabilirler mi? Veya öldükten sonra dirilmeye ve ahirette hesap vereceğine inanırlar mı? Ne dersiniz! Bilemedim böylelerine ne demeli? En iyisi kendilerini varsa “Atatürkçülük” dışında bir tarifleri söylesinler de biz de tanıyalım bu “zübükleri” Siyasetçisinden sanatçısına, gazetecisinden akademisyenine birçoğunun elle tutulur bir yerleri olmadığı anlaşılıyor! Yazık çok yazık! Aralarında elbette adam gibi adamlar da az da olsa var! Yahu parti kongresi yaparlar sonra delegelerin parayla oy sattıklarını ihbar ederler! Bir vatandaş olarak söylüyorum düşün vatandaşın yakasından! Yardım derneği, ülke yönetmek, belediye yönetmek! Elinize yüzünüze bulaştırdığınızı menfaat paylaşımında aranızdaki kavganızdan öğrendi millet ne olduğunuzu. Yahu yardım kuruluşu yönetmek orada hizmet etmek fedakarlık ister aşk ister merhamet ister adamlık ister! İşinize bakın çekilin milletin önünden! Sosyal kuruluşlarda, daha doğrusu insanın olduğu yerde hata da olur. “İnsan nisyan ile malüldür” ancak olanlar hata değil tiyniyetsizlik! Olanlar cibilliyetsizlik, olanlar bilinçli, planlı ahlaksızlık! İHH, Deniz Feneri, Cansuyu gibi fedakar samimi yardım kuruluşları hepinizi saygıyla selamlıyorum. Yöneticisinden çaycısına eli öpülesi kahramanlarsınız! Allah hizmetleriniz gayretlerinizi artırsın başarılarınıza başarılar katasınız! Vesselam.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Peru'da başkanlık seçimini muhafazakar Keiko Fujimori kazandı Haber

Peru'da başkanlık seçimini muhafazakar Keiko Fujimori kazandı

Peru'da seçmenlerin başlıca kaygısı artan suç oranlarıydı; özellikle şiddet yanlısı mafya çetelerinin haraç uygulamaları tepki çekiyordu. Fujimori, suçu "demir yumrukla" bastırma sözü verdi. Peru'da artan suç oranlarının seçim kampanyalarına damga vurduğu başkanlık seçiminin ikinci turunu muhafazakar siyasetçi Keiko Fujimori kazandı. 51 yaşındaki Fujimori, eski devlet başkanlarından Alberto Fujimori'nin kızı olarak dördüncü kez başkanlığa aday olmuştu. Bu ay sonunda görevi devralmasıyla birlikte Peru, son 10 yılda dokuzuncu başkanına kavuşmuş olacak. Fujimori'nin seçim zaferi, ülkenin en üst seçim otoritesi tarafından resmen onaylandı. Hafta başında seçim yetkilileri tarafından açıklanan kesin sonuçlara göre, oyların yüzde 100'ünün sayılmasının ardından Keiko Fujimori 9 milyon 223 bin oy alarak oyların yüzde 50,135'ini elde etti. Milliyetçi milletvekili Roberto Sánchez ise 9 milyon 173 binden fazla oyla yüzde 49,865'te kaldı. Fujimori ve Sánchez, nisan ayında yapılan ilk tur seçimlerinde yarışan diğer 33 adayı geride bırakarak 7 Haziran'daki ikinci tura kalmıştı. Seçimde seçmenlerin en büyük gündem maddesi, özellikle organize suç çetelerinin gerçekleştirdiği haraç olayları başta olmak üzere artan suç oranlarıydı. Fujimori seçim kampanyasında suçla "demir yumruk" yöntemiyle mücadele edeceği sözünü verdi. Seçimin galibi Keiko Fujimori, 1990'lı yıllarda aşırılık yanlısı Aydınlık Yol (Shining Path) örgütünü büyük ölçüde etkisiz hale getiren ancak yönetimi zamanla otoriterleşen eski Cumhurbaşkanı Alberto Fujimori'nin kızı. Alberto Fujimori, isyancılarla mücadele sırasında işlenen insan hakları ihlalleri nedeniyle 2009 yılında mahkûm edilmiş, daha sonra ise yolsuzluk suçlamalarından da hüküm giymişti. EURONEWS, AP

Arnavutluk durmuyor: Eylemler 9. gününde Haber

Arnavutluk durmuyor: Eylemler 9. gününde

Arnavutluk’un güneyindeki Zvernec bölgesinde flamingoların yuvalama alanlarını da kapsayan koruma altındaki bölgede yapılması planlanan lüks tatil köyü projesine karşı düzenlenen "Flamingo Devrimi" protestoları, dokuzuncu gününde yoğun katılımla sürüyor. Arnavutluk’un güneyindeki Zvernec bölgesinde flamingoların yuvalama alanlarını da kapsayan koruma altındaki bölgede yapılması planlanan lüks tatil köyü projesine karşı düzenlenen "Flamingo Devrimi" protestoları, dokuzuncu gününde yoğun katılımla sürüyor. Çevreciler ve bölge sakinleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı olduğu öne sürülen projenin hassas ekosisteme zarar vereceğini savunarak, çalışmaların durdurulmasını talep ediyor. Arnavutluk’un başkenti Tiran ve ülkenin çeşitli kentlerinde ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı olduğu öne sürülen lüks tatil köyü projesine karşı düzenlenen protestolar dokuzuncu gününde sürüyor. Flamingolar, foklar ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarına ev sahipliği yapan koruma altındaki kıyı bölgesinde planlanan projeye tepki gösteren Arnavutluk halkı, "Flamingo Devrimi" adı verilen gösterilere bugün önceki günlere kıyasla daha yoğun katılım sağladı. Kushner’in yatırım şirketiyle bağlantılı 1,4 milyar euroluk tatil kompleksi aleyhinde Tiran’da Başbakan Edi Rama’nın ofisinin bulunduğu Başbakanlık binası önünde gerçekleştirilen gösteriye binlerce kişi katıldı. BAŞBAKAN RAMA ALEYHİNDE SLOGANLAR ATILDI Odatv'nin haberine göre, ülkenin güneyindeki Zvernec’te sahil bölgesi ve Adriyatik Denizi’ndeki ıssız Sazan Adası’na yönelik planlar aleyhinde başlangıçta çevreyi koruma ve milli hassasiyetler ile ortaya çıkan protesto gösterilerinde, artık projenin iptalinin yanı sıra yolsuzluk ve ülkeyi on yıllardır yöneten siyasi elitlerin değişimine ilişkin talepler de öne çıkmaya başladı. Arnavutluk bayrakları taşıyan ve hem hükümet hem de muhalefeti hedef alan protestocular, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’yı da hedef alarak, "Rama istifa", "Sonun geldi", "Rama hapse, (Ana muhalefet lideri) Berisha hapse" ve "Bu vatan bizim" şeklinde sloganlar attı. Protestocular, talepleri duyulana kadar geri adım atmayacaklarını belirterek, gösterilerin önümüzdeki günlerde de devam edeceğini açıkladı. Bugün dokuzuncu gününe giren protestolarda göstericiler, projenin Akdeniz’in en önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden birini tehdit ettiğini belirtiyor. Protestoların sembolü haline gelen şişme flamingolar taşıyan protestocular, oteller, villalar, apartmanlar, marina ve lüks tesisler içeren tatil merkezi projesinin hassas ekosistemleri tehdit ettiğini ve yeterli şeffaflığa sahip olmadığını savunuyor. Arnavutluk hükümeti ise projenin istihdam oluşturacağını, yabancı yatırımları çekeceğini ve turizmi canlandıracağını savunuyor. RAMA, PROJEYİ HAYATA GEÇİRMEYE KARARLI OLDUKLARINI SÖYLEDİ Arnavutluk Başbakanı Rama, "Flamingo Devrimi" yazılı pankartların öne çıktığı gösterilere rağmen projeyi hayata geçirmekte kararlı olduklarını söyledi. Rama, bugün uluslararası basına yaptığı açıklamada, "Bu çok güzel bir proje olacak ve bunu gerçekleştireceğiz" dedi. Arnavutluk’a sokak protestoları ile yön verilemeyeceğini vurgulayan Rama, "Ben bu tür projeleri hayata geçirmek için seçildim. Ülkenin nasıl geliştirilmesi gerektiğine ilişkin farklı fikirleri olanların yönlendirmesiyle hareket etmek için seçilmedim" dedi.

GÜRBÜZ GÜNGÖR:  Kılıçdaroğlu Neler Yapmalı Haber

GÜRBÜZ GÜNGÖR:  Kılıçdaroğlu Neler Yapmalı

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'nin 2023'teki İstanbul Kongresi ve 38. Kurultayı için "mutlak butlan" kararı verdi. Mahkeme “38. Kurultay’ın yok hükmünde olduğu”na karar verdi ve o tarihte Genel Başkan olan Kemal KIlıçdaroğlu ve ekibine parti yönetimini teslim etti. Geçmişte böyle bir karar yaşamayan ülkemizde C.H.P. içine yerleşen ve KIlıçdaroğlu’nun en yakın ekibi olan kişiler, partide delegelere maddi kaynak akıtarak, işler vaad ederek, 38. kurultayda partiyi ele geçirdiler. C.H.P tarihinde yolsuzluk yapılan bir parti olarak hiç anılmadı. Aksine yolsuzluklar ile mücadele eden milletvekillerinin olduğu parti oldu geçmişinde. SHP döneminde İstanbul belediyesinde İSKİ SKANDALI dönemimdeki Genel Müdür Ergun Göknel'in İsviçre'de bulunan Amerikan Discon Bank'ta 30.000 Amerikan doları ve 670.000 Alman Markı saptandı. ERGUN GÖKNEL’i ihbar eden kişi de o dönemin Belediye Başkanı Nurettin Sözen oldu. SHP CHP ile birleşen parti olduğu için CHP bu skandalı reddetmedi ve gereken duyarlılığı kendisi yaptı. Maalesef parti 38 Kurultay sonrası Özgür Özel’in Genel Başkan yardımcısı görevi verdiği kişiler tarafından yönetilen, özgürlere müdahale edenlerin yönettiği parti haline döndü. Belediyelerdeki akçeli işler, özel yaşamlardaki özensizlikler, partide eleştiri yapanların ihraç edildiği baskıcı bir parti oldu. Kendisini destekleyen TV kanallarına kaynaklarını akıtan, bu kanallarda lehte programlar yapan, eleştirdiğimiz yandaş medya mensuplarından farksız kişileri görmeye başladık. Bu kişileri sosyal medyada, tv kanallarında sürekli görmeye başladık. Yolsuzluklar ile ilgili operasyonlar olunca, AKP belediyeleri de yapıyor diyerek CHP belediyelerine avukat oldular. Mutlak Butlan sonrası mesleklerine saygısız bu sözde medya mensupları gazeteci olduklarını hatırlayıp “Kılıçdaroğlu ile röportaj yapmak istiyorum” diyerek randevu isterlerse kimse şaşırmasın. En başta ŞABAN SEVİNCİ göreceğimize eminim. Kılıçdaroğlu bana göre şunları yapmalı; 1- Partinin itibarını rüşvet, akçeli işler ile sarsmasına neden olan kişiler zaman kaybetmeden ihraç edilmelidir. 2- Partiye zarar verme potansiyeli olan şöhretli medya mensubu kişiler yok sayılmalıdır. 3- CHP ilkeleri aynı zaman da ATATÜRK ilkeleridir. Parti yönetiminde görev alanların ilkelere sıkı bağlı kişiler olmasına özen gösterilmelidir. 4- Parti okullarında eğitim verecek kişiler özenle seçilmelidir. 5- Partiden uzak duran önemli bilim adamları, meslek sahibi ve ülke sorunları ile ilgili donanım sahibi kişileri partiye davet etmelidir. 6- Partiye fanatik liberal kişileri almak gibi yanlışlara düşmemelidir. 7- Şu an partiye dışardan gelen liberal tipler CHP’li milletvekillerinden daha çok söz sahibi durumunda. Bu kişiler koltuk sözleri alarak partiye geldiler. Bu kişiler koltuk vaad eden başka parti buldukları an partilerini satarlar. Parti adına konuşmaları önlenmelidir. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.