Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yoksulluk

bursaarena.com.tr - Yoksulluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoksulluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Afrika göç alarmı veriyor Haber

Afrika göç alarmı veriyor

Dünya Mülteciler Günü kapsamında açıklanan veriler, Afrika'da milyonlarca kişinin savaş, yoksulluk ve iklim değişikliği nedeniyle göç etmek zorunda kaldığını ortaya koydu. Afrika kıtası, savaşlar, siyasi istikrarsızlık, etnik çatışmalar ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle dünyanın en büyük zorunlu göç ve yerinden edilme krizlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) verilerine göre, Afrika'da milyonlarca kişi, çatışmalar ve insani krizler nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalırken kıta, aynı zamanda dünyanın en fazla mülteciye ev sahipliği yapan bölgelerinden biri olmayı sürdürüyor. 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü kapsamında değerlendirildiğinde, Afrika'daki yerinden edilme hareketlerinin büyük kısmının kıta içinde gerçekleşmesi dikkati çekiyor. Afrikalı göçmenlerin ve mültecilerin önemli bölümü, komşu ülkelere sığınarak güvenlik ve geçim imkanı arıyor. UGANDA: AFRİKA'NIN EN BÜYÜK MÜLTECİ EV SAHİBİ Doğu Afrika'da yer alan Uganda, 2 milyona yakın sığınmacıya ev sahipliği yaparak Afrika'nın en fazla mülteci barındıran ülkesi konumunda bulunuyor. Ülkedeki mültecilerin büyük bölümünü Güney Sudan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) ve Somali'den kaçan kişiler oluşturuyor. Ancak artan nüfus baskısı, finansman eksikliği ve insani yardım kaynaklarının azalması nedeniyle Uganda'daki mülteci kamplarında gıda güvenliği, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi zorluklar yaşanıyor. SUDAN KRİZİ, KITANIN EN BÜYÜK İNSANİ FELAKETLERİNDEN BİRİ HALİNE GELDİ Afrika'daki yerinden edilme krizlerinin merkezinde son yıllarda Sudan bulunuyor. Nisan 2023'te Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan çatışmalar, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Sudan'dan kaçan yüz binlerce kişi, Çad, Güney Sudan, Mısır, Etiyopya ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne sığındı. Sudan'da yaşananların, dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen yerinden edilme krizlerinden biri olduğu belirtiliyor. ÇAD VE GÜNEY SUDAN AĞIR YÜK TAŞIYOR Sudan'dan kaçan mültecilerin önemli bir kısmı komşu Çad'a yerleşirken ekonomik imkanları son derece sınırlı olan ülke, artan insani ihtiyaçlarla mücadele ediyor. Benzer şekilde Güney Sudan da hem iç istikrarsızlıkla mücadele ederken hem de Sudan'dan gelen yüz binlerce mülteciyi ağırlamak zorunda kalıyor. Doğu Afrika'nın iki önemli ülkesi Etiyopya ve Kenya da uzun yıllardır Somali, Güney Sudan, Eritre ve Sudan kaynaklı mülteci akınlarının başlıca adresleri arasında yer alıyor. Kenya'daki Dadaab ve Kakuma kampları, dünyanın en büyük mülteci yerleşimleri arasında gösteriliyor, Etiyopya da bölgesel çatışmalardan kaçan yüz binlerce kişiye ev sahipliği yapıyor. GÜNEY AFRİKA, EKONOMİK GÖÇÜN BAŞLICA MERKEZİ Afrika'daki göç hareketlerinin tamamı zorunlu nedenlere dayanmıyor. Kıtanın en gelişmiş ekonomilerinden Güney Afrika Cumhuriyeti, milyonlarca uluslararası göçmeni çekmeye devam ediyor. Özellikle Zimbabve, Mozambik, Malavi ve diğer Afrika ülkelerinden gelen göçmenler, iş ve yaşam imkanları nedeniyle ülkeye yöneliyor. Ancak Güney Afrika'da son yıllarda yüksek işsizlik oranları ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle yabancı karşıtı söylemlerin ve şiddet olaylarının arttığı görülüyor. BATI AFRİKA'NIN ÇEKİM MERKEZİ: FİLDİŞİ SAHİLİ VE NİJERYA Batı Afrika'da Fildişi Sahili, özellikle Burkina Faso, Mali ve Gine başta olmak üzere komşu ülkelerden gelen göçmenler için önemli bir ekonomik merkez olarak öne çıkıyor. Kakao ve tarım sektörünün yanı sıra inşaat, ticaret ve hizmet alanlarında sunduğu istihdam olanakları dolayısıyla ülke, bölgenin en fazla göç alan ekonomilerinden biri konumunda bulunuyor. Nijerya ise hem Batı Afrika'nın en büyük ekonomisi hem de Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) çerçevesindeki serbest dolaşım uygulamalarının etkisiyle milyonlarca uluslararası göçmene ev sahipliği yapıyor. Bununla birlikte Nijerya, aynı zamanda Afrika'nın en büyük iç yerinden edilme krizlerinden birini yaşıyor. Ülkenin kuzeydoğusunda terör örgütleri Boko Haram ve DEAŞ'ın Batı Afrika kolu ISWAP'ın yıllardır süren saldırıları, milyonlarca kişinin evlerini terk etmek zorunda kalmasına neden olurken silahlı çetelerin fidye amaçlı saldırıları, çiftçi-çoban çatışmaları ve etnik gerilimler de özellikle kuzeybatı ile orta kuşak bölgelerinde zorunlu göçü artırıyor. Ülkede güvenlik sorunları ile ekonomik kırılganlıkların bir araya gelmesi, Nijerya'yı hem göç veren hem de göç alan ülkelerden biri haline getiriyor. SAHRAALTI AFRİKA'DAN LİBYA ÜZERİNDEN AVRUPA'YA UZANAN GÖÇ ROTASI Afrika'daki göç hareketlerinin büyük bölümü kıta içinde gerçekleşse de her yıl on binlerce kişi, Sahra Çölü'nü aşarak Libya ve Tunus üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor. Özellikle Nijer, Nijerya, Mali, Burkina Faso, Gine, Sudan, Eritre ve Somali'den yola çıkan göçmenler, düzensiz göç rotalarını kullanarak önce Kuzey Afrika ülkelerine ulaşıyor. Libya, uzun süredir Orta Akdeniz güzergahının en önemli geçiş noktalarından biri olarak öne çıkarken göçmenler, insan kaçakçılarının faaliyetleri, kötü yaşam koşulları ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor. Libya kıyılarından hareket eden düzensiz göçmenler, Akdeniz üzerinden başta İtalya'nın Lampedusa Adası olmak üzere Avrupa'nın güney kıyılarına ulaşmaya çalışıyor ancak bu rota, aşırı yüklenmiş tekneler, olumsuz hava koşulları ve insan kaçakçılığı nedeniyle dünyanın en tehlikeli düzensiz göç güzergahlarından biri olarak kabul ediliyor.

Çocuk işçiliği küresel ve ahlaki bir sorundur, çocukluk bir haktır!.. Haber

Çocuk işçiliği küresel ve ahlaki bir sorundur, çocukluk bir haktır!..

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Korkut, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. Korkut, çocuk işçiliğinin sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda temel insan hakları ihlali olduğunu vurgulayarak; “Çocuk işçiliği küresel ve ahlaki bir sorundur. Çocukluk bir haktır. Çocuk işçiliği kader değildir. Çocuk işçiliği önlenebilir” dedi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 18 yaşın altındaki herkesin çocuk sayıldığını hatırlatan Korkut, çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyen işlerde çalıştırılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Çocukların eğitim hakkının korunmasının toplumun ortak sorumluluğu olduğunu ifade eden Korkut, son yıllarda çocukların eğitim süreçlerinden koparak çalışma yaşamına itilmesinin kaygı verici boyutlara ulaştığını söyledi. Özellikle mesleki eğitim adı altında uygulanan bazı modellerin, çocukları ucuz işgücü olarak kullanan bir sisteme dönüştüğünü belirtti. Korkut açıklamasına şöyle devam etti: Yakın zamanda Hatay’ın İskenderun ilçesinde 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında çalıştığı işyerinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesi, karşı karşıya olduğumuz tablonun vahametini gözler önüne sermiştir. Bu bir "kaza" değil, açık bir iş cinayetidir. MESEM uygulaması, bugün eğitimsel hedeflerinden tamamen uzaklaşmış; çocukları nitelikli bir eğitimden mahrum bırakarak, onları ucuz işgücü olarak gören bir sisteme dönüşmüştür. Haftada sadece bir gün teorik eğitim alan, geri kalan günlerde ise çalışma hayatının tehlikelerine terk edilen çocuklarımız, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun koruyucu hükümlerinin ötesine itilmektedir. 2025 yılında en az 81 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği bir ülkede, çocuk işçiliğinin "kurumsallaşmış" bir forma bürünmesine göz yummamız mümkün değildir. Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 Eğitim İzleme Raporu’na göre MESEM kayıtlı öğrenci sayısının 400 bini aşması, sistemin nasıl yaygınlaştığını ve çocuklarımızın yoksulluk üzerinden nasıl iş hayatına mecbur bırakıldığını göstermektedir. İşletmelerde çocuklara dayatılan uzun çalışma saatleri, mobbing ve ücret kesintileri, çocuklarımızın fiziksel ve ruhsal gelişimlerini yok etmektedir. Ekonomik krizler ve yoksulluğun çocuk işçiliğini artıran temel nedenler arasında yer aldığını belirten Korkut, eğitim çağındaki çocukların okul yerine üretim süreçlerine dahil edilmesinin toplumun geleceğini de olumsuz etkilediğini söyleyerek; “Çocukların çalışmak zorunda bırakıldığı bir toplumda fırsat eşitliğinden, nitelikli eğitimden ve sağlıklı bir gelecekten söz etmek mümkün değildir” ifadelerini kullandı. 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü vesilesiyle çağrıda bulunan Korkut, şu talepleri sıraladı: Çocuk işçiliğine yol açan ekonomik ve sosyal nedenler ortadan kaldırılmalıdır. Çocukların çalıştırıldığı işyerlerinde etkin ve düzenli denetimler yapılmalıdır. Çocukların yaşamını yitirdiği ve yaralandığı tüm olaylar şeffaf biçimde araştırılmalıdır. Çocuk hakları alanında çalışan kurumlar, sendikalar, meslek örgütleri ve uluslararası kuruluşlar arasında iş birliği güçlendirilmelidir. En az 12 yıllık kesintisiz, nitelikli ve erişilebilir eğitim tüm çocuklar için güvence altına alınmalıdır. Yoksul ailelerin çocuklarını eğitimden koparmayacak sosyal destek politikaları hayata geçirilmelidir. Çocukların yerinin fabrikalar, atölyeler, şantiyeler ve tehlikeli çalışma alanları değil; okullar, oyun alanları ve güvenli yaşam ortamları olduğunu vurgulayan Korkut, “Çocuk işçiliğinin olmadığı, tüm çocukların eşit ve sağlıklı koşullarda büyüyebildiği bir gelecek için mücadeleyi sürdürmek ortak sorumluluğumuzdur” dedi. Bursa Arena

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.