Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yemen

bursaarena.com.tr - Yemen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yemen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

En az bin 400 kişi çatışmalardan kaçarak Yemen’den Cibuti’ye sığındı Haber

En az bin 400 kişi çatışmalardan kaçarak Yemen’den Cibuti’ye sığındı

Cibuti makamları, Yemen hükümet güçleri ile Husiler arasında eylül ayından bu yana devam eden çatışmalar nedeniyle, yaklaşık bin 400 kişinin Yemen’den Cibuti’ye kaçtığını açıkladı. Yemen’de 2014’ten bu yana hükümet güçleri ile ülkenin geniş kesimlerini, başkent Sana dahil, kontrolü altında tutan Husiler arasında savaş devam ediyor. Husiler, bir hafta süren sürpriz saldırının ardından cuma günü Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki batı sahillerinin kontrolünü ele geçirdi. Husiler ayrıca, savaşın başlamasının ardından İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla önemi daha da artan ve deniz taşımacılığı açısından kritik bir geçiş noktası olan Babülmendeb bölgesindeki dört adayı da kontrol altına aldı. Husilerin perşembe günü el-Muha kentini ele geçirmesi, kentin güneyindeki diğer kıyı bölgelerine doğru ilerlemelerinin önünü açtı. Cibuti Ekonomi Bakanı İlyas Musa Duvale, X platformundaki paylaşımında, “Son 24 saat içinde Yemen’den bin 400 mülteci Cibuti’ye ulaştı” ifadelerini kullandı. Yemen’in karşısında, Afrika Boynuzu bölgesinde yer alan küçük bir ülke olan Cibuti, Aden Körfezi ile Kızıldeniz’i birbirine bağlayan ve Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir bölümünün geçtiği Babülmendeb Boğazı’na hâkim konumda bulunuyor. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) insani yardım koordinatörü Safiye İbrahim yaptığı açıklamada, gelenler arasında “kadınlar ve çocukların” da bulunduğunu belirtti. İbrahim, yerinden edilen kişilerin Cibuti’nin kuzeyindeki Obok’a ulaştığını ve “önümüzdeki günlerde daha fazla kişinin gelmesinin beklendiğini” söyledi. Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Göç Örgütü, temmuz ayından beri Yemen’deen az 76.000 kişinin yerinden edildiğini bildirdi. Kuruluş, bu kişilerin dörtte birinin geçtiğimiz hafta içinde yerinden edildiğini kaydetti.

ABD, “11 Eylül”ü anıyor... Ülkenin ve dünyanın çehresini değiştiren saldırılar Haber

ABD, “11 Eylül”ü anıyor... Ülkenin ve dünyanın çehresini değiştiren saldırılar

Saldırıların 25. yıl dönümünde, “gizli kayıtlar” tartışması sürüyor. Amerikalılar bugün, El Kaide örgütünün 11 Eylül saldırılarının 25. yıl dönümünü anıyor. Örgüt, iki yolcu uçağını New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne, bir diğerini Washington’daki Savunma Bakanlığı’na yönlendirmiş, dördüncü uçak ise Pensilvanya’da düşürülmüştü. Saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti. ABD’nin ve dünyanın çehresini değiştiren bu olayların yıl dönümü, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Somali ve Nijerya gibi ülkelerin, o tarihten beri El Kaide, DEAŞ ve diğer terör örgütlerine karşı yürütülen ABD ve uluslararası savaşlarda hayatını kaybeden yüz binlerce, hatta muhtemelen daha fazla kişinin kesin sayısını hâlâ ortaya koyamadığı bir dönemde gerçekleşiyor. Amerikan basınının “kıyamet günü” olarak nitelendirdiği 11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen, henüz yayımlanmadığı öne sürülen “gizli kayıtlar” konusunda tartışmalar sürüyor. Zira saldırılar, ABD’nin güvenlik anlayışını ve Amerikalıların ve diğer toplumların günlük yaşamını geniş ölçekte yeniden şekillendirdi. Bu değişim, havalimanlarındaki güvenlik uygulamalarından dış politikaya, yerel toplumların dönüşümünden Arap Baharı ve son Ortadoğu işgal ve çatışmalarının başlatılmasına kadar etkisini gösterdi.

Bölge Ülkelerinden İsrail’in İdlib’deki Askeri Havaalanı Saldırısına Sert Kınama Haber

Bölge Ülkelerinden İsrail’in İdlib’deki Askeri Havaalanı Saldırısına Sert Kınama

İsrail’in İdlib’deki Ebu El-Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği hava saldırılarına Türkiye ve Arap ülkelerinden peş peşe kınama mesajları geldi. (SANA) – İsrail’in Suriye‘nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda yer alan Ebu El-Zuhur Askeri Havaalanı‘na düzenlediği hava saldırıları, Türkiye ve Arap ülkelerinin sert kınamalarıyla karşılandı. Olayın ardından uluslararası topluma ve BMGK’ye, sorumluluklarını yerine getirme ve İsrail’in Suriye topraklarındaki ihlallerine son verme çağrısı yapıldı. Türkiye Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu El-Zuhur Askeri Havaalanı’nı hedef alan İsrail hava saldırılarını kınayarak, uluslararası toplumu İsrail’in Suriye’ye yönelik artan saldırılarını durdurmak için daha kararlı bir tutum almaya çağırdı. Anadolu Ajansının aktardığına göre bakanlık, yaptığı açıklamada, İsrail’in Suriye’nin altyapısını ve kapasitesini hedef alan, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden saldırılarının pervasızca devam ettiğini belirtti. Bakanlık, uluslararası hukukun kurallarını hiçe sayan bu saldırıların hesabının sorulmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Katar Katar devleti, İdlib’teki Ebu El-Zuhur Askeri Havaalanı’nı hedef alan İsrail hava saldırılarını en şiddetli şekilde kınayarak; bunun, Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali, uluslararası hukukun hükümlerinin ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ise apaçık birer ihlali olduğunu teyit etti. Katar Dışişleri Bakanlığı, X platformundan yaptığı açıklamada, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini caydırılmaksızın ihlal etmeye devam etmesinin, güç yoluyla fiilî durum oluşturma yönündeki tehlikeli yaklaşımını ortaya koyduğunu kaydetti. Bakanlık, uluslararası toplumun İsrail’i caydırma ve ihlallerine son verme konusundaki sessizliği ile acziyeti gölgesinde, hesap verebilirliğin ve caydırıcılığın eksikliğinin İsrail’i ihlallerinde ileri gitmeye teşvik ettiği uyarısında bulundu. Katar Devleti, Suriye’nin yanında durma yönündeki kararlı tutumunu yineleyerek, hükümetiyle dayanışma içinde olduğunu ve egemenliği ile toprak bütünlüğünü korumaya yönelik her türlü çabayı desteklediğini vurguladı. Suudi Arabistan Suudi Arabistan saldırıları kınayarak, bunların uluslararası hukukun yanı sıra Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlalini teşkil ettiğini vurguladı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, “X” platformu üzerinden yayımlanan açıklamasında, Krallık’ın bu saldırıyı reddettiğini belirterek uluslararası topluma İsrail’in uluslararası yasa ve normları ihlal etmesine bir son verilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın Suriye Arap Cumhuriyeti ile dayanışma içinde olduğu, egemenliğinin, toprak bütünlüğünün, birliğinin korunmasını ve Suriye halkının güvenliği ile istikrarını sağlayacak her türlü adımı desteklediği yinelendi. Kuveyt Kuveyt Devleti de İsrail’in hava saldırılarını en sert şekilde kınayarak, bu saldırıların Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlali ile bölgenin güvenlik ve istikrarını tehlikeye atacak bir tırmanış olduğunu kaydetti. Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, “X” platformundan yayımladığı açıklamada uluslararası toplumu ve BMGK’yi sorumluluklarını üstlenmeye, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik sürekli saldırılarını durdurmaya ve uluslararası hukuk ile BM Şartı kaidelerine saygı duyulmasını sağlamaya çağırdı. Açıklamada ayrıca Kuveyt’in Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü, güvenliğini ve istikrarını destekleyen kararlı tutumu yinelendi. Mısır Bu bağlamda Mısır Dışişleri Bakanlığı da İsrail saldırılarını kınayarak, bunların Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali ile uluslararası hukuk ve BM Şartı hükümlerinin bariz bir ihlali olduğunu belirtti. Bakanlık, “X” platformunda yayımlanan açıklamasında Mısır’ın İsrail’in Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etmesini tamamen reddettiğini vurguladı ve bu saldırıların Suriye’de ile bölgede istikrarı destekleme çabalarını baltalayacak ve bölgesel güvenlik ile barışı tehdit edecek tehlikeli bir tırmanış olduğu konusunda uyardı. Açıklamada, uluslararası toplumun İsrail’in tekrarlanan ihlallerine son verme ve güç kullanarak emrivaki yaratma politikasını durdurma konusundaki sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği, bunun da bölgedeki gerilim dairelerinin kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağı vurgulandı. Körfez İşbirliği Konseyi Körfez İşbirliği Konseyi (KİKC) Genel Sekreteri Casim Muhammed El-Budeyvi de İsrail’in Ebu El-Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği hava saldırılarını kınadı. İsrail’in Suriye topraklarına yönelik gaddar saldırısının ülkenin egemenliğine ve topraklarının dokunulmazlığına yönelik kabul edilemez bir tecavüz olduğunu belirten El-Budeyvi, bunun devletlerin egemenliğine zarar verilmesini yasaklayan kural ve normlarla çeliştiğini kaydetti. El-Budeyvi, bu saldırıların devam etmesinin gerginliği ve tırmanışı artıracağını, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlama yönündeki bölgesel ve uluslararası çabaları zayıflatacağını belirterek uluslararası topluma sorumluluklarını üstlenme, bu ihlallere karşı kararlı bir tutum sergileme ve İsrail’in Suriye topraklarındaki saldırılarını durdurmak için harekete geçme çağrısında bulundu. El-Budeyvi, KİKC ülkelerinin Suriye Arap Cumhuriyeti, onun egemenliği ve toprak bütünlüğü ile dayanışma içinde olduğunu bir kez daha teyit etti. Yemen Yemen Cumhuriyeti Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı da havaalanına düzenlenen İsrail saldırılarını en sert şekilde kınayarak bunların Suriye’nin egemenliğinin ihlali, uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın açık bir çiğneme olduğunu vurguladı. Bakanlık, “X” platformunda yayımladığı açıklamada bu saldırıların devam etmesinin tehlikeli olduğuna ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit ettiğine dikkat çekerek uluslararası toplumu sorumluluklarını yerine getirmeye, bu ihlallere son vermeye ve faillerini sorumlu tutmaya çağırdı. Açıklamada Yemen’in Suriye ile dayanışma içinde olduğu ve Suriye’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve istikrarının korunmasını sağlayacak her türlü çabayı desteklediği ifade edildi. İslam Dünyası Birliği Öte yandan İslam Dünyası Birliği, İsrail’in Ebu El-Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırılarını şiddetle kınayarak bunların tüm uluslararası yasa ve normların bir ihlali olduğunu belirtti. Genel Sekreterliğin “X” platformundaki benzer bir açıklamasında, Rabıta Genel Sekreteri ve Müslüman Alimler Heyeti Başkanı Muhammed bin Abdulkerim el-İsa, Suriye’nin egemenliğine ve imkanlarına yönelik bu saldırıyı kınadı ve Suriye’nin güvenliğini, egemenliğini ve halkının selametini tehdit eden her türlü duruma karşı tam dayanışma içinde olduklarını yineledi. Öte yandan Suriye, günün erken saatlerinde Ebu El-Zuhur Havaalanı’nı hedef alan İsrail hava saldırılarını en sert ifadelerle kınamış; bunu haksız bir saldırı, egemenliğinin açık bir ihlali ve bölgenin güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir tırmanış olarak değerlendirmişti.

Hürmüz Boğazı'nda yeni kriz: Petrol fiyatları yükselişe geçti Haber

Hürmüz Boğazı'nda yeni kriz: Petrol fiyatları yükselişe geçti

İran ve Umman arasında Hürmüz Boğazı'na ilişkin yürütülen görüşmelerde gündeme gelen yeni yaptırım ve ceza teklifleri, küresel petrol piyasalarını hareketlendirdi. Arz güvenliği endişeleriyle Brent petrol vadeli işlemleri 83 doları aşarak son haftaların en yüksek seviyesine ulaştı. Küresel enerji koridoru Hürmüz Boğazı üzerindeki jeopolitik gerilim, petrol piyasalarını yeniden alevlendirdi. İran ile Umman arasında boğazın ticari trafiğe açılmasına yönelik yürütülen müzakerelerde gündeme gelen yeni şartlar ve yasa tasarısı iddiaları, küresel arz güvenliğine dair endişeleri tırmandırdı. Bu gelişmelerin ardından cuma günü yükselişini sürdüren Brent petrol vadeli kontratları yüzde 1,2 değer kazanarak varil başına 83,48 dolara yükseldi. ABD ham petrolü (WTI) ise yüzde 1,1 artışla 78,84 dolardan işlem gördü. "Düşmanca" gemilere yasak ve ağır para cezaları gündemde Yükselişin arkasındaki ana etken, İran Parlamentosu'ndaki bir komisyonun hazırladığı yeni yasa tasarısı oldu. İran yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın aktardığı bilgilere göre Tahran yönetimi; ABD, İsrail ve "düşmanca" olarak tanımlanan diğer ülkelere ait deniz taşıtlarının boğazdan geçişini tamamen yasaklamayı planlıyor. Kuralları ihlal eden gemilere ise taşıdıkları yükün yüzde 20'sine varan ağır para cezaları uygulanması öngörülüyor. Ayrıca Tahran'ın, boğazı kullanan gemilerden yüzde 5 ila 7 arasında geçiş ücreti talep ettiği, Umman'ın bu oranı yüzde 3 olarak savunduğu, ABD'nin ise her türlü ücrete karşı çıktığı bildirildi. Piyasalarda temkinli bekleyiş yükselişi destekliyor Hafta başında ABD-İran hattında diplomasi umutlarıyla gerileyen fiyatlar, bu haberlerin ardından yönünü tekrar yukarı çevirdi. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, yatırımcıların boğazdaki tanker trafiğinin tamamen normale döneceğine henüz ikna olmadığını vurgulayarak, bu temkinli duruşun petrol fiyatları için aşağı yönlü hareketleri sınırladığını ifade etti. Bölgesel gerilimler ve yaptırım duvarı Hürmüz Boğazı'na yönelik yeni geçiş sisteminin hayata geçirilmesi; ABD yaptırımları ve uluslararası sigorta sözleşmeleri engeline takılıyor. Sektör temsilcileri bu şartlarda planın uygulanmasının oldukça zor olduğunu belirtiyor. Öte yandan Yemen'deki İran destekli Husiler'in Marib ve Hadramut bölgelerindeki hedeflere İHA ve füzelerle saldırdığını duyurması bölgedeki tansiyonu yüksek tutarken, ABD Başkanı Donald Trump ise gazetecilere yaptığı açıklamada diplomatik çözüme işaret ederek İran ile yaşanan çatışmalı sürecin yakında sona erebileceğine inandığını dile getirdi.

İran'dan ABD'nin BM temsilcisinin iddialarına tepki: "ABD saldırgandır, mağdur değil" Haber

İran'dan ABD'nin BM temsilcisinin iddialarına tepki: "ABD saldırgandır, mağdur değil"

İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Emir Said İrevani, ABD'nin BM Daimi Temsilcisinin İran'a yönelik iddialarını reddederek, "ABD saldırgandır, mağdur değil." dedi. New York, İRNA - İrevani, salı günü yerel saatle BM Genel Sekreteri ile BM Güvenlik Konseyi Başkanına gönderdiği mektupta, "14 Temmuz 2026 Salı günü, 'Uluslararası Barış ve Güvenliğin Korunması' gündem maddesi kapsamında düzenlenen Batı Asya'daki duruma ilişkin BM Güvenlik Konseyi'nin 10194. oturumunda ABD temsilcisi bir kez daha görüşülen gündem maddesinin dışına çıkmış, Güvenlik Konseyi kürsüsünü yanlış bilgi yaymak amacıyla kötüye kullanmış ve İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı temelsiz ve siyasi saiklerle hazırlanmış bir dizi iddia ortaya atmıştır." ifadelerini kullandı. İrevani, "Aynı temelsiz iddialar, 13 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen ve Yemen'deki durumun ele alındığı BM Güvenlik Konseyi'nin 10193. oturumunda da ABD temsilcisi tarafından dile getirilmiştir. Bu durum, yanlış bilgilendirmeye yönelik kasıtlı bir yaklaşımın ve Güvenlik Konseyi süreçlerinin siyasi amaçlarla kötüye kullanılmasının göstergesidir." dedi. ABD'nin İran'ın BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarını ihlal ederek Yemen'e silah sevk ettiği yönündeki iddialarını reddeden İrevani, "İran'ın Yemen'e silah transfer ettiği yönündeki iddia yanlış ve temelsizdir. Bu iddia, güvenilir, doğrulanabilir veya bağımsız hiçbir kanıtla desteklenmemektedir. Bu, ABD'nin bölgedeki hukuka aykırı davranışları ve istikrarsızlaştırıcı eylemlerinden dikkati başka yöne çekmeye yönelik bir başka girişimdir." ifadelerini kullandı. İranlı diplomat, "Bu, BM Güvenlik Konseyini yanıltmak ve Amerika Birleşik Devletleri'nin İran halkına karşı işlediği vahim suçlardan dikkati uzaklaştırmak amacıyla ortaya atılmış uydurma bir suçlamadır." dedi. İran'ın BM Daimi Temsilcisi, mektubunda ABD'nin Yemen ve bölgedeki rolüne ilişkin ise "Amerika Birleşik Devletleri, Yemen'de ve daha geniş bölgede barış ve güvenliğin zayıflatılmasının başlıca sorumlusudur. ABD, Yemen'e yönelik saldırgan eylemleriyle Nisan 2022 ateşkes anlaşmasının uygulanmasını fiilen rayından çıkarmış ve Birleşmiş Milletler'in kolaylaştırıcılığında yürütülen siyasi süreci çıkmaza sürüklemiştir." değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.