Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırım

bursaarena.com.tr - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir'de temiz Körfez için dev yatırım Haber

İzmir'de temiz Körfez için dev yatırım

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ni 976 milyon TL’lik iki yeni yatırımla güçlendiriyor. Artan atık su yüküne karşı tesisin ön arıtma kapasitesi artırılırken, arıtma çamurunun işlenme kapasitesi de iki katına çıkarılacak. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, İzmir Körfezi’nin temizliği açısından büyük önem taşıyan Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ndeki yatırımlarını sürdürüyor. Günlük 820 bin metreküp atık su arıtma kapasitesine sahip tesiste, 4. Faz’ın tamamlanarak devreye alınması ve mevcut üç fazda bakım ve onarım çalışmalarının yapılmasının ardından modernizasyonda yeni bir döneme geçildi. Tesis, 976 milyon TL’lik iki yeni yatırımla daha da güçlendiriliyor. Atık suyun tesise ilk ulaştığı bölüm, artan nüfusun getirdiği yüke göre büyütülürken, arıtma çamurunun susuzlaştırma kapasitesi iki katına çıkarılıyor. Fazın devreye alınmasının ardından İzmir Körfezi’nde yaşanan iyileşmeye dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, “Körfez’den periyodik olarak aldığımız numuneler ve yaptığımız ölçümlerde bu iyileşmeyi görebiliyoruz. Çalışmaların aksamadan devam etmesi için tesisteki modernizasyonu sürdürüyoruz. Yaklaşık 1 milyar liralık iki yatırımla Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin arıtma zincirinin iki önemli noktası aynı anda güçlendiriliyor. Arıtma sonrası ortaya çıkan çamurun işlenme kapasitesini iki katına çıkaracağız. Modernizasyon çalışmalarının önemli ayaklarından biri de tesisin giriş bölümünde gerçekleştiriliyor. Nüfusun artmasıyla birlikte Çiğli Arıtma Tesisi’ne ulaşan atık su miktarı da yıllar içinde yükseldi. Tesisin artan yükü daha güvenli ve verimli şekilde karşılayabilmesi için yeni kum tutucu ve ızgara sistemleri kuruyoruz. Bu sistem sayesinde kanalizasyonla tesise ulaşan atık suyun içindeki kağıt ve plastik gibi katı maddeler ile kum ve yağ gibi malzemeler, arıtma işleminin başında ayrılacak. Böylece sonraki arıtma aşamalarının yükü azaltılırken tesisin artan atık su miktarını karşılama kapasitesi de artırılacak. Yeni kum tutucu ünitesi saniyede 24 metreküp atık suyu karşılayabilecek kapasitede olacak. Mevcut saniyede 16 metreküp kapasiteli ızgara sistemine de saniyede 8 metreküplük yeni bir bölüm eklenecek ve toplam kapasite saniyede 24 metreküpe çıkarılacak” dedi. İLK YATIRIM 657 MİLYON TL 657 milyon TL tutarındaki proje kapsamında yeni kum tutucu ve ızgara sistemlerinin yanı sıra bunlara bağlı iletim hatları ve çıkış kanalları yapılacak. Tesisin ihtiyaç duyduğu mekanik ve elektrik sistemleri kurulacak, yol ve çevre düzenlemeleri de proje kapsamında ele alınacak. Çalışmanın iki yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor. İZSU’nun tesiste yürüttüğü ikinci büyük yatırım, arıtma işlemi sonucunda ortaya çıkan çamurun yönetimini güçlendirecek. 319 milyon TL’lik yatırımla tesisin günlük 800 ton olan çamur susuzlaştırma kapasitesi 1600 tona çıkarılacak. Böylece tesisin bu alandaki kapasitesi yüzde 100 artırılacak. Çalışma kapsamında 9 yeni santrifüj dekantör kurulacak. Arıtma çamurunun içindeki suyun ayrıştırılmasını sağlayan bu ekipmanların yanı sıra gerekli pompalar, otomatik hazırlama üniteleri ve çamurun taşınmasını sağlayacak sistemler de tesise kazandırılacak. Elektrik ve otomasyon altyapısı da yenilenecek. Böylece arıtma sürecinin sonunda ortaya çıkan çamurun daha yüksek kapasitede ve daha etkin şekilde yönetilmesi sağlanacak. İkinci yatırımın yıl sonunda tamamlanması planlanıyor.

İbrahim Burkay: “Bursa, Türkiye’yi büyütmeye devam edecek” Haber

İbrahim Burkay: “Bursa, Türkiye’yi büyütmeye devam edecek”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB genişleme alanında hayata geçirdikleri TEKNOSAB KOBİ OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, İnşaat Sektörü Depolama Alanları ve yeni vizyon projelerinin lansmanını Ağustos ayında gerçekleştireceklerini açıkladı. "Bursa Büyürse Türkiye Büyür" mottosuyla yola çıktıklarını hatırlatan Burkay, “KOBİ odaklı yeni TEKNOSAB ekosistemimizle KOBİ'ler büyürse Bursa büyür; Bursa büyürse Türkiye büyür." dedi. BURSA (İGFA) - BTSO Temmuz Ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Başkan Burkay, Temmuz ayında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen Akreditasyon Sertifika Töreni’nde BTSO’nun 7 yıldızlı akreditasyon belgesi alarak, hizmet kalitesini bir kez daha tescillediğini söyledi. Burkay, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odamız, üyelerimize sunduğu hizmetler, geliştirdiği çözümler ve hayata geçirdiği projelerle yedi yıldızlı akreditasyon seviyesine ulaşan dört oda ve borsadan biri oldu. Meclis üyelerimizin görüş, öneri ve sektörel birikimi ile alanında uzmanlaşmış olan çalışma arkadaşlarımızın emeği Odamızın ulaştığı yüksek hizmet standardının temelini oluşturuyor. Meclis üyelerimize ve tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Tüm Projelerimiz Ortak Aklın Eseri Göreve geldikleri ilk günden bu yana Meclisin, meslek komitelerinin ve sektör konseylerinin ortaya koyduğu fikirleri yol haritalarının merkezine aldıklarını belirten Başkan Burkay, “Üyelerimizin beklentilerini doğru analiz eden, sektörlerimizin önünü açan ve kentimizin gelecek vizyonunu şekillendiren bir anlayışla hareket ettik. TEKNOSAB’dan Bursa Business School’a, BUTEKOM’dan Model Fabrika’ya, BUTGEM’den MESYEB’e, Küresel Fuar Acentesi’nden Ticari Safari’ye kadar hayata geçirdiğimiz tüm projeler bu ortak aklın eseridir. Bursa iş dünyasının ihtiyaçlarından doğan bu çalışmalar, Meclis üyelerimizin katkıları ve birlikte çalışma kültürümüzle şekillendi.” dedi. GUHEM Fen Lisesi Açılıyor Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nin de (GUHEM) bu vizyonun en önemli eserlerinden biri olduğunu kaydeden Başkan Burkay, “GUHEM, bugün Avrupa’nın alanında en büyük merkezi olarak Bursa’mızın ve ülkemizin gurur duyduğu güçlü bir marka haline geldi. Şimdi bu vizyonu eğitim alanında bambaşka bir seviyeye taşıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığımızla gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisemizi hayata geçiriyoruz. Yeni eğitim öğretim döneminde ilk öğrencilerini kabul edecek okulumuzda Türkiye'nin en başarılı öğrencileri havacılık, uzay ve ileri teknoloji alanında çağın gerektirdiği bilgi ve yetkinliklerle donatılacak. Türkiye Yüzyılında istikbalin yıldızlarının yetişeceği bu önemli projeye verdikleri destekler için Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin ve Bakanlığımıza teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. Ne Söylediğin Değil Ne Ürettiğin Önemli Şeffaflık ve demokrasinin oda ve borsaların en temel yönetim ilkeleri olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, BTSO’nun 70 Meslek Komitesi, Meclisi ve sektör konseyleriyle ortak aklın en güçlü temsilcilerinden biri olduğunu söyledi. Meclis üyelerinin kendi sektörlerinin ve iş dünyasının güvenini kazanarak göreve geldiğini belirten Burkay, "Burada sadece konuşarak oy alamazsınız. Üreteceksiniz, aksiyon alacaksınız, risk alacaksınız. Herkes sonuç ister. Herkes ortaya konulan işe bakar. Biz de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Biz göreve geldiğimiz ilk günden bu yana 'Ne söyledin?' değil, 'Ne ürettin?' sorusunu sorduk. Bugün ortaya çıkan eserler de bu anlayışın en güçlü göstergesidir. BTSO'da her karar, ortak aklın ve meclis iradesinin ürünüdür." dedi. Türkiye Bizden Hizmet Bekliyor Göreve geldikleri günden bu yana açıkladıkları projeleri birer birer hayata geçirdiklerini belirten Başkan Burkay, "Biz bu makamlara bize 'Başkanım' desinler diye değil, Bursa'ya eser kazandırmak için talip olduk." dedi. Burkay, yeni dönemde de üretim ve yatırım odaklı projeleri kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi. Başkan Burkay, “Bursa'da muazzam bir potansiyel var. Ama bu potansiyeli görebilecek vizyona, onu hayata geçirecek aksiyoner kadrolara ihtiyaç var. BTSO yönetimi de meclisi de bu anlayışa sahiptir. Türkiye bizden hizmet bekliyor, Bursa bizden hizmet bekliyor. 2030 Vizyonumuz doğrultusunda 60 bin üyemizin güçlü desteğiyle durmadan çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. TEKNOSAB’da Yepyeni Bir Ekosistem İnşa Ediliyor Ağustos ayında uzun yıllardır çalıştıkları TEKNOSAB KOBİ OSB, TEKNOSAB Gıda İhtisas OSB, TEKNOSAB Defence Hub, TEKNOSAB Organize Ticaret Bölgeleri, TEKNOSAB Data Center ve TEKNOSAB Teknopark projelerinin lansmanını yapacaklarını açıklayan İbrahim Burkay, Bursa'nın üretim altyapısını daha da güçlendirecek yeni yatırımlarla kentin rekabet gücünü artıracaklarını ifade etti. Bursa'nın üretim gücü, girişimcilik kültürü ve kurumsal birikimiyle Türkiye'nin kalkınmasında stratejik bir role sahip olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Bugüne kadar ortaya koyduğumuz her projeyi hayata geçirdik. En büyük sermayemiz, bu kuruma duyulan güvendir. Bu güveni hep birlikte koruyacağız. Bu yürüyüş kesintisiz devam edecek. Bursa üretmeye devam edecek. Bursa büyümeye devam edecek. Ve oluşturacağımız yeni KOBİ ekosistemiyle; “KOBİ’ler büyür; KOBİ’ler büyürse Bursa büyür, Bursa büyürse Türkiye büyür.” Ortak Akıl ve İşbirliği Vurgusu BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ise konuşmasında BTSO’nun proje üreten, vizyon ortaya koyan ve iş dünyasına yön veren kurumsal yapısının ortak aklın ve güçlü iş birliğinin eseri olduğunu söyledi. Temmuz ayında TOBB tarafından verilen 7 yıldızlı akreditasyon belgesinin bu anlayışın en somut göstergelerinden biri olduğunu belirten Uğur, "Bu başarı Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay'ın liderliğinde, meclisimizin, meslek komitelerimizin ve tüm çalışma arkadaşlarımızın ortak emeğinin sonucudur. Bu vesileyle katkı sunan herkese teşekkür ediyorum." dedi. Toplantıda ayrıca önceki Dönem Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, BTSO Tahkim ve Arabuluculuk (BTSO TAM) Merkezi’nde yeniden yapılandırılan tahkim süreçlerine ilişkin bilgi verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde, Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır" dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı ve Kabinesi olarak Türkiye’ye hizmet mücadelemizi yoğun bir mesaiyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden bütün kurumlarımızla, bütün imkânlarımızla koşturuyoruz. Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü hâline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye'nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor. Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. “KENDİ POTANSİYELİMİZE GÜVENEREK YOLUMUZDA KARARLILIKLA İLERLEYECEĞİZ” Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ediyorum: Bizim için insan; siyasetimizin de, icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam, millete hizmetkârlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Kabinemizin 69. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye'yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik. “SAVAŞ KAYNAKLI MALİYETLERİN ETKİSİNİ ASGARİ SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÖZEL GAYRET GÖSTERİYORUZ” Öncelikle bir gerçeği açıkça ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail'in işgalleri, İsrail'in hukuksuz yerleşimleri, İsrail'in Gazze'de yaptığı gibi Batı Şeria’da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil, farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Örneğin bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil, maalesef küresel piyasalarda doğal gazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz. Bu süreçte üreticimizi, ihracatçımızı ve reel sektörümüzü de desteklemeyi ihmal etmiyoruz. İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik. Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkânı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık. Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz. Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik, konaklama vergisini yüzde ikiden yüzde bire düşürdük. Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeleri tesislerde çalışan başına 3.500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkânı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. “TÜRKİYE, HER TÜRLÜ ZORLUĞU AŞACAK GÜCE, BİRİKİME, POTANSİYELE SAHİPTİR” Eş zamanlı olarak Türkiye'yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi hâline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Programımızı hazırlarken, diğer yandan Meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın: Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah'ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir. Türkiye, geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye'yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başta terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başlı olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir. Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre, terörün faturası gayrisafi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5.800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Şurası da oldukça dikkat çekicidir: Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım, güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor. Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuru ile koymakla kalmayacak, inşallah ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır, biz buna yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak Çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle, aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız. “KIBRIS'TAKİ MESELE; KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİNİN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN KABULÜ MESELESİDİR” Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihî bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türk’ünün maruz kaldığı zulme son vermiş, adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir. Bundan 52 sene önce Mehmetçik'le mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk'ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hayata geçirilmesinde tarihî sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş'i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, Harekâtı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla yâd ediyorum. Tabi burada şu noktayı önemli vurgulamak istiyorum: Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihî gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs'taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk'ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz'deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres'in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz. Tabi bu noktada Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkûm etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükûnet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir. Öte yandan bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan Kıbrıs'ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz. Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum. Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türk’ü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri hâline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz'de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz. Geçmişte asrın projesiyle Kıbrıs Türk’ünün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek, önümüzdeki dönemde denizin altından doğalgaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE İklim krizinin olumsuz etkileri başta orman yangınları ve kuraklık olmak üzere dünyada giderek daha çok hissediliyor. Avrupa'da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor. Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. Beş sene önce Antalya ve Muğla'da yaşanan yangınları hâlen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık. Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükûmetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı, oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi. Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadık, orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik. Şunu tüm halkımızın çok iyi bilmesini isterim: 28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bini aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011'i orman, 1862'si orman dışı olmak üzere toplam 2873 yangına hızlıca müdahale etmiştir. Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59'u orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81’i tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3.210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bilhassa Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Biz bütün ekiplerimiz ve imkânlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim: Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim. Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112'yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

BM Genel Sekreteri Guterres'ten Golan Tepeleri açıklaması: 'Suriye toprağıdır' Haber

BM Genel Sekreteri Guterres'ten Golan Tepeleri açıklaması: 'Suriye toprağıdır'

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Guterres ile Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, görüşmelerinde Suriye'nin yeniden imarı konusunu ele aldı. Guterres basın toplantısında yaptığı konuşmasında, "Golan Tepeleri Suriye toprağıdır. Suriye'nin toprak egemenliğine yönelik ihlaller kabul edilemez ve durdurulmalıdır" dedi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, ülkenin yeniden imarı ve İsrail'in ülkeye yönelik ihlallerini ele aldı. Guterres ve Şeybani, Şam'da yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Dışişleri Bakanı Şeybani, Suriye’nin yeniden imar çabalarını desteklemek amacıyla BM ile işbirliğinin geliştirilmesi yollarını ele aldıklarını söyledi. Ülkedeki güvenlik ve istikrarın sağlanmasına öncelik verdiklerini belirten Şeybani, “Suriye bugün, silahların devletin elinde toplanmasına ve ülke sınırlarının güvenliğinin sağlanmasına odaklanan stratejik bir barış modeli sunmaktadır” dedi. Son dönemde yaklaşık 3.5 milyon Suriyelinin ülkesine geri döndüğünü ifade eden Şeybani, bunun dünyanın en büyük gönüllü geri dönüş hareketlerinden biri olduğunu dile getirdi. Suriye’nin uluslararası toplum ve Avrupa Birliği’nin (AB) desteğine ihtiyaç duyduğunu belirten Şeybani, “Bu dönemde başarılı bir model görmek isteyenlerin Suriye’nin yanında yer alması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. “İsrail'in Suriye topraklarına yönelik ihlalleri bölgenin güvenliği için doğrudan tehdit oluşturuyor” diyen Şeybani, BM’nin ülkede daha aktif ve destekleyici bir rol üstlenmesini istediklerini söyledi. Guterres ile Suriye ve BM arasındaki ortaklık sürecini de değerlendirdiklerini aktaran Şeybani, “Suriye halkı mevcut aşamada ülkesinin yeniden inşasına katılma fırsatına sahiptir” diye konuştu. 'Azim ve kararlılığında Suriye’ye yardım etmeliyiz' BM Genel Sekreteri Guterres ise Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğunu belirterek, BM’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü, bağımsızlığını ve egemenliğini desteklediğini vurguladı. Tüm ihlallerin durdurulması çağrısında bulunan Guterres, BM’nin hem Suriye ile hem de uluslararası toplumla işbirliği içinde ülkenin geleceğini ve refahını desteklemeyi amaçladığını ifade etti. Suriye’nin aynı anda hem iyileşme hem de yatırım sürecinden geçtiğini dile getiren Guterres, “Çok şiddetli bir çatışmadan çıkıp kendi kendini inşa eden hiçbir ülke yoktur. Bu konudaki azim ve kararlılığında Suriye’ye yardım etmeliyiz” dedi. Guterres, Suriye halkının uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödediğini ancak direnç, yenilikçilik ve aidiyet duygusunu koruduğunu belirterek, “Suriye bugün tüm Suriyeliler için daha iyi bir geleceğin temellerini atıyor. Birleşmiş Milletler olarak Suriyelilere ait olanın onlara ait olması gerektiğini kabul ediyoruz” ifadelerini kullandı. 'Golan Tepeleri Suriye toprağıdır' AA muhabirinin "Şam’a ne gibi mesajlarla geldiniz, Suriye halkının güvenliği ve istikrarını garanti altına alacak somut adımlar var mı?“ sorusu üzerine Guterres, BM'nin Golan'ın Suriye toprağı olduğu yönündeki tutumunun açık olduğunu kaydetti. BM'nin bu konudaki yaklaşımının net olduğunu vurgulayan Guterres, “Birleşmiş Milletler hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde Golan topraklarının Suriye toprağı olduğunun farkındadır. Golan Tepeleri Suriye toprağıdır, Suriye topraklarının egemenliğine yönelik ihlal kabul edilemez ve durdurulmalı” dedi. İsrail'in Golan ve Suriye topraklarındaki ihlallerinin BM tarafından birçok kez kınandığını aktaran Guterres, söz konusu meselenin ele alınmasında temel sorumluluğun BM Güvenlik Konseyine ait olduğunu söyledi. Guterres, BM'nin uluslararası hukukun korunması ve uygulanmasına yönelik mekanizmalara sahip olduğunu belirterek, “Birleşmiş Milletler olarak Suriyelilere ait olanın Suriyelilere ait olduğunun kabul edilmesi yönünde güçlü bir savunuculuk yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

VakıfBank'tan 300 milyon dolarlık enerji ve dönüşüm finansmanı hamlesi Haber

VakıfBank'tan 300 milyon dolarlık enerji ve dönüşüm finansmanı hamlesi

VakıfBank, Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) iş birliğiyle sağlanan 300 milyon dolarlık kaynakla Enerji ve Dönüşüm Finansmanı Programı'nı hayata geçirdi. Program kapsamında deprem bölgesinin yeniden inşası ile KOBİ'lerin yeşil dönüşüm yatırımlarına uzun vadeli finansman desteği sağlanacak. İSTANBUL (İGFA) - VakıfBank, Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile gerçekleştirdiği ilk iş birliği kapsamında temin edilen 300 milyon dolarlık kaynakla Enerji ve Dönüşüm Finansmanı Programı'nı başlattı. Program, deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarının yanı sıra KOBİ'lerin enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm yatırımlarına uzun vadeli finansman sağlamayı hedefliyor. Programın ilk bölümünde, 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilde yürütülen yeniden inşa faaliyetlerine destek verilecek. Sosyal konut, okul, hastane ve klinik yapımını üstlenen firmaların işletme sermayesi ile makine ve ekipman yatırımları finanse edilecek. Risk grubu bazında 10 milyon dolara kadar kredi imkânı sunulacak. İkinci aşamada ise KOBİ'lerin enerji dönüşümünü hızlandıracak yatırımlar desteklenecek. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, sanayide karbon emisyonunun azaltılması ve temiz ulaşım alanlarında uygun koşullu kredi paketleri devreye alınacak. Güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, batarya depolama sistemleri, elektrikli araç şarj altyapıları ve elektrikli ticari araç yatırımları da program kapsamındaki desteklerden yararlanabilecek. VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, finansmanı Türkiye'nin kalkınma hedeflerine katkı sunan stratejik bir araç olarak gördüklerini belirterek, AIIB'den sağlanan 300 milyon dolarlık kaynağın uluslararası finans kuruluşlarının bankaya duyduğu güveni gösterdiğini söyledi. Arslan, programla hem deprem bölgesinin yeniden ayağa kalkmasına katkı sağlamayı hem de KOBİ'lerin yeşil dönüşüm yatırımlarını destekleyerek rekabet güçlerini artırmayı hedeflediklerini ifade etti. AIIB Finansal Kuruluşlar ve Fonlama Genel Direktörü Gregory Liu ise finansmanın, Türkiye'nin toparlanma sürecine destek verirken iklim dönüşümünü de merkeze aldığını belirterek, iş birliğinin yeniden yapılanma çalışmalarını hızlandıracağını ve KOBİ'lerin iklim dönüşümüne katkısını güçlendireceğini vurguladı. VakıfBank, Enerji ve Dönüşüm Finansmanı Programı'nın Orta Vadeli Program, 12. Kalkınma Planı ve Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir üretim, yeşil dönüşüm ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlamasını amaçlıyor.

Bursa’dan memleketine döndü, Artvin’in doğasını dünyaya tanıtıyor Haber

Bursa’dan memleketine döndü, Artvin’in doğasını dünyaya tanıtıyor

Yıllarca Bursa’da çalıştıktan sonra doğduğu Artvin’in Borçka ilçesine dönen Ercüment Ertürk, eşi Meryem Ertürk ile birlikte kurduğu butik otelle bölge turizmine katkı sağlıyor. Ertürk, Borçka, Karagöl, Macahel ve Klaskur hattının doğru yatırımlarla dünya çapında önemli bir doğa turizmi merkezi olabileceğini belirtiyor. Bayram SARAYOĞLU / ARTVİN (İGFA) - Yıllarını Bursa’da geçirip çocuklarını büyüttükten sonra memleketine dönen Ercüment Ertürk, doğduğu topraklarda yeni bir hayat kurarak Artvin turizmine katkı sunuyor. Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Atanoğlu köyünde eşi Meryem Ertürk ile birlikte kurduğu Aymer Butik Otel ile bölgenin doğal güzelliklerini ziyaretçilerle buluşturan Ertürk, bir yandan işletmecilik yaparken diğer yandan sosyal medya ve dijital platformlar aracılığıyla Artvin’in eşsiz doğasını tanıtıyor. Ortaokul ve lise eğitimini Artvin’de tamamladıktan sonra ailesiyle Bursa’ya taşındığını anlatan Ertürk, uzun yıllar çalışıp çocuklarını büyüttükten sonra emeklilik döneminde memleketine dönme kararı aldığını söyledi. 2019 yılında hazırladıkları proje kapsamında butik oteli hizmete açtıklarını belirten Ertürk, "Sekiz odalı butik otelimiz ve yaklaşık 80 kişilik kafe-restoran bölümümüz bulunuyor. Tüm yasal süreçleri tamamlayarak misafirlerimizi ağırlamaya başladık. Hem kendi yaşamımızı sürdürüyor hem de bölgemizin turizmine katkı sağlamaya çalışıyoruz." dedi. "BURASI TÜRKİYE'NİN İSVİÇRESİ" Borçka, Karagöl, Macahel ve Klaskur çevresinin Türkiye’nin en özel doğal alanlarından biri olduğunu vurgulayan Ertürk, bölgeyi "Türkiye'nin İsviçresi" olarak nitelendirdi. Ertürk, "Avrupa'nın İsviçresi nasıl biliniyorsa, burası da Türkiye'nin İsviçresi diyebileceğimiz kadar özel bir bölge. El değmemiş doğası, zengin bitki örtüsü, doğal su kaynakları ve temiz havasıyla ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunuyor. Doğayı seven herkesin bu bölgeyi görmesi gerektiğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı. DOKAP DESTEĞİYLE YATIRIM HAYATA GEÇİRİLDİ Butik otel yatırımını DOKAP kapsamında sağlanan desteklerle gerçekleştirdiklerini belirten Ertürk, verilen desteğin projenin planlanan sürede tamamlanmasında önemli rol oynadığını söyledi. Kamu kurumlarının sağladığı desteklerin yatırım sürecini kolaylaştırdığını ifade eden Ertürk, "Kendi imkanlarımızla bu projeyi tamamlamamız yıllar sürebilirdi. Destek sayesinde daha planlı ve disiplinli çalışarak işletmemizi hizmete açtık." diye konuştu. Bölgenin yalnızca Borçka Karagöl ile anılmasının yeterli olmadığını dile getiren Ertürk, Maral Şelalesi, Macahel, Camili ve İremit camileri gibi doğal ve kültürel değerlerin de daha fazla tanıtılması gerektiğini söyledi. Bölgedeki ulaşım ve altyapı imkanlarının geliştirilmesi halinde turizm potansiyelinin önemli ölçüde artacağını belirten Ertürk, "Yollar, yürüyüş parkurları ve çevre düzenlemeleri yapılırsa bölge çok daha fazla turist ağırlayabilir. Buraları biz biliyoruz ancak ziyaretçiler ulaşamadığı için yeterince değerlendirilemiyor." dedi. Turizm sezonunun beklentilerini tam olarak karşılamadığını ifade eden Ertürk, amaçlarının yalnızca ticari kazanç olmadığını belirterek, "Memleketimize hizmet etmek ve insanları bu eşsiz doğayla buluşturmak istiyoruz. Ancak yeterli ziyaretçi potansiyeline ulaşamadığımız için planladığımız istihdamı da sağlayamıyoruz" diye konuştu. Ertürk, Borçka ve Macahel havzasının sahip olduğu doğal ve kültürel zenginliklerin doğru planlama ve altyapı yatırımlarıyla Türkiye'nin önemli doğa turizmi merkezlerinden biri haline gelebileceğini kaydetti.

ABD’den Suriye Kararı: Trump, Terör Listesi Statüsünün İptali için Süreci Başlattı Haber

ABD’den Suriye Kararı: Trump, Terör Listesi Statüsünün İptali için Süreci Başlattı

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara’ya gönderdiği mektupta, Suriye’nin “terörü destekleyen ülkeler listesi”nden çıkarılması için gerekli yasal sürecin başlatıldığını ve konunun Kongre’ye iletildiğini bildirdi. Şam (SANA)– Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, ABD Başkanı Donald Trump’tan bir mektup aldı. Başkan Trump mektubunda, Suriye’nin “terörü destekleyen ülkeler listesi”nden çıkarılmasına yönelik yasal süreçleri başlatma kararını Kongre’ye ilettiğini bildirdi. Başkan Trump mektubunda, yasal prosedür gereği Kongre’nin kararı nihai hale getirmek için 45 günlük bir inceleme süreci yürüteceğini belirtti. Trump, bu adımın Suriye’nin yeniden inşasının önündeki engelleri kaldırma hedefi doğrultusunda atıldığını ifade etti. ABD’li şirketlerin Suriye’de yatırım yapmaya hazır olduğunu vurgulayan Trump, bu yatırımların Suriye’yi geçmişten daha müreffeh bir hale getirmesini umut ettiğini belirtti. Trump ayrıca, kararın Suriye halkı üzerindeki olumlu etkilerini ve iki ülke arasındaki ortaklığın derinleşmesini sabırsızlıkla beklediğini dile getirdi. Cumhurbaşanı El-Şara, 8 Temmuz’da Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında ABD Başkanı Trump ile bir araya gelmişti. Görüşmede, Suriye-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi yolları ve bölgesel gelişmeler ele alınmıştı. Washington yönetimi, devrik rejimin politikaları nedeniyle 1979 yılında Suriye’yi “terörü destekleyen ülkeler listesi”ne almıştı.

Türk iş insanı kredi çekmeden 200 tane sıfır kilometre otobüs satın aldı Haber

Türk iş insanı kredi çekmeden 200 tane sıfır kilometre otobüs satın aldı

Türkiye'de seyahat sektörü zor günlerden geçiyor. İş kapasitesinin düşmesi ve maliyetlerin artmasıyla iflas ve konkordato ilan eden firma sayısı artarken, bazı iş insanları da kredi çekmeden büyük yatırımlara imza atıyor. Ekonomik belirsizliklerin ve küresel çalkantıların gölgesinde pek çok şirketin frene bastığı, yatırımlarını ertelediği bir dönemde, Türkiye ekonomisinin çarklarını döndüren asıl gücün "cesur yatırımcılar" olduğu bir kez daha kanıtlandı. Kriz dönemlerinde kabuğuna çekilmek yerine geleceğe yatırım yapan, istihdamı koruyan ve büyümeyi tetikleyen vizyoner markalar, sadece kendi geleceklerini değil, ülkenin ekonomik direncini de inşa ediyor. İşte bu cesur adımların en somut ve devasa örneği, taşımacılık sektörünün yarım asırlık çınarı Altur Turizm’den geldi. Merhaba Gazetesi'nin haberine göre, Altur Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahim Albayrak, piyasadaki tüm ekonomik daralma söylentilerine inat, tek bir kuruş kredi bile kullanmadan tam 200 adet sıfır kilometre lüks ulaşım aracını ve otobüsü filosuna katarak gövde gösterisi yaptı. KREDİ KULLANMADAN NAKİT ALIM: 200 ARAÇLIK YATIRIMIN HİKAYESİ Sektörde taşları yerinden oynatan bu dev operasyon, dünyanın en prestijli otomotiv devleriyle yapılan üç büyük anlaşmanın eseri. Üstelik Albayrak’ın "Allah herkese böyle kredi kullanmadan, öz kaynakla alım yapmayı nasip etsin" sözleriyle duyurduğu bu paket, şirketin finansal gücünü de ortaya koyuyor. Sektöre umut veren yatırımlarının dağılımı ise şu şekilde: 150 Adet Volkswagen Crafter: Kurumsal taşımacılığın konfor ve güvenlik çıtasını zirveye taşıyan 150 adet yeni nesil mekik araç, şehir içi operasyonlar için yola çıktı. 30 Adet MAN ve NEOPLAN Otobüs: Yolcu taşımacılığının premium ligini temsil eden 20 adet MAN Lion’s Coach ve 10 adet NEOPLAN Tourliner lüks otobüs filodaki yerini aldı. 20 Adet Mercedes-Benz Tourismo 15: Hoşdere Tesisleri'nde Altur’a özel donanımlarla (MirrorCam ve 360 derece kamera sistemleri) üretilen 20 dev otobüs, emniyetli sürüş için anahtar teslim aldı. "DÜNYADA MAN, AHİRETTE İMAN" DİYEREK BAŞLAYAN 50 YILLIK HİKAYE Bugün günde tam 600 bin kişiyi işine, okuluna ve sevdiklerine ulaştıran dev bir imparatorluğun temelleri, aslında 1976 yılında tek bir minibüsle atılmıştı. Törende geçmiş günleri yad eden Abdurrahim Albayrak, başarının tesadüf olmadığını şu samimi sözlerle özetledi: "50 yıl önce tek bir arabayla başladık. Çok sıkıntılar çektik. İlk otobüsümle günde 360 kilometre yol yapıyor, üç vardiya servis çekiyordum. O dönem 'Dünyada MAN, ahirette iman' dedik ve bu markayla kaderimiz birleşti. Bugün sadece filomuzdaki MAN otobüs sayısı 120'yi buldu. Kurulduğumuz günden beri tek önceliğimiz insan taşımaktı, bugün de aynı vizyonla devleşiyoruz." SEKTÖRDE BİR DEVRİM: ŞOFÖRLERE "UYKUSUZLUK ENGELLEYİCİ" AKILLI SAAT Altur Turizm’in bu 200 araçlık yatırımı sadece demir-çelikten ibaret değil; teknoloji ve can güvenliği de bu yatırımın merkezinde yer alıyor. Albayrak, taşımacılık sektöründe adeta bir milat olacak yeni projelerini ilk kez açıkladı: Akıllı Saat Uygulaması. Şirketin bilgi işlem ekibi tarafından özel olarak geliştirilen bu sistem sayesinde, direksiyon başındaki her şoförün kolunda özel bir akıllı saat olacak. Yolda seyir halindeyken şoförün nabzından veya hareketlerinden yorgunluk ya da uyku belirtisi algılandığı an, kolundaki saat ani bir titreşim ve uyarıyla şoförü uyandıracak. Bu hamle, taşınan 600 bin insanın can güvenliğine verilen değerin en teknolojik kanıtı olarak kayıtlara geçti.

Hyundai Türkiye'de batarya fabrikası kuruyor Haber

Hyundai Türkiye'de batarya fabrikası kuruyor

Hyundai Motor Türkiye, İzmit'teki üretim tesislerinde elektrikli araç hamlesini büyütüyor. Toplam 715 milyon euro yatırım kapsamında kurulacak yeni batarya fabrikasıyla ilk etapta 300'den fazla kişiye istihdam sağlanacak. Ağustos ayında seri üretime başlayacak IONIQ 3 modeli de bu yatırımla desteklenecek. KOCAELİ (İGFA) - Hyundai Motor Türkiye, elektrikli araç üretimine yönelik yatırımlarına bir yenisini ekledi. Şirket, Ağustos ayında seri üretimine başlayacağı IONIQ 3 projesini desteklemek amacıyla yeni bir batarya fabrikası kuracağını açıkladı. Toplam 715 milyon euro tutarındaki yatırımın 55 milyon euroluk bölümü batarya fabrikasına ayrılırken, tesisin Hyundai Mobis iş birliğiyle faaliyet göstereceği belirtildi. Fabrikada batarya hücreleri ileri otomasyon sistemleriyle birleştirilerek elektrikli araç üretimine hazır hale getirilecek. Yeni yatırım kapsamında ilk aşamada 300'den fazla kişiye istihdam sağlanması planlanırken, Türkiye'nin elektrikli araç teknolojilerindeki bilgi birikiminin artırılması ve sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırılması da hedefleniyor. Yatırımla ilgili değerlendirmelerde bulunan Murat Berkel, İzmit fabrikasının Hyundai'nin yurt dışındaki ilk üretim tesisi olduğunu hatırlatarak, 1997 yılından bu yana 3,3 milyon araç üretildiğini söyledi. Berkel, yeni batarya yatırımının hem Türkiye hem de Türk otomotiv sanayisi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, yatırımın markanın Türkiye'deki büyüme hedeflerine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. YILDA 40 BİNİN ÜZERİNDE ÜRETİM HEDEFİ Yatırımın son aşamaya geldiği belirtilirken, bu yıl içerisinde 27 bin, 2027 yılında ise 40 binin üzerinde üretim yapılması öngörülüyor. Batarya üretiminde kullanılacak NMC hücrelerinin Macaristan'dan, kısa menzilli araçlarda kullanılacak LFP bataryaların ise Çin'den tedarik edileceği açıklandı. Toplam 30 bin metrekarelik alanda kurulan batarya fabrikasında 27 robot görev yapacak. Üretim sürecinde yüksek otomasyon teknolojileri kullanılacak ve batarya paketleme işlemleri büyük ölçüde insan müdahalesi olmadan gerçekleştirilecek. IONIQ 3 EYLÜLDE SATIŞTA Bu arada Hyundai'nin Türkiye'de üreteceği ikinci yerli elektrikli model olacak IONIQ 3, Ağustos ayında üretim bandından inmeye başlayacak. Modelin Eylül ayında Türkiye pazarında iki farklı batarya ve güç seçeneğiyle satışa sunulması planlanıyor. Şirket, yeni batarya yatırımıyla yalnızca IONIQ 3 üretimini desteklemeyi değil, gelecekte üretilecek elektrikli ve hibrit araç modelleri için de güçlü bir altyapı oluşturmayı ve yerli yan sanayinin gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.