Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırım

bursaarena.com.tr - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2 boğaz köprüsü ve bazı otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı Haber

2 boğaz köprüsü ve bazı otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı

15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleriyle sekiz otoyol ve beş çevre otoyolu veya kesimi, mülkiyet devri olmadan 30 yıllığına özelleştirilebilecek. İşlemlerin 2031 sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor. İstanbul Boğazı'ndaki 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) işlettiği bazı otoyolların 30 yıllığına özelleştirilmesine karar verildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 5 Eylül Cumartesi günü Resmi Gazete'de yayımlanan 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, üç otoyolu doğrudan özelleştirme kapsam ve programına alırken 2003 ve 2010 yıllarında alınan kararlarda yer alan köprü ve otoyolları da yeni özelleştirme düzenlemesine dahil etti. Buna göre özelleştirme sözleşmesinin süresi 30 yıl olacak. Varlıkların mülkiyeti devredilmeyecek ancak işletme hakkının verilmesi, kiralama, gelir ortaklığı ve sınırlı ayni hakların kurulması gibi yöntemler kullanılabilecek. Üç otoyol daha özelleştirme programına alındı Yeni kararla KGM'nin sorumluluğundaki şu yollar özelleştirme kapsam ve programına alındı: Niğde-Pozantı OtoyoluGaziantep Çevre OtoyoluBursa Çevre Otoyolu'nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümü Bu yolların bağlantı yolları ile üzerlerinde bulunan bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri, ücret toplama merkezleri, yük aktarma merkezleri ve diğer mal ve hizmet üretim birimleri de kapsama dahil edildi. Kararın ikinci maddesiyle, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 24 Şubat 2003 tarihli kararıyla özelleştirme kapsamına, 15 Ekim 2010 tarihli kararıyla da özelleştirme kapsam ve programına alınan otoyol ve köprülerin de aynı hükümler doğrultusunda özelleştirilmesine karar verildi. Hangi köprü ve otoyollar özelleştirme kapsamında? 2003 ve 2010 tarihli kararlarla yeni Cumhurbaşkanı Kararı birlikte değerlendirildiğinde özelleştirme kapsamındaki varlıkların tam listesi şöyle: Edirne-İstanbul-Ankara OtoyoluNiğde-Pozantı OtoyoluPozantı-Tarsus-Mersin OtoyoluTarsus-Adana-Gaziantep OtoyoluToprakkale-İskenderun OtoyoluGaziantep-Şanlıurfa Otoyoluİzmir-Çeşme Otoyoluİzmir-Aydın OtoyoluAnkara Çevre Otoyoluİzmir Çevre OtoyoluFatih Sultan Mehmet Köprüsü Çevre OtoyoluGaziantep Çevre OtoyoluBursa Çevre Otoyolu'nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümü15 Temmuz Şehitler KöprüsüFatih Sultan Mehmet Köprüsü 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, 2010 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu kararında o dönemki adı olan "Boğaziçi Köprüsü" şeklinde yer alıyor. Listedeki otoyol, çevre otoyolu ve köprülerin bağlantı yolları ile üzerlerindeki hizmet, bakım ve işletme tesisleri, ücret toplama merkezleri ve diğer varlıklar da özelleştirmenin kapsamına giriyor. Yavuz Sultan Selim, Osmangazi ve 1915 Çanakkale köprüleri ile Avrasya Tüneli ise kararda yer almıyor. Mülkiyet devredilmeyecek Cumhurbaşkanı Kararı'nda, özelleştirmenin "mülkiyet devri yöntemi hariç olmak üzere" gerçekleştirileceği açıkça belirtildi. Buna göre köprü ve otoyolların mülkiyeti devlette kalacak. Özelleştirme için şu yöntemlerden biri veya birkaçı birlikte uygulanabilecek: İşletme hakkının verilmesiKiralamaMülkiyetin gayri ayni hakların tesisiGelir ortaklığı modeliİşin gereğine uygun diğer hukuki tasarruflar Özelleştirme kapsamındaki varlıkların tek paket halinde devredilmesi zorunlu olmayacak. Köprü ve otoyollar bir bütün halinde veya ayrı ayrı oluşturulacak gruplar üzerinden özelleştirilebilecek. Kararda özelleştirme sözleşmesinin süresi 30 yıl olarak belirlenirken işlemlerin 31 Aralık 2031'e kadar tamamlanmasına karar verildi. Ancak kararın yayımlanmasıyla köprü ve otoyollar doğrudan özel bir şirkete devredilmiş olmadı. Kararda ihale takvimi, varlıkların nasıl gruplandırılacağı, tahmini özelleştirme bedeli, başvurabilecek şirketlerin taşıması gereken şartlar ve olası işletmeciye ilişkin herhangi bir bilgi bulunmuyor. Devir tamamlanana kadar işletme KGM'de kalacak Özelleştirme işlemleri tamamlanıncaya kadar otoyol, çevre yolu, köprü ve bağlantı yollarıyla bunların üzerindeki tesislerin bakım, onarım ve işletimi KGM tarafından sürdürülecek. Özelleştirme sonrasında varlıkları devralacak işletmecilerin bakım, onarım, işletim ve diğer yükümlülüklerini de KGM belirleyecek. Özel işletmecilerin bu yükümlülüklere uyup uymadığına ilişkin denetim ve kontroller yine KGM tarafından yapılacak. Kararda özel işletmecinin yapması gereken yatırımların tutarı, bakım standartları, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımlar ve geçiş ücretlerinin belirlenmesinde kullanılacak formül açıklanmadı. Bu konuların ihale şartnamesi ve özelleştirme sözleşmesi aşamasında belirlenmesi bekleniyor. Özelleştirme İdaresi: Satış değil, işletme hakkı devri Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bağlı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, kararın ardından yaptığı açıklamada teknik, hukuki ve mali hazırlık çalışmalarının ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürüldüğünü bildirdi. Açıklamada, değerlendirilen modelin kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyet devlette kalacak şekilde işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas aldığı belirtildi. İdare, çalışmayla hizmet kalitesinin yükseltilmesinin, bakım ve yatırımların hızlandırılmasının ve işletme verimliliğinin artırılmasının amaçlandığını savundu. Ücretsiz otoyolların ücretli hale getirilmesi, geçiş ücretlerine ilave zam yapılması veya çalışanların mevcut haklarını kaybetmesi yönünde alınmış bir karar bulunmadığını açıklayan İdare, özelleştirme sürecinin rekabet ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda yürütüleceğini belirtti. Bununla birlikte ücretsiz yolların gelecekte de ücretsiz kalacağına, ücret artış yöntemine ve çalışanların statüsüne ilişkin ayrıntılar Cumhurbaşkanı Kararı'nda yer almadı. 600 milyon dolarlık gelir tartışması Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, devletin işlettiği iki Boğaz köprüsü ve otoyolların 2025'te 600 milyon dolar kâr elde ettiğini, bu tutarın 30 yılda 18 milyar dolara ulaşacağını savunarak karara tepki gösterdi. Özelleştirme İdaresi ise 600 milyon doların kâr değil gelir olduğunu belirterek bu hesabın yanıltıcı olduğunu açıkladı. İdareye göre söz konusu gelirin yaklaşık 300 milyon doları bakım, onarım ve yatırım harcamalarına ayrılıyor. Personel, işletme, yenileme ve finansman giderlerinin de hesaba katılması gerektiğini belirten İdare, 600 milyon doların doğrudan 30 ile çarpılarak toplam kâr veya kamu zararı hesabı yapılmasının teknik ve mali açıdan geçerli olmadığını savundu. 2012'deki ihale iptal edilmişti Türkiye, aynı köprü ve otoyolların büyük bölümünü daha önce de özelleştirmeye çalışmıştı. 2010 tarihli kararla Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale-İskenderun, Gaziantep-Şanlıurfa, İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyolları; Ankara ve İzmir çevre otoyolları ile Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek paket halinde özelleştirme programına alınmıştı. Bu varlıkların 25 yıllık işletme hakkı için Aralık 2012'de düzenlenen ihalede en yüksek teklif, Koç Holding-UEM Group Berhad-Gözde Girişim Sermayesi ortaklığından gelmişti. Ortak girişim grubu 5 milyar 720 milyon dolarlık teklif vermişti. Ancak dönemin başbakanı Erdoğan'ın teklifin beklenenden düşük kaldığını açıklamasının ardından ihale, Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından Şubat 2013'te iptal edildi. Erdoğan, 7 milyar doların altındaki bir değerlemenin "vatana ihanet" anlamına geleceğini söylemişti. Yeni kararda önceki girişimden farklı olarak sözleşme süresi 25 yıldan 30 yıla çıkarıldı. Varlıkların tek paket halinde devredilmesi zorunluluğu kaldırılarak ayrı gruplar oluşturulmasına izin verildi; Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu'nun bir bölümü de kapsama eklendi.

Kore çipleri Suudi Arabistan’a yöneliyor: Haber

Kore çipleri Suudi Arabistan’a yöneliyor:

Yapay zekâ yarışında rekabet artık yalnızca en gelişmiş modeli geliştirmekle sınırlı değil. Çipler, veri merkezleri ve enerji kapasitesi bu yarışın yeni belirleyicileri haline gelirken Suudi Arabistan, sahip olduğu enerji kaynakları ve hızla büyüyen dijital altyapısıyla küresel yapay zekâ ve yarı iletken şirketlerinin dikkatini çekiyor. Bilgi işlem çiplerine yönelik talebin artmasıyla birlikte yarı iletken sektörü enerji, veri merkezleri ve dijital altyapıyla kesişiyor. Böylece teknolojik gücün yeni haritası, yalnızca çip üreten ülkelerin değil, bu çiplerin ihtiyaç duyduğu bilgi işlem kapasitesini barındırabilecek ülkelerin de önem kazandığı yeni bir döneme işaret ediyor. Bu yarışta Suudi Arabistan, enerji imkânları, veri merkezlerindeki hızlı genişleme ve egemen yapay zekâ ekosistemi kurma hedefi sayesinde Asyalı çip ve yapay zekâ şirketleri için giderek daha önemli bir merkez haline geliyor. Güney Kore ise çipler, yapay zekâ ve bunlara bağlı altyapı alanlarındaki kamu harcamalarını artırarak değer zincirinin merkezindeki konumunu güçlendirmeye çalışıyor. Koreli yapay zekâ çipi şirketi Rebellions’ın Riyad’ı bölgesel merkezi olarak seçmesi, çipleri üretenlerle onları çalıştıracak kapasiteye sahip ülkeler arasındaki bu yeni kesişimi somutlaştırıyor. Şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Sunghyun Park, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ı şirket için cazip bir merkez haline getiren üç temel unsur bulunduğunu söyledi. Bunların yüksek enerji kapasitesi, yapay zekâ altyapısının geliştirilmesine yönelik kararlılık ve egemen yapay zekâ alanındaki büyük hedefler olduğunu belirtti. Park, bu faktörlerin bir araya gelmesinin Riyad’ı Rebellions’ın yapay zekâ çipleri alanındaki faaliyetlerini geliştirmesi için uygun bir merkez haline getirdiğini ifade etti. Koreli şirketin bu adımı, Suudi Arabistan’ın veri merkezleri ve yapay zekâ projelerine yönelik yatırımların artmasıyla birlikte yükselen bilgi işlem talebini karşılayacak kapasitesini genişletmeye çalıştığı bir dönemde atıldı. 2027’de 596,92 milyar dolar bütçe Güney Kore bu hafta, 2027 yılı için tarihinin en büyük hükümet bütçesini önerdi. Toplam 821 trilyon won (596,92 milyar dolar) tutarındaki bütçe, mevcut yıla göre yüzde 12,8 artış öngörüyor ve ülke tarihindeki en yüksek yıllık artışa işaret ediyor. Bütçedeki harcamaların önemli bir bölümünün yapay zekâ, yarı iletkenler ve bunlarla bağlantılı altyapıya yönlendirilmesi planlanıyor. Seul yönetimi, ekonomisinin en önemli itici güçlerinden biri olan yarı iletken sektöründeki konumunu korumak için kamu harcamalarını artırmaya hazırlanıyor. Bu adım, yapay zekâ uygulamalarında kullanılan çiplere yönelik küresel talebin hızla yükseldiği bir dönemde atılıyor. Bütçe tasarısında, yeni nesil yarı iletken altyapısını desteklemek amacıyla su sistemleri, elektrik şebekeleri ve lojistik hizmetlerini kapsayan sanayi altyapısı için 21,3 trilyon won ayrılması öngörülüyor. Ayrıca çip sektörüne yönelik özel bütçeye 2,6 trilyon won tahsis edilmesi planlanıyor. Güney Kore, yapay zekâ sistemlerinde kullanılan yüksek bant genişlikli bellek çiplerine (HBM) yönelik küresel talepteki artıştan da yararlanıyor. Bu talep, Samsung Electronics ve SK Hynix’in güçlü kârlar açıklamasında önemli rol oynuyor. Egemen yapay zekâ Riyad ile Seul’ü birbirine bağlıyor Park’a göre yapay zekânın egemenlik boyutu, ülkelerin hangi teknolojileri kullanacağına ilişkin kararlarında giderek daha önemli bir unsur haline geliyor. Özellikle bazı veri ve uygulamaların hassas sektörlerle bağlantılı olması, yerel olarak yönetilen yapay zekâ teknolojilerine duyulan ihtiyacı artırıyor. Park, bu ihtiyacın diğer unsurların yanı sıra ulusal güvenlikle de bağlantılı olduğunu belirtti. Nükleer enerji programları veya silah sistemleri gibi hassas bilgilerin, devletlerin yapay zekânın nasıl kullanılacağını kontrol edebilmesini, sınırlarını belirleyebilmesini ve sistemleri tamamen ülke içinde çalıştırabilmesini gerektirdiğini söyledi. Koreli yapay zekâ çipi şirketi Rebellions»ın Üst Yöneticisi (CEO) Sunghyun Park (Şarku’l Avsat) Bu durum, yapay zekâ pazarındaki temel eğilimlerden birini de yansıtıyor. Hükümetler ve şirketler artık yalnızca gelişmiş modellere erişmeye değil, verilerin nerede depolandığına, modellerin nerede çalıştırıldığına ve bu sistemlerin dayandığı altyapının kimin mülkiyetinde olduğuna da odaklanıyor. Aramco ve Humain çip tedarik zincirinde Rebellions’ın Suudi Arabistan’la halihazırda yatırım ilişkisi bulunuyor. Park, Aramco’nun yaklaşık iki yıl önce şirkete yatırım yaptığını, Rebellions’ın ise yapay zekâ altyapı teknolojilerine ilişkin tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi konusunda Humain ile görüşmelerini sürdürdüğünü söyledi. Park, Humain’in Suudi Arabistan’da ve küresel ölçekte yapay zekâ alanında faaliyet gösteren en önemli kuruluşlardan biri haline geldiğini belirterek, şirketle iş birliğinin bölgedeki yapay zekâ sektörü üzerinde olumlu bir etki yaratabileceğini ifade etti. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın veri merkezleri başta olmak üzere dijital altyapısını genişlettiği bir dönemde yaşanıyor. Bu durum, çip ve bilgi işlem alanında faaliyet gösteren şirketler için yalnızca bileşen satışıyla sınırlı olmayan, doğrudan yapay zekâ ekosisteminin kurulmasına katılmayı mümkün kılan potansiyel bir bölgesel pazar oluşturuyor. Rekabet çip hızından işletme maliyetine kayıyor Rebellions, yapay zekâ çipi pazarındaki rekabetin yalnızca bir çipin saniyede daha fazla sayıda token işleme kapasitesiyle belirlenmeyeceği görüşünde. Park, şirketin daha düşük ekonomik maliyetle daha yüksek yapay zekâ performansı sağlayan teknolojiler geliştirmeye odaklandığını söyledi. Müşteriler açısından önemli ölçütün yalnızca saniyede işlenebilen token sayısı olmadığını belirten Park, asıl önemli göstergelerden birinin token başına maliyet olduğunu ifade etti. Şirketin modeli, kaynaklarını eğitim ve çıkarım süreçleri arasında eşit biçimde dağıtmak yerine büyük ölçüde çıkarım (inference) operasyonlarına odaklanıyor. Park, çıkarım işlemlerinin giderek standartlaşan bir hizmete dönüştüğünü belirterek, şirketlerin ve kullanıcıların arka planda hangi teknolojinin kullanıldığından bağımsız olarak uygun maliyetle iyi sonuçlar elde etmeye daha fazla önem vereceğini söyledi. Enerji, yapay zekâ denkleminin bir parçası haline geliyor Veri merkezlerinin enerji tüketiminin artmasıyla birlikte elektrik maliyeti ve çiplerin enerji verimliliği, yapay zekâ kullanımının genişletilmesindeki ekonomik hesabın önemli unsurları haline geliyor. Riyad ile Seul’ün hesapları da bu noktada farklı açılardan kesişiyor. Güney Kore, değer zincirindeki konumunu korumak amacıyla çiplere, elektrik şebekelerine ve gerekli sanayi altyapısına yatırım yaparken Suudi Arabistan, yaklaşan bilgi işlem dalgasını karşılamak için enerji, altyapı ve veri merkezleri sağlamaya çalışıyor. Böylece yapay zekâ yarışındaki rekabet yalnızca modeller ve yazılımlar etrafında şekillenmiyor. Yarış aynı zamanda çipleri kimin ürettiği, veri merkezlerine kimin sahip olduğu, enerjiyi kimin sağlayabildiği ve tüm bunları en düşük maliyetle kimin sunabildiği soruları etrafında yeniden tanımlanıyor.

Dünyanın en büyük 3. Showroom’u Bursa’da açıldı Haber

Dünyanın en büyük 3. Showroom’u Bursa’da açıldı

Gweike Lazer'in dünya genelindeki 3. büyük showroom’u Türkiye'deki yetkili distribütörü Lothbrog Makine tarafından Bursa’da açıldı. Fiber lazer kesim teknolojilerinde dünyanın en gelişmiş profesyonel çözümlerini Türkiye’de sanayicilerle buluşturan Gweike Lazer’in Türkiye’deki tek yetkili distribütörü Lothbrog Makine’nin İzmir Yolu Başköy mevkiindeki showroomu düzenlenen törenle hizmete açıldı. Toplam 5 bin metrekarelik bir yerleşke ile hayata geçirilen showroom kendi alanında dünyanın üçüncü büyük showoomu olma özelliğine sahip bulunuyor. Gweike Lazer Satış Müdürü Lynette Lyu, Firma Temsilcisi Yın. Chuanping, Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu, Lothbrog Makine çalışanları, yerel yönetim temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin yöneticileri ile kalabalık davetli topluluğunun katılımıyla açılan showroom, örnek yapılanmasıyla sektöre hareket kazandırdı. Lothbrog Makine’den Türkiye’de ilk Törende açılış konuşmasını yapan Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu, Gweike markasının dünya genelindeki üçüncü büyük fiber lazer showroomunu Bursa’da Lothbrog Makine bünyesinde 5 bin metrekarelik bir yerleşke ile hayata geçiriyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Kurulduğu günden bu yana temel amaçlarının yalnızca makine tedarik eden bir firma olmanın yanı sıra, Türk sanayisinin üretim gücüne, teknolojisine ve geleceğine değer katan stratejik bir çözüm ortağı olmak olduğunu vurgulayan Akıncıoğlu, “Kaliteyi, inovasyonu ve özellikle satış sonrası güveni her zaman işimizin merkezinde tuttuk. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu tesis, bizim için yalnızca fiziksel bir büyüme değildir. Burası, en yeni teknolojileri sanayicilerimizle buluşturacağımız, teknik servis ve uygulama altyapımızı daha da güçlendireceğimiz ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına hızlı ve yerinde çözümler sunacağımız, sanayicilerimizin teknolojiyi yalnızca görmekle kalmayıp, bizzat deneyimleyerek doğru yatırımları planlayabilecekleri yaşayan bir teknoloji üssü olacaktır” diye konuştu. Makinelerinin metalin bulunduğu her alanda, evlerde kullanılan bir çatalın üretiminden cephedeki tanka, otomotivden savunma sanayisine, makine imalatından ağır sanayiye ve inşaata kadar çok geniş bir kullanım alanı sunduğuna işaret eden Akıncıoğlu, yeni tesislerinde ayrıca Türkiye’de henüz sınırlı sayıda bulunan 40 kW gücündeki fiber lazer makinelerine de yer verdiklerini ifade etti. Yeni yatırımlarla büyüme hedefi Bugüne kadar sanayicilerle buluşturdukları 2 bine yakın makinenin üzerine, yeni yatırımlarıyla güçlerini ve kapasitelerini eklediklerini belirten Akıncıoğlu, “Yeni yatırımımızın gücünü ve kapasitesini ekleyerek yolumuza daha güçlü devam edeceğiz. Bu büyümeyi yalnızca yerleşkeler ile değil istihdamla da destekleyeceğiz. Halihazırda 100’ün üzerinde beyaz yaka ve mühendise sağladığımız istihdamı, bu yatırımla birlikte önümüzdeki yıl yüzde 15- yüzde 20 seviyelerinde artırmayı hedefliyoruz. Özellikle satış sonrası hizmetlerimizi daha da güçlendirmek amacıyla, mevcut elektrik elektronik ve makine mühendislerimize yeni mühendis arkadaşlarımızı dahil edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki bir makine yatırımı satışla bitmez. Asıl değer, o makinenin yıllar boyunca kesintisiz, verimli ve güvenilir şekilde çalışmasını sağlayabilmektir” dedi. Yeni tesisin sektöre, Bursa’ya ve Lothbrog ailesine hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını dileyen Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Bu değerli yatırımın hayata geçmesinde emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarıma, bize güvenen kıymetli müşterilerimize ve güçlü iş ortaklarımıza-finans kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Ülkemizin üretim gücüne ve rekabetçiliğine katkı sağlamak için yatırımlarımıza ve katma değer üretmeye hız kesmeden devam edeceğiz. Yeni tesisimizin sektörümüze, sanayimize, Bursa’mıza ve Lothbrog ailesine hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum.” Gweike Lazer’den Lothbrog Makine’ye övgü Gweike Lazer Firma Temsilcisi Yın. Chuanpingl de konuşmasında, Lothbrog Makine’nin derin tecrübesi, profesyonel hizmet anlayışı ile Türkiye pazarında sağlam yer edindiklerine işaret ederek, Lothbrog Makine ile bundan sonra da Türkiye pazarında başarıdan başarıya koşacaklarına inandıklarını dile getirdi. Gweike Lazer Satış Müdürü Lynette Lyu ise Lothbrog Makine ile 2019 yılından itibaren birlikte ilerlediklerini söyledi. Lyu yeni showroomun yeni başlangıçları ve yeni gelecekleri de beraberinde getirmesini diledi. Akıncıoğlu’nun açılış konuşmasının ardından protokol konuşmalarına geçildi. Açılışı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in adına tebrik eden Nilüfer Belediye Başkan Vekili Salih Güleç de “Böylesine anlamlı ve güzel bir showroomun Nilüfer’de olması sevindirici. Ekonominin zor günlerinde yatırım yapan Lütfi Bey’i tebrik ediyoruz. Bu işyerinin açılmasında emeği bulunanları tebrik ediyor, bol kazançlar diliyorum” diye konuştu. Bir başarı hikâyesi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener konuşmasında, bir başarı hikâyesine tanıklık ettiklerinin altını çizdi. Lothbrog Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu’nun ekibiyle birlikte başarılı işlere imza attığına dikkat çeken Şener, katma değeri yüksek teknolojik ürünleri Türkiye’yle tanıştırmasından dolayı Akıncıoğlu’nu tebrik etti. Şener, Lothbrog Makine’nin başarılı distribütörlük çalışmalarını üretimle de taçlandırması dileğinde bulundu. Lothbrog Makine’nin yeni yatırımının sadece kendi büyümesine değil, Bursa’nın güçlü sanayi ekosistemine de önemli katkı sağlayacağına dikkat çeken GESİAD Başkanı Tolga Papatya ise, showroom açılışı vesilesiyle üretime, teknolojiye, girişimciliğe ve Bursa sanayisinin geleceğine duyulan güveni birlikte kutladıklarını ifade etti. İnovasyona dayalı büyüme Üretim tesislerinde her geçen gün daha fazla tercih edilen fiber lazer kesim teknolojilerinde dünyanın gelişmiş çözümlerini Türk sanayicisiyle buluşturan Lothbrog Makine’nin yeni showroomunun hizmete girmesini gönülden kutladığını belirten BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İskender İskenderoğlu da BALKANTÜRKSİAD olarak iş dünyasının teknolojiye, inovasyona, üretime ve ihracata dayalı büyümesini her zaman desteklerini vurguladı. Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Burak Özgen ise showroom açılışını sektörde istihdam oluşturulmasına vesile olması açısından değerli bulduklarını söyledi. Özgen, Lothbrog Makine’ye çalışmalarında başarılar diledi. Bursa İzmir Karayolu Ticaret ve Sanayi İş İnsanları Derneği (BİZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Levent Bilek de yatırım için bölgelerini seçtiklerinden dolayı Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu’na teşekkür etti. KalDer Bursa Şubesi Genel Sekreteri Aykan Kurkur da konuşmasında Lothbrog Makine ile 3 yıl önce tanıştıklarını, firmanın 3 yıllık süreçte yüksek teknolojiyi Bursa’ya getirdiğini görmekten mutluluk duyduklarını vurguladı. Kurkur, showroomun Bursa ve ülke için hayırlara vesile olmasını diledi. Konuşmaların ardında protokol mensupları ve konukların katılımıyla showroom’un açılış kurdelesi kesildi ve tesis gezildi.

Tutuklu avukat Ece Güner siyaseti de danışmanlığı da bıraktı! Haber

Tutuklu avukat Ece Güner siyaseti de danışmanlığı da bıraktı!

Avukat Ece Güner, kamuoyuyla paylaştığı uzun açıklamada siyasi görevlerinden çekilme kararı aldığını duyurdu. Güner, İBB Başkan Danışmanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki koordinatörlük görevlerinden affını isteyerek istifa ettiğini belirtti. AHBAP soruşturması kapsamında tutuklu bulunan hukukçu Ece Güner, sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Güner, Fransa’da geçen çocukluk yıllarından başlayarak kariyerine, hukuk alanındaki çalışmalarına ve Türkiye’ye katkı sunma hedefiyle yürüttüğü mesleki yolculuğuna değindi. Uluslararası hukuk alanında edindiği deneyimlerle ülkeye yatırım ve kalkınma katkısı sağlamayı amaçladığını söyleyen Güner, 1996 yılında kurduğu hukuk bürosunu büyüterek Türkiye’nin önde gelen uluslararası hukuk bürolarından biri hâline getirdiğini ifade etti. “ASLA KAMUYA İŞ YAPMADIM, KAMUDAN İŞ ALMADIM” Açıklamasında özel sektörle çalıştığını ve kamu ile ticari ilişki yürütmediğini vurgulayan Güner, yıllar boyunca yoğun tempoyla çalışarak büyük bir emek verdiğini, çok sayıda akademik çalışma ve hukuk kitabı kaleme aldığını söyledi. Türkiye’ye yatırım çekmeye katkı sağladığını belirten Güner, bu süreçte ciddi bedeller ödediğini dile getirdi. HALUK LEVENT/AHBAP DOSYASIYLA İLGİLİ DEĞERLENDİRME Güner, hakkında gündeme gelen Haluk Levent/AHBAP dosyasıyla ilgili olarak ise “Yüzde 1000 masum” olduğunu savunarak, yaşadığı sürecin kendisini çok yorduğunu ifade etti. Açıklamasında, söz konusu süreçte mağdur edildiğini öne sürdü ve bu konuda daha önce ayrıntılı yazdığını belirtti. “SİYASETİ BIRAKIYORUM” Son dönemde yaşadıkları nedeniyle önemli bir karar aldığını belirten Av. Ece Güner, “Bu aşamada siyaseti bırakma kararı aldım” ifadelerini kullanarak, aktif siyasi görevlerinden çekildiğini duyurdu. Ailesinin de bu süreçten olumsuz etkilendiğini söyleyen Güner, kamuoyuna teşekkür ederek adalet için dua ettiğini kaydetti.

Volkswagen'de tarihi deprem: 50 bin kişi işten çıkarılıyor Haber

Volkswagen'de tarihi deprem: 50 bin kişi işten çıkarılıyor

Küresel otomotiv devi Volkswagen, dünya genelinde 50 bin ek personelin işine son verilmesini ve araç portföyünün yarı yarıya küçültülmesini içeren radikal revizyon planını resmen onayladı. Masadaki kriz derinleşirken işten çıkarmaların 100 bine ulaşabileceği iddia ediliyor. Küresel otomotiv sektörünün kalbinde taşlar yerinden oynuyor. Almanya merkezli üretici Volkswagen, artan küresel rekabet ve pazar kayıpları karşısında şirketin geleceğini baştan yazacak en sert kemer sıkma paketini devreye aldı. Şirketin Denetleme Kurulu, yönetim tarafından sunulan ve 50 bin ek istihdam azaltımını içeren "Gelecek Planı" paketine oy birliğiyle onay verdi. Karar, otomotiv tarihindeki en büyük kurumsal daralma operasyonlarından birinin resmi başlangıcı oldu. Araç portföyü yüzde 50 silinecek: 2035 hedefi Onaylanan radikal paket yalnızca iş gücünü değil, markanın vitrindeki modellerini de doğrudan hedef alıyor. Şirketin endüstriyel ayak izini küçültme kararı kapsamında, mevcut araç portföyünün 2035 yılına kadar yüzde 50 daraltılması planlanıyor. Birçok ikonik modelin üretimden kalkacağına işaret eden bu hamleyle ilgili konuşan Volkswagen Üst Yöneticisi (CEO) Oliver Blume, kararın gelecek için güçlü bir sinyal olduğunu belirterek; ikonik markaları güçlendirmek adına önümüzdeki yıllarda yüz milyarlarca avro yatırım yapılacağını savundu. 650 bin çalışanın yüzde 8'i: Fatura 100 bine mi çıkacak? Duyurulan 50 bin kişilik yeni tensikat dalgası, dev şirketin dünya genelindeki yaklaşık 650 bin çalışanının yüzde 8’ine denk geliyor. Ancak perde arkasındaki iddialar çok daha sarsıcı bir tablo çiziyor: Alman Basını İddiası: Kulislerde dolaşan bilgilere göre, daha önceki tedbirlerle birleştiğinde toplam istihdam kaybının 100 bin kişiyi bulabileceği öne sürülüyor. Şirket yönetimi bu iddialar karşısında henüz resmi bir yorum yapmadı. Asya Pazarında Sert Çöküş: Grubun bu kararı almasındaki en kritik etken, Çin pazarındaki ani kan kaybı oldu. Volkswagen, bölgedeki satış kayıpları nedeniyle yılın ilk yarısında vergi sonrası kârında yüzde 30'luk sert düşüş yaşamıştı. Masadaki gizli tehdit: Porsche ve Piech aileleri rest çekti Denetleme kurulundan çıkan oy birliği, dev şirketin eşiğine geldiği devasa bir iç krizi son anda dondurdu. Şirketin kontrolünü elinde tutan Porsche ve Piëch aileleri ile yönetim kurulunun, planın reddedilmesi durumunda olağanüstü genel kurul kartını masaya sürdüğü ortaya çıktı. Yönetim içindeki bu gizli restleşmenin ardından onaylanan stratejiyle birlikte, otomotiv devinde kartlar yeniden dağıtılıyor.

İzmir'de temiz Körfez için dev yatırım Haber

İzmir'de temiz Körfez için dev yatırım

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ni 976 milyon TL’lik iki yeni yatırımla güçlendiriyor. Artan atık su yüküne karşı tesisin ön arıtma kapasitesi artırılırken, arıtma çamurunun işlenme kapasitesi de iki katına çıkarılacak. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, İzmir Körfezi’nin temizliği açısından büyük önem taşıyan Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ndeki yatırımlarını sürdürüyor. Günlük 820 bin metreküp atık su arıtma kapasitesine sahip tesiste, 4. Faz’ın tamamlanarak devreye alınması ve mevcut üç fazda bakım ve onarım çalışmalarının yapılmasının ardından modernizasyonda yeni bir döneme geçildi. Tesis, 976 milyon TL’lik iki yeni yatırımla daha da güçlendiriliyor. Atık suyun tesise ilk ulaştığı bölüm, artan nüfusun getirdiği yüke göre büyütülürken, arıtma çamurunun susuzlaştırma kapasitesi iki katına çıkarılıyor. Fazın devreye alınmasının ardından İzmir Körfezi’nde yaşanan iyileşmeye dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, “Körfez’den periyodik olarak aldığımız numuneler ve yaptığımız ölçümlerde bu iyileşmeyi görebiliyoruz. Çalışmaların aksamadan devam etmesi için tesisteki modernizasyonu sürdürüyoruz. Yaklaşık 1 milyar liralık iki yatırımla Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin arıtma zincirinin iki önemli noktası aynı anda güçlendiriliyor. Arıtma sonrası ortaya çıkan çamurun işlenme kapasitesini iki katına çıkaracağız. Modernizasyon çalışmalarının önemli ayaklarından biri de tesisin giriş bölümünde gerçekleştiriliyor. Nüfusun artmasıyla birlikte Çiğli Arıtma Tesisi’ne ulaşan atık su miktarı da yıllar içinde yükseldi. Tesisin artan yükü daha güvenli ve verimli şekilde karşılayabilmesi için yeni kum tutucu ve ızgara sistemleri kuruyoruz. Bu sistem sayesinde kanalizasyonla tesise ulaşan atık suyun içindeki kağıt ve plastik gibi katı maddeler ile kum ve yağ gibi malzemeler, arıtma işleminin başında ayrılacak. Böylece sonraki arıtma aşamalarının yükü azaltılırken tesisin artan atık su miktarını karşılama kapasitesi de artırılacak. Yeni kum tutucu ünitesi saniyede 24 metreküp atık suyu karşılayabilecek kapasitede olacak. Mevcut saniyede 16 metreküp kapasiteli ızgara sistemine de saniyede 8 metreküplük yeni bir bölüm eklenecek ve toplam kapasite saniyede 24 metreküpe çıkarılacak” dedi. İLK YATIRIM 657 MİLYON TL 657 milyon TL tutarındaki proje kapsamında yeni kum tutucu ve ızgara sistemlerinin yanı sıra bunlara bağlı iletim hatları ve çıkış kanalları yapılacak. Tesisin ihtiyaç duyduğu mekanik ve elektrik sistemleri kurulacak, yol ve çevre düzenlemeleri de proje kapsamında ele alınacak. Çalışmanın iki yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor. İZSU’nun tesiste yürüttüğü ikinci büyük yatırım, arıtma işlemi sonucunda ortaya çıkan çamurun yönetimini güçlendirecek. 319 milyon TL’lik yatırımla tesisin günlük 800 ton olan çamur susuzlaştırma kapasitesi 1600 tona çıkarılacak. Böylece tesisin bu alandaki kapasitesi yüzde 100 artırılacak. Çalışma kapsamında 9 yeni santrifüj dekantör kurulacak. Arıtma çamurunun içindeki suyun ayrıştırılmasını sağlayan bu ekipmanların yanı sıra gerekli pompalar, otomatik hazırlama üniteleri ve çamurun taşınmasını sağlayacak sistemler de tesise kazandırılacak. Elektrik ve otomasyon altyapısı da yenilenecek. Böylece arıtma sürecinin sonunda ortaya çıkan çamurun daha yüksek kapasitede ve daha etkin şekilde yönetilmesi sağlanacak. İkinci yatırımın yıl sonunda tamamlanması planlanıyor.

İbrahim Burkay: “Bursa, Türkiye’yi büyütmeye devam edecek” Haber

İbrahim Burkay: “Bursa, Türkiye’yi büyütmeye devam edecek”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB genişleme alanında hayata geçirdikleri TEKNOSAB KOBİ OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, İnşaat Sektörü Depolama Alanları ve yeni vizyon projelerinin lansmanını Ağustos ayında gerçekleştireceklerini açıkladı. "Bursa Büyürse Türkiye Büyür" mottosuyla yola çıktıklarını hatırlatan Burkay, “KOBİ odaklı yeni TEKNOSAB ekosistemimizle KOBİ'ler büyürse Bursa büyür; Bursa büyürse Türkiye büyür." dedi. BURSA (İGFA) - BTSO Temmuz Ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Başkan Burkay, Temmuz ayında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen Akreditasyon Sertifika Töreni’nde BTSO’nun 7 yıldızlı akreditasyon belgesi alarak, hizmet kalitesini bir kez daha tescillediğini söyledi. Burkay, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odamız, üyelerimize sunduğu hizmetler, geliştirdiği çözümler ve hayata geçirdiği projelerle yedi yıldızlı akreditasyon seviyesine ulaşan dört oda ve borsadan biri oldu. Meclis üyelerimizin görüş, öneri ve sektörel birikimi ile alanında uzmanlaşmış olan çalışma arkadaşlarımızın emeği Odamızın ulaştığı yüksek hizmet standardının temelini oluşturuyor. Meclis üyelerimize ve tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Tüm Projelerimiz Ortak Aklın Eseri Göreve geldikleri ilk günden bu yana Meclisin, meslek komitelerinin ve sektör konseylerinin ortaya koyduğu fikirleri yol haritalarının merkezine aldıklarını belirten Başkan Burkay, “Üyelerimizin beklentilerini doğru analiz eden, sektörlerimizin önünü açan ve kentimizin gelecek vizyonunu şekillendiren bir anlayışla hareket ettik. TEKNOSAB’dan Bursa Business School’a, BUTEKOM’dan Model Fabrika’ya, BUTGEM’den MESYEB’e, Küresel Fuar Acentesi’nden Ticari Safari’ye kadar hayata geçirdiğimiz tüm projeler bu ortak aklın eseridir. Bursa iş dünyasının ihtiyaçlarından doğan bu çalışmalar, Meclis üyelerimizin katkıları ve birlikte çalışma kültürümüzle şekillendi.” dedi. GUHEM Fen Lisesi Açılıyor Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nin de (GUHEM) bu vizyonun en önemli eserlerinden biri olduğunu kaydeden Başkan Burkay, “GUHEM, bugün Avrupa’nın alanında en büyük merkezi olarak Bursa’mızın ve ülkemizin gurur duyduğu güçlü bir marka haline geldi. Şimdi bu vizyonu eğitim alanında bambaşka bir seviyeye taşıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığımızla gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisemizi hayata geçiriyoruz. Yeni eğitim öğretim döneminde ilk öğrencilerini kabul edecek okulumuzda Türkiye'nin en başarılı öğrencileri havacılık, uzay ve ileri teknoloji alanında çağın gerektirdiği bilgi ve yetkinliklerle donatılacak. Türkiye Yüzyılında istikbalin yıldızlarının yetişeceği bu önemli projeye verdikleri destekler için Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin ve Bakanlığımıza teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. Ne Söylediğin Değil Ne Ürettiğin Önemli Şeffaflık ve demokrasinin oda ve borsaların en temel yönetim ilkeleri olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, BTSO’nun 70 Meslek Komitesi, Meclisi ve sektör konseyleriyle ortak aklın en güçlü temsilcilerinden biri olduğunu söyledi. Meclis üyelerinin kendi sektörlerinin ve iş dünyasının güvenini kazanarak göreve geldiğini belirten Burkay, "Burada sadece konuşarak oy alamazsınız. Üreteceksiniz, aksiyon alacaksınız, risk alacaksınız. Herkes sonuç ister. Herkes ortaya konulan işe bakar. Biz de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Biz göreve geldiğimiz ilk günden bu yana 'Ne söyledin?' değil, 'Ne ürettin?' sorusunu sorduk. Bugün ortaya çıkan eserler de bu anlayışın en güçlü göstergesidir. BTSO'da her karar, ortak aklın ve meclis iradesinin ürünüdür." dedi. Türkiye Bizden Hizmet Bekliyor Göreve geldikleri günden bu yana açıkladıkları projeleri birer birer hayata geçirdiklerini belirten Başkan Burkay, "Biz bu makamlara bize 'Başkanım' desinler diye değil, Bursa'ya eser kazandırmak için talip olduk." dedi. Burkay, yeni dönemde de üretim ve yatırım odaklı projeleri kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi. Başkan Burkay, “Bursa'da muazzam bir potansiyel var. Ama bu potansiyeli görebilecek vizyona, onu hayata geçirecek aksiyoner kadrolara ihtiyaç var. BTSO yönetimi de meclisi de bu anlayışa sahiptir. Türkiye bizden hizmet bekliyor, Bursa bizden hizmet bekliyor. 2030 Vizyonumuz doğrultusunda 60 bin üyemizin güçlü desteğiyle durmadan çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. TEKNOSAB’da Yepyeni Bir Ekosistem İnşa Ediliyor Ağustos ayında uzun yıllardır çalıştıkları TEKNOSAB KOBİ OSB, TEKNOSAB Gıda İhtisas OSB, TEKNOSAB Defence Hub, TEKNOSAB Organize Ticaret Bölgeleri, TEKNOSAB Data Center ve TEKNOSAB Teknopark projelerinin lansmanını yapacaklarını açıklayan İbrahim Burkay, Bursa'nın üretim altyapısını daha da güçlendirecek yeni yatırımlarla kentin rekabet gücünü artıracaklarını ifade etti. Bursa'nın üretim gücü, girişimcilik kültürü ve kurumsal birikimiyle Türkiye'nin kalkınmasında stratejik bir role sahip olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Bugüne kadar ortaya koyduğumuz her projeyi hayata geçirdik. En büyük sermayemiz, bu kuruma duyulan güvendir. Bu güveni hep birlikte koruyacağız. Bu yürüyüş kesintisiz devam edecek. Bursa üretmeye devam edecek. Bursa büyümeye devam edecek. Ve oluşturacağımız yeni KOBİ ekosistemiyle; “KOBİ’ler büyür; KOBİ’ler büyürse Bursa büyür, Bursa büyürse Türkiye büyür.” Ortak Akıl ve İşbirliği Vurgusu BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ise konuşmasında BTSO’nun proje üreten, vizyon ortaya koyan ve iş dünyasına yön veren kurumsal yapısının ortak aklın ve güçlü iş birliğinin eseri olduğunu söyledi. Temmuz ayında TOBB tarafından verilen 7 yıldızlı akreditasyon belgesinin bu anlayışın en somut göstergelerinden biri olduğunu belirten Uğur, "Bu başarı Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay'ın liderliğinde, meclisimizin, meslek komitelerimizin ve tüm çalışma arkadaşlarımızın ortak emeğinin sonucudur. Bu vesileyle katkı sunan herkese teşekkür ediyorum." dedi. Toplantıda ayrıca önceki Dönem Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, BTSO Tahkim ve Arabuluculuk (BTSO TAM) Merkezi’nde yeniden yapılandırılan tahkim süreçlerine ilişkin bilgi verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde, Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır" dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı ve Kabinesi olarak Türkiye’ye hizmet mücadelemizi yoğun bir mesaiyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden bütün kurumlarımızla, bütün imkânlarımızla koşturuyoruz. Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü hâline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye'nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor. Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. “KENDİ POTANSİYELİMİZE GÜVENEREK YOLUMUZDA KARARLILIKLA İLERLEYECEĞİZ” Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ediyorum: Bizim için insan; siyasetimizin de, icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam, millete hizmetkârlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Kabinemizin 69. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye'yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik. “SAVAŞ KAYNAKLI MALİYETLERİN ETKİSİNİ ASGARİ SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÖZEL GAYRET GÖSTERİYORUZ” Öncelikle bir gerçeği açıkça ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail'in işgalleri, İsrail'in hukuksuz yerleşimleri, İsrail'in Gazze'de yaptığı gibi Batı Şeria’da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil, farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Örneğin bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil, maalesef küresel piyasalarda doğal gazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz. Bu süreçte üreticimizi, ihracatçımızı ve reel sektörümüzü de desteklemeyi ihmal etmiyoruz. İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik. Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkânı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık. Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz. Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik, konaklama vergisini yüzde ikiden yüzde bire düşürdük. Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeleri tesislerde çalışan başına 3.500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkânı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. “TÜRKİYE, HER TÜRLÜ ZORLUĞU AŞACAK GÜCE, BİRİKİME, POTANSİYELE SAHİPTİR” Eş zamanlı olarak Türkiye'yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi hâline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Programımızı hazırlarken, diğer yandan Meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın: Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah'ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir. Türkiye, geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye'yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başta terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başlı olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir. Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre, terörün faturası gayrisafi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5.800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Şurası da oldukça dikkat çekicidir: Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım, güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor. Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuru ile koymakla kalmayacak, inşallah ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır, biz buna yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak Çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle, aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız. “KIBRIS'TAKİ MESELE; KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİNİN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN KABULÜ MESELESİDİR” Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihî bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türk’ünün maruz kaldığı zulme son vermiş, adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir. Bundan 52 sene önce Mehmetçik'le mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk'ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hayata geçirilmesinde tarihî sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş'i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, Harekâtı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla yâd ediyorum. Tabi burada şu noktayı önemli vurgulamak istiyorum: Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihî gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs'taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk'ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz'deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres'in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz. Tabi bu noktada Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkûm etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükûnet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir. Öte yandan bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan Kıbrıs'ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz. Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum. Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türk’ü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri hâline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz'de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz. Geçmişte asrın projesiyle Kıbrıs Türk’ünün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek, önümüzdeki dönemde denizin altından doğalgaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE İklim krizinin olumsuz etkileri başta orman yangınları ve kuraklık olmak üzere dünyada giderek daha çok hissediliyor. Avrupa'da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor. Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. Beş sene önce Antalya ve Muğla'da yaşanan yangınları hâlen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık. Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükûmetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı, oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi. Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadık, orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik. Şunu tüm halkımızın çok iyi bilmesini isterim: 28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bini aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011'i orman, 1862'si orman dışı olmak üzere toplam 2873 yangına hızlıca müdahale etmiştir. Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59'u orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81’i tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3.210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bilhassa Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Biz bütün ekiplerimiz ve imkânlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim: Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim. Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112'yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.