Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yargılama

bursaarena.com.tr - Yargılama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargılama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ALİ KAYBAL yazdı: "Destan Yazmak" Haber

ALİ KAYBAL yazdı: "Destan Yazmak"

Destan nedir ve nasıl yazılır. Türk’ün tarihine baktığınız zaman bunu ayrıntılarıyla görebilirsiniz. Kâinatın var oluşuyla birlikte bu oluşumu, İnsanlığın ve milletlerin yaratılışını, Tarih içindeki gelişmelerini ve Hayatta kalma mücadelelerini çeşitli olay ve sebeplerle ilgili eserlerin oluşudur destan. Milletlerin hayatlarında büyük yankılar uyandırmış, Bir kahramanın, Bir tarih olayının, Milletin muhayyilesindeki ortak ifadelerle meydana getirilmiştir. Destanlar; Bu destanı yazan milletin ortak mücadelesini, Ortak değerler, kurallar, anlamlar bütünlüğü içinde yorumladığı, Yaşatıldığı toplumun geçmişini ve geleceğini temsil ettiği için en ülkücü eserler olarak kabul edilir. Bu süreç içinde Türk Tarihinde var olan destanlara bir bakalım. … Destanlar İslamiyet öncesi ve sonrası olarak iki ana döneme ayrılır. Yaratılıştan, büyük devletlerin kuruluşuna ve milletin hayatta kalma mücadelelerine kadar pek çok motifi içerir. İslamiyet öncesi dönemdeki Türk destanları genellikle yaratılış, türeyiş, göç ve kurtuluş temaları üzerine kuruludur: Yaratılış Destanı: Evrenin ve insanın yaratılışını, iyilik ve kötülük tanrılarının mücadelesini konu alan Altay-Yakut Türklerine ait bir destandır. Alp Er Tunga Destanı: Saka Türklerinin kahramanı Alp Er Tunga'nın İranlılarla yaptığı savaşları anlatan en eski destanlarımızdan biridir. Oğuz Kağan Destanı: Hun Hükümdarı Mete Han'ın (Oğuz Kağan) hayatını, cihangirlik ideallerini ve ülkesini oğulları arasında nasıl paylaştırdığını anlatır. Ergenekon Destanı: Göktürklerin düşmanları tarafından yok edilmek istenmesi üzerine sığındıkları gizli vadi Ergenekon'da çoğalmalarını ve demirden bir dağı eriterek oradan çıkıp yeni bir devlet kurmalarını anlatır. İslamiyet'in kabulünden sonraki Türk destanlarında ise kahramanlık ve İslami motifler harmanlanmıştır: Manas Destanı: Kırgız Türklerine ait olup, dünyanın en uzun destanı kabul edilir. Manas'ın ve soyunun kahramanlıklarını anlatır. Dede Korkut Hikayeleri/ Destanları: Oğuzların boylar arasındaki mücadelelerini, komşularıyla olan ilişkilerini ve geleneklerini hikâye ve şiir karışımı bir yapıyla aktarır. Yakın döneme baktığımız zaman da; Genç Osman Destanı ve Çanakkale Şehitleri ve Kurtuluş Savaşı Destanları yer almaktadır. Bu destanların tamamında milletin bütünlüğü ve kahramanlıkları toplum tarafından benimsenen özellikleri anlatılmaktadır. En son olarak da AKP hükümetinin yazdığı 15 Temmuz destanı var. Ancak bu destan dedikleri olay tarihi gerçekleri doğru biçimde nakletmemektedir. Çünkü destanlarda tarihi olaylar ve kahramanlıklar milletin ortak bilinçaltının; Vicdanın istek ve beklentilerini, Doğruları ve değerleri ile idealleştirilir. Oysa bu yazılan destanda birçok gizem bulunmakta. Millete yansıtılmayan kısımlar bulunmaktadır. Olayın bütün yönleriyle araştırılması için TBMM’ne önerge verilmiş ve kişilerin ifade vermesi istenmiştir. Bu ifade vermeye zamanın MİT müsteşarı ve Genel Kurmay başkanı gelmemiştir. Cevap bekleyen o kadar çok soru var ki, hükümet bunlara cevap vermeye yanaşmıyor. ... Olayın vahim bir yönü daha bulunmaktadır. Bu destan sonrası milyonlarca Türk insan mağdur edilmiştir. Birçoğu “Fetö” yaftasıyla damgalanarak, İşinden, aşından, sağlığından, hürriyetinden ve hayatından olmuştur. Buna çok basit bir örnek vermek istiyorum. Benim bir yakınım için “Fetöcü” dür ihbarı yapılmış. Neticede bu insan görevinden alınmış, Maaşına ve visa kartlarına el konulmuş, Hastaneye sağlık kontrolüne gidememiş, Yıllarca maaş almadan mücadele etmiştir. Sonucunda ise küçük bir ayrıntıyla bu işten “beraat” etmiştir. Soyadını yazarken, “K” harfi yerine “G” harfiyle yazmışlar. İkinci olarak da iş yerini yanlış bir kurum olarak vermişlerdir. Aylar süren mahkeme sonucunda bu işten beraat ederek emekli olmuştur. Lakin birçok kanuni hakkını halen alamamıştır. Bunun gibi milyonlarca insan aynı sonucu yaşamıştır. Bu nedenle bu insanlar bir gün Hak sahibinden haklarını alacaklardır. Bunun için bir de “Borsa” oluşturulduğu düşünülürse hakikaten bu iş bir destan değil. Birilerinin faydalandığı bir girişim olmuştur. Bu nedenle bu bir destan olarak nitelenemez. Oysaki yazılan bütün destanlarda “Millet Bütünlüğü ve Ortak Değerler” vardır. Bu olayın kime yaradığına bakmak da lazım.. Fetöcü diye suç isnat edilmiş, yapılan yargılama sonucunda ise “masum ve suçsuz” olduğu anlaşılarak beraat etmiş; ancak bu süreçte mesleği, kariyeri bitirilmiş, hatta aile düzeni bozulmuş, eski sağlığı kalmamış yani yılları heba edilmiş insanlara; masumiyetleri ve mağduriyetleri dikkate alınarak, haklarının iade edilmesi gerekir.

İBB Davası’nda gerginlik: Ekrem İmamoğlu mahkeme salonundan çıkarıldı! Haber

İBB Davası’nda gerginlik: Ekrem İmamoğlu mahkeme salonundan çıkarıldı!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yolsuzluk iddiasıyla açılan dava 65. duruşmasıyla devam ediyor. Ekrem İmamoğlu ile mahkeme heyeti arasında gerginlik çıktı. İmamoğlu, salondan çıkarıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yolsuzluk iddiasıyla açılan dava 65. duruşmasıyla devam ediyor. 9 Mart 2026'da başlayan davanın bugünkü duruşmasında Ekrem İmamoğlu, saat 14.23 itibarıyla savunmasını yapmak üzere duruşma salonuna getirildi. İmamoğlu, "Kendime göre tespitlerimi, talep ve itirazlarımı dile geçirmek için kürsüye geldim. 9 Temmuz’da bitireceğinize dair açıklamalarınız var. Benden önce iki kısıtlanmış arkadaşım var; hem Murat Bey’in avukatı hem Fatih Bey’in avukatı." dedi. Mahkeme Başkanı ise, "Planlamamızı baştan da belirttik. Yeni bir planlama yapmadık. Zaten planlamamız baştan da belliydi. Dinlenecek sanıkların sırasındaki en son dinlenmek istediğinizi belirttiniz. Yine bu noktada en son sıra size geldi." ifadelerini kullandı. “AĞIR HAK İHLALİ İÇERİSİNDEYİM” Bunun üzerine İmamoğlu, “Mahkemeyi ayın 9’unda bitirmekle ilgili bir kararınız vardı. Şu anda bunu ısrarla da dile getirdiğinizi duydum. Malum dün burada yoktum. Sanık arkadaşlarımı dinlemekten de mahrum edildim. Bu da aslında hukuken hakkımın ihlal edilmiş olmasıdır.” diyerek ağır bir hak ihlali içerisinde olduğunu iddia etti. Geçen duruşma savunma yapmak için makul bir zamana ihtiyaç olduğunu ifade ettiğini aktaran İmamoğlu, “Sürecin en adil bir şekilde yönetilmesi hususunda taleplerimi anlattım. Siz bana bunlara ret cevabı verdiniz. Ben yerime geçtim, oturdum. Ne mahkemeye bir hakaretim var ne sürece dair olumsuz bir sözüm. Dün hapishaneden buraya getirilişim engellendi. En çok önem verilen, en çok hakarete, suçlamaya, tacize maruz bırakılan Fatih Keleş arkadaşımın ne sorgusunu dinleyebildim ne sorularınızı dinleyebildim ne de sorularımı sorabildim. Bu çok ağır bir hak ihlali.” ifadelerini kullandı. Suç örgütü lideri diye tariflendiğini de sözlerine ekleyen İmamoğlu, "Sayın Başkan, sayın heyet, 6-7 saatlik bir süre kalıyor. Eğer sizin bu kararınız net ise, bu takvim değişmez diyorsanız, benim burada bir sorguya tabi tutulmam diye bir şey gerçekten düşünülemez. Sayın Selahattin Demirtaş 14 gün savunma yaptı. O yüzden benim itirazlarım kayda geçsin istiyorum." dedi. “4 AYDIR YARGILAMA YAPIYORUZ” Mahkeme Başkanı ise, "Gereksiz olarak çok uzadı bu dava. 4 aydır yargılama yapıyoruz. Biz programda değişiklik yapmayacağız. Savunma yapmak istemiyorsanız susma hakkı diye kayda geçiririm." açıklamasını yaptı. “Buraya benimle pazarlık yapmak için geldiyseniz salondan çıkartacağım.” diyen Mahkeme Başkanı, "Ya savunmanıza geçelim ya da yapmayacaksanız salondan çıkartayım.” dedi. İmamoğlu, "Ben savunma yapmaya değil, yargılamaya geldim" dedi. Mahkeme Başkanı ise, "Burası senin yargılayacağın ortam değil, sen yargılanmaya geldin. Biz senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. CMK 203’ü uyguluyorum, çıkarın salondan" dedi. Tartışmaların ardından İmamoğlu salondan çıkarıldı. İmamoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından davadaki tüm tutuklu sanıkların savunmaları alınmış olacak. 51 SANIK TAHLİYE OLDU Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi. İSTENEN CEZALAR 11 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede İmamoğlu, örgüt lideri olarak tanımlandı. İmamoğlu’nun "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "Rüşvet", "Suç gelirlerinin aklanması", "Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "Kişisel verilerin kaydedilmesi", "Kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "Suç delillerini gizleme", "Haberleşmenin engellenmesi", "Kamu malına zarar verme", "Rüşvet alma", "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "İrtikap", "Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "İhaleye fesat karıştırma", "Çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi usul kanununa muhalefet", "Orman kanununa muhalefet" ve "Maden kanununa muhalefet" suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. 779 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ Ongun'a; "Rüşvet", "53 kez ihaleye fesat karıştırma", "33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "suç gelirlerini aklama" suçların 287 yıl altı aydan 779 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor. Turktime

İki stajyer yaşamını yitirmişti: Merkez Ankara davasında savcı mütalaasını açıkladı Haber

İki stajyer yaşamını yitirmişti: Merkez Ankara davasında savcı mütalaasını açıkladı

Stajyer 2 mühendislik öğrencisinin yaşamını yitirdiği Merkez Ankara inşaatına yönelik süren dava kapsamında savcı, gelen bilirkişi raporuna dayanarak mütalaasını açıkladı. İş cinayetinde yaşamını yitiren öğrencilerin aileleri ise organizasyon şeması olmadan bilirkişi raporunun hazırlanmasını eksiklik olarak eleştirdi. İki stajyer yaşamını yitirmişti: Merkez Ankara davasında savcı mütalaasını açıkladıStajyer 2 mühendislik öğrencisinin yaşamını yitirdiği Merkez Ankara inşaatına yönelik süren dava kapsamında savcı, gelen bilirkişi raporuna dayanarak mütalaasını açıkladı. İş cinayetinde yaşamını yitiren öğrencilerin aileleri ise organizasyon şeması olmadan bilirkişi raporunun hazırlanmasını eksiklik olarak eleştirdi. "Merkez Ankara'' inşaatında 15 Ağustos 2022'de şiddetli fırtına ve sağanakta perde kalıpların devrilmesi sonucu stajyer 2 mühendislik öğrencisinin yaşamını yitirmesi ve birinin yaralanmasına yönelik Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması süren 5 sanıklı davaya bugün devam edildi. YAŞAMINI YİTİRENLERİN AİLESİ KATILDI Cumhuriyet'ten Aytunç Ürkmez'in aktardığına göre duruşmaya, tutuksuz sanıklar Pasifik İnşaat’ın taşeron firması Bozbaşoğulları İnşaat’ın işveren vekili İnan Yücel, firmanın ustabaşı Bayram Yüksel, inşaat mühendisi Alpcan Ergüven, iş güvenliği uzmanı Emrah Akyol, Pasifik İnşaat Proje Müdürü Sinan Kar ve olayda yaralanan stajyer Ege Kıratlı, kazada yaşamını yitiren Emre Çetin’in babası İsmail Çetin ile Taha Öztürk'ün babası Zeki Öztürk katıldı. PASİFİK İNŞAAT’IN YETKİLİLERİNDE KUSUR BULUNDU Mahkeme Başkanı, duruşma başında dosyaya gelen bilirkişi raporunu okudu. Raporda; İnan Yücel’in asli derecede, Sinan Kar’ın tali derecede; Emrah Akyol, Alpcan Ergüven ve Bayram Yüksel’in kusurlarının varlığına dair yeterli bilgi ve belge olmadığından kusurlarının olmadığına dair görüş olduğu belirtildi. Cumhuriyet savcısı da esas hakkındaki mütalaasında bilirkişi raporu kapsamında İnan Yücel ve Sinan Kar'ın cezalandırılmasını, Emrah Akyol, Alpcan Ergüven ve Bayram Yüksel’in de beraatini istedi. ''YETKİ ŞEMASI ÇIKMAMASI EKSİKLİKTİR'' Esas hakkındaki mütalaaya karşı söz alan Ege Kıratlı; “Yetki şeması çıkmamışken bilirkişi raporunun çıkması eksiktir. Daha yetkili kişiler sorumludur. Bu şantiyede yaşanan iş cinayeti ilk değildir, daha önce de yaşanmıştır. Buradaki alınmayan önlemler, ihmaller sistematiktir” dedi. Baba Zeki Öztürk ise “Biz iki tane evladımızı kaybettik. Burada çok açık ihmaller vardır. Biz sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı. ''GELDİĞİMİZ AŞAMADA KARAR VERİLEMEZ'' Öztürk ailesinin avukatı Murat Yılmaz, bilirkişi raporuna katılmadıklarını ifade etti ve esas hakkındaki mütalaaya karşı; “Firma yetkililerinin defalarca dinlenmesini talep ettik, kabul edilmedi. Projenin detaylarını, organizasyon şemasının açığa kavuşturulmasını talep ettik. Ama dosyaya kazandırılmadı. Geldiğimiz aşamada karar verilemez” savunmasında bulundu. ''BİR KİŞİNİN BİLE TUTUKLU YARGILANMAMASI VİCDANLARI YARALIYOR'' “Bilirkişi raporunda organizasyon kusuru olduğu söyleniyor; ancak bu kusur iki kişiyle mi olur?” diye soran Av. Yılmaz; “Yetkililer eliyle olur bu sorun. Söz konusu olay, bir iş kazası değildir. Kırmızı alan olarak belirlenen yere inşaattaki ilk günleri olan çocukları mı çıkarırsınız? Alpcan Ergüven, stajyerlere ‘kırmızı alana çıkabilirsiniz’ diyor ama beraat isteniyor. Biz olası kast hükümlerinin uygulanmasını istiyoruz. Zira 150-200 öğrencinin ‘eylem yaparsa’ diye tutuklandığı ortamda, iki öğrencinin öldüğü ve bir öğrencinin yaralandığı olayda bir kişinin bile tutuklu yargılanmaması vicdanları yaralamaktadır” dedi. ''ÇALIŞTIRANLAR KASTEN HAREKET ETMEDİ Mİ?’' Duruşmada Öztürk ailesinin ardından, Çetin ailesine geçildi. Baba İsmail Çetin, mütalaaya ilişkin; “Kartalkaya’da yaşanan yangında 7-8 ayda yargılama yapıldı, olası kasttan cezalar verildi. Bizde ise yıllar geçti. Valiliğin ‘inşaatlarda hava durumu nedeniyle çalışma yapılamaz’ diye duyuru yaparken o gün bu çocukları çalıştıranlar kasten hareket etmemiş midi?" ifadelerini kullandı. ''YARGILANMASI GEREKEN ASIL İŞVERENDİR'' Ailelerin beyanlarının ardından sanık tarafının savunmalarına geçildi. Sanık İnan Yücel’in avukatı, “Burada asıl yargılanması gereken asıl işverendir; çünkü tüm talimatları o veriyor. Mühendisinden habersiz işveren stajyer sokuyor inşaata. Bilirkişi raporu da bilimsel değerlendirmeye aykırıdır. Bizce akademik bir kadrodan rapor düzenlenmelidir” dedi. Sinan Kar’ın avukatı ise “Müvekkilime tali kusur atfedilemez. Elverişli bir rapor alınmasını talep ediyoruz” savunmasında bulundu. ''MAĞDUR OLDUĞUM UNUTULMAMALI'' Avukatların ardından savunma hakkı verilen sanık Alpcan Ergüven, “Ben de yaralandım olayda. Yaramın ağır olmaması ve rapor almamam benim de mağdur olduğumu unutturmamalı. Kalıbın sabitlenmesiyle ilgili bir sorumluluğum yok. Ben sadece imalatın kalitesini kontrol ediyorum” ifadelerini kullandı. Sanık Emrah Akyol da iş güvenliği bölümünde çalıştığını; ancak belge kayıtları yapan bir personel olduğunu belirterek; “Ben ilk günden beri neden burada olduğumu hala anlıyor değilim" dedi. Tüm sanık ve avukatları beraat talebinde bulundu. ÇELİŞKİLERİN GİDERİLMESİ İÇİN YENİ RAPOR İSTENDİ Mahkeme Başkanı, raporlar arasında bir kısım çelişkiler bulunduğu gerekçesiyle yeni bir heyetten çelişkilerin giderilecek şekilde bilirkişi raporunun alınmasına karar vererek, davayı 2 Kasım’a erteledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.