Enkazdan çıktılar, mücadeleleri bitmedi... Adıyaman’da deprem sonrası iki yaşam mücadelesi
6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçti. Adıyaman’da yeni binalar yükseliyor, yıkılan yapıların yerinde yeni hayatlar kuruluyor. Ancak bazı insanlar için deprem hâlâ bitmedi. Enkazdan sağ çıkarılan ama uzuvlarını kaybeden depremzedeler, yıllar sonra bile yeniden yürümeyi, yeniden bağımsız yaşamayı ve hayata tutunmayı öğreniyor.
6 Şubat'ın üzerinden yıllar geçse de Adıyaman’da bazı depremzedeler için hayat, enkazdan kurtuldukları gün yeniden başlayan zorlu bir mücadeleyle devam ediyor. Depremde iki bacağını ve sağ kolunu kaybeden 44 yaşındaki Zabit Babacan ile iki kardeşini yitiren, iki bacağı ampute edilen 9 yaşındaki İkra Kızılbay, yeniden hayata tutunmaya çalışıyor.
72 SAAT ENKAZ ALTINDA KALDI, ÜÇ UZVUNU KAYBETTİ
6 Şubat 2023’te ailesiyle birlikte yaşadığı sekiz katlı binanın enkazında kalan 44 yaşındaki Zabit Babacan, 72 saat sonra kurtarıldı. Eşi ve üç çocuğu enkazdan sağ çıkarılırken Babacan, iki bacağını ve sağ kolunu kaybetti. Enkaz altında yaşadığı çaresizliği anlatan Babacan, o anlarda bir daha gün yüzü göremeyeceğini düşündüğünü belirtti. Uzun tedavi sürecinin ardından yaşamını yeniden kurmaya çalışan Babacan, akülü tekerlekli sandalye sayesinde evinden çıkabildiğini, işine gidebildiğini ve günlük hayatını daha bağımsız sürdürebildiğini söyledi.
Üç çocuğunun eğitimine devam ettiğini belirten Babacan, kendisi gibi uzuvlarını kaybeden ve tekerlekli sandalyeye erişemeyen depremzedelerin de desteğe ihtiyacı olduğunu vurguladı. Babacan, devletin ampute depremzedelere yönelik yardımlarının artırılmasını istedi.
İKİ KARDEŞİNİ KAYBETTİ, YENİDEN YÜRÜMEYİ ÖĞRENİYOR
Deprem olduğunda henüz 6 yaşında olan İkra Kızılbay ise ailesiyle yaşadığı beş katlı binanın enkazında üç gün boyunca yaşam mücadelesi verdi. Annesi Ayten Çalım ve babası Ali Kızılbay kurtulurken İkra’nın iki kardeşi Ozan Ali ve Hikmet Can hayatını kaybetti.
Enkazdan sağ çıkarılan İkra’nın iki bacağı ampute edildi.
Bugün 9 yaşında olan küçük kız, protezleriyle yeniden yürümeyi öğreniyor. Protezlerinin belirli aralıklarla yenilenmesi bir hayırsever doktor tarafından karşılanan İkra, zaman zaman yaşadığı fiziksel zorluklar nedeniyle tekerlekli sandalye kullanıyor. Yeni protezleriyle daha rahat yürümeyi ve okuluna bağımsız şekilde gidebilmeyi umut eden İkra’nın geleceğe ilişkin hayali ise dikkat çekiyor. “Büyüdüğümde insanlara yardım edebilmek için bilim insanı olmak istiyorum” diyen İkra, hem okulunu hem de arkadaşlarını çok sevdiğini anlattı.
“HAYATTA KALMAK, KALDIĞIN YERDEN DEVAM ETMEK ANLAMINA GELMİYOR”
Günışığı Rehabilitasyon Merkezi Kurucu Müdürü Mahmut Yıldırım, 6 Şubat sonrasında Adıyaman’da çok sayıda çocuk ve yetişkinin uzuvlarını kaybettiğini belirterek rehabilitasyonun uzun ve zorlu bir süreç olduğunu belirtirken, merkezde görev yapan fizyoterapist Rümeysa Özdemir ise, depremden fiziksel olarak etkilenen bireyler için asıl mücadelenin enkazdan kurtulduktan sonra başladığına dikkat çekti.
Özdemir, uzuv kaybı yaşayan veya hareket kabiliyeti değişen kişilerin protezlere erişim, rehabilitasyon ve sosyal yaşama katılım gibi birçok alanda desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtti. Rehabilitasyonun yalnızca fiziksel işlevleri yeniden kazandırmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Özdemir, asıl hedefin bireylerin mümkün olduğunca bağımsız bir yaşam kurabilmesi olduğunu söyledi.
Özdemir, “Hayatta kalmak, kaldığın yerden devam etmek anlamına gelmiyor” sözleriyle deprem sonrası uzun soluklu desteğin önemini ortaya koydu.
DEPREMİN PSİKOLOJİK İZLERİ DE SÜRÜYOR
Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Hasret Pamuk da depremin ruhsal etkilerinin yıllar sonra bile devam edebildiğine işaret etti. Sürekli tedirginlik, ani seslerle irkilme, gece uykudan uyanma ve yeniden deprem yaşanacağı korkusunun travmanın süren etkileri arasında bulunduğunu belirten Pamuk, psikolojik destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.
Adıyaman’da fiziksel ve psikolojik iyileşme sürecinin birlikte ele alınmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, yeniden inşanın yalnızca binalarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguluyor.