Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zeka

bursaarena.com.tr - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TECNO ve Google'dan dev iş birliği Haber

TECNO ve Google'dan dev iş birliği

TECNO, Google ile gerçekleştirdiği yeni iş birliği kapsamında CAMON 50 Serisi, POVA Curve 2 5G ve SPARK 50 Serisi modellerini satın alan kullanıcılarına, gelişmiş yapay zeka özelliklerine erişim ve 2 TB bulut depolama alanı sağlayan 3 aylık Google AI Plus paketini ücretsiz olarak sunacağını duyurdu. İSTANBUL (İGFA) - Yapay zeka odaklı teknolojileriyle küresel pazarda hızla büyüyen TECNO, teknoloji devi Google ile gerçekleştirdiği stratejik ortaklığı duyurdu. Söz konusu iş birliği kapsamında, yeni bir TECNO akıllı telefon satın alan kullanıcılar, en gelişmiş yapay zeka özelliklerine ve geniş veri depolama kapasitesine sahip olan 3 aylık Google AI Plus (2 TB) paketinden hiçbir ücret ödemeden yararlanabilecek. Bu küresel adım, TECNO’nun kendi cihazlarında sunduğu pratik ve yerelleştirilmiş yapay zeka özelliklerini güçlü bir şekilde tamamlıyor. Gelişmekte olan pazarlarda mobil yapay zeka teknolojilerinin benimsenme sürecini hızlandırmayı amaçlayan bu entegrasyon; kullanıcıların dijital çağda üretkenliklerini artırmalarını, iş ve eğitim süreçlerinde çok daha verimli sonuçlar elde etmelerini ve yaratıcı potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmalarını hedefliyor. GOOGLE AI PLUS İLE NELER GELİYOR? Kampanya kapsamında sunulan Google AI Plus planı, kullanıcılara oldukça kapsamlı dijital ayrıcalıklar sunuyor. Pakete dahil olan 2 TB boyutundaki yüksek kapasiteli bulut depolama alanı sayesinde kullanıcılar, alan tükenmesi endişesi yaşamadan tüm fotoğraf, video ve belgelerini güvenle saklayabiliyor. Bunun yanı sıra, Gmail içerisine entegre edilen Gemini desteği e-posta yönetimini kolaylaştırırken, Nano Banana 2 algoritması profesyonel düzeyde görsel üretimi ve fotoğraf düzenleme imkanı tanıyor. Gemini ve NotebookLM ortaklığı ise araştırma ve projelerde kişiselleştirilmiş, akıllı bir çalışma deneyimi sağlıyor. Bu özel teklif, 14 Mayıs 2026 ile 6 Haziran 2027 tarihleri arasında Türkiye’nin de dahil olduğu pazarlardan uyumlu bir TECNO modeli satın alan tüm kullanıcıları kapsıyor. Kampanyadan ilk etapta yararlanabilecek modeller arasında CAMON 50 Serisi (CAMON 50 Ultra 5G, CAMON 50 Pro ve CAMON 50), POVA Curve 2 5G ve SPARK 50 Serisi (SPARK 50 5G ve SPARK 50) yer alıyor. TECNO, bu yılın ilerleyen dönemlerinde lansmanı yapılacak yeni akıllı telefon modellerinin de kampanya kapsamına dahil edileceğini belirtiyor. Bu Fırsat Nasıl Yakalanır? Google AI Plus (2 TB) hediyesi, 25 Mayıs 2026 tarihinden itibaren cihazlara gelen bir sistem güncellemesi ile aktifleşmeye başladı bile! Uygun bir TECNO cihaza sahip olan kullanıcılar, Gemini veya Google One uygulamalarını açıp ekrandaki basit talimatları takip ederek bu fırsatı anında kapabiliyor. Kayıt sırasında geçerli bir ödeme yöntemi girilmesi istenirken, "Abonelik bana göre değil" diyenler için istedikleri an iptal etme esnekliği de sunuluyor. 3 aylık ücretsiz dönemin ardından sistem, standart aylık Google AI Plus (2 TB) ücreti üzerinden devam ediyor.

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı Haber

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı

Çin'deki yerel haberlere göre ülkedeki üniversiteler, teknoloji odaklı programlara öncelik vermek amacıyla sanat, beşeri bilimler ve dil alanlarında 12 bin bölümü kaldırdı. Bu yeniden yapılandırma, ülkedeki yükseköğretimi Çin'in yapay zeka odaklı ekonomiye geçiş çabalarına uyumlu hale getirmek amacıyla tasarlandı. Çin Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülkedeki üniversite programlarının neredeyse üçte biri ve milyonlarca öğrenci bu durumdan etkilendi. Bu değişim kapsamında 2021'le 2025 arasında Çin'deki yükseköğretim kurumlarında 10 bin 200 yeni lisans programı açıldığı bildiriliyor. South China Morning Post'un haberine göre sanat ve beşeri bilimler alanındaki lisans programları, yetkililer tarafından giderek daha fazla "modası geçmiş" ve aşırı yoğun olarak görülürken, "bedenlenmiş zeka" gibi yeni programların Pekin'in ekonomik kalkınma hedefleriyle daha uyumlu olduğu düşünülüyor. Şanghay Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden yeni mezun olan bir öğrenci, yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada istihdam olanaklarının yetersizliği nedeniyle üniversitenin bu lisans programını kaldırdığını söyledi. İsmi açıklanmayan öğrenci, "Yapay zekanın hızlı gelişimi, ürün tasarımını derinden etkiledi" dedi. Modelleme ve görselleştirme gibi birçok temel görevi artık yapay zeka yerine getirebiliyor. Çin'deki eğitim reformu, ulusal müfredatları yeniden düzenleyerek yapay zekayla ilgili yeni dersleri dahil etmeyi hedefleyen dünya çapındaki çeşitli girişimlerden biri. Hindistan, yapay zeka modüllerini doğrudan ulusal okul müfredatına dahil ederken, Birleşik Arap Emirlikleri de Ulusal Yapay Zeka Eğitim Girişimi'ni başlattı. Kazakistan ise yapay zekanın benimsenmesini ulusal bir hayatta kalma meselesi olarak niteledikten sonra yeni bir eğitim stratejisini uygulamaya koyuyor. Avrupa'da ise İspanya, "Dijital İspanya" stratejisi kapsamında müfredatını güncelleyerek yapay zeka okuryazarlığına odaklanıyor. Birleşik Krallık Eğitim Bakanı Bridget Phillipson da Eğitim Bakanlığı'nın, GCSE (Genel Orta Öğretim Sertifikası) ve A-level (İleri Düzey Eğitim Genel Sertifikası) sınavlarının yanı sıra veri bilimi ve yapay zeka alanında yeni bir yeterlilik sertifikası getirme olasılığını değerlendirdiğini geçen yıl açıklamıştı. Ülkenin ulusal müfredatta son 10 yıldır yaptığı en kapsamlı revizyonun önümüzdeki yıl yayımlanması ve Eylül 2028'de uygulamaya geçmesi planlanıyor. Phillipson o zaman yaptığı açıklamada, "Ulusal müfredatın güncellenmesinin üzerinden 10 yıldan uzun süre geçti" demişti. Gençlerin günümüzün zorluklarıyla başa çıkabilecek donanıma sahip olmaları, böylece hayatın sunduğu heyecan verici fırsatları yakalayabilmeleri her zamankinden daha kritik önemde. Independent Türkçe

Fraud.com'dan uygulama gerektirmeyen Yaş Doğrulama Teknolojisi Haber

Fraud.com'dan uygulama gerektirmeyen Yaş Doğrulama Teknolojisi

Türkiye’de sosyal medya sağlayıcıları ve oyun platformlarını yakından ilgilendiren yeni yasa dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik köklü değişiklikler getiriyor. Kanun, çocukların sosyal ağlara erişimini sınırlandırırken platformlara yaş doğrulama konusunda yükümlülükler yüklüyor.Sosyal medya ve oyun platformlarında yaş doğrulama zorunluluğu başlarken, çözüm fraud.com'dan geldi. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye’de sosyal medya sağlayıcıları ve oyun platformlarını yakından ilgilendiren yeni yasa dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik köklü değişiklikler getiriyor. Kanun, çocukların sosyal ağlara erişimini sınırlandırırken platformlara yaş doğrulama konusunda yükümlülükler yüklüyor. Sosyal Medyada Kesin Yaş Sınırı ve Ayrıştırılmış Hizmet Dönemi Kanunun 22. Maddesi uyarınca, sosyal medya sağlayıcılarının 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunması tamamen yasaklanıyor. Kanun, platformları bu yasağı uygulamak için "yaş doğrulama dahil gerekli tüm tedbirleri almakla" yükümlü kılıyor. Ayrıca 15-18 yaş arası kullanıcılar için yetişkinlerden bağımsız, çocuklara özgü ayrıştırılmış bir hizmet sunumu şart koşuluyor. Platformların, hesap ayarları kontrolü, kullanım süresi sınırlandırması ve ücretli işlemlerin ebeveyn iznine bağlanmasına olanak tanıyan araçları sunması zorunlu hale geliyor. Oyun Ekosisteminde "Yaş Kriteri" ve Ebeveyn Onayı Şartı 23. Madde ile dijital oyun dünyasında oyunların yaş kriterlerine göre sınıflandırılması zorunlu tutuluyor. Derecelendirilmemiş oyunlar, platformlar tarafından ancak en yüksek yaş kriteri olan "+18" standartlarına göre doğrulama yapılarak sunulabilecek. Sosyal ağlarda olduğu gibi, oyun içi satın alma, kiralama ve ücretli üyelik işlemlerinin de ebeveyn onayına bağlanmasını sağlayacak sistemlerin kurulması yasal bir şart oluyor. Uygulama gerektirmeyen Yaş Tahmini: Yerli güvenlik teknoloji üreticisi Fraud.com'un geliştirdiği yaş doğrulama teknolojisi, platformların güncel yasal düzenlemelere uyum sağlamasına yardımcı oluyor. Sistem; herhangi bir kimlik belgesine ihtiyaç duymadan, anında yaş tahmini gerçekleştirebiliyor. Fraud.com CEO’su Emre Sayın çözümün sarsılmaz güvenlik altyapısına dikkat çekerek şunları söyledi: "Geliştirdiğimiz yüz demografisi algılama teknolojisi, yalnızca hızıyla değil, suistimallere karşı gösterdiği dirençle de fark yaratıyor. Çok kademeli yapay zeka modellerimiz; takma bıyık, peruk, ağır makyaj veya maske gibi fiziksel yanıltma araçlarını tespit edecek derinliğe sahiptir. Amacımız, dijital platformları çocuklar için en güvenli hale getirirken, gerçek kullanıcılar için en sürtünmesiz deneyimi sunmaktır."

Google, SpaceX’e kiracı oldu: Aylık 920 milyon dolar ödeyecek Haber

Google, SpaceX’e kiracı oldu: Aylık 920 milyon dolar ödeyecek

ABD’li teknoloji devleri Google ve SpaceX dev bir anlaşmaya imza attı. Google, SpaceX’in bilgi işlem altyapısını kullanmak için aylık 920 milyon dolar ödeyecek. Anlaşma kapsamında kullanılacak altyapı, yapay zeka modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için kullanılacak. Google, yapay zeka alanındaki büyümesini desteklemek amacıyla SpaceX ile dikkat çekici bir anlaşma yaptı. Şirket belgelerine göre Google, Ekim 2026 ile Haziran 2029 tarihleri arasında SpaceX'in büyük ölçekli bilgi işlem altyapısına erişim için aylık yaklaşık 920 milyon dolar ödeme gerçekleştirecek. Anlaşma kapsamında yaklaşık 110 bin adet GPU, işlemci, bellek modülü ve yapay zeka modellerinin eğitimi ile çalıştırılması için gerekli diğer altyapı bileşenleri kullanılacak. Anlaşmanın ölçeği, SpaceX'in daha önce yapay zeka şirketi Anthropic ile yaptığı dev sözleşmeyi hatırlatıyor. O anlaşmada Claude'un geliştiricisi Anthropic, Colossus 1 veri merkezindeki tüm boş kapasiteyi aylık yaklaşık 1,25 milyar dolar karşılığında kiralamıştı. Yeniçağ'ın haberinde aktarılan SpaceX verilerine göre Google'ın mevcut anlaşması, kullanılan kaynak miktarı açısından Anthropic sözleşmesinin yaklaşık yarısı büyüklüğünde. İlk bakışta anlaşma şaşırtıcı görünüyor. Çünkü Google, dünyadaki en büyük yapay zeka altyapılarından birine sahip şirketlerden biri olarak her yıl kendi veri merkezlerine milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Ancak şirket yetkilileri, Gemini Enterprise platformu ve diğer yapay zeka tabanlı hizmetlere yönelik beklenmedik derecede yüksek talep nedeniyle mevcut kapasitenin yetersiz kaldığını belirtti. Sözleşmede dikkat çeken bir diğer detay ise erken fesih maddesi oldu. Taraflar, 31 Aralık 2026 tarihinden sonra 90 gün önceden bildirimde bulunarak anlaşmadan çekilebilecek. Ayrıca SpaceX'in 2026 sonbaharına kadar taahhüt edilen hesaplama kapasitesini sağlayamaması durumunda Google, anlaşmayı iptal etme veya aylık ödemelerde indirim talep etme hakkına sahip olacak.

Gazeteler ile yapay zekâ arasında “arşiv savaşı” büyüyor Haber

Gazeteler ile yapay zekâ arasında “arşiv savaşı” büyüyor

Medya kuruluşları ile teknoloji şirketleri arasındaki “arşiv savaşı”, bazı gazetelerin çevrim içi arşivlerini kapatma eğilimine girmesiyle giderek büyüyor. Bu adımın arkasında, arşiv içeriklerinin yapay zekâ araçlarının eğitilmesinde ücretsiz şekilde kullanılmasına yönelik endişeler bulunuyor. Uzmanlar ise bu tür yasakların yalnızca geçici bir çözüm olduğunu belirterek, fikri mülkiyet hakları ile bilgiye erişim hakkı arasında denge kuracak kuralların oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Gazetecilik araştırmaları alanında uzmanlaşmış Nieman Lab tarafından yakın zamanda yayımlanan bir analizde, ABD’de 340’tan fazla yerel haber sitesinin çevrim içi arşivlerine erişimi engellemeye veya kısıtlamaya başladığı belirtildi. Analize göre bu süreç, geçen ocak ayında The New York Times ve USA Today gibi gazetelerin arşivlerini kapatmasıyla başladı. Söz konusu kuruluşlar, arşiv içeriklerinin yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde kullanıldığını açıklamıştı. Ücretsiz Kullanım Endişesi Nieman Lab analizine göre bu girişim, arşivleme fikrine karşı bir tutumdan değil; teknoloji şirketlerinin ücretsiz arşivleri kullanarak yapay zekâ sistemlerini eğitmesi ve bunun karşılığında içerik üreticilerine herhangi bir ödeme yapmamasına yönelik artan kaygılardan kaynaklanıyor. Raporda ayrıca, fikri mülkiyet haklarını koruma amacıyla benzer uygulamaların İngiltere ve Brezilya’daki bazı gazetelere de yayıldığı ifade edildi. May Abdulgani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede arşivlerin kapatılmasının kısa vadede bazı hukuki hakları koruyabileceğini, ancak şeffaflığı zayıflattığını, dijital hafızayı aşındırdığını ve büyük platformların veri üzerindeki tekelleşmesini güçlendirdiğini söyledi. Abdulgani’ye göre internet arşivleri, yapay zekâ dil modellerinin beslendiği tek kaynak değil. Ticari veriler, sosyal medya platformları, açık arşivler, lisanslı veri tabanları, insan etkileşimleri ve sentetik veriler de yapay zekâ ekosisteminin önemli parçaları arasında yer alıyor. Araştırmacı, görünürdeki çatışmanın aslında veri mülkiyeti ve dijital bilgi üzerindeki kontrol mücadelesini gizlediğini belirterek, yapay zekâ altyapısının ve kamuya açık verilere erişim hakkının bu tartışmanın merkezinde bulunduğunu ifade etti. Yapay zekâ uygulamalarının kullanımındaki artış (arşiv fotoğrafı) Abdulgani’ye göre çözüm, “dijital hafızanın dengeli yönetişimi” yaklaşımının benimsenmesinde yatıyor. Bu yaklaşım kapsamında içeriklerin tamamen engellenmesi yerine seçici kaldırma yöntemleri uygulanabilir, içerik kullanımına yönelik düzenli lisanslama sistemleri kurulabilir ve dış arşivlere bağımlılığı azaltacak kurumsal medya arşivleri oluşturulabilir. Bunun yanında, kamuya açık erişim, akademik ve gazetecilik amaçlı erişim ile ücretli erişimi birbirinden ayıran çok katmanlı erişim modellerinin geliştirilmesi öneriliyor. Yapay zekâ şirketleriyle yapılacak anlaşmalarda ise lisans sözleşmeleri, eğitim verilerinin şeffaf şekilde açıklanması ve uygun mali tazminat mekanizmalarının yer alması gerektiği belirtiliyor. Akademisyenler ve Tarihçiler İçin Riskler Abdulgani, dijital arşivlerin kapatılmasının akademisyenlere ciddi zarar vereceğini de vurguladı. Bilimsel araştırmaların ham veri kaynaklarına ihtiyaç duyduğunu belirten araştırmacı, geçmiş kaynaklara erişimin engellenmesinin sosyal ve beşerî bilimlerde olguların tarihsel gelişiminin anlaşılmasını zorlaştıracağını söyledi. Ona göre dijital arşivlerin kaybı yalnızca medya içeriklerinin veya tarihî belgelerin kaybolması anlamına gelmiyor; aynı zamanda araştırmacıların olayları zaman içindeki gelişim süreçleriyle inceleme kapasitesini de zayıflatıyor. Araştırmacı ayrıca bu durumun modern çağın dijital hafızasını silme riski taşıdığını, tarihçiler için dijital boşluklar oluşturabileceğini ve olayların anlaşılmasında ciddi çarpıklıklara yol açabileceğini belirtti. Bunun da tarih yazımının giderek platformların kontrolüne girmesi sonucunu doğurabileceğini ifade etti. “Dijital Hafızanın Geleceği” Tartışması Gazeteler fikri mülkiyetlerini ticari kullanım karşısında korumaya çalışırken, bu girişim dijital hafızanın geleceği konusunda yeni soruları da gündeme getiriyor. Özellikle gazeteciler, araştırmacılar ve tarihçiler açısından arşivlere erişimin kısıtlanmasının etkileri tartışılıyor. Hasan Abdullah ise yapay zekânın hızlı gelişimiyle birlikte gazetecilik içeriklerinin korunmasına ilişkin tartışmaların her zamankinden daha önemli hâle geldiğini söyledi. Abdullah’a göre fikri mülkiyet haklarının korunması büyük önem taşısa da asıl soru, arşivlerin yasaklanmasının kalıcı bir çözüm olup olmadığıdır. Akademisyen, yapay zekâ sistemlerinin gelişebilmek için çok büyük miktarda veriye ihtiyaç duyduğunu, profesyonel gazeteciliğin de en güvenilir bilgi kaynaklarından biri olduğunu belirtti. İçeriklerin herhangi bir düzenleme veya adil bir karşılık olmadan kullanılmasının medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini ifade eden Abdullah, buna rağmen dijital arşivlerin tamamen kapatılmasının bilgiye erişimi ve bilimsel araştırmaları olumsuz etkileyeceğini vurguladı. Hukuki ve Etik Çerçeve Çağrısı Abdullah, son dönemde gazeteler ile yapay zekâ şirketleri arasında eğitim verilerinin kullanımı nedeniyle hukuki anlaşmazlıkların arttığını, buna karşın bazı medya kuruluşlarının teknoloji şirketleriyle veri kullanımını düzenleyen anlaşmalar imzaladığını hatırlattı. Ona göre gerçek çözüm, medya kuruluşlarının haklarını korurken kamuoyunun bilgiye erişim hakkını da güvence altına alan dengeli bir hukuki ve etik çerçeve oluşturulmasıdır. Bu çerçeve kapsamında gazetecilik içeriklerinin adil ve şeffaf bir ücretlendirme karşılığında kullanılmasını sağlayacak lisans sistemleri geliştirilmeli, ayrıca yapay zekâ şirketleri eğitim verilerinin kaynaklarını açıklamakla yükümlü tutulmalıdır. Abdullah ayrıca medya kuruluşları ile teknoloji şirketleri arasında stratejik ortaklıklar kurulmasını önerdi. Böylece sürekli çatışma yerine iki tarafın da yarar sağlayacağı iş birliği modelleri geliştirilebilir. Gazetecilik ve Tarih Yazımı Açısından Sonuçlar Akademisyene göre dijital arşiv hizmetlerine erişimin kaybedilmesi uzun vadede ciddi sonuçlar doğurabilir. Günümüzde elektronik arşivler, modern dünyanın dijital hafızası ve olayların izlenmesi, açıklamaların doğrulanması ve siyasi-sosyal gelişmelerin zaman içindeki dönüşümünün analiz edilmesi için temel araçlar hâline gelmiş durumda. Araştırmacı gazeteciler, çelişkileri ortaya çıkarmak, silinen bilgileri tespit etmek veya resmî anlatılardaki değişimleri izlemek için arşivlenmiş içeriklere ihtiyaç duyuyor. Tarihçiler ve akademisyenler ise çağdaş tarihi doğru biçimde inşa etmek için bu kaynaklardan yararlanıyor. Bu nedenle dijital arşivlere erişimin sınırlandırılması, şeffaflığı ve kamusal denetimi zayıflatabilir; gelecek nesiller için ciddi bir bilgi boşluğu yaratabilir. Abdullah, değerlendirmesini şu görüşle özetledi: “Gerçek mesele teknolojiyi engellemek değil, onu düzenlemektir. Amaç hem gazetecilik üretimini korumak hem de toplumun bilgiye erişim hakkını güvence altına almaktır. Gelecek, yapay zekâyı engellemeyi başaranların değil; yenilikçilik, telif hakları ve bilgiye erişim özgürlüğü arasında denge kurabilenlerin olacaktır.” Dijital hafızanın geleceği ve arşivlere erişimin gazeteciler, araştırmacılar ve tarihçiler üzerindeki etkileri konusundaki tartışmalar ise giderek daha fazla önem kazanıyor. Şarku'l Avsat / Kahire: Fethiye ed-Dahahani

Yapay zeka depresyondaki gençlerin dert ortağı oldu Haber

Yapay zeka depresyondaki gençlerin dert ortağı oldu

Almanya'da 16-39 yaş arası depresyon hastalarının yüzde 35'i durumları hakkında yapay zeka ile konuşuyor. Almanya merkezli Depresyon Yardımı ve İntiharı Engelleme Vakfı'nın bulgularına göre, 16 ile 39 yaş arasındaki depresyon hastalarının yüzde 35'i hastalıkları hakkında yapay zeka (YZ) destekli sohbet robotlarıyla konuşuyor. Salı günü Leipzig'te açıklanan araştırma bulgularına göre, hastaların yüzde 10'u ise yapay zeka ile bir insanla konuşur gibi uzun diyaloglar kuruyor. Sonuçlar, bu yaş grubundan yaklaşık 2 bin 500 kişiyle gerçekleştirilen temsili bir anketin verilerine dayanıyor. Neden yapay zeka? Yapay zeka kullanan hastaların yüzde 56'sı, "depresyonla ilgili sorunlarını biriyle paylaşmak istedikleri" için sohbet robotlarına yöneldiğini belirtti. Yüzde 46'sı hastalığını kontrol altına almayı umduğunu, yüzde 41'i ise cesaret ve destek aradığını ifade etti. Yaklaşık yüzde 40'ı YZ aracılığıyla tedavi ve terapi seçenekleri hakkında bilgi edindi. Ankete katılanların büyük çoğunluğu deneyimlerini olumlu olarak nitelendirdi. Yüzde 85'i YZ sohbet robotlarıyla yaptığı konuşmaları "yararlı" bulduğunu söyledi. Yapay zeka, katılımcıların yüzde 92'si tarafından anlayışlı, yüzde 89'u tarafından saygılı olarak değerlendirildi. Yüzde 75'i bu konuşmalardan "güçlenerek çıktığını" belirtti. Üçte ikisi ise (yüzde 65) yapay zeka ile diyalog kurmanın kendisine bir yakınlık hissi verdiğini ifade etti. Olumsuz deneyimler ve ciddi kaygılar da var Bazı kullanıcılar olumsuz deneyimlerini de dile getirdi. Depresyonlu katılımcıların yüzde 57'si bir bilgisayar programıyla konuşmanın kendisini bunalttığını hissetti. Bir katılımcı, "Karşındakinin gerçek, hisseden bir varlık değil, anlayış gösterecek şekilde programlanmış bir yapay zeka olduğunu bilmek olumsuz bir his" dedi. Vakıf, özellikle şu bulgunun endişe verici olduğunun altını çizdi: Ankete katılanların yüzde 53'ü yapay zeka kullanımının ardından öz zarar verme ya da intihar düşüncelerinin arttığını bildirdi. Editörün notu: Deutsche Welle intihar konusunu ihtiyatlı şekilde haberleştirir, çünkü bazı haberlerin taklit edilen davranışlara yol açabileceğine dair kanıtlar bulunuyor. Eğer intihar düşüncesi taşıyorsanız veya duygusal bir kriz içindeyseniz yardım aramaktan çekinmeyin. Ülkenizde nereden yardım alabileceğinizi befrienders.org sitesinde bulabilirsiniz. Almanya'da 0800 111 0 111 ve 0800 111 0 222 numaralı telefonlardan ücretsiz danışmanlık almanız mümkün. Türkiye'de ise acil tıbbi yardıma ihtiyacınız varsa 112'yi arayabilirsiniz. DW Türkçe, epd / BÜ,TY

Yapay zeka "Bilmiyorum" demeyi öğrendi Haber

Yapay zeka "Bilmiyorum" demeyi öğrendi

Güney Koreli araştırmacılar, yapay zeka modellerinin nihayet, belirli konulara aşina olmadıklarını insan davranışına benzer şekilde kabul etmelerini sağlayacak yeni bir yöntem geliştirdi. Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nden araştırmacılar, bu atılımın otonom sürüş ve tıp gibi alanlarda kullanılan yapay zeka modellerinin güvenilirliğini artırabileceğini söylüyor. Önceki araştırmalar, özellikle tıbbi teşhis gibi alanlarda, bu araçların karar alma süreçlerinde kullanılmasının en büyük risklerinden birinin yapay zekanın "aşırı özgüveni" olduğunu ortaya koymuştu. OpenAI'ın ChatGPT'si gibi yaygın kullanılan yapay zeka modellerinin, bilmediklerini kabul etmek yerine tahmin yapmaya teşvik edildikleri için "halüsinasyon gördükleri", yani bilgi uydurdukları gösterilmişti. Şimdiyse araştırmacılar, yapay zekanın aşina olmadığı veya daha önce karşılaşmadığı bilgilerin farkında olmasını sağlayan ve sohbet robotlarının genel güvenilirliğini artıran bir yöntem geliştirdi. Araştırmacılar, yapay zekada aşırı özgüvenin temel nedeninin, omurga altyapısını oluşturan yapay sinir ağlarını kullanarak ilk verilerden öğrenme biçimi olduğunu söylüyor. Bu aşamada ortaya çıkan küçük hatalar, düzeltilmezse yayılabiliyor ve sonraki eğitim sırasında önemli hatalara neden olabiliyor. Araştırmacılar, başlatma aşamasında bir sinir ağına rastgele veri girildiğinde, modelin hiçbir şey öğrenmemiş olmasına rağmen yüksek bir güven sergilediğini buldu. Bu durum "halüsinasyona" yol açtı. Bunu ele almak için araştırmacılar, insan beyninin sorunu çözme biçiminden ipuçları kullandıklarını söylüyor. İnsanlarda beyin sinyalleri doğumdan önce bile dış uyaran olmaksızın üretiliyor, bu da sorunun üstesinden gelmeye yardımcı oluyor. Bunu taklit eden bilim insanları, bir yapay zeka modelinin sinir ağı omurgasının, gerçek öğrenmeden önce rastgele gürültü girdileriyle kısa bir ön eğitimden geçtiği bir sistem geliştirdi. Araştırmacılara göre bu süreç, yapay zekanın veri öğrenmeye başlamadan önce kendi belirsizliğini ayarlayarak kendisi için bir temel oluşturmasını sağlıyor. Isınma süreci, yapay zeka modelinin başlangıç ​​güvenini şansa yakın düşük bir seviyeye ayarlamasına ve aşırı güven yanlılığını önemli ölçüde azaltmasını sağlayabilir. Araştırmacılar, başka bir deyişle yöntemin modellerin önce "Henüz hiçbir şey bilmiyorum" durumunu öğrenmesine yardımcı olduğunu söylüyor. Araştırmacılar, "Geleneksel modeller, eğitim sırasında karşılaşmadıkları veriler için bile yüksek güvenle yanlış cevaplar verme eğilimindeyken, ısınma eğitimi alan modeller, güvenlerini düşürme ve 'bilmediklerini' tanıma yeteneklerinde belirgin bir iyileşme gösterdi" diye açıkladı. Bu, yapay zekanın "bildiklerini" "bilmediklerinden" ayırt etme yeteneğini geliştirmesini sağlayabilir. Nature Machine Intelligence adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Se-Bum Paik, "Bu çalışma, beyin gelişiminin temel ilkelerini birleştirerek, yapay zekanın kendi bilgi durumunu insanlara daha benzer bir şekilde tanıyabileceğini gösteriyor" dedi. Bu önemli çünkü yapay zekanın yalnızca doğru cevabı ne sıklıkla verdiğini iyileştirmekle kalmayıp, ne zaman kararsız olduğunu veya yanılmış olabileceğini anlamasını sağlıyor. Independent Türkçe

Gaziantep turizmde dijital çağı başlattı! Haber

Gaziantep turizmde dijital çağı başlattı!

GAZİANTEP (İGFA) - Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın da yer aldığı tanıtım programı, 25 Aralık Kahramanlık Panoraması ve Müzesi’nde gerçekleştirildi. Gaziantep’in turizm vizyonunun dijital dönüşüm ayağını temsil eden bu proje ile şehrin ulusal ve uluslararası ölçekten tanıtım gücünün artırılması, turist deneyiminin modernize edilmesi ve yerel turizm paydaşlarının dijital sistemle bütünleşmesi hedefleniyor. ALPASLAN: “GAZİANTEP, KÜLTÜR VE TURİZM ALANINDA DA ÖRNEK VE ÖNCÜ ÇALIŞMALAR YAPMAKTA” Visit Gaziantep tanıtım programında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gaziantep’in şehir tanıtımı konusunda önemli bir çalışmayı hayata geçirdiğini belirterek, “Gaziantep’imizle bereketli bir iş için hep beraber bir aradayız. Gaziantep’imiz yine fark yaratarak şehrimizin tanıtımıyla ilgili güzel bir işi hayata geçirdi” dedi. Çalışmanın bir ekip işi olduğunu ifade eden Alpaslan, “Bu gurur verici iş için Gazianteplileri, Gaziantep’imizi tebrik ediyorum. Bu bir takım oyunu. Gaziantep bir şehir olarak bunu güzel bir iş olarak ortaya koydu, başardı” diye konuştu. Türkiye’nin turizmde daha üst noktalara çıkması için çalışmaların sürdüğünü aktaran Alpaslan, “Türkiye’yi turizmde daha üst noktalara çıkartmak için biz çalışmalarımızı bakanlık olarak Cumhurbaşkanımızdan aldığımız destekle yürütüyoruz” ifadelerini kullandı. Gaziantep’in bu süreçte öne çıkan şehirlerden biri olduğunu belirten Alpaslan, “Bu çerçevede hep Antep’imiz öne çıktı. Sanayide, ticarette, üretimde, eğitimde her alanda olduğu gibi kültür ve turizm alanında da bu kadim şehir, geçmişinden aldığı birikimle bu alanda da örnek, öncü başarılar, öncü çalışmalar yapmakta” ifadelerini kullandı. ŞAHİN: “AKILLI ŞEHRE AKILLI TURİZM LAZIM” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Visit Gaziantep uygulamasının kentin turizm vizyonu açısından önemli bir çalışma olduğunu belirterek, “Bu bir ekip işi. Gaziantep modeli verimlilikle koordinasyonu sağlayan, sen ben yok biz varız diyen bir model. Bu ekibin başında bizi koordine eden herkese, bizi kırmayıp gelenlere çok teşekkür ederim” dedi. Gaziantep’in tarihi, kültürü ve turizm potansiyeliyle öne çıkan şehirlerden biri olduğunu ifade eden Şahin, “Burası Evliya Çelebi’nin bütün dünyayı dolaşıp, burayı anlatmaya ne kalem ne kelam yeter dediği suyun gözü Ayıntap. Artık biz yerelden evrensele, gelenekten geleceğe dünyanın sayılı şehirlerinden ve ülkelerinden bir tanesiyiz” diye konuştu. Şahin, Gaziantep’in misafirperverliği ve hoşgörüsüyle tercih edilen bir şehir olduğunu belirterek, şunları aktardı: “Anadolu irfanı, Anadolu hoşgörüsü, işte tam bunun için bize ait bu değerler için buradayız ama bizim iddiamız da var. 21’inci yüzyıl veri yüzyılı, tasarım yüzyılı. Yenilenmemiz lazım. Akıllı şehre akıllı turizm lazım. Akıllı turizm, yapay zeka çağında başka bir şey söylemek lazım. İşte bugün 9 dille, her birinin yanına bir rehber koymadan, dünyanın en önemli ülkelerinde en büyük yazılımlarını gördüğümüzde ‘Biz niye yapamıyoruz?’ dediğimiz bir çalışmadır bu. Kendi çalışma arkadaşlarıma bu vizyonlarından dolayı çok teşekkür ederim.” Kentin marka değerinin kısa sürede oluşmadığını vurgulayan Şahin, Gaziantep’in özgün kimliğine dikkati çekerek, “Şehre geldiğin zaman bir bağ kuruluyor. İnsan, ‘Ben buraya aitim, tekrar gelebilirim’ diyor. Bu, kendi içinde oluşan küresel bir marka. Marka yolculuğu akşamdan sabaha olmuyor. Küresel dil, ürünün kalitesiyle başlıyor. Görünürlükle ölçülebiliyor. Biz bir kere çok özgün ve kimlikliyiz. Yuvarlanan dünyada dik duruyoruz” ifadelerini kullandı. Gaziantep’in sahip olduğu değerleri akıllı turizm anlayışıyla geleceğe taşımak istediklerini belirten Şahin, “Bize ait değerleri biz medeniyet ekonomisi olarak güncellemek, akıllı turizme çevirmek istiyoruz. Milli ve yerli duruş için tek başına kitaplarla bunu öğretmeniz mümkün değil. Elimizdeki panoramik müze, içinden geçtiğiniz zaman bastığın toprağın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor” dedi. Şahin, Gaziantep’in gastronomi alanındaki hikayesinin de uluslararası dile taşınması gerektiğini kaydederek, “Bize kimlik lazım. Bu hikayeyi uluslararası bir dile çevirmemiz lazım. İşte bizim her Ramazan orucumuzu açtığımız yuvalamanın hikayesi var. Düğün yemeğinin hikayesi var. Kaybettiğimiz her ürünün başka ülkeler tarafından sahiplenildiğini gördüğümüzde şunu gördük; hiçbir şey boşluk kabul etmiyor. Sahip çıkmamız lazım ve sofra ekosistemini kurmamız gerektiğini gördük” diye konuştu. Gaziantep’in bir deneyim modeline dönüştüğünü dile getiren Şahin, “Ürün, tat, hafıza; 5 duyuya hitap ettiğiniz zaman hafızanızda yer buluyor. Gaziantep bir deneyim modeline dönüyor. Bunların her birinin kendi içinde başka hikayesi var” ifadelerini kullandı. Şahin, kentin turizmdeki stratejik konumuna da dikkati çekerek, “Kültür turizminde elimizdeki imkanları gördük. Gaziantep’in turizmdeki stratejik konumu, gastronomi, kültür turizmi, doğa turizmi, inanç turizmi; bu değerlere sahip çıkmamız, bunun gereğini yapmamız ve bunun sonuçlarını almamız gerekiyor. Akıllı şehir demek, akıllı turizm demek; istihdam, geleceğe taşımak demek” dedi. ÇEBER: “GAZİANTEP’İN GELİŞMESİNDEKİ ANA ETMENLERDEN BİRİ TURİZM Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kentin turizm potansiyelinin sanayi ve gastronomiyle sınırlı olmadığını belirterek, “Gaziantep, ülkenin en yüksek potansiyeline sahip illerinden birisi. Gaziantep için rahatlıkla söyleyebiliriz ki ne ararsanız daha fazlasını bulursunuz. Bizim bu şehir için iddialarımız var. Her ne kadar son zamanlarda sanayi ve gastronomi şehri olarak bilinse ve bu çok doğru olsa da şehrimizin gelişmesinde ana etmenlerden birisinin turizm sektörü olacağına inanıyoruz” diye konuştu. GÜL: GAZİANTEP TARİHİ, KÜLTÜRÜ VE İNSANIYLA GÜÇLÜ BİR ŞEHİR KİMLİĞİNE SAHİP AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, Gaziantep’in tarihi, kültürü ve insanıyla güçlü bir şehir kimliğine sahip olduğunu belirterek, Kültürel mirasın korunması ve turizm değerlerinin gün yüzüne çıkarılması için yürütülen çalışmalara dikkati çekti. Gül, bu anlamda bugün tanıtımı yapılan Visit Gaziantep uygulamasının da büyük önem taşıdığını söyledi. TÜM BİLGİLERE TEK UYGULAMADAN 9 DİL SEÇENEĞİYLE ERİŞİLECEK Programda, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Ertürk, Visit Gaziantep uygulamasına ilişkin sunum yaptı. Sunuma göre, Gaziantep’in turizm envanterini tek bir dijital çatı altında toplayan destinasyon yönetim modeliyle; müzeler, tarihi yapılar, ören yerleri, gastronomi noktaları, coğrafi işaretli ürünler, kültürel miras unsurları, etkinlik ve festival takvimi ile ziyaretçi deneyimine yönelik içerikler entegre bir sistemde sunuluyor. Böylece kullanıcılar, ihtiyaç duydukları bilgilere tek bir uygulama üzerinden erişebiliyor. Gaziantep’in “akıllı turizm destinasyonu” modeline geçişinde stratejik bir adım olarak konumlandırılan proje, 9 dilde ve yapay zeka destekli altyapısıyla ziyaretçilere kişiselleştirilmiş şehir deneyimi sunmayı amaçlıyor. Visit Gaziantep tanıtım programı, protokol üyelerinin katılımcılar ile çektiği hatıra fotoğrafı sonrası sona erdi.

Yapay zekayı sadece 10 dakika kullanmak bile beyin performansını olumsuz etkiler Haber

Yapay zekayı sadece 10 dakika kullanmak bile beyin performansını olumsuz etkiler

4 uluslararası üniversiteden bilişsel bilimcilerden heyecan verici sonuçlar.. Yapay zekânın insan beyni üzerindeki uzun vadeli etkilerinin henüz bilinmediği yönündeki uyarılar sürerken, yeni bir araştırma kısa vadeli kullanımın bile bilişsel performansı olumsuz etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre yalnızca 10 dakikalık yapay zekâ kullanımı, bireylerin problem çözme performansında düşüşe yol açabiliyor. Dört üniversiteden ortak araştırma Carnegie Mellon University, University of Oxford, Massachusetts Institute of Technology ve University of California, Los Angeles araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, katılımcılardan kesirli işlemlere dayalı matematik sorularını çözmeleri istendi. Katılımcıların bir kısmı soruları kendi başına çözerken, diğer gruba “GPT-5” tabanlı bir yapay zekâ asistanı kullanma imkânı tanındı. Ancak deneyin son üç sorusunda bu yapay zekâ desteği aniden kesildi. Yapay zekâ desteği ilk etapta başarıyı artırdı Deneyin büyük bölümünde yapay zekâ kullanan grubun doğru çözüm oranı kontrol grubundan daha yüksek çıktı. Ancak destek kesildiğinde bu grubun performansı sert şekilde geriledi. Araştırmaya göre yapay zekâ desteği kaldırıldıktan sonra, destek alan grubun soru çözme başarısı kontrol grubuna kıyasla yaklaşık yüzde 20 düştü. Ayrıca yapay zekâ kullanan katılımcıların, destek kesildikten sonra soruları boş bırakma oranının da belirgin biçimde arttığı görüldü. Bu grubun soruları atlama oranı kontrol grubunun yaklaşık iki katına ulaştı. 10 dakikalık kullanım bile etkili olabilir Araştırmacılar, katılımcıların yapay zekâya yalnızca yaklaşık 10 dakika erişebildiğine dikkat çekerek, kısa süreli kullanımın bile bireylerin kendi problem çözme becerilerine duyduğu güveni azaltabileceğini ifade etti. Benzer yöntemle gerçekleştirilen ikinci deneyde ise bu kez matematik yerine okuduğunu anlama becerileri test edildi. Sonuçların büyük ölçüde benzer olduğu, ancak yapay zekâ kullanımının deneyin ilk bölümünde belirgin bir avantaj sağlamadığı kaydedildi. Kullanım biçimi belirleyici oldu Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise kullanıcıların yapay zekâyı hangi amaçla kullandığının sonuçları doğrudan etkilemesi oldu. Doğrudan cevap isteyen katılımcıların performans kaybı ve soru atlama oranı daha yüksek çıktı. Katılımcıların yüzde 61’i yapay zekâdan doğrudan çözüm talep ettiğini belirtti. Buna karşılık yalnızca ipucu veya açıklama isteyen katılımcılarda benzer bir performans düşüşü gözlenmedi. Bu grubun sonuçları kontrol grubuyla benzer seviyede kaldı. Araştırmacılar, bu bulgunun tüm yapay zekâ kullanım biçimlerinin bilişsel açıdan zararlı olmadığını gösterdiğini vurguladı. Çalışmaya göre asıl risk, bireyin düşünme sürecini tamamen yapay zekâya devretmesi. Önceki çalışmalarla benzer sonuçlar Araştırma, yapay zekâ kullanımının bilişsel gerilemeyle ilişkili olabileceğini öne süren önceki çalışmalarla da paralellik gösteriyor. Daha önce Massachusetts Institute of Technology tarafından yürütülen ve makale yazımı sırasında beyin aktivitesini inceleyen bir araştırmada, bağımsız çalışan yazarların beyin bağlantılarının, büyük dil modellerini kullanan yazarlara göre daha güçlü olduğu tespit edilmişti. Ayrıca bilişsel emek ve tıp gibi alanlarda yapılan başka çalışmalarda da görevlerini yapay zekâ desteğiyle yerine getiren kişilerin, destek olmadan aynı görevleri gerçekleştirmekte daha fazla zorlandığı belirtilmişti. Araştırmanın sonuç bölümünde bilim insanları şu değerlendirmeye yer verdi: “Bulgularımız, günlük yapay zekâ kullanımının insanın azmi ve mantıksal düşünme becerileri üzerindeki birikimli etkilerine dair acil sorular doğuruyor.” Araştırmacılar ayrıca şu uyarıda bulundu: “Bu etkiler sürekli yapay zekâ kullanımıyla zaman içinde birikirse, kısa vadeli yardım sağlamak üzere tasarlanan mevcut yapay zekâ sistemleri, desteklemeyi amaçladıkları insan becerilerini zayıflatma riski taşıyabilir.” Jude Cramer / Fast Company

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.