Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yan Etkiler

bursaarena.com.tr - Yan Etkiler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yan Etkiler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zayıflama iğneleri gerçekten mucize mi? Yoksa... Haber

Zayıflama iğneleri gerçekten mucize mi? Yoksa...

Zayıflama iğneleri, iştah ve tokluk mekanizmalarını etkileyerek kilo kaybını destekleyebiliyor. Ancak bu ilaçların doğru kişilerde, hekim kontrolünde ve dengeli beslenme alışkanlıklarıyla birlikte kullanılması büyük önem taşıyor. Sofra/Compass Group Türkiye Ülke Diyetisyeni Emel Terzioğlu Arslan, zayıflama iğnelerinin çalışma mekanizmasından kullanım sürecinde dikkat edilmesi gerekenlere kadar merak edilen konulara açıklık getiriyor. Son dönemde kilo yönetimi konusunda en çok konuşulan konulardan biri hâline gelen zayıflama iğneleri, özellikle sosyal medyada hızlı kilo kaybıyla gündeme geliyor. Ancak bu ilaçlar yalnızca iştahı azaltan ürünler değil; vücudun açlık, tokluk ve kan şekeri düzenini etkileyen tıbbi tedaviler olarak öne çıkıyor. Sofra/Compass Group Türkiye Ülke Diyetisyeni Emel Terzioğlu Arslan, zayıflama iğnelerinin etkili bir kilo yönetimi sürecindeki yerini değerlendirirken bu tedavilerin herkes için uygun olmadığının altını çiziyor. Arslan, kalıcı sonuçlar için doğru tedavi yaklaşımının yanı sıra yeterli ve dengeli beslenmenin, fiziksel aktivitenin ve uzman takibinin de önemli olduğunu vurguluyor. İştah ve tokluk mekanizmasını nasıl etkiliyor? Zayıflama iğnelerini anlamak için GLP-1 hormonunu bilmek gerekiyor. Yemek sonrası bağırsaklardan salgılanan GLP-1, tokluk sinyalleri iletir ve kan şekerini düzenler. Semaglutid ve liraglutid bu hormonu taklit ederek iştahı azaltıp tokluğu artırırken; Tirzepatid, GIP hormonunu da taklit ederek daha az yemekle uzun süre tok kalmayı sağlar. İlaçların doğrudan yağ yakmadığını belirten Emel Terzioğlu Arslan, “Bu ilaçların temel etkisi, iştahı ve besin alımını düzenleyerek kilo kaybını desteklemeleridir. Dolayısıyla tedaviyi yalnızca tartıdaki değişim üzerinden değerlendirmek yerine kişinin genel sağlık durumunu ve beslenme alışkanlıklarını da göz önünde bulundurmak gerekir” diyor. Arslan: “Herkes için uygun bir yöntem değil” “Zayıflama iğneleri öncelikle obezite tedavisinde ve belirli sağlık koşullarını karşılayan kişilere uygulanır. Bazı ilaçlar BKİ’si 30 ve üzeri olanlarda veya BKİ’si 27 ve üzeri olup diyabet, hipertansiyon gibi kilo ile ilişkili sorunu bulunanlarda kullanılabilir. Birkaç kilo vermek isteyen herkes için uygun değildir. Zayıflama iğnelerine başlama kararı; sağlık durumu, hastalık geçmişi ve kullanılan ilaçlar değerlendirilerek hekim tarafından verilmelidir. Doz ve süreç mutlaka hekim kontrolünde planlanmalı, kişiler kendi kararlarıyla doz değiştirmemelidir” “Yan etkiler görülebilir” “Tedavide bulantı, kabızlık, ishal, şişkinlik ve kusma gibi yan etkiler görülebilir. Bu nedenle tedaviye düşük dozla başlanıp kademeli artış yapılması hekim sürecinin önemli bir parçası. Gebelikte kullanılmaması gereken bu ilaçlar öncesinde sağlık durumu değerlendirilmelidir. Safra kesesi veya pankreas hastalığı öyküsü olanlar ile diyabet hastaları hekimlerini bilgilendirmelidir. Şiddetli karın ağrısı ya da sürekli kusmada vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır.” “Daha az yemek, yetersiz beslenmek anlamına gelmemeli” “Azalan iştahla öğünler küçülse de vücudun protein, vitamin ve mineral ihtiyacı azalmaz. Kilo kaybı sürecinde kas kütlesi de düşebileceğinden beslenmenin doğru planlanması gerekir. Kilo verirken yalnızca tüketilen miktara odaklanmamak gerekir. Protein kaynaklarının yanı sıra sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillere yer verilmelidir. Uygun kuvvet egzersizleri kas kütlesini koruyabilir. Belirgin iştahsızlık yaşayan kişilerin hekim ve diyetisyen desteği alması beslenme yetersizliklerini önlemek açısından önemlidir.” İlaç bırakıldığında kilo geri alınabilir mi? Arslan: “İlaç bırakıldığında iştah üzerindeki etkinin azalması ve açlık hissinin artması, kiloların bir bölümünün geri alınmasına neden olabilir. Bu durum vücudun geliştirdiği biyolojik yanıtlarla ilgili. Sonlandırma sürecinin hekimle planlanması gerekiyor. Kilo yönetimini yalnızca ilaç dönemine ait görmemek gerekir. Dengeli beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite ve düzenli takip, elde edilen sonuçların korunmasına destek olur.” Amaç yalnızca kilo vermek değil, sağlığı korumak Zayıflama iğneleri uygun kişilerde kilo yönetimini desteklese de tek başına sürdürülebilir sonuç garantilemez. Emel Terzioğlu Arslan, sağlıklı kilo yönetiminin kişiye özel tedavi, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve uzman desteğiyle bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Bilim İnsanları o Çin bitkisinin, kelliğin çaresi olabileceğini söylüyor Haber

Bilim İnsanları o Çin bitkisinin, kelliğin çaresi olabileceğini söylüyor

Bilim insanları, bu bitkinin sadece saç dökülmesini yavaşlatmakla kalmayıp, aynı zamanda yenilenmeyi destekleyen koşullar yarattığını söylüyor Yeni bir araştırma, Çin geleneksel tıbbında yaygın kullanılan bitki kökünün erkek tipi kellik için etkili bir tedavi seçeneği olabileceğini ortaya koyuyor. Androgenetik alopesi, yani erkek tipi kellik, dünya çapında milyonlarca erkeği etkileyen en yaygın saç dökülmesi türü. Bu durum saç foliküllerinin zamanla küçülmesiyle kademeli ilerliyor ve saçların daha ince, daha kısa çıkmasına yol açıyor. Ardından büyüme önemli ölçüde yavaşlayabiliyor veya tamamen durabiliyor. Finasterid ve minoksidil gibi tedaviler fayda sağlayabilse de bazı kişilerde cinsel yan etkiler veya kafa derisi tahrişi gibi istenmeyen sonuçlara da yol açabileceğinden herkes için ideal olmayabiliyor. Şimdiyse araştırmacılar, Çin geleneksel tıbbında uzun zamandır kullanılan bir kökün androgenetik alopesi için potansiyel bir tedavi olabileceğini buldu. Journal of Holistic Integrative Pharmacy adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Han Bixian, "Analizimiz, kadim bilgeliği modern bilimle buluşturuyor" dedi. Boğumluca otunun kurutulmuş kökü (Journal of Holistic Integrative Pharmacy, 2026) Çince adı He Shou Wu olan Boğumluca otu, bin yıldan fazla süredir kullanılıyor ve geleneksel olarak "saçı karartma ve besleyici öz"le ilişkilendiriliyor. Ancak bitkinin saç büyümesini desteklediği kesin biyolojik yol belirsizliğini koruyordu. Araştırmacılar artık Boğumluca otunun saç büyümesini sadece tek bir biyolojik yol üzerinden değil, aynı zamanda saç dökülmesi ve yeniden uzamasıyla ilgili çeşitli süreçler aracılığıyla etkilediğine inanıyor. Androgenetik alopeside, dihidrotestosteron adlı bir hormon, saç foliküllerini kademeli olarak küçülterek, güçlü ve sağlıklı saç üretmelerini zorlaştırıyor. Son inceleme Boğumluca otunun bu hormonun etkisini azaltabileceğini ve folikülleri, kalıtsal saç dökülmesinin başlıca etkenlerinden birinden koruyabileceğini gösteriyor. Bilim insanları, Boğumluca otunun folikül hücrelerinin çok erken ölmesini önlemeye ve kafa derisine giden kan akışını artırabileceğini söylüyor. Araştırmacılar, sağlıklı foliküllerin saç büyüme döngüsünü sürdürmek için aktif, canlı hücrelere ihtiyaç duyduğundan bunun önemli olduğunu açıklıyor. Bitki ayrıca rejenerasyonda yer alan ve hücre büyümesini, hücreler arası iletişimi ve doku onarımını düzenleyen temel biyolojik sinyalleri de aktive ediyor. Bilim insanları, bu sinyaller daha güçlü olduğunda, saç foliküllerinin yeniden büyüme durumuna girme olasılığının arttığını söylüyor. Dr. Bixian, "Bizi şaşırtan şey, Tang Hanedanlığı'ndan itibaren tarihsel metinlerin, günümüzdeki saç biyolojisi anlayışıyla mükemmel bir şekilde örtüşen etkileri ne kadar tutarlı bir şekilde tanımladığıydı" dedi. "Modern çalışmalar artık bunun folklor değil, farmakoloji olduğunu doğruluyor" diye ekledi. Çalışmada bilim insanları bitki hakkında laboratuvar araştırmaları, klinik raporlar ve tarihi bitkisel kayıtlar da dahil çeşitli türden bilgileri değerlendirip karşılaştırdı. İnceleme, bitkinin saç dökülmesini yavaşlatmanın ötesinde, rejenerasyonu destekleyen koşullar da yaratabileceğini gösteriyor. Bilim insanları, buna karşılık birçok saç dökülmesi tedavisinin yalnızca mevcut saçları korumak üzere tasarlandığını belirtiyor. "Geleneksel hazırlık sürecinin en önemli aşamalarından biri olan doğru işleme tabi tutulduğunda, bu bitki olumlu bir güvenlik profili sergiliyor; bu da onu, mevcut ilaçlarla bağlantılı cinsel işlev bozukluğu veya kafa derisi tahrişi gibi yan etkilerden çekinen hastalar için daha cazip bir seçenek haline getiriyor" diye yazdılar. Araştırmacılar, son çalışmanın yeni nesil saç çıkarma tedavilerine rehberlik edebileceğini umuyor. Independent Türkçe,independent.co.uk/news/science Vishwam Sankaran Bilim ve Teknoloji Muhabiri

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.