Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Washington

bursaarena.com.tr - Washington haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Washington haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD'de yaşayan Türk gencinden 2 aydır haber alınamıyor Haber

ABD'de yaşayan Türk gencinden 2 aydır haber alınamıyor

Eğitim amacıyla yaklaşık üç yıl önce ABD'ye gelen Burak Ünal'dan iki aydır haber alınamıyor. Oğlundan gelecek bir telefonu umutla bekleyen anne Gülhane Ünal, yaşadığı çaresizliği ABDPOST New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli'ye anlatarak Amerika'daki Türk toplumundan yardım istedi. ABDPOST.COM ABD (İGFA) - Yaklaşık üç yıl önce eğitim amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ne gelen Burak Ünal'dan iki aydır haber alınamıyor. Washington eyaletinin Seattle kentinde yaşayan gençten uzun süredir haber alamayan ailesinin endişesi her geçen gün büyüyor. Muğla'nın Datça ilçesinde yaşayan anne Gülhane Ünal, yaşadığı çaresizliği ABDPOST New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli'ye anlatarak Amerika'daki Türk toplumundan yardım istedi. Eğitim İçin Gitti, Okulu Bırakıp Çalışmaya Başladı ABDPOST'un edindiği bilgilere göre Burak Ünal, yaklaşık üç yıl önce eğitim amacıyla Seattle'a gitti. İlk iki yıl eğitimine devam eden genç, yaklaşık bir yıl önce okulunu bırakarak geçimini sağlayabilmek için bir markette çalışmaya başladı. Ancak bir süre sonra işini kaybetti. Ailesinin aktardığına göre işini kaybetmesinin ardından psikolojik olarak zor bir süreç yaşamaya başladı ve çevresiyle iletişimini giderek azalttı. "Bana Ulaşamazsan Ev Sahibimi Ara" Demişti Anne Gülhane Ünal, oğlunun bir süre önce kendisine, uzun süre ulaşamaması halinde Texas'ta yaşayan ev sahibinin telefon numarasını verdiğini anlattı. O dönemde yaklaşık 15 gün boyunca Burak Ünal'dan haber alamayan anne, son çare olarak ev sahibine ulaştı. Ev sahibinin girişimiyle Burak Ünal'ın aileyle yeniden iletişim kurduğu öğrenildi. Ancak aynı yöntem bu kez sonuç vermedi. Anne Ünal, yaklaşık iki aydır oğluna ulaşamadığını, ev sahibinin de artık Burak Ünal'dan haber alamadığını söyledi. Anne Ünal, oğlunun psikolojik olarak zor bir dönemden geçtiği, kimseyle görüşmek istemediği ve giderek içine kapandığı yönündeki bilgileri de Texas'taki ev sahibinden öğrendiğini belirtti. Ev sahibinin aileye aktardığına göre Burak Ünal son dönemde telefonlara cevap vermiyor, kimseyle iletişim kurmak istemiyor ve kendisini eve kapatıyordu. Telefonu Tamamen Kapandı Anne Gülhane Ünal, oğlunun daha önce aramalarına zaman zaman cevap verdiğini, en azından telefonunun çaldığını ancak son iki aydır telefonunun tamamen kapalı olduğunu söyledi. "Eskiden ulaşamasam bile telefonu çalardı. Şimdi ise telefon tamamen kapalı. İki aydır hiçbir şekilde sesini duyamıyorum." diyen anne, oğlunun bulunduğu yer ve sağlık durumuyla ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadıklarını ifade etti. "Umarım Hâlâ Auburn'dadır" Anne Ünal, oğlunun öğrencilik döneminde Washington eyaletinin Auburn kentinde kaldığını belirterek, hâlâ aynı şehirde olmasını umut ettiğini söyledi. "Keşke hâlâ orada olsa..." diyen anne, oğlunun Auburn'da olabileceği ihtimalini koruduklarını ancak şu an tam olarak nerede bulunduğunu bilmediklerini ifade etti. Amerika'da Hiçbir Yakını Yok Ailenin verdiği bilgiye göre Burak Ünal'ın Amerika'da herhangi bir akrabası ya da yakını bulunmuyor. Seattle'da yaşamını tek başına sürdüren genç, okulunu bıraktıktan sonra bir süre çalıştı ancak daha sonra işsiz kaldı. Ailesi, yaşadığı ekonomik ve psikolojik sıkıntıların ardından oğullarının tamamen içine kapandığını düşünüyor. Anne Gülhane Ünal'dan Çağrı İki aydır oğlundan haber alamayan Gülhane Ünal, Amerika'da yaşayan Türk toplumuna seslenerek yardım istedi. "Tek isteğim oğlumun iyi olduğunu öğrenebilmek. Sesini duymak istiyorum. Onu gören, kendisiyle konuşan ya da nerede olduğunu bilen biri varsa lütfen bizimle iletişime geçsin." ABDPOST'tan Çağrı ABDPOST ailesi, başta Washington eyaleti olmak üzere Seattle, Auburn ve çevresinde yaşayan vatandaşlardan, Burak Ünal'ı gören, kendisinden haber alan ya da bulunduğu yere ilişkin en küçük bir bilgiye sahip olanların kendileriyle iletişime geçmelerini rica etti. Paylaşılacak en küçük bilgi veya ipucu bile genç bir vatandaşımızın bulunmasına ve iki aydır evladından haber bekleyen bir annenin yaşadığı belirsizliğin sona ermesine katkı sağlayabilir.

İsviçre'de başlayan ABD-İran görüşmelerinde son durum ne? Haber

İsviçre'de başlayan ABD-İran görüşmelerinde son durum ne?

ABD ile İran arasındaki savaşı sona erdirecek uzun vadeli bir barış anlaşmasının ayrıntılarına ilişkin görüşmeler İsviçre'de başladı. 21 Haziran Pazar günü başlayan görüşmelerde Pakistan ve Katar arabuluculuk yapıyor. Anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin görüşmelerde kısa sürede görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Görüşmeleri "tarihi" olarak nitelendiren ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, şimdiden büyük ilerleme kaydedildiğini ve bunun gelecekteki ilişkileri dönüştürebileceğini söyledi. Vance, İran'ı nükleer silah geliştirme hedeflerinden vazgeçmesi için bir kez daha uyardı. İran devlet televizyonu, görüşmelerde Tahran'ın Lübnan'daki müttefiki Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın sonlandırılması ve dondurulmuş İran fonları ele alınacağını duyurmuştu. Vance ise "nükleer mesele" olarak adlandırdığı konunun yanı sıra Lübnan'da ateşkes konusunda da ilerleme kaydetmeyi umduğunu söylemişti. ABD heyetinde Vance'ın yanı sıra Trump'ın daması Jareed Kushner ve özel temsilci Steve Witkoff yer alıyor. Görüşmelerin başlamasının ardından Başkan Donald Trump, sosyal medyada yaptığı açıklamada, İran'ın "Lübnan'daki yüksek maaşlı VEKİLLERİNİN sorun çıkarmasını derhal durdurması gerektiğini" söyledi. Aksi halde "tıpkı geçen hafta yaptığımız gibi İran'a yine çok sert bir darbe indireceğiz, hatta daha da sert!!!" ifadesini kullandı. İran'ın baş müzakerecisi Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise ABD'yi açıklamalarında dikkatli olmaya çağırdı ve silahlı kuvvetlerinin yanıt vermeye hazır olduğunu söyledi. ABD ve İranlı yetkililer, savaşı sona erdirmek üzere 17 Haziran'da bir ön anlaşma imzaladı. Anlaşma, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varma taahhüdünün yanı sıra, Lübnan da dahil olmak üzere "tüm cephelerde" çatışmaların sona erdirilmesini ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını içeriyor. ABD-İran anlaşmasında neler var? Ancak Lübnan'da İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında yaşanan yeni çatışmalar üzerine İran, Cumartesi günü bu deniz yolunu kapattığını duyurdu. Deniz seyir verileri ise gemilerin buradan geçmeye devam ettiğini gösteriyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Lübnan'ın güneyindeki güvenlik bölgesinde gerekli olduğu sürece kalmaya devam edeceğiz… ve hiçbir şey bu durumu değiştirmeyecek" dedi. Kaynak,AFP via Getty Images /// İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile İran'In müzakere heyetinde yer alıyor.İran Hürmüz Boğazı'nı kapattığını açıkladı İran ordusu, İsrail'in güney Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle dün Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattığını açıkladı. ABD ile İran arasında doğrudan görüşmelerin bugün İsviçre'de başlaması planlanıyor. ABD boğazda trafik akışının devam ettiğini savundu. İran ise 20 Haziran'da Lübnan'da İsrail'in gerçekleştirdiği ve savaşı sona erdirmek için Tahran ile ABD arasında yapılan anlaşmayı ihlal eden saldırılara yanıt olarak boğazın kapatıldığını belirtti. Görüşmelere ABD ve İranlı yetkililerin yanı sıra Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve ülkenin silahlı kuvvetleri komutanı Mareşal Asim Münir de katılacak. Uçağa binmeden önce basın mensuplarına konuşan Vance, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar ve İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırıları hakkında sorulan bir soruya "Aslında orada durum düzeliyor ve olaylar biraz yatışıyor" diye yanıtı verdi. "İsrail ve Lübnan'ın her ikisinin de güvenli ve emniyetli olmasını sağlamak için bu konuyu sürekli olarak yönetmemiz gerekecek." dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesinin "karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmesini talep edeceğini" söyledi. Bu haftanın başlarında ABD ve İran liderleri, Lübnan da dahil olmak üzere savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve derhal yürürlüğe giren bir ön anlaşma imzaladılar. Anlaşma, önümüzdeki 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak üzere müzakerelerin sürdürülmesi taahhüdünü de içeriyor. Kaynak,Getty Images /// Kargo gemileri, 20 Haziran 2026 tarihinde Umman'ın Muskat kentindeki Sultan Kabus Limanı açıklarındaİsrail'in Lübnan'a saldırıları devam etti İran ordusu, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik devam eden saldırılarına yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı. İran Devrim Muhafızları da gemilerin Hürmüz Boğazı'na yaklaşmamaları, aksi halde güvenliklerinin tehlikede olacağı uyarısında bulundu. Devlet televizyonunda, 20 Haziran Cumartesi günü İsrail'in saldırılarının Tahran'ın ABD ile yaptığı barış anlaşmasının ihlâli olduğunu belirten bir açıklama yayımlandı. İran, İsrail'in saldırılarının devam etmesi halinde ek önlemlerin alınacağını belirtti. Lübnan'daki çatışmaların sürmesi nedeniyle Washington ve Tahran arasında 19 Haziran Cuma günü İsviçre'de yapılması planlanan görüşme süresiz ertelenmişti. Ancak ateşkesten saatler sonra İsrail, Hizbullah'ın saldırılarına yanıt verdiğini söyleyerek, Lübnan'ın güneyini yeniden vurdu. Hizbullah, saldırılara karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu söylüyor. Lübnanlı yetkililer İsrail'in son saldırılarında en az 15 kişinin öldüğünü açıkladı. Kaynak, Ramiz Dallah/ Anadolu/ Getty Images /// İsrail, 20 Haziran'da Lübnan'ın Nebatiye bölgesine saldırı düzenledi'Karşılık verme hakkımız saklı' 20 Haziran Cumartesi günü bir İsrailli askeri yetkili, gece boyunca Lübnan'ın güneyindeki İsrail güçlerine karşı "50'den fazla roket fırlatıldığını" iddia ederek, Hizbullah'a yeni saldırılar düzenlediklerini açıkladı. Hizbullah, saldırıları üstlenen ya da yalanlayan bir açıklama yapmadı. Lübnan resmi basını İsrail'in yaklaşık 20 noktaya hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi; ülkenin sivil savunma kurumu da Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye bölgesinde 16 kişinin öldüğünü açıkladı. Lübnanlı milletvekili ve Hizbullah temsilcisi Hasan Fadlallah, Cumartesi günü yaptığı açıklamada İsrail'in ateşkese uyması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde karşılık verileceği uyarısında bulundu. İsrail'den de Hizbullah'ı ateşkese uyması konusunda uyaran açıklamalar geldi. 18 Haziran'da İsrail ordusu dört askerinin öldüğünü duyurmuştu. Aynı gün İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırılarında 18 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı. 18 Haziran'daki saldırıların ardından Washington-Tahran görüşmesi süresiz olarak ertelenmişti. Beyaz Saray Perşembe günü geç saatlerde Vance'in İsviçre'de yapılması planlanan görüşmelere gitmeyeceğini duyurmuştu. Lübnan sağlık bakanlığı, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarının başlamasından bu yana Lübnan'da 3.900'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. İsrail yetkilileri ise aynı dönemde en az 30 askerin ve dört sivilin hayatını kaybettiğini söylüyor. Kaynak, Reuters /// ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 19 Haziran Cuma günü İsviçre'de yapılması planlanan görüşmeler için seyahatini Perşembe günü geç saatlerde iptal etti.'İsrail'e sempati duyan bir tek Trump kaldı' ABD Başkan Yardımcısı JD Vance 18 Haziaran'da İsrail'i açıkça eleştirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD-İran anlaşmasına öfke duyduğuna dair haberleri değerlendiren Vance, İsrail kabinesinden Trump ve anlaşmaya yönelik eleştirilerin kendisini rahatsız ettiğini söyledi ve ekledi: "Onlara şunu söylemek isterim ki Donald Trump günümüzde tüm dünyada İsrail ulusuna sempatiyle yaklaşan tek devlet başkanıdır. "İsrail için problem Donald Trump değil. İsrail'de en büyük sorunlarının ABD başkanı olduğunu düşünenlerin uykularından uyanıp ülkelerinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini kavraması gerekir." Kaynak, Morteza Nikoubazl/NurPhoto / Getty Images /// Tahran sokaklarında ABD Donanması'na karşı resimler yer alıyor. Vance daha önce de New York Times'a yaptığı açıklamada İsrailli ultra milliyetçilere "ulusal güvenlik sorunlarınızdan insanları öldürerek çıkamazsınız" diye seslenmişti. ABD Başkanı Donald Trump da bu hafta İsrail'i, Lübnan'da Hizbullah'a saldırırken orantısız güç kullanarak sivillerin ölümüne yol açmakla eleştirmişti. Trump'tan İsrail'e Lübnan eleştirisi: 'Her seferinde bir binayı havaya uçurmak zorunda değilsiniz' BBC'nin ABD Dışişleri Bakanlığı muhabiri Tom Bateman'a göre Trump böylece, İsrail'i kendisinden önceki tüm ABD başkanlarından daha fazla eleştirmiş oldu. Bateman'a göre Trump bu açıklamalarıyla İran ve Körfez ülkelerine, anlaşmaya sadık olduğu ve Lübnan'da ateşkes için çaba harcadığı mesajını da iletmek istiyor. BBC News Türkçe

Trump'tan yine şaşırtıcı sözler: İran'la anlaşma birkaç gün içinde tamamlanacak Haber

Trump'tan yine şaşırtıcı sözler: İran'la anlaşma birkaç gün içinde tamamlanacak

ABD Başkanı Donald Trump dünya kamu oyunu şaşırtmaya devam ediyor. İran'la anlaşma belgesinin son halinin hazırlandığını belirten Trump, "Belgelerin son halinin hazırlanması sürecinden geçiyoruz. Bu süreç önümüzdeki birkaç gün içinde tamamlanacak ve bir imza töreni düzenlenecek." dedi. ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlenen imza töreninin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Trump, İran'la anlaşmanın tamamlanmak üzere olduğunu vurgulayarak, detaylı mutabakat metni üzerindeki son çalışmaların sürdüğünü söyledi. ABD Başkanı, "(İran'la anlaşma) Belgelerin son halinin hazırlanması sürecinden geçiyoruz. Bu süreç önümüzdeki birkaç gün içinde tamamlanacak ve bir imza töreni düzenlenecek, belki de Avrupa'da." şeklinde konuştu. Trump'tan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın rolüne vurgu Aralarında Türkiye'nin de olduğu birçok bölge ülkesinin lideri ile görüştüğünü ve bu görüşmelerin sürdüğünü belirten Trump, İran'la anlaşma sürecinde Ankara'nın rolüne ilişkin, "Türkiye ile de görüşeceğiz. Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan bu süreçte harikaydı." değerlendirmesini yaptı. İran lideri Mücteba Hamaney'in anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı konusundaki bilgisi sorulan Trump, "Anladığım kadarıyla cevap evet." dedi. Anlaşma imzaları atılır atılmaz Hürmüz Boğazı'nın açılacağını ve ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasının kaldırılacağını vurgulayan Trump, "(Anlaşma) Yakında imzalanacak, belki bu hafta sonu." ifadesini kullandı. ABD Başkanı Trump, söz konusu imza törenine ABD'yi temsilen Başkan Yardımcısı JD Vance, Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve eski Başdanışmanı Jared Kushner'in katılabileceğini belirtti. Trump, bu hafta sonu Washington'da düzenlenecek ABD'nin 250. kuruluş yıl dönümü kutlamalarını takip etmek üzere kentte kalacağını, dolayısıyla olası bir imza törenine Başkan Yardımcısı JD Vance'in katılabileceğini dile getirdi.

Trump'tan Netanyahu'ya 'gözdağı': 'İran'a karşı tek başına kalırsın'... Haber

Trump'tan Netanyahu'ya 'gözdağı': 'İran'a karşı tek başına kalırsın'...

ABD ile İsrail arasındaki İran çatlağı büyüyor. Trump, son yaşanan çatışmalardan sonra Netanyahu’ya 'Yalnız kalırsın' uyarısı yaptığını iddia etti. İsrail basını, 'ABD olmadan birkaç hafta bile dayanamayız.' diye yazarken Başkan Yardımcısı Vance ise 'çıkarlarımız her zaman uyuşmuyor.' dedi. Washington yönetimi, Tel Aviv ile İran konusunda görüş ayrılıkları yaşadığını gizlemiyor. İsrail'in geçen pazar günü Lübnan'ın başkenti Beyrut'a saldırı düzenlemesiyle ateşkes dengesi bozulmuş, İsrail ile İran yaklaşık 16 saat boyunca karşılıklı saldırılarda bulunmuştu. ABD yönetimi artan iç baskı, kontrolsüzce yükselen enerji fiyatları, yaklaşan kritik ara seçimler nedeniyle savaşı bir an önce noktalandırmak isterken İsrail, İran'a karşı hiçbir hedefe ulaşılamadığının farkında. Bu ortamda ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Kanal 12 televizyonuna Başbakan Binyamin Netanyahu ile İran'la yaşanan son gerilime ilişkin yaptığı telefon görüşmesini anlattı. 'DİKKATLİ OL BİBİ' Aydınlık'tan Yiğit Saner'in haberine göre, Netanyahu'dan İran'a karşılık vermemesini talep ettiğini açıkça söyleyen Trump, şunları kaydetti: “Bibi'ye ne yapacağı konusunda çok dikkatli olması gerektiğini, aksi takdirde çok yakın bir zamanda İran karşısında tek başına kalabileceğini söyledim.” Pazartesi günü İsrail'in Maariv gazetesi, Netanyahu'yu önce Beyrut'a sonra İran'a saldırı düzenleyerek Trump'ın sözünden çıktığı için eleştirmiş, ABD'ye en çok ihtiyaç duydukları dönemle Tel Aviv ile Washington'un arasını açmakla suçlamıştı. Gazete şu notu düşmüştü: “ABD olmadan büyük bir savaşa birkaç hafta bile dayanamayız.” 'SON DAKİKADA HABERDAR OLDUM' Trump, pazar gecesi kamuoyuna yaptığı açıklamada da Netanyahu'nun misilleme yapmayacağını ve “kararlarına uyacağını” iddia etmiş ancak “Bibi” kendisine kulak asmayarak İran'a saldırı başlatmıştı. ABD Başkanı, Kanal 12'ye verdiği demeçte İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından “son dakikada” haberdar edildiğini vurgulayarak buna rağmen saldırının kapsamını sınırlandırmayı başardığını öne sürdü. Trump ayrıca Netanyahu'yu saldırıları durdurma konusunda ikna ettiğini de savundu. ATEŞKES KIRILGANLIĞINI KORUYOR Pazartesi öğleden sonra her iki taraf da saldırıları durdurdu. Ancak İsrail medyasında yer alan haberlerde, yetkililerin Lübnan'a yönelik saldırıların süreceğini açıkladığı belirtildi. İran ise Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılara karşılık vermeyi sürdüreceğini duyurdu. Trump pazartesi akşamı Amerikan medyasına yaptığı açıklamada ise Batı Asya'da bir barış anlaşmasına varmak için “son aşamada” olduklarını savundu. Bunun birkaç gün mü yoksa birkaç hafta mı süreceği sorulduğunda ise “iki ya da üç gün” yanıtını verdi. VANCE: ÇIKARLAR HER ZAMAN ÖRTÜŞMÜYOR ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise Fox News'e verdiği röportajda Washington ile Tel Aviv arasında bazı konularda görüş ayrılıkları bulunduğunu kabul etti. Sunucu Jesse Watters'ın “İsrail'in ABD'yi dinlemesi ve Lübnan'da kendi başına hareket etmesi konusunda ne kadar endişelisiniz?” sorusuna doğrudan yanıt vermeyen Vance, ABD'nin temel hedefinin İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek olduğunu söyledi. “İsrail'in kendi hedefleri var. Ancak ABD'nin İran konusundaki temel amacı İran'ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlamaktır.” diyen Vance, son bir buçuk yılda uzun vadeli bir nükleer anlaşmaya ulaşabilecek zeminin oluşturulduğunu savundu. Vance, “İsrail bundan hoşlanabilir ya da hoşlanmayabilir. Ancak bunun Amerika Birleşik Devletleri'nin çıkarına olduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. 'NÜKLEER ANLAŞMADA FARKLI BİR YOL' İran'ın müzakere masasında ABD'yi oyalayıp oyalamadığı sorusuna ise Başkan Yardımcısı, “Herkes herkesi oynamaya çalışır.” yanıtını verdi. Trump yönetiminin üzerinde çalıştığı anlaşmanın 2015 tarihli nükleer mutabakattan farklı olduğunu savunan Vance, önceki anlaşmanın en büyük eksikliğinin İran'ın hiçbir zaman nükleer silah geliştiremeyeceğini garanti altına alacak yeterli denetim mekanizmasına sahip olmaması olduğunu öne sürdü. Vance, “Başkanın görevi yerine getirilecek ancak İran'ın anlaşmanın kendi tarafına düşen yükümlülüklerini uzun vadede yerine getirip getirmediği de doğrulanacak.” dedi. İran'ın savaşı sürdürmek istemediğini de iddia eden ABD'li yetkili, Tahran'ın masaya bazı öneriler getirdiğini belirterek, olası bir anlaşmanın Amerikan halkı açısından büyük bir kazanım olacağını savundu.

Pakistan’dan Tahran-Washington hattında yeni arabuluculuk hamlesi… Rubio’dan temkinli mesaj: İran’la somut anlaşma yok Haber

Pakistan’dan Tahran-Washington hattında yeni arabuluculuk hamlesi… Rubio’dan temkinli mesaj: İran’la somut anlaşma yok

Ortadoğu, yoğun diplomatik girişimlerle hayati deniz geçiş noktalarındaki hızlı askeri tırmanışın iç içe geçtiği son derece hassas bir stratejik dönemeçte bulunuyor. Bu çerçevede gözler, üst düzey bir arabuluculuk görevi kapsamında Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı’nı ağırlayan Tahran’a çevrildi. Söz konusu girişim, Tahran ile Washington arasında kapalı iletişim kanallarını yeniden açmayı ve mevcut krizi yatıştırmak amacıyla tarafların pozisyonlarını yakınlaştırmayı hedefliyor. Ancak bölgesel diplomatik çabalar, ABD tarafındaki “temkinli yaklaşım” nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ikili görüşmelerin henüz olgunlaşmadığını ve taraflar arasında somut bir anlaşma formülasyonuna ulaşılmadığını belirterek beklentileri düşürdü. Bölgedeki diğer gelişmelerde ise deniz güvenliği kaynaklı gerilim belirgin biçimde yükseliyor. İran, Hürmüz Boğazı’ndan yoğun gemi geçişlerinin, İran Devrim Muhafızları’nın doğrudan koordinasyonu ve gözetimi altında gerçekleştiğini açıkladı. Tahran’ın bu hamlesi yalnızca Körfez bölgesiyle sınırlı kalmadı; İran tarafı, askeri caydırıcılık alanını genişletme ve Babülmendep Boğazı’ndaki deniz trafiğini hedef alma tehdidinde de bulundu. Bu açıklamalar uluslararası çapta geniş endişe yaratırken, Avrupa başkentleri deniz ticaret yollarının güvenliğini koruma konusundaki kararlılıklarını yineledi. Son gelişmelerin ardından bazı Avrupa ülkeleri, küresel ticaret akışının sürdürülmesini sağlamak amacıyla Hürmüz çevresine askeri takviye gönderme hazırlıklarına başladı. Pakistanlı güvenlik kaynağının Axios’a verdiği bilgilere göre: • Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Asim Munir, ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmesi konusunda anlaşmaya varılmasına yönelik girişimler kapsamında bugün Tahran’a gidiyor. • Arabulucular, Washington ile Tahran arasında savaşın sona erdirilmesine ilişkin mutabakatı içeren bir “niyet mektubuna” son şeklini vermeye çalışıyor. • Ancak İran’ın böyle bir belgeyi imzalamayı kabul edip etmeyeceği hâlâ belirsizliğini koruyor. Şarku'l Avsat, Axios

CGTN: Dünya neden yaklaşan Çin-ABD zirvesine odaklanmış durumda? Haber

CGTN: Dünya neden yaklaşan Çin-ABD zirvesine odaklanmış durumda?

CGTN, dünyanın yaklaşan Çin-ABD zirvesini neden yakından takip ettiğini ele alan bir makale yayımladı. Bu yazıda, uzun süredir devam eden jeopolitik gerilimler ve kırılgan küresel toparlanma sürecinin gölgesinde, devlet başkanları düzeyindeki diplomasinin Çin-ABD ilişkilerinin "çapası" işlevini gördüğü vurgulanıyor. Yazıda ayrıca, zirvenin giderek daha dalgalı hâle gelen dünyaya nasıl daha fazla öngörülebilirlik kazandırabileceği de ele alınıyor. GLOBE NEWSWIRE / PEKİN (İGFA) - Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in daveti üzerine ABD Başkanı Donald Trump’ın 13-15 Mayıs tarihleri arasında Çin’e resmi bir ziyaret gerçekleştireceğini Pazartesi günü duyurdu. Uzun süredir devam eden jeopolitik gerilimler ve kırılgan küresel toparlanma sürecinin yaşandığı bir dönemde dünya, iki liderin Çin-ABD ilişkilerini daha da istikrara kavuşturup uluslararası ortama ihtiyaç duyulan öngörülebilirliği sağlayıp sağlayamayacağını yakından izliyor. ÇİN-ABD İLİŞKİLERİNİ DOĞRU ROTADA TUTMAK Birçok gözlemciye göre zirve, ikili ilişkilerde istikrar yönündeki temel beklentiyi yansıtıyor. CGTN’in gerçekleştirdiği röportajlar, devlet başkanları düzeyindeki diplomasinin uzun süredir bu istikrarın temel dayanağı olduğu yönünde uzmanlar arasında ortak bir görüş bulunduğunu ortaya koyuyor. Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Dekanı Wu Xinbo’nun ifade ettiği gibi, devlet başkanları düzeyindeki bu diplomasi ikili ilişkilere “tonunu veriyor ve yönünü belirliyor.” Christopher Newport Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sun Taiyi de benzer şekilde, liderler arasındaki doğrudan iletişimin belirsizlikleri azaltmaya, yanlış hesaplamaların önüne geçmeye ve istikrarın hâlâ en öncelikli unsur olduğu mesajını vermeye yardımcı olduğunu belirtti. Geçtiğimiz yıl boyunca iki lider, telefon görüşmeleri ve Güney Kore’nin Busan kentinde gerçekleştirdikleri yüz yüze görüşme aracılığıyla iletişimi sürdürerek büyük yanlış hesaplamaların önüne geçilmesine ve ilişkilerin genel olarak istikrarlı kalmasına katkı sağladı. Xi, Busan’da Trump’a hitaben yaptığı konuşmada, “Rüzgârlar, dalgalar ve zorluklar karşısında doğru rotada kalmalı, karmaşık ortamda yönümüzü bulmalı ve Çin-ABD ilişkileri gemisinin istikrarlı şekilde ilerlemesini sağlamalıyız” şeklinde konuştu. “Gemiye yön verme” metaforu, somut ilerlemelere de yansıdı. 2025 yılından bu yana, iki devlet başkanının vardığı stratejik mutabakat doğrultusunda her iki tarafın ekonomi ekipleri çok sayıda görüşme turu gerçekleştirirken, geniş çaplı gümrük tarifesi artışlarına da ara verildi. Yeni bir istişare turunun, Pekin’deki zirve öncesinde 12-13 Mayıs tarihlerinde Güney Kore’de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Halklar arası etkileşim de yeniden ivme kazandı. Nisan ayında Pekin’de, Çin-ABD “Ping Pong Diplomasisi”nin 55. yıl dönümü kapsamında düzenlenen etkinliklerde yüzlerce genç Çinli ve Amerikalı spor ve kültürel değişim programlarına katıldı. Daha fazla ABD’li gençlik grubu da değişim ve eğitim programları kapsamında Çin’i ziyaret etti. DEĞİŞEN BİR DÜNYAYA ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK KAZANDIRMAK Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan Çin ve ABD arasındaki ilişkiler, küresel ölçekte en önemli ikili bağlardan biri olmayı sürdürürken, iki ülke lideri arasındaki diplomatik temasların sonuçları yalnızca ikili ilişkilerin istikrara kavuşmasına değil, aynı zamanda küresel kalkınma ve yönetişim üzerinde daha geniş etkiler yaratılmasına da katkı sağlıyor. Peterson Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Chad Bown’un da belirttiği gibi, “neredeyse herkes bu sürecin sonucunda pay sahibi.” Cornell Üniversitesi ekonomisti Eswar Prasad ise daha da ileri giderek, görüşmenin küresel ticaret, jeopolitik ve hatta “kurallara dayalı düzen” açısından sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. CGTN’in uzmanlarla gerçekleştirdiği röportajlar da benzer noktalara işaret ediyor. Çin Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Araştırma Görevlisi Zhang Tengjun, daha derin işbirliğinin küresel toparlanmaya ivme kazandırabileceğini ve sanayi ile tedarik zincirlerini istikrara kavuşturabileceğini belirterek, ikili ilişkilerin seyrinin dünyanın geleceğiyle yakından bağlantılı olduğunu vurguladı. Bu noktaya değinen akademisyen Sun, istikrarlı ilişkilerin tedarik zinciri aksaklıkları, finansal dalgalanmalar ve jeopolitik parçalanma risklerini azalttığını söyledi. Dekan Wu ise, dünyanın iki büyük teknoloji gücü olan Çin ile ABD’nin, pratik işbirliği yoluyla “kazan-kazan sonuçları” üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu ve bunun daha geniş küresel büyüme ile bilimsel ilerlemeyi desteklediğini belirtti. Benzer şekilde, Uluslararası İşletme ve Ekonomi Üniversitesi (UIBE) Dekan Yardımcısı Cui Fan da her iki ülkenin küresel yönetişimin istikrarı konusunda ortak sorumluluk taşıdığını vurguladı. Xi de Busan’da bu sorumluluğun altını çizerek, “Dünya bugün birçok zorlu sorunla karşı karşıya,” dedi. Ve ekledi: “Çin ve ABD, büyük ülkeler olarak ortak sorumluluk üstlenebilir ve hem iki ülkenin hem de tüm dünyanın yararı için daha büyük ve somut başarılara birlikte imza atabilir.” Çin’in bu yıl APEC’e, ABD’nin ise G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak olması, bu sorumluluğun sınanması için bir fırsat sunuyor. Her iki platform da küresel toparlanma, gıda ve enerji güvenliği, borç riskleri ve yönetişim reformu konularında eşgüdüm alanı açabilir. Xi, Şubat ayında Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ileriye dönük pragmatik bir yol haritası ortaya koyarak, “İki taraf eşitlik, saygı ve karşılıklı fayda anlayışıyla aynı yönde hareket ederse, birbirlerinin endişelerini gidermenin yollarını mutlaka bulabiliriz” şeklinde konuştu. Dünya, yaklaşan zirvede Pekin ile Washington’un Xi’nin “karşılıklı güveni adım adım inşa etme, doğru ilişki biçimini bulma ve 2026’yı iki büyük ülkenin karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği yönünde ilerlediği bir yıl hâline getirme” çağrısını nasıl hayata geçireceğini görmek için gözlerini bu görüşmeye çevirmiş durumda.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.