Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üsküdar Üniversitesi

bursaarena.com.tr - Üsküdar Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üsküdar Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ Devrimi Haber

Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ Devrimi

Geleceğin rekabet ortamında yalnızca akademik başarının yeterli olmayacağını belirten Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, “İyi bir bölümde okumak tek başına yeterli değil. Eğer bunu güçlü projelerle ve uluslararası iş birlikleriyle desteklerseniz mezuniyet sonrasında çok önemli avantajlar elde ediyorsunuz.” dedi. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, yapay zekânın dönüştürdüğü yeni dünyada üniversitelerin rolünü değerlendirdi. Tercih maratonunun devam ettiği bu günlerde "Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ Devrimi" konusunu değerlendiren Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Üniversite bir ekosistemdir. Bu ekosistemin akademisyenleri, öğrencileri ve üniversite-sanayi iş birlikleri gibi birçok bileşeni vardır. Birinci nesil üniversiteler bilgi aktarmaya odaklıydı. İkinci nesil üniversiteler Ar-Ge odaklı hale geldi. Üçüncü nesil üniversiteler ise üretilen bilginin ürüne dönüşmesini hedefleyen girişimcilik odaklı kurumlara dönüştü. Bugün ise dördüncü nesil üniversiteler girişimciliğin küresel ağlar içerisinde rekabet edebilmesini destekleyen yapılara dönüştü." dedi. Bu dönüşümün öğrencilerin eğitim anlayışını da değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bu dönüşen ekosistemin içerisinde öğrencilerimizin akademisyenlerle, sanayiyle ve diğer paydaşlarla doğru ilişki kurmasını sağlamak zorundayız. Çünkü artık mezuniyet sadece diploma almak anlamına gelmiyor." diye konuştu. "İYİ PROJE YAZABİLMEK GELECEĞİN EN ÖNEMLİ YETKİNLİKLERİNDEN BİRİ" Projelerin geleceğin mesleklerinde belirleyici rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, "Bir projenin dört temel özelliği vardır. Özgün olması gerekir. Bilimsel yöntemlere dayanması gerekir. Yaygınlaştırılabilir olması gerekir. Elde edilen sonuçların da tekrar üretilebilir olması gerekir. Öğrencilerimizin bu yetkinlikleri kazanması için birinci sınıftan itibaren sistematik şekilde ilerleyen bir eğitim modeli uyguluyoruz." ifadesinde bulundu. Üsküdar Üniversitesi'nde proje temelli eğitimin öğrencilerin ilk yılından itibaren başladığını anlatan Prof. Dr. Ergüzel, "İlk olarak Üniversite Kültürü dersini veriyoruz. Üniversite nedir, öğrenciden beklenti nedir, üniversitenin hayata katacağı değerler nelerdir; bunları konuşuyoruz. Ardından Girişimcilik ve Proje Kültürü dersimiz geliyor. Üçüncü sınıfta projeli seçmeli derslerimiz var. Son sınıfta ise öğrencilerimiz mezuniyet projelerini hazırlıyor. Böylece dört yıl boyunca adım adım gelişen bir proje kültürü oluşturuyoruz." dye konuştu. Sadece teorik bilgiye sahip olmanın artık yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, iş hayatında yalnızca bilgi ölçülmediğini ifade ederek, "Bilgiyi ürüne dönüştürebilme, uygulamaya geçirebilme becerileri de değerlendiriliyor. Bu nedenle öğrencilerimizin bu deneyimi mezun olduktan sonra değil, üniversite yıllarında kazanmasını hedefliyoruz" dedi.

Üniversite için resmi tercih süreci başladı Haber

Üniversite için resmi tercih süreci başladı

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) resmi tercih süreci başladı. Adaylar, 29 Temmuz-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında üniversite ve bölüm tercihlerini yaparak geleceklerine yön verecek. İSTANBUL (İGFA) - Tercih sürecinde doğru stratejinin en az sınav başarısı kadar önemli olduğuna dikkat çeken Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “YKS tercihlerinde doğru bir liste oluşturmak, sadece yüksek puan alan yerleri dizmekten çok daha fazlasıdır. Doğru bir stratejiyle başarı sıranızı en verimli şekilde kullanabilirsiniz. Puana değil, başarı sırasına bakmalısınız.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, adaylara "nokta atışı tercih" için tüyolar verdi. YKS tercihlerinin 29 Temmuz-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında ÖSYM'nin Aday İşlemleri Sistemi (AİS) üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirildiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, “Adaylar tercihlerini ais.osym.gov.tr web sitesine T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleriyle girerek veya cep telefonlarına indirebilecekleri ÖSYM AİS mobil uygulaması üzerinden yapabilirler. Ayrıca e-Devlet kapısı üzerinden de AİS sistemine doğrudan giriş yapılabilmektedir. Okullardan veya dilekçeyle fiziki olarak tercih teslimi yapılmaz; işlemler tamamen dijital ortamda tamamlanıp onaylanır.” dedi. "Doğru tercih sadece yüksek puanlı bölümleri sıralamak değildir" Akoğlan, doğru tercih stratejisinin bilinçli planlamayla oluşturulması gerektiğini ifade ederek, “YKS tercihlerinde doğru bir liste oluşturmak, sadece yüksek puan alan yerleri dizmekten çok daha fazlasıdır. Doğru bir stratejiyle başarı sıranızı en verimli şekilde kullanabilirsiniz. İlk olarak puana değil, başarı sırasına bakmalısınız. ÖSYM sınavlarında soruların zorluğu her yıl değiştiği için puanlar dalgalanır, ancak başarı sıralamaları çok daha kararlı bir göstergedir. Listenizi hazırlarken sadece başarı sıralamanızı baz almalısınız.” diye konuştu. "Tercih listenizi üç gruba ayırın" Başarılı bir tercih listesinde risk, hedef ve güvenlik dengesi kurulması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, adaylara şu önerilerde bulundu: “İkinci adımda tercihinizi üç ana gruba ayırmalısınız. İlk 3-5 tercihinizi başarı sıranızın yaklaşık %5 veya %30 yukarısından seçerek hayal ve risk grubu olarak belirleyebilirsiniz. Orta kısımdaki 10-12 tercihi kendi sıranıza çok yakın olan ideal hedeflerinize ayırmalısınız. Son 4-6 tercihi ise risk almamak için sıralamanızın %30 ile %50 kadar altına inen güvenlik grubundan seçmelisiniz.” "Listeyi sıralarken sadece isteğinizi esas alın" ÖSYM'nin yerleştirme sisteminin çalışma mantığının doğru anlaşılması gerektiğini dile getiren Özgür Akoğlan, “Listenizi oluştururken sıralama aralığını mantıklı tutmalı, ancak maddeleri dizerken tamamen kendi istek sıranızı ön planda tutmalısınız. ÖSYM sisteminin listenizi yukarıdan aşağıya doğru taradığını ve girebildiğiniz ilk yere yerleştirdiğini unutmayın. Başarı sırası daha düşük olsa bile daha çok istediğiniz bir bölümü, daha az istediğiniz bir bölümün üstüne yazmalısınız.” şeklinde konuştu. "Özel koşulları mutlaka okuyun" Tercih kılavuzunda yer alan özel koşulların gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “Bölüm ve üniversite araştırması yaparken tercih kılavuzundaki özel koşullar maddelerini mutlaka okumalısınız. Yaş sınırı, sağlık raporu, kampüs konumu veya hazırlık sınıfı gibi detaylar burada yer alır. Ayrıca bölümün akademik kadrosunu, akreditasyonunu, staj imkanlarını, şehir yapısını ve barınma koşullarını araştırmalısınız.” dedi. "Baraj sıralamalarını kontrol edin" Bazı programlarda başarı sıralaması barajı bulunduğunu hatırlatan Özgür Akoğlan, "Tıp, hukuk, mühendislik, mimarlık, öğretmenlik, diş hekimliği ve eczacılık gibi bölümlerdeki baraj sıralamalarını kontrol etmeniz gerekir." ifadesinde bulundu. "Gitmeyi düşünmediğiniz bölümü yazmayın" Tercih listesine sadece gerçekten okunmak istenen programların yazılması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, “En önemlisi de kesinlikle okumayı düşünmediğiniz bir yeri listenize eklememelisiniz; kazandığınız takdirde gitmeseniz bile bir sonraki yıl Ortaöğretim Başarı Puanınız yarı yarıya düşecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Tercih Günleri 10 Ağustos'a kadar sürecek Akoğlan, Üsküdar Üniversitesi olarak tercih günleri kapsamında adaylara ücretsiz tercih danışmanlığı hizmeti sunduklarını, uzman akademisyenler ve psikolojik danışmanlar eşliğinde gerçekleştirilecek görüşmelerde adaylara bölüm seçimi, kariyer planlaması ve tercih stratejileri konusunda birebir destek verdiklerini söyledi. Akoğlan, tercih yapacak adayları yerleşkelerde kurulan tercih merkezlerine davet etti.

Dijital oyunları yasaklamak yerine doğru sınırlar koyulmalı Haber

Dijital oyunları yasaklamak yerine doğru sınırlar koyulmalı

Üsküdar Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, dijital oyunların çocukların yaşamından tamamen çıkarılmasının doğru olmadığını belirterek, ailelerin içerik seçimi, ekran süresi ve dijital okuryazarlık konusunda bilinçli hareket etmesi gerektiğini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, 8 Temmuz Video Oyunları Günü dolayısıyla dijital oyunların çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dijital oyunların çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldiğini belirten Gülaldı, bu oyunların yalnızca eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda sosyalleşme, öğrenme ve kültürel etkileşim alanı olarak da değerlendirildiğini ifade etti. "TAMAMEN YASAKLAMAK DOĞRU DEĞİL" Dijital oyunların çocukların hayatından tamamen çıkarılmasının hem gerçekçi hem de pedagojik açıdan doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Gülaldı, katı yasakların çocukları akran ilişkilerinden uzaklaştırabileceğini ve denetimsiz ortamlara yöneltebileceğini söyledi. Gülaldı, "Asıl sağlıklı yaklaşım yasaklamak değil, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını gözeterek doğru ve net sınırlar koymaktır." dedi. Ebeveynlerin oyun seçerken yaş derecelendirme sistemlerine dikkat etmesi gerektiğini belirten Gülaldı, PEGI ve ESRB gibi uluslararası derecelendirme sistemlerinin yalnızca yaş sınırı belirlemediğini, aynı zamanda şiddet, korku, argo, oyun içi satın alma ve kumar benzeri içerikler konusunda da önemli bilgiler sunduğunu ifade etti. Bir oyunun çocuğu pasif bir izleyici konumuna sürüklememesi gerektiğini belirten Gülaldı, strateji geliştirmeyi, problem çözmeyi ve analitik düşünmeyi destekleyen oyunların tercih edilmesinin önemine dikkat çekti. ŞİDDET İÇERİKLİ OYUNLARA DİKKAT Yaşa uygun olmayan dijital oyunların çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirten Gülaldı, özellikle şiddet içerikli oyunların çocuklarda duyarsızlaşma, öfke kontrolü sorunları ve akran zorbalığı riskini artırabileceğini söyledi. Erken çocukluk döneminde korku ve gerilim içeren oyunların ise kaygı bozuklukları ile uyku problemlerine yol açabileceği uyarısında bulundu. Doğru seçilen dijital oyunların önemli kazanımlar sunduğunu ifade eden Gülaldı, strateji, bulmaca ve simülasyon oyunlarının analitik düşünme, dikkat ve problem çözme becerilerini geliştirdiğini söyledi. Açık dünya ve inşa temelli oyunların yaratıcılığı desteklediğini, çok oyunculu iş birliği oyunlarının ise çocuklara ekip çalışması, liderlik ve iletişim becerileri kazandırabildiğini belirtti. Ekran süresinin yalnızca saat üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gülaldı, ailelerin çocuklarıyla birlikte oyun oynamasının ve oyun üzerine sohbet etmesinin daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Çocukların oyun süresinin; uyku, beslenme, ders çalışma, fiziksel aktivite ve yüz yüze sosyal ilişkileri aksatmayacak şekilde planlanması gerektiğini belirten Gülaldı, ailelerin çocuklarıyla birlikte ortak kurallar içeren bir "medya sözleşmesi" oluşturmasını önerdi. Dijital oyunların bazı çocuklarda davranışsal bağımlılığa dönüşebileceğine dikkat çeken Gülaldı, oyun oynanmadığında aşırı öfke, uyku ve yemek düzeninin bozulması, okul başarısında düşüş, sosyal hayattan uzaklaşma ve oyun dışında hiçbir etkinliğe ilgi göstermeme gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini söyledi. Bu belirtilerin uzun süre devam etmesi halinde ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteğine başvurması gerektiğini belirten Gülaldı, aşırı oyun oynama davranışının bazen akran zorbalığı, akademik başarısızlık veya aile içi sorunlar gibi daha derin problemlerin bir yansıması olabileceğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.