Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim

bursaarena.com.tr - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kilosu Türkiye’de 600 bin liraya satılıyor: Kırmızı altın mesaisi başladı Haber

Kilosu Türkiye’de 600 bin liraya satılıyor: Kırmızı altın mesaisi başladı

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Karabük'ün Safranbolu ilçesinde, kilosu 600 bin liraya kadar çıkan ve "dünyanın en pahalı baharatı" olarak nitelendirilen safranda yeni sezon heyecanı başladı. Üreticiler yeni sezon soğanlarını toprakla buluşturuyor. Safranbolu'nun en önemli tarımsal değerlerinden biri olan safran, ekim ve kasım aylarında çiçek açmasının ardından toplanmaya başlıyor. Ürünün yüksek pazar değerinin arkasındaki en büyük neden ise üretimindeki zorluk: Yaklaşık 80 bin safran çiçeğinden yalnızca 500 gram safran elde edilebiliyor. Geçtiğimiz sezon kilosu 600 bin liraya kadar ulaşan Safranbolu safranı, bu fiyatıyla "dünyanın en pahalı baharatı" unvanını koruyor. Protokol Tarlada Üreticilerle Buluştu Yeni sezon soğan dikim programı, Yukarıçiftlik köyünde üretici İsmail Yılmaz'a ait tarlada gerçekleştirildi. Etkinliğe Safranbolu Kaymakamı Hayrettin Baskın ile İl Tarım ve Orman Müdürü Yasin Önder katıldı. Programda açıklamalarda bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü Yasin Önder, safranın kentte üretimi yapılan spesifik ürünlerin başında geldiğini vurgulayarak, tarımsal niteliğinin yanında kentin tanıtımına da büyük katkı sağladığını belirtti. 110 Dekar Alanda Safran Üretimi Yapılıyor İlçe Tarım ve Orman Müdürü Erdal Kaya bölgedeki üretim potansiyeli hakkında bilgi vererek, ilçede 51 üreticinin 110 dekar alanda safran üretimi gerçekleştirdiğini açıkladı. Tarla sahibi üretici İsmail Yılmaz ise bu yıl farklı alanlarda toplamda 20 dönümün üzerinde safran dikimi yapacaklarını bildirdi.

Serbest bölgelerden 7 ayda 7,7 milyar dolarlık ihracat... En yüksek performans Bursa'dan Haber

Serbest bölgelerden 7 ayda 7,7 milyar dolarlık ihracat... En yüksek performans Bursa'dan

Türkiye’nin 19 serbest bölgesinden 2026’nın ocak-temmuz döneminde yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,9 artarak 7,7 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Temmuz ayında ise aylık ihracat yüzde 11,3 artışla 1 milyar 152 milyon dolara yükseldi. Serbest bölgeler arasında en yüksek ihracat performanslarından biri Bursa’dan geldi. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ilk 7 ayına ilişkin serbest bölgelerin ihracat performansını açıkladı. Buna göre 19 serbest bölgenin toplam ihracatı, ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 6,9 artarak 7,7 milyar dolara çıktı. Böylece serbest bölgeler, 7 aylık dönemde tüm zamanların en yüksek ihracat rakamına ulaştı. Temmuz ayında da rekor kırıldı. Serbest bölgelerden yapılan ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,3 artışla 1 milyar 152 milyon dolar oldu. Böylece aylık ihracat 1 milyar doların üzerindeki seyrini sürdürdü. İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI YÜZDE 160,9 Serbest bölgelerin ocak-temmuz döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 160,9 olarak gerçekleşti. Temmuz ayında ise bu oran yüzde 152,5 oldu. Aynı dönemde serbest bölgelerde toplam satışlar içerisinde ihracatın payı yüzde 76,8’e yükselerek ocak-temmuz dönemleri açısından tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Serbest bölgelerin ihracat portföyündeki teknolojik ürünlerin payı da arttı. Ocak-temmuz döneminde toplam ihracatın yüzde 50,4’ünü orta-ileri teknoloji, yüzde 7’sini ise yüksek teknoloji ürünleri oluşturdu. Böylece orta-ileri ve yüksek teknoloji ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 57,4’e ulaştı. BURSA SERBEST BÖLGESİ’NDEN YÜZDE 32,7’LİK ARTIŞ Serbest bölgeler arasında en yüksek ihracat performanslarından biri Bursa’dan geldi. Bursa Serbest Bölgesi’nin ihracatı yüzde 32,7 artarak 1 milyar 205 milyon dolara yükseldi. Ege Serbest Bölgesi ise ihracatını yüzde 7,2 artırarak 1 milyar 963 milyon dolara çıkardı ve toplam serbest bölge ihracatının yüzde 25,5’ini tek başına gerçekleştirdi. Antalya Serbest Bölgesi’nin ihracatı ocak-temmuz döneminde yüzde 40,2 artışla 447 milyon dolara, Adana-Yumurtalık Serbest Bölgesi’nin ihracatı ise yüzde 32,3 artışla 341 milyon dolara yükseldi. 87 BİN 655 KİŞİYE İSTİHDAM Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2026 yılının ilk 7 ayı sonunda 19 serbest bölgede 474’ü yabancı olmak üzere toplam 1.934 firma faaliyet gösteriyor. Bu firmalar doğrudan 87 bin 655 kişiye istihdam sağlıyor. Serbest bölgelerde tahsis edilen 2 bin 795 faaliyet ruhsatının 2 bin 97’si yerli, 698’i yabancı kullanıcılara verildi. Üretim konulu faaliyet ruhsatlarının toplam içerisindeki payı ise yüzde 44,6’ya yükseldi. Ticaret Bakanlığı, serbest bölgelerin teknoloji odaklı ve yüksek katma değerli üretime dayalı stratejik ihracat üslerine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi.

İbrahim Burkay: “Bursa, Türkiye’yi büyütmeye devam edecek” Haber

İbrahim Burkay: “Bursa, Türkiye’yi büyütmeye devam edecek”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB genişleme alanında hayata geçirdikleri TEKNOSAB KOBİ OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, İnşaat Sektörü Depolama Alanları ve yeni vizyon projelerinin lansmanını Ağustos ayında gerçekleştireceklerini açıkladı. "Bursa Büyürse Türkiye Büyür" mottosuyla yola çıktıklarını hatırlatan Burkay, “KOBİ odaklı yeni TEKNOSAB ekosistemimizle KOBİ'ler büyürse Bursa büyür; Bursa büyürse Türkiye büyür." dedi. BURSA (İGFA) - BTSO Temmuz Ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Başkan Burkay, Temmuz ayında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen Akreditasyon Sertifika Töreni’nde BTSO’nun 7 yıldızlı akreditasyon belgesi alarak, hizmet kalitesini bir kez daha tescillediğini söyledi. Burkay, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odamız, üyelerimize sunduğu hizmetler, geliştirdiği çözümler ve hayata geçirdiği projelerle yedi yıldızlı akreditasyon seviyesine ulaşan dört oda ve borsadan biri oldu. Meclis üyelerimizin görüş, öneri ve sektörel birikimi ile alanında uzmanlaşmış olan çalışma arkadaşlarımızın emeği Odamızın ulaştığı yüksek hizmet standardının temelini oluşturuyor. Meclis üyelerimize ve tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Tüm Projelerimiz Ortak Aklın Eseri Göreve geldikleri ilk günden bu yana Meclisin, meslek komitelerinin ve sektör konseylerinin ortaya koyduğu fikirleri yol haritalarının merkezine aldıklarını belirten Başkan Burkay, “Üyelerimizin beklentilerini doğru analiz eden, sektörlerimizin önünü açan ve kentimizin gelecek vizyonunu şekillendiren bir anlayışla hareket ettik. TEKNOSAB’dan Bursa Business School’a, BUTEKOM’dan Model Fabrika’ya, BUTGEM’den MESYEB’e, Küresel Fuar Acentesi’nden Ticari Safari’ye kadar hayata geçirdiğimiz tüm projeler bu ortak aklın eseridir. Bursa iş dünyasının ihtiyaçlarından doğan bu çalışmalar, Meclis üyelerimizin katkıları ve birlikte çalışma kültürümüzle şekillendi.” dedi. GUHEM Fen Lisesi Açılıyor Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nin de (GUHEM) bu vizyonun en önemli eserlerinden biri olduğunu kaydeden Başkan Burkay, “GUHEM, bugün Avrupa’nın alanında en büyük merkezi olarak Bursa’mızın ve ülkemizin gurur duyduğu güçlü bir marka haline geldi. Şimdi bu vizyonu eğitim alanında bambaşka bir seviyeye taşıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığımızla gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisemizi hayata geçiriyoruz. Yeni eğitim öğretim döneminde ilk öğrencilerini kabul edecek okulumuzda Türkiye'nin en başarılı öğrencileri havacılık, uzay ve ileri teknoloji alanında çağın gerektirdiği bilgi ve yetkinliklerle donatılacak. Türkiye Yüzyılında istikbalin yıldızlarının yetişeceği bu önemli projeye verdikleri destekler için Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin ve Bakanlığımıza teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. Ne Söylediğin Değil Ne Ürettiğin Önemli Şeffaflık ve demokrasinin oda ve borsaların en temel yönetim ilkeleri olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, BTSO’nun 70 Meslek Komitesi, Meclisi ve sektör konseyleriyle ortak aklın en güçlü temsilcilerinden biri olduğunu söyledi. Meclis üyelerinin kendi sektörlerinin ve iş dünyasının güvenini kazanarak göreve geldiğini belirten Burkay, "Burada sadece konuşarak oy alamazsınız. Üreteceksiniz, aksiyon alacaksınız, risk alacaksınız. Herkes sonuç ister. Herkes ortaya konulan işe bakar. Biz de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Biz göreve geldiğimiz ilk günden bu yana 'Ne söyledin?' değil, 'Ne ürettin?' sorusunu sorduk. Bugün ortaya çıkan eserler de bu anlayışın en güçlü göstergesidir. BTSO'da her karar, ortak aklın ve meclis iradesinin ürünüdür." dedi. Türkiye Bizden Hizmet Bekliyor Göreve geldikleri günden bu yana açıkladıkları projeleri birer birer hayata geçirdiklerini belirten Başkan Burkay, "Biz bu makamlara bize 'Başkanım' desinler diye değil, Bursa'ya eser kazandırmak için talip olduk." dedi. Burkay, yeni dönemde de üretim ve yatırım odaklı projeleri kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi. Başkan Burkay, “Bursa'da muazzam bir potansiyel var. Ama bu potansiyeli görebilecek vizyona, onu hayata geçirecek aksiyoner kadrolara ihtiyaç var. BTSO yönetimi de meclisi de bu anlayışa sahiptir. Türkiye bizden hizmet bekliyor, Bursa bizden hizmet bekliyor. 2030 Vizyonumuz doğrultusunda 60 bin üyemizin güçlü desteğiyle durmadan çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. TEKNOSAB’da Yepyeni Bir Ekosistem İnşa Ediliyor Ağustos ayında uzun yıllardır çalıştıkları TEKNOSAB KOBİ OSB, TEKNOSAB Gıda İhtisas OSB, TEKNOSAB Defence Hub, TEKNOSAB Organize Ticaret Bölgeleri, TEKNOSAB Data Center ve TEKNOSAB Teknopark projelerinin lansmanını yapacaklarını açıklayan İbrahim Burkay, Bursa'nın üretim altyapısını daha da güçlendirecek yeni yatırımlarla kentin rekabet gücünü artıracaklarını ifade etti. Bursa'nın üretim gücü, girişimcilik kültürü ve kurumsal birikimiyle Türkiye'nin kalkınmasında stratejik bir role sahip olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Bugüne kadar ortaya koyduğumuz her projeyi hayata geçirdik. En büyük sermayemiz, bu kuruma duyulan güvendir. Bu güveni hep birlikte koruyacağız. Bu yürüyüş kesintisiz devam edecek. Bursa üretmeye devam edecek. Bursa büyümeye devam edecek. Ve oluşturacağımız yeni KOBİ ekosistemiyle; “KOBİ’ler büyür; KOBİ’ler büyürse Bursa büyür, Bursa büyürse Türkiye büyür.” Ortak Akıl ve İşbirliği Vurgusu BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ise konuşmasında BTSO’nun proje üreten, vizyon ortaya koyan ve iş dünyasına yön veren kurumsal yapısının ortak aklın ve güçlü iş birliğinin eseri olduğunu söyledi. Temmuz ayında TOBB tarafından verilen 7 yıldızlı akreditasyon belgesinin bu anlayışın en somut göstergelerinden biri olduğunu belirten Uğur, "Bu başarı Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay'ın liderliğinde, meclisimizin, meslek komitelerimizin ve tüm çalışma arkadaşlarımızın ortak emeğinin sonucudur. Bu vesileyle katkı sunan herkese teşekkür ediyorum." dedi. Toplantıda ayrıca önceki Dönem Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, BTSO Tahkim ve Arabuluculuk (BTSO TAM) Merkezi’nde yeniden yapılandırılan tahkim süreçlerine ilişkin bilgi verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde, Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır" dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı ve Kabinesi olarak Türkiye’ye hizmet mücadelemizi yoğun bir mesaiyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden bütün kurumlarımızla, bütün imkânlarımızla koşturuyoruz. Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü hâline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye'nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor. Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. “KENDİ POTANSİYELİMİZE GÜVENEREK YOLUMUZDA KARARLILIKLA İLERLEYECEĞİZ” Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ediyorum: Bizim için insan; siyasetimizin de, icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam, millete hizmetkârlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Kabinemizin 69. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye'yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik. “SAVAŞ KAYNAKLI MALİYETLERİN ETKİSİNİ ASGARİ SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÖZEL GAYRET GÖSTERİYORUZ” Öncelikle bir gerçeği açıkça ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail'in işgalleri, İsrail'in hukuksuz yerleşimleri, İsrail'in Gazze'de yaptığı gibi Batı Şeria’da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil, farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Örneğin bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil, maalesef küresel piyasalarda doğal gazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz. Bu süreçte üreticimizi, ihracatçımızı ve reel sektörümüzü de desteklemeyi ihmal etmiyoruz. İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik. Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkânı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık. Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz. Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik, konaklama vergisini yüzde ikiden yüzde bire düşürdük. Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeleri tesislerde çalışan başına 3.500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkânı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. “TÜRKİYE, HER TÜRLÜ ZORLUĞU AŞACAK GÜCE, BİRİKİME, POTANSİYELE SAHİPTİR” Eş zamanlı olarak Türkiye'yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi hâline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Programımızı hazırlarken, diğer yandan Meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın: Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah'ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir. Türkiye, geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye'yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başta terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başlı olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir. Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre, terörün faturası gayrisafi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5.800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Şurası da oldukça dikkat çekicidir: Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım, güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor. Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuru ile koymakla kalmayacak, inşallah ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır, biz buna yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak Çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle, aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız. “KIBRIS'TAKİ MESELE; KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİNİN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN KABULÜ MESELESİDİR” Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihî bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türk’ünün maruz kaldığı zulme son vermiş, adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir. Bundan 52 sene önce Mehmetçik'le mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk'ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hayata geçirilmesinde tarihî sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş'i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, Harekâtı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla yâd ediyorum. Tabi burada şu noktayı önemli vurgulamak istiyorum: Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihî gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs'taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk'ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz'deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres'in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz. Tabi bu noktada Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkûm etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükûnet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir. Öte yandan bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan Kıbrıs'ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz. Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum. Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türk’ü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri hâline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz'de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz. Geçmişte asrın projesiyle Kıbrıs Türk’ünün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek, önümüzdeki dönemde denizin altından doğalgaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE İklim krizinin olumsuz etkileri başta orman yangınları ve kuraklık olmak üzere dünyada giderek daha çok hissediliyor. Avrupa'da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor. Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. Beş sene önce Antalya ve Muğla'da yaşanan yangınları hâlen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık. Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükûmetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı, oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi. Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadık, orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik. Şunu tüm halkımızın çok iyi bilmesini isterim: 28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bini aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011'i orman, 1862'si orman dışı olmak üzere toplam 2873 yangına hızlıca müdahale etmiştir. Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59'u orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81’i tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3.210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bilhassa Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Biz bütün ekiplerimiz ve imkânlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim: Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim. Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112'yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisesi yeni liderler yetiştirecek Haber

GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisesi yeni liderler yetiştirecek

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) vizyonuyla hayata geçirilen Türkiye’nin uzay temalı ilk interaktif eğitim merkezi Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi (GUHEM), sahip olduğu güçlü teknoloji ve eğitim altyapısını mesleki eğitime taşıyor. BURSA (İGFA) - Milli Eğitim Bakanlığı ile BTSO iş birliğinde kurulan GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, yeni eğitim döneminde ilk öğrencilerini kabul etmeye hazırlanıyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Türkiye’nin havacılık ve uzay alanındaki nitelikli insan kaynağı hedeflerine güçlü katkı sağlayacağını belirterek, “GUHEM’in teknoloji altyapısını mesleki eğitimle buluşturarak yüksek başarıya sahip gençlerimizi geleceğin stratejik sektörlerine hazırlıyoruz.” dedi. BTSO’nun öncülüğünde, TÜBİTAK iş birliğinde kente kazandırılan GUHEM, Türkiye’nin havacılık ve uzay alanındaki nitelikli insan kaynağı ihtiyacına katkı sağlayacak yeni bir eğitim modelini hayata geçiriyor. Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda faaliyet gösterecek GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğrencileri akademik eğitimin yanı sıra uygulamalı, proje temelli ve sektör odaklı bir programla geleceğin mesleklerine hazırlayacak. Eğitim programı kapsamında öğrenciler, GUHEM’in interaktif eğitim alanlarından, uygulama laboratuvarlarından, havacılık ve uzay simülasyonlarından, prototipleme ve üretim atölyelerinden yararlanacak. Havacılık ve Uzay Teknolojisi alanında eğitim görecek öğrenciler; Tasarım ve İmalat, İtki Sistemleri ve Elektronik Sistemler dallarında uzmanlaşacak. “TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YAPILMIŞ STRATEJİK BİR YATIRIM” BTSO ve GUHEM Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, GUHEM’in mesleki eğitimle bütünleşmesinin Türkiye’nin teknoloji odaklı kalkınma hedefleri açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Havacılık ve uzay teknolojilerinde sürdürülebilir başarının nitelikli insan kaynağıyla mümkün olacağını vurgulayan Burkay, “Gökmen Projesi’ni hayata geçirirken en önemli hedefimiz, gençlerimizin havacılık ve uzay teknolojilerine olan ilgisini artırmak ve bu alanlarda yeni nesil yetkinliklere sahip insan kaynağı yetiştirmekti. Bugün GUHEM’in güçlü altyapısını mesleki eğitimle buluşturarak bu vizyonu ileri bir aşamaya taşıyoruz. Burada eğitim görecek gençlerimiz teorik bilginin yanında uygulama, tasarım, üretim ve proje geliştirme kültürüyle yetişecek. Havacılık ve uzay teknolojilerinde söz sahibi olmak isteyen ülkelerin en büyük gücü, iyi yetişmiş gençleridir. Bu okul, Türkiye’nin geleceğine ve teknoloji bağımsızlığına yapılmış stratejik bir yatırımdır. İlk öğrencilerimizin yeni eğitim döneminde GUHEM çatısı altında eğitime başlayacak olmasından büyük bir heyecan duyuyoruz.” Okulun sektörün gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirilen bir eğitim modeli sunacağını belirten Başkan Burkay, öğrencilerin Bursa’nın üretim gücüyle doğrudan temas kuracağını ifade etti. “Öğrencilerimizi Erasmus+ ve uluslararası okul iş birlikleri sayesinde Avrupa’nın önde gelen havacılık ve uzay eğitim merkezleriyle buluşturmak, yaz okulları, teknik eğitim programları ve yurt dışı stajlarıyla küresel deneyim kazandırmak, güçlü İngilizce eğitimiyle onları dünyanın her yerinde çalışabilecek donanıma ulaştırmak en önemli hedefimiz.” diyen Burkay, gençlerin okul yıllarından itibaren iş dünyasının bilgi, deneyim ve teknoloji birikiminden yararlanacağını belirterek, “Bursa, otomotivden makineye, uzay havacılık savunma sanayiinden ileri malzeme teknolojilerine kadar güçlü bir üretim kabiliyetine sahip. GUHEM’i tercih eden öğrencilerimiz, BTSO’nun geniş proje, eğitim ve sektör ağına dâhil olacak. Bursa Uzay Havacılık Savunma Kümelenmesi BASDEC bünyesindeki firmalarımızda sektör içi eğitim, uygulama ve staj imkânlarından yararlanacaklar. Alanında uzman isimlerden mentorluk ve teknik destek alarak kariyerlerini daha okul yıllarında şekillendirecekler. Mezunlarımıza istihdamda önemli avantajlar sunmayı hedefliyoruz. Böylece eğitim ile sektör arasında güçlü, sürdürülebilir ve sonuç odaklı bir köprü kurmuş olacağız.” ifadelerini kullandı. “GENÇLERİMİZE KÜRESEL BİR VİZYON KAZANDIRACAĞIZ” Başkan Burkay, okulun başarılı öğrenciler için burs, şehir dışından gelen öğrenciler için ise konaklama desteği sunacağını söyledi. Öğrencilerin ulusal ve uluslararası organizasyonlara, teknoloji yarışmalarına ve proje geliştirme çalışmalarına katılacağını belirten Burkay, “Gençlerimizin yeteneklerini erken yaşta keşfetmelerini ve doğru alanlara yönelmelerini çok önemsiyoruz. Başarılı öğrencilerimize yüzde 100 burs imkânı sunarken, şehir dışından gelen öğrencilerimizin konaklama ihtiyaçlarına da destek sağlayacağız. Öğrencilerimiz ulusal ve uluslararası yarışmalarda, teknoloji geliştirme projelerinde ve bilimsel organizasyonlarda yer alacak. İngilizce eğitimiyle birlikte gençlerimize küresel ölçekte çalışma ve iletişim kurma yetkinliği kazandıracağız. Amacımız, kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve dünyayla rekabet eden bir gençlik yetiştirmektir. GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Bursa’dan Türkiye’nin havacılık ve uzay yolculuğuna güçlü bir insan kaynağı kazandıracak.” dedi. BU SENE İLK DERSLER BAŞLAYACAK Yeni eğitim döneminde ilk öğrencilerini kabul edecek GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde iki sınıfta toplam 48 öğrencinin eğitim görmesi planlanıyor. Başarılı öğrencileri geleceğin teknolojilerine hazırlayacak okul, güçlü akademik eğitimi uygulamalı ve sektör odaklı mesleki eğitimle buluşturacak. GUHEM’in teknoloji altyapısı, BTSO’nun sektör ağı ve Millî Eğitim Bakanlığının mesleki eğitim tecrübesiyle şekillenen model, gençlere daha okul yıllarında kariyerlerini planlama fırsatı sunacak. Proje ile Türkiye’nin havacılık, uzay ve savunma sanayisindeki nitelikli teknik insan kaynağının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Kuru incirde Aydın'da büyük buluşma Haber

Kuru incirde Aydın'da büyük buluşma

Cennet meyvesi kuru incirin ihracat yolculuğunun rahat ve konforlu geçmesi için kuru incirin başkenti Aydın’da tüm taraflar “İncir Zirvesi”nde güç birliğine gitti. AYDIN (İGFA) - Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu, ülkemize yıllık 400 milyon dolar döviz kazandıran kuru incirde 2026/27 sezonu öncesi Aydın’da “İncir Zirvesi” gerçekleştirildi. Aydın Valisi Dr. Osman Varol başkanlığında İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Sarılop Toplantı Salonu’nda düzenlenen; zirvede yaklaşan kuru incir sezonu öncesinde üretim, ihracat ve pazarda yaşanan sorunlar ile çözüm önerileri ele alındı. “İncir Zirvesi”nde kamu kurumları, yerel yönetimler, üretici temsilcileri, oda ve borsalar, araştırma kuruluşları ve ihracatçılar ilk kez bu ölçekte aynı masa etrafında bir araya gelerek kuru incirin geleceği için ortak irade ortaya koydu. Toplantıya Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, milletvekilleri, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, üretici örgütleri, oda ve borsa temsilcileri, ihracatçı firmalar ile Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, Birlik Yönetim ve Denetim Kurulu üyeleri ve Birlik üyeleri katıldı. Toplantıda verilen en güçlü mesaj, kuru incirin yalnızca bir tarım ürünü değil; Aydın’ın binlerce yıllık üretim mirası, üreticinin emeği, ihracatçının dünyaya açılan gücü ve Türkiye’nin milli serveti olduğu yönünde oldu. KURU İNCİRDE ORTAK MESAJ: KALİTE BAHÇEDE BAŞLAR Toplantıda, kuru incirde sürdürülebilir ihracatın temelinin üretim aşamasında atıldığı vurgulandı. Ürünün bahçeden itibaren doğru kurutulması, seçilmesi, ayıklanması, sağlıklı koşullarda depolanması ve riskli ürünlerin erken aşamada ayrıştırılması gerektiği dile getirildi. Sektör temsilcileri, kalitenin yalnızca ihracat aşamasında yapılan kontrollerle sağlanamayacağına dikkat çekti. Üretici, tüccar, işletme ve ihracatçı zincirinin her halkasında aynı kalite bilincinin yerleşmesi gerektiği ifade edildi. Toplantıda bir sunum yapan Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, Türkiye’nin kuru incirde dünya liderliğini korunmasının tüm tarafların ortak sorumluluğu olduğunun altını çizdi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay şunları kaydetti: “Önümüzdeki süreçte önceliğimiz, kuru incirde üretimden ihracata uzanan değer zincirini güçlendirmek ve sektörümüzün sahada yaşadığı konuları Sayın Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı ve ilgili kurumlarımıza aktarmak olacak. Ülkemizin ve bölgemizin en kıymetli ürünlerinden biri olan kuru incirin üretimine ve ihracatına sürdürülebilir şekilde devam edebilmek için kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, araştırma kuruluşlarımız, üretici örgütlerimiz ve ihracatçılarımızla yoğun bir çalışma süreci yürüteceğiz. Aydın’ın binlerce yıllık incir mirasını koruyarak Türkiye’nin dünya liderliğini geleceğe taşımak için kararlıyız.”

Arı zehri toplanmasına ilişkin yönetmelik yürürlükte! Haber

Arı zehri toplanmasına ilişkin yönetmelik yürürlükte!

Tarım ve Orman Bakanlığı, bal arılarından arı zehri üretimine ilişkin usul ve esasları belirleyen yönetmeliği Resmî Gazete'de yayımladı. Düzenlemeyle arı zehri toplama faaliyetleri sertifika, sözleşmeli üretim, hijyen ve denetim şartlarına bağlandı. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan "Arı Zehrinin Toplanmasına İlişkin Yönetmelik", bugünkü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle, bal arılarından elde edilen ham arı zehrinin teknik kurallara uygun, izlenebilir ve denetimli şekilde üretilmesine yönelik kapsamlı düzenlemeler hayata geçirildi. Yeni düzenlemeye göre, arı zehri yalnızca Bakanlıktan izin alan işletmeler aracılığıyla ve sözleşmeli üretim modeli kapsamında toplanabilecek. Arı zehri toplayacak üreticilerin, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne (AKS) kayıtlı olmaları ve Bakanlık tarafından verilen Arı Zehri Toplama Sertifikasına sahip bulunmaları zorunlu olacak. EĞİTİM VE SERTİFİKA ŞARTI GETİRİLDİ Yönetmelikle arı zehri toplamak isteyen üreticilere en az iki gün sürecek uygulamalı eğitim verilmesi öngörüldü. Eğitimlerde iş sağlığı ve güvenliği ile ilk yardım konularına da yer verilecek. Eğitimi başarıyla tamamlayan üreticilere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sertifika düzenlenecek. Arı zehrinin, arılara zarar vermeyecek özellikte elektrikli toplama aparatlarıyla elde edilmesi zorunlu olacak. Aynı kovandan 7 günden daha kısa aralıklarla arı zehri toplanamayacak, toplama aparatı ise kovanda 15 ila 20 dakikadan fazla tutulamayacak. Toplanan arı zehri, hava ve nem geçirmeyen amber renkli şişelerde muhafaza edilecek ve eksi 18 derecede soğuk zincir şartlarında saklanacak. KORUYUCU EKİPMAN ZORUNLU OLACAK Yönetmelik kapsamında arı zehri toplayan kişilerin maske, koruyucu gözlük, cerrahi eldiven, bone ve önlük gibi kişisel koruyucu ekipman kullanması zorunlu hale getirildi. Arılıklarda olası alerjik reaksiyonlara karşı gerekli ilaç ve temiz su bulundurulması da şart koşuldu. Arı sağlığını korumak amacıyla sistemik etkili ve kalıntı bırakabilecek ilaçların kullanımına kısıtlama getirildi. Arı zehrine herhangi bir katkı maddesi eklenmesi de yasaklandı. Ayrıca arı zehri üretiminde, Türkiye'ye özgü arı ırkı ve ekotiplerinin kullanılması teşvik edildi. GIDA SANAYİİNDE KULLANILAMAYACAK Yönetmelikte dikkat çeken düzenlemelerden biri de elde edilen ham arı zehrinin gıda sanayiinde kullanılamayacağı hükmü oldu. Arı zehri üretimi, yalnızca Bakanlık kayıtlarına alınmış ve ilgili mevzuata uygun faaliyet gösteren işletmelerde gerçekleştirilebilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı, gerekli gördüğü durumlarda üreticiler ve işletmeler üzerinde denetim yapabilecek. Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında ise 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında idari yaptırım uygulanacak. Söz konusu yönetmeliğinin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Alman Sanayisinde Tedarik Alarmı: Kriz mi, Türkiye İçin Yeni Fırsat mı? Haber

Alman Sanayisinde Tedarik Alarmı: Kriz mi, Türkiye İçin Yeni Fırsat mı?

Almanya sanayisinde tedarik zinciri kaynaklı sorunlar yeniden gündemin üst sıralarına yükseldi. Almanya’nın önde gelen ekonomi araştırma kuruluşlarından ifo Enstitüsü’nün son verilerine göre, imalat sanayisinde malzeme ve ara ürün tedarikinde sorun yaşayan şirketlerin oranı yılın ilk aylarına göre belirgin şekilde arttı. Uzmanlara göre bu tablo, pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri kırılmalarının ardından küresel üretim sistemlerinin hâlâ tam anlamıyla istikrara kavuşamadığını ortaya koyuyor. Alman Sanayisinde Baskılar Artıyor Son yıllarda enerji maliyetlerindeki yükseliş, Çin kaynaklı rekabet baskısı, nitelikli iş gücü eksikliği ve küresel jeopolitik gerilimlerle mücadele eden Alman sanayisi, şimdi de yeniden büyüyen tedarik sorunlarıyla karşı karşıya. Özellikle kimya, plastik, makine ve otomotiv sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler, kritik girdilere erişimde yaşanan gecikmelerin üretim planlarını olumsuz etkilediğini bildiriyor. Sektör temsilcileri, küresel ticaret rotalarında yaşanan belirsizliklerin ve artan jeopolitik risklerin tedarik sürelerini uzattığına dikkat çekiyor. Avrupa’nın Üretim Merkezi Alarm Veriyor Almanya yalnızca Avrupa’nın en büyük ekonomisi değil, aynı zamanda kıtanın üretim ve ihracat merkezi konumunda bulunuyor. Bu nedenle Alman sanayisinde yaşanan her gelişme, Avrupa genelindeki tedarik zincirlerini ve üretim ağlarını da doğrudan etkiliyor. Özellikle otomotiv, makine, elektronik ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren binlerce şirket, Alman sanayisinin üretim ritmine bağlı olarak çalışıyor. Uzmanlar, tedarik sorunlarının kalıcı hale gelmesi durumunda Avrupa’daki üretim maliyetlerinin daha da yükselebileceği ve teslim sürelerinde yeni gecikmeler yaşanabileceği görüşünde. Türkiye İçin Yeni Bir Fırsat Penceresi Açılabilir Almanya’da yaşanan gelişmeler yalnızca riskleri değil, Türkiye açısından yeni fırsatları da gündeme getiriyor. Son yıllarda Avrupa şirketlerinin tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve üretimi daha yakın coğrafyalara taşıma eğilimi dikkat çekiyor. “Nearshoring” olarak adlandırılan bu yaklaşım kapsamında Türkiye; güçlü sanayi altyapısı, üretim kabiliyeti, lojistik avantajları ve Avrupa pazarına yakınlığı sayesinde öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle otomotiv yan sanayi, makine, kimya, elektronik ve plastik sektörlerinde faaliyet gösteren Türk üreticiler, Alman şirketlerinin alternatif tedarikçi arayışlarından fayda sağlayabilecek potansiyele sahip bulunuyor. Asıl Soru: Türk Sanayisi Hazır mı? Almanya’da yaşanan tedarik sorunları, Türkiye açısından önemli fırsatlar yaratabilecek olsa da uzmanlara göre asıl belirleyici unsur Türk şirketlerinin bu talebe ne ölçüde cevap verebileceği olacak. Kalite standartları, sürdürülebilirlik kriterleri, dijitalleşme yatırımları ve Ar-Ge kapasitesi, önümüzdeki dönemde Avrupa ile iş yapan şirketler için her zamankinden daha kritik hale gelecek. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan her kırılma yeni riskler doğururken, aynı zamanda yeni oyuncular için kapılar açıyor. Bugün Almanya sanayisinde yaşanan gelişmeler, Türk sanayicileri açısından da önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Avrupa’nın tedarik zincirlerinde oluşan yeni boşlukları doldurmaya ne kadar hazırız? Turkishtimedergi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.