Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tutuklama

bursaarena.com.tr - Tutuklama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tutuklama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Emekli Amiral Türker Ertürk, 3,5 Yıl önceki Tv konuşması nedeniyle tutuklandı Haber

Emekli Amiral Türker Ertürk, 3,5 Yıl önceki Tv konuşması nedeniyle tutuklandı

Katıldığı bir televizyon programında kullandığı ifadeler gerekçe gösterilerek hakkında soruşturma başlatılan emekli Amiral Türker Ertürk tutuklandı. Ertürk’ün avukatı Ayhan Yıldızel, soruşturmaya konu sözlerin yaklaşık 3,5 yıl önce söylendiğine dikkat çekerek, “Bu tutuklama kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu açıktır” açıklamasını yaptı. Emekli Amiral Türker Ertürk, katıldığı bir televizyon programında kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade işlemleri tamamlanan Ertürk, tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edildi. TUTUKLANDI Ertürk hakkında “halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık ve vücut dokunulmazlığına yönelik aleni tehdit” suçlaması kapsamında tutuklama kararı verildi. SORUŞTURMAYA 2023'TEKİ SÖZLERİ GEREKÇE GÖSTERİLDİ Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Ertürk hakkında sosyal medyada yeniden paylaşılan video içeriklerindeki ifadeleri nedeniyle resen soruşturma başlatıldığını duyurmuştu. Soruşturmaya gerekçe gösterilen ifadelerde Ertürk şöyle konuşmuştu: “Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli. Siz de, ben de... Tabii ki herkes de... Onun için Yüksek Seçim Kurulu'nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece diye düşünüyorum.” AVUKATINDAN TUTUKLAMA KARARINA TEPKİ Ertürk’ün avukatı Ayhan Yıldızel, müvekkilinin 20 Mart 2023 tarihinde katıldığı televizyon programındaki sözleri nedeniyle tutuklandığını belirterek karara tepki gösterdi. Yıldızel’in açıklamasının tamamı şöyle: “Müvekkilim Türker Ertürk, son genel seçimler öncesinde, 20 Mart 2023 tarihinde katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği, ‘Bakın artık iktidar değişecek, ama acılı ama acısız iktidar değişecek, onun için herkes aklını başına devşirmeli, yoksa ilerde müşkülat yaşarız ülkece diye düşünüyorum. Yarın bir gün eğer biz demokratik girişimlerle bu iktidarı düşüremezsek, Türk halkını da cezalandırabilecek uluslararası girişimler yapılacaktır.’ şeklindeki ifadeleri nedeniyle, ‘halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık ve vücut dokunulmazlığına yönelik aleni tehdit’ suçlamasıyla bugün (17 Ağustos 2026) Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklanmıştır. Bu tutuklama kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu açıktır. Söz konusu ifadelerden nasıl bir suç unsuru çıkarıldığını hukuk fakültesi öğrencilerinin dahi anlamakta zorlanacağı kanaatindeyiz. Hukuki gerekçe yokluğu dışında, kamuoyunun bilgisine sunulmasında zaruret gördüğümüz şu hususları da paylaşmak isteriz; 1. Anayasa’nın 138. Maddesi ve 8 Saatte Tamamlanan Soruşturma Anayasa’nın 138. maddesi, yargı yetkisinin kullanımında hiçbir organ, makam, merci veya kişinin mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceğini açıkça hüküm altına almıştır. Ancak süreç oldukça düşündürücüdür: Bir X hesabı kullanıcısı, 3,5 yıl önce yapılmış bu konuşmayı 17 Ağustos’ta gece yarısından hemen sonra (saat 00.18) yeniden yayınlayarak, ‘Bakırköy ya da Ankara Başsavcısı eminim ki bu kahpe orsatramola (Türker Ertürk) ile ilgilenecektir, Ankara Kuriş ile uğraşıyor, Bakırköy daha uygun’ şeklinde bir paylaşımda bulunmuştur. Bu paylaşımdan yaklaşık 8 saat sonra ise, Türker Ertürk hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatıldığı tüm basın yayın organlarında haberleştirilmiştir. Sıradan vatandaşların suç duyuruları aylarca, hatta yıllarca işleme konulmazken, bu talimat niteliğindeki paylaşımın nasıl olup da çoğunluğu gece süresini kapsayan 8 saat içinde soruşturma başlatılmasına neden olduğu izaha muhtaçtır. 2. 3,5 Yıl Sonra Birden Ortaya Çıkan ‘Korku ve Panik’ İddiası Tutuklama gerekçesi olarak öne sürülen ‘halk arasında endişe ve korku yaratma’ iddiası, mantık sınırlarını zorlamaktadır. Konuşmanın yapıldığı 3,5 yıl önceki siyasi ortamda herhangi bir infiale veya paniğe yol açmayan bu sözlerin içinde bulunduğumuz siyasi koşullarda, toplumda nasıl korku ve endişe yaratacağı tarafımızca anlaşılamamakta ve yetkili makamlarca da açıklığa kavuşturulmamaktadır. Bu durumun ne hukuki ne de mantıki hiçbir izahı yoktur. 3. Konuşmayı Yeniden Yayınlayan Kişi Neden Soruşturmaya Dâhil Edilmedi? Son olarak, eğer bu sözler gerçekten isnat olunan suçu oluşturuyorsa, 3,5 yıl sonra bu konuşmayı bilinçli olarak yeniden gündeme getiren ve yayan kişinin neden soruşturma kapsamına alınmadığı sorusu da cevapsız kalmıştır. Aynı fiilin faili konumunda olan bu kullanıcı hakkında işlem yapılmaması, hukukta eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı gibi, açık bir çifte standart örneği teşkil etmektedir.”

Ankara’da 'Daltonlar' ve 'Baygaralar' operasyonu: 7 tutuklama! Haber

Ankara’da 'Daltonlar' ve 'Baygaralar' operasyonu: 7 tutuklama!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, kamuoyunda “Daltonlar” ve “Baygaralar” olarak adlandırılan suç örgütleri adına hareket ettiği belirlenen şüphelilere yönelik operasyonda 11 kişi hedef alındı. Yakalanan 10 şüpheliden 7’si tutuklanırken, aralarında 2 çocuğun da bulunduğu 3 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. Bir şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor ANKARA (İGFA) - Ankara’da kamuoyunda “yeni nesil suç örgütleri” olarak adlandırılan “Daltonlar” ve “Baygaralar” adına hareket ettiği tespit edilen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında operasyonun 11-12 Ağustos 2026 tarihlerinde gerçekleştirildiği bildirildi. Soruşturma kapsamında toplam 11 şüpheli hedef alındı. 10 ŞÜPHELİ YAKALANDI Başsavcılığın açıklamasına göre operasyon kapsamında, 2’si “adli süreçteki çocuk” olmak üzere toplam 10 şüpheli yakalandı. Şüpheliler, işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edildi. Tutuklama talebiyle sevk edilen 7 şüpheli hakkında tutuklama kararı verildi. Aralarında adli süreçteki çocukların da bulunduğu 3 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. BİR ŞÜPHELİ ARANIYOR Operasyon kapsamında hakkında işlem yapılan 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise devam ettiği bildirilirken, soruşturma kapsamında yürütülen çalışmaların titizlikle sürdürüldüğü öğrenildi.

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gelişme: Görevdeki Nevşehir Emniyet Müdür Yardımcısı Ertuğrul Aslan tutuklandı Haber

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gelişme: Görevdeki Nevşehir Emniyet Müdür Yardımcısı Ertuğrul Aslan tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin yürütülen soruşturmada kritik bir tutuklama kararı daha verildi. Dönemin Tunceli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürü olan, halen Nevşehir Emniyet Müdür Yardımcısı Ertuğrul Aslan tutuklandı. Dosyadaki tutuklu sayısı 28'e çıktı. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında, 27 Temmuz'da başlatılan 4'üncü dalga operasyonunda 16 ilde eş zamanlı baskınlar düzenlendi. Operasyonda aralarında emniyet müdürü, emniyet amiri, başkomiser, komiser, başpolis, polis memurları, bilgisayar işletmeni ve emekli polislerin de bulunduğu 19 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler jandarmadaki işlemlerinin ardından gruplar halinde Erzurum Adliyesi'ne sevk edildi. Şüphelilerden 1'i savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılırken, hakim karşısına çıkarılan diğer şüphelilerden 13'ü tutuklandı, 5'i ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Görevdeki Emniyet Müdür Yardımcısı tutuklandı Soruşturmanın son aşamasında emniyet ve savcılıktaki işlemlerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen Dönemin Tunceli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürü olan, halen Nevşehir Emniyet Müdür Yardımcısı Ertuğrul Aslan hakkında da Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama kararı verildi. Aslan'ın tutuklanmasıyla birlikte Gülistan Doku soruşturmasında toplam tutuklu sayısı 28'e yükseldi. Gülistan Doku'nun akıbetinin aydınlatılması amacıyla Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü, dosya kapsamında yeni delil ve bulgular doğrultusunda adli sürecin devam ettiği öğrenildi. Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli Valisi'nin eşi Handan Sonel tutuklandı Soruşturma kapsamında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve eşi Handan Sonel de tutuklanmıştı.

Bakan Gürlek: Haluk Levent Yunan adalarına kaçacaktı Haber

Bakan Gürlek: Haluk Levent Yunan adalarına kaçacaktı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Haluk Levent 12 Temmuz'da yurt dışına çıkış yapmak isterken yurt dışı çıkış yasağını öğrendi. Telefonunu kapatınca savcılarımız harekete geçti. Pazar günü Haluk Levent'i aldılar. Haluk Levent, İzmir'den tekneyle Yunan adalarına kaçacaktı" açıklamasını yaptı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, TRT Haber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Gürlek; Ahbap Derneği soruşturması, Muhsin Yazıcıoğlu dosyası, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarında gelinen son durum, yasa dışı bahisle mücadele, FETÖ ile mücadele, Terörsüz Türkiye süreci ve uyuşturucu soruşturmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu: Ben İstanbul Başsavcılığı yaparken belediye operasyonları yapıyorduk. Şile Belediyesi operasyonu yapılmıştı.Belediyelere genelde operasyonlar ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve yolsuzluk kapsamında oluyor. Tabii Şile Belediyesi'nde bir Berkant Acil diye bir şahıs var. Berkant Acil isimli şahıs aynı zamanda da Haluk Levent'in üvey kardeşi. Soyadları farklı ama gerçekte üvey kardeşler. Bir şirketi var. Belediyelere konser organizasyonu, reklam organizasyonları vesaire yapıyor. Bu soruşturma kapsamında gözaltına alındı Şile Belediyesi'nde. Aynı şekilde Yeliz Kaya var. Yani bu da biliyorsunuz daha sonradan Ahbap'la irtibatı çıktı. Yeliz Kaya da gözaltına alındı. Tabii burada savcı arkadaşlar bütün hesap hareketlerini inceliyorlar. Hem Berkant Acil'in hem de Yeliz Kaya'nın yani MASAK raporları alınıyor, banka hareketleri bulunuyor. "Yeliz Kaya'ya Ahbap Derneği'nden inanılmaz rakamlar transfer ediliyor. 1 milyar, 5 milyar..." Berkant Acil'in hesap hareketleri incelenirken çok ilginç bir şekilde Haluk Levent'le bir para trafiği var. Olabilir yani sonuçta kardeşler arasında para trafiği var ama tabii burada dikkat çekici konu Yeliz Kaya. Yani Yeliz Kaya'nın bir Ahbap'la bir sıfatı yok. Yönetim kadrosunda da sıfatı yok, dernek gibi de bir vasfı yok. Yeliz Kaya'ya Ahbap Derneği'nden inanılmaz rakamlar transfer ediliyor. 1 milyar, 5 milyar... Daha sonra bunlar Haluk Levent'e transfer ediliyor. Bu tabii savcı arkadaşların dikkatini çekiyor. Yeliz Kaya'yı ifade alıyorlar, "Bu hesap hareketleri var, Ahbap'la senin ne ilgin var? Sen normalde belediye soruşturmasında gözaltına alındın." Orada tabii Yeliz Kaya diyor ki, "Bu hesap bana ait değil, bu hesap Haluk Levent'in hesabı" diyor. Tabii burada arkadaşlar hemen bir MASAK raporu alıyorlar. Daha önce Ahbap'la ilgili de çeşitli şikayetler, ihbarlar olunca dosya İstanbul Başsavcılığı tarafından ele alınıyor. Burada öncelikli olarak MASAK raporları alınıyor. Yani soruşturmanın başlangıcı bu. Normalde Yeliz Kaya'nın Ahbap Derneğinde bir resmi sıfatı olmamasına rağmen Ahbap Derneği'nin resmi hesabından Yeliz Kaya'nın hesabına inanılmaz miktarda, yani 1 milyar, 5 milyar anlık olarak, günlük olarak paralar transfer ediliyor. Daha sonra bu paralar bir şekilde Haluk Levent tarafından alınıyor. Bunun üzerine soruşturmaya başlandı. Tabii bu MASAK raporlarının gelmesi planlanıyordu. Yani bu biliyorsunuz normalde çarşamba günü, hafta içi bir soruşturmanın bir operasyon aşaması var. Burada şöyle oluyor, genelde Mali Şube çalışıyor, savcı arkadaşlar çalışıyor, bir şey var. Tabii Haluk Levent'in o süreci arkadaşları da takip ediyor, "Ne yapıyor, ne ediyor?" diye. Haluk Levent yurt dışından Türkiye'ye giriş yapmıştı o süreçte. Bir de İstanbul Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir uyuşturucu soruşturması var. Bu kapsamda ismini tam hatırlamıyorum, Portekizli bayan bir manken itirafçı olmuştu. Belki sizler de ekranlardan takip ettiniz. Bu bayan manken uyuşturucu kapsamında itirafçı beyanında bulundu. İşte Haluk Levent'in uyuşturucu kullandığını, üç kez birlikte uyuşturucu içtiklerini vesaire söylüyor. Tabii birden gündem Haluk Levent'e kilitlendi. Haluk Levent de birden ürktü, yani panik içerisinde bulundu. Daha sonra pazar günü sanıyorum yurt dışına çıkmak için havalimanına giderken 12 Temmuz'da yurt dışına çıkış yapmak isterken yurt dışı çıkış yasağını öğrendi. Tabii orada telefonu kapattı, yani telefon sinyali kesildi. Bizim arkadaşlar, yani savcılarımız aynı zamanda biliyorsunuz takip ediyorlar. Sinyal kapanınca birden kaçma girişiminde olduğunu düşündüler ki doğru. Normalde İzmir'e gitmeyi düşünüp İzmir'den de tekneyle Yunan adalarına kaçmayı düşünüyordu. Yanında bir şahıs var, Muzaffer isimli şahısla birlikte. O halen firari, yakalanamadı. Burada savcılarımız bir takdir aldılar. Sonuçta soruşturmanın gizlilikle yürütülmesi gerekiyor, aynı zamanda da şüphelinin ele geçirilmesi gerekiyor, asıl amaç bu. Pazar günü bir gözaltı kararı verdiler ve Haluk Levent'i aldılar. Soruşturma bu şekilde başlıyor. Öncelikli olarak 6 Şubat depremleri biliyorsunuz çok büyük bir deprem, 11 ili de etkileyen deprem, burada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza tekrardan Allah'tan rahmet diliyorum. Haluk Levent'in şahsıyla ilgili olanların dışında bizi ilgilendiren kısmı Ahbap isimli bir dernek var biliyorsunuz. Bu özellikle 2017 yılında kuruluyor ama tabii aktif olarak yoğun olarak bu dernek, Ahbap Derneği, depremden sonra yaşanan hadiseden sonra özellikle sosyal medyada, kamuoyunda birçok kişinin, işte birçok sanatçının, sosyal medya ünlülerinin yönlendirmesiyle bir yardım topluyor. Yani burada bizim insanlarımız, vatandaşlarımız hayırsever Türk milleti... Ben o zaman Hatay'daydım, bakan yardımcısıydım deprem zamanı. Koordinasyonda da görev aldım. Yani vatandaşlarımız gerçekten kenetlendi, yurt dışından, yurt içinden, burada tabii herkes bir şekilde cebinden, çocuklar, öğrencilerimiz harçlıklarını biriktirdiler, gönderdiler deprem bölgesine. "Ahbap Derneği deprem zamanı 245 milyon dolar para toplamış" Ahbap Derneği de özellikle deprem zamanı toplanan yardımlarla gündeme geldi. Yani burada önemli olan buradaki derneğin kamu derneği olması ya da özel vakıf olması önemli değil. Burada bir sorumluluk üstlenmesi. Ahbap da burada inanılmaz bir sorumluluk üstlendi. Tabii burada arkadaşlar MASAK raporlarını da alıyorlar Ahbap Derneği'nin. Deprem zamanı 245 milyon dolar bir para toplanmış. O zamanki Türk lirası hesabına göre 4.3 milyar TL, şu an o zamanki kurdan çevirdiğimiz zaman 245 milyon dolar para toplanmış. Ama burada bizi ilgilendiren kısmı, Ahbap Derneği'nde toplanan paraların Haluk Levent'in şahsına alınması. Yani bize suç olup olmadığı bu. Yani burada ilgilendiren, önemli olan konu bu. Biz bunu gördük MASAK raporlarında. Haluk Levent de zaten ikrar etti, yani maalesef kumar ve bahis sebebiyle bir bataklığa düştüğünü, burada bir sarmala düştüğünü, bu sebeple dernekten borç aldığını kendisi kabul etti. Haluk Levent bizim yasal bahis dediğimiz, yani legal şirketlerde 990 milyon TL bahis oynamış. Bunların hepsi tespit edildi. Yani bir kamu derneğinden bir vatandaşımızın cebinden deprem zamanı tasarruf ederek tamamen hayırseverlik ve gönüllülük uyarınca yardım gönderdiği paraları Haluk Levent şahsi hesabına almış, yani bu suç. Yani nerede olursa olsun suç. Bizi ilgilendiren kısmı da bu. Yani kumar oynaması elbette yanlış, Haluk Levent zaten kendisi de itiraf etti bir kumar illetine düştüğünü, bu sebeple borçlandığını. Daha sonra tabii soruşturma genişliyor. Yani bakalım, şu ana kadar sizin dediğiniz gibi 28 tutuklu var, 21 adli kontrol var. Ama özellikle ben şunu vurgulamak istiyorum. Burada bizi ilgilendiren, Adalet Bakanlığı ya da başsavcılığın görevi burada özellikle vatandaşlarımızın tamamen hayırseverlik ve iyi niyet kuralları çerçevesince deprem için göndermiş oldukları paraların Haluk Levent tarafından şahsi kullanım için çekilmesi ve bunun daha sonra işte kumar, bahis vesaire kullanılması. Suç olan kısım bu. Tamamen ihtiyaç sahiplerine ulaşılması amacıyla toplanan, vatandaşlarımızın iyi niyetli olarak yapmış olduğu maddi yardımların Haluk Levent'in bahis, kumar ya da işte özel hayatında bu paraları usulsüz bir şekilde tamamen normalde dernek hesabından olmaması lazım, dernek hesabından şahsi hesabına alarak kullanması var. Ben hatırlıyorum o dönem tabii Haluk Levent sosyal medyada özellikle belirli işte sosyal medyada ünlü kişilerin çağrısıyla çok ünlendi, çok popüler bir kişi oldu. Ya şu anda tabii savcı arkadaşlar bilgi sahibi olarak onların ifadelerini alıyorlar, almak zorunda. Çünkü burada atmış olduğu tweetler, yapmış olduğu yönlendirmeler var. Yani önemli olan maddi gerçeğe ulaşmak. Yani burada soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında elbette yeni dalgalar, yeni gözaltılar da olabilir. Çünkü sonuçta çok büyük bir organizasyon var burada. Bir kripto şirketi var, Haluk Levent bir kripto şirketi kuruyor. İlk başta bu kripto şirketine paralar aktarıyor. Daha sonra biliyorsunuz Yeliz Kaya taşınmazlar var, Yeliz Kaya'ya taşınmazlar aktarılıyor. Bir iki gün sonra da bu taşınmazlar Esin Çağlar isimli başka birine aktarılıyor. Şimdi şu ana kadar 70 civarında bildiğim kadarıyla bir müşteki var. Yani vatandaşlarımız yeni yeni Haluk Levent tutuklandıktan sonra şikayetçi oluyor. İnanılmaz bir senet var, taşınmaz devri yapılmış, borç senetleri ortaya çıkıyor. Şimdi ismi ben buradan vermek istemiyorum, bir sürü vatandaşımız geldi şikayetçi oldu. "Ben Haluk Levent'e güvenerek borç verdim." dedi. Baktık gerçekten senetler var, taşınmaz devirleri var. Şu ana kadar 68 tane taşınmaz çıktı. Haluk Levent zaten kendi üzerine almıyor. Önce Yeliz Kaya'ya alıyor, Yeliz Kaya'nın bir resmi sıfatı yok, bunu tamamen mali işlerini takip eden. Yeliz Kaya'dan da birkaç gün sonra üçüncü bir şahsa geçiyor, Esin Çağlar isimli bir bayana geçiyor. Burada soruşturma devam ediyor. Bilgi sahibi olarak Başsavcılık bu şekilde bir takdir kullandı. Elbette onların da dinlenmesi gerekiyor. Çünkü sonuçta vatandaşlarımızın tamamen iyi niyetlerle göndermiş olduğu yardımların yerine ulaşması gerekiyor. Yani savcılık da buna bakıyor. Yani savcılık bunun hesabını sormak zorunda, elbette sormak zorunda. Bu sebeple o kapsamda da sanatçıların o tarihlerde özellikle sosyal medyada, televizyonda işte vatandaşlarımızı yönlendirip işte "Devlet kurumları çalışmıyor, işte Ahbap görevini yapıyor." bu şekilde oraya yönlendiren önemli şahısların beyanlarını alması önemli. Onlar da zaten siz az önce söylediniz, pişman olduklarını söylediler, Haluk Levent'in gerçek yüzünü gördüklerini söylediler. Muhtemelen bu kapsamda yeni beyanlar da olacaktır. "Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünde FETÖ izi var” 2009 yılında biliyorsunuz maalesef Allah rahmet eylesin Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte altı kişinin vefat ettiği bir uçak, helikopter kırım kazası var. Bununla ilgili tabii daha önce dosya başka bir başsavcılıktaydı. Daha sonra Ankara Başsavcılığımız dosyayı aldı, uzman ekipler inceliyor. Burada biz şunu gördük, arkadaşlarımız Başsavcılığımız bunu gördü Ankara Başsavcılığı, burada bir organizasyon var. Bu işi özellikle FETÖ'nün yaptığı konusunda çok ciddi deliller var. Biliyorsunuz geçen bir operasyon yapıldı, 19 kişi tutuklandı, 21 kişi gözaltına alınmıştı. Şimdi burada FETÖ'ye bu özellikle kırımın FETÖ'nün organizasyonu olduğunu gösteren, ben kendim de inceledim delilleri, çok ciddi emareler var. Nasıl emareler var? Özellikle helikopterin kazaya uğramadan önce, yani düşmeden önce üzerinden bir F-4 uçağının geçmesi durumu var. Tabii daha önce bu konuda raporlar alınmıştı. Özellikle bu F-4 uçağının geçmesinden dolayı mı helikopter düştü, ya da hava şartları, ya da helikopterin diğer eksikliklerinden dolayı mı diye. Burada F-4 uçağının geçmesinden dolayı helikopterin düştüğü konusunda Başsavcılığımızda bir kanaat oluştu. Tabii burada F4 uçağını kullanan pilot ve diğer bağlantıları araştırılıyor. Özellikle o tarihte F-4 uçağını kullanan pilotun eşinin özellikle Adil Öksüz'ün evinde parmak izi çıkıyor. Daha sonra bu pilotun işte Hava Kuvvetleri imamıyla, mahrem imamıyla o tarihlerde telefon görüşmeleri çıkıyor. "Deliller ortaya çıktıkça Başsavcılık durumu değerlendirecektir" Ve en son biliyorsunuz Elazığ il imamı tutuklanmıştı, onun ByLock yazışmaları çıktı. Elazığ il imamının özellikle mülkiye yapılanmasından birisiyle ByLock yazışmasında "Tereyağından kıl çeker gibi bu işi hallettik. Büyüğümüz özellikle bu sürecin, bu süreçten çok endişeliydi, bu şekilde sonuçlanmasından çok memnun." şeklinde bir yazışması var. Buradan arkadaşlar bütün delilleri araştırıyorlar. Şu an soruşturma devam ediyor ama gördüğümüz kadarıyla burada bir organizasyon var. Özellikle rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun FETÖ'nün hedefine konup daha sonradan örgütün bu şekilde bir eylem yaptığı konusunda Ankara Başsavcılığı tarafından bir kanaat oluştu. Başsavcılık ilk operasyonunu yaptı, muhtemelen diğer devamı da gelecektir. Ama burada ilk deliller, yani ben kendim de inceledim dosyayı biliyorsunuz ben savcılık, başsavcılık da yaptım, gördüğüm kadarıyla bir FETÖ tarafından bir organizasyon sonucunda rahmetlinin cinayet eyleminin işlendiği konusuna bir şüphe var, ciddi şüphe var, kuvvetli şüphe var. Muhtemelen deliller ortaya çıktıkça da tekrardan Başsavcılık durumu değerlendirecektir. Soruşturmayı Ankara Başsavcılığımız yürütüyor, orada bir uzman ekip var. Tabii aileyle de görüştüler, onlar da ilk özellikle 2009 yılındaki ilk gözlem anlarını anlattılar. Onu bilemiyoruz, şimdi Savcılık elbette soruşturma yapıyor. Yeni deliller kapsamında tekrardan operasyon yapabilir. Yani FETÖ'nün irtibatları araştırılıyor. Özellikle gözaltında, tutuklama kararı verilenlerin FETÖ'yle irtibatları, bunların tekrardan bir HTS analiz çalışmaları, en son kimlerle görüştüğü, yani bu organizasyonun mutlaka devamı gelecektir. Sonuçta bir FETÖ organizasyonuysa ama burada Başsavcılığımızın takdirinde soruşturmayı yürüten makam Başsavcılık makamı. Devamı gelir ya da ne zaman yapar onu bilemiyoruz. "Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurduk" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurduk. Burada tabii başkanımız var, hakim-savcı kökenli, aynı şekilde de yeteri kadar tetkik hakimi arkadaşımız var. Soruşturma yapma yetkisi ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına ait. Buradaki arkadaşlar tamamen yani farklı bir gözle, profesyonel bir ekip var, farklı bir gözle bakış açısı sağlıyorlar. Yani burada soruşturma yapmıyor arkadaşlar, öncelikli olarak bunun altını çizmek lazım. Başsavcımızla sürekli olarak istişare halindeler, delilleri beraber tartışıyorlar, delilleri beraber gözlemliyorlar. Tecrübeli arkadaşlar bunlar, alanında uzman arkadaşlar. Tabii burada özel ekipler de kurabiliyoruz. Biliyorsunuz en son Gülistan Doku'da Tunceli'de özel bir ekip görevlendirildi. Bunun görevlerinin içerisinde polis, jandarma personeli de var. İşte aynı şekilde Adli Tıp'tan özel bir ekip görevlendirildi. Bu şekilde tamamen faili meçhul kalmış, zamanında çözümlenmemiş cinayetlerin çözümlenmesine ilişkin soruşturma yapma yetkisi yok, arkadaşlar bir istişare ortamı yapıyorlar. Başsavcı beye yol gösteriyorlar, özellikle bu farklı bir bakış açısı. İşte yeni teknolojiler var biliyorsunuz, şu an DNA incelemesi yapılabiliyor, o konuda pratik çözümleri var ya da işte baz istasyonu çakışması yapılabiliyor. "28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı" Faili meçhul suçlarla mücadeleyi ben şahsen çok önemsiyorum. Şu ana kadar ben göreve geldikten sonra bu büro kurulduktan sonra 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Bu çok önemli ve bunlar 20-25 yıl önce işlenmiş olan cinayetler. Bu çok önemli, yani devlet mutlaka hesabını sorar. O zaman ortaya çıkmamıştır ama daha sonradan mutlaka bunu yapanları ortaya çıkarmak devletin en büyük görevidir. Bizim buradaki asıl mesajımız da, asıl yani bu büroyu kurma amacımız da suçlarla ve suçluyla mücadele konusunda kararlılığımızı ortaya koymak. Burada biz arkadaşlarımız faili meçhul dosyaları 680 civarında bir dosyayı büroya aldık. Bunların hepsi tek tek inceleniyor, oradaki savcı arkadaşlarımızla da sürekli istişare halindeyiz. Yani vatandaş nezdinde çok olumlu bir hava oluştu. Özellikle 15-20 yıl önce işlenmiş bir cinayetin elbette ortaya çıkarılması, failin ortaya çıkarılması, adalet önünde hesap vermesi vatandaş için gerçekten çok önemli. Büro çalışıyor, yani burada önemli soruşturmaların dosyalarını da aldık. Tabii burada zaman aşımı olayı var, zaman aşımına uğramamış dosyaları alıyoruz, 680 civarında. Kısa sürede de az önce söyledim, 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Burada tabii büroda olan önemli dosyalar da var. Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi dosyalar da var. Bunlara da bakılıyor. İnşallah bunlar da çözümlenir. Tekrar vurgulamak istiyorum, bu büronun kuruluş amacı tamamen vatandaşlarımızın gönlünde, özellikle karanlık kalan bir cinayet varsa bunun aydınlatılması, vatandaşımızın adalete olan güven duygusunu en üst seviyede hissetmesi, bu amaçla kurmuştuk. Çok faydalı olduğunu da gördük. Sağ olsun Başsavcılığımız da, Başsavcı arkadaşlarımız da üzerine kararlılıkla gidiyor. Çünkü biz onlara da her zaman destek oluyoruz, bu soruşturmaların arkasında olduğumuzu söylüyoruz. Yani şu an olumlu gidiyor, toplumda güzel bir algı var.

SUAY KARAMAN yazdı: "Mahruki ve Eker.." Haber

SUAY KARAMAN yazdı: "Mahruki ve Eker.."

Everest Dağı'na tırmanmayı başaran ilk Türk olarak tarihine geçen ve arama kurtarma etkinlikleriyle tanınan AKUT'un kurucu üyeleri arasında bulunan Nasuh Mahruki, ne olduğu tam anlaşılamayan 15 Temmuz olayının 10. yılı nedeniyle sosyal medyadaki paylaşımı üzerine tutuklandı. Tutuklanmasına neden olan paylaşım şöyle: “15 Temmuz önceden fark edilmiş ancak rejim değişikliği için bir fırsat olarak görülerek bilerek engellenmemiş kontrollü bir şekilde kalkışılmasına müsaade edilmiş bir darbe girişimidir. Baş planlayıcısı ABD’dir, Fil’i feda etmiş, Vezir’i almıştır, Erdoğan’ı Şah yapmış Türk milletini Mat etmiştir.” Paylaşımında 15 Temmuz için ‘kontrollü darbe’ diyen Nasuh Mahruki, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlamasıyla tutuklandı. Bugüne kadar birçok kişi kontrollü darbe sözünü kullandı ama hiç kimse tutuklanmadı. 3 Nisan 2017 tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da gazetecilerle bir araya gelmiş ve 15 Temmuz'da yaşananları kontrollü darbe girişimi olarak nitelendirmişti. Bu ifadenin “darbeden önce, darbeden haberdar olmak” anlamına geldiğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu hükümet için “darbeden önceden bilgileri var” şeklinde açıklama yapmıştı. 10 yıldır 15 Temmuz için darbe, kontrollü darbe, tiyatro, senaryo diyen birçok kişiye görüşünü söylerken tepki verilmedi ama şimdi Nasuh Mahruki’nin paylaşımı üzerine tutuklanması ne anlama gelmektedir? Ceza yargılamasında; kişinin özgürlüğünü geçici olarak kısıtlayan, istisnai ve hukuki bir önlem olan tutuklama, peşin ceza verme yöntemi değildir. Tutuklama kararının verilebilmesi için kaçma şüphesi, delilleri karartma, tanık veya mağdur üzerinde baskı kurma riski, tekrar suç işleme olasılığı, suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan güçlü bir şüphe bulunması yer alır. Bunların hiçbiri Nasuh Mahruki için geçerli değildir ancak tutuklama kararı verilmiştir. Bu tutuklama işlemlerinin aynısı günümüzde bazı belediye başkanlarına da yapılmaktadır. Tıpkı Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, 28 Şubat ve benzer davalarda yapıldığı gibi. Nasuh Mahruki’nin paylaşımının halkı nasıl bir kin ve düşmanlığa tahrik ettiği ya da aşağıladığı hakkında olumlu bir kanıt yoktur ama tutuklanmıştır. Bu olay ülkemizde ifade özgürlüğü ve hukuk devleti adına yeni bir kırılma noktası olarak tarihe geçecektir. Verilen bu tutuklama kararı ile düşünceler cezalandırılmaktadır. Siyasi iktidarla aynı görüşte olmamak, farklı bir değerlendirmede bulunmak, aykırı bir düşünce açıklamak suç olarak nitelendirilemez. Ülkemizde hukuku egemen kılamazsak, çok daha fazla karanlıklarda boğulacağımız bilinmelidir. Bu nedenle paylaşımı siyasal bir yorum olan değerli dostumuz Nasuh Mahruki en kısa sürede serbest bırakılmalıdır. Hukuk herkese gereklidir. 4 Haziran 2026 tarihinde Samsun’un Terme ilçesinin 26 yaşındaki AKP’li belediye meclisi üyesi Rümeysa Eker'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar görmezden gelinmektedir. Paylaşımında ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalistleri hedef alan ağır ifadeler kullanan AKP’li üye açıkça halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlamasında bulunmuştur. “Bu ülkede pezevenkler Kemalist’tir ve solu destekler” gibi birbirinden aşağılık ve rezil yorumlar paylaşan bu AKP’li belediye meclisi üyesi hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ama sonuç yoktur. İstifa etmesi, paylaşımlarını ortadan kaldırmaz, bütün pislikleri ortadadır. Ancak bu konuda yargı suskundur. Nasuh Mahruki için kartal kesilenler, söz konusu AKP’li belediye meclisi üyesi için kıpırdamamaktadır. İşte bu olay yargının getirildiği durumu gözler önüne sermektedir. Adalet, iktidarın değil milletin adaleti olmadığı sürece daha buna benzer çok örnekler yaşanacaktır. Bu nedenle önceliğimiz bir bütün olarak bu siyasi anlayıştan kurtulmak olmalıdır. Bunun için ülkemizin tam bağımsızlığına sahip çıkacak tüm muhalefete büyük sorumluluk düşmektedir. 20 Temmuz 2026 ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında çarpıcı ifade: Yönlendirici bilgi notu gönderdim, yeri tespit edilse de üç gün sonra bölgeye gidildi! Haber

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında çarpıcı ifade: Yönlendirici bilgi notu gönderdim, yeri tespit edilse de üç gün sonra bölgeye gidildi!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki kişilerin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 27 şüpheliden 19’u tutuklandı, 8’i hakkında adli kontrol kararı verildi. Kahramanmaraş İstihbarat Şube'de görevli olan İsmail Kaya, ifadesinde; "olay günü Yazıcıoğlu'nun ayağının kırık olduğunu ve Göksun Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü söyleyerek arama kurtarma çalışmalarının duraksamasına neden olan bilgi notunu gönderdiğini" söyledi. Kaya, sahte bilgi notunu, dönemin İstihbarat Amiri Dursun Özmen’in emriyle gönderdiğini iddia etti. İsmail Kaya, kendisiyle aynı şubede görevli İlyas Uçar'ın kazadan hemen sonra yerini tespit ettiğini, buna rağmen enkazın 3 gün sonra bulunduğunu öne sürdü. Kaya ayrıca, Uçar'ın “Israrla benim bulduğum adrese gitmiyorlar” dediğini de iddia etti. Kaza Kırım ekibinde yer alan Kerem Mumcuoğlu da emniyet ifadesinde uçağın kayıp parçalarıyla ilgili olarak; "Kayıp olan cihazı rapora yazdırmak istemiştim ancak Feridun Seren, Cumhuriyet Savcılığına bilgi verildiğini beyan ederek bize 'Raporda yazmamıza gerek yok' demişti" açıklamasını yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu ölümleriyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 şüpheliden 19'u tutuklandı. TIKLAYIN - Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında kaza günü yanlış anons geçen eski emniyet amiri gözaltına alındı Türkiye gazetesinin haberine göre; 17 yıl sonra sil baştan açılan Yazıcıoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin emniyet ve savcılık ifadeleri ortaya çıktı. O dönem Kahramanmaraş İstihbarat Şube'de görevli olan İsmail Kaya, olay günü Yazıcıoğlu'nun ayağının kırık olduğunu ve Göksun Devlet Hastanesine götürüldüğünü iddia ederek arama kurtarma çalışmalarının duraksamasına, hedef bölgenin başka yerlere kaydırılmasına neden olan sahte bilgi notunu, dönemin İstihbarat Amiri Dursun Özmen’in emriyle gönderdiğini öne sürdü. "Israrla bulduğum adrese gitmiyorlar" İsmail Kaya ifadesinde, şubede görevli İlyas Uçar'ın kazadan hemen sonra baz istasyonu sinyal verileri üzerinden 1.5 kilometrelik bir alanda kaza yerini doğru tespit ettiğini söyledi. Buna rağmen enkaza ancak üç gün sonra ulaşıldığını belirten Kaya, Uçar’ın sitem ederek, “Israrla benim bulduğum adrese gitmiyorlar” şeklinde konuştuğunu aktardı. "Kayıp parçaları yazmak istedim; Feridun Seren 'gerek yok' dedi" Kaza Kırım ekibinde yer alan Kerem Mumcuoğlu, emniyet ifadesinde helikopterin kayıp parçalarıyla ilgili olarak; "Kayıp olan cihazı rapora yazdırmak istemiştim ancak Feridun Seren, Cumhuriyet Savcılığına bilgi verildiğini beyan ederek bize 'Raporda yazmamıza gerek yok' demişti" iddiasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.