Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türküler

bursaarena.com.tr - Türküler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türküler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu'nun sözlü mirasını türkülerinde yaşatan Neşet Ertaş Haber

Anadolu'nun sözlü mirasını türkülerinde yaşatan Neşet Ertaş

Anadolu'nun yüzyıllardır sözlü kültür yoluyla aktarılan müzik geleneğini sazının teline, sesinin rengine ve şiirlerinin dizelerine taşıyan Neşet Ertaş'ın vefatının ardından 14 yıl geçti. "Bozkırın Tezenesi" olarak anılan Ertaş, geride bıraktığı yüzlerce eserle yalnızca Türk halk müziğinin değil, Abdallık geleneğinin de en önemli temsilcilerinden biri oldu. Sanatçı, Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesine bağlı Kırtıllar köyünde 1938'de dünyaya geldi. Saz ve bozlak ustası Muharrem Ertaş ile Döne Ertaş'ın oğlu olan sanatçı, müziğin içinde büyüdü. Babasıyla birlikte daha çocuk yaşlarda düğünlere gitmeye başlayan Ertaş, Orta Anadolu'nun müzik geleneğini yaşayarak öğrendi. Müziğe annesinin yaptığı oyuncak bağlamayla başladı Neşet Ertaş'ın müzikle tanışması, henüz çocukluk yıllarında başladı. Annesi Döne Ertaş'ın çamaşır tokacına tel takarak yaptığı oyuncak bağlama, sanatçının ilk çalgısı oldu. Daha sonra keman ve bağlama çalmayı öğrenen Ertaş, küçük yaşta babasının yanında düğünlerde müzik yapmaya başladı. Kendi anlatımına göre babası onu 6 yaşında müzikle tanıştırdı. İlk dönemlerinde zil, darbuka ve cümbüş de çalan Ertaş, ağabeyinin keman çaldığı yıllarda farklı enstrümanlarla müziğin içinde yer aldı. Çocukluğu ve gençliği, bir yandan müzik öğrenirken bir yandan da Anadolu'nun farklı yerlerini görerek geçti. Babasıyla Kırşehir'in yanı sıra Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Yozgat ve Kayseri'de köy köy dolaşarak düğünlerde saz çalıp türkü söyledi. Okula düzenli devam edemeyen Ertaş, okuma yazmayı ağabeyi Necati Ertaş'tan öğrendi. Ancak eğitim hayatındaki sınırlılığa rağmen müzik alanındaki öğrenimi, doğrudan geleneğin usta-çırak ilişkisi içinde sürdü. Ertaş'ın sanat anlayışının şekillenmesinde babasının özel bir yeri oldu. Muharrem Ertaş, Orta Anadolu Türkmen-Abdal müziğinin ve özellikle bozlak geleneğinin önemli ustalarından biriydi. Neşet Ertaş da babasının sazından ve söyleyişinden öğrendiklerini zamanla kendi yorumuyla geliştirdi. Sanatçı, babasıyla ilişkisini anlatırken "Aynı ruhun insanlarıyız" ifadesini kullanmıştı. Bozlakla Anadolu insanının sesini duyurdu Neşet Ertaş'ın sanatının merkezinde bozlak önemli bir yer tuttu. Orta Anadolu'da özellikle Abdallar arasında gelişen bozlak, geniş ses aralığı, güçlü söyleyiş ve doğrudan duygusal anlatımıyla öne çıkan bir uzun hava geleneği olarak Ertaş'ın yorumunda kendine özgü bir karakter kazandı. Ertaş, bozlakları "feryat" olarak nitelendiriyordu. Onun yorumunda bozlak, yalnızca bir müzik türü değil, Anadolu insanının sevincini, özlemini, ayrılığını, yoksulluğunu, aşkını ve gurbetini dile getiren bir anlatım biçimine dönüştü. Sanatçının eserlerinde aşk ve ayrılığın yanı sıra insanın dünyadaki yalnızlığı, kader, gurbet, ölüm ve yaşamın güçlükleri de geniş yer buldu. Şiirlerinde çoğunlukla "Garip" mahlasını kullanan Ertaş, bu nedenle zaman içinde "Garip" adıyla da özdeşleşti. İstanbul'da ilk plağını çıkardı Ertaş, genç yaşında profesyonel müzik hayatının ilk önemli adımını İstanbul'da attı. 1957'nin sonunda henüz 19 yaşındayken İstanbul'a giden sanatçı, babası Muharrem Ertaş'a ait "Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" adlı türküyle ilk plağını çıkardı. Babasının sözlerini yazdığı eser, Şen Çalar Plak tarafından yayımlandı. Plağın ilgi görmesiyle Ertaş kısa sürede daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Ardından yeni plak ve kaset çalışmaları ile konserler geldi. İstanbul'da yaklaşık iki yıl çalışan Ertaş, daha sonra Ankara'ya yerleşti. Burada sahne çalışmalarının yanı sıra Ankara Radyosu'nda da bir süre programlara katıldı. Böylece köy düğünlerinde, mahalli ortamlarda ve gazinolarda yaşattığı müzik geleneğini radyo aracılığıyla daha geniş bir kitleye ulaştırdı. Kendi hayatından izleri türkülere taşıdı Ertaş'ın eserlerinin önemli bir bölümünde hayatından ve çevresinden izler bulunuyordu. Sanatçı, gördüğü insanları, yaşadığı olayları ve Anadolu'daki gündelik hayatı türkülerin konusu haline getirdi. Kendi anlatımına göre ilk bestelerinden biri de katıldığı bir düğünde gördüğü hasta bir genç ve onun başındaki annesinden etkilenmesiyle ortaya çıktı. "Anam ağlar başucumda, oturur" sözleriyle başlayan eseri, yaşadığı olayın sanatçının üretim biçimindeki karşılığını gösteren örneklerden biri oldu. Yaklaşık 400 plak ile çok sayıda kaset ve "long play" çalışmasına imza atttı. "Zahidem", "Gönül Dağı", "Yalan Dünya", "Mühür Gözlüm", "Ah Yalan Dünya", "Gönül Yarası", "Zülüf Dökülmüş Yüze", "Niye Çattın Kaşlarını", "Neredesin Sen", "Kendim Ettim Kendim Buldum" ve "Hata Benim" gibi eserler, Ertaş'ın geniş repertuvarı içinde zamanla kuşaklar boyunca bilinen türküler haline geldi. Bu eserlerde dikkati çeken unsurlardan biri, halkın gündelik konuşma dilinin şiirsel bir anlatımla buluşmasıydı. Ertaş, karmaşık ve uzak bir sanat dili yerine doğrudan, yalın ve samimi bir söyleyiş kullandı. Bu özellik türkülerinin farklı toplumsal kesimler tarafından benimsenmesinde etkili oldu. Özel hayatında da zorlu dönemler yaşadı Usta sanatçı, askerlik hizmetinin ardından Ankara'da çalıştığı gazinoda Leyla isimli genç kadınla tanıştı ve onunla evlendi. Bu evliliğe babası Muharrem Ertaş'ın karşı çıkması nedeniyle baba-oğul arasında bir dönem kırgınlık yaşandı. Ertaş'ın bu evlilikten üç çocuğu oldu. Ancak sanatçının yaşamındaki en önemli kırılmalardan biri, müzik kariyerinin zirvesine ulaştığı dönemde yaşadığı sağlık sorunları oldu. Parmaklarındaki rahatsızlık nedeniyle 1970'lerin sonunda Almanya'ya giden Ertaş, burada tedavi gördü. Uzun yıllar Almanya'da yaşayan sanatçı, bu dönemde özellikle Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşları arasında eserleriyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Almanya yılları Ertaş'ın sanat hayatında zorunlu bir ara dönemi olmakla birlikte, eserlerinin gurbetçiler arasında daha güçlü biçimde yayılmasına da zemin hazırladı. Türkiye'den uzakta yaşayan insanların memleket, aile, ayrılık ve gurbet duygularına seslenen türküleri, bu dönemde farklı bir anlam kazandı. Sanatçı, Almanya yıllarının ardından 2000'de İstanbul'da verdiği konserle Türkiye'deki sahne çalışmalarına yeniden başladı. Böylece uzun bir aradan sonra dinleyicileriyle yeniden buluştu. "Devlet sanatçısı" ünvanını kabul etmedi Neşet Ertaş'ın sanat hayatındaki en çok hatırlanan kararlardan biri de kendisine önerilen "Devlet Sanatçısı" ünvanını kabul etmemesi oldu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde kendisine sunulan ünvanı kabul etmeyen Ertaş, gerekçesini herkesin bu ülkenin sanatçısı olduğu düşüncesiyle açıkladı. Sanatçı, söz konusu ünvanın kendisi açısından bir ayrım oluşturduğu görüşünü dile getirdi. Ertaş'ın sanatındaki en önemli unsurlardan biri, Abdallık geleneğinin bilgi ve becerilerini yalnızca eserlerinde değil, icra biçiminde de yaşatmasıydı. UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras programı kapsamında Türkiye'de oluşturulan "Yaşayan İnsan Hazineleri" sisteminde Ertaş, Abdallık Geleneği-Halk Ozanlığı alanında 2009 yılında seçilen isimler arasında yer aldı. UNESCO Türkiye Milli Komisyonunun envanterinde ise Neşet Ertaş, "Mahalli Sanatçı, Ozan" olarak kayıtlı bulunuyor. "Yaşayan İnsan Hazinesi" kavramı, somut olmayan kültürel mirasın belirli unsurlarını icra etmek ve gelecek kuşaklara aktarmak için gerekli bilgi ve beceriye sahip kişilerin tanınmasını ifade ediyor. Ertaş'ın bu kapsamda seçilmesi, sanatının yalnızca bireysel bir müzik kariyeri olarak değil, bir kültürel miras taşıyıcılığı olarak da kabul edildiğini gösterdi. İTÜ'den fahri doktora Usta sanatçının müziğe katkısı akademik çevrelerde de karşılık buldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), 17 Şubat 2011 tarihli Senato toplantısında Neşet Ertaş'a fahri doktora ünvanı verilmesini kararlaştırdı. Ertaş'ın bağlamadaki kendine özgü tavrı ve eserleri, sonraki yıllarda konservatuvarlarda da eğitim konusu olarak ele alındı. Böylece düğünlerde ve mahalli müzik ortamlarında usta-çırak ilişkisi içinde öğrendiği gelenek, akademik müzik eğitiminin de bir parçası haline geldi. Neşet Ertaş'ın sanatındaki sadelik, özel hayatına ve sahnedeki duruşuna da yansıdı. Göz önünde olmayı fazla tercih etmeyen sanatçı, müzik dışındaki yaşamında da mütevazı bir hayat sürdürdü. Yaşamının son yıllarında da bağlamasından ve türkülerinden uzaklaşmadı. Anadolu insanının duygularını anlatmaya devam etti. Onun için türkü, yalnızca söylenen bir ezgi değil, insanın kendisini ifade etme biçimiydi. 25 Eylül 2012'de hayatını kaybetti Prostat kanseri tedavisi gören Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012'de İzmir'de 74 yaşında hayatını kaybetti. Kırşehir'de düzenlenen cenaze töreninin ardından babası Muharrem Ertaş'ın mezarının yanına defnedildi. Aradan geçen yıllara rağmen Neşet Ertaş'ın eserleri yeni kuşaklar tarafından söylenmeye, farklı sanatçılar tarafından yeniden yorumlanmaya devam etti. Hayatı ve eserleri, Prof. Dr. Erol Parlak tarafından iki cilt halinde kitaplaştırıldı. Kırşehir'de babası Muharrem Ertaş'la birlikte anıtı bulunan sanatçının adı, kültür merkezlerinde ve çeşitli sanat kurumlarında yaşatılıyor. AA //// A. Hümeyra Akgün

Usta oyuncu Altan Erkekli Osmangazi’de “Bir Memleket Hikayesi” anlattı Haber

Usta oyuncu Altan Erkekli Osmangazi’de “Bir Memleket Hikayesi” anlattı

Osmangazi Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü, usta oyuncu Altan Erkekli’nin anlatımı, solistler Adile Kurt Karatepe ve Tuncay Kemertaş’ın güçlü sesleriyle sahnelenen “Bir Memleket Hikayesi” gösterisiyle coşkuyla kutladı. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının 26 Ağustos 1922’de başlattığı Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanmasıyla büyük bir başarıya ulaştı. Büyük Zafer’in 104’üncü yıl dönümü dolayısıyla Osmangazi Belediyesi tarafından Ördekli Kültür Merkezi’nde “Bir Memleket Hikayesi” programı düzenlendi. Programda usta oyuncu Altan Erkekli, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ve Kurtuluş Savaşı’nın destansı hikayesini etkileyici anlatımıyla izleyicilere aktardı. Erkekli’nin anlatımına, solistler Adile Kurt Karatepe ve Tuncay Kemertaş, Anadolu’nun eşsiz türküleriyle eşlik etti. DUYGU DOLU ANLAR Milli Mücadele ruhunun, bağımsızlık tutkusunun ve vatan sevgisinin güçlü bir anlatımla sahneye taşındığı gösteri, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Programa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gösteriyi büyük bir ilgiyle takip eden katılımcılar, ellerindeki Türk bayraklarıyla türkülere eşlik ederken, sanatçıları alkışlarıyla destekledi. “Bir Memleket Hikayesi”, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusunu ve milli mücadele ruhunu izleyicilere bir kez daha yaşattı. “MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZİ UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAK GEREKİYOR” Manevi atmosferi bir kez daha yaşadıklarını ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Bugün bu programları gerçekleştirebiliyorsak, özgür ve bağımsız bir şekilde yaşayabiliyorsak, bunu başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarına ve aziz şehitlerimize borçluyuz. Onları bir kez daha saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Onlar, ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyerek bu toprakların yeniden bizim yurdumuz olarak kalmasını sağladılar. Bu bayramları kutlarken milli ve manevi değerlerimizi unutmamak ve unutturmamak gerekiyor. Bu akşam Sayın Altan Erkekli ve değerli sanatçılarımızla birlikte bu manevi atmosferi hep birlikte yaşadık. Bağımsızlığımızın sembolü olan 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun” şeklinde konuştu. “KURTULUŞ SAVAŞI’NI DEFALARCA HİSSEDEREK VE YAŞAYARAK ANLATACAĞIZ” Bu toprakların ilelebet Cumhuriyet ile payidar kalması için çalışacaklarını belirten usta oyuncu Altan Erkekli ise, “104 yıl önceki kahramanların bize bu Cumhuriyet’i nasıl emanet ettiklerini bir kez daha hatırlayarak, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere, bu ülke için canını feda edenlerin ruhlarını bir kez daha saygıyla anıyoruz. Bizden sonraki kuşaklara, tarihimizin unutulmayacak, bütün dünyaya örnek olmuş bu Kurtuluş Savaşı’nı defalarca hissederek ve yaşayarak anlatacağız. Biz, bu Cumhuriyet’in ilelebet yaşaması adına, yavrularımıza bize emanet edilen ülkeyi barış içinde bırakmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ duygusuyla hareket edip, bu toprakların ilelebet Cumhuriyet ile payidar kalması için çalışacağız. Onun için bu anmalar çok anlamlı oluyor. Osmangazi Belediyesi’nin bu anlamlı organizasyonunda bulunduğum için tüm emeği geçenlere, başta Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın olmak üzere, sonsuz teşekkür ve minnetlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı. “KAHRAMANLARIMIZI TÜRKÜLERLE YAD ETTİK” 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü kutladıklarını söyleyen solist Tuncay Kemertaş da, “Osmangazi Belediyesi’nin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümü dolayısıyla düzenlediği programda, türküler ve 30 Ağustos’un ruhuna uygun anlatımlarla başta Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, şehitlerimizi, gazilerimizi ve tüm kahramanlarımızı yad ettik. Usta oyuncu Altan Erkekli’nin anlatımı, Adile Kurt Karatepe ile söylediğimiz türkülerle 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü kutladık” diye konuştu. Programın sonunda Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, günün anısına usta oyuncu Altan Erkekli ile solistler Adile Kurt Karatepe ve Tuncay Kemertaş’a çiçek ve plaket takdim etti.

Gaziantep'te Barak kültürünü yeni bir eserle geleceğe taşıyor Haber

Gaziantep'te Barak kültürünü yeni bir eserle geleceğe taşıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından Dr. Göksel Tiryaki’nin “Yöremiz, Töremiz, Türkümüz: Barak” adlı eseri yayımlandı. GAZİANTEP (İGFA) - Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Gazikültür Yayınları, Gaziantep’in tarihi, toplumsal ve kültürel hafızasını kayıt altına alan yayınlarına bir yenisini daha ekledi. Bu kapsamda Dr. Göksel Tiryaki’nin kaleme aldığı, “Yöremiz, Töremiz, Türkümüz: Barak”, Barak Ovası’nı ve Barak kültürünü tarih, coğrafya, folklor, sözlü kültür, gündelik hayat ve insan hikâyeleri ekseninde ele alıyor. Gazikültür Yayınlarının 122’nci kitabı olarak okurla buluşan eser; Barak’ı göçlerle, iskanlarla, uzun havalarla, ağıtlarla, törelerle, üretim biçimleriyle ve kuşaktan kuşağa aktarılan ortak bir hayat tecrübesiyle şekillenmiş kültürel bir dünya olarak inceliyor. Kitap, Barak Ovası’nın kızıl toprağından Antep fıstığı bahçelerine, köy odalarından düğünlere, halk anlatılarından yöresel kelimelere kadar geniş bir kültür alanını görünür kılıyor. Gaziantep’in kültürel mirasını farklı yönleriyle tanımak isteyen okurlara sunulan “Yöremiz, Töremiz, Türkümüz: Barak”, Zeugma Mozaik Müzesi Müze Mağazası ile 25 Aralık Kahramanlık Panoraması Müze Mağazasından temin edilebilecek. YAKAR: “BARAK’IN SESİNİ, SÖZÜNÜ VE HAFIZASINI KAYIT ALTINA ALIYORUZ” GBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü ve kitabın Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar, eserle ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Şehirlerin hafızası sadece büyük tarihî olaylardan oluşmaz. İnsanların kullandığı kelimeler, söylediği türküler, kurduğu sofralar, yaşattığı töreler ve anlattığı hikâyeler de bu hafızanın ayrılmaz parçalarıdır. Kültürel değişimin hızlandığı günümüzde yerel bilgi ve sözlü mirasın yazılı kaynaklara dönüştürülmesi büyük önem taşımaktadır. ‘Yöremiz, Töremiz, Türkümüz: Barak’, Barak kültürüne ilgi duyan okurlar için kapsamlı bir başvuru eseri olmasının yanında, yeni bilimsel ve edebî çalışmalara kaynaklık edecek değerli bir yayındır. Eserin hazırlanmasında emeği bulunan yazarımız Dr. Göksel Tiryaki’ye, editörümüze ve yayın ekibimize teşekkür ediyorum.”

Balıkesir Edremit Kitap Fuarı’nda dördüncü gününde Haber

Balıkesir Edremit Kitap Fuarı’nda dördüncü gününde

Balıkesir Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen 8. Edremit Kitap Fuarı, dördüncü gününde çocuk edebiyatından tarihe, doğadan edebiyata uzanan birbirinden farklı söyleşilerle devam etti. BALIKESİR (İGFA) - Balıkesir Edremit Altınkum Fuar Alanı’nda gerçekleşen etkinliklerde çocuklar yazarlarla buluşurken, Nedim Gürsel, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil ve Buket Uzuner okurlarıyla bir araya geldi. Günün sonunda Celo Boluz’un müzik dinletisiyle fuar alanında keyifli bir akşam yaşandı. ÇOCUKLAR YAZARLARLA HAYAL DÜNYASINDA BULUŞTU 8.Edremit Kitap Fuarı’nın dördüncü günü çocuklara yönelik özel bir etkinlikle başladı. Çocuk kitabı yazarları Merve Başcumalı ve Özgür Özgülgün, minik okurlarla bir araya gelerek kitapları, hikâyeleri, hayal dünyalarını ve bir kitabın yazım aşamasından çocukların eline ulaşmasına kadar geçen süreci anlattı. Yazarların anlattığı hikâyelerle çocuklar masal dünyasının kapılarını aralarken, fuar alanında çocukların kitaplara duyduğu heyecan renkli görüntüler oluşturdu. Çocukların kitaplarla buluştuğu söyleşinin ardından konuklara plaketlerini Edremit Belediye Başkan Yardımcısı Metin Tunçer ile fuarın minik katılımcıları Belinay ve Burak takdim etti. NEDİM GÜRSEL’DEN “YERYÜZÜNDE BİR YOLCULUK” Fuarın dördüncü gününde usta yazar Nedim Gürsel, “Yeryüzünde Bir Yolculuk” söyleşisiyle okurlarıyla buluştu. 40 yılı aşkın sanat hayatında öyküden romana, denemeden gezi yazılarına uzanan pek çok esere imza atan Gürsel, edebiyatın izinde farklı coğrafyalara, kentlere ve insan hikâyelerine uzanan sanat serüvenini anlattı. Türkiye’den Paris’e uzanan yaşam ve edebiyat yolculuğunun yanı sıra aldığı ödüller ve yazarlık serüveni üzerine değerlendirmelerde bulunan Gürsel, çocukluğunun geçtiği coğrafyada okurlarıyla buluşmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Söyleşinin ardından Gürsel’e plaketini Belediye Başkan Yardımcısı Cavit Cebeci takdim etti. “FATİH VE LİDERLİK SIRLARI” KONUŞULDU 8.Edremit Kitap Fuarı’nın bir diğer konuğu akademisyen Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil oldu. Şimşirgil, “Fatih ve Liderlik Sırları” konulu söyleşisinde Fatih Sultan Mehmet’in çocukluk ve gençlik yıllarından eğitimine, ilme verdiği önemden kararlılığına ve ileri görüşlülüğünden liderlik özelliklerine kadar birçok yönünü anlattı. Fatih Sultan Mehmet’in hayatı üzerinden bilgi, vizyon, cesaret ve kararlılığın büyük hedeflere ulaşmadaki öneminin ele alındığı söyleşide, liderlik kavramı tarihsel bir perspektifle değerlendirildi. Söyleşinin ardından Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’e plaketini Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş takdim etti. BUKET UZUNER: “AĞAÇLAR YOKSA İNSAN VE EDEBİYAT YOK” Fuarın dördüncü gününde doğa, insan ve edebiyat ilişkisi de masaya yatırıldı. Yazar Buket Uzuner, “Ağaçlar Yoksa İnsan ve Edebiyat Yok” başlıklı söyleşide doğayla kurduğumuz ilişkiyi, ağaçların ve tabiatın yaşamımızdaki yerini ve çevre sorunlarını ele aldı. İnsanın doğadan ayrı değil, doğanın bir parçası olduğunu vurgulayan Uzuner, çocuklara ağaçların canlı olduğunun anlatılması gerektiğine dikkat çekerek doğanın korunmasının gelecek kuşaklara bırakılacak en önemli miraslardan biri olduğunu söyledi. Uzuner söyleşide ayrıca kadınların toplumdaki yeri ve kadın yazarlara yönelik bakış açıları üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Söyleşinin ardından Buket Uzuner’e plaketlerini Belediye Meclis Üyeleri Güneş Durgut ve Mustafa Erçevik takdim etti. CELO BOLUZ’LA MÜZİK DOLU KAPANIŞ 8.Edremit Kitap Fuarı’nın dördüncü günü, Celo Boluz’un güçlü sesi ve ezgileriyle sona erdi. Anadolu’nun zengin ezgileriyle farklı kültürlerin seslerini buluşturan Boluz, seslendirdiği türküler ve ezgilerle fuar alanındaki dinleyicilere keyifli bir akşam yaşattı. Müziğin farklı diller ve coğrafyalar arasında kurduğu evrensel bağın öne çıktığı dinletide, dinleyiciler kimi zaman hüzne, kimi zaman sevdaya, kimi zaman da birlikte söylemenin coşkusuna ortak oldu. Gecenin sonunda sanatçıya plaketini Belediye Meclis Üyesi Mehmet Döğer takdim etti. KÖRFEZ YAZARLARINA TEŞEKKÜR Fuarın dördüncü gününde kitapları ve imza etkinlikleriyle okurlarıyla buluşan Körfez Yazarlarına da teşekkür edildi. Belediye Başkan Yardımcısı Metin Tunçer, Belediye Meclis Üyeleri Mehmet Döğer, Mustafa Erçetin, Oktay Sümertaş ve Ertal Küçükaslan ile Körfez Yazarları Koordinatörü ve Edremit Lisesi Mezunları Derneği Başkanı Hülya Budak, fuara katkı sunan Körfez Yazarlarına kalem hediye ederek teşekkürlerini iletti. BAŞKAN ERTAŞ: “BİZİ BİR ARAYA GETİREN HEP AYNI ŞEY; KİTAP, KÜLTÜR VE SANAT” Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, fuarın dördüncü gününün ardından yaptığı değerlendirmede, Altınkum Fuar Alanı’nda her yaştan kitapseverle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Başkan Ertaş, “Her gün başka bir hikâye, başka bir ses, başka bir düşünce… Ama bizi bir araya getiren hep aynı şey: kitap, kültür ve sanat. 8. Edremit Kitap Fuarımızın dördüncü gününü de geride bıraktık. Bugün de Altınkum Fuar Alanı’nda kitapsever komşularımızla aynı heyecanı paylaştık. Çocuklarımızın kitapların renkli dünyasında kaybolmasına, gençlerimizin yeni düşüncelerle buluşmasına, büyüklerimizin yıllardır taşıdığı kitap sevgisini yeniden yaşamasına tanıklık ettik. Fuarımızın bu güzel atmosferini birlikte oluşturan kıymetli konuklarımıza ve fuar alanımızı dolduran sevgili kitapsever komşularıma teşekkür ediyorum” dedi. Başkan Ertaş, 8. Edremit Kitap Fuarı’nın devam eden etkinliklerine tüm kitapseverleri Altınkum Fuar Alanı’na davet etti

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.