Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tüi̇k

bursaarena.com.tr - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye nüfus büyüklüğünde dünyada 18. sırada... Türkiye'de yaşam dünya ortalamasının üzerinde Haber

Türkiye nüfus büyüklüğünde dünyada 18. sırada... Türkiye'de yaşam dünya ortalamasının üzerinde

TÜİK, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü dolayısıyla Birleşmiş Milletler'in 2025 yılı nüfus tahminlerine ilişkin verileri yayımladı. Verilere göre Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla 194 ülke arasında 18'inci sırada yer aldı. ANKARA (İGFA) - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1989 yılında, dünya nüfusunun 5 milyara ulaştığı 11 Temmuz 1987 tarihi "Dünya Nüfus Günü" olarak kabul edilmişti. Her yıl bu kapsamda nüfus ve kalkınma konularına ilişkin farkındalık çalışmaları yürütülüyor. DÜNYA NÜFUSU 8,23 MİLYAR Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 2025 yıl ortasında dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişiye ulaştı. En fazla nüfusa sahip ülkeler sırasıyla; Hindistan 1 milyar 463 milyon 865 bin 525 kişi, Çin 1 milyar 416 milyon 96 bin 94 kişi ve ABD 347 milyon 275 bin 808 kişi oldu. Bu üç ülke dünya nüfusunun yüzde 39,2'sini oluşturdu. Türkiye ise 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1'ine sahip olarak 18'inci sırada yer aldı. TÜRKİYE'NİN ÇOCUK NÜFUS ORANI DÜNYA ORTALAMASININ ALTINDA Birleşmiş Milletler verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde çocuk nüfusun (0-17 yaş) toplam nüfus içindeki oranı yüzde 29,3 olarak hesaplandı. Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu ülkeler olarak Orta Afrika Cumhuriyeti yüzde 56,2, Nijer yüzde 53,3, Somali yüzde 53,0 oldu. Çocuk nüfusu oranı en düşük kaldığı ülkeler ise yüzde 12,9 ile Güney Kore, yüzde 14,0 ile Japonya, yüzde 14,4 Singapur oldu. Türkiye'de çocuk nüfus oranı yüzde 24,8 ile dünya ortalamasının altında kalırken, Avrupa Birliği ülkelerinin tamamından daha yüksek seviyede gerçekleşti. GENÇ NÜFUS ORANI DA DÜNYA ORTALAMASININ GERİSİNDE 15-24 yaş grubundaki genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranı dünya genelinde yüzde 15,6 oldu. Türkiye'de bu oran yüzde 14,8 olarak hesaplandı. Böylece Türkiye dünya ortalamasının altında kalırken, AB ülkelerinin tamamından daha yüksek genç nüfus oranına sahip oldu. Genç nüfus oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 23,3 ile Güney Sudan olurken, en düşük oran yüzde 8,8 ile Monako'da görüldü. TÜRKİYE'DE YAŞLI NÜFUS ORANI DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı dünya genelinde yüzde 10,4 olarak hesaplandı. Türkiye'de yaşlı nüfus oranı yüzde 11,1 ile dünya ortalamasının üzerine çıktı. Ancak bu oran Avrupa Birliği ülkelerinin tamamının gerisinde kaldı. Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 36 ile Monako olurken, Japonya yüzde 30 ile ikinci sırada yer aldı. Bu arada 2025 yılı tahminlerine göre dünya genelinde toplam doğurganlık hızı kadın başına 2,24 çocuk olarak hesaplandı. Türkiye'de ise bu oran 1,42 çocuk olarak gerçekleşti. En yüksek doğurganlık hızına sahip ülke kadın başına 5,94 çocuk ile Çad olurken, en düşük oran 0,75 çocuk ile Güney Kore'de görüldü. AB ülkeleri arasında en yüksek doğurganlık hızı 1,74 çocuk ile Bulgaristan'da kaydedildi. TÜRKİYE'DE YAŞAM SÜRESİ DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 2025 yılında dünya genelinde doğuşta beklenen yaşam süresi toplamda 73,5 yıl olurken; erkeklerde bu süre 70,9 yıl, kadınlarda ise 76,2 yıl olarak hesaplandı. Türkiye'de ise erkeklerde doğuşta beklenen yaşam süresi 75,5 yıl, kadınlarda ise 80,7 yıl olarak tahmin edildi. Her iki gösterge de dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Erkeklerde en uzun yaşam süresi 84,7 yıl ile Monako'da, kadınlarda ise 88,7 yıl ile yine Monako'da kaydedildi. TÜRKİYE, AVRUPA'YA GÖRE DAHA GENÇ BİR NÜFUSA SAHİP TÜİK verileri, Türkiye'nin çocuk ve genç nüfus oranlarının Avrupa Birliği ülkelerinden yüksek, yaşlı nüfus oranının ise AB ortalamasının altında olduğunu ortaya koydu. Buna karşın doğurganlık hızının dünya ortalamasının altına gerilemesi ve yaşlı nüfus oranının dünya ortalamasını aşması, Türkiye'de demografik dönüşümün hız kazandığını gösteren önemli göstergeler arasında yer aldı.

En yüksek getiride zirveler değişti... Külçe altın yerini bıraktı Haber

En yüksek getiride zirveler değişti... Külçe altın yerini bıraktı

TÜİK'in Haziran 2026 dönemine ilişkin Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları verilerine göre, aylık bazda yatırımcısına en yüksek reel kazancı Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) sağladı. Yıllık değerlendirmede ise zirvede BIST 100 endeksi yer aldı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Haziran 2026 dönemine ilişkin Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları istatistiklerini yayımladı. Verilere göre, aylık bazda en yüksek reel getiri Devlet İç Borçlanma Senetleri'nde (DİBS) gerçekleşti. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde DİBS yüzde 1,60, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 2,42 oranında yatırımcısına reel getiri sağladı. Aylık değerlendirmede Yİ-ÜFE baz alındığında mevduat faizi (brüt) yüzde 1,36, Amerikan Doları ise yüzde 0,05 reel kazanç sağlarken; Euro yüzde 1,41, BIST 100 endeksi yüzde 3,13 ve külçe altın yüzde 7,39 oranında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile yapılan hesaplamada ise mevduat faizi yüzde 2,17, Amerikan Doları yüzde 0,85 reel getiri sağlarken; Euro yüzde 0,62, BIST 100 yüzde 2,36 ve külçe altın yüzde 6,64 oranında reel kayıp yaşattı. Üç aylık değerlendirmede yatırımcısına en yüksek reel getiriyi mevduat faizi (brüt) sağladı. Bu dönemde mevduat faizi Yİ-ÜFE'ye göre yüzde 1,22, TÜFE'ye göre ise yüzde 2,07 reel kazanç sundu. Aynı dönemde en fazla kaybettiren yatırım aracı ise külçe altın oldu. Altı aylık performansta ise BIST 100 endeksi öne çıktı. Endeks, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 8,70, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 7,16 oranında yatırımcısına en yüksek reel getiriyi sağladı. Aynı dönemde külçe altın, her iki endekse göre de en fazla reel kayıp yaşatan yatırım aracı olarak kayıtlara geçti. Yıllık değerlendirmede de BIST 100 endeksi liderliğini korudu. Endeks, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 17,93, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 14,34 oranında yatırımcısına en yüksek reel getiriyi sağladı. Yıllık bazda Yİ-ÜFE'ye göre külçe altın yüzde 16,14, DİBS yüzde 6,87 ve mevduat faizi yüzde 5,24 oranında reel kazanç sağlarken, Amerikan Doları yüzde 8,48, Euro ise yüzde 8,60 oranında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE bazlı hesaplamada ise külçe altın yüzde 12,60, DİBS yüzde 3,62 ve mevduat faizi yüzde 2,04 reel getiri sağlarken; Amerikan Doları yüzde 11,26, Euro ise yüzde 11,38 oranında reel kayıp yaşattı.

İkinci el araç fiyatları yılın ilk yarısında yüzde 5 arttı Haber

İkinci el araç fiyatları yılın ilk yarısında yüzde 5 arttı

İkinci el araç fiyatları Haziran 2026’da aylık bazda yüzde 0,74, yılın ilk yarısında ise toplamda yüzde 5 artış gösterdi. İSTANBUL (İGFA) - VavaCars tarafından açıklanan VavaAI Fiyat Endeksi’ne göre, Haziran 2026 sonuçlarına göre, ikinci el araç fiyatları bir önceki aya göre TL bazında yüzde 0,74 arttı. Böylece ikinci el araç fiyat endeksi yılın ilk yarısını yüzde 5'lik artışla tamamlarken, bu artış aynı dönemde döviz kurlarındaki yükselişin gerisinde kaldı. Haziran ayında fiyat artışının TÜİK enflasyonunun da altında gerçekleşmesi, ikinci el araç pazarında dengeli ve kontrollü görünümün sürdüğüne işaret etti. Türkiye’nin önde gelen online ikinci el araç platformlarından VavaCars, yapay zeka ile geliştirdiği VavaAI Fiyat Endeksi’nin Haziran 2026 sonuçlarını açıkladı. VavaCars’ın kamuya açık verilerin analizini yaparak hazırladığı rapora göre, ikinci el araç fiyatları Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 0,74 artış gösterdi. Yılın ilk yarısına bakıldığında ise fiyatlarda kademeli ancak sınırlı bir yükseliş yaşandığı görüldü. Fiyat endeksi 2026’nın ilk yarısını yüzde 5’lik artışla tamamlarken, aynı dönemde enflasyon yüzde 17,7 seviyesinde gerçekleşti. Yılın ilk altı ayında dolar yüzde 8,7, euro ise yüzde 5,6 oranında TL karşısında değer kazandı. İkinci el araç fiyatlarındaki yükselişin hem enflasyonun hem de döviz kurlarındaki artışın gerisinde kalması, pazarda ani fiyat hareketleri yerine daha dengeli ve öngörülebilir bir görünümün öne çıktığını ortaya koydu.

TÜED Uludağ: Emeklilerin altınları çalınıyor! Haber

TÜED Uludağ: Emeklilerin altınları çalınıyor!

Haziran enflasyonuyla birlikte emekli maaşında yapılacak artışın zam değil fark ödemesi olduğunu vurgulayan TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, alım gücündeki düşüşe işaret ederek “Emeklinin parası, altınları çalınıyor” dedi. BURSA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) haziran enflasyonunu %0,99 olarak açıkladı. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise %1,94 olarak duyurdu. SSK ve BAĞ-KUR emeklisi, temmuzda yüzde 17,76; memur ve memur emeklisi ise yüzde 13,52 zam alacak. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şube Başkanı Kenan Pars, “Çarşı-pazardaki enflasyon yüzde 0,99 değil,10 katı fazlası. Sayın Cumhurbaşkanımız ve milletvekillerimiz, sesimizi duysun.” değerlendirmesini yaptı. ZAM DEĞİL FARK! Bu yıl da 'refah payı' uygulamasına gidilmediğine dikkati çeken TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Bu zam değil, enflasyon farkıdır. Daha zam oranı açıklanmadan köprü ve otoyol geçiş ücretleri artırıldı. Restoran ve kafeler, menülerini güncelledi. Emeklinin güç bela içtiği çaya, kahveye fahiş zamlar yapıldı. Enflasyon farkı, geçmiş 6 aya dönük kaybedilen satın alma gücünü telafi etmek için uygulanır. Son artışlarla yeni bir enflasyon farkı oluşmuştur. Bu fark, kök aylığa uygulandığı için yaklaşık 5 milyon emeklinin cebine giren para değişmeyecek. Milyonlarca emekli, temmuzda 20 bin lira almaya devam edecek.” diye konuştu. MAAŞTAN 10 ÇEYREK ALTIN ERİDİ Emeklilerin yaşadığı ekonomik kaybın en açık göstergesinin alım gücündeki çöküş olduğunu vurgulayan Kenan Pars, “2016’da emekli maaşımla yaklaşık 14 çeyrek altın alabiliyordum. Bugün ise 4 çeyrek altın ancak alabiliyorum. Şimdi buradan soruyorum: Emeklinin 10 çeyrek altınlık emeğini kim çaldı? Yıllarca çalışan, prim ödeyen, bu ülkeye değer katan insanların alın teri nasıl bu kadar değersiz hale geldi? Bu farklar; daha cebimize girmeden pazarda, markette, faturada eriyor. TÜRK-İŞ verilerine göre dört kişilik ailenin açlık sınırı 35 bin 759 TL'ye, yoksulluk sınırı 116 bin 478 TL'ye yükseldi. 20 bin TL’lik en düşük emekli maaşı; açlık sınırının 15 bin 759 TL, yoksulluk sınırının ise 96 bin 478 TL altında. Bu rakamlar, insani değil.” dedi. Emeklilerin torunlarına harçlık veremediği için kahrolduğunu da belirten Pars, “En düşük emekli aylığı, asgari ücrete eşitlenmeli. Kök maaş mağduriyeti sona erdirilmeli, refah payı verilmeli. Biz bu ülkenin yükü değil, temeliyiz. Bu maaşlar; sadece emekliye değil; esnafa, pazarcıya, ekonomiye can verir. Sadaka değil, yıllarca ödediğimiz emeğin karşılığını istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve milletvekillerine sesleniyorum: Emekliye enflasyon farkı ya da seyyanen zammı acil olarak talep ediyoruz. Ayakta duracak hali kalmayan emekliler için artık bıçak, kemiğe dayanmaktan öte kemiği paramparça etmiş durumda! Milyonlarca emekliyi açlığa mahkûm etmeyin.” ifadelerini kullandı.

Memur ve emeklinin gözü enflasyon verisinde Haber

Memur ve emeklinin gözü enflasyon verisinde

Milyonlarca memur, emekli ve sosyal yardım alıcısını ilgilendiren temmuz ayı maaş artış oranları, bugün saat 10.00'da açıklanacak haziran ayı enflasyon verileriyle kesinlik kazanacak. 5 aylık verilere göre SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yüzde 16,61, memurlar için ise yüzde 12,41'lik artış şimdiden netleşti. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıklayacağı haziran ayı enflasyon rakamları, memur ve emekli maaşlarındaki yılın ikinci yarısına ait artış oranlarını nihai hale getirecek. Yılın ilk 5 ayında oluşan enflasyon verileri, yapılacak artışın büyük bir kısmının çerçevesini çizmiş durumda. SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yüzde 16,61 kesinleşti Yılın ilk 5 ayındaki Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artışı yüzde 16,61 olarak gerçekleşti. Mevcut tabloya göre, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin temmuz ayı için alacağı zam oranının bu seviyede olması şimdiden kesinleşti. Kesin rakam, haziran ayı enflasyonunun eklenmesiyle temmuz ayı başında belli olacak. Memur ve memur emeklisine enflasyon farkı Memur ve memur emeklilerinin maaş artışları, toplu sözleşme hükümleri ve enflasyon farkı üzerinden belirleniyor. Memurlar, yılın ikinci yarısı için toplu sözleşmeden kaynaklanan yüzde 7'lik bir zam alacaklar. Buna ek olarak, ilk 6 aydaki enflasyonun belirlenen oranı aşması durumunda oluşan fark da maaşlara yansıtılacak. 5 aylık verilere göre yapılan hesaplamalarda, memurların temmuz ayı artış oranı şu an itibarıyla yüzde 12,41 olarak netleşmiş durumda. 25 milyon vatandaşı doğrudan ilgilendiriyor TRT'nin haberine göre, maaş katsayılarındaki artış, sadece memur ve emeklileri değil, sosyal yardım ödemelerini de doğrudan etkileyecek. Memur maaş katsayısına endeksli olan engelli aylıkları, evde bakım maaşları ve 65 yaş aylıkları da aynı oranda artacak. Bu durum, yaklaşık 2 milyon sosyal yardım alan vatandaşla birlikte toplamda 25 milyona yakın vatandaşı ilgilendiren geniş kapsamlı bir ekonomik tabloyu ortaya koyuyor. Ekonomistlerin haziran ayı beklentisi yüzde 1,04 Öte yandan, TÜİK tarafından açıklanacak haziran ayı enflasyon verilerine ilişkin 17 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirdiği beklenti anketi sonuçlandı. Ankete katılan ekonomistlerin haziran ayı aylık enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 1,04 oldu. Ekonomistlerin beklentileri doğrultusunda (yüzde 1,04) bir artış gerçekleşmesi durumunda, mayıs ayında yüzde 32,61 olan yıllık enflasyonun haziranda yüzde 32,17'ye gerileyeceği tahmin ediliyor. Ekonomistlerin yıl sonu enflasyon beklentilerinin ortalaması ise yüzde 29 olarak belirlendi.

2025’te en fazla ölüm, kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı Haber

2025’te en fazla ölüm, kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı

Türkiye'de 2025 yılında hayatını kaybedenlerin sayısı 491 bin 684'e yükseldi. Ölüm nedenlerinde ilk sırayı yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları alırken, bebek ölüm hızı ve 5 yaş altı ölüm hızında düşüş yaşandı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri'ni yayımladı. TÜİK verileri, ölüm nedenlerinde kalp ve damar hastalıklarının ağırlığını koruduğunu gösterirken, bebek ve çocuk ölümlerindeki düşüş ise halk sağlığı açısından dikkat çeken olumlu gelişmeler arasında yer aldı. Söz konusu istatistiki verilere göre, 2024 yılında 489 bin 734 olan ölüm sayısı, 2025 yılında 491 bin 684'e yükseldi. Hayatını kaybedenlerin yüzde 55,1'ini erkekler, yüzde 44,9'unu ise kadınlar oluşturdu. Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025 yılında bir önceki yılla aynı seviyede kalarak binde 5,7 olarak gerçekleşti. Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il binde 10,8 ile Sinop olurken, Kastamonu binde 10,2 ve Giresun binde 9,6 ile onu takip etti. En düşük kaba ölüm hızına sahip il ise binde 2,3 ile Şırnak oldu. Hakkari, Van, Batman ve Şanlıurfa da en düşük ölüm hızlarının görüldüğü iller arasında yer aldı. ÖLÜM NEDENLERİNDE İLK SIRA DOLAŞIM SİSTEMİ HASTALIKLARININ TÜİK verilerine göre 2025 yılında ölümlerin yüzde 34,7'si dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Bu grubu yüzde 16,1 ile iyi ve kötü huylu tümörler, yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları izledi. Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin alt nedenlerine bakıldığında, yüzde 42,3'ünü iskemik kalp hastalıkları, yüzde 24,6'sını diğer kalp hastalıkları ve yüzde 18,2'sini serebro-vasküler hastalıklar oluşturdu. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 47,7 ile Çanakkale oldu. Balıkesir, Hatay ve Burdur da üst sıralarda yer aldı. En düşük oran ise yüzde 25,4 ile Kilis'te görüldü. KANSER KAYNAKLI ÖLÜMLERDE AKCİĞER İLK SIRADA İyi ve kötü huylu tümörlere bağlı ölümler incelendiğinde, ölümlerin yüzde 28,9'unun gırtlak, soluk borusu, bronş ve akciğer kaynaklı kötü huylu tümörlerden kaynaklandığı belirlendi. Kanser kaynaklı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 22,4 ile Ağrı olurken, Van, Kocaeli, Ankara ve Elazığ da listenin üst sıralarında yer aldı. En düşük oran ise yüzde 9,7 ile Kilis'te kaydedildi. TÜİK verileri, bebek ve çocuk ölümlerinde olumlu bir tablo ortaya koydu. 2024 yılında 8 bin 484 olan bebek ölüm sayısı, 2025 yılında 6 bin 988'e geriledi. Buna bağlı olarak bebek ölüm hızı da binde 9,0'dan binde 7,8'e düştü. Doğumdan sonraki ilk beş yıl içinde ölüm olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı ise 2024 yılında binde 11,1 iken, 2025 yılında binde 9,5 olarak gerçekleşti

2025 yılında Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 393 bin 829’a yükseldi Haber

2025 yılında Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 393 bin 829’a yükseldi

2025 yılında Türkiye’ye göç edenlerin sayısı yüzde 25,2 artarak 393 bin 829’a yükseldi. Aynı dönemde Türkiye’den yurt dışına göç edenlerin sayısı ise yüzde 5 azalarak 403 bin 216 oldu. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 Uluslararası Göç İstatistiklerine göre, yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklular oluşturdu. TÜRKİYE'DEN YURT DIŞINA 403 BİN 216 KİŞİ GÖÇ ETTİ Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5 azalarak 403 bin 216 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklular oluşturdu. EN FAZLA 20-24 VE 25-29 YAŞ GRUBUNDAKİ NÜFUS GÖÇ ETTİ Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin yaş grubu incelendiğinde, en fazla göç edenlerin yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi. Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu izledi. YURT DIŞINDAN EN FAZLA GÖÇ ALAN VE YURT DIŞINA EN FAZLA GÖÇ VEREN İL İSTANBUL OLDU Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti. Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul'un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 İzmir izledi. TÜRKİYE'YE GELEN YABANCI NÜFUSUN YÜZDE 23,4'ÜNÜ TÜRKMENİSTAN VATANDAŞLARI OLUŞTURDU Türkiye'ye 2025 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Türkmenistan'ı yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları izledi. Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Irak'ı yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.