Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ticaret

bursaarena.com.tr - Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'yı dünyaya bağlayacak dev yatırım... TEKNOSAB Lojistik Parkı.. Haber

Bursa'yı dünyaya bağlayacak dev yatırım... TEKNOSAB Lojistik Parkı..

TEKNOSAB'da 210 milyon dolarlık Lojistik Park projesinin temeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla atıldı. Hepsiburada ve Hepsijet ile kiralama protokolü imzalanan Bursa'daki merkezin ilk etabının 2027'nin son çeyreğinde açılması planlanıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde Türkiye’nin yüksek teknolojili üretim merkezi olarak hayata geçirilen TEKNOSAB’da, kentin üretim ve ticaret altyapısını yeni bir seviyeye taşıyacak Lojistik Park projesinin temeli atıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende; eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, milletvekilleri, yerel yönetim temsilcileri ve iş dünyası bir araya geldi. Tören öncesinde TEKNOSAB’da incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bölgenin özellikle yer altı altyapısının kendisini etkilediğini belirterek, TEKNOSAB’ı “yeni nesil bir OSB” ve “Türkiye Yüzyılı’nın OSB’si” olarak tanımladı. “BURSA’YA ÖNCÜ OLMAK YAKIŞIR” TEKNOSAB’ın fiber optik altyapıdan enerji sistemlerine kadar bütünleşik biçimde planlandığını belirten Yılmaz, bölgenin ortak akıl ve ortak finansman anlayışıyla hayata geçirilmesinin önemine dikkati çekti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın şahsında projede emeği geçenleri tebrik eden Yılmaz, TEKNOSAB’ın dijital ve yeşil dönüşüm hedefleriyle örtüştüğünü söyledi. Bursa’nın Türkiye’de sanayinin öncü şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Bursa’ya öncü olmak yakışır, lider olmak yakışır, örnek olmak yakışır.” değerlendirmesinde bulundu. Bursa’nın yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracat düzeyiyle Türkiye’nin en büyük ihracatçı şehirleri arasında yer aldığını dile getiren Yılmaz, TEKNOSAB’ın bu güçlü üretim altyapısının geleceğe dönük vizyonunu oluşturduğunu kaydetti. TEKNOSAB’da 30 civarında firmanın üretime başladığını, bu firmaların yatırımlarının 60 milyar liraya, istihdamın ise 7 bin 500 kişiye ulaştığını aktaran Yılmaz, 2026 yılı sonuna kadar üretimdeki firma sayısının 42’ye, toplam yatırımın 100 milyar liraya, istihdamın ise 9 bine çıkmasının öngörüldüğünü söyledi. “LOJİSTİK PARK REKABET GÜCÜ KAZANDIRACAK” Lojistiğin günümüzde rekabet gücünün en kritik unsurlarından biri haline geldiğini belirten Cevdet Yılmaz, TEKNOSAB içinde böyle bir merkezin kurulmasının son derece kıymetli olduğunu ifade etti. Lojistik Park’ın demiryolu, otoyolu ve liman bağlantılarıyla sanayi ürünlerinin pazarlara daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaştırılmasına katkı sağlayacağını kaydeden Yılmaz, projenin Türkiye’nin üretim merkezlerini limanlara bağlama hedefleriyle de örtüştüğünü söyledi. Yılmaz, daha temel atma aşamasında önemli şirketlerin projede yer almak istemesinin yatırımın potansiyelini ortaya koyduğunu belirterek, Lojistik Park’ın zaman içinde çok güçlü bir lojistik merkez haline geleceğini ifade etti. Eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala da Bursa iş dünyasının alınan kararları hızla uygulamaya geçiren güçlü bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Dünyada ülkeler kadar şehirlerin de yoğun bir rekabet içinde bulunduğunu belirten Ala, Bursa’nın üretim, ihracat ve ticaret kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli ekonomik merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. BTSO’nun hayata geçirdiği projelere değinen Ala, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve yönetimini ortaya koydukları vizyoner çalışmalar dolayısıyla tebrik etti. Geleceğin ekonomisinde vizyon sahibi şehirlerin öne çıkacağını dile getiren Ala, “Vizyon olmadan bugünkü dünyada hak ettiğimiz yeri almamızın imkanı yoktur. Vizyoner projeleri sonuna kadar destekleriz. İhtiyacımız olan geleceğe ilişkin bir söz, vizyon, proje ve programdır.” ifadelerini kullandı. “BURSA’NIN EKONOMİ TARİHİNDE İZ BIRAKACAK” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise Bursa’nın ekonomi tarihinde iz bırakacak büyük bir projenin daha hayata geçtiğini söyledi. Bursa’nın yüzyıllardır üretim, ticaret ve girişimciliğin merkezinde yer aldığını belirten Burkay, küresel ekonomide üretimin, ticaret yollarının, teknolojinin ve sermayenin yön değiştirdiği bir dönemde şehirlerin kendi geleceklerini bugünden planlaması gerektiğini ifade etti. BTSO olarak 2013 yılından bu yana 60’ı aşkın projeyi hayata geçirdiklerini kaydeden İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın da Bursa sanayisinin yüksek teknoloji, ölçek ekonomisi ve ihracat odaklı üretime geçişinin temel projelerinden biri olduğunu söyledi. TEKNOSAB’da yenilenebilir enerji kaynaklarından fiber optik iletişim altyapısına, su ve doğal gaz hatlarından yer altı beton galeri sistemine kadar tüm altyapının kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla kurgulandığını belirten Burkay, bölgenin şimdi çok daha kapsamlı bir ekosistemle tamamlandığını anlattı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, TEKNOSAB’ın genişleme alanı içinde KOBİ OSB, Gıda OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, Serbest Bölge, Teknopark, Defence HUB, Data Center gibi projelerle üretim, ticaret, teknoloji ve lojistiği aynı merkezde buluşturan yeni bir kalkınma modeli oluşturduklarını söyledi. TEKNOSAB Lojistik Park’ın da bu vizyonun en stratejik halkalarından biri olduğunu vurgulayan Burkay, projenin Bursa’da üretilen katma değerin dünya pazarlarına daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaştırılmasında önemli rol üstleneceğini kaydetti. Burkay, projenin finansmanında da farklı bir model uyguladıklarına işaret ederek, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu aracılığıyla küçük esnaftan KOBİ’lere, sanayicilerden büyük işletmelere kadar yaklaşık 650 yatırımcıyı aynı projenin ortağı haline getirdiklerini bildirdi. Fonun ilk yılında Türk lirası bazında yüzde 126, dolar bazında yüzde 86 değer artışı sağladığını ifade eden Burkay, asıl önemli olanın Bursa’daki farklı kesimlerin kentin geleceğine birlikte yatırım yapması olduğunu söyledi. TEKNOSAB’dan GUHEM’e, Bursa Business School’dan BUTEKOM ve Model Fabrika’ya kadar birçok projeyle Bursa’nın geleceğine yatırım yaptıklarını belirten Burkay, “Bursa Büyürse Türkiye Büyür” anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. “YENİ BİR DÖNEMİN KAPISINI ARALIYORUZ” Bursa Valisi Erol Ayyıldız da TEKNOSAB Lojistik Park’ın Bursa’nın üretim gücünü Türkiye’nin gelecek vizyonuyla buluşturan önemli bir yatırım olduğunu söyledi. Bursa’nın üretim kültürünü geleceğe taşımanın artık daha nitelikli, daha hızlı, daha teknolojik ve sürdürülebilir üretimden geçtiğine işaret eden Ayyıldız, projenin otoyol, demiryolu ve liman bağlantılarıyla Bursa’nın üretim gücünü küresel tedarik zincirlerine daha güçlü biçimde bağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, projenin yüzlerce yatırımcıyı aynı hedef etrafında buluşturan yapısına da dikkati çekerek, yatırımın hayata geçirilmesinde emeği bulunan BTSO’ya, Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a, TEKNOSAB yönetimine ve yatırımcılara teşekkür etti. Yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip TEKNOSAB Lojistik Park, yeni nesil lojistiğin ihtiyaç duyduğu çok sayıda fonksiyonu tek merkezde buluşturuyor. Projede gümrük sahası, antrepolar, soğuk hava depoları ve akıllı depolama sistemlerinin yanı sıra 262 bin 600 metrekareyi aşan kiralanabilir alan yer alacak. Tesiste 300’ün üzerinde yükleme rampası ile 2 bin TIR kapasiteli park alanı oluşturulacak. Kurulacak 12 megavatlık güneş enerjisi sistemi ile tesisin enerji ihtiyacının önemli bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Gemlik ve Bandırma limanlarına, demiryolu ve otoyol bağlantılarına yakın konumuyla Lojistik Park’ın Bursa sanayisinin lojistik maliyetlerini azaltması ve ihracat operasyonlarının hızını artırması amaçlanıyor. Projenin ilk etabının 2027 yılının son çeyreğinde hizmete açılması planlanıyor. TEMEL ATILMADAN İLK KİRALAMA ANLAŞMASI YAPILDI TEKNOSAB Lojistik Park, daha temeli atılmadan önemli bir ticari anlaşmaya da imza attı. Tören kapsamında Türkiye’nin önde gelen e-ticaret ve lojistik şirketlerinden Hepsiburada ve HepsiJET ile kiralama protokolü imzalandı. Anlaşmayla birlikte projenin henüz inşaat aşamasına geçmeden önemli bir kapasitesinin ticari kullanıma yönelik değerlendirilmesi sağlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da anlaşmaya dikkati çekerek, güçlü şirketlerin daha temel atma aşamasında projeyi tercih etmesinin Lojistik Park’ın sahip olduğu potansiyeli gösterdiğini ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise uluslararası kuruluşlarla görüşmelerin sürdüğünü belirterek, Hepsiburada ve HepsiJET ile atılan ilk adımın yeni anlaşmalarla devam edeceğini bildirdi.

Pezeşkiyan’dan İslam ülkelerinin birliği için üç öneri Haber

Pezeşkiyan’dan İslam ülkelerinin birliği için üç öneri

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 40. Uluslararası İslami Vahdet Konferansı’nda yaptığı konuşmada, bu yıl farklı koşullarda bir araya geldiklerini belirterek, “40. Vahdet Konferansı’nın konusu, şehit liderimiz, Ayetullah Seyyid Ali Hüseyni Hamaney’in (kuddise sirruh) yüce düşüncelerinin açıklanmasıdır.” dedi. Pezeşkiyan, liderin İslami birliği siyasi veya geçici bir çıkar taktiği olarak değil, İslam ümmetinin onuru, bağımsızlığı ve parlak geleceği için stratejik bir ilke olarak gördüğünü ifade etti. Bu konferansta sorulması gereken önemli sorunun yalnızca nelerin yanlış olduğu olmaması gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “Ne yapılması gerektiğini söylemeliyiz. Bana göre İslam dünyasının bugün yeni bir karar tasarısından ziyade birkaç açık ve uygulanabilir taahhüde ihtiyacı var.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı, bu konu için üç öneri sundu. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan “Birincisi, İslam ülkeleri arasında karşılıklı güvenlik ve saldırmazlık paktıdır. İslam ülkeleri birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi taahhüt etmelidir. Topraklarını, hava sahalarını ve imkânlarını başka bir İslam ülkesine yönelik saldırı için kullanmamalıdır. Birbirlerinin bölünmesini ve istikrarsızlaştırılmasını desteklememeli ve güvenliklerini birbirlerine karşı tanımlamamalı, aksine bölgenin güvenliğini birlikte yönetmelidir.” ifadelerini kullandı. Pezeşkiyan, bunun askeri birlik veya ülkelerin dış politikalarının aynı hale gelmesi anlamına gelmediğini belirterek, “Kendi aramızda böyle bir kural oluşturamazsak dünyada adil bir düzenden nasıl söz edebiliriz?” dedi. Pezeşkiyan, ikinci önerinin İslam dünyasında kalıcı bir arabuluculuk ve çatışmaları önleme mekanizmasının oluşturulması olduğunu belirterek “İslam İşbirliği Teşkilatı, anlaşmazlık savaşa dönüşmeden önce harekete geçebilmelidir; binlerce insan öldürüldükten sonra yalnızca bildiri yayımlamakla yetinmemelidir. Güven duyulan ülkeler, alimler, diplomatlar ve İslam dünyasının önde gelen hukukçuları, İslam ülkeleri arasındaki anlaşmazlıklar için erken uyarı, arabuluculuk ve çözüm konusunda kalıcı bir kapasite oluşturabilir.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı, üçüncü önerisini açıklarken ise “İslam dünyasını birbirinden ayrı pazarlardan gerçek iş birliği ağına dönüştürmek” gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı, “Birlik yalnızca güvenlik meselesi değildir. Müslüman genç, başka bir Müslüman ülkenin üniversitesinde daha kolay eğitim alabilmelidir. Bilim insanlarımız yapay zeka, tıp, su, enerji, tarım ve yeni teknolojiler alanlarında ortak projeler yürütmelidir. İslam ülkelerinin sermayesi daha fazla İslam dünyasının kendi içindeki kalkınma ve teknolojiye yönelmelidir. Bugün İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerinin ihracatının beşte birinden daha azını oluşturan İslam dünyası içi ticaret ciddi şekilde artırılmalıdır.” dedi. Pezeşkiyan, ortak kaynakların ortak çalışma grupları, altyapı, ulaşım ve lojistik, ticaret ve yatırım, tarım, dijital ekonomi, deniz odaklı kalkınma, becerilerin geliştirilmesi, üretim ve temiz enerji ile mevcut tüm alanlarda kullanılabileceğini söyledi. İran’da diğer Müslümanları adalete davet ediyorlarsa kendilerinin de adalete herkesten daha fazla bağlı olmaları gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “İran’ın savaşın zorlu aylarında yaşadığı milli birlik, İran ülkesi için büyük bir sermayeydi. İranlılar, siyasi, etnik, mezhepsel ve toplumsal açıdan sahip oldukları tüm farklılıklara rağmen ülkenin varlığını ve toprak bütünlüğünü tehlikede gördüklerinde İran’ı savundular.” dedi. Cumhurbaşkanı, bu sermayenin korunması gerektiğini belirterek, “Bunu korumak yalnızca halkın görevi değildir. Hükümet de adaletle, halkın sesini dinleyerek, yolsuzluk ve ayrımcılıkla mücadele ederek ve tüm İranlıların onuruna saygı göstererek üzerine düşen payı yerine getirmelidir.” ifadelerini kullandı.

Yaşam Bilimleri sektörleri İstanbul'da buluşuyor Haber

Yaşam Bilimleri sektörleri İstanbul'da buluşuyor

İlaç, kozmetik, ev bakım ve gıda sektörlerinde yaşanan dönüşüm İstanbul’da üç ihtisas fuarıyla gündeme taşınıyor. Değişen tüketici beklentileri, yeni regülasyonlar ve Ar-Ge yatırımları sektörlerin gelecek gündemini şekillendiriyor. İSTANBUL (İGFA) - Sürdürülebilir üretim, temiz içerik, ileri üretim teknolojileri ve değişen regülasyonlar, bu alanların dinamiklerini her geçen gün daha da belirgin hale getiriyor. Bu dönüşüm, sektör profesyonellerini kendi ekosistemlerine odaklanan ihtisas platformlarında buluşturma ihtiyacını da artırıyor. Bu ihtiyaçtan hareket eden Artkim Group, yaşam bilimlerinin birbirini tamamlayan üç önemli alanını uzmanlaşmış fuarlarla bir araya getiriyor. “Life Sciences deserves its own stage!” mottosuyla düzenlenen Pharmaist, CHCI – Cosmetics & Home Care Ingredients ve Food & Nutritional Ingredients (FNI), ilaçtan kozmetiğe, ev bakım ürünlerinden gıda ve beslenmeye uzanan geniş bir üretim ve tedarik zincirini İstanbul’da buluşturmaya hazırlanıyor. İlk katılımcılarını duyuran organizasyon, 9-11 Haziran 2027 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Üç ihtisas fuarını kapsayan organizasyon, Türkiye ve Avrasya’da yaşam bilimleri alanına odaklanan kapsamlı bir ticaret ve iş geliştirme platformu oluşturmayı hedefliyor. ÜÇ İHTİSAS FUARI, ÜÇ FARKLI UZMANLIK ALANI Yaşam bilimleri ekosisteminin üç önemli alanına odaklanan organizasyonda Pharmaist; ilaç hammaddeleri, üretim ve proses teknolojileri, ambalaj, laboratuvar ekipmanları ve GMP çözümlerini; CHCI – Cosmetics & Home Care Ingredients; kozmetik ve ev bakım hammaddeleri, aktif bileşenler, esanslar, formülasyon çözümleri ve üretim teknolojilerini; Food & Nutritional Ingredients (FNI) ise gıda katkı maddeleri, fonksiyonel içerikler, vitaminler, mineraller, bitkisel ekstraktlar, doğal bileşenler ve nutrasötik hammaddeleri sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Üç organizasyonun birlikte konumlandırılmasının temelinde hammadde, içerik, Ar-Ge, formülasyon, üretim teknolojileri ve sürdürülebilirlik gibi ortak başlıklar bulunuyor. Her fuar kendi uzmanlık alanını korurken, profesyonellere birbirini tamamlayan teknolojileri, yeni iş birliklerini ve pazar fırsatlarını aynı organizasyon çatısı altında takip etme imkânı sunacak. SEKTÖR KURULUŞLARINDAN GÜÇLÜ DESTEK Yaşam bilimleri sektörlerinin profesyonel ihtiyaçlarına ve dinamiklerine uygun bir platform oluşturmayı hedefleyen organizasyon, sektörün önde gelen kuruluşlarının desteğiyle güçleniyor.

TMSF, Maydonoz Döner'e bağlı 5 şirketi satışa çıkardı Haber

TMSF, Maydonoz Döner'e bağlı 5 şirketi satışa çıkardı

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Maydonoz Döner Grubu bünyesindeki beş şirketin tamamını satışa çıkarıyor. Kapalı teklif ve açık artırma yöntemlerinin birlikte uygulanacağı ihalede, grubun muhammen bedeli 1 milyar 950 milyon TL olarak belirlendi. Teklifler 23 Haziran'a kadar alınacak. TMSF tarafından yayımlanan ihale ilanına göre, Maydonoz Döner Grubu çatısı altında faaliyet gösteren beş şirketin yüzde 100 hissesi satışa sunuldu. Satış kapsamına Somca Gıda Dağıtım ve Pazarlama AŞ, Altı G Gıda Dağıtım ve Pazarlama AŞ, Enerca Gıda Yönetim Danışmanlığı AŞ, Sümer Entegre Et Sanayi ve Ticaret AŞ ile Deta Ambalaj Kağıt Plastik Temizlik Gıda İthalat İhracat AŞ dahil edildi. Muhammen bedel 1,95 milyar TL İhale ilanında, şirketlerin toplam satış bedeli için 1 milyar 950 milyon TL muhammen değer belirlendi. Yatırımcılar, söz konusu şirketlerin tamamını kapsayan hisse paketine teklif verebilecek. Satış, kapalı teklif isteme ve açık artırma yöntemlerinin birlikte uygulanmasıyla gerçekleştirilecek. İhaleye katılmak isteyen yatırımcıların 97 milyon 500 bin TL tutarında teminat yatırması gerekiyor. Teminat olarak nakit ödeme veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu kabul edilecek. TMSF, belirtilen şartları yerine getirmeyen başvuruların değerlendirmeye alınmayacağını duyurdu. Şartname ücreti 150 bin TL İhaleye ilişkin detayları içeren şartnameyi satın almak isteyen yatırımcıların 150 bin TL ödeme yapması gerekiyor. Şartname, gerekli belgelerle başvuru yapılmasının ardından TMSF'nin İstanbul Şişli'deki merkezinden temin edilebilecek. TMSF, potansiyel yatırımcılar için veri inceleme ve tesis ziyaret süreci de planladı. Gizlilik taahhütnamesi imzalanması ve 250 bin TL ücret ödenmesi şartıyla yatırımcılar, 1-19 Haziran 2026 tarihleri arasında randevu alarak şirketlere ilişkin detaylı inceleme yapabilecek. Son teklif tarihi 23 Haziran İhaleye katılacak yatırımcıların kapalı teklif zarflarını 23 Haziran 2026 günü saat 16.30'a kadar TMSF'nin İstanbul'daki merkezine elden teslim etmeleri gerekiyor. Belirtilen tarih ve saatten sonra yapılacak başvurular kabul edilmeyecek. Açık artırma 24 Haziran’da Kapalı tekliflerin değerlendirilmesinin ardından açık artırma aşamasına geçilecek. İhale Komisyonu, teklif zarflarını 24 Haziran 2026 tarihinde saat 10.30'da yatırımcılar ve temsilcilerinin huzurunda açacak. Daha sonra en yüksek teklifin belirlenmesi için açık artırma gerçekleştirilecek. T24

HOMETEX Ev Tekstili Fuarı ziyaretçilerini ağırlamaya sürdürüyor Haber

HOMETEX Ev Tekstili Fuarı ziyaretçilerini ağırlamaya sürdürüyor

İSTANBUL (İGFA) - Ev tekstili sektörünün önemli buluşmalarından HOMETEX Ev Tekstili Fuarı, İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör temsilcilerini ve alım heyetlerini bir araya getirmeyi sürdürüyor. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şahinler fuarı ziyaret ederek stantlarda incelemelerde bulundu. Fuar ziyaretinin ardından değerlendirmelerde bulunan Avdagiç, organizasyonun sektör adına gurur verici bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. HOMETEX’in başarılı bir organizasyonla gerçekleştirildiğini belirten Avdagiç, fuarın düzenlenmesine katkı sağlayan TETSİAD’a, KFA Fuarcılık’a, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay’a ve emeği geçenlere teşekkür etti. 11 SALONUN TAMAMI DOLDU İstanbul Fuar Merkezi olarak fuarın en iyi şekilde gerçekleştirilmesi için tüm imkanları seferber ettiklerini vurgulayan İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, “Şu anda bölgemizin, hatta dünyanın en önemli ev tekstili fuarlarından biri İstanbul’da gerçekleştiriliyor. İstanbul Fuar Merkezi’ndeki 11 holün tamamı bu fuarda katılımcı firmalarla dolmuş durumda. Yaklaşık 600 firmamız burada yer alıyor.” ifadelerini kullandı. Avdagiç, zorlu ekonomik şartlara rağmen fuara ilginin güçlü olduğunu dile getirerek, ilk gün verilerinde ziyaretçi sayısının geçen yıllara göre yaklaşık yüzde 8 arttığını gözlemlediklerini kaydetti. Fuarın ihracata katkısına da işaret eden Avdagiç, şöyle konuştu: “Bizim için önemli olan yurt dışından daha fazla alım heyetinin gelmesi ve firmalarımızın daha fazla ihracat yapabilmesi. Fuarı gezdiğimizde tüm stantlarda memnuniyet olduğunu gördük. Bu memnuniyetin arkasında fuarın fiziki hazırlığı kadar organizasyon başarısı da var. Doğru alım heyetlerinin seçilmiş olması çok önemli. Buraya turistik amaçla değil, gerçek alıcıların gelmesi fuarın değerini artırıyor.” Avdagiç, fuarın gelecek yıllarda daha da büyüyeceğine inandıklarını belirterek, organizasyonun 700-750 firmanın katıldığı, uluslararası ziyaretçi ve alıcı sayısı daha da artan bir yapıya ulaşmasını temenni etti. BURKAY: “ÜRETİLENİ ALICILARLA BULUŞTURMAK ÇOK ÖNEMLİ” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay da üretmenin kıymetli olduğunu ancak üretileni dünyadaki gerçek alıcılarla buluşturacak platformları oluşturmanın da büyük önem taşıdığını söyledi. Fuarcılığın bu açıdan ihracatın en stratejik alanlarından biri olduğunu belirten Burkay, İstanbul Fuar Merkezi’nin son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşadığını ifade etti. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’in liderliğinde merkezin fiziki altyapısının güçlendiğini dile getiren Burkay, “Pandemi dönemi sonrasında Şekib Başkanımızın İstanbul Fuar Merkezi’ne yaptığı yatırımlar, uzun yıllardır ihtiyaç duyduğumuz fiziki altyapıyı bize sağladı. Türk üreticileri, ihracatçıları ve iş dünyası adına kendisine teşekkür ediyorum.” dedi. HOMETEX’in 33 yıldır düzenlenen köklü bir fuar olduğunu hatırlatan Burkay, son üç yılda katılımcılardan ve ziyaretçilerden memnuniyet verici geri dönüşler aldıklarını bildirdi. BTSO ve KFA Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, HOMETEX’in sektörün ihracat hedefleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Başkan Burkay, fuarın gelecek dönemde 750 firmaya ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu da sözlerine ekledi. TETSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şahinler ise HOMETEX’e verdiği destek dolayısıyla İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’e teşekkür etti. Fuarın sektör açısından güçlü bir atmosferde devam ettiğini belirten Şahinler, “HOMETEX’e vermiş olduğu destekten dolayı Şekib Başkanımıza teşekkür ediyorum. Fuarımız çok güzel geçiyor.” dedi. HOMETEX Ev Tekstili Fuarı, ev tekstili sektöründeki üretici, ihracatçı, alıcı ve profesyonelleri İstanbul Fuar Merkezi’nde bir araya getirmeye devam ediyor. TETSİAD ev sahipliğinde, BTSO iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenen fuar, 11 holde yaklaşık 200 bin metrekarelik alanda gerçekleştiriliyor. Fuarda, 600’e yakın firma ürünlerini ve yeni koleksiyonlarını sergiliyor. Fuar kapsamında yüzlerce yabancı firma temsilcisi yeni ticaret bağlantıları için HOMETEX’i ziyaret ederken, alım heyeti kapsamında da 45 ülkeden 250’ye yakın iş insanı Türk firmalarıyla iş görüşmeleri gerçekleştiriyor.

'Sınırları olmayan dostluk': Çin ve Rusya'yı birarada tutan ne? Haber

'Sınırları olmayan dostluk': Çin ve Rusya'yı birarada tutan ne?

Geçen eylül ayında Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda yürürken, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, organ nakillerinin insan ömrünü dramatik biçimde uzatabileceği ihtimali üzerine konuşuyordu. Putin'in tercümanının "İnsan organları sürekli olarak nakledilebilir. Ne kadar uzun yaşarsanız, o kadar gençleşirsiniz ve hatta ölümsüzlüğe ulaşabilirsiniz" dediği duyuldu. Şi'nin tercümanının ise "Bazıları bu yüzyılda insanların 150 yıla kadar yaşayabileceğini öngörüyor" diye karşılık verdiği duyuldu. Putin Çin'de: Rusya ve Çin liderleri ziyaretle dünyaya ne mesajlar veriyor? Kaynak, Kremlin Basın Ofisi/Anadolu/Getty Images) // Bu "açık mikrofon" anı, iki liderin ilişkisine dair nadir bir bakış sundu. Bu, birbirlerini en iyi arkadaşlar olarak tanımlayan ve toplamda 39 yıllık iktidarlarının ardından görevi bırakma belirtisi göstermeyen iki güçlü lider için uygun bir sohbetti. Diğer yandan oldukça yanlış anlaşılan ortaklıklarına dair de nadir bir bakış sundu. Bu doğal konuşma, son derece gizli bir ilişkilerinin nadir görülen anlarından biri. Putin bu hafta Pekin'e geri dönüyor; ziyaret, Rusya ile Çin arasında imzalanan İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması 25. yılına denk geliyor. ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta Şi'yi ziyaret ettiğinde altın yemek takımlarıyla verilen ziyafetler ve antik bir tapınak gezisiyle karşılanmıştı. Putin'in öncesinde çok bilgi paylaşılan ziyareti ise çok daha sade görünüyor. Putin bu hafta Pekin'e geri dönüyor. Kremlin sözcüsü, Trump-Şi görüşmesi hakkında ilk elden bilgi duymayı umduklarını söyledi. Şi'nin, geçen hafta, normalde yabancı ziyaretçilere kapalı olan Zhongnanhai'de Trump ile yürürken, Putin'in Pekin'in siyasi merkezini daha önce ziyaret ettiğini şakayla karışık söyleyerek arkadaşının adını andığı bildirildi. Washington'daki bazı çevreler Trump'ın Pekin'i Moskova'dan uzaklaştırabileceğini ummuş olabilir ancak bu umutlar pek gerçekçi görünmüyor. Çin ve Rusya son yıllarda ilişkilerini "sınırları olmayan bir dostluk" olarak tanımladı. Peki bu neye dayanıyor ve bu yakınlık sürecek mi? Çin'in etkisi, Çin'in şartları Carnegie Rusya Avrasya Merkezi düşünce kuruluşunun direktörü Alexander Gabuev'e göre ilişki son derece dengesiz ve iki ülke arasında yapılacak anlaşmalar muhtemelen Çin'in şartlarına göre şekillenecek. "Rusya tamamen Çin'in etkisi altında ve Çin şartları belirleyebilir" diyor. Bu dinamik birçok alanda, özellikle ekonomide hissediliyor. Çin, Rusya'nın en büyük ticaret ortağı; Rusya ise Çin'in uluslararası ticaretinin yalnızca %4'ünü oluşturuyor. Çin, Rusya'ya diğer tüm ülkelerden daha fazla ihracat yapıyor ve ekonomisi Rusya'dan çok daha büyük. Batı yaptırımlarının yıllar içinde Moskova'yı giderek Pekin ile ticari ilişkilere yöneltmesiyle, ABD tarafından yaptırıma uğrayan ve İngiltere hükümetinin incelemesi sonrası Birleşik Krallık'ın 5G ağlarından çıkarılan teknoloji devi Huawei, Batılı şirketlerin yokluğundan yararlanarak Rusya'nın telekomünikasyon sektöründe kilit bir unsur haline geldi. Batı ile bağların giderek kopmasıyla Çin, ister teknolojik ister bilimsel ya da endüstriyel olsun, uzmanlık için ilk başvurulan adres haline geldi. Kaynak, EPA/Shutterstock // Moskova'nın savaş makinesi giderek daha fazla Çin bileşenine bağımlı hale geldi Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı geniş çaplı işgalinden bu yana Moskova'nın savaş makinesi Çin bileşenlerine giderek daha fazla bağımlı hale geldi. Bloomberg'in yakın tarihli bir raporu, Rusya'nın yaptırıma tabi teknolojisinin %90'dan fazlasını Çin'den ithal ettiğini, bunun da önceki yıla göre %10'luk bir artış olduğunu ortaya koydu. Rusya bu dengesizliğin risklerinin farkında. Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi düşünce kuruluşunun başkanı Dmitry Trenin'in "Kimseye boyun eğmeyiz" başlıklı son yorumunda Rusya'nın bir uydu devlet olmak istemediği açıkça belirtildi. Çin hakkında konuşurken, "İlişkilerimizde eşitliği korumamız ve Rusya'nın küçük ortak olamayacak bir büyük güç olduğunu hatırlamamız kesinlikle hayati önem taşıyor" dedi. ABD-İsrail saldırısı: İran'ın müttefikleri Rusya ve Çin nerede? Moskova için Pekin'e alternatif olabilecek seçenekler sınırlı; Çin, Rusya'nın hayatta kalması için gerekli talep ve pazar ölçeğini sunan bir alıcı. Çin ticaretini azaltırsa, Batı ile ilişkilerin bozulduğu bir ortamda bu durum Rusya'nın dış politika hedeflerini ciddi şekilde zorlaştırır. Ancak Moskova'nın büyük avantajı ve Pekin tarafından yönlendirilmesini engelleyen unsur, kendi zeminini koruyabilme kapasitesi. Kaynak, AFP/Getty Images // Putin ve Şi birbirlerini en iyi arkadaş olarak tanımladı Glasgow Üniversitesi'nde güvenlik çalışmaları alanında ders veren Marcin Kaczmarski'ye göre Çin, bu asimetrinin boyutunun farkında ve Rusya içinde ya da elitleri arasında tepkiye yol açabilecek bir durum yaratmak istemiyor. "Çin'in Rusya politikasını özetlersek, bunun temkinli bir özdenetim olduğunu söyleyebilirim. Çin, Rusya'ya baskı yapmıyor." Bu kısmen de mantıklı; Rusya daha küçük ortak olabilir ama gururlu bir ortak. Carnegie'den Gabuev, Çin'in Rusya üzerinde baskı kurmaya çalışması durumunda bunu "hemen kabul edecek türden bir ülke" olmadığını söylüyor. Örnek olarak Şi'nin 2023'te Moskova'ya yaptığı ziyareti veriyor. Bu ziyarette Çin liderinin Putin'i Ukrayna'da nükleer silah kullanmaması yönünde teşvik ettiği bildirildi. Ancak sadece birkaç gün sonra Rus tarafı Belçika'da değil Belarus'ta nükleer silah konuşlandıracaklarını açıkladı; bazıları bunu Moskova'nın dış baskıya direnmesi ve bağımsızlığını hatırlatması olarak değerlendirdi. Rusya'nın Ukrayna'daki uzun savaşı birçok açıdan yük olabilir ancak aynı zamanda Pekin için de bir varlık; zira Pekin, Tayvan'a olası müdahale seçeneklerini değerlendiriyor. Gabuev, "Rusya hâlâ satabildiği niş askeri ekipmanlar gibi teknolojiler ve Çin ekipmanlarını test etme konusunda önemli katkılar sunuyor" diyor. Rusya ayrıca Çin için stratejik açıdan önemli büyük enerji kaynaklarına sahip. Mayıs ayında düzenlediği basın toplantısında Putin, iki tarafın petrol ve gaz işbirliğinde "çok önemli bir adım" atmaya yakın olduğunu söyledi. Kaynak, Bloomberg/Getty Images // Rusya büyük bir petrol ihracatçısı. Muhtemelen, yıllarca süren duraklamanın ardından Rus enerji devi Gazprom ile Çin Ulusal Petrol Şirketi arasında ön anlaşması imzalandığı bildirilen Sibirya'nın Gücü 2 boru hattını kastediyordu. İnşa edilirse bu hat oyunun kurallarını değiştirecek ve Moğolistan üzerinden Çin'e yılda 50 milyar metreküp Rus gazı taşıyacak. Ve Çin açısından, Hürmüz Boğazı'ndaki kriz sürerken Rus enerjisine yaptığı yatırımın geri döndüğü görülüyor. Bu yalnızca fiyat meselesi değil; giderek çalkantılı hale gelen dünyada Çin'in enerji güvenliğini sağlamasıyla ilgili. Müttefik değil ortak Çin ve Rusya'nın görüş ayrılığı yaşadıkları anlarda, ilişkilerinin merkezindeki basit bir gerçek ortaya çıkıyor: Bu bir resmi ittifak değil, dolayısıyla taraflardan hiçbirinin diğerini takip etmesi gerekmiyor. Avustralya'nın Moskova Büyükelçiliği'nde eski diplomat Bobo Lo, bir askeri ittifakın katılığından ziyade bu stratejik esnekliğin ortaklığa dayanıklılık kazandırdığını söylüyor. "Bu bir ittifak değil, esnek bir stratejik ortaklık" diyor ve bunun defalarca çöküş tahminlerine rağmen sürdüğünü belirtiyor. Batılı analistler Çin-Rusya ortaklığını genellikle iki şekilde tasvir ediyor: Ya Batı'yı yenme isteğiyle birleşmiş bir "otoriterlik ekseni" ya da sürekli çöküşün eşiğinde olan kırılgan bir kardeşlik. Ancak bunların hiçbiri, farklılıklarına ve dengesizliklerine rağmen hayati çıkarları paylaşan iki komşu ülke arasında giderek vazgeçilmesi zor hale gelen bu ilişkinin gerçek niteliğini tam olarak yansıtmıyor. Lo ayrıca Batı ile ilişkiler iyileşse bile iki ülkenin anlaşmak için pek çok nedeninin olacağını söylüyor. Kaynak, Bloomberg/Getty Images // Rusya ve Çin 4.300 km'lik bir sınırı paylaşıyor Bunların başında, geçmişte cephesi olan 4.300 km'lik ortak sınır geliyor. Ayrıca ekonomileri birbirini tamamlıyor: Rusya petrol, gaz ve diğer ham maddelerin büyük bir ihracatçısı; Çin'in sanayi ekonomisi ise bunlar için büyük bir pazar sunuyor. Ayrıca ABD öncülüğündeki dünya düzenine karşı ortak duruşları da göz ardı edilemez. Batılı ülkeler insan hakları gibi farklı değerler temelinde yaptırım uygulayıp cezalandırırken, Rusya ve Çin birbirlerini eylemlerine göre yargılamıyor. Çin'in Sincan bölgesinde büyük ölçekli insan hakları ihlalleri iddiaları — Çin bunu reddediyor — ve Rus muhalefet lideri Aleksey Navalni'nin ölümü bazı Batılı ülkelerin bu ülkelerle ilişki kurma konusunda daha temkinli olmasına yol açtı ancak Moskova ve Pekin bu konuları önemsemiyor. Cezaevinde hayatını kaybeden Rus muhalif lider Aleksey Navalni kimdir? Gabuev, "Sincan, Navalni'nin zehirlenmesi ve benzeri konularda birbirlerini eleştirmiyorlar" diyor. "Birçok konuda BM'de yerel yönetimlere ilişkin meselelerde benzer düşüncelere sahipler… bu da organik, simbiyotik bir ilişki yaratıyor." Kaynak, Getty Images // Batı yaptırımlarının yıllar içindeki etkisi Moskova'yı giderek Pekin ile ticari ilişkilere yöneltti Gabuev ayrıca ülkeler arasında ilişkilerin iyileşmesine yönelik uzun bir geleneğin bulunduğunu ekliyor. "Daha pragmatik bir ilişkiye yönelik bu eğilim… Andropov, Çernenko, Gorbaçov, Yeltsin dönemlerine kadar uzanıyor. Ve bence Çinliler de aynılar." Bu yakınlığın sürüp sürmeyeceğine gelince, adının açıklanmasını istemeyen bir Çinli analist, iki ülkenin de ilişkilerini ayrılmaz bir ikili olarak sunmasının kısmen performatif olduğunu ve birlik ile istikrar görüntüsü vermeyi amaçladığını kabul ediyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre Çin, 'Uygur kültürünü yok etmek için' yüzlerce köyün ismini değiştirdi Gerçekte bu, zaman zaman ortaya çıkan çıkar farklılıklarını yumuşatmak için kullanılan faydalı bir siyasi araç. Her iki hükümet de "Batı hegemonyası" olarak gördüklerine karşı olsa da buna yaklaşımları farklı olabiliyor. Analiste göre Rusya, ABD'yi tamamen devre dışı bırakacak bir dünya düzeni kurmak istiyor; Çin ise daha temkinli ve pragmatik. Pekin'in ani kararlar almaktan kaçındığı ve uzun vadeli sonuçlar için sabır ve aşamalı kazanımları önceliklendirdiği düşünülüyor. Analist, Çin'in ABD'nin İran'daki eylemlerine tepkisini örnek gösterdi; Trump'ın ziyareti için hazırlıkları iptal etmeyerek Pekin'in ölçülü davrandığını söyledi. "Bu, Pekin'in tahrik etmemek ve kapıları kapatmamak yönündeki istekliliğini açıkça gösteriyor" dedi. Ona göre, Çin Rusya'nın yaklaşımından farklı biçimde, hâlâ Washington ile iletişimi açık tutmak ve gereksiz tahrikten kaçınmak istiyor. İnsani boyut Ortaklık genellikle jeopolitik ve güvenlik merceğinden ele alınıyor ancak iki toplum arasındaki bağların derinliği de önemli bir faktör. En üst düzeyde Putin ve Şi, aralarındaki benzersiz dostluğu yansıtmaya çalıştı. Bu, Putin'in Çin'e yaptığı 25. ziyaret ve Rus bürokratlar muhtemelen Çinli muhataplarıyla diğer ülkelerin yetkililerinden daha fazla etkileşim kuruyor. En üst düzeydeki siyasi yakınlığa rağmen, Çin'de görev yapmış eski bir Britanyalı diplomat olan Charles Parton, sıradan Çinliler ile Ruslar arasındaki doğal kültürel yakınlığa şüpheyle yaklaşıyor. "Çinliler Moskova'da okumak, yerleşmek ve daire satın almak ister mi? Hayır." Ona göre Ruslar tercih hakkına sahip olsalar, yatırımlarını Batı'da yapmayı ve örneğin Pekin yerine Paris, Londra ya da Kıbrıs'ta daire satın almayı seçerler. Kaynak,China News Service/VCG/Getty Images Çin ve Rusya son yıllarda ilişkilerini "sınırları olmayan bir dostluk" olarak tanımladı Ancak herkes aynı fikirde değil. Gabuev, halklar arasındaki temasın hızla arttığını, bunun kısmen Batı yaptırımları ve Avrupa'nın vize politikalarının sıkılaşmasının Rusları Çin'e yöneltmesiyle gerçekleştiğini söylüyor. Rusların Çin'e seyahati giderek kolaylaştı. Karşılıklı vizesiz rejim sayesinde Moskova'dan büyük Çin şehirlerine birkaç saat içinde günlük uçuşlarla ulaşılabiliyor. Ruslar giderek daha fazla Çin yapımı telefonları ve arabaları kullanıyor; bu durum özellikle Moskova'ya yönelik Batı yaptırımlarının ardından arttı. Gabuev, "Karşılıklı bağlantı, vizesiz seyahat ve ödeme ile ulaşım kolaylığı Çin'i eskisinden çok daha yakın hale getiriyor. Ve tüm değişim programları, burslar, ortak araştırma programları iki toplumu birbirine yaklaştırıyor" diyor. Kaynak,Sputnik/ Kremlin/ PA/Shutterstock // İkisi arasındaki bağlar derinleşiyor Moskova ile Pekin arasındaki ilişkide artan dengesizlik uzun vadeli bir zayıflık oluşturabilir ancak yakın vadede çöküş tahminleri gerçekçi görünmüyor. Farklılıklara rağmen Lo, "Çin-Rusya ortaklığı dayanıklılığını koruyor. Her iki taraf da, özellikle işbirliğinin devamına yönelik uygulanabilir alternatifler olmadığı için, bunun başarısız olamayacak kadar önemli olduğunu kabul ediyor" diyor. Ankur Shah- Editör / BBC Global Çin Birimi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.