Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Terör Örgütü

bursaarena.com.tr - Terör Örgütü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terör Örgütü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor? Haber

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor?

Trump'ın açıklamasıyla yeniden gündeme gelen Rahip Andrew Brunson'a 3 yıllık hapis cezasına ilişkin dosya altı yıldır Yargıtay'da bekliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davasında, 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmesi öncesi yaptığı açıklama ile Brunson davası yeniden gündeme geldi. Trump, gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Rahip Brunson'ı hatırlıyorsunuzdur. 3 yıl 1 ay hapse çarptırılmıştı. Evanjelik bir kahramandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradım, serbest bıraktı. Hiçbir şey ödemedim" ifadelerini kullandı. Türkiye'ya eşiyle birlikte 1993 yılında yerleşen Brunson, 2016 yılında İzmir'deki Diriliş Kilisesi'nde rahip olarak görev yaparken "FETÖ ve PKK adına suç işlemek" ve "casusluk" suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Brunson, soruşturma ve yargılama süreci boyunca amacının yalnızca dinî faaliyet yürütmek olduğunu, herhangi bir siyasi ya da örgütsel faaliyet içinde bulunmadığını savunmuştu. ABD ve Türkiye arasında yaşanan Brunson gerilimi Washington yönetiminin, rahip Brunson'ın serbest bırakılmaması nedeniyle Ankara'ya yönelik ekonomik yaptırımlar devreye koyması, Türk Lirası'nın Dolar karşısında tarihi değer kaybı yaşamasına neden olmuştu. Ayrıca dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül yaptırım listesine alındı. Erdoğan da o dönemde gelen baskılar üzerine "Bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsınız" demiş, 2017'deki bir konuşmasında da Fethullah Gülen ile takas teklifinde bulunarak "Diyorlar ki, papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu yapalım yargıda gereğini size verelim" ifadelerini kullanmıştı. Bu süreçte Temmuz 2018'te Rahip Brunson ev hapsine alındı. İki ülke arasında gerilime neden olan tutuklamaya ilişkin daha sonra ABD Başkanı Trump da devreye girdi ve Brunson hakkındaki yargılama süreci 12 Ekim 2018'de sonlandırıldı. Rahip Brunson, hakkında hüküm verildikten ve ev hapsi kaldırıldıktan sonra ABD'ye dönüşünde Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile... Fotoğraf: picture-alliance/abaca/O. Douliery Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davası aslında hâlâ resmi olarak kapanmış değil. Türkiye'deki yargı süreci devam ediyor. Rahiple ilgili 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. Dosya neden hâlâ Yargıtay'da? İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Ekim 2018'de dosyayla ilgili hükmünü açıkladı. Mahkeme, 35 yıla kadar hapsi istenen Brunson'ı "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Casusluk suçlaması yönünden ise hüküm kurulmadı. Mahkeme aynı duruşmada Brunson hakkındaki ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. Brunson, kararın ardından Türkiye'den ayrılarak ABD'ye döndü. Brunson ülkesine dönüşünde de Başkan Trump tarafından Beyaz Saray'da kabul edildi. Karara hem Brunson'ın avukatları hem de Cumhuriyet savcısı itiraz etti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 9 Ocak 2020'de ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun buldu. Bunun üzerine dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderildi. Dosya yaklaşık altı yıldır Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde bulunuyor. Daire henüz nihai kararını açıklamadı. AYM: Ev hapsi hukuka uygundu Brunson, tutuklama ve adli kontrol tedbirleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda da bulundu. AYM, tutuklamaya ilişkin şikâyeti süre aşımı nedeniyle reddetti. Mahkeme, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağına ilişkin hak ihlali iddialarını da açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez olduğuna karar verdi. Rahip Brunson soruşturma ve yöneltilen suçlamalar 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Brunson hakkında soruşturma başlattı. Brunson, 9 Aralık 2016'da gözaltına alındı ve aynı gün "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla tutuklandı. Mahkeme, tutuklama kararında suçun niteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz toplanmamış olması, kaçma şüphesi ve öngörülen ceza miktarını gerekçe gösterdi. Soruşturma sürecinde Brunson'a yöneltilen suçlamalar zamanla genişletildi. Rahip Brunson Ekim 2018'te Türkiye'den ayrılırken... Fotoğraf: Getty Images/AFP/B. Kilic 2017 yılında hakkında; devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etmek, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından da işlem yapıldı. Ancak hazırlanan iddianamede Brunson'ın esas olarak "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" ve "siyasal ve askerî casusluk" suçlarından cezalandırılması istendi. İddianamede hangi deliller yer aldı? Savcılık iddianamesi açık ve gizli tanık anlatımları, HTS kayıtları, telefon mesajları ve dijital materyallere dayandırıldı. Savcılık, Brunson'ın Gülen cemaatinin Ege yapılanmasıyla bağlantılı kişilerle görüştüğünü, PKK/YPG ile bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerle temas kurduğunu ve kilise faaliyetlerini örgütsel amaçlarla kullandığını iddia etti. Casusluk suçlamasında ise bazı telefon kayıtları ve Brunson'ın başka bir kişiyle bağlantısına ilişkin dijital veriler delil olarak gösterildi. 16 Nisan 2018'de başlayan yargılamada Brunson suçlamaları kabul etmedi. Brunson; Gülen cemaati yöneticilerini tanımadığını, PKK ile bağlantısının bulunmadığını, kilisesinde siyasi faaliyet yürütülmediğini, mesajlaşmalarının yanlış yorumlandığını ve gizli tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Ayrıca casusluk suçlamasına dayanak gösterilen kişilerle herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi. Brunson davasından tanıklar ne anlattı? Mahkemede dinlenen açık ve gizli tanıklar, Brunson'ın Gülen cemaati ve PKK bağlantılı kişilerle temas kurduğunu ileri sürdü. Tanıklar, kilisede örgüt propagandası yapıldığı, bazı kişilerle kapalı toplantılar gerçekleştirildiği ve Brunson'ın bazı örgütsel faaliyetlere destek verdiği iddialarında bulundu. Brunson ise bu anlatımların gerçeği yansıtmadığını savundu. DW Türkçe

DEAŞ Operasyonları göz açtırmıyor: 21 ilde 70 gözaltı! Haber

DEAŞ Operasyonları göz açtırmıyor: 21 ilde 70 gözaltı!

İçişleri Bakanlığı, 21 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen jandarma operasyonlarında 70 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Şüphelilerin örgüte finans sağladıkları ve propaganda faaliyetlerinde bulundukları tespit edildi. ANKARA (İGFA) - İçişleri Bakanlığı, DEAŞ terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve örgütsel yapılanmasının engellenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında 21 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendiğini duyurdu. Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda, İl Jandarma Komutanlıkları tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 70 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. 21 ilde DEAŞ Terör Örgütüne yönelik Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı. Jandarma Genel Komutanlığı TEM Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Jandarma Komutanlıklarınca düzenlenen operasyonlarda yakalanan… pic.twitter.com/OU5Jv9UbYI — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) June 2, 2026 Bakanlıktan yapılan açıklamada, yakalanan şüphelilerin DEAŞ terör örgütü üyesi olduklarının, örgütle bağlantılı kişi ve sözde yardım kuruluşları aracılığıyla finansman sağladıklarının ve sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütünün propagandasını yaptıklarının belirlendiği ifade edildi. Şüpheliler hakkında ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarınca adli soruşturma başlatıldığı bildirildi. İçişleri Bakanlığı açıklamasında, güvenlik güçlerinin DEAŞ terör örgütünün faaliyetlerine ve finans kaynaklarına yönelik mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğü vurgulanırken, operasyonlarda görev alan Jandarma Genel Komutanlığı personeli, TEM Daire Başkanlığı ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılıkları ve emeği geçen tüm görevliler tebrik edildi.

Suriye ordusunda büyük skandal: 104 Askerimizi haince şehit eden PKK'lı katil komutan oldu Haber

Suriye ordusunda büyük skandal: 104 Askerimizi haince şehit eden PKK'lı katil komutan oldu

Terör örgütü PKK’nın üst düzey isimlerinden olan Dağılıca-Aktütün karakol saldırıları başta olmak üzere ve Hakkari-Şırnak ve Irak’ın kuzeyinde çok sayıda silahlı saldırıda 104 askerimizi şehit etmekten aranan Çiya Kobani kod adlı Haci Mouhammed Nebo Suriye ordusu bünyesindeki 60. Tümen Komutan Yardımcılığı görevine getirildi. Azılı terörist resmen göreve başladı. Hakkari kırsalını içine alan Zagros bölgesinde uzun yıllar terör örgütü PKK’nın üst düzey yöneticilini yapan ve Yüksekova’daki Dağlıca ve Aktütün karakollarına saldırı öncesi elindeki çubukla yerdeki krokide saldırı planını etrafındaki teröristlere anlatan Çiya Kobani kod adlı terörist SDG ile Şam yönetimi arasında varılan mutabakatla Suriye Ordusunda 60. Tümen Komutan Yardımcılığı görevine getirildi. Suriye’de iç savaşla birlikte Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından Suriye’deki SDG-YPG’nin üst düzey yöneticilerinden olan ve aynı zamanda Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin’in de yardımcılığını yapan terörist Türkiye’de 104 güvenlik görevlimizi şehit etmekten aranıyor. 34 YILDAN BERİ TERÖR ÖRGÜTÜNDE İstihbarat raporları ile yakalanan ve teslim olan teröristlerin ifadeleri ve teşhis tutanaklarına göre, 1992’de PKK’ya katılan terörist, 2002’de Kandil’de sözde Bölük sorumlusu oldu. Şırnak, Hakkâri kırsalında çok sayıda silahlı ve bombalı saldırılarda yer aldı. Türkiye-İran-Irak sınırındaki sözde Zagros sahası olarak bilinen bölgede uzun yıllar üst düzey sorumluluk yapan terörist, 2010 yılında terör örgütünün Hakkâri kırsalını da içine alan sözde Cilo eyaleti sorumlusu oldu. Ardından Şırnak’ın Uludere İlçesi karşısındaki Irak toprakları içinde yer alan Haftanin bölgesinde sorumluluk üstlendi. ELİNDEKİ SOPAYLA SALDIRI PLANINI ANLATIYORDU Terörist Çiya Kobani, 21 Ekim 2007 gecesi Hakkâri’nin Yüksekova İlçesindeki Dağlıca Hudut Taburuna düzenlenen 12 askerimizin şehit olduğu, 8 askerimizin kaçırıldığı, 16 askerin de yaralandığı hain saldırıyı aylar öncesinden planladı. Hain saldırı öncesi ve sonrasını propaganda amaçlı görüntüye alan teröristler bunu terör örgütünün yayın organlarında belgesel olarak yayımladı. Bu belgeselde teröristin elindeki bir sopa ile etrafında toplanan teröristlere karakolun basit krokisi üzerinden saldırının nasıl ve ne şekilde yapılacağını anlatıyor. Devamında ise saldırıyla ilgili kendisiyle yapılan röportaja yer veriliyor. Bu görüntülerde terörist Çiya Kobani’den PKK’nın silahlı kolu “HPG Komutanı” diye söz ediliyor. BİRÇOK SALDIRININ DA FAİLİ Teröristin 3 Ekim 2008 gecesi Irak sınırına 4 kilometre uzaklıktaki Hakkâri Şemdinli’ye bağlı Aktütün 13. Jandarma Sınır Bölük Komutanlığına saldırının da bizzat planlamasını yaparak emrini verdiği ortaya çıktı. Bu hain saldırıda 17 askerimiz şehit olmuş, 20 askerimiz de yaralanmıştı. 9,5 saat süren çatışmada Çiya Kobani’nin başındaki 300 PKK’lı, ağır silah ve füzelerle saldırmıştı. GEDİKTEPE VE BEYYURDU SALDIRISININ DA FAİLİ Terörist Kobani’nin 19 Haziran 2010 gecesi Hakkari’nin Şemdinli İlçesindeki Gediktepe sınır bölük komutanlığına saldırıda 11 askerimizin şehit olduğu, 14 askerimizin yaralandığı saldırının da faili olduğu belirlendi. 6 Temmuz 2010 gecesi Şemdinli Beyyurdu karakoluna saldırıda ise Erkan Akdeniz, Volkan Yulalı, Mahmut Yalçındağ adlı askerler şehit oldu. Bu hain saldırının başında da aynı terörist vardı. 9 ASKERE MAYINLI TUZAK KURDU Teröristin 18 Ağustos 2011’de Hakkâri’nin Çukurca İlçesine 15 kilometre uzaklıktaki Vali Erdoğan Gürbüz Çeşmesi yakınlarında uzaktan kumandalı bombanın patlatılması sonucu zırhlı araçta bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Binbaşı Yavuz Başayar, Uzman Çavuşlar Turan Kurt, Nazır Elitok, Samet Kılıç, Erhan Ar, Hakan Çil, erler Vedat Gülder, Serkan Altay, korucu Cabbar Gültekin’in şehit edildiği saldırının da talimatını vermekten hakkında Hakkâri ve Van Başsavcılıklarınca daimi arama kararı olduğu öğrenildi. Teröristin 19 Ekim 2011 gecesi 24 askerimizin şehit edildiği, 18 askerimizin yaralandığı Hakkari Çukurca’daki Keklikkaya, Bayraktepe, Gazitepe, Sivritepe, İlçe Jandarma Asayiş Bölük Komutanlığına eş zamanlı saldırıyı da bizzat koordine edip teröristleri telsizle sevk ve idare ettiği belirlendi. 104 ŞEHİDİN KATİLİ 2013’TE SURİYEYE GEÇİŞ YAPTI Nefes'ten Özgür Cebe'nin haberine göre, Hakkâri kırsalındaki saldırılarda 104 askerimizi şehit eden terörist Çiya Kobani 2013’te Suriye’nin kuzeyine geçerek YPG saflarına katıldı. Şırnak Cizre’nin karşısındaki Derik (El Malikiye) saha sorumlusu oldu. Ardından Münbiç ve Deyr Ez Zor bölgelerinde sözde saha komutanlığı yaptı. PKK ve YPG’li teröristlerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçlerinin 2015 yılında kurulmasıyla bu yapının genel sorumlusu olan Mazlum Abdi kod adlı Ferhad Abdi Şahin’in yardımcısı oldu. ABD’Lİ GENERALLERLE KOL KOLA AYNI HELİKOPTERDE SDG sözde genel komutan yardımcısı olan terörist, bölgeyi ziyarete giden ABD’li generaller başta olmak üzere yabancı istihbarat örgütleri ve gizli servislerle sık sık görüşen isim oldu. ABD’nin etkili senatörlerinden ve Donald Trump’un akıl hocası olarak bilinen Lindsey Graham ile Suriye’nin Haseki vilayetinde toplantı yaptı. Graham’a örgütün eğitim kamplarını açıp birlikte ziyarette bulundu. ABD askerleriyle birlikte ortak devriyeye çıktı. Terörist Çiya Kobani, askeri kıyafetle ABD eski Başkanı Joe Biden’in ulusal güvenlik ekibinde Ortadoğu koordinatörü olarak görev yapan Brett McGurk ile görüntülendi. MİT’in etkisiz hale getirilmesi öncelikli teröristler listesinde yer alan terörist, ABD Özel Kuvvetlerine ait askeri helikopterle Suriye’nin kuzeyindeki örgüt faaliyetlerini organize etti. Brett McGurk’a bağlı ABD’nin Özel Operasyonlar Komutanlığına bağlı iki Tümgeneral askeri helikopterle Deyr Ez Zor’dan havalanarak Haseki’ye bağlı Kamışlı havaalanına indi ve Azad Simi de ABD heyetine eşlik etti. Terörist, Mazlum Abdi ile birlikte ABD’li generallerle gizli toplantılara katıldı.

MİT'ten Suriye'de DEAŞ operasyonu Haber

MİT'ten Suriye'de DEAŞ operasyonu

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Suriye'de gerçekleştirilen operasyonla, 'Kırmızı bültenle' aranan 10 DEAŞ'lı terörist Türkiye'ye getirildi. 10 şüpheliden 9'u tutuklanırken, terör örgütü mensuplarının kimlikleri de açıklandı. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT), Suriye’de, Suriye İstihbarat Servisi ile koordineli gerçekleştirdiği operasyon sonucu 'Kırmızı bülten' ile aranan 10 DEAŞ’lı terörist yakalanarak Türkiye’ye getirildi. 10 DEAŞ'LIDAN 9'U TUTUKLANDI MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı’nın yürüttüğü ortak çalışmalar sonucunda yurda getirilen 10 DEAŞ mensubunun 9’u tutuklandı, birinin ise gözaltı süreci uzatıldı. ANKARA GAR SALDIRISIYLA BAĞLANTILI MİT'in istihbari çalışmaları sonucunda, Türkiye'den Suriye'ye geçerek DEAŞ terör örgütüne katılan Türk kökenli şüpheliler tespit edildi. Yapılan istihbari çalışmalar sonucu bu şüphelilerin DEAŞ bünyesinde faaliyet gösterdiği ortaya çıkarıldı. Ayrıca söz konusu şahısların geçmişte Türkiye'de gerçekleştirilen birçok terör eylemi içerisinde yer aldığı da belirlendi. İHA'daki habere göre yakalanan DEAŞ'lı 10 teröristten birinin, 109 kişinin hayatını kaybettiği Ankara Garı saldırısının failleri ile bağlantılı olduğu da ortaya çıktı. DEAŞ'lı 10 terörist Emniyet'te verdikleri ifadelerinde; DEAŞ tarafından verilen eylem talimatlarına, DEAŞ bünyesinde aldıkları silahlı ve dini eğitimlere, DEAŞ adına gerçekleştirdikleri propaganda faaliyetlerine ilişkin konuları aktardı. KIRMIZI BÜLTENLE ARANAN TERÖRİSTLER DEAŞ'ın Türkiye'den Sorumlu İstihbarat sözde emiri Ali Bora; 2014'te DEAŞ'a katılmak amacıyla Suriye'ye geçti. DEAŞ içerisinde farklı birimlerde görev aldı. Pek çok çatışmaya katıldı. Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde görev aldı. Sözde Türkiye Vilayeti unsurlarınca TSK güçlerine yönelik düzenlenen 3 ayrı eylemin planlayıcıları arasında yer aldı. 2015'te 109 kişinin ölümüyle ve yüzlerce insanın yaralanması ile sonuçlanan Ankara Gar saldırısını düzenleyen DEAŞ'lı teröristlerle irtibatlı olan Ömer Deniz Dündar; 2014'te DEAŞ'a katılmak için Suriye tarafına geçti. DEAŞ içinde farklı birimlerde görev aldı. Pek çok çatışmaya katıldı. DEAŞ'ın Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde görev aldı. DEAŞ'ın 2015'te düzenlediği Ankara Garı saldırısı failleri ile bağlantılı olduğu tespit edildi. Ayrıca, terör örgütünün Türkiye'ye yönelik gerçekleştirdiği birçok saldırı ile de bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Habetürk'ün aktardığına göre, 2017 yılında Türkiye'de olası eylemlerin önüne geçilmesi için düzenlenen operasyonlar sırasında yakalanan, intihar kemerli 2 saldırganın üzerlerinde yer alan bomba düzeneklerine yönelik yapılan parmak izi tespitinde Ömer Deniz Dündar'ın da parmak izine rastlandı. Hüseyin Peri; 2014 yılında DEAŞ'a katılmak için Suriye'ye geçti. DEAŞ içerisinde sağlık birimde faaliyet yürüttü. 2015'te PYD/YPG unsurları tarafından yakalanarak cezaevinde kaldı. PYD/YPG ile DEAŞ arasında gerçekleştirilen esir takısında serbest bırakıldı. Serbest bırakılması sonrasında 2019'a kadar DEAŞ'ın sağlık biriminde faaliyetlerine devam etti. Kadir Gözükara; DEAŞ'a bağlı faaliyet yürüten Dokumacı Grubu lideri Mustafa Dokumacı'nın yönlendirmesi ile 2015'te DEAŞ'a katılmak amacıyla Suriye'ye geçti. Engelli olmasından dolayı DEAŞ içerinde silahlı faaliyetlerde bulunmadı ama Suriye'ye gelen DEAŞ unsurlarının lojistik ihtiyaçlarını karşılamada görev aldı. M. Dokumacı'nın yönlendirmesi ile 2021'e kadar medya faaliyetlerini yürüttü. Abdullah Çobanoğlu; çatışma bölgelerinde faaliyet göstermek üzere 2016'da Suriye'ye geçti. Suriye alanında selefi/tekfiri görüşü benimseyen gruplar içerisinde silahlı olarak faaliyet gösterdi. Bulunduğu araca yönelik gerçekleştirilen EYP'li saldırıda bacağını kaybetti. 2020'de DEAŞ'a biat ederek Faruk Ofisine bağlı şekilde medya biriminde görev aldı. Hakkı Yüksek; DEAŞ'a katılmak için 2016'da Suriye'ye geçiş yaptı. DEAŞ içerisinde silahlı olarak faaliyetlere ve çatışmalara katıldı. DEAŞ'ın kontrol sahasını kaybetmesi üzerine örgütün hücre yapılanması içerisinde faaliyetlerini sürdürdü. Bir dönem Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde faaliyetlerine devam etti. Dokumacı Grubu lideri Mustafa Dokumacı'nın yardımcılığını yaptı, özel işlerini dahi yürüttü. Kadir Demir; çatışma bölgelerinde faaliyet göstermek üzere 2016'te Şanlıurfa'dan Suriye'ye geçiş yaptı. İdlib ve mücaviri alanlarda selefi/tekfiri gruplar ile birlikte faaliyet gösterdi. 2017'de DEAŞ'a biat ederek Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde idari sorumlu olarak faaliyet gösterdi. Faruk Ofisi tarafından gerçekleştirilen eylemler ile bağlantılı olduğu tespit edildi. Çekdar Yılmaz; DEAŞ'a katılmak amacıyla 2017'de Suriye'ye geçiş yaptı. DEAŞ içerisinde aldığı askeri eğitimler akabinde silahlı unsur olarak İdlib bölgesinde faaliyet gösterdi. 2018'de DEAŞ Faruk Ketibesi'ne katılarak medya biriminde faaliyetlerine devam etti. Murat Özdemir; DEAŞ'a katılma amacıyla 2017'de Suriye'ye geçiş yaptı. İdlib bölgesinde DEAŞ içerisinde silahlı eylemlere katıldı. Örgütün kontrol sahasını kaybetmesi akabinde Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde faaliyetlerine devam etti. Ayrıca Esad Rejimine karşı DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüttü. İshak Günci; DEAŞ'a katılmak üzere 2017'de Suriye'ye geçiş yaptı. DEAŞ içerisinde silahlı unsur olarak çatışmalara katıldı. Faruk Ofisi içerinde görev aldı. Esad Rejimine karşı havan atışlarına katıldı. DEAŞ içindeki faaliyetlerini yakalanana kadar sürdürdü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.