Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji

bursaarena.com.tr - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk iş insanı kredi çekmeden 200 tane sıfır kilometre otobüs satın aldı Haber

Türk iş insanı kredi çekmeden 200 tane sıfır kilometre otobüs satın aldı

Türkiye'de seyahat sektörü zor günlerden geçiyor. İş kapasitesinin düşmesi ve maliyetlerin artmasıyla iflas ve konkordato ilan eden firma sayısı artarken, bazı iş insanları da kredi çekmeden büyük yatırımlara imza atıyor. Ekonomik belirsizliklerin ve küresel çalkantıların gölgesinde pek çok şirketin frene bastığı, yatırımlarını ertelediği bir dönemde, Türkiye ekonomisinin çarklarını döndüren asıl gücün "cesur yatırımcılar" olduğu bir kez daha kanıtlandı. Kriz dönemlerinde kabuğuna çekilmek yerine geleceğe yatırım yapan, istihdamı koruyan ve büyümeyi tetikleyen vizyoner markalar, sadece kendi geleceklerini değil, ülkenin ekonomik direncini de inşa ediyor. İşte bu cesur adımların en somut ve devasa örneği, taşımacılık sektörünün yarım asırlık çınarı Altur Turizm’den geldi. Merhaba Gazetesi'nin haberine göre, Altur Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahim Albayrak, piyasadaki tüm ekonomik daralma söylentilerine inat, tek bir kuruş kredi bile kullanmadan tam 200 adet sıfır kilometre lüks ulaşım aracını ve otobüsü filosuna katarak gövde gösterisi yaptı. KREDİ KULLANMADAN NAKİT ALIM: 200 ARAÇLIK YATIRIMIN HİKAYESİ Sektörde taşları yerinden oynatan bu dev operasyon, dünyanın en prestijli otomotiv devleriyle yapılan üç büyük anlaşmanın eseri. Üstelik Albayrak’ın "Allah herkese böyle kredi kullanmadan, öz kaynakla alım yapmayı nasip etsin" sözleriyle duyurduğu bu paket, şirketin finansal gücünü de ortaya koyuyor. Sektöre umut veren yatırımlarının dağılımı ise şu şekilde: 150 Adet Volkswagen Crafter: Kurumsal taşımacılığın konfor ve güvenlik çıtasını zirveye taşıyan 150 adet yeni nesil mekik araç, şehir içi operasyonlar için yola çıktı. 30 Adet MAN ve NEOPLAN Otobüs: Yolcu taşımacılığının premium ligini temsil eden 20 adet MAN Lion’s Coach ve 10 adet NEOPLAN Tourliner lüks otobüs filodaki yerini aldı. 20 Adet Mercedes-Benz Tourismo 15: Hoşdere Tesisleri'nde Altur’a özel donanımlarla (MirrorCam ve 360 derece kamera sistemleri) üretilen 20 dev otobüs, emniyetli sürüş için anahtar teslim aldı. "DÜNYADA MAN, AHİRETTE İMAN" DİYEREK BAŞLAYAN 50 YILLIK HİKAYE Bugün günde tam 600 bin kişiyi işine, okuluna ve sevdiklerine ulaştıran dev bir imparatorluğun temelleri, aslında 1976 yılında tek bir minibüsle atılmıştı. Törende geçmiş günleri yad eden Abdurrahim Albayrak, başarının tesadüf olmadığını şu samimi sözlerle özetledi: "50 yıl önce tek bir arabayla başladık. Çok sıkıntılar çektik. İlk otobüsümle günde 360 kilometre yol yapıyor, üç vardiya servis çekiyordum. O dönem 'Dünyada MAN, ahirette iman' dedik ve bu markayla kaderimiz birleşti. Bugün sadece filomuzdaki MAN otobüs sayısı 120'yi buldu. Kurulduğumuz günden beri tek önceliğimiz insan taşımaktı, bugün de aynı vizyonla devleşiyoruz." SEKTÖRDE BİR DEVRİM: ŞOFÖRLERE "UYKUSUZLUK ENGELLEYİCİ" AKILLI SAAT Altur Turizm’in bu 200 araçlık yatırımı sadece demir-çelikten ibaret değil; teknoloji ve can güvenliği de bu yatırımın merkezinde yer alıyor. Albayrak, taşımacılık sektöründe adeta bir milat olacak yeni projelerini ilk kez açıkladı: Akıllı Saat Uygulaması. Şirketin bilgi işlem ekibi tarafından özel olarak geliştirilen bu sistem sayesinde, direksiyon başındaki her şoförün kolunda özel bir akıllı saat olacak. Yolda seyir halindeyken şoförün nabzından veya hareketlerinden yorgunluk ya da uyku belirtisi algılandığı an, kolundaki saat ani bir titreşim ve uyarıyla şoförü uyandıracak. Bu hamle, taşınan 600 bin insanın can güvenliğine verilen değerin en teknolojik kanıtı olarak kayıtlara geçti.

TECNO ve Google'dan dev iş birliği Haber

TECNO ve Google'dan dev iş birliği

TECNO, Google ile gerçekleştirdiği yeni iş birliği kapsamında CAMON 50 Serisi, POVA Curve 2 5G ve SPARK 50 Serisi modellerini satın alan kullanıcılarına, gelişmiş yapay zeka özelliklerine erişim ve 2 TB bulut depolama alanı sağlayan 3 aylık Google AI Plus paketini ücretsiz olarak sunacağını duyurdu. İSTANBUL (İGFA) - Yapay zeka odaklı teknolojileriyle küresel pazarda hızla büyüyen TECNO, teknoloji devi Google ile gerçekleştirdiği stratejik ortaklığı duyurdu. Söz konusu iş birliği kapsamında, yeni bir TECNO akıllı telefon satın alan kullanıcılar, en gelişmiş yapay zeka özelliklerine ve geniş veri depolama kapasitesine sahip olan 3 aylık Google AI Plus (2 TB) paketinden hiçbir ücret ödemeden yararlanabilecek. Bu küresel adım, TECNO’nun kendi cihazlarında sunduğu pratik ve yerelleştirilmiş yapay zeka özelliklerini güçlü bir şekilde tamamlıyor. Gelişmekte olan pazarlarda mobil yapay zeka teknolojilerinin benimsenme sürecini hızlandırmayı amaçlayan bu entegrasyon; kullanıcıların dijital çağda üretkenliklerini artırmalarını, iş ve eğitim süreçlerinde çok daha verimli sonuçlar elde etmelerini ve yaratıcı potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmalarını hedefliyor. GOOGLE AI PLUS İLE NELER GELİYOR? Kampanya kapsamında sunulan Google AI Plus planı, kullanıcılara oldukça kapsamlı dijital ayrıcalıklar sunuyor. Pakete dahil olan 2 TB boyutundaki yüksek kapasiteli bulut depolama alanı sayesinde kullanıcılar, alan tükenmesi endişesi yaşamadan tüm fotoğraf, video ve belgelerini güvenle saklayabiliyor. Bunun yanı sıra, Gmail içerisine entegre edilen Gemini desteği e-posta yönetimini kolaylaştırırken, Nano Banana 2 algoritması profesyonel düzeyde görsel üretimi ve fotoğraf düzenleme imkanı tanıyor. Gemini ve NotebookLM ortaklığı ise araştırma ve projelerde kişiselleştirilmiş, akıllı bir çalışma deneyimi sağlıyor. Bu özel teklif, 14 Mayıs 2026 ile 6 Haziran 2027 tarihleri arasında Türkiye’nin de dahil olduğu pazarlardan uyumlu bir TECNO modeli satın alan tüm kullanıcıları kapsıyor. Kampanyadan ilk etapta yararlanabilecek modeller arasında CAMON 50 Serisi (CAMON 50 Ultra 5G, CAMON 50 Pro ve CAMON 50), POVA Curve 2 5G ve SPARK 50 Serisi (SPARK 50 5G ve SPARK 50) yer alıyor. TECNO, bu yılın ilerleyen dönemlerinde lansmanı yapılacak yeni akıllı telefon modellerinin de kampanya kapsamına dahil edileceğini belirtiyor. Bu Fırsat Nasıl Yakalanır? Google AI Plus (2 TB) hediyesi, 25 Mayıs 2026 tarihinden itibaren cihazlara gelen bir sistem güncellemesi ile aktifleşmeye başladı bile! Uygun bir TECNO cihaza sahip olan kullanıcılar, Gemini veya Google One uygulamalarını açıp ekrandaki basit talimatları takip ederek bu fırsatı anında kapabiliyor. Kayıt sırasında geçerli bir ödeme yöntemi girilmesi istenirken, "Abonelik bana göre değil" diyenler için istedikleri an iptal etme esnekliği de sunuluyor. 3 aylık ücretsiz dönemin ardından sistem, standart aylık Google AI Plus (2 TB) ücreti üzerinden devam ediyor.

Türk girişimciler için 30 bin dolar ödüllü 'Sağlık Teknolojileri Yarışması' Haber

Türk girişimciler için 30 bin dolar ödüllü 'Sağlık Teknolojileri Yarışması'

Tayvan, sağlık ve spor teknolojilerindeki inovasyonları desteklemek için "Go Healthy with Taiwan 2026" yarışmasını düzenliyor. TITA ve TAITRA tarafından yürütülen yarışmada, ilk 3 projeye toplam 30 bin dolar ödül verilecek. İSTANBUL (İGFA) - Küresel sağlık, spor teknolojileri ve akıllı şehir çözümlerinde dünyanın en güçlü inovasyon merkezlerinden biri olan Tayvan, vizyoner projeleri ödüllendirmek ve küresel iş birliklerini teşvik etmek amacıyla “Go Healthy with Taiwan 2026” küresel proje yarışması düzenliyor. Bu yıl ikincisi düzenlenen küresel yarışmaya, yerel toplulukların, işletmelerin ve şehirlerin sağlık ile refah düzeyini artıracak yenilikçi iş modellerini ve teknolojik entegrasyonları hedefleniyor. Yarışmanın en büyük ayrıcalıklarından biri de başvuru sahiplerinin kendi özgün projelerine Tayvanlı dev teknoloji ve üretim şirketlerinin akıllı sağlık cihazlarını, bisiklet/spor teknolojilerini veya medikal donanımlarını entegre etme fırsatı bulacak olmaları. Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen program, küresel girişimcilik ekosisteminde büyük ses getirmiş ve 55 farklı ülkeden 638 inovatif proje başvurusuna ev sahipliği yapmıştı. Zorlu küresel jüri değerlendirmelerinin ardından Amerika Birleşik Devletleri, Ukrayna ve İsviçre'den katılan vizyoner ekipler büyük ödülün sahibi olmuştu. Bu yıl ise Türkiye’deki teknoparklar, üniversiteler, sağlık girişimleri (health-tech) ve akıllı şehir projeleri geliştiren kurumların küresel rekabette öne çıkması hedefleniyor. KİMLER BAŞVURABİLİR VE ÖNE ÇIKAN ALANLAR NELERDİR? Geniş bir katılım yelpazesine sahip olan "Go Healthy with Taiwan 2026" yarışmasına şirketler, teknoloji girişimleri (start-up’lar), üniversiteler, akademisyenler, hastaneler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve spor federasyonları katılabilir. Katılımcıların odak alanlarının akıllı sağlık çözümleri, giyilebilir spor teknolojileri, biyomedikal inovasyonlar, aktif yaşlanma ve yaşlı bakım sistemleri, bisiklet ve çevre dostu mobilite teknolojileri, insan-bisiklet etkileşimli akıllı sistemler olması bekleniyor.

UBER'in 'sürücüsüz araç girişimi' NURO'ya yaptığı yatırım 500 milyon dolara yakın Haber

UBER'in 'sürücüsüz araç girişimi' NURO'ya yaptığı yatırım 500 milyon dolara yakın

Konuyla ilgili doğrudan bilgi sahibi iki kaynağın Reuters'e verdiği bilgiye göre, araç çağırma şirketi UBER, sürücüsüz araç girişimi NURO'ya yaklaşık yarım milyar dolar yatırım yaptı. Şirket, bu büyük yatırımın ticari robot taksi geliştirme alanındaki boyutunu detaylandırdı. Yıllarca süren başarısız girişimlerin ardından, robotaksi sektörü, Tesla (TSLA.O) gibi şirketlerin öncülüğünde geliştirme, test ve erken ticari kullanıma geçiş süreçlerini yeniden hızlandırıyor. Uber, kendisini gelişmekte olan sektör için bir platform olarak konumlandırıyor ve Çinli teknoloji devi Baidu (9888.HK) dahil olmak üzere birçok otonom araç şirketiyle ortaklık kurdu. ABD merkezli elektrikli araç üreticisi Rivian (RIVN.O), İngiliz girişim şirketi Wayve ile de iş birliği yapıyor. Bazı ABD şehirlerinde Waymo ile de çalışıyor. Uber'in taahhütlerinden biri, Nuro ve elektrikli araç şirketi Lucid (LCID.O) ile üçlü bir ortaklık kurmaktır. 35.000 robot taksiyi hizmete sokmak.. Lucid'in Gravity SUV'larını ve yakında piyasaya sürülecek orta boy araçlarını, Nuro'nun teknolojisini ve Uber'in platformunu kullanarak.Uber'in Nuro'ya olan mali taahhüdünün boyutu ve ayrıntıları daha önce bildirilmemişti ve firmaları birbirine bağlayan mali bağların tam kapsamını ortaya koyuyor. Uber daha önce Lucid'e 500 milyon dolar yatırım yaptığını ve Nuro'ya da yüz milyonlarca dolarlık yatırım yapmayı planladığını, bu kapsamda Silikon Vadisi girişiminin değerini 6 milyar dolar olarak belirleyen 203 milyon dolarlık bir inansman turuna katıldığını açıklamıştı. İsimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklara göre, Uber daha sonra Nuro'ya ilk fonlamasından önemli ölçüde daha büyük, açıklanmayan bir ek yatırım yaptı. Uber ayrıca, Nuro belirli geliştirme ve ticari kilometre taşlarına ulaştığında ek fon sağlamayı da kabul etmişti, ancak şartları açıklamadı. Bu taahhütlerin toplamı yaklaşık 500 milyon dolara ulaşıyor. Reuters'e konuşan kaynaklardan biri, ilk birkaç kilometre taşına zamanında ulaşıldığını ve bunun da Uber'den bazı fonların serbest bırakılmasını tetiklediğini söyledi. Kaynak, kalan paranın, bu yılın sonlarına doğru yapılması planlanan sürücüsüz testler, bu yıl sonuna kadar sürücüsüz araçlarda yolcu taşınması ve gelecek yıl hizmetin artırılması gibi hedeflere bağlı olduğunu söyledi. Uber ve Nuro konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Nuro için bu finansman, teknolojisini ticari ölçekte kanıtlamak için yaptığı çalışmalarda hayati önem taşıyor. Şirket başlangıçta küçük teslimat robotları üretiyordu, ardından 2024 yılında otonom sürüş yazılımını otomobil üreticilerine ve mobilite şirketlerine lisanslamaya yöneldi. Şirket şu anda güvenlik sürücüleriyle testler yapıyor ve hizmetin bu yılın sonlarına doğru San Francisco Körfez Bölgesi'nde faaliyete geçmesi bekleniyor. Şirket Nisan ayında Kaliforniya'dan test yapma izni aldı. Bazı bölgelerde güvenlik sürücüsü olmadan, yerçekimiyle çalışan otonom araçların, Mayıs ayından itibaren yolcu taşıma izni aldığı bildirildi. Sürücülerle yapılan testlerde Nuro, Nvidia (NVDA.O) dahil olmak üzere yatırımcılar tarafından da desteklenmektedir . San Francisco'dan Abhirup Roy'un haberi; Peter Henderson ve Chizu Nomiyama tarafından düzenlendi. REUTERS (San Francisko) - UBER (Uber.N)

Çinli markaların Türkiye yükselişi sürüyor... Rekabetin anahtarı artık fiyat değil Haber

Çinli markaların Türkiye yükselişi sürüyor... Rekabetin anahtarı artık fiyat değil

Çinli otomotiv markalarının Türkiye pazarındaki yükselişi dikkat çekiyor. Sektör temsilcilerine göre yeni dönemde başarı; düşük fiyatla değil, teknoloji, yatırım, servis ağı ve kaliteyle mümkün olacak. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye otomotiv pazarında son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri Çinli markaların yükselişi oldu. 2021 yılında binek otomobil pazarından yalnızca yüzde 1,5 pay alan Çinli üreticiler, 2025 itibarıyla yüzde 8,2 seviyesine ulaştı. Sektör temsilcilerinden LenaCars ve Sarjagel.com Genel Müdürü Selçuk Nazik, Çinli markaların Türkiye’deki konumunu vergi yükü, elektrikli araç rekabeti ve tüketici tercihleri açısından değerlendirdi. Türkiye’de otomobil ithalat maliyetlerinin önemli ölçüde arttığını belirten Nazik, araçların fabrika çıkış fiyatlarına nakliye, sigorta, gümrük vergileri, ek mali yükümlülükler, ÖTV ve KDV'nin eklenmesiyle fiyatların katlandığını söyledi. “Bir aracın Çin’deki fabrika çıkış fiyatı ile Türkiye’deki satış fiyatı arasında artık 3,5 ila 4 katlık bir çarpan oluşuyor” diyen Nazik, 15-20 bin dolar seviyesindeki kompakt bir SUV’un Türkiye’de 2,5-3 milyon TL bandına ulaşabildiğini ifade etti. Bu maliyet yapısında en büyük payın üretici ya da distribütör kârından çok vergilerden kaynaklandığını vurguladı. REKABETİN KURALLARI DEĞİŞTİ Nazik’e göre yeni düzenlemeler Çinli markaların rekabet şansını ortadan kaldırmıyor ancak rekabetin şeklini değiştiriyor. Artık yalnızca fiyat avantajıyla pazarda kalmanın mümkün olmadığını belirten Nazik, donanım, teknoloji, hibrit çözümler, güçlü servis yapılanması ve yatırım kapasitesine sahip markaların Türkiye’de büyüme fırsatı yakalayabileceğini söyledi. “Türkiye artık Çinli markalar için bir fiyat pazarı değil, strateji ve yatırım pazarı” diyen Nazik, özellikle servis ağı ve satış sonrası hizmetlerde yeterli altyapıya sahip olmayan markaların pazarda kalmakta zorlanacağını ifade etti. TOGG REKABETİ YENİ BOYUTA TAŞIDI Elektrikli araç pazarında Togg’un önemli bir referans noktası haline geldiğini belirten Nazik, Çinli üreticilerin artık yalnızca Avrupalı markalarla değil, yerli üreticiyle de rekabet ettiğini söyledi. Nazik, “Çinli markalar büyümek istiyorsa fiyat dışında teknoloji, yazılım, kalite, servis erişimi ve ikinci el değeriyle de öne çıkmak zorunda” değerlendirmesinde bulundu. Çinli markaların ikinci el performansının tüketici açısından önemli bir kriter haline geldiğini belirten Nazik, birçok Çinli üreticinin modellerini kısa aralıklarla yenilemesinin ikinci el değerlerinin korunmasını zorlaştırdığını söyledi. Günümüzde tüketicilerin yalnızca liste fiyatına bakmadığını ifade eden Nazik, satın alma kararlarında garanti koşulları, servis ağı, yazılım kalitesi, yedek parça bulunabilirliği ve ikinci el değerinin de belirleyici rol oynadığını kaydetti. Nazik, Avrupalı, Japon ve Koreli üreticilerin güçlü servis ağları, yedek parça erişimi ve ikinci el avantajları sayesinde pazardaki konumlarını koruduğunu belirterek, birçok markanın liste fiyatları üzerinden yaptığı yüksek oranlı indirimlerin de tüketici lehine önemli fırsatlar sunduğunu sözlerine ekledi.

İzmir’in 2074 vizyonu Kültürpark’ta sergilenecek Haber

İzmir’in 2074 vizyonu Kültürpark’ta sergilenecek

İzmir Büyükşehir Belediyesi, “İki Çizgi Arasında: Geleceğin İzmir’ine Bugünden Bir Bakış” sergisiyle İzmirlileri kentin gelecek 50 yılı üzerine birlikte düşünmeye davet ediyor. 5 Haziran’da açılacak sergi; atölye, oyun ve söyleşilerle katılımcı bir deneyim sunacak. İZMİR (İGFA) - İzmir Planlama Ajansı (İZPA), “İki Çizgi Arasında: Geleceğin İzmir’ine Bugünden Bir Bakış” sergisiyle kentin geleceğini Kültürpark’a taşıyor. 5 Haziran’da Kültürpark Atlas Pavyonu’nda kapılarını açacak sergi; İzmir’in 2074 yılına uzanan vizyonunu sanat, planlama, teknoloji ve ekoloji ekseninde ele alırken, İzmirlileri de bu ortak geleceğin bir parçası olmaya davet ediyor. Etkileşimli alanlardan çocuk atölyelerine, söyleşilerden kent hafızasını besleyecek katılımcı içeriklere kadar birçok başlığı bir araya getiren sergi, İzmir’in geleceğine dair kolektif bir düşünme ve üretme alanı oluşturmayı hedefliyor. İZPA, “2074’ü tahayyül etmek, bugünü yeniden kurmaktır” yaklaşımıyla tüm İzmirlileri kentin geleceğine ortak olmaya çağırıyor. Sergi, 5 Temmuz’a kadar hafta içi 10.00-17.30, hafta sonları ise 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. KENTİN GELECEĞİ BİRLİKTE ŞEKİLLENECEK İzmir’in 2074 yılına uzanan vizyonunu kültürel, toplumsal ve yaratıcı bir perspektifle ele alan çalışma, kentin geçmişi, bugünü ve geleceği arasında bağ kurmayı amaçlıyor. Sergi kapsamında; planlama, sanat, tasarım, teknoloji, ekoloji ve toplumsal üretim biçimleri çok katmanlı bir bakış açısıyla bir araya getirilecek. Dijital ve fiziksel katmanlarda şekillenecek sergi kapsamında İzmirliler de kente ilişkin veri, hikâye, harita ve gelecek fikirlerini paylaşarak sürece katkı sunabilecek. Sergi boyunca oluşturulacak içeriklerin ise ilerleyen süreçte İzmir’in uzun vadeli planlama vizyonuna katkı sağlayacak açık bir arşive dönüştürülmesi hedefleniyor. Sergi alanında çocukların kentin geleceği üzerine demokratik bir ortamda düşünmesini ve üretmesini hedefleyen özel bir bölüm de yer alacak. İzmir Başka Bir Okul Mümkün Kooperatifi tarafından hazırlanan içerik kapsamında cumartesi günleri çocuklara yönelik atölyeler ve bilim odaklı gösteriler düzenlenecek. Sergi kapsamında gerçekleştirilecek söyleşilerde ise farklı disiplinlerden kent aktörleri bir araya gelerek geleceğe ilişkin fikirlerini paylaşacak. Kent yaşamı, ekoloji, teknoloji, toplumsal dönüşüm ve yaratıcı üretim başlıklarında düzenlenecek buluşmalarla İzmir’in geleceğine dair farklı senaryolar tartışmaya açılacak

ALİ BEKTAN: ‘Garaj’da Kurulan (!) Şirketler Haber

ALİ BEKTAN: ‘Garaj’da Kurulan (!) Şirketler

Dünyanın en büyük ve en değerli şirketlerinin birçoğu, çok kısıtlı imkanlarla bir evin garajında veya küçük bir kulübede işe başlamıştır. Günümüzde milyarlarca dolarlık değere ulaşan ve hayatımızı değiştiren en bilinen garaj şirketleri şunlardır: Teknoloji Devi Apple: Steve Jobs ve Steve Wozniak, 1976 yılında Jobs'ın ailesinin Los Altos, Kaliforniya'daki evinin garajında ilk Apple bilgisayarlarını üretmeye başladı. Bu garajda elle monte ettikleri ilk 50 bilgisayarı yerel bir mağazaya satarak dev bir imparatorluğun temelini attılar. Google: Larry Page ve Sergey Brin, 1998 yılında arama motoru projelerini geliştirmek için Susan Wojcicki'nin Kaliforniya'daki garajını aylık 1700 dolara kiraladı. Şirket büyüyünce, tarihi önemi nedeniyle bu garajı daha sonra satın aldı. Amazon: Jeff Bezos, 1994 yılında Washington'daki evinin garajında Amazon'u sadece çevrimiçi bir kitapçı olarak kurdu. Garajdaki masalarını eski kapılardan yapan Bezos, bugün dünyanın en büyük e-ticaret ve bulut bilişim şirketini yönetmektedir. Microsoft: Bill Gates ve Paul Allen, 1975 yılında Albuquerque'de küçük bir garajda ve çok kısıtlı kaynaklarla Microsoft'u kurarak ilk işletim sistemlerini yazdı. HP (Hewlett-Packard): Garaj kültürünün öncüsü kabul edilen Will Hewlett ve Dave Packard, 1939 yılında Kaliforniya'da kiraladıkları bir evin arkasındaki dar garajda şirketi kurdu. İlk ürünleri bir ses osilatörüydü ve ilk büyük müşterileri Walt Disney şirketi oldu. Bugün dünyanın ünlü bilgisayar firması oldu. DELL: Bugün değeri 50 milyar doların üzerinde olan bilgisayar üreticisi Dell’in kurucusu Michael Dell, 1984 yılında henüz üniversite öğrencisiyken kişiye özel bilgisayar tasarlamaya başlar. Tahmin edin nerede? Evet, evinin garajında.. Yaklaşık bir yıl sonra ise okulu bırakarak işini geliştirmeye karar verir. Başarılı da olur. Bu şirketlerin arkasındaki güç nedir? Bu güç ABD Ordusu ve Pentagon’dur. Dünya Dışı Uzaylılar ile temasa geçip onlardan teknoloji alarak bugünkü ‘Dijital Dünya’yı kurdular. Bu Teknolojinin çözülmesi 50 ile 60 yıl sürdü. İlk örnekler 1966 yılı Kasım ayında ABD Televizyonlarında gösterilmeye başlayan Star Trek Uzay Yolu Dizisinde gösterildi. Hepsi 20 yıl içerisinde günlük hayatımıza girdi. 1970 Yılında da Dış İşleri Bakanı Henry Kissinger “Biz Gelecekte İnsanlara Cip takıp kontrol edeceğiz” dedi. 1972’de de Brezinski de “Biz insanlara Cip Takıp Kontrol edeceğiz” dedi. Sonuçta bu düşünceler Hollywood’un Uzay Filmlerinde daha yoktu. Pentagon neden verdi? Dünya üzerinde Amerikan İmparatorluğu’nu kurmak ve Gücünü Dünya Devletleri ile insanlarına kabul ettirmekti. Proje tamam oldu. Biz bu teknolojileri kolay kolay bulamaz ve milyarlarca dolar harcardık. Teknolojiye dikkat edin son 10 yılda üst düzeye geldik. ‘Yapay Zekâ’ son noktadır. Büyük Şirketlerin perde arkası budur. Şimdi ben de diyorum ki; “Bunlar büyük bir yalandır. Bu örneklere bakarak Dünya Sanayisi Garajlarda doğmuş gibi bir algı yaratılmıştır..” Bence şu anda Bilim ve Teknoloji ‘Uzak Doğu’dadır. İşin gerçeği Çin, Hindistan ve Güney Kore’deki Dijital gelişmeler dünyayı şekillendirirken, uzay çalışmalarına da kaynak olmaktadır. ABD artık eskisi gibi teknolojide de ileri değildir; Son gelişmeler gösteriyor ki, Silikon Vadisi Şirketleri Uzak Doğu ile rekabette geriliyor. Sonuçları önümüzdeki yıllarda görebileceğiz.

Türk ilaç sanayisinde yerli tedarik hamlesi Haber

Türk ilaç sanayisinde yerli tedarik hamlesi

İSTANBUL (İGFA) - TİYSAT (Teknoloji, İlaç ve Yerli Sanayi Topluluğu Kümelenmesi) tarafından Artkim Group organizasyonuyla hayata geçirilen TİYSAT B2B İş Olanakları Etkinliği, Bilimsel Eczacılık Günü’nde sektörün üretimden teknolojiye uzanan tüm paydaşlarını geçmişte eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapan tarihi Rumeli Han’da bir araya getirdi. Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapan Rumeli Han’da gerçekleştirilen etkinlikte; ilaç üreticileri, ham madde ve etken madde tedarikçileri, makine üreticileri, otomasyon ve yazılım firmaları ile sektör profesyonelleri doğrudan temas kurdu. Yerli üretim kapasitesinin artırılması, sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirilmesi ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde edilmesine yönelik stratejik başlıklar öne çıktı. HÜRMÜZ’ÜN KAPATILMASI İLAÇ YAN SANAYİNİN ÖNEMİNİ HATIRLATTI İlaç yan sanayisinin stratejik önemi ve yerli üretim vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin: “Ortadoğu’da yaşanan sorunlar ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması hepimize açıkça göstermiştir ki; üretim kadar süreklilik ve erişim de hayati öneme sahip. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutar, güçlü bir satış ve iş birliği yaklaşımı ise bizi büyütür. İlaç yan sanayisi yalnızca üretimi destekleyen bir yapı değil; sağlıkta bağımsızlığın, sürdürülebilir üretimin ve güçlü ekonominin temelini oluşturan stratejik bir ekosistemdir. Pandemi süreci ve küresel gelişmeler, üretim kadar erişim ve sürekliliğin de kritik olduğunu gösterdi. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutarken, güçlü iş birlikleri ve doğru anlatım bizi büyütecektir. İlaç sektörü dünyanın en rekabetçi alanlarından biri. Bu nedenle güçlü bir üretim kadar, güçlü bir anlatım, markalaşma ve pazarlama anlayışı da gerekli. Yerli üretim kapasitesinin güçlenmesiyle birlikte sektörümüzün küresel rekabet gücünün de artacağına inanıyoruz. Üretmek çok kıymetlidir ancak ortaya koyduğunuz değeri dünyaya ulaştırabildiğiniz ölçüde gerçek başarıya dönüşür” ifadelerinde bulundu.

Türk tekstilinin küresel rekabet yolculuğu UTİB’de ele alındı Haber

Türk tekstilinin küresel rekabet yolculuğu UTİB’de ele alındı

UTİB Başkanı İhsan İpeker, Première Vision CEO'su Florence Rousson ve Müdürü Gülperi Erkanlı'yı ağırladı. Görüşmede Türk tekstilinin küresel rekabet gücü, sürdürülebilirlik ve uluslararası fuar stratejileri ele alındı. BURSA (İGFA) - Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB), Première Vision CEO’su Florence Rousson ve Première Vision İstanbul Müdürü Gülperi Erkanlı’yı Türkiye ziyareti kapsamında ağırladı. UTİB Yönetim Kurulu Başkanı İhsan İpeker’in ev sahipliğinde Uludağ İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirilen görüşmede, Türk tekstil sektörünün uluslararası fuarlardaki konumu, küresel pazarlardaki rekabet gücü ve yeni dönem fuar stratejileri ele alındı. Toplantıda ayrıca Première Vision organizasyonlarının sektöre sunduğu fırsatlar, nitelikli alıcıya erişim, sürdürülebilirlik, inovasyon, teknoloji entegrasyonu ve Türk firmalarının küresel pazarlardaki görünürlüğünü artırmaya yönelik adımlar değerlendirildi. FUARLARIN ROLÜ YENİDEN TANIMLANIYOR Toplantıda, pandemi sonrası değişen ticaret alışkanlıkları, küresel ekonomik dalgalanmalar ve uluslararası seyahat dinamiklerinin fuar organizasyonlarına etkileri ele alındı. Yeni dönemde fuarların yalnızca sipariş alınan ticari platformlar olmaktan çıkarak; inovasyon, networking, sürdürülebilirlik, marka iletişimi ve stratejik iş birliklerinin geliştiği çok boyutlu merkezlere dönüştüğü vurgulandı. Première Vision yönetimi tarafından yapılan değerlendirmelerde özellikle “Smart Creation” yaklaşımı kapsamında sürdürülebilirlik, inovatif tekstil çözümleri ve ileri teknoloji uygulamalarının önümüzdeki dönemde fuarların en güçlü başlıkları arasında yer alacağı ifade edildi. Toplantıda değerlendirmelerde bulunan UTİB Yönetim Kurulu Başkanı İhsan İpeker, Première Vision fuarlarının Türk tekstil sektörü açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Firmalarımızın ürünlerini dünyaya tanıtabilmesi, yeni alıcılarla buluşabilmesi ve küresel pazarlardaki görünürlüğünü artırabilmesi açısından fuarlar büyük bir avantaj sunuyor. UTİB olarak bizler de uzun yıllardır Première Vision başta olmak üzere uluslararası fuar organizasyonlarında firmalarımızın daha güçlü şekilde yer almasına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü tekstil sektörümüzün sahip olduğu üretim gücünü, kalite anlayışını, tasarım kabiliyetini ve yenilikçi yönünü dünya pazarlarına daha etkin şekilde anlatmamız gerekiyor” dedi. Uluslararası fuarlara katılım sağlayan firma sayısının artmasını önemsediklerini vurgulayan İpeker, “Küresel rekabette güçlü kalmanın yolu, doğru pazarlarda doğru alıcılarla buluşmaktan geçiyor. Bu nedenle firmalarımızın uluslararası fuarlara katılımını, yalnızca ticari bir faaliyet olarak değil; sektörümüzün marka değerini, ihracat kapasitesini ve rekabet gücünü artıran stratejik bir adım olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de firmalarımızın nitelikli alıcılarla buluşacağı, yeni iş birlikleri geliştireceği ve Türk tekstilinin gücünü dünyaya daha etkili şekilde göstereceği organizasyonları desteklemeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. PREMİÈRE VİSİON’DAN TÜRK TEKSTİLİNE GÜÇLÜ VURGU Première Vision CEO’su Florence Rousson ise Türk tekstil sektörünün Première Vision organizasyonlarındaki güçlü varlığına dikkat çekerek, Türkiye’nin fuarlarda önemli bir katılımcı profiline sahip olduğunu ifade etti. Rousson, “Başta Bursa’daki firmalar olmak üzere Türk firmalarının Première Vision Paris ve New York organizasyonlarına gösterdiği yüksek katılım, Türkiye tekstil sektörünün küresel pazarlardaki görünürlüğüne önemli katkı sağlıyor. Türk firmaları artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kalite anlayışı, tasarım gücü, hızlı aksiyon alma kabiliyeti, esnek üretim modeli ve güvenilir tedarik yapısıyla da uluslararası alıcılar nezdinde güçlü bir konuma sahip. Bu yönüyle Türkiye’yi, Première Vision ekosistemi içinde önemli ve değerli bir paydaş olarak görüyoruz.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.