Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tedavi

bursaarena.com.tr - Tedavi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedavi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat! Haber

Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, yaz aylarında astımlı çocuklarda şikâyetleri artırabilecek polen, klima kullanımı, nem, yoğun egzersiz, enfeksiyonlar ve kapalı havuz ortamlarına karşı aileleri uyardı. Düzenli tedavi ve çevresel önlemlerle çocukların sağlıklı bir yaz geçirebileceği belirtildi. İSTANBUL (İGFA) - Yaz aylarında artan sıcaklık, nem ve çevresel faktörler astımlı çocukların solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, ailelerin bu dönemde astımı tetikleyebilecek etkenlere karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Astımın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli doktor takibinin ve tedaviye devam edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Bari, doktor önerisi olmadan ilaçların bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Astımlı çocukların yaz aylarında da rahatlatıcı ilaçlarını ve inhalerlerini yanlarında bulundurmaları gerektiğini ifade etti. POLENLER ASTIMI TETİKLEYEBİLİYOR Yaz aylarında en önemli tetikleyicilerden birinin polenler olduğunu belirten Dr. Bari, özellikle alerjik astımı bulunan çocuklarda polenlerin solunum yollarında daralmaya, mukus artışına ve astım belirtilerine yol açabileceğini söyledi. Polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah erken saatlerde pencerelerin kapalı tutulması, dışarı çıkılması gerekiyorsa maske kullanılması ve araçlarda polen filtresi tercih edilmesi önerildi. Yaz sonunda çim biçme gibi faaliyetlerden de kaçınılması gerektiği belirtildi. YANLIŞ KLİMA KULLANIMI RİSKE YOL AÇABİLİR Klima kullanımının sıcak havalarda konfor sağladığını ancak yanlış kullanımın astımı tetikleyebileceğini ifade eden Dr. Bari, düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz ve küflerin alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini söyledi. Klimanın ortamı aşırı soğutmaması gerektiğini belirten Bari, ideal sıcaklığın yaklaşık 22-24 derece arasında tutulmasını ve filtrelerin düzenli temizlenmesini önerdi. MANGAL DUMANI, KÜF VE NEMDEN UZAK DURUN Yaz aylarında tercih edilen piknik alanlarında bulunan mangal dumanı, egzoz gazları, nemli bölgelerdeki küf ve mantarların da astımı tetikleyebileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, astımlı çocukların sigara, mangal ve egzoz dumanından uzak tutulmasını, rutubetli ve güneş almayan alanlar yerine kuru ve hava akımı olan bölgelerin tercih edilmesini önerdi. Sporun astımlı çocuklar için faydalı olduğunu ancak aşırı yoğun aktivitelerin risk oluşturabileceğini belirten Dr. İmran Bari, yoğun egzersiz sırasında ağızdan solunum yapılmasının bronşlarda kuruluk ve daralmaya neden olabileceğini ifade etti. Sporun sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz öncesinde ısınmaya zaman ayrılması ve gerekli ilaçların ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi. VİRÜS VE BAKTERİLERE KARŞI HİJYEN ÖNEMLİ Yaz aylarında seyahatler ve kalabalık ortamların enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Bari, virüs ve bakterilerin astımlı çocuklarda hava yolu hassasiyetini artırarak nefes darlığına yol açabileceğini söyledi. Ailelere el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişilerle yakın teması azaltmaları, gerekli durumlarda maske kullanmaları ve çocukların aşılarını düzenli yaptırmaları önerildi. NEM ORANI VE KAPALI HAVUZLARA DİKKAT Yüksek nem oranının astımlı çocuklarda nefes almayı zorlaştırabileceğini belirten uzmanlar, evlerde ideal nem oranının yüzde 40-50 arasında tutulmasını önerdi. Kapalı havuzlarda kullanılan klorun bazı çocuklarda astım atağını tetikleyebileceği belirtilirken, yoğun klor kokusu bulunan, yeterince havalandırılmayan ve kalabalık havuzlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi. Dr. İmran Bari, çevresel faktörlere karşı önlem alındığında ve tedavi düzenli sürdürüldüğünde astımlı çocukların da sağlıklı ve keyifli bir yaz mevsimi geçirebileceğini kaydetti.

Yapay zeka depresyondaki gençlerin dert ortağı oldu Haber

Yapay zeka depresyondaki gençlerin dert ortağı oldu

Almanya'da 16-39 yaş arası depresyon hastalarının yüzde 35'i durumları hakkında yapay zeka ile konuşuyor. Almanya merkezli Depresyon Yardımı ve İntiharı Engelleme Vakfı'nın bulgularına göre, 16 ile 39 yaş arasındaki depresyon hastalarının yüzde 35'i hastalıkları hakkında yapay zeka (YZ) destekli sohbet robotlarıyla konuşuyor. Salı günü Leipzig'te açıklanan araştırma bulgularına göre, hastaların yüzde 10'u ise yapay zeka ile bir insanla konuşur gibi uzun diyaloglar kuruyor. Sonuçlar, bu yaş grubundan yaklaşık 2 bin 500 kişiyle gerçekleştirilen temsili bir anketin verilerine dayanıyor. Neden yapay zeka? Yapay zeka kullanan hastaların yüzde 56'sı, "depresyonla ilgili sorunlarını biriyle paylaşmak istedikleri" için sohbet robotlarına yöneldiğini belirtti. Yüzde 46'sı hastalığını kontrol altına almayı umduğunu, yüzde 41'i ise cesaret ve destek aradığını ifade etti. Yaklaşık yüzde 40'ı YZ aracılığıyla tedavi ve terapi seçenekleri hakkında bilgi edindi. Ankete katılanların büyük çoğunluğu deneyimlerini olumlu olarak nitelendirdi. Yüzde 85'i YZ sohbet robotlarıyla yaptığı konuşmaları "yararlı" bulduğunu söyledi. Yapay zeka, katılımcıların yüzde 92'si tarafından anlayışlı, yüzde 89'u tarafından saygılı olarak değerlendirildi. Yüzde 75'i bu konuşmalardan "güçlenerek çıktığını" belirtti. Üçte ikisi ise (yüzde 65) yapay zeka ile diyalog kurmanın kendisine bir yakınlık hissi verdiğini ifade etti. Olumsuz deneyimler ve ciddi kaygılar da var Bazı kullanıcılar olumsuz deneyimlerini de dile getirdi. Depresyonlu katılımcıların yüzde 57'si bir bilgisayar programıyla konuşmanın kendisini bunalttığını hissetti. Bir katılımcı, "Karşındakinin gerçek, hisseden bir varlık değil, anlayış gösterecek şekilde programlanmış bir yapay zeka olduğunu bilmek olumsuz bir his" dedi. Vakıf, özellikle şu bulgunun endişe verici olduğunun altını çizdi: Ankete katılanların yüzde 53'ü yapay zeka kullanımının ardından öz zarar verme ya da intihar düşüncelerinin arttığını bildirdi. Editörün notu: Deutsche Welle intihar konusunu ihtiyatlı şekilde haberleştirir, çünkü bazı haberlerin taklit edilen davranışlara yol açabileceğine dair kanıtlar bulunuyor. Eğer intihar düşüncesi taşıyorsanız veya duygusal bir kriz içindeyseniz yardım aramaktan çekinmeyin. Ülkenizde nereden yardım alabileceğinizi befrienders.org sitesinde bulabilirsiniz. Almanya'da 0800 111 0 111 ve 0800 111 0 222 numaralı telefonlardan ücretsiz danışmanlık almanız mümkün. Türkiye'de ise acil tıbbi yardıma ihtiyacınız varsa 112'yi arayabilirsiniz. DW Türkçe, epd / BÜ,TY

Kalp yetersizliğinde erken tanı yaşam kalitesini etkiliyor Haber

Kalp yetersizliğinde erken tanı yaşam kalitesini etkiliyor

İSTANBUL (İGFA) - Her yıl Mayıs ayının ikinci haftası düzenlenen “Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası” kapsamında uzmanlar, hastalığın erken tanısının ve tedaviye uyumun yaşam kalitesi ve sağkalım açısından önemine dikkat çekti. Kalp yetersizliği, kalbin vücuda yeterli kan ve oksijen pompalayamaması sonucu ortaya çıkan ciddi bir sağlık sorunu. Nefes darlığı, hızlı kilo artışı, halsizlik ve bacaklarda şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. HFSA 2025 raporuna göre yalnızca ABD’de yaşam boyu kalp yetersizliği riski yüzde 24’e yükseldi. Türkiye’de ise TRends-HF çalışmasına göre 2022 yılı itibarıyla kalp yetersizliği görülme sıklığı yüzde 2,1 ve yıllık 1000 kişiden 3-6’sında yeni vakalar ortaya çıkıyor. Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Temizhan, hastalığın günlük yaşamı ciddi şekilde etkilediğini belirterek, “Yaşlanmanın doğal sonucu sanılan nefes darlığı ve bacak şişlikleri kalp yetersizliğinin habercisi olabilir. Erken tanı, düzenli takip ve kılavuzlara uygun tedavi yaşam kalitesini artırıyor” dedi. AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç, kronik hastalıklarla mücadelede toplum bilinçlenmesinin önemine değinerek, “Erken tanı, doğru bilgiye erişim ve hekim-hasta iletişimi başarıyı artırıyor” ifadelerini kullandı. Roche Diagnostik Türkiye Genel Müdürü Nazlı Sahafi ise erken ve doğru tanının hem hastalar hem de sağlık sistemi için kritik olduğunu belirterek, entegre ve veri odaklı yaklaşımın önemine dikkat çekti. Uzmanlar, farkındalığın artırılması, risk altındaki kişilerin erken dönemde tespit edilmesi ve hastaların tedavi süreçlerini sürdürülebilir şekilde yönetmesinin, kalp yetersizliği yönetiminde başarı için hayati olduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.