Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tazminat

bursaarena.com.tr - Tazminat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tazminat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Unutulmuyor!.. 17 Ağustos Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti Haber

Unutulmuyor!.. 17 Ağustos Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti

Türkiye'nin yakın tarihinin en büyük felaketi olarak gösterilen 17 Ağustos Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti. 1999 yılında 16 Ağustos'u 17 Ağustos'a bağlayan gece meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki yer sarsıntısı, Türkiye tarihinin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçti. Merkez üssü Gölcük olan deprem, Marmara Bölgesi'nin genelinde hissedildi. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kırılmasıyla meydana gelen deprem, İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya ve Yalova'da can ve mal kaybına neden oldu. Deprem nasıl oldu? Türkiye'nin kuzey bölgelerden boydan boya geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın batı bölümünde meydana gelen deprem, 17 Ağustos 1999 Salı günü saat 03:01'de başladı ve 45 saniye sürdü. Depremin merkez üssü İzmit'in Gölcük ilçesi olarak açıklandı. Büyüklüğü de Richter ölçeğine göre ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) tarafından 7,6; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından ise 7,8 olarak ölçüldü. Bununla birlikte, bugün genel olarak depremin büyüklüğü, ilk yapılan açıklamalarda duyurulan 7,4 olarak kabul ediliyor ve bu ölçü kullanılıyor. 17 Ağustos Depremi, büyüklüğü açısından Türkiye'de meydana gelen en büyük ikinci yer sarsıntısı olarak kayıtlara geçti. Derinliği 17 kilometre olan sarsıntıda yer kabuğunun sağa doğru hareket ettiği ve 120 kilometrelik bir hat boyunca kırıldığı tespit edildi. Jeoloji Mühendisleri Odası, depremden üç ay sonra yayımladığı raporda, fayın üzerinden geçen alanların ortalama 4 metre civarında sağa ve ileriye doğru kaydığını yazdı. Aynı raporda, Gölcük'teki ana merkez üssündeki kırılmanın ardından aynı fay kuşağı üzerinde daha doğuda yer alan Arifiye bölgesindeki bir başka deprem üssünün de devreye girmiş olabileceğinin düşünüldüğü belirtildi. 17 Ağustos depreminden yaklaşık üç ay sonra, bu kez 12 Kasım'da yine Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde merkez üssü Düzce olan bir başka deprem daha meydana geldi. 7,2 büyüklüğünde olan ve 30 saniye süren Düzce Depremi'nde 845 kişi hayatını kaybetti. Üç ay içerisinde meydana gelen büyüklüğü 7'nin üstündeki bu iki deprem, Türkiye'deki riskin ve özellikle de İstanbul'un güneyinden geçen fay hattında meydana gelmesi beklenen kırılmaya karşı alınacak önlemlerin daha fazla tartışılmasına neden oldu. Depremde kaç kişi hayatını kaybetti, ne kadar bina hasar gördü? 17 Ağustos Depremi, gerek nüfus yoğunluğu gerekse de ekonomik faaliyet açısından Türkiye'nin en önemli bölgesini etkiledi. Resmi rakamlara göre, depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi de yaralandı. 5 bin 840 kişi de kayboldu. Ancak bölge halkı, can kaybının çok daha yüksek olduğunu öne sürüyor. Resmi olmayan kaynaklar, can kaybının 50 bin civarında olduğunu iddia ediyor. İzmit Körfezi'nin güneyinde bulunan Gölcük, Değirmendere ve Karamürsel gibi bazı yerlerde sahile yakın kısımların depremle birlikte deniz sularının altında kalması can kaybı ve hasar tespitini zorlaştıran en önemli unsur olarak gösteriliyor. Başbakanlık Kriz Merkezi'nin depremden birkaç ay sonra yaptığı açıklamaya göre, en fazla can kaybı yaklaşık 4 bin 500 kişi ile Gölcük'te oldu. Kocaeli'nde kayıtlara geçen can kaybı 4 bin olurken, Yalova ve Sakarya'da ise yaklaşık 2 bin 500'er kişi hayatını kaybetti. Depremin etkilediği İstanbul'un Avcılar ilçesinde ise 976 kişi yaşamını yitirdi. Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'nun Temmuz 2010'da yayımladığı raporda, depremde 364 bin 905 konut ve işyerinin yıkıldığı ya da çeşitli düzeylerde hasar gördüğü belirtildi. Can kayıplarının önemli bir bölümü binaların yıkılması ya da ağır hasar almasının sonucuydu. Jeoloji Mühendisleri Odası, 1999 yılında yayımladığı raporda, can kaybını artıran en önemli üç unsuru şöyle sıraladı: -Aktif Fay Zonu: Aktif fay hattı önceden bilinmesine karşılık bu hat boyunca yoğun yapılaşma ve yüksek nüfus potansiyeli hasar ve can kaybını artırmıştır. Fay zonundan uzaklaştıkça özellikle yamaçlarda ve dağ eteklerinde hasarın olmadığı veya çok az olduğu görülmektedir. -Sulu Alüvyon Zemin: Bolu-Yalova arasında fay zonu ve yakın çevresi, son derece yumuşak ve gevşek tutturulmuş kil, kum ve çakıl depolarından ve alüvyon zeminden oluşmuştur. Bu tür zeminler mevcut deprem şiddetini birkaç misli artıracak olumsuz özelliklere sahiptir. -Yapım hataları: Bölge 1. derece deprem bölgesi sınırları dahilindedir. Hal böyleyken ve deprem yönetmeliklerine uyulması zorunlu iken, depremdeki ağır hasar ve yüksek oranlı can kayıplarının önemli bir bölümü de, yapım hataları, zemin şartlarına uymayan yanlış temel tasarımları, kötü işçilik ve inşaatlarda kullanılan yapı malzemesi hataları ve çürüklüğünden kaynaklanmaktadır. Depremin ekonomik etkileri neler oldu? 17 Ağustos Depremi, ekonomi üzerinde de çok ciddi olumsuz etkiler yarattı. Farklı kurumların yaptığı hesaplamalara göre, depremin ekonomik maliyeti 12 ile 20 milyar dolar arasında değişiyor. Bu maliyeti Devlet Planlama Teşkilatı 15-19 milyar dolar, Dünya Bankası da 12-17 milyar dolar, Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) ise 17 milyar dolar olarak hesaplıyor. Depremin ardından özellikle yeniden yapılanma çalışmaları nedeniyle dış kaynak ihtiyacı artarken, sanayi bölgesinde bir süre üretim faaliyetlerine ara verilmesi de ekonominin küçülmesine neden oldu. Türkiye'nin en büyük petrol rafinerisi TÜPRAŞ'ta çıkan yangın günlerce sürdü. Bazı araştırmalar, 1999 depreminin yarattığı etkinin 2001'de ekonomik krizinin çıkmasında etkili olan nedenler arasında yer aldığını gösteriyor. Depremden sonra neler yaşandı? Depremin yarattığı ilk şokun atlatılmasının ardından ilk etapta arama-kurtarma faaliyetlerine, bir süre sonra da enkaz kaldırma çalışmalarına odaklanıldı. Kızılay ve Sivil Savunma Birlikleri gibi kamu oluşumlarının yanı sıra Arama Kurtarma Timi (AKUT) gibi özel ve gönüllü gruplar da yardım çalışmalarında faal rol oynadı. Ayrıca, İngiltere, Yunanistan, ABD ve Japonya başta olmak üzere çok sayıda ülkeden yardım görevlisi geldi. O dönemde Demokratik Sol Parti (DSP), Anavatan Partisi (ANAP) ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) oluşturduğu koalisyon hükümetine depremin vurduğu yerlere yardım ekipleri ve malzemesi göndermekte geç kaldığı yönünde ağır eleştiriler yöneltildi. Bazı yerlere kurtarma ekiplerinin ulaşması günler sürdü. Bazı noktalarda enkaz kaldırma çalışmaları aylarca devam etti. 17 Ağustos'un ardından deprem konusu Türkiye'nin en önemli gündem maddesi haline geldi. Bülent Ecevit başbakanlığındaki hükümet, gerek deprem sonrası yardım ve kurtarma çalışmalarında kullanılmak gerekse de depremin yarattığı ekonomik zararın etkilerini gidermek için bir dizi yasal düzenleme yürürlüğe koydu. Yapılan düzenlemeler arasında şunlar yer aldı: -Başta Özel İletişim Vergisi olmak üzere bir dizi yeni vergi getirildi ve bu vergilerin çok büyük bir kısmı halen yürürlükte bulunuyor -20 bilim insanı ve araştırmacıdan oluşan Ulusal Deprem Konseyi kuruldu ancak bu Konsey 2007 yılında lağvedildi -İstanbul'un birçok noktasına deprem konteynırları yerleştirildi ve toplanma alanları belirlendi. Belirlenen toplanma alanlarının büyük bir bölümü daha sonra imara açıldı -Deprem sigortası zorunlu hale getirildi -Türkiye genelinde arama-kurtarma ekiplerinin sayısı artırıldı -İmar yasalarında bir dizi değişiklikler yapıldı. Depremin ardından yapıların depreme dayanıklılık esasları ve denetim kuralları değiştirildi. 2007, 2012 ve son olarak 2019 yılında yönetmeliklerde ciddi değişikliklere gidildi Açılan davalar nasıl sonuçlandı? Depremin ardından 170 kamu görevlisi hakkında görevi ihmal suçlamasıyla dava açıldı. Bu kişilerin bazıları görevden uzaklaştırılırken, bazı davalar da zaman aşımı nedeniyle düştü. Ayrıca yıkılan ya da zarar gören binaların müteahhitleriyle ilgili 2 bin 100 dava açıldı. Ancak bu davalarda verilen hükümler ertelendi veya zaman aşımı nedeniyle düştü. Yalova'da inşa ettiği binaların önemli bir kısmı çöken ve 200'ye yakın insanın hayatını kaybetmesine neden olan müteahhit Veli Göçer'le ilgili yargı süreci sembol davaya dönüştü. Göçer, 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. 7,5 yıl hapis yattıktan sonra 2011'de tahliye oldu ve iki yıl önce yıl kurduğu şirketle yeniden inşaat sektöründe faaliyet göstermeye başladı. İstanbul'un Avcılar ilçesinde enkaz altından canlı çıkarılan ve boynunun üzerine düşen kolonla çekilen fotoğrafı nedeniyle depremin sembol isimlerinden birine dönüşen Ömür Kınay'ın 20 yıl süren hukuk mücadelesi de Nisan 2019'da sonuçlandı. Anayasa Mahkemesi, 2015 yılında bireysel başvuru yapan Kınay'ın depremde enkaz altında kaldığı binanın ruhsatsız ve kaçak yapı olduğunun tespit edilmesiyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve kendisine 27 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Yaz misafirleri geldi: Avlamak ciddi suç! Haber

Yaz misafirleri geldi: Avlamak ciddi suç!

Türkiye’de 500 civarında kuş yaşıyor. Bunlardan bazıları Türkiye’yi üremek için kullanan göçmen kuşlar. 120 civarında göçmen kuş, yine yaz mevsimi için Türkiye’de. Yılan kartalı, yaz atmacası, kara leylek, saz bülbülü gibi kuşları avlamak ise binlerce lira para cezasını getiriyor... Uğur Becerikli / TRT Türkiye, bitki ve hayvan çeşitliği olarak dünyanın en zengin bölgelerinden biri. Kuşlar açısından da oldukça geniş bir tür çeşitliliği bulunuyor. Türkiye genelinde tespit edilen kuş türü sayısı 500 civarında ancak bunlardan bazıları, sadece yaz aylarını Anadolu coğrafyasında geçiriyor. [Sarıasma] Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından yapılan araştırmalara göre, 315 kuş Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada ürüyor. Yaz göçmeni olarak gelip sadece bu mevsimi Türkiye’de geçiren ve sonra tekrar göç eden tür sayısı ise 120. Bunlar, sonbaharla birlikte yeniden göç ediyor. [Arı kuşu] Bazıları daha sık görülüyor Yaz göçmeni olarak Türkiye’ye gelen 120 kuş türü içinde en çok görülenler türler şunlar: "Yılan kartalı, yaz atmacası, küçük kerkenez, küçük orman kartalı, leylek, kara leylek, alaca balıkçıl, gece balıkçılı, arı kuşu, ibibik, ev kırlangıcı, kır kırlangıcı, sarıasma, kızılsırtlı örümcekkuşu, saz bülbülü, büyük kamışçın, maskeli ötleğen, guguk kuşu, mahmuzlu kızkuşu, bataklık kırlangıcı." Leylek gibi bazı türler, özellikle kırsal kesimde insanlara daha yakın bir yaşam sürerken, bazı türler ise ormanlar ve milli parklar gibi daha gözden uzak alanları ve sulak bölgeleri tercih ediyor. 145 bin liraya varan para cezası Yaz göçmeni kuşların Türkiye’ye gelişi üreme amaçlı olduğu için, avlanmaları da yasak. Bu türlerin avlanması durumunda kuş başına 2 bin 200 liradan 145 bin liraya kadar para cezaları veriliyor. Ancak kuşun popülasyonu tehlike altındaysa, bu cezaya ayrıca tazminat cezası da ekleniyor. [Büyük kamışçın] Kuşları korumak için orman muhafaza memurları, av ve doğa koruma memurları, saha bekçileri yanında kolluk kuvvetleri, köy muhtarları, ihtiyar heyeti ve av müfettişleri de görevlendirilmiş durumda. Kaçak avcıları ve kuşlara zarar verenleri elektronik gözler de takip ediyor. Yaban hayatının yoğun olduğu yerlerde ve milli parklarda binlerce fotokapan yanında termal dürbün ve dron gibi cihazlar da gözlem amaçlı kullanılıyor. [İbibik] Ancak bunca önleme rağmen yine de istenmeyen olaylar yaşanabiliyor... Kimi zaman avlanma kimi zaman hayvan kaçakçılığı amaçlı olarak, göçmen kuşlara zarar verilebiliyor. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığı DKMP yetkilileri, vatandaşların da duyarlı olmasını, kuşlara ve yuvalarına zarar verilmemesini, kaçak avcılık gibi faaliyetlere şahit olunması durumunda mutlaka kolluk kuvvetlerine haber verilmesini istiyor. Manyas, İzmir, Sultansazlığı, Nallıhan, Birecik, Göksu, Kızılırmak Deltası gibi kuş cennetlerine ve sulak alanlara yakın bölgelerde yaşayanlar ise en çok dikkat etmesi gerekenler... [Kızılsırtlı örümcekkuşu]

Avrupa Parlamentosu'dan küstah Kıbrıs Harekatı kararı: Tepkiler çığ gibi Haber

Avrupa Parlamentosu'dan küstah Kıbrıs Harekatı kararı: Tepkiler çığ gibi

Avrupa Parlamentosu'nun, TSK'ya yönelik 1974'te kadın ve kız çocuklarına yönelik cinsel şiddet uygulandığı iftirasını tanıyan kararına bir tepki de İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez'den geldi. Çömez, alınan küstah kararı soru önergesi ile TBMM gündemine taşıdıklarını belirtti. Avrupa Parlamentosu, Türkiye'nin Kıbrıs'taki Türklerin can güvenliğini sağlamak amacıyla 1974 yılında düzenlendiği Barış Harekatı için "1974 müdahalesinin Kıbrıslı kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkileri" başlıklı skandal bir karara imza attı. Avrupa Parlamentosu (AP), 8 Temmuz 2026'da Yunan milletvekili Eleonora Meleti'nin raportörlüğündeki "1974 müdahalesinin Kıbrıslı kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkileri" başlıklı tartışmalı kararı 575 kabul, 33 ret ve 43 çekimser oyla kabul etti. Kararla birlikte Türkiye'nin adadaki varlığı ve garantörlük anlaşmasına dayananan 1974 yılındaki Barış Harekatı uluslararası hukuktan koparıldı. AP'nin tartışmalı kararına siyasilerden tepkiler de peş peşe geldi. Karara Türkiye'den tepkiler çığ gibi büyürken, sert bir tepki de İYİ Parti'den geldi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, "Son derece ağır bir ön yargı ile hazırlanmış ve kurgulanmış bu raporu şiddetle reddediyoruz. Türkiye’nin, Avrupa Parlamentosu’nun aldığı bu kararı kınamakla kalmayıp, güçlü ve kararlı 'karşı bir hamle yapması' gerektiğine inanıyoruz. Konuyu bir soru önergesi ile TBMM gündemine taşıdık." dedi. Çömez'in, Yeniçağ'da yer alan açıklamaları şu şekilde; Avrupa Parlamentosu’nun; geçen ay kabul ettiği raporda Türkiye aleyhine çok ağır eleştiriler yer alırken, 8 Temmuz 2026’da Strazburg’da yapılan genel kurul oylamasında yeni bir karar daha kabul edildi. Kararda özetle; 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı "Türk işgali" olarak nitelendiriliyor. Türk askerinin adadaki varlığı "devam eden bir işgal" olarak değerlendiriliyor. Ada sakinlerinin zorla yerlerinden göç ettirildikleri, bu nedenle psikolojik travma yaşadıkları ve uzun vadeli sosyoekonomik zararlar gördükleri vurgulanıyor. Ve tüm bunlar için tazminat talep ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.