Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarih

bursaarena.com.tr - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünyaca ünlü kalemler Kocaeli’ye geliyor Haber

Dünyaca ünlü kalemler Kocaeli’ye geliyor

Kentin bir yıl boyunca heyecanla beklediği ve her yıl ziyaretçi rekorları kıran Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, 16. kez Kocaeli’ye kitap şöleni yaşatmaya hazırlanıyor. Günler öncesinden duyuruları başlayan fuarın en önemli buluşma noktalarından biri ise yazarlar olacak. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 16’ıncısını düzenlediği Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı bu yıl da Türk edebiyat, siyaset ve fikir dünyasının birbirinden önemli kalemlerini Kocaelili kitapseverlerle buluşturacak. Milli Savunma Üniversitesi Rektörü ve tarihçi Erhan Afyoncu, Emrah Safa Gürkan, Kemal Sayar, Şermin Yaşar, Merve Gülcemal, Saliha Erdim, Nurullah Genç, Tarık Tufan, Dilek Cesur, İsmail Kara, Cihat Yaycı, Mert Arık, Yavuz Dizdar, Fatih Duman, Oytun Erbaş, Uğur Batı, Acar Baltaş, Beyhan Budak, gazeteciler; Turgay Güler, Zafer Şahin, Fulya Öztürk, Mete Yarar, Nedim Şener, Hakan Çelik gibi isimler Kitap Fuarı’nın konukları arasında yer alacak. Bu kapsamda yazarlar, söyleşilerinin ardından Kocaeli Kongre Merkezi’ndeki imza alanlarında okurları için kitaplarını imzalayacak. YABANCI YAZARLAR KOCAELİ KİTAP FUARI’NDA OLACAK Dünyada çok okunan, eser ve fikirleriyle öne çıkan yabancı yazarlar da fuarda okurlarıyla buluşacak. Temel araştırma alanı “Akdeniz Dünyası” ve çevresi olan ve çalışmalarıyla tarihe ışık tutan Roger Crowley bu yılki fuarın en önemli yabancı yazarları arasında yer alacak. Titiz araştırmalara dayanan sürükleyici tarih kitaplarıyla ün kazanan yazarı Türk okurları, “Constantinople: The Last Great Siege /1453” (Türkiye’de Son Büyük Kuşatma) adlı eseri ile tanıyor. Roger Crowley, Kocaeli Kitap Fuarı’nın ilk günü olan “Geçmişi Anlatmak: Tarih Nerede Biter, Hikâye Nerede Başlar?” konulu bir söyleşi gerçekleştirecek. Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’ndaki söyleşi 3 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te başlayacak. EDEBİYATIN GÜCÜYLE FİLİSTİN UNUTULMAYACAK “7 Ekim Gazze Özel Etkinliği” kapsamında “Kanıt Belgeselinin” gösterimi yapılacak. Belgesel, Gazze’de yaşananları belgeleyen gazetecilerin tanıklıklarını ve zorlu çalışma koşullarını aktaracak. Gösterimin ardından yabancı yazarlar Nour Alhila, Samir Atiye ile Peren Birsaygılı Mut bir söyleşi gerçekleştirecek. Belgesel, 7 Ekim Çarşamba günü saat 18.00’de Akçakoca Salonu’nda gösterilecek.

Bursa'da 2. Osmangazi Kitap Günleri başladı Haber

Bursa'da 2. Osmangazi Kitap Günleri başladı

Bursa Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Osmangazi Kitap Günleri, “700 Yıldır Buradayız: Edebiyat, Tarih ve Sanatla” temasıyla kapılarını kitapseverlere açtı. Osmangazi Meydanı’nda 4 Ekim’e kadar devam edecek etkinliğin açılışında konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, kitapların toplumların hafızasını ve kültürel mirasını gelecek nesillere taşıyan en önemli araçlardan biri olduğunu vurguladı. Kentin kültür ve sanat hayatına katkı sunan çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi’nin Yayıncılar Kooperatifi (YAYKOOP) iş birliğiyle düzenlediği 2. Osmangazi Kitap Günleri, her yaştan Bursalıyı söyleşilerden imza günlerine, çocuk ve gençlere yönelik etkinliklerden çeşitli kültür-sanat buluşmalarına kadar zengin bir içerik ile selamladı. Osmangazi Meydanı’nda dokuz gün boyunca sürecek kültür şölenine, ilk gününden kitapseverler yoğun ilgi gösterirken, açılış töreni Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri ve kitapseverlerin katılımıyla gerçekleştirildi. “TÜRKÇE ÇOK ZENGİN, YARATICI BİR DİL” Osmangazi’yi kitap, edebiyat ve sanatın merkezi haline getiren fuarın açılış töreninde konuşan Başkan Erkan Aydın, “700 Yıldır Buradayız: Edebiyat, Tarih ve Sanatla” temasının işlendiği 2. Osmangazi Kitap Günleri’nin, kentin kültür hayatına önemli bir değer kattığını vurguladı. Fuarın kolay ulaşılabilir bir noktada, hava koşullarından etkilenmeyecek ölçüde rahat bir ortam sunarak ziyaretçilerini ağırladığını belirten Başkan Aydın, şöyle konuştu: “Kitabın, okumanın gençlere, gelecek nesillere ne kadar önemli olduğunu, ülkenin tek çıkış yolunun okuyarak gelişimin, eğitimin olduğunu yeni kuşaklara aktarmak istiyoruz. O yüzden dokuz gün boyunca burada söyleşi yapacak yazarlarımıza, katılımcılarımıza teşekkür ediyorum. Aynı zamanda bugün Türk Dil Bayramı, 94’üncüsünü kutluyoruz. Dil olmazsa toplumlar, milletler olmuyor. Türkçe çok zengin, yaratıcı bir dil. Doğru ve etkili kullanıldığında da her şeyi karşı tarafa çok yerinde aktarabileceğimiz zengin bir dilimiz. Türk Dil Bayramı da kutlu olsun. Bugün Osmangazi’de kütüphanelerle, kreşlerle, kültür sanat merkezleriyle, kadınlarımıza yönelik kooperatiflerle, kurslarla, etkinliklerle yediden yetmiş yediye herkese ulaşmaya çalışıyoruz. 4 yaşındaki çocuğumuzdan, emekli olmuş 70 yaşındaki vatandaşımıza kadar herkese dokunmaya çalışıyoruz. Birkaç ay önce Demirtaş’taki OSMEK kurslarımızda bir teyzemiz, ’75 yaşından sonra okuma yazma öğrendim, kitap yazıp size hediye edeceğim’ dedi. Ondaki bu umudu, ışığı görünce biz de gerçekten yaptığımız işlerde çok daha fazla heyecan duyuyoruz. Daha fazla motivasyon duyuyoruz, inşallah 2,5 yılda da bu tür etkinlikleri artırarak Osmangazililerle buluşturacağız.” “BURSA TÜRKÇENİN DE EDEBİ BİR DİL OLARAK GELİŞMESİNDE ÖNEMLİ YERE SAHİP” Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Eroğlu Koşan ise törende yaptığı konuşmada, “Bursa’mızın tarihi hafızasının önemli mekanlarından biri olan Osmangazi’de edebiyatın etrafında buluşmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu güzel buluşmayı gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi’ne, kültür ve sanat hayatımıza kattığı katkılar ve Osmangazi Kitap Günleri’ni düzenlediği için teşekkür ediyoruz. Fuarın teması yalnızca geçmişimize gönderme yapan bir ifade değil, aynı zamanda var oluşumuza dair bir bilgiye de gönderme yapıyor çünkü biz bu topraklarda yalnızca şehirler kurmadık, hikayeler yazdık. Bursa, Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve gelişme dönemlerinde önemli bir kültür ve medeniyet merkezi olduğu kadar Türkçenin de edebi bir dil olarak gelişmesinde önemli yere sahip. Bursa, yüzyıllar boyunca sözün ve yazının mekanlarından biri olduğu için bugün burada, kitapların etrafında toplanmamız son derece anlamlı.” diye konuştu. “BAŞKANIMIZ ERKAN AYDIN’A İNANDIĞI VE GÜVENDİĞİ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM” Yayıncılar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Elif Akkaya da, kentlerin meydanlarını kitapla, sanatla donatmanın en zor zamanlarda bile herkese iyi gelecek araç ve duygu olduğunu vurgulayarak, “Osmangazi Belediyesi, 2 yıldır bizlere bu imkanı kamusal alanda sağlıyor. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a inandığı ve güvendiği için teşekkür ediyorum. Aynı zamanda biz bunu yaparken tüm belediyenin desteğini alıyoruz, herkes bu konuda inanılmaz emek harcadı. Hazırlığımız 2 ay sürdü, binlerce kitap, söyleşi ve etkinlikleri yüzlerce insan emek emek ördü.” açıklamalarında bulundu. Açılış konuşmalarının ardından Başkan Erkan Aydın, beraberindeki protokol üyeleriyle birlikte kitap günlerinde yer alan stantları gezerek, birbirinden farklı türlerdeki kitapları yakından inceledi. Yayınevi temsilcileri ve yazarlarla da bir araya gelen Başkan Aydın, çocuklar ve gençlere de ayrı bir önem göstererek, onların kitap tercihleri ve okuma alışkanlıkları üzerine sohbet etti. PROF. DR. EMRAH SAFA GÜRKAN KİTAPSEVERLERLE BULUŞTU 2. Osmangazi Kitap Günleri’nin açılış gününde Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, Bursalı okuyucularıyla buluştu. “Osmanlı’nın Kuruluşu Etrafındaki Tartışmalar” başlıklı söyleşide Prof. Dr. Gürkan, tarihe önemli anekdotlar düştü. Prof. Dr. Gürkan, söyleşinin sonunda kendisini dikkatle dinleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a imzalı kitabını hediye etti. Başkan Aydın da, Prof. Dr. Gürkan’a değerli katkılarından dolayı plaket takdim etti. Yoğun ilgi gören Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, Bursalı kitapseverler için kitabını imzalarken, 2. Osmangazi Kitap Günleri’nde bir arada olmanın mutluluğunu paylaştıklarını belirerek, şu ifadeleri kullandı: “Gençleri bir araya getirecek bu tip faaliyetlerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. İzleyicilerimin çoğu da gençti. Kitap artık biraz saldırı altında bir format fakat okumadan asla olmaz. Kompleks görüşler sadece metinlerle bize verilebilir, dolayısıyla gençleri kitapla buluşturan her faaliyet çok önemlidir. Bu anlamda fuarı düzenleyen Osmangazi Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum. Osmanlı’nın kuruluş yıllarından bahsettik, Bursa için çok önemli. Bursa, Osmanlı’nın ilk yüzyılında çok önemli rol oynadı, daha sonraki dönemlerde de Osmanlı’nın başta gelen şehirlerinden biri oldu. Bugün burada Osmanlı’nın kuruluşuna dair gençlerle çok tatlı bir sohbet ettik.” Fuar kapsamında Prof. Dr. Hatice Şahin, Doç. Dr. Minara Aliyeva Çınar ve Doç. Dr. Hasene Aydın, “Bursa’nın 700 Yıllık Mirasında Atatürk ve Dili” başlıklı anlam dolu bir söyleşi gerçekleştirdi. 26 Eylül Türk Dil Bayramı’na denk gelen söyleşide, dilin önemine değinilirken, geçmişten günümüze yaşanan süreçler kapsamında dil, geniş bir perspektiften ele alındı. Öte yandan Erdinç Candar ve Serap Özgür’ün müzik dinletisiyle renklenen fuarı gezen Bursalı kitapseverler de sundukları imkandan dolayı Osmangazi Belediyesi’ne ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini iletti. 4 Ekim’e kadar devam edecek etkinlik boyunca Osmangazi Meydanı, kitap ve edebiyat tutkunlarının buluşma noktası olacak.

Arkeofest'e ilk gününde yoğun ilgi Haber

Arkeofest'e ilk gününde yoğun ilgi

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Arkeofest, Aktopraklık Höyük Arkeopark’ta kapılarını açtı. 8500 yıllık geçmişe ışık tutan festivalin ilk günü, tarih ve arkeoloji meraklılarının yanı sıra çocuklar ve ailelerden yoğun ilgi gördü. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Müzeler Şube Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Bursa Müze tarafından düzenlenen Arkeofest, ziyaretçilerini tarihin farklı dönemleri arasında yolculuğa çıkardı. Neolitik ve Kalkolitik dönemlere ait kazı alanları, mimari canlandırmalar ve geleneksel yapılarıyla geçmişin izlerini günümüze taşıyan Aktopraklık Höyük Arkeopark, festivalin ilk gününde çok sayıda ziyaretçiyi ağırladı. TARİHİ UYGULAYARAK ÖĞRENDİLER Festival kapsamında düzenlenen deneysel arkeoloji atölyeleri, katılımcılara geçmişte kullanılan üretim tekniklerini uygulamalı olarak deneyimleme imkânı sundu. Yontma taştan alet yapımından bitkilerle kumaş boyamaya, Neolitik Dönem mimarisinden çarkta çömlek yapımına, Hitit çivi yazısından sikke basımına ve antik yemek yapımına kadar farklı içeriklerdeki atölyeler yoğun ilgi gördü. Çocukların da aileleriyle birlikte katıldığı etkinliklerde ziyaretçiler, arkeolojik bilgi edinmenin yanı sıra geçmişteki yaşam biçimlerini uygulamalı olarak keşfetme fırsatı buldu. YEREL ÜRETİCİLER DE FESTİVALDE Arkeofest, kültürel mirasın yanı sıra yerel üreticilere de destek oldu. Festival alanında kurulan pazar yerinde bölgedeki kadın girişimcilerin el emeği ürünleri ziyaretçilerle buluştu. PAZAR GÜNÜ DE DOLU DOLU GEÇECEK Halka açık ve ücretsiz olarak düzenlenen Arkeofest, 27 Eylül Pazar günü de 12.00-18.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. RAFADAN TAYFA ÇOCUKLARLA BULUŞUYOR Arkeofest’in ikinci gününde (27 Eylül Pazar) saat 15.00’te sahne alacak Grup Rafadan, sahne gösterisi ve konseriyle festival alanındaki çocuklara ve ailelere keyifli anlar yaşatacak. YARIM SAATTE BİR ÜCRETSİZ SERVİS Festival alanına ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla Uludağ Üniversitesi 3 durağından Aktopraklık Höyük Arkeopark’a, 11.00-18.00 saatleri arasında karşılıklı olarak her 30 dakikada bir ücretsiz araç seferi düzenlenecek.

Tanpınar’ın Bursa’sında gençler zamanı yeniden okudular Haber

Tanpınar’ın Bursa’sında gençler zamanı yeniden okudular

Osmangazi Belediyesi, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın doğumunun 125'inci yılı dolayısıyla düzenlediği etkinlikle gençleri “Beş Şehir”de anlatılan Bursa'nın tarihi mekanlarında edebiyat ve tarih ekseninde buluşturarak kentin kültürel hafızasını yerinde deneyimlemelerini sağladı. BURSA (İGFA)- Osmangazi Belediyesi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Osmangazi Kent Konseyi, Gençlik Meclisi ile birlikte Türk edebiyatının en önemli isimlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar’ın doğumunun 125’inci yılı dolayısıyla anlam yüklü bir etkinliğe imza attı. Edebiyatı yalnızca sayfalarda bırakmayan, gençleri Tanpınar’ın satırlarından Bursa’nın tarihine uzanan özel bir yolculuğa çıkaran etkinlikte, usta yazarın “Beş Şehir” adlı eserinde anlattığı Bursa, bu kez kitap sayfalarından çıkıp sokaklarda, türbelerde, külliyelerde ve tarihi meydanlarda yeniden hayat buldu. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bursa’ya duyduğu hayranlığı gelecek kuşaklara aktarmak ve gençlerin yaşadıkları şehre edebiyat penceresinden bakmalarını sağlamak amacıyla hazırlanan program, Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde düzenlenen okuma atölyesiyle başladı. Eğitmen Pelin Yılmaz’ın rehberliğinde gerçekleştirilen atölyede gençler, Tanpınar’ın “Beş Şehir” eserinin Bursa bölümünü birlikte okuyarak yazarın şehir tasavvurunu, zaman anlayışını ve Bursa’ya yüklediği anlam katmanlarını değerlendirdi. Osmanlı medeniyetinin izlerini taşıyan tarihi Şadırvanlı Han’da gerçekleştirilen okuma programı, katılımcılara adeta Tanpınar’ın cümleleri arasında geçmişe uzanan bir yolculuk yaşattı. TANPINAR’IN SATIRLARINDAKİ TARİHİ YAKINDAN HİSSETTİLER Okuma atölyesinin ardından başlayan kültür gezisinde ise gençler, Tanpınar’ın eserinde bahsettiği mekanları tek tek ziyaret etti. Tarihi yolculuğun ilk durağı II. Murad Külliyesi ve Sultan Türbeleri oldu. Burada kuruluş yıllarına ilişkin bilgiler alan gençler, ardından Tophane’de Osmangazi ve Orhangazi türbelerini ziyaret etti. Program, Yeşil Türbe, Emir Sultan Hazretleri Türbesi ve Yıldırım Külliyesi ile devam ederken, her durakta Tanpınar’ın eserinden ilgili bölümler okunarak mekanların edebiyatla kurduğu bağ yeniden canlandırıldı. Günün son durağı ise Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi oldu. Gençler, Bursa’nın fethini ve şehrin kuruluş hikayesini panoramik anlatımla deneyimlerken, Tanpınar’ın satırlarında hissettikleri tarih duygusunu bu kez görsel bir atmosfer içerisinde yaşama fırsatı buldu. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerinde sıklıkla dile getirdiği "zaman" kavramı, gezi boyunca tarihi mekanlarda yapılan okumalarla somut bir deneyime dönüştü. Böylece gençler, Bursa’nın hafızası, ruhu ve medeniyet birikimiyle yaşayan büyük bir kültür mirası olduğunu yakından hissetti. “AMACIMIZ GENÇLERİN BURSA’YA TARİH VE EDEBİYAT GÖZÜYLE BAKMALARINI SAĞLAMAK” Edebiyatın şehir kültürünü yaşatmadaki önemine dikkat çeken Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın doğumunun 125’inci yılı dolayısıyla çalışma atölyeleri oluşturduklarını belirterek, “Beş Şehir” kitabında Bursa bölümünde geçen mekanları dolaştıklarını kaydetti. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, o ruhu yeniden yaşadıklarına işaret ederek desteklerinden dolayı Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti. Atölye eğitmeni Pelin Yılmaz, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bursa’ya bakışını gençlerle birlikte yerinde deneyimlediklerini belirtti. 13-17 yaş grubu arası gençlerle bu tarihi yolculuğu deneyimlediklerini ve toplamda 125 gençle beş ayrı grup halinde çalışma gerçekleştireceklerini ifade eden Yılmaz, “Amacımız gençlerin kendi Bursa’ları ile Tanpınar’ın Bursa’sını karşılaştırmaları; yaşadıkları şehre tarih ve edebiyat gözüyle bakmalarını sağlamak.” açıklamalarında bulundu. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bursa’sını yakından hissettiren geziye katılan gençlerden Metehan Cengiz de, “Kitapta Tanpınar, Bursa’da ikinci bir zamandan bahsedilebilir der, biz de şu anda burada Tanpınar’ın bahsettiği ikinci zamanı görmeye geldik. Evliya Çelebi’nin tabiriyle ruhaniyetli şehir Bursa’yı kurucu padişahlarının mezarlarını ve türbelerini geziyoruz. Bu sayede Bursa’yı yeniden kökleriyle anlamlandırıyoruz.” diye konuştu. Geziye katılan bir diğer genç katılımcı İsmail Arda Kaya ise, “Bu zamana kadar yanından geçtiğim, gördüğüm yerleri hiç böyle detaylıca bakmamıştım. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a, Osmangazi Kent Konseyi aracılığıyla bizlere sunduğu bu tarihi geziye olan desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Her gün yanından geçtiğim yerlerin bu kadar tarih ve anlam dolu olduğunu yeni yeni öğrendim.” açıklamalarında bulundu. Etkinliğe katılan diğer gençler de desteklerinden dolayı Osmangazi Belediyesi’ne ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sunarak, tarihi bir deneyim yaşadıklarını ifade etti.

Ankara Kalesi Kale Şenlikleri’nde binlerce Başkentli buluştu Haber

Ankara Kalesi Kale Şenlikleri’nde binlerce Başkentli buluştu

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Ankara Kalesi’nde düzenlediği Kale Şenlikleri, 40’a yakın etkinlikle binlerce Başkentliyi bir araya getirdi. ANKARA (İGFA) - Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ankara Kent Konseyi (AKK) ve Kale Meclisi iş birliğiyle düzenlenen Kale Şenlikleri, iki gün boyunca Ankara Kalesi’nde renkli görüntülere sahne oldu. “Şenlik Kale’de, Sanat Her Köşede” mottosuyla gerçekleştirilen organizasyonda Başkentliler; konserlerden çocuk etkinliklerine, atölyelerden söyleşilere kadar yaklaşık 40 farklı etkinlikle buluştu. KALE MEYDANI FESTİVAL ALANINA DÖNÜŞTÜ Ankara’nın tarihi ve kültürel mirasının simgelerinden Ankara Kalesi’nde düzenlenen şenlikler, kortej yürüyüşüyle başladı. Şenlik boyunca Kale Meydanı’nda sahnelenen gösteriler ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Ankara Kulübü Derneği Seymenler ve Bacıerenler gösterilerinin yer aldığı programlarda Kent Orkestrası konserleri, Mehter Takımı gösterileri, meddah anlatıları ve Karagöz-Hacivat gösterileri izleyicilerle buluştu. Çocuklar için sahnelenen “Minik Bulut Minnak” oyunu ve gerçekleştirilen çeşitli etkinlikler de şenliğin ilgi gören programları arasında yer aldı. Şenliklerin ikinci günü sahne alan Daphne Kadın Korosu ise performansıyla büyük beğeni topladı. SANAT, TARİH VE KÜLTÜR KALE’DE BULUŞTU Şenlik kapsamında düzenlenen söyleşilerde Ankara’nın tarihi ve kültürel değerleri ele alındı. Sakaryamm Derneği ve Gordion Vakfı iş birliğiyle Emin Antik Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen “Antik Çağ’dan Sakarya’ya; Düğümün Çözüldüğü Yer” söyleşisi ile Rahmi M. Koç Müzesi’ndeki “Ankara ve Ankara Kalesi’ndeki Geleneksel Evlerin Mimari Elemanları, Yapım Teknikleri ve Evlerden Örnekler” başlıklı söyleşi katılımcılardan ilgi gördü. ÇOCUKLAR ATÖLYELERDE YARATICILIKLARINI SERGİLEDİ Şenlik süresince düzenlenen kukla yapım ve karikatür atölyelerinde çocuklar hem eğlendi hem de üretme fırsatı buldu. Pilavoğlu Han’da gerçekleştirilen seramik atölyesi de sanatseverlerin ilgisiyle karşılaştı. Etkinliklere müzeler de özel programlarla katıldı. Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde düzenlenen satranç turnuvası büyük heyecana sahne olurken, Erimtan Müzesi’nde gerçekleştirilen rehberli turla katılımcılar Ankara’nın kültürel mirasını yakından tanıma fırsatı buldu.

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol Haber

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol

Ben hep, Milli Bayramlarımız olmasaydı dini bayramlarımızı kutlamamız mümkün olmazdı diyenlerdenim.. Bakın, Dünyaca ünlü yabancı bir tarihçi ne diyor: Her yılın 19 Mayıs günü, gençlere 1919’u anlatmak gerekir. Çünkü, bu bayramın gençlere armağan edilmesi anlamlı olduğu kadar sahiplenme ruhunun verilmesi bakımından da çok önemlidir. Atatürk, Gençliğe Hitabesinde, gençlere verdiği görevin ve sorumluluğun değerindeki sırrı ifade etmektedir. Bizler de gençlere o yılların tarihi sırrını anlatarak katkıda bulunmuş olalım. Milletin bekası için milli heyecanı canlı tutmak gerekir. Millet olarak, milli bayramımız olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızın 107. yılını kutluyoruz. Asırlık çınarımızın gölgesinde yaşıyoruz. 19 Mayıs 1919, kurtuluşumuzdan haberdar olduğumuz, yeni bir devlet kurmanın ilk adımını attığımız tarihtir. Sevgili gençler, Atatürk’ün sizlere armağan ettiği bu bayramın anlamını ve Atatürk’ü anlamak gerektiği bilmelisiniz. Bir asker olan Atatürk, cepheden cepheye koşarak 11 cephede savaşmıştır. Atatürk, kızgın güneşin kavurduğu Arabistan’da Filistin çöllerinden, Kafkasya’da Sarıkamış soğuğuna, düşman zırhlılarının ateşi altında cehenneme dönen Çanakkale’den, Türkün ölüm kalım savaşı verdiği Sakarya’ya, Dumlupınar’a kadar milleti için ömrünü adamış efsane bir kahramandır... Türk olmakla gurur duyan, Türk milletini öven sözleriyle hayranlığını ifade eden Atatürk’ün asaletini, milletine karşı hissettiği onuru ve gururu bilmek, sevgi ve saygı duymamızın sebeplerinden biri olmalıdır. , Tarihi şahsiyetlere, milli ve manevi değerlere vefasız ve nankör olmamak, haksızlık yapmamak gerekir. Türk milleti olarak muhteşem tarihimiz, olağanüstü olaylarla yazdığımız destanlarla doludur. Bu destanlarımızın kahramanları olan Türk büyükleri, bizlerin, bayramlar yapmamıza vesile olmuşlardır. Bu günler, milli duygularımızı coşkuyla yaşadığımız; tarihi ve kültür değerlerimizi yeni nesillere aktardığımız, manevi ruhu ve milli şuuru yaşamalarını sağladığımız müstesna günlerdir. Hanlık-hakanlık ile Orta Asya’da başlayan Türk tarihi, imparatorluk, beylik olarak Selçuklularla Anadolu’da, Osmanlılarla üç kıtada hüküm sürmüştür. Nizam-ı alem davası ile dünyaya nizam veren; hak, hukuk, adalet dağıtan Osmanlı İmparatorluğunun, 1900’lü yılların başında tarihi varlığını tamamlamış olmasını fırsat bilen düşmanlar, vatan topraklarını işgal ettiler. 1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı’na katılmak zorunda kaldık. Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da yaktığı kurtuluş meşalesi, gençlerin elinde, sarsılmaz iradeleriyle günümüzü aydınlatmaktadır. 1. Dünya Savaşı’ndan 1 yıl sonra, 18 Mart 1915’te Çanakkale Zaferi’nin kazanılması milletimizin kurtuluşuna ümit olmuştur. Çanakkale Zaferi, bizlerin, "her türlü imkansızlıklara rağmen nasıl kazandığımıza" şaşırdığımız, savaştığımız devletlerin "her türlü imkana sahip olmalarına rağmen nasıl kaybettiklerini" hâlâ anlayamadıkları, sırrını çözemedikleri bir mucize destandır... Bandırma Vapuru’nda Osmanlı’nın enkazı yüklüydü. İş çoktu, yük ağırdı, yol uzundu, dalgalar çetindi ama aydınlık ufuklara umut taşıyan gönüller engellere, zorluklara, sıkıntılara aldırış etmiyorlardı. Milletin yüreğinde kurtuluş ümidi taşıyan bu zaferi, 19 Mayıs 1919’da Samsun sahillerinden haykıran Atatürk; Erzurum’da, Amasya’da ve Sivas’ta yapmış olduğu kongrelerle, Anadolu’nun kuru ve kıraç topraklarını canlandırdı. Üzeri kül tutmuş yüreklerdeki milli ruhun ve heyecanın ortaya çıkması için, külü üfleyerek altındaki koru alevlendiren Atatürk ve silah arkadaşları, yurdun kurtarılması adına savaşılması gerektiği gerçeğini ortaya koydular. İmkansızlıklar içerisinde verilen mücadelenin unutulmaması için, o günler, bayram olarak kutlanmaktadır. Dört milli bayramımız çok anlamlıdır. 19 Mayıs 1919, "vatanımızın ve milletimizin kurtuluşu için savaşacağız", 23 Nisan 1920, "meclisimiz vardır, millet olarak yaşıyoruz", 30 Ağustos 1922, "zafer, Türk milletinindir, kurtuluşumuz gerçekleştirilmiştir", 29 Ekim 1923, "krallık, imparatorluk, kominizim, faşizm değil, insan hakları ve demokrasi için cumhuriyet yönetimini kabul ediyoruz” anlamında, tarihi gerçeklerin belgelerini bizlere, bayram olarak armağan etmişlerdir. Kurtuluş Savaşı yıllarında, milletimizi yok etmek düşüncesiyle "tarihimizi" silmek ve vatanımızı işgal ederek "coğrafyamızı" değiştirmek isteyen düşmanların bu niyetlerini, yeni nesillere aktarmak, milli bayramlarla mümkün olmaktadır. Yeni nesil, atalarının kendileri için verdikleri mücadelenin imkan ve şartlarını göz önünde bulundurarak ders alırlar, tarihine ve atasına sahip çıkarlar. Bütün dünya milletlerinin kabul ettiği, yüzyılın en büyük devlet adamı, lideri, önderi, askeri, başbuğu, hatibi ve fikir adamı, Türk’ün atası, büyük Türk başkomutan Atatürk’ü ve bu topraklar uğruna canlarını feda eden şehit atalarını unutmama ve sahiplenme duyguları milli bayramlarla yaşanmaktadır. Milli bayramlarımız bekamızın ve zekamızın ifadesidir. Atatürk’ün zekası bekamız olmuştur. Muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğu, milli bayramlarımızla daha iyi anlaşılmaktadır. Milli bayramlarımız olduğu için dini bayramlarımız vardır. Manevi ruhla ve milli şuurla eğitim vereceğimiz, bu duygularla ve düşüncelerle yetiştireceğimiz nesillerin istiklalimiz ve istikbalimiz olacağı unutulmamalıdır. Sevgili Gençler, "Niçin bayram yapıyoruz?" sorusuna göğsümüzü gere gere cevap vereceğiniz, onur ve gurur duyacağınız günler yaşamanız dileğiyle bayramınız kutlu, gününüz ve gönlünüz mutlu, geleceğiniz umutlu olsun. Başta büyük önder, başkomutan Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını, şehitlerimizi rahmet dualarımla anıyorum, minnet duygularımla yadediyorum, saygılarımı ve sevgilerimi ifade ediyorum. Kökü maziden gelen atinin evlatları olan sevgili gençler, kurtuluşumuzun sırrını bilecekler ve kuruluşumuzun koruyucuları olacaklardır. Tarih ve kültür değerlerini sahipleneceklerdir. Atatürk’ün, "Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler hakikati kolay göremezler" dediği sözü ilhamları, kılavuzları olacaktır. Asil Türk Milleti'nin bayramı kutlu, varlığı payidar olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!… ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Bursa Hünkarı Köşkü'nde 'Zamanın Tanıkları' sergisi Haber

Bursa Hünkarı Köşkü'nde 'Zamanın Tanıkları' sergisi

BURSA (İGFA) - Osmanlı sultanlarından Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, uluslararası devlet adamlarından Sanat Güneşi Zeki Müren’e kadar pek çok değerli ismi ağırlamış olan olan Hünkâr Köşkü, önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım Ve Turizm Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Bursa Müze Müdürlüğü tarafından hazırlanan ‘Hünkâr Köşkü’nde Zamanın Tanıkları’ sergisi, düzenlenen törenle ziyarete açıldı. Müzeler Günü etkinlikleri kapsamında hazırlanan sergide, Bursa’nın ortak hafızasında iz bırakan önemli kişiler, olaylar ve karşılaşmalar yeniden görünür kılınıyor. Hünkâr Köşkü’nde konaklayan Osmanlı padişahları Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve V. Mehmed Reşad’ın fotoğraf karelerinin yer aldığı sergide, köşke konaklamış olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de çeşitli fotoğrafları yer alıyor. Ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkaran sergi, 1 yıl boyunca gezilebilecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’yı temsilen serginin açılış törenine katılan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Numan Çakır, müzelerin milletlerin hafızası olduğunu söyledi. Müzeler sayesinde geçmiş ile gelecek arasında güçlü köprüler kurulabildiğini belirten Çakır, “Bu yılın teması ‘Bölünmüş Bir Dünyayı Birleştiren Müzeler’ olarak belirlenmiştir. Toplumları bir arada tutan şey ortak değerler, ortak kültür ve ortak hafızadır. Bursa da medeniyet hafızasının en güçlü şehirlerinden biridir. Osmanlı’nın kuruluş ruhunu taşıyan kadim şehir, tarih boyunca pek çok önemli ana tanıklık etmiştir. Hünkâr Köşkü de bu mirasın en özel simgelerindendir. Köşk, yalnızca bir yapı değil; yaşayan bir tarihtir. Sergiyi ziyaret edenler, Bursa’nın geçmişine, kültürüne ve ortak hikayesine yeniden tanıklık edecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihimize, kültürümüze ve medeniyet mirasımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi. Müzeler Günü kapsamında birçok etkinlik düzenlendiğini hatırlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer ise Bursa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde açılan serginin, ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkaracağını vurguladı.

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT: Kabiyra'nın Unutulmuş Çığlığı Haber

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT: Kabiyra'nın Unutulmuş Çığlığı

Asırlar ötesinden gelen fırtınadan, kasırgadan beter zulmün çığlığını duyuyorum. Sessiz hıçkırıkların, zindanların duvarlarındaki kan lekelerinin, çürümüş bedenlerin kokusunu duyuyorum. Ruhların kirlenmiş, değerlerin eskimiş, tarihin unutulmuş dehlizlerine sinmiş küf kokusunu duyuyorum. Soluğum kesiliyor ve zihnimde bir pencere açıyorum. “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür" (M. Naci).. Tanzimata mühür vurmuş bu sözü reddediyor ve insana hafıza gibi bir ödülün verilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Unutursak, tekrar ederiz. Geçmiş asırların dağarcığından belleğimizde taze kalması ve daima hatırlanması gereken anılar, bizi bugünlere ulaştıranlara borcumuzdur. İnsanlık tarihi “zulüm ile abad olma” hayalleri kuranların nasıl yerle yeksan olduğunu anlatan sayısız olaylarla doludur. Vatan kavramını içselleştiren, yaşamını buna adamış kahramanların öykülerinin nesiller sonra bile minnetle ve şükranla anılması gerekliliği de boynumuzun borcudur. Milli kavramı ile örtüşmeyen eğitimin günahıdır Kabiyra’yı tanımamak. Kabiyra, Giyom Tell kadar kitaplarımızda adı geçmemiş kahramanımız, Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesinde türlü işkencelerle, evlatları katledilerek diz çöktürülmeye çalışılmış bir baba olan Osman Batur’un raflarda kalmış kızının adıdır. Gazze’de, cansız bedeni kıyıya vurmuş fok balığı kadar ses getirmeyen Aylan bebeğin özdeşidir Kabiyra. Kardeşleri ile beraber, babaları bağımsızlık savaşından vazgeçsin diye satırlarla doğranıp kuyulara atılmışlardır. Geçmiş geleceğe ayna olmadığı sürece, çocuklarımız önlerine konan günün kahramanları ile hayali çarpık zaferler kazanmaya, kızlarımız da Tomris Hatun yerine ilk çağ görünümlü hatunları örnek almaya devam ederler. Bir ulus, kendi geçmişini bilmediği için yıkılır. Çünkü geçmiş, geleceğin köprüsüdür, milletleri millet yapan da gururla birlikte yürüme arzusudur. Geçmişin zaferleri ve serdengeçti öyküleriyle ile inanç denen o yüce kavramı benimser çocuklar. Tevekkülü, sabrı, cesaret ve görevi öğrenirler. Amaçları o kahramanların emanetini taşımak olur. Biz Türk kimliğinde bir bayrak altında yürümek arzumuzu sözle değil, somut ve hiçbir milletin sahip olmadığı değerlerle taşıyoruz. Kanımızdaki bu eşsiz gen, tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi uyudu sanılan anda uyanır. Ama bu nesille bu arzuyu kaybediyoruz. Her kuşak yaşadığı zamanın değer algısı ile değerlendirilmelidir ve eğitim buna göre şekil almalı yani güncellenmelidir. Neden Türk kahramanlarının başrol olduğu bilgisayar oyunları yazılmaz ya da bütün okullarda bu oyunlarla yarışmalar düzenlenmez? Artık teknoloji çağındayız, bilgiye erişim çok kolay. Eskiden bilgi öğretmenken şimdi öğretmen bilgiye ulaşmada rehber olmak durumundadır. Hamaset söylemlerinden bahsetmiyorum. Gerçekleri önümüze koyup çağa ve bu kuşağa özgü bir sistem kurmakta geç kalıyoruz. Tarih babalarının bedellerini ödeyen masum yavruların acı öyküleri ile doludur. Bu gerçek hiç unutulmamalıdır. Hiçbir millet Türk Milleti kadar var olmak için bedel ödememiştir. Orhun Abidelerindeki sözler boşuna söylenmemiştir.“Bir kına iki kılıç girmez. Bir budunda iki töre olmaz. Töre tekdir. Kimse töreden üstün değildir.” Bu sözler günümüze ışık tutmalı. Batılı yaşam tarzı bizim mayamıza uymuyor. Bilime evet ama elin töresine hayır. Kadına değer, ataya saygı, çocuğa, doğaya, hayvana sevgi hangi milletin töresinde var? Yakın zamanda evlatlarımızı yine evlatlarımızın eliyle kaybettik. Bu çocuklar bu sistemin kurbanları değiller mi? Üzgünüm, gerçekler acıdır. Altay kaplanı Osman Batur ve evlatları Kabiyra, Baybolla, Kariy, Sapiyan ve Türk Milleti için candan tenden geçenlerin ruhları şad olsun! ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.