Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarih

bursaarena.com.tr - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ankara Kalesi Kale Şenlikleri’nde binlerce Başkentli buluştu Haber

Ankara Kalesi Kale Şenlikleri’nde binlerce Başkentli buluştu

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Ankara Kalesi’nde düzenlediği Kale Şenlikleri, 40’a yakın etkinlikle binlerce Başkentliyi bir araya getirdi. ANKARA (İGFA) - Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ankara Kent Konseyi (AKK) ve Kale Meclisi iş birliğiyle düzenlenen Kale Şenlikleri, iki gün boyunca Ankara Kalesi’nde renkli görüntülere sahne oldu. “Şenlik Kale’de, Sanat Her Köşede” mottosuyla gerçekleştirilen organizasyonda Başkentliler; konserlerden çocuk etkinliklerine, atölyelerden söyleşilere kadar yaklaşık 40 farklı etkinlikle buluştu. KALE MEYDANI FESTİVAL ALANINA DÖNÜŞTÜ Ankara’nın tarihi ve kültürel mirasının simgelerinden Ankara Kalesi’nde düzenlenen şenlikler, kortej yürüyüşüyle başladı. Şenlik boyunca Kale Meydanı’nda sahnelenen gösteriler ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Ankara Kulübü Derneği Seymenler ve Bacıerenler gösterilerinin yer aldığı programlarda Kent Orkestrası konserleri, Mehter Takımı gösterileri, meddah anlatıları ve Karagöz-Hacivat gösterileri izleyicilerle buluştu. Çocuklar için sahnelenen “Minik Bulut Minnak” oyunu ve gerçekleştirilen çeşitli etkinlikler de şenliğin ilgi gören programları arasında yer aldı. Şenliklerin ikinci günü sahne alan Daphne Kadın Korosu ise performansıyla büyük beğeni topladı. SANAT, TARİH VE KÜLTÜR KALE’DE BULUŞTU Şenlik kapsamında düzenlenen söyleşilerde Ankara’nın tarihi ve kültürel değerleri ele alındı. Sakaryamm Derneği ve Gordion Vakfı iş birliğiyle Emin Antik Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen “Antik Çağ’dan Sakarya’ya; Düğümün Çözüldüğü Yer” söyleşisi ile Rahmi M. Koç Müzesi’ndeki “Ankara ve Ankara Kalesi’ndeki Geleneksel Evlerin Mimari Elemanları, Yapım Teknikleri ve Evlerden Örnekler” başlıklı söyleşi katılımcılardan ilgi gördü. ÇOCUKLAR ATÖLYELERDE YARATICILIKLARINI SERGİLEDİ Şenlik süresince düzenlenen kukla yapım ve karikatür atölyelerinde çocuklar hem eğlendi hem de üretme fırsatı buldu. Pilavoğlu Han’da gerçekleştirilen seramik atölyesi de sanatseverlerin ilgisiyle karşılaştı. Etkinliklere müzeler de özel programlarla katıldı. Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde düzenlenen satranç turnuvası büyük heyecana sahne olurken, Erimtan Müzesi’nde gerçekleştirilen rehberli turla katılımcılar Ankara’nın kültürel mirasını yakından tanıma fırsatı buldu.

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol Haber

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol

Ben hep, Milli Bayramlarımız olmasaydı dini bayramlarımızı kutlamamız mümkün olmazdı diyenlerdenim.. Bakın, Dünyaca ünlü yabancı bir tarihçi ne diyor: Her yılın 19 Mayıs günü, gençlere 1919’u anlatmak gerekir. Çünkü, bu bayramın gençlere armağan edilmesi anlamlı olduğu kadar sahiplenme ruhunun verilmesi bakımından da çok önemlidir. Atatürk, Gençliğe Hitabesinde, gençlere verdiği görevin ve sorumluluğun değerindeki sırrı ifade etmektedir. Bizler de gençlere o yılların tarihi sırrını anlatarak katkıda bulunmuş olalım. Milletin bekası için milli heyecanı canlı tutmak gerekir. Millet olarak, milli bayramımız olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızın 107. yılını kutluyoruz. Asırlık çınarımızın gölgesinde yaşıyoruz. 19 Mayıs 1919, kurtuluşumuzdan haberdar olduğumuz, yeni bir devlet kurmanın ilk adımını attığımız tarihtir. Sevgili gençler, Atatürk’ün sizlere armağan ettiği bu bayramın anlamını ve Atatürk’ü anlamak gerektiği bilmelisiniz. Bir asker olan Atatürk, cepheden cepheye koşarak 11 cephede savaşmıştır. Atatürk, kızgın güneşin kavurduğu Arabistan’da Filistin çöllerinden, Kafkasya’da Sarıkamış soğuğuna, düşman zırhlılarının ateşi altında cehenneme dönen Çanakkale’den, Türkün ölüm kalım savaşı verdiği Sakarya’ya, Dumlupınar’a kadar milleti için ömrünü adamış efsane bir kahramandır... Türk olmakla gurur duyan, Türk milletini öven sözleriyle hayranlığını ifade eden Atatürk’ün asaletini, milletine karşı hissettiği onuru ve gururu bilmek, sevgi ve saygı duymamızın sebeplerinden biri olmalıdır. , Tarihi şahsiyetlere, milli ve manevi değerlere vefasız ve nankör olmamak, haksızlık yapmamak gerekir. Türk milleti olarak muhteşem tarihimiz, olağanüstü olaylarla yazdığımız destanlarla doludur. Bu destanlarımızın kahramanları olan Türk büyükleri, bizlerin, bayramlar yapmamıza vesile olmuşlardır. Bu günler, milli duygularımızı coşkuyla yaşadığımız; tarihi ve kültür değerlerimizi yeni nesillere aktardığımız, manevi ruhu ve milli şuuru yaşamalarını sağladığımız müstesna günlerdir. Hanlık-hakanlık ile Orta Asya’da başlayan Türk tarihi, imparatorluk, beylik olarak Selçuklularla Anadolu’da, Osmanlılarla üç kıtada hüküm sürmüştür. Nizam-ı alem davası ile dünyaya nizam veren; hak, hukuk, adalet dağıtan Osmanlı İmparatorluğunun, 1900’lü yılların başında tarihi varlığını tamamlamış olmasını fırsat bilen düşmanlar, vatan topraklarını işgal ettiler. 1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı’na katılmak zorunda kaldık. Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da yaktığı kurtuluş meşalesi, gençlerin elinde, sarsılmaz iradeleriyle günümüzü aydınlatmaktadır. 1. Dünya Savaşı’ndan 1 yıl sonra, 18 Mart 1915’te Çanakkale Zaferi’nin kazanılması milletimizin kurtuluşuna ümit olmuştur. Çanakkale Zaferi, bizlerin, "her türlü imkansızlıklara rağmen nasıl kazandığımıza" şaşırdığımız, savaştığımız devletlerin "her türlü imkana sahip olmalarına rağmen nasıl kaybettiklerini" hâlâ anlayamadıkları, sırrını çözemedikleri bir mucize destandır... Bandırma Vapuru’nda Osmanlı’nın enkazı yüklüydü. İş çoktu, yük ağırdı, yol uzundu, dalgalar çetindi ama aydınlık ufuklara umut taşıyan gönüller engellere, zorluklara, sıkıntılara aldırış etmiyorlardı. Milletin yüreğinde kurtuluş ümidi taşıyan bu zaferi, 19 Mayıs 1919’da Samsun sahillerinden haykıran Atatürk; Erzurum’da, Amasya’da ve Sivas’ta yapmış olduğu kongrelerle, Anadolu’nun kuru ve kıraç topraklarını canlandırdı. Üzeri kül tutmuş yüreklerdeki milli ruhun ve heyecanın ortaya çıkması için, külü üfleyerek altındaki koru alevlendiren Atatürk ve silah arkadaşları, yurdun kurtarılması adına savaşılması gerektiği gerçeğini ortaya koydular. İmkansızlıklar içerisinde verilen mücadelenin unutulmaması için, o günler, bayram olarak kutlanmaktadır. Dört milli bayramımız çok anlamlıdır. 19 Mayıs 1919, "vatanımızın ve milletimizin kurtuluşu için savaşacağız", 23 Nisan 1920, "meclisimiz vardır, millet olarak yaşıyoruz", 30 Ağustos 1922, "zafer, Türk milletinindir, kurtuluşumuz gerçekleştirilmiştir", 29 Ekim 1923, "krallık, imparatorluk, kominizim, faşizm değil, insan hakları ve demokrasi için cumhuriyet yönetimini kabul ediyoruz” anlamında, tarihi gerçeklerin belgelerini bizlere, bayram olarak armağan etmişlerdir. Kurtuluş Savaşı yıllarında, milletimizi yok etmek düşüncesiyle "tarihimizi" silmek ve vatanımızı işgal ederek "coğrafyamızı" değiştirmek isteyen düşmanların bu niyetlerini, yeni nesillere aktarmak, milli bayramlarla mümkün olmaktadır. Yeni nesil, atalarının kendileri için verdikleri mücadelenin imkan ve şartlarını göz önünde bulundurarak ders alırlar, tarihine ve atasına sahip çıkarlar. Bütün dünya milletlerinin kabul ettiği, yüzyılın en büyük devlet adamı, lideri, önderi, askeri, başbuğu, hatibi ve fikir adamı, Türk’ün atası, büyük Türk başkomutan Atatürk’ü ve bu topraklar uğruna canlarını feda eden şehit atalarını unutmama ve sahiplenme duyguları milli bayramlarla yaşanmaktadır. Milli bayramlarımız bekamızın ve zekamızın ifadesidir. Atatürk’ün zekası bekamız olmuştur. Muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğu, milli bayramlarımızla daha iyi anlaşılmaktadır. Milli bayramlarımız olduğu için dini bayramlarımız vardır. Manevi ruhla ve milli şuurla eğitim vereceğimiz, bu duygularla ve düşüncelerle yetiştireceğimiz nesillerin istiklalimiz ve istikbalimiz olacağı unutulmamalıdır. Sevgili Gençler, "Niçin bayram yapıyoruz?" sorusuna göğsümüzü gere gere cevap vereceğiniz, onur ve gurur duyacağınız günler yaşamanız dileğiyle bayramınız kutlu, gününüz ve gönlünüz mutlu, geleceğiniz umutlu olsun. Başta büyük önder, başkomutan Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını, şehitlerimizi rahmet dualarımla anıyorum, minnet duygularımla yadediyorum, saygılarımı ve sevgilerimi ifade ediyorum. Kökü maziden gelen atinin evlatları olan sevgili gençler, kurtuluşumuzun sırrını bilecekler ve kuruluşumuzun koruyucuları olacaklardır. Tarih ve kültür değerlerini sahipleneceklerdir. Atatürk’ün, "Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler hakikati kolay göremezler" dediği sözü ilhamları, kılavuzları olacaktır. Asil Türk Milleti'nin bayramı kutlu, varlığı payidar olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!… ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Bursa Hünkarı Köşkü'nde 'Zamanın Tanıkları' sergisi Haber

Bursa Hünkarı Köşkü'nde 'Zamanın Tanıkları' sergisi

BURSA (İGFA) - Osmanlı sultanlarından Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, uluslararası devlet adamlarından Sanat Güneşi Zeki Müren’e kadar pek çok değerli ismi ağırlamış olan olan Hünkâr Köşkü, önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım Ve Turizm Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Bursa Müze Müdürlüğü tarafından hazırlanan ‘Hünkâr Köşkü’nde Zamanın Tanıkları’ sergisi, düzenlenen törenle ziyarete açıldı. Müzeler Günü etkinlikleri kapsamında hazırlanan sergide, Bursa’nın ortak hafızasında iz bırakan önemli kişiler, olaylar ve karşılaşmalar yeniden görünür kılınıyor. Hünkâr Köşkü’nde konaklayan Osmanlı padişahları Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve V. Mehmed Reşad’ın fotoğraf karelerinin yer aldığı sergide, köşke konaklamış olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de çeşitli fotoğrafları yer alıyor. Ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkaran sergi, 1 yıl boyunca gezilebilecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’yı temsilen serginin açılış törenine katılan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Numan Çakır, müzelerin milletlerin hafızası olduğunu söyledi. Müzeler sayesinde geçmiş ile gelecek arasında güçlü köprüler kurulabildiğini belirten Çakır, “Bu yılın teması ‘Bölünmüş Bir Dünyayı Birleştiren Müzeler’ olarak belirlenmiştir. Toplumları bir arada tutan şey ortak değerler, ortak kültür ve ortak hafızadır. Bursa da medeniyet hafızasının en güçlü şehirlerinden biridir. Osmanlı’nın kuruluş ruhunu taşıyan kadim şehir, tarih boyunca pek çok önemli ana tanıklık etmiştir. Hünkâr Köşkü de bu mirasın en özel simgelerindendir. Köşk, yalnızca bir yapı değil; yaşayan bir tarihtir. Sergiyi ziyaret edenler, Bursa’nın geçmişine, kültürüne ve ortak hikayesine yeniden tanıklık edecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihimize, kültürümüze ve medeniyet mirasımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi. Müzeler Günü kapsamında birçok etkinlik düzenlendiğini hatırlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer ise Bursa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde açılan serginin, ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkaracağını vurguladı.

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT: Kabiyra'nın Unutulmuş Çığlığı Haber

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT: Kabiyra'nın Unutulmuş Çığlığı

Asırlar ötesinden gelen fırtınadan, kasırgadan beter zulmün çığlığını duyuyorum. Sessiz hıçkırıkların, zindanların duvarlarındaki kan lekelerinin, çürümüş bedenlerin kokusunu duyuyorum. Ruhların kirlenmiş, değerlerin eskimiş, tarihin unutulmuş dehlizlerine sinmiş küf kokusunu duyuyorum. Soluğum kesiliyor ve zihnimde bir pencere açıyorum. “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür" (M. Naci).. Tanzimata mühür vurmuş bu sözü reddediyor ve insana hafıza gibi bir ödülün verilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Unutursak, tekrar ederiz. Geçmiş asırların dağarcığından belleğimizde taze kalması ve daima hatırlanması gereken anılar, bizi bugünlere ulaştıranlara borcumuzdur. İnsanlık tarihi “zulüm ile abad olma” hayalleri kuranların nasıl yerle yeksan olduğunu anlatan sayısız olaylarla doludur. Vatan kavramını içselleştiren, yaşamını buna adamış kahramanların öykülerinin nesiller sonra bile minnetle ve şükranla anılması gerekliliği de boynumuzun borcudur. Milli kavramı ile örtüşmeyen eğitimin günahıdır Kabiyra’yı tanımamak. Kabiyra, Giyom Tell kadar kitaplarımızda adı geçmemiş kahramanımız, Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesinde türlü işkencelerle, evlatları katledilerek diz çöktürülmeye çalışılmış bir baba olan Osman Batur’un raflarda kalmış kızının adıdır. Gazze’de, cansız bedeni kıyıya vurmuş fok balığı kadar ses getirmeyen Aylan bebeğin özdeşidir Kabiyra. Kardeşleri ile beraber, babaları bağımsızlık savaşından vazgeçsin diye satırlarla doğranıp kuyulara atılmışlardır. Geçmiş geleceğe ayna olmadığı sürece, çocuklarımız önlerine konan günün kahramanları ile hayali çarpık zaferler kazanmaya, kızlarımız da Tomris Hatun yerine ilk çağ görünümlü hatunları örnek almaya devam ederler. Bir ulus, kendi geçmişini bilmediği için yıkılır. Çünkü geçmiş, geleceğin köprüsüdür, milletleri millet yapan da gururla birlikte yürüme arzusudur. Geçmişin zaferleri ve serdengeçti öyküleriyle ile inanç denen o yüce kavramı benimser çocuklar. Tevekkülü, sabrı, cesaret ve görevi öğrenirler. Amaçları o kahramanların emanetini taşımak olur. Biz Türk kimliğinde bir bayrak altında yürümek arzumuzu sözle değil, somut ve hiçbir milletin sahip olmadığı değerlerle taşıyoruz. Kanımızdaki bu eşsiz gen, tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi uyudu sanılan anda uyanır. Ama bu nesille bu arzuyu kaybediyoruz. Her kuşak yaşadığı zamanın değer algısı ile değerlendirilmelidir ve eğitim buna göre şekil almalı yani güncellenmelidir. Neden Türk kahramanlarının başrol olduğu bilgisayar oyunları yazılmaz ya da bütün okullarda bu oyunlarla yarışmalar düzenlenmez? Artık teknoloji çağındayız, bilgiye erişim çok kolay. Eskiden bilgi öğretmenken şimdi öğretmen bilgiye ulaşmada rehber olmak durumundadır. Hamaset söylemlerinden bahsetmiyorum. Gerçekleri önümüze koyup çağa ve bu kuşağa özgü bir sistem kurmakta geç kalıyoruz. Tarih babalarının bedellerini ödeyen masum yavruların acı öyküleri ile doludur. Bu gerçek hiç unutulmamalıdır. Hiçbir millet Türk Milleti kadar var olmak için bedel ödememiştir. Orhun Abidelerindeki sözler boşuna söylenmemiştir.“Bir kına iki kılıç girmez. Bir budunda iki töre olmaz. Töre tekdir. Kimse töreden üstün değildir.” Bu sözler günümüze ışık tutmalı. Batılı yaşam tarzı bizim mayamıza uymuyor. Bilime evet ama elin töresine hayır. Kadına değer, ataya saygı, çocuğa, doğaya, hayvana sevgi hangi milletin töresinde var? Yakın zamanda evlatlarımızı yine evlatlarımızın eliyle kaybettik. Bu çocuklar bu sistemin kurbanları değiller mi? Üzgünüm, gerçekler acıdır. Altay kaplanı Osman Batur ve evlatları Kabiyra, Baybolla, Kariy, Sapiyan ve Türk Milleti için candan tenden geçenlerin ruhları şad olsun! ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.