Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tahliye

bursaarena.com.tr - Tahliye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tahliye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

'Çerçeve yasa' Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin önünü açabilir mi? Haber

'Çerçeve yasa' Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin önünü açabilir mi?

Kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen düzenlemenin TBMM'den 10 Ağustos'ta geçmesinin ardından, 10 yıldır cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yasadan yararlanıp yararlanamayacağı tartışılıyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, düzenlemenin Demirtaş'ı da kapsadığını söyledi. BBC Türkçe'ye konuşan hukukçular da yasanın kapsamı ve hakkındaki suçlamalar birlikte değerlendirildiğinde, Demirtaş'ın düzenlemeden yararlanmasının önünde açık bir hukuki engel görmediklerini söylüyor. Ancak yasanın uygulanabilmesi için PKK/KCK'nın fiili varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilmesi gerekiyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yasal düzenlemenin Meclis'e sunulmasının ardından "Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalıdır" diyerek, Demirtaş'ın serbest bırakılması yönündeki görüşünü yinelemişti. Çerçeve yasa teklifi kimleri kapsıyor, hangi koşullar aranacak? 'Demirtaş'ın durumu yasa kapsamına giriyor' BBC Türkçe'ye konuşan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, Demirtaş'ın mevcut hukuki durumunun yasa kapsamında yer aldığını söylüyor: "Çerçeve yasanın istisnaları çok açık ve net. Kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar kapsam dışında. Demirtaş'ın durumu bu iki istisnanın da dışında kalıyor." Demirtaş'ın avukatlarıyla da görüştüğünü belirten Coşkun, Demirtaş'ın mevcut tutukluluğunun Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 302'nci maddesi kapsamında olduğunu söylüyor: "Demirtaş sadece TCK 302'nci maddeden tutuklu ve bu madde çerçeve yasanın kapsamına giriyor. Dolayısıyla yasa uygulamaya girdiğinde ve Demirtaş talep ettiğinde bu yasadan istifade edebilir. Burada hukuki bir belirsizlik yok." Söz konusu madde, "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçuyla ilgili hükümleri düzenliyor. Bu maddede, "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya, devletin bağımsızlığını zedelemeye veya birliğini bozmaya yönelik cebir ve şiddet içeren fiiller işleyen kişilere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir" deniliyor. BBC Türkçe'ye konuşan avukat Kadriye Güçlü Sakarya da Demirtaş'ın "kasten öldürme veya bombalama" suçundan hüküm giymediğine dikkat çekiyor. Sakarya, "Demirtaş'ın öldürme suçlamasıyla ya da bir bombalama eylemi nedeniyle değil, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçuna yardım kapsamında ceza alması sebebiyle, bu çerçeve yasadan yararlanabileceğini düşünüyorum" diyor. Ancak Sakarya, düzenlemenin uygulanmasının öncelikle yasada belirtilen silah bırakma ve fesih sürecinin tespit ve teyit edilmesine bağlı olduğunun altını çiziyor. Demirtaş ile ilgili hukuki süreç hangi aşamada? Selahattin Demirtaş, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Kobani Davası'nda temel olarak "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım" suçunun yanı sıra çeşitli "terör ve tahrik" suçlarından yargılandı ve 42 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin açıkladığı hükme göre 42 yıllık toplam ceza şu suçlardan verildi: "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım": 20 yıl hapis cezası"Suç işlemeye tahrik etme": 2 kez ayrı ayrı olmak üzere toplam 7 yıl 6 ay hapis cezası"Terör örgütü propagandası yapmak": 4 ayrı suçlama kapsamında toplam 7 yıl 36 ay hapis cezası"Halkı kanunlara uymamaya tahrik": 1 yıl 6 ay hapis cezası"Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet": 1 yıl 6 ay hapis cezası"Suçu ve suçluyu övme": 1 yıl 6 ay hapis cezası 4 Kasım 2016'dan bu yana cezaevinde olan Selahattin Demirtaş hakkında verilen 42 yıllık hapis cezası kararı henüz kesinleşmedi. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği bu karar, hukuki olarak ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde ve yasal süreç devam ediyor. Yerel mahkemenin verdiği kararşu anda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nin (İstinaf) önünde. İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin verdiği kararları esastan inceleyerek hukuka uygun olup olmadığını değerlendirecek. İstinaf mahkemesi kararını açıkladıktan sonra, tarafların (hem Demirtaş'ın avukatlarının hem de iddia makamının) kararı temyiz etme hakkı bulunuyor. AİHM kararları Hukukçular, Demirtaş'ın tahliyesi tartışmasının yalnızca yeni yasaya bağlı olmadığına dikkat çekiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) daha önce Demirtaş'ın tutukluluğuna ilişkin olarak hak ihlalleri tespit ettiğini açıkladı ve serbest bırakılması yönünde karar verdi. Türkiye'nin, AİHM'in Demirtaş hakkındaki Temmuz 2025 tarihli kararını Büyük Daire'ye taşıma talebi, Kasım 2025'te reddedildi ve karar kesinleşti. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de Haziran 2026'daki toplantısında Demirtaş'ın serbest bırakılması çağrısını yineledi. Coşkun, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bizim mevzuatımıza göre bağlayıcı. Dolayısıyla Selahattin Demirtaş'ın zaten serbest bırakılması gerekiyordu. Hukuken tablo bu kadar açık ve net" diyor. Bianet'e konuşan Selahattin Demirtaş'ın avukatı Mahsuni Karaman da, öncelikli taleplerinin AİHM kararlarının uygulanarak müvekkilinin derhal tahliye edilmesi olduğunu ancak "çerçeve yasa" bakımından da hukuken bir tereddüt bulunmadığını ve Demirtaş'ın bu kapsamda da tahliye edilebileceğini söyledi. Hükümet ne diyor? Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 8 Ağustos'ta katıldığı CNN Türk yayınında Demirtaş'ın yasadan yararlanıp yararlanamayacağı sorusuna "düzenlemenin herhangi bir kişi için özel olarak hazırlanmadığı" yanıtını verdi: "Düzenleme dediğinizde belli bir şahsı ilgilendiren bir şey olmaz" diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Genel bir düzenleme yaparsınız, kanuni düzenleme ve o düzenleme kimin için geçerliyse herkes ondan istifade eder. Bunun kararını verecek olan da ilgili yargı mercileridir." Adalet Bakanı Akın Gürlek'in AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında Demirtaş'ın yasadan yararlanamayacağını söylediği yönündeki iddialar ise Gürlek tarafından yalanlandı. TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik'e konuşan Bakan Gürlek, "Böyle bir açıklama yapmadım" dedi. Demirtaş 'çerçeve yasa' için ne söyledi? Selahattin Demirtaş, "çerçeve yasanın" Meclis Genel Kurulu'na görüşülmesi öncesi eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile birlikte gönderdiği mesajda yeni çözüm sürecine desteğini yinelemişti. Sürecin "bölünme ve ayrışma değil barış ve toplumsal bütünleşme" amacı taşıdığını belirten Demirtaş, bunun demokratik reformlarla desteklenmesi gerektiğini söylemişti.

Rusya Kıyiv'i kana buladı: Balistik füze saldırısında en az 9 kişi hayatını kaybetti! Haber

Rusya Kıyiv'i kana buladı: Balistik füze saldırısında en az 9 kişi hayatını kaybetti!

Rusya'nın 1 Ağustos gecesi Kıyiv'e düzenlediği yoğun balistik füze saldırısında en az 9 kişi yaşamını yitirdi, 28 kişi yaralandı. Çocukların da bulunduğu yaralıların olduğu saldırıda çok sayıda konut, okul, ticari bina ve araç zarar görürken, başkentin yedi ilçesinde büyük çaplı yıkım meydana geldi. Rusya, 31 Temmuz'u 1 Ağustos'a bağlayan gece Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'e geniş çaplı balistik füze saldırısı düzenledi. Ukrayna Devlet Acil Durum Servisi (DSNS) ve Kıyiv Belediye Başkanı Vitaliy Klıçko'nun paylaştığı bilgilere göre saldırıda en az 9 kişi hayatını kaybetti, 28 kişi yaralandı. Yaralılar arasında 4 çocuk da bulunuyor. Saldırı, başkentin birçok noktasında büyük yıkıma neden olurken, çok sayıda konut, kamu binası ve sivil altyapı zarar gördü. Yetkililer, enkaz altında kalan kişilere ulaşmak için arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ve can kaybının artabileceğini belirtti. YEDİ İLÇE HEDEF ALINDI Rus saldırısında Darnıtskıy, Holosiyivskıy, Dniprovskıy, Peçerskıy, Svyatoşınskıy, Solomyanskıy ve Şevçenkivskıy ilçeleri doğrudan etkilendi. En ağır yıkımın yaşandığı bölgelerden biri olan Darnıtskiy ilçesinde çok sayıda sivil yapı hasar gördü. İdari binalar ve kullanılmayan yapılar isabet alırken, park hâlindeki araçlar yandı. Bölgede büyük bir krater oluştuğu ve yol kenarlarındaki alanlarda yangınların çıktığı bildirildi. Solomyanskiy ilçesinde ise beş katlı bir apartmanın bir bölümü çöktü. Binada çıkan yangının ardından itfaiye ekipleri üst katlarda mahsur kalan 35 kişiyi tahliye etti. Otoparkta bulunan araçlar da saldırı sonucu alev aldı. OKUL, MARKETLER VE AMBULANSLAR ZARAR GÖRDÜ Şevçenkivskiy ilçesinde ambulans araçlarının bulunduğu alanda yangın çıkarken, bir film stüdyosunda da yangın meydana geldi. Dniprovskiy ilçesinde bir market hasar gördü. Peçerskiy ilçesinde dört müstakil ev ve müştemilat zarar görürken, kent genelinde apartmanlar, özel konutlar, ticari yapılar, okul binası, süpermarketler, oto yıkama tesisleri ve çok sayıda araç saldırıdan etkilendi. YARALILAR ARASINDA ÇOCUKLAR DA VAR Kıyiv Belediye Başkanı Vitaliy Klıçko, yaralanan 28 kişiden 17'sinin hastanelerde tedavi altına alındığını, diğer yaralıların ise olay yerinde veya ayakta tedavi edildiğini açıkladı. Yaralılar arasında 13, 14 ve 17 yaşlarında çocukların da bulunduğu bildirildi. BİR POLİS MEMURU HAYATINI KAYBETTİ Kıyiv Polisi, saldırıda yaşamını yitirenler arasında görev başındaki bir polis memurunun da bulunduğunu açıkladı. ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR Ukrayna Devlet Acil Durum Servisi, füze isabetlerinin ardından 105 kişinin güvenli bölgelere tahliye edildiğini duyurdu. Enkaz kaldırma ve arama kurtarma çalışmaları devam ederken, olay yerlerinde polis, bomba imha ekipleri, sağlık görevlileri, itfaiye ekipleri ve psikologlar görev yapıyor. Ukrayna makamları, saldırının ardından oluşan hasarın kayıt altına alındığını ve olayın Rusya'nın işlediği yeni bir savaş suçu kapsamında soruşturulduğunu bildirdi. Yetkililer, ölü ve yaralı sayısının artabileceği uyarısında bulunurken, kurtarma ekiplerinin enkaz altındaki sivillere ulaşmak için çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü ifade etti.

İBB Davası’nda gerginlik: Ekrem İmamoğlu mahkeme salonundan çıkarıldı! Haber

İBB Davası’nda gerginlik: Ekrem İmamoğlu mahkeme salonundan çıkarıldı!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yolsuzluk iddiasıyla açılan dava 65. duruşmasıyla devam ediyor. Ekrem İmamoğlu ile mahkeme heyeti arasında gerginlik çıktı. İmamoğlu, salondan çıkarıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yolsuzluk iddiasıyla açılan dava 65. duruşmasıyla devam ediyor. 9 Mart 2026'da başlayan davanın bugünkü duruşmasında Ekrem İmamoğlu, saat 14.23 itibarıyla savunmasını yapmak üzere duruşma salonuna getirildi. İmamoğlu, "Kendime göre tespitlerimi, talep ve itirazlarımı dile geçirmek için kürsüye geldim. 9 Temmuz’da bitireceğinize dair açıklamalarınız var. Benden önce iki kısıtlanmış arkadaşım var; hem Murat Bey’in avukatı hem Fatih Bey’in avukatı." dedi. Mahkeme Başkanı ise, "Planlamamızı baştan da belirttik. Yeni bir planlama yapmadık. Zaten planlamamız baştan da belliydi. Dinlenecek sanıkların sırasındaki en son dinlenmek istediğinizi belirttiniz. Yine bu noktada en son sıra size geldi." ifadelerini kullandı. “AĞIR HAK İHLALİ İÇERİSİNDEYİM” Bunun üzerine İmamoğlu, “Mahkemeyi ayın 9’unda bitirmekle ilgili bir kararınız vardı. Şu anda bunu ısrarla da dile getirdiğinizi duydum. Malum dün burada yoktum. Sanık arkadaşlarımı dinlemekten de mahrum edildim. Bu da aslında hukuken hakkımın ihlal edilmiş olmasıdır.” diyerek ağır bir hak ihlali içerisinde olduğunu iddia etti. Geçen duruşma savunma yapmak için makul bir zamana ihtiyaç olduğunu ifade ettiğini aktaran İmamoğlu, “Sürecin en adil bir şekilde yönetilmesi hususunda taleplerimi anlattım. Siz bana bunlara ret cevabı verdiniz. Ben yerime geçtim, oturdum. Ne mahkemeye bir hakaretim var ne sürece dair olumsuz bir sözüm. Dün hapishaneden buraya getirilişim engellendi. En çok önem verilen, en çok hakarete, suçlamaya, tacize maruz bırakılan Fatih Keleş arkadaşımın ne sorgusunu dinleyebildim ne sorularınızı dinleyebildim ne de sorularımı sorabildim. Bu çok ağır bir hak ihlali.” ifadelerini kullandı. Suç örgütü lideri diye tariflendiğini de sözlerine ekleyen İmamoğlu, "Sayın Başkan, sayın heyet, 6-7 saatlik bir süre kalıyor. Eğer sizin bu kararınız net ise, bu takvim değişmez diyorsanız, benim burada bir sorguya tabi tutulmam diye bir şey gerçekten düşünülemez. Sayın Selahattin Demirtaş 14 gün savunma yaptı. O yüzden benim itirazlarım kayda geçsin istiyorum." dedi. “4 AYDIR YARGILAMA YAPIYORUZ” Mahkeme Başkanı ise, "Gereksiz olarak çok uzadı bu dava. 4 aydır yargılama yapıyoruz. Biz programda değişiklik yapmayacağız. Savunma yapmak istemiyorsanız susma hakkı diye kayda geçiririm." açıklamasını yaptı. “Buraya benimle pazarlık yapmak için geldiyseniz salondan çıkartacağım.” diyen Mahkeme Başkanı, "Ya savunmanıza geçelim ya da yapmayacaksanız salondan çıkartayım.” dedi. İmamoğlu, "Ben savunma yapmaya değil, yargılamaya geldim" dedi. Mahkeme Başkanı ise, "Burası senin yargılayacağın ortam değil, sen yargılanmaya geldin. Biz senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. CMK 203’ü uyguluyorum, çıkarın salondan" dedi. Tartışmaların ardından İmamoğlu salondan çıkarıldı. İmamoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından davadaki tüm tutuklu sanıkların savunmaları alınmış olacak. 51 SANIK TAHLİYE OLDU Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi. İSTENEN CEZALAR 11 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede İmamoğlu, örgüt lideri olarak tanımlandı. İmamoğlu’nun "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "Rüşvet", "Suç gelirlerinin aklanması", "Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "Kişisel verilerin kaydedilmesi", "Kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "Suç delillerini gizleme", "Haberleşmenin engellenmesi", "Kamu malına zarar verme", "Rüşvet alma", "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "İrtikap", "Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "İhaleye fesat karıştırma", "Çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi usul kanununa muhalefet", "Orman kanununa muhalefet" ve "Maden kanununa muhalefet" suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. 779 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ Ongun'a; "Rüşvet", "53 kez ihaleye fesat karıştırma", "33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "suç gelirlerini aklama" suçların 287 yıl altı aydan 779 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor. Turktime

Karadeniz’de Türk balıkçı teknesine saldırı: 1 ölü! Haber

Karadeniz’de Türk balıkçı teknesine saldırı: 1 ölü!

Karadeniz’de Kırım’ın batısında, Sivastopol açıklarında Türk bayraklı "DURU 67" isimli balıkçı teknesine saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu tekne batarken, kurtarılan 5 yaralı balıkçıdan biri yaşamını yitirdi. ANKARA (İGFA) – Sahil Güvenlik Komutanlığı, 5 Haziran 2026 tarihinde Karadeniz’de Kırım’ın batısında, Sivastopol açıklarında faaliyet gösteren Türk bayraklı "DURU 67" isimli balıkçı teknesine saldırı düzenlendiğini açıkladı. Komutanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre saldırı sonucu ağır hasar alan balıkçı teknesi battı. Olayın ardından bölgede bulunan Türk bayraklı "BURAK KAYA" isimli balıkçı teknesi, denizde kalan 5 yaralı balıkçıyı kurtararak İnebolu yönüne hareket etti. Teknede bulunan 5 yaralı balıkçı tahliye edilirken, durumu ağır olan Trabzonlu Cüneyt Varlık hayatını kaybetti. SAHİL GÜVENLİK VE SAĞLIK EKİPLERİ SEFERBER OLDU Saldırı ihbarının alınmasının ardından yaralı balıkçıların sağlık kuruluşuna ulaştırılması amacıyla Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından acil müdahale planı devreye sokuldu. Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCSG-96 gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan 4 doktor, 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman ekip ile bölgeye hareket etti. Sahil Güvenlik unsuru, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde, İnebolu Limanı'na yaklaşık 115 deniz mili mesafede bulunan BURAK KAYA isimli balıkçı teknesine ulaştı. Hayatını kaybeden balıkçının naaşı ile yaralı balıkçılar Sahil Güvenlik gemisine nakledilirken, sağlık ekipleri tarafından ilk müdahaleler yapıldı. Yaralı balıkçıların tedavilerinin sürdürülmesi amacıyla Sahil Güvenlik gemisinin İnebolu Limanı'na dönüşe geçtiği bildirilirken, Sahil Güvenlik Komutanlığı açıklamasında, hayatını kaybeden balıkçıya Allah'tan rahmet, yaralılara ise acil şifalar dilendi. Saldırının kim ya da kimler tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin inceleme ve araştırmalar sürüyor.

"Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınmalarını ve maruz kaldıkları kötü muameleyi anlattı Haber

"Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınmalarını ve maruz kaldıkları kötü muameleyi anlattı

Gemilerinin uluslararası sularda durdurulmasının ardından İsrail tarafından sınır dışı edilen "Küresel Sumud Filosu" aktivistlerinin ilk grubu dün İstanbul Havalimanı’na ulaştı. Aktivistlerden Julian Cebral’ın bir gözünün çevresinde morluklar olduğu, sol şakağında bir yara ve kürek kemiğinde yaralanma bulunduğu görüldü. Anvers şehrinden gelen 57 yaşındaki Belçikalı Cebral, filoya ait küçük bir tekneyle Türkiye’den denize açılmıştı. Teknesinde kendisine başka bir Belçika vatandaşı, bir İtalyan, bir Malezyalı, bir Finlandiyalı, Filistin asıllı bir Kanadalı ve bir Güney Afrikalı eşlik ediyordu. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Cebral yaptığı açıklamada, pazartesi günü İsrail Deniz Kuvvetleri’nin kendilerini kıyıdan 500 kilometreden fazla uzakta, uluslararası sularda nasıl durdurduğunu anlattı. Türkiye, Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen özel uçuşlarla 400’den fazla kişiyi tahliye etti ve İstanbul Havalimanı’nda karşılamak üzere doktorlar ile ambulanslar hazır bulundurdu. Yumruk ve sert müdahale Cebral, İsrail askerlerinin müdahale anını şu sözlerle aktardı: "Önce iletişimimizi kestiler, ardından gün ışığında silahlarıyla güverteye çıktılar. Sırf eğlence olsun diye plastik mermi sıktılar. Durdurulan 12. gemi olduğumuzu fark ettik ve şaşırdık. Hücumbotlar her yanımızı sarmıştı. Ellerimiz havada olmasına rağmen bize karşı çok şiddetli davrandılar." Teknede ikinci kaptan olduğunu belirten Cebral, "İtalyan kaptanımız hâlâ ayaktaydı, bu yüzden doğrudan onu hedef aldılar. Ben de sol şakağıma bir yumruk darbesi aldım" dedi. Sözlerine devam eden Belçikalı aktivist, "Daha sonra ellerimizi plastik kelepçelerle bağlayıp bizi sert bir şekilde konteynerlerden oluşan hapishane benzeri bir gemiye naklettiler. İngilizce olarak 'Hadi biraz eğlenelim' dediklerini duydum" ifadelerini kullandı. Hayvanlarına bile daha iyi davranıyorlar Cebral, aktivistlerin üç gün boyunca doktor muayenesi talep ettiğini ancak kendilerine sürekli "sonra, sonra" yanıtı verildiğini söyledi. Kaburgalarını ve kollarını gösteren Cebral, "Sara (epilepsi) hastası birinin ilacına el koydular. Sirius gemisinde bulunan 7 kişide toplam 35 kırık oluştu" dedi. Deniz yoluyla İsrail’e götürülürken askerlerin kendilerine ekmek ve su dolu kutular attığını söyleyen aktivist, "Ancak miktar yetersizdi. Yaklaşık 200 kişiydik. Daha fazla su, tuvalet kâğıdı ve kadınlar için hijyenik ped istedik. Her şeyi talep etmek zorunda kaldık" diye konuştu. Gözaltına alınanlar çarşamba günü gemiden indirilerek araçlarla İsrail'in güneyindeki Aşdod şehri yakınlarında bir gözaltı merkezine götürüldü. Cebral, kelepçelerin "gereğinden çok daha sıkı" olduğunu ve saatlerce başları öne eğik şekilde oturmaya zorlandıklarını belirtti: "Hiçbir şey göremiyorduk. Boynumuza bastırıyorlardı. Bizi tokatlamaya ve aşağılamaya devam ettiler. Bazıları gülüyor, İsrail milli marşını çalıyordu. Özellikle Ürdünlü ve Tunuslulara karşı çok acımasız davrandılar." Belçikalı aktivistin aktardığına göre gözaltındakiler sınır dışı edilmeden önce perşembe günü İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı’na götürüldü ve burada da hakaretlere maruz kaldı. Aktivistlerin sınır dışı edilmesi, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in çarşamba günü aktivistleri elleri bağlı ve diz çökmüş halde gösteren bir video yayınlamasının ertesi günü gerçekleşti. Bu görüntü, geniş çaplı tepkiye ve diplomatik kınamalara yol açmıştı. Doktor kontrolünün ardından bugün Belçika’ya dönmeyi bekleyen Cebral, İsrail'in Gazze ablukasını kırmayı amaçlayan gelecekteki her filoya yeniden katılmayı planlıyor. Havalimanında, Bingöl kökenli Türkiye vatandaşı Bilal Kıtay da Küresel Özgürlük Filosu ile çıktığı ikinci yolculuktan dönerek eşine sarıldı. Yaklaşık 10 aktivisti taşıyan bir teknede bulunan Kıtay, İsrail güçlerinin bu kez, nisan ayında gerçekleşen bir önceki sefere kıyasla "çok daha şiddetli" bir yöntem uyguladığını belirtti. Kıtay, durumu şu sözlerle özetledi: "Bize saldırdılar, hepimiz darbedildik. Filistinlilerin her zaman yaşadığı şey tam olarak bu. Maalesef, İsrailliler kendi hayvanlarına bile daha iyi davranıyorlar.(Şarku'l Avsat / İstanbul)

Akbelen protestoları sırasında tutuklanan Esra Işık tahliye edildi Haber

Akbelen protestoları sırasında tutuklanan Esra Işık tahliye edildi

Muğla'nın Milas ilçesinde İkizköy Mahallesi'ne bağlı Akbelen mevkinde, altı mahalle için özel mülkün acele kamulaştırma kararlarını protesto sırasında tutuklanan Esra Işık 11 Mayıs'ta tahliye edildi. Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 41 günlük tutukluluğun ardından Işık'ı yurt dışına çıkış yasağıyla tahliye etti. Serbest bırakıldıktan sonra bir açıklama yapan Işık "memleketimi savunduğum için tutukluydum, sürgün edildim" dedi ve ekledi: "Benim anneanemin, babaannemin, dedemin köyleri yok edildi. Bizi daha ne kadar yok edeceksiniz, mülksüzleştireceksiniz? "Beni gözdağı olsun diye tutuklandınız. Bugün özgürlüğüme kavuşmuş olabilirim ama benim için özgürlük topraklarımızın özgürlüğe kavuşacağı gündür." İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık'ın kızı Esra Işık, "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla 31 Mart'ta tutuklanmıştı. Danıştay acele kamulaştırmayı durdurmuştu Danıştay 6. Ceza Dairesi de bu karardan kısa süre önce acele kamulaştırma kararlarının yürütmesini durdurmuştu. 5 Mayıs'ta taraflara tebliğ edilen kararda, bölgede "acelelik hali" bulunmadığı ve acele kamulaştırmanın uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğacağı ifade edildi. 10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi acele kamulaştırılmıştı. Araziler madene ruhsatlı ve bölgenin yakınındaki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlamak amacıyla kömür madenine çevrilmek isteniyordu. Termik santrallerinin sahibi Yeniköy-Kemerköy Enerji'nin 7 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Danıştay kararının davalara konu olan 676 parselin yaklaşık 194'ünü kapsadığı belirtildi. Şirketin yarısı İçtaş Holding'e, diğer yarısı ise Limak Holding'e ait. Akbelenli köylüler ise Danıştay kararını sevinçle karşıladı. Köylüler yaptıkları basın açıklamasında benzer bir kararın Anayasa Mahkemesi tarafından atılmasını beklediklerini söylediler. Açıklamada, "Bu karar tamamen iptal edilinceye, bu şirketler köyümüzden defolup gidinceye kadar kazandık demeyeceğiz" denildi. Madencilik yasasının iptali için muhalif 260 milletvekilinin ortak imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne 17 Eylül 2025'te iptal davası açılmıştı. Bu dava henüz sonuçlanmadı. Akbelen Ormanı'nda dört yıldır direnenler anlatıyor: 'Bir tek ağacı bile kaybetmemeliyiz''Karar sadece 194 parselle sınırlı' Kaynak, X@ikizkoydireniyo / Akbelen'de direnişin sembollerinden biri olan "Zehra Nene" 14 Eylül'de hayatını kaybetti. Akbelenli köylülerin avukatlığını üstlenen Cangı Avukatlık Bürosu'ndan Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca'ya göre Danıştay kararı, acele kamulaştırmaların şirketlerin çıkarına yapıldığını tartışmasız hale getirdi. Cangı ve Sarıca kararla birlikte acele kamulaştırmaya dayalı tüm idari işlemlerin geçersiz sayıldığını ve el koyma girişimleri, bilirkişi incelemeleri ve bedel tespiti süreçlerinin artık hukuken uygulanamayacağını belirtti. Avukatlar Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen 649 el koyma davasının da "dayanaksız kaldığını" ifade etti. Açıklamalarında, "bu davaların başka bir işleme gerek kalmadan reddedilmesi gerektiği" belirtildi. Danıştay kararının herkes için bağlayıcı olduğu hatırlatılarak, Milas'taki 7 köyü kapsayan 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararından derhal dönülmesi çağrısı yapıldı. Yeniköy Kemerköy Enerji tarafından yapılan yazılı açıklamada ise söz konusu kararın, 10 Ocak 2026 tarihli acele kamulaştırma kararına konu parsellerin tamamına ilişkin değil, yalnızca davaya konu edilen belirli parseller yönünden verilmiş bir tedbir kararı olduğu söylendi. Şirket, kararın 676 parselin tamamını değil, yaklaşık 194 parsel ile sınırlı bölümü kapsadığını savundu. 'Bu kararla İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz' Öte yandan, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı belirtilen 7554 sayılı kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi'nde açılan davanın kritik olduğu vurgulandı. BBC Türkçe'ye konuşan Cangı, söz konusu kararın kesinleşmesi beklenmeden uygulanması gerektiğini söyledi. Zeytinlikler, 'Zeytincilik Kanunu'na rağmen madencilik faaliyetlerine açılabilir mi? Cangı, "Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Danıştay'ın kararını Cumhurbaşkanlığı'na göndermeli ve iptalini istemeli. Cumhurbaşkanlığı da acele kamulaştırmayı durdurma kararı vermeli" dedi. Cumhurbaşkanlığı'nın da bu karardan dönmesi gerektiğini kaydeden Cangı, "Bu kararı eline alan İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz" diye konuştu. BBC Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.