Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Suudi Arabistan

bursaarena.com.tr - Suudi Arabistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suudi Arabistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı: İŞKUR Gençlik Programı’nın kontenjanı 150 bine çıkıyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı: İŞKUR Gençlik Programı’nın kontenjanı 150 bine çıkıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada kentsel dönüşümden gençlere yönelik istihdam desteklerine, bölgesel güvenlikten yatırım fonları soruşturmasına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. İŞKUR Gençlik Programı’nın 2026-2027 eğitim öğretim yılı kontenjanının 150 bine yükseltileceğini belirten Erdoğan, öğrencilere günlük 1.375 lira ödeme yapılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İstanbul’da kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere yönelik desteklerin artırılacağını duyurdu. Bölgesel güvenlik, Türkiye’nin savunma iş birlikleri ve yatırım fonlarına ilişkin hukuki süreçler de açıklamanın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. İŞKUR GENÇLİK PROGRAMI’NIN KONTENJANI 150 BİNE YÜKSELİYOR Gençlerin eğitimlerini sürdürürken çalışma hayatını tanımalarını ve deneyim kazanmalarını önemsediklerini belirten Erdoğan, İŞKUR Gençlik Programı’ndan bugüne kadar yararlanan gençlerin sayısının 220 bine yaklaştığını söyledi. Programın 2026-2027 eğitim öğretim yılı kontenjanının 150 bine çıkarılacağını açıklayan Erdoğan, öğrencilere sunulacak destekleri şöyle sıraladı: Günlük 1.375 lira ödeme yapılacak. Ayda 14 gün programa katılan öğrenciler 19 bin 250 liraya kadar destek alabilecek. Öğrencilerin sigorta primleri devlet tarafından karşılanacak. Belirli şartlar kapsamında 1.250 liralık promosyon ve çeşitli harcamalarda indirim imkânları sunulacak. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "Bugün kabinemizde ele aldığımız konulardan biri de geçtiğimiz yıl hayata geçirdiğimiz İŞKUR Gençlik Programı’ydı. Gençlerimizin eğitimlerini sürdürürken çalışma hayatını tanımalarına, tecrübe kazanıp geleceğe daha iyi hazırlanmasına büyük önem veriyoruz. Bu amaçla başlattığımız İŞKUR Gençlik Programı’na gençlerimiz de çok yoğun ilgi gösteriyor. Bugüne kadar programdan istifade eden genç sayısı 220 bine yaklaştı. Bu genç arkadaşlarımız hem deneyim sahibi oldular, hem de belli miktarda gelir elde ettiler. Biz de gençlerimizin bu ilgisini karşılıksız bırakmıyoruz. Şimdi yeni bir adım daha atıyoruz. Programın 2026-2027 eğitim öğretim yılı kontenjanını 150 bine yükseltiyoruz. Program kapsamında gençlerimize günlük bin 375 lira ödeme yapılacak. Ayda 14 gün katılan öğrencilerimiz ise 19 bin 250 liraya kadar destek alabilecek. Ayrıca gençlerimizin sigorta primlerini devletimiz karşılayacak. İlaveten belirli şartlarda bin 250 liralık promosyon ve çeşitli harcamalarda özel indirim imkânları sunulacak. Gençliğin Üretim Çağı, yani GÜÇ Hamlemizle üç yılda 3 milyon gencimize ulaşmayı hedefliyoruz. İŞKUR Gençlik Programından ise 2028 yılı sonuna kadar 1 milyon üniversite öğrencimizin yararlanmasını amaçlıyoruz." — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) October 12, 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Hamlesi kapsamında üç yılda 3 milyon gence ulaşmayı, İŞKUR Gençlik Programı aracılığıyla ise 2028 yılı sonuna kadar 1 milyon üniversite öğrencisinin programa katılmasını hedeflediklerini ifade etti. “İSTANBUL’DA KENTSEL DÖNÜŞÜM ADIMLARINI ERTELEMEYİN” İstanbul’da kentsel dönüşümün hayati önem taşıdığını belirten Erdoğan, vatandaşlara dönüşüm sürecini geciktirmemeleri çağrısında bulundu. Komşular arasında uzlaşmanın sağlanması ve gerekli işlemlerin başlatılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, belediyelerin de siyasi parti ayrımı gözetmeksizin aynı hassasiyetle hareket etmesini istedi. Hükümetin İstanbul’un dönüşümü için tüm imkânlarını seferber ettiğini belirten Erdoğan, belediye başkanlarını kentsel dönüşüm projelerine ağırlık vermeye çağırdı. Türkiye’nin çevresindeki krizlere rağmen istikrarını koruduğunu ifade eden Erdoğan, bölgesel anlaşmazlıkların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesini savunduklarını söyledi. Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygının temel ilkeleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Suudi Arabistan’a yönelik saldırılara da değinerek Husiler tarafından 10 Ekim’de Riyad Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın hedef alındığı saldırıları kınadı. Saldırılarda 12 kişinin hayatını kaybettiği, 309 kişinin yaralandığı bilgisini paylaştı. TÜRKİYE, PAKİSTAN VE SUUDİ ARABİSTAN ARASINDAKİ SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ Erdoğan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’nın kurumsal altyapısına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Savunma iş birliğinin kolektif savunma ve bölgesel iş birliği hedefleri doğrultusunda ilerletildiğini kaydeden Erdoğan, anlaşma kapsamındaki faaliyetlerin Türkiye’nin ulusal mevzuatı temelinde yürütüleceğini ifade etti. YATIRIM FONLARI SORUŞTURMASINDA 282 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM Kabine toplantısında ele alınan konulardan birinin de yatırım fonlarına ilişkin süreç olduğunu belirten Erdoğan, fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 282 kişi hakkında hukuki işlem yapıldığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği bilgilere göre, şüphelilerden 84’ü tutuklandı, 27 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve 99 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. Kanun teklifinin TBMM’den geçmesiyle ekim ayı içerisinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerine başlanacağını belirten Erdoğan, olağan ve olağanüstü tasfiye işlemlerinin ardından yatırımcıların önemli bir bölümüne ara ödeme yapılmasının beklendiğini söyledi. Sürecin şeffaf, adil ve hızlı biçimde yürütülmesinin öncelikleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımcıların haklarının korunmasının temel ilkeleri arasında yer aldığını ifade etti.

Riyad'da havalimanına saldırı: Çok sayıda yaralı olduğu bildirildi Haber

Riyad'da havalimanına saldırı: Çok sayıda yaralı olduğu bildirildi

Son saldırı, Husilerin üstlendiği ve perşembe günü Riyad Uluslararası Havalimanı’nda üç Suudi Arabistan vatandaşının hayatını kaybettiği saldırıdan yalnızca iki gün sonra gerçekleşti. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki havalimanının, Yemen’deki Husiler tarafından düzenlendiği öne sürülen bir füze saldırısında cumartesi günü yeniden hedef alındığı bildirildi. Diplomatik bir kaynağa dayandırılan habere göre saldırıda onlarca kişi yaralandı. Suudi Arabistan’ın başkentindeki bir hastaneden bir kaynak, yaralıların çoğunun Suudi Arabistan vatandaşı olduğunu belirterek en az beş kişinin yoğun bakımda tedavi altına alındığını söyledi. Saldırının, perşembe günü Riyad Uluslararası Havalimanı’na düzenlenen saldırılarda üç kişinin hayatını kaybetmesinden iki gün sonra gerçekleştiği bildirildi. Suudi Arabistanlı yetkililer yeni bir saldırı yaşandığını veya havalimanının tahliye edildiğini henüz doğrulamadı. Ancak çok sayıda görgü tanığı, cumartesi günü Riyad Uluslararası Havalimanı’ndaki yolcuların tahliye edildiğini aktardı. Yetkililer de yolculara uçuş durumlarını kontrol etmeleri çağrısında bulundu. Bir tanık uçağa binmeyi beklerken bir patlama sesi duyduğunu, bir diğeri ise insanların yaralanmasına yol açan bir saldırıya tanık olduğunu söyledi. İç hatlar terminalinde "403 numaralı kapıdaydım" diyen bir tanık, "401’in vurulduğunu gördüm, gözlerimin önünde yaralılar vardı. Herkes kaçışıyordu," ifadelerini kullandı. Suudi Arabistan’daki ABD, Kanada, Almanya ve İspanya büyükelçilikleri, saldırı haberlerinin ardından vatandaşlarını havalimanından uzak durmaları konusunda uyardı. Uçuş takip sitesi Flightradar24’e göre Riyad’a yapılan tüm uçuşlar ya başka noktalara yönlendirildi ya da iptal edildi. Bu arada Kuveyt Havayolları, "güvenlik durumu"nu gerekçe göstererek Suudi başkentine giden ve oradan kalkan iki seferini iptal ettiğini duyurdu. Çevrimiçi yayınlanan açıklamada, "Kuveyt Havayolları, güvenlik durumunun bir sonucu olarak havalimanının kapatılması nedeniyle Kuveyt’ten Riyad’a giden KU775 ve Riyad’dan Kuveyt’e giden KU776 seferlerinin bugün, 10 Ekim 2026 Cumartesi günü iptal edildiğini duyurur," ifadeleri yer aldı. Air India, FlyDubai, Lufthansa Grubu ve Pakistan International Airlines’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda hava yolu şirketi, perşembe günkü saldırının ardından Suudi Arabistan’daki havalimanlarına yapılan gidiş-dönüş seferlerini zaten askıya almıştı. Husiler, Suudi hava sahasında uçuşlarını sürdüren uluslararası hava yolu şirketlerini olası sonuçlarla karşılaşabilecekleri konusunda uyarmıştı. Yemen’de isyancı grup ile Suudi Arabistan destekli Yemen hükümet güçleri arasındaki çatışmalar tırmanmayı sürdürürken, ülkenin havalimanları, petrol tesisleri ve tankerleri sık sık Husi saldırılarının hedefi oluyor. (Editör: Evelyn Ann-Marie Dom)

İran'ın ABD üslerine verdiği yoğun hasarı gösteren fotoğraflar Haber

İran'ın ABD üslerine verdiği yoğun hasarı gösteren fotoğraflar

BBC'nin ABD'deki ortağı CBS, İran'ın Ortadoğu'daki birçok ABD tesisine düzenlediği saldırılar sonucu oluşan yaygın hasarı gösteren görüntüler elde etti. Aktif görevdeki askeri personel tarafından sağlanan fotoğraflarda, parçalanmış bir radar uçağı, devrilmiş römorklar ve ağır hasar görmüş binalar görülüyor. Tarihi olmayan fotoğraflar, ABD'nin Suudi Arabistan ve Kuveyt'teki üslerinde ve tesislerinde çekildi. CBS'nin ismini açıklamadığı bir askeri yetkili "Bu, üslerimizde meydana gelen ve Amerikan kamuoyuna henüz iletilmeyen büyük bir hasar" dedi. Yetkili yaşananları "Gözlerimiz kapalı bir şekilde orada duruyor ve yüzümüze yumruk yiyorduk" diye tarif etti. Beyaz Saray, BBC'nin sorularını ABD Merkez Komutanlığı'na yönlendirdi. Merkez Komutanlığı, yorum talebine yanıt vermedi. BBC tarafından bağımsız olarak doğrulanmamış fotoğraflar, Pentagon'un denetleme biriminin Ortadoğu'daki ABD üslerinde bulunan yüzlerce bina ve yapının hasar gördüğünü ve yıkıldığını doğrulayan raporunun yayınlanmasından bir gün sonra görüldü. Fotoğraflardan birinde, Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Kuvvetleri Üssü'nde tahrip olmuş bir Boeing E-3 Sentry uçağı görülüyor. Uçak ikiye ayrılmış, kuyruk kısmı bir metal yığını haline gelmişti. Kaynak, CBS News--- Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ın yaklaşık 100 km güneydoğusunda bulunan Prens Sultan hava üssünde imha edilmiş bir Boeing E-3 Sentry uçağı görülüyor. Fotoğrafın tarihi belirtilmemiş olsa da BBC'nin doğrulama birimi BBC Verify daha önce Mart ayında aynı radar uçağına ait olduğu anlaşılan benzer bir fotoğrafı teyit etmişti. Boeing E-3 Awacs uçakları, olası tehditlere karşı erken uyarı sağlamak amacıyla uzun menzillerde potansiyel hedefleri tespit etmek ve izlemek için kullanılıyor. O dönemde bir ABD yetkilisi Reuters'e, İran'ın hava üssüne düzenlediği saldırıda 12 ABD personelinin yaralandığını, bunlardan ikisinin durumunun ağır olduğunu söylemişti. Kuveyt'teki Camp Beuhring Üssü'nden olduğu belirtilen, tarih belirtilmemiş iki fotoğrafta ise çökmüş karavanlar ve bölgeden yükselen dumanlar arasında paramparça olmuş büyük bir çadır benzeri yapı görülüyor. Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Buehring'de İran saldırısı sonucu tesisler imha oldu. Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Buehring'de İran saldırısında hasar gören bir yapıdan yükselen duman görülüyor. Bir diğer görselde ise Kuveyt'teki Arifjan Kampı'nda İran'ın düzenlediği bir saldırı sonucu hasar gören dört katlı bir bina görülüyor. Mart ayında, uydu iletişim donanımı da dahil bölgede hasar meydana geldiği bildirilmişti, ancak bu görüntünün aynı saldırıdan olup olmadığı net değil. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimlerde ulusal güvenlik yetkilisi olarak görev yapmış Brian Katulis, görsellerdeki hasarın "Amerika'nın savunmasını yeterince hazırlamadığını" gösterdiğini söyledi. Ortadoğu Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Katulis, "Çin ve Rusya gibi ABD'nin düşmanlarının İran'a hedef belirlemede yardımcı olduğuna dair güçlü kanıtlar var" diye ekledi. "Trump yönetimi bu zaafları gidermek için hiçbir şey yapmadı." Kaynak, CBS News--- Kuveyt'teki Camp Arifjan'da çekilen bu fotoğrafta bir binadaki hasar görülebiliyor. Bu görüntüler, Pentagon'un denetleme biriminin yayınladığı ve İran'ın saldırılarının "çatışma sırasında Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün'deki ABD üslerinde yüzlerce bina ve yapıyı hasara uğratıp, yok ettiğini" vurgulayan raporun hemen ardından yayınlandı. Raporda ayrıca, ekipman kayıplarının toplamda 3,7 milyar dolar olduğu belirtildi. Genel olarak, ABD'nin 29 Haziran'a kadar savaşa 33,4 milyar dolar harcadığı ifade edildi. Raporda, savaşın başlamasının ardından geçen aylarda "onlarca ABD uçağının imha edildiği veya hasar gördüğü" belirtiliyor. Belgede, hasar gören uçaklardan birkaçının listesi yer alıyor. Bunlar arasında "İran mühimmatı tarafından Suudi Arabistan'da yerde hasar gören veya imha edilen" beş yakıt ikmal uçağı da bulunuyor. Kongre Bütçe Ofisi'nin ayrı bir raporunda, E-3 uçağının artık üretimde olmadığı ve daha modern bir muadili olan E-7 ile değiştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bütçe Ofisi, yalnızca E-3 uçağının maliyetinin 500 milyon dolar olduğunu ve savaşta kaybedilen ekipmanların (uçaklar, insansız hava araçları ve yüksek irtifa alan savunma sistemi dahil) tahmini toplam maliyetinin 1,9 milyar dolar olduğunu belirtti. Savunma bakanlığının bilgi taleplerine yanıt vermemesi nedeniyle incelemede "belirsizlik" olduğunu ve bu nedenle kurumun hükümet veri tabanlarına ve kamuya açık raporlara bel bağlamak zorunda kaldığını vurguladı. Rapora göre, ABD ordusunun yapmayı planladığı onarım ve yeniden yapılanma çalışmalarının kapsamı da henüz net değil. Ortadoğu Enstitüsü'nden Brian Katulis, "Bu maliyetler, Trump yönetiminin değerli askeri kaynakları nasıl israf ettiğini ve karşılığında pek bir şey elde edemediğini gösterse de" asıl zararın ABD'nin genel askeri hazırlığına verildiğini söyledi. "Amerika Birleşik Devletleri, askeri varlıklarını Asya'dan Orta Doğu'ya kaydırmak zorunda kaldı. Bu da Amerika'yı ve Asya'daki ortaklarını Çin'e karşı daha savunmasız ve kırılgan hale getirdi" dedi. "Ayrıca, ABD'nin mühimmatının tükenmesi, Rusya'yı Amerika'nın NATO müttefikleriyle zaaflarını araştırmaya ve Ukrayna'ya karşı savaşını sürdürmeye daha istekli hale getiriyor." ABD'nin ekipman kayıplarını karşılayacak mali kaynaklara sahip olmasına rağmen, zaten bütçe sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu ve Ortadoğu'da veya dünyanın başka yerlerinde muhtemel çatışmaların tırmanmasına hazırlanmak için yeterince hızlı hareket edemeyebileceğini de sözlerine ekledi. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a ortak saldırılar düzenlemesiyle başlayan çatışmaya son verilmesi için Beyaz Saray üzerinde kamuoyu ve siyasi baskı artıyor. Savaşın başlamasından bu yana İran, Körfez'deki ABD üslerine ve müttefik devletlere, ayrıca İsrail'e defalarca saldırdı. ABD Temsilciler Meclisi, İran'daki savaşı sona erdirmek için 15 Eylül Salı gecesi üçüncü kez oylama yaparak, Başkan Donald Trump'ı Kongre onayı olmaksızın ABD askeri müdahalesini sona erdirmeye zorlayacak bir tasarıyı onayladı. Kasım ayındaki ABD ara seçimleri öncesinde Temsilciler Meclisi'nde bu konudaki son oylama olabilecek tercih birkaç Cumhuriyetçinin de desteğiyle kabul edildi. Tasarı, onaylanma yolunda belirsiz bir durumla karşı karşıya. ABD Senatosu konuyu ele alıp almayacağına dair henüz bir açıklama yapmadı. Aynı gün, görev süresi sona ermekte olan Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie de, İran savaşının ABD için maliyetine ilişkin yeni ayrıntıların ortaya çıkmasıyla birlikte Savunma Bakanı Pete Hegseth'i görevden alma girişiminde bulunacağını açıkladı. Trump yönetimi Hegseth'i destekledi ve ABD Adalet Bakanı Todd Blanche gazetecilere Hegseth'in "olağanüstü bir iş çıkardığını" söyledi. Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı.

Pentagon, İran’daki savaş nedeniyle mühimmat sıkıntısı yaşandığını kabul etti Haber

Pentagon, İran’daki savaş nedeniyle mühimmat sıkıntısı yaşandığını kabul etti

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), dün yayımladığı raporda, Trump yönetiminin son aylarda reddettiği İran'daki savaşla bağlantılı "mühimmat eksikliği" yaşandığını kabul etti. Pentagon Genel Müfettişliği'nin ABD'nin İran'a yönelik operasyonlarına ilişkin raporunda, "Destansı Gazap (Epic Fury) Operasyonu sırasındaki mühimmat tüketimi stratejik stoklarda eksikliğe yol açmış ve sanayi sektöründe mühimmat stoklarının yenilenmesini engelleyen darboğazları ortaya çıkarmıştır" ifadelerine yer verildi. Ancak raporda, Bakanlığın üretim temposunu hızlandırmak için aldığı tedbirlere de dikkat çekildi. Haziran ayında basında ABD'nin füze, özellikle de önleyici füze kullanımına kısıtlama getirdiğine dair haberler çıktığında hükümet bunu yalanlamış ve Donald Trump ülkenin "muazzam miktarda mühimmata" sahip olduğunu iddia etmişti. ABD Başkanı eylül ayı başında da ABD'nin "sınırsız miktarda mühimmata" sahip olduğu yönündeki ısrarını sürdürmüştü. Şarku’l Avsat’ın basında yer alan haberlerden aktardığına göre bu mühimmat sıkıntısı, Trump'ın yaz aylarında Tahran'a yönelik geniş çaplı saldırıları tekrarlamamasına yol açtı. Pentagon raporunda, "Önleyici füzelerin yoğun kullanımına rağmen, İran saldırıları Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün'deki ABD üslerinde bulunan yüzlerce bina ve tesise zarar vermiş ve tahrip etmiştir" denildi. Nisan - Haziran 2026 dönemini kapsayan belgede, uçak filosunda meydana gelen hasarlara da yer verilerek; 4 adet "F-15" uçağının imha edildiği, 1 adet "F-35" uçağının hasar gördüğü, 7 adet "KC-135" yakıt ikmal uçağının hasar gördüğü veya imha edildiği ve "30'a kadar" "MQ-9 Reaper" insansız hava aracının (İHA) imha edildiği belirtildi. Belgede, 28 Şubat'ta İsrail ve ABD'nin İran'a düzenlediği saldırılarla başlayan Körfez savaşına katılan ABD askeri personel sayısı 50 binden fazla olarak tahmin ediliyor. Raporda ayrıca, İran ve müttefiklerinin misillemelerinin dördü Irak, Kuveyt ve BAE'de olmak üzere diplomatik binalara da zarar verdiği açıklanıyor.

Kore çipleri Suudi Arabistan’a yöneliyor: Haber

Kore çipleri Suudi Arabistan’a yöneliyor:

Yapay zekâ yarışında rekabet artık yalnızca en gelişmiş modeli geliştirmekle sınırlı değil. Çipler, veri merkezleri ve enerji kapasitesi bu yarışın yeni belirleyicileri haline gelirken Suudi Arabistan, sahip olduğu enerji kaynakları ve hızla büyüyen dijital altyapısıyla küresel yapay zekâ ve yarı iletken şirketlerinin dikkatini çekiyor. Bilgi işlem çiplerine yönelik talebin artmasıyla birlikte yarı iletken sektörü enerji, veri merkezleri ve dijital altyapıyla kesişiyor. Böylece teknolojik gücün yeni haritası, yalnızca çip üreten ülkelerin değil, bu çiplerin ihtiyaç duyduğu bilgi işlem kapasitesini barındırabilecek ülkelerin de önem kazandığı yeni bir döneme işaret ediyor. Bu yarışta Suudi Arabistan, enerji imkânları, veri merkezlerindeki hızlı genişleme ve egemen yapay zekâ ekosistemi kurma hedefi sayesinde Asyalı çip ve yapay zekâ şirketleri için giderek daha önemli bir merkez haline geliyor. Güney Kore ise çipler, yapay zekâ ve bunlara bağlı altyapı alanlarındaki kamu harcamalarını artırarak değer zincirinin merkezindeki konumunu güçlendirmeye çalışıyor. Koreli yapay zekâ çipi şirketi Rebellions’ın Riyad’ı bölgesel merkezi olarak seçmesi, çipleri üretenlerle onları çalıştıracak kapasiteye sahip ülkeler arasındaki bu yeni kesişimi somutlaştırıyor. Şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Sunghyun Park, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ı şirket için cazip bir merkez haline getiren üç temel unsur bulunduğunu söyledi. Bunların yüksek enerji kapasitesi, yapay zekâ altyapısının geliştirilmesine yönelik kararlılık ve egemen yapay zekâ alanındaki büyük hedefler olduğunu belirtti. Park, bu faktörlerin bir araya gelmesinin Riyad’ı Rebellions’ın yapay zekâ çipleri alanındaki faaliyetlerini geliştirmesi için uygun bir merkez haline getirdiğini ifade etti. Koreli şirketin bu adımı, Suudi Arabistan’ın veri merkezleri ve yapay zekâ projelerine yönelik yatırımların artmasıyla birlikte yükselen bilgi işlem talebini karşılayacak kapasitesini genişletmeye çalıştığı bir dönemde atıldı. 2027’de 596,92 milyar dolar bütçe Güney Kore bu hafta, 2027 yılı için tarihinin en büyük hükümet bütçesini önerdi. Toplam 821 trilyon won (596,92 milyar dolar) tutarındaki bütçe, mevcut yıla göre yüzde 12,8 artış öngörüyor ve ülke tarihindeki en yüksek yıllık artışa işaret ediyor. Bütçedeki harcamaların önemli bir bölümünün yapay zekâ, yarı iletkenler ve bunlarla bağlantılı altyapıya yönlendirilmesi planlanıyor. Seul yönetimi, ekonomisinin en önemli itici güçlerinden biri olan yarı iletken sektöründeki konumunu korumak için kamu harcamalarını artırmaya hazırlanıyor. Bu adım, yapay zekâ uygulamalarında kullanılan çiplere yönelik küresel talebin hızla yükseldiği bir dönemde atılıyor. Bütçe tasarısında, yeni nesil yarı iletken altyapısını desteklemek amacıyla su sistemleri, elektrik şebekeleri ve lojistik hizmetlerini kapsayan sanayi altyapısı için 21,3 trilyon won ayrılması öngörülüyor. Ayrıca çip sektörüne yönelik özel bütçeye 2,6 trilyon won tahsis edilmesi planlanıyor. Güney Kore, yapay zekâ sistemlerinde kullanılan yüksek bant genişlikli bellek çiplerine (HBM) yönelik küresel talepteki artıştan da yararlanıyor. Bu talep, Samsung Electronics ve SK Hynix’in güçlü kârlar açıklamasında önemli rol oynuyor. Egemen yapay zekâ Riyad ile Seul’ü birbirine bağlıyor Park’a göre yapay zekânın egemenlik boyutu, ülkelerin hangi teknolojileri kullanacağına ilişkin kararlarında giderek daha önemli bir unsur haline geliyor. Özellikle bazı veri ve uygulamaların hassas sektörlerle bağlantılı olması, yerel olarak yönetilen yapay zekâ teknolojilerine duyulan ihtiyacı artırıyor. Park, bu ihtiyacın diğer unsurların yanı sıra ulusal güvenlikle de bağlantılı olduğunu belirtti. Nükleer enerji programları veya silah sistemleri gibi hassas bilgilerin, devletlerin yapay zekânın nasıl kullanılacağını kontrol edebilmesini, sınırlarını belirleyebilmesini ve sistemleri tamamen ülke içinde çalıştırabilmesini gerektirdiğini söyledi. Koreli yapay zekâ çipi şirketi Rebellions»ın Üst Yöneticisi (CEO) Sunghyun Park (Şarku’l Avsat) Bu durum, yapay zekâ pazarındaki temel eğilimlerden birini de yansıtıyor. Hükümetler ve şirketler artık yalnızca gelişmiş modellere erişmeye değil, verilerin nerede depolandığına, modellerin nerede çalıştırıldığına ve bu sistemlerin dayandığı altyapının kimin mülkiyetinde olduğuna da odaklanıyor. Aramco ve Humain çip tedarik zincirinde Rebellions’ın Suudi Arabistan’la halihazırda yatırım ilişkisi bulunuyor. Park, Aramco’nun yaklaşık iki yıl önce şirkete yatırım yaptığını, Rebellions’ın ise yapay zekâ altyapı teknolojilerine ilişkin tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi konusunda Humain ile görüşmelerini sürdürdüğünü söyledi. Park, Humain’in Suudi Arabistan’da ve küresel ölçekte yapay zekâ alanında faaliyet gösteren en önemli kuruluşlardan biri haline geldiğini belirterek, şirketle iş birliğinin bölgedeki yapay zekâ sektörü üzerinde olumlu bir etki yaratabileceğini ifade etti. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın veri merkezleri başta olmak üzere dijital altyapısını genişlettiği bir dönemde yaşanıyor. Bu durum, çip ve bilgi işlem alanında faaliyet gösteren şirketler için yalnızca bileşen satışıyla sınırlı olmayan, doğrudan yapay zekâ ekosisteminin kurulmasına katılmayı mümkün kılan potansiyel bir bölgesel pazar oluşturuyor. Rekabet çip hızından işletme maliyetine kayıyor Rebellions, yapay zekâ çipi pazarındaki rekabetin yalnızca bir çipin saniyede daha fazla sayıda token işleme kapasitesiyle belirlenmeyeceği görüşünde. Park, şirketin daha düşük ekonomik maliyetle daha yüksek yapay zekâ performansı sağlayan teknolojiler geliştirmeye odaklandığını söyledi. Müşteriler açısından önemli ölçütün yalnızca saniyede işlenebilen token sayısı olmadığını belirten Park, asıl önemli göstergelerden birinin token başına maliyet olduğunu ifade etti. Şirketin modeli, kaynaklarını eğitim ve çıkarım süreçleri arasında eşit biçimde dağıtmak yerine büyük ölçüde çıkarım (inference) operasyonlarına odaklanıyor. Park, çıkarım işlemlerinin giderek standartlaşan bir hizmete dönüştüğünü belirterek, şirketlerin ve kullanıcıların arka planda hangi teknolojinin kullanıldığından bağımsız olarak uygun maliyetle iyi sonuçlar elde etmeye daha fazla önem vereceğini söyledi. Enerji, yapay zekâ denkleminin bir parçası haline geliyor Veri merkezlerinin enerji tüketiminin artmasıyla birlikte elektrik maliyeti ve çiplerin enerji verimliliği, yapay zekâ kullanımının genişletilmesindeki ekonomik hesabın önemli unsurları haline geliyor. Riyad ile Seul’ün hesapları da bu noktada farklı açılardan kesişiyor. Güney Kore, değer zincirindeki konumunu korumak amacıyla çiplere, elektrik şebekelerine ve gerekli sanayi altyapısına yatırım yaparken Suudi Arabistan, yaklaşan bilgi işlem dalgasını karşılamak için enerji, altyapı ve veri merkezleri sağlamaya çalışıyor. Böylece yapay zekâ yarışındaki rekabet yalnızca modeller ve yazılımlar etrafında şekillenmiyor. Yarış aynı zamanda çipleri kimin ürettiği, veri merkezlerine kimin sahip olduğu, enerjiyi kimin sağlayabildiği ve tüm bunları en düşük maliyetle kimin sunabildiği soruları etrafında yeniden tanımlanıyor.

ABD'den Türkiye Açıklaması!  " İran'a bedel ödetme konusunda ABD'ye destek verdiler.." Haber

ABD'den Türkiye Açıklaması! " İran'a bedel ödetme konusunda ABD'ye destek verdiler.."

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Türkiye'nin de aralarında yer aldığı bazı ülkelerin ticari gemilere yönelik saldırıları sebebiyle İran'a bedel ödetme konusunda ABD'ye destek verdiğini öne sürdü. VANCE BEYAZ SARAY'DA İRAN POLİTİKASINI DEĞERLENDİRDİ ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında İran’a yönelik baskı politikası, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve küresel enerji fiyatları hakkında açıklamalar yaptı. BBC’nin aktardığına göre Vance, İran’dan ticari gemilere yönelik saldırılarını durdurmasını istedi. Tahran yönetimine karşı ekonomik, askeri ve diplomatik baskının yanı sıra gizli operasyonların da seçenekler arasında bulunduğunu belirten Vance, "Gerçekleşebilecek her şey masada." dedi. TÜRKİYE VE BÖLGE ÜLKELERİNİN İRAN'A KARŞI ADIM ATTIĞINI İDDİA ETTİ İran’ın ekonomik olarak yalnızlaştırılmasına yönelik girişimlere ilişkin soruyu yanıtlayan Vance; Türkiye, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar’ın adını verdi. Vance, söz konusu ülkelerin İran’ın ticari gemilere ateş açmasının bedelini ödemesini sağlama konusunda ABD’ye yardımcı olduğunu ileri sürerek, "Bazen bunu kamuoyu önünde söylemek istemiyorlar ancak özel olarak bize yardımcı olacak çok sayıda adım atıyorlar." ifadelerini kullandı. Vance, Türkiye ve diğer ülkelerin ne tür bir destek verdiği ya da bu desteğin kapsamı konusunda ayrıntı paylaşmadı. Açıklama, İran’ı küresel ticaret ve finans sisteminden uzaklaştırmayı amaçlayan ABD’nin Ekonomik Dışlama Operasyonu hakkındaki bir soruya yanıt olarak gerçekleşti. BASKI POLİTİKASI İLE İRAN'IN KAYNAKLARINI KESMEK HEDEFLENİYOR Vance, baskı politikasının amaçlarından birinin, İran’ın nükleer programını yeniden inşa etmek istemesi durumunda ihtiyaç duyacağı ekonomik kaynaklara erişimini engellemek olduğunu söyledi. İran’ın şu ana kadar nükleer tesislerini yeniden inşa etmeye çalıştığına ilişkin gelişme görmediklerini belirten Vance, Çin’in de Tahran yönetimine kıyasla daha sorumlu hareket ettiğini savundu. Trump yönetiminin gelecek aylarda İran’a karşı atabileceği adımları kamuoyu önünde açıklamayacağını ifade eden Vance, ekonomik, askeri, diplomatik ve gizli baskının başkanın kullanabileceği araçlar arasında yer aldığını dile getirdi. ABD Başkan Yardımcısı, İran ticari gemilere yönelik saldırılarını sürdürdüğü müddetçe Tahran yönetimiyle müzakere yürütmeyeceklerini açıkladı. DÜĞÜN TÖRENİNİN VURULDUĞU İDDİASI İNCELEME ALTINA ALINDI Vance’a, ABD’nin İran’da düzenlediği bir hava saldırısında düğün törenini vurduğu yönündeki iddia soruldu. İran devlet medyasının açıklamalarına şüpheyle yaklaştığını dile getiren Vance, olayın incelendiğini belirterek, "Eğer hata yaparsak ABD ordusu bundan ders çıkarır." dedi. İranlı yetkililer, saldırıda 5 kişinin hayatını kaybettiğini ve yaklaşık 70 kişinin yaralandığını bildirdi. ABD ordusu ise haberlerden haberdar olduğunu ancak sivilleri hedef almadığını açıkladı.

Neandertaller, Arabistan çöllerine kadar gitti mi? Haber

Neandertaller, Arabistan çöllerine kadar gitti mi?

55 bin yıllık taş aletler, Neandertallerin sanılandan daha güneye gittiğine işaret ediyor. Arkeologlar, Neandertallerin yaklaşık 55 bin yıl önce Arap Yarımadası'nın çöllerine kadar ilerlemiş olabileceğini öne sürdü. Modern insanların (Homo sapiens) en yakın akrabalarından Neandertallerin büyük ölçüde Avrupa'da ve Asya'nın batısında yaşadığı biliniyor. Yaklaşık 40 bin yıl önce soyu tükenen bu insan türünün İran'daki Zagros Dağları'yla bugünkü Türkiye topraklarında da yaşadığına ilişkin kanıtlar giderek artıyor. Geçen ay yayımlanan bir çalışmada, modern insanlar ve Neandertaller arasındaki kültür alışverişinin kanıtları Hatay'da keşfedilmişti. Liverpool Üniversitesi'nden James Blinkhorn ve Malta Üniversitesi'nden Huw Groucutt liderliğindeki yeni bir çalışmadaysa soyu tükenmiş bu insan türünün sanılandan daha güneye gitmiş olabileceğine dair kanıtlar bulundu. Bulguları hakemli dergi Quaternary Science Reviews'ta yayımlanan çalışmada ekip, Suudi Arabistan'daki Nefud Çölü'nde yer alan Jebel Katefeh-1 (JKF-1) isimli arkeolojik kazı alanında keşfedilen taş aletleri inceledi. Burada bulunan eserler, diğer Arap bölgelerinde keşfedilen aletlere pek benzemediği için bunları kimin yaptığı uzun zamandır merak konusuydu. Yeni araştırmayı yürüten ekip, JKF-1'in yanı sıra Arabistan, Levant ve Afrika'nın kuzeydoğusundaki diğer taş aletleri karşılaştırdı. İstatistiksel bir model kullanarak farklı bölge ve dönemlere ait aletlerin özelliklerini ve bulundukları arkeolojik ortamı incelediler. Ardından Neandertallerle Homo sapiens'in el işçiliğini yüzde 93'e varan doğrulukla ayırt edebilen bir model geliştirildi. Bu modele göre JKF-1'de ortaya çıkarılan aletleri yapanlar Homo sapiens değil, Neandertallerdi. Groucutt , "Bulgularımız, Neandertallerin bilinen yayılım alanını sanılandan çok daha güneye, Arabistan'ın açık arazilerine kadar genişletiyor" diyor. Bilim insanları aletlerin yaklaşık 55 bin yıl önce, çöl ortamının daha nemli hale geldiği bir dönemde yapıldığını da tespit etti. Bu dönemde Güneybatı Asya'da yaşadığı bilinen tek insan topluluğunun Neandertaller olması da aletleri onların yaptığı ihtimalini güçlendiriyor. İklimdeki değişimler, Neandertallerin bu kadar güneye gitmesinde rol oynamış olabilir. JKF-1'deki taş aletler, kurak bir dönemden nemli bir döneme geçiş noktasında keşfedildi. Bilim insanları yakındaki bir gölün yeniden suyla dolduğunu ve çevredeki çölün yeşillenmeye başladığını söylüyor. Bu nedenle otlayan hayvanlar çölün iç kesimlerine doğru giderken, Neandertaller de onları takip etmek zorunda kalmış olabilir. Ancak bölgede Neandertallerin varlığını kanıtlayan fosil veya DNA örneği bulunmadığı için Arabistan'a gittiklerini kesin olarak söylemek henüz mümkün değil. Yine de çalışma, Avrupa'nın Neandertallerin tek merkezi yaşam alanı olmayabileceğine ve bu insan türünün Asya'nın sanılandan çok daha geniş kesimlerine yayıldığına işaret eden kanıtlara yenisini ekliyor. Yeni araştırmada yer almayan, Tübingen Üniversitesi'nden arkeolog Knut Bretzke, "Suudi Arabistan'ın kuzeyinde Neandertallerin yaşadığına inanıyor muyum? Evet" diyerek ekliyor: Bu inancımı kanıtlayacak sağlam delillerimiz olduğunu düşünüyor muyum? Hayır. (Kaynaklar: Independent Türkçe, Live Science, IFLScience, Quaternary Science Reviews /// Derleyen: Büşra Ağaç)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.