Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilirlik

bursaarena.com.tr - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Alman Sanayisinde Tedarik Alarmı: Kriz mi, Türkiye İçin Yeni Fırsat mı? Haber

Alman Sanayisinde Tedarik Alarmı: Kriz mi, Türkiye İçin Yeni Fırsat mı?

Almanya sanayisinde tedarik zinciri kaynaklı sorunlar yeniden gündemin üst sıralarına yükseldi. Almanya’nın önde gelen ekonomi araştırma kuruluşlarından ifo Enstitüsü’nün son verilerine göre, imalat sanayisinde malzeme ve ara ürün tedarikinde sorun yaşayan şirketlerin oranı yılın ilk aylarına göre belirgin şekilde arttı. Uzmanlara göre bu tablo, pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri kırılmalarının ardından küresel üretim sistemlerinin hâlâ tam anlamıyla istikrara kavuşamadığını ortaya koyuyor. Alman Sanayisinde Baskılar Artıyor Son yıllarda enerji maliyetlerindeki yükseliş, Çin kaynaklı rekabet baskısı, nitelikli iş gücü eksikliği ve küresel jeopolitik gerilimlerle mücadele eden Alman sanayisi, şimdi de yeniden büyüyen tedarik sorunlarıyla karşı karşıya. Özellikle kimya, plastik, makine ve otomotiv sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler, kritik girdilere erişimde yaşanan gecikmelerin üretim planlarını olumsuz etkilediğini bildiriyor. Sektör temsilcileri, küresel ticaret rotalarında yaşanan belirsizliklerin ve artan jeopolitik risklerin tedarik sürelerini uzattığına dikkat çekiyor. Avrupa’nın Üretim Merkezi Alarm Veriyor Almanya yalnızca Avrupa’nın en büyük ekonomisi değil, aynı zamanda kıtanın üretim ve ihracat merkezi konumunda bulunuyor. Bu nedenle Alman sanayisinde yaşanan her gelişme, Avrupa genelindeki tedarik zincirlerini ve üretim ağlarını da doğrudan etkiliyor. Özellikle otomotiv, makine, elektronik ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren binlerce şirket, Alman sanayisinin üretim ritmine bağlı olarak çalışıyor. Uzmanlar, tedarik sorunlarının kalıcı hale gelmesi durumunda Avrupa’daki üretim maliyetlerinin daha da yükselebileceği ve teslim sürelerinde yeni gecikmeler yaşanabileceği görüşünde. Türkiye İçin Yeni Bir Fırsat Penceresi Açılabilir Almanya’da yaşanan gelişmeler yalnızca riskleri değil, Türkiye açısından yeni fırsatları da gündeme getiriyor. Son yıllarda Avrupa şirketlerinin tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve üretimi daha yakın coğrafyalara taşıma eğilimi dikkat çekiyor. “Nearshoring” olarak adlandırılan bu yaklaşım kapsamında Türkiye; güçlü sanayi altyapısı, üretim kabiliyeti, lojistik avantajları ve Avrupa pazarına yakınlığı sayesinde öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle otomotiv yan sanayi, makine, kimya, elektronik ve plastik sektörlerinde faaliyet gösteren Türk üreticiler, Alman şirketlerinin alternatif tedarikçi arayışlarından fayda sağlayabilecek potansiyele sahip bulunuyor. Asıl Soru: Türk Sanayisi Hazır mı? Almanya’da yaşanan tedarik sorunları, Türkiye açısından önemli fırsatlar yaratabilecek olsa da uzmanlara göre asıl belirleyici unsur Türk şirketlerinin bu talebe ne ölçüde cevap verebileceği olacak. Kalite standartları, sürdürülebilirlik kriterleri, dijitalleşme yatırımları ve Ar-Ge kapasitesi, önümüzdeki dönemde Avrupa ile iş yapan şirketler için her zamankinden daha kritik hale gelecek. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan her kırılma yeni riskler doğururken, aynı zamanda yeni oyuncular için kapılar açıyor. Bugün Almanya sanayisinde yaşanan gelişmeler, Türk sanayicileri açısından da önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Avrupa’nın tedarik zincirlerinde oluşan yeni boşlukları doldurmaya ne kadar hazırız? Turkishtimedergi

Elektrikli araçlar tedarik risklerini artırıyor Haber

Elektrikli araçlar tedarik risklerini artırıyor

Otomotiv sektörü; elektrikli araçlar, düşük emisyon ve AB regülasyonları ile dönüşüyor. Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, yerli batarya yatırımlarının ve sürdürülebilirliğin ihracat ve rekabet gücü için zorunlu olduğunu vurguladı. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan otomotiv sektörüise bu dönüşüm kapsamında düşük emisyonlu üretim süreçleri, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve ürün yaşam döngüsü yönetimi odağında yeniden şekilleniyor. Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, otomotiv sektöründe sürdürülebilirliğin stratejik önemine dikkat çekerek, “Otomotiv sektörü yaklaşık 40 milyar ABD doları ihracat hacmiyleTürkiye için kritik öneme sahip. Bu ölçekte bir sektörde sürdürülebilirlik artık bir tercih değil; ihracatın devamlılığı ve rekabet gücü açısından zorunluluk haline geldi.” dedi. Elektrikli araçlara geçiş süreciyle birlikte batarya sistemleri ve kritik hammaddelerde ithal girdi oranının yükseldiğini belirten Atacan, bu durumun jeopolitik gelişmelerle birleştirildiğinde sektör açısındansektör için yeni kırılganlık alanları yarattığını vurguladı. Özellikle batarya hammaddelerine erişimin önümüzdeki dönemde stratejik bir hazırlık dönemi olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Avrupa Birliği’nin düşük emisyon, karbon ayak izi, geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı ve ürün yaşam döngüsü performansı konularında kalıcı ve giderek sıkılaşan düzenlemeler uyguladığını belirten Atacan, bu sürecin firmalar tarafından bir geçiş dönemi değil, hazırlık süreci olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekti. YERLİ TEDARİK VE BATARYA YATIRIMLARI ÖNE ÇIKIYOR Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde otomotiv sektöründe yerli ve bölgesel tedarik kapasitesinin güçlendirilmesi, batarya üretimi ve batarya bileşenlerine yönelik yatırımların artırılması ile karbon ayak izinin ölçülmesi ve azaltılmasına yönelik çalışmalar, firmalar için rekabet avantajı yaratan temel unsurlar arasında yer alacak.

50. Yeşil Bursa Rallisi için geri sayım başladı Haber

50. Yeşil Bursa Rallisi için geri sayım başladı

BURSA (İGFA) - Bursa Otomobil Sporları Spor Kulübü (BOSSEK) tarafından düzenlenecek olan ve haziran ayında motor sporları tutkunlarını yeniden Bursa’da buluşturacak Aloft by Marriott 50. Yeşil Bursa Rallisi’nin hazırlıkları kapsamında, Bursa Valisi Erol Ayyıldız başkanlığında gerçekleştirilen toplantı, Bursa Valiliği bünyesinde düzenlendi. Toplantıda yarışın güvenlik, organizasyon ve operasyon süreçlerine ilişkin tüm detaylar masaya yatırılırken, kurumlar arası koordinasyonun eksiksiz şekilde sağlanması adına kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. KAMU KURUMLARI ORGANİZASYON İÇİN BİR ARAYA GELDİ Aloft by Marriott 50. Yeşil Bursa Rallisi öncesindeki koordinasyon toplantısına, Bursa’daki birçok kritik kurumun temsilcileri katıldı. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, Bursa İl Jandarma Komutanlığı, Trafik Şube Müdürlüğü, Bursa Büyükşehir Belediyesi, AFAD, Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Orhaneli ve Keles bölgesi ilçe jandarma komutanlıklarının yetkilileri toplantıda hazır bulundu. Toplantıda özellikle yarış güvenliği, etap koordinasyonu, seyirci alanları, ulaşım planlamaları ve acil durum senaryoları üzerinde detaylı şekilde duruldu. Organizasyonun geniş bir coğrafyada gerçekleştirilecek olması nedeniyle kurumlar arası iletişim süreçlerinin eksiksiz yürütülmesinin önemine vurgu yapıldı. Türkiye’nin en önemli motor sporları organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Yeşil Bursa Rallisi’nin yalnızca sportif yönüyle değil, aynı zamanda şehir ekonomisine, turizmine ve Bursa’nın ulusal ölçekte tanıtımına sağladığı katkıyla da büyük bir değer taşıdığı ifade edildi. BOSSEK YETKİLİLERİ YARIŞIN TEKNİK DETAYLARINI PAYLAŞTI Koordinasyon toplantısında BOSSEK yetkilileri tarafından kapsamlı bir teknik sunum gerçekleştirildi. Sunumda yarışın etap yapıları, güzergâh bilgileri, görevli sayıları, yarış merkezi organizasyonu, seremonik start planlaması ve gece seyirci etabına ilişkin detaylar paylaşıldı. Özellikle yarış sırasında görev alacak ekiplerin koordinasyon süreçlerinin nasıl işleyeceği konusunda ilgili kurumlara ayrıntılı bilgiler aktarıldı. Güvenlik önlemlerinin üst seviyede tutulacağı organizasyonda, etap çevresindeki trafik düzenlemeleri, seyirci güvenliği ve acil müdahale planlarının önceden hazır hale getirildiği belirtildi. Rallinin Orhaneli ve Keles bölgesindeki etaplarında görev alacak güvenlik birimleriyle yarış direktörlüğü arasında anlık iletişim sağlanacağı, organizasyon boyunca tüm operasyonların koordineli şekilde yürütüleceği ifade edildi. Toplantıda ayrıca yarış güzergâhlarının doğal yaşamla uyumlu şekilde planlandığına dikkat çekilirken, çevre hassasiyetinin organizasyonun temel öncelikleri arasında yer aldığı vurgulandı. 50. YILA YAKIŞAN ORGANİZASYON HAZIRLIĞI Öte yandan, bu yıl 50. kez düzenlenecek olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyan Yeşil Bursa Rallisi için BOSSEK, uzun süredir yoğun bir hazırlık süreci yürütüyor. Yarım asırlık geçmişiyle Türk motor sporlarının sembol organizasyonlarından biri haline gelen yarışın, bu yıl hem sportif rekabet hem de organizasyon kalitesi açısından üst düzey bir atmosfer sunması hedefleniyor. Bursa’nın doğal güzellikleri içerisinde gerçekleştirilecek etapların hem sporcular hem de seyirciler için yüksek heyecan vadettiği belirtilirken, organizasyonun ulusal motor sporları takvimindeki en prestijli yarışlardan biri olmayı sürdürdüğü ifade edildi. Özellikle gece seyirci etabının bu yıl da büyük ilgi görmesi beklenirken, seremonik start organizasyonu için de kent merkezinde geniş katılımlı bir program planlandığı kaydedildi. VALİLİK ONAYIYLA RESMİ SÜREÇ TAMAMLANDI Gerçekleştirilen koordinasyon toplantısıyla birlikte, Türkiye otomobil sporlarının en köklü yarışlarından biri olan 50. Yeşil Bursa Rallisi için resmi anlamda geri sayım başlamış oldu. BOSSEK’in son dönemde çevre odaklı projeleri, sürdürülebilirlik çalışmaları ve uluslararası standartlara yönelik adımlarıyla dikkat çektiği süreçte, 50. Yeşil Bursa Rallisi’nin de bu vizyon doğrultusunda organize edileceği ifade ediliyor. Bursa’da motor sporları heyecanını yeniden zirveye taşıyacak organizasyonun, 5-7 Haziran tarihleri arasında, binlerce sporseveri kentte buluşturması bekleniyor.

3. Uludağ Çevre Forumu yoğun ilgi gördü Haber

3. Uludağ Çevre Forumu yoğun ilgi gördü

BURSA (İGFA) - Burkasan’ın çevre, geri dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanındaki çalışmalarını temsil ettiği forum, kamu temsilcilerini, iş dünyasını, akademiyi ve sektör paydaşlarını aynı platformda buluşturdu. Etkinlikte üretimde sürdürülebilirlik, geri dönüştürülmüş ham madde kullanımı, atık yönetimi, yeşil dönüşüm politikaları ve döngüsel ekonomi başlıkları ele alındı. Kılıç, mevcut kaynak kullanım modelinin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını belirterek Türkiye’nin geri dönüşüm kapasitesinin ekonomik değere dönüşmesi için güçlü toplama ağlarına, etkin regülasyonlara ve sanayiyle entegre bir geri dönüşüm modeline ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. BURSA’NIN YEŞİL DÖNÜŞÜMÜ İÇİN PLANLI BÜYÜME VURGUSU Vedat Kılıç, forumda yaptığı konuşmada Bursa’nın plansız büyüme, trafik, çevre kirliliği ve üretim alanlarının sınırlanması gibi temel sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Şehir planlamasının yalnızca estetik bir konu olmadığını vurgulayan Kılıç, bu sürecin yaşam kalitesi, üretim gücü ve çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıdığını söyledi. Kılıç, Bursa’nın anayasası niteliğinde olacak 1/100 binlik çevre planının hazırlanması gerektiğini belirterek, organize sanayi alanlarına yönelik ihtiyacın doğru planlama ile karşılanması gerektiğini ifade etti. Üniversiteler, akademik odalar, yerel yönetimler ve iş dünyasının ortak bir vizyon etrafında buluşması halinde Bursa’nın önündeki birçok engelin aşılabileceğini dile getirdi. GERİ DÖNÜŞÜM EKONOMİK SİSTEMİN GÜÇLÜ BİR PARÇASI OLMALI Vedat Kılıç, geri dönüşümün artık yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, sanayinin rekabet gücünü, kaynak güvenliğini ve ihracat kapasitesini doğrudan etkileyen stratejik bir alan olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Forumda geri dönüştürülmüş ham madde kullanımının artırılması, atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması ve geri dönüşüm sektörünün sürdürülebilir şekilde büyümesi gerektiği değerlendirildi. Kılıç, üretim süreçlerinde geri dönüştürülmüş içerik kullanımının yaygınlaşmasının hem çevresel fayda sağlayacağını hem de Türkiye sanayisinin yeşil dönüşüm hedeflerine katkı sunacağını belirtti. BURKASAN, DÖNGÜSEL EKONOMİYE KATKI SUNMAYI SÜRDÜRÜYOR Burkasan, geri dönüşüm ve atık yönetimi alanındaki faaliyetleriyle döngüsel ekonominin gelişmesine katkı sunmaya devam ediyor. Şirket, kaynakların verimli kullanılması, atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması ve sürdürülebilir üretim süreçlerinin desteklenmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. 3.Uludağ Çevre Forumu, Burkasan’ın çevre odaklı vizyonunu paylaşması ve sektör paydaşlarıyla ortak hedefler doğrultusunda bir araya gelmesi açısından önemli bir platform oldu. Vedat Kılıç’ın forumda verdiği mesajlar, Bursa’nın yeşil dönüşüm sürecinde daha planlı, daha güçlü ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşması gerektiğini ortaya koydu.

3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı Haber

3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı

BURSA (İGFA) - İlki 2024 yılında düzenlenen ve kısa sürede alanında referans etkinliklerden biri haline gelen Uludağ Çevre Forumu bu yıl da yoğun katılımla yapılıyor. Bursa Business School Uludağ Kampüsü’nde “Kaynaktan Değere Bugünden Geleceğe” temasıyla düzenlenen forumda iki gün boyunca 7 ayrı oturum düzenlenecek. Türkiye'nin küresel iklim politikalarındaki vizyonunu taçlandıracağı COP31’e doğru giderken atılacak stratejik adımların değerlendirildiği forumda entegre atık yönetimi ve Ulusal Depozito Sistemi, üretimde zorunlu geri dönüştürülmüş madde kullanımı, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik, ulusal su politikaları ve sanayide yeşil dönüşüm gibi başlıklarda alanında uzman isimler konuşmacı olarak yer alıyor. Açılışta konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sürdürülebilirlik gibi uzun soluklu ve çok boyutlu bir alanda başarının tek seferlik çalışmalarla değil, ortak akılla, istikrarlı iş birlikleriyle ve aynı hedef etrafında buluşan kurumların gayretiyle mümkün olduğunu söyledi. Bu anlamda AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin emekleriyle üçüncü kez hayata geçirilen forumun, kaynak verimliliği, çevre duyarlılığı, yeşil dönüşüm ve insan odaklı kalkınma hedefleri bakımından önem bir kazanım olduğunu belirten Burkay, iklim değişikliği, çevresel riskler, kaynakların etkin kullanımı, enerji güvenliği ve sürdürülebilir üretim; küresel rekabetin ana gündemleri arasında yer aldığını vurguladı. Burkay, yeşil dönüşüm sürecinde kamu politikalarıyla özel sektör uygulamalarının aynı istikamette ilerlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bu noktada son dönemde hayata geçirilen desteklerin iş dünyası olarak çok değerli bulduklarını ifade eden İbrahim Burkay, “Bursa iş dünyası olarak, bu destekler için Bakanlığımıza, KOSGEB’e, TÜBİTAK’a ve sürece katkı sunan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte sahadan aldığımız geri bildirimler, önümüzdeki dönemde desteklerin daha fazla firmaya ulaşması, başvuru süreçlerinin sadeleşmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin teknik danışmanlık kapasitesinin artırılması yönündeki ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Karbon ayak izi ölçümü, enerji verimliliği yatırımları, temiz üretim teknolojileri, yeşil finansman, dijitalleşme ve mevzuata uyum başlıklarında sağlanacak her yeni destek; firmalarımızın rekabet gücüne, ihracat kapasitesine ve sürdürülebilir üretim anlayışına doğrudan katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. BTSO olarak bizler de Bakanlığın ortaya koyduğu vizyonu; Bursa’nın üretim gücü, girişimcilik kabiliyeti ve yatırım kapasitesiyle desteklediklerini vurgulayan Burkay, şöyle devam etti: “Bugün Bursa’da, yüksek teknolojili üretimden lojistiğe, enerji verimliliğinden yalın üretime kadar geniş bir alanda güçlü bir dönüşüm altyapısı oluşturduk. Ülkemizin yüksek teknolojili ilk organize sanayi bölgesi TEKNOSAB, sanayimizin yeni nesil üretim vizyonunu temsil ederken; Lojistik Teknopark projemiz, kentimizin üretim ve ihracat kapasitesini daha verimli bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Enerji Verimliliği Merkezimiz ve Bursa Model Fabrikamız ise firmalarımıza sahada ölçülebilir kazanımlar sağlayan iki önemli uygulama merkezimizdir. Bu merkezlerimizle işletmelerimizin kaynak kullanımını iyileştirmesine, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmesine ve yeşil dönüşüm hedeflerine daha güçlü hazırlanmasına katkı sunuyoruz. Kısacası Bursa iş dünyası olarak bizler, sürdürülebilirliği yalnızca konuşulan bir hedef olarak değil; üretimin, yatırımın, ihracatın ve kurumsal kapasitenin her aşamasına yansıyan somut bir çalışma alanı olarak görüyoruz.” diye konuştu. İŞ DÜNYASI OLARAK ÖNEMLİ BİR EŞİKTEYİZ Bugün iş dünyası olarak çok önemli bir eşikte olduklarını ifade eden Başkan Burkay geçmişte rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasitesi, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu ancak bugün bunların yanına karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin eklendiğini kaydetti. Sürdürülebilirlik anlayışının en güçlü karşılık bulduğu alanların başında şehirlerin geldiğini belirten Başkan Burkay, “Sürdürülebilirlik, şehirlerin planlanmasında, ulaşım altyapısında, afetlere hazırlığında, çevre kalitesinde ve sosyal yaşam alanlarında da kendini göstermelidir. Bir şehri geleceğe hazırlamak, aslında o şehirde yaşayan insanın hayatını, güvenliğini, sağlığını ve refahını öncelemek demektir. Dolayısıyla Bursa gibi kadim bir kenti ‘su akar yolunu bulur’ anlayışıyla kaderine terk edemeyiz. Çünkü Bursa, plansızlığa mahkûm edilecek kadar değersiz bir şehir değildir.” dedi. Bursa’nın en son kapsamlı çevre düzeni planının 1998 yılında yapıldığını hatırlatan Başkan Burkay, 30 yıl önceki bir akılla bugünün Bursa’sını yönetmeye çalışmanın Bursa’ya yapılan büyük bir haksızlık olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, “Bu plansızlık; sadece estetik bir kayıp değildir; her gün boğuştuğumuz trafik, çevre kirliliği ve kentin kapasite geliştirme sorunlarını da beraberinde getiren bir düğümdür. Bu nedenle Bursa’mızın anayasası niteliğinde olan 1/100 binlik çevre planında şehir içinde sıkışıp kalmış, apartmanlarla iç içe imalat yapan üretim ve ihracat kapasitesi sınırlanmış 8 bin 500 firmamızın varlığını da ayrıca değerlendirmek durumundayız. Organize bir akılla hareket ettiğimizde, akademik odalarımızın ve üniversitelerimizin vizyonu ile iş dünyamızın dinamizmini birleştirdiğimizde, inanıyorum ki her engeli aşarız. Bursa'nın gerçek değeri, ancak bu planlı büyüme ve ortak akıl koordinasyonuyla ortaya çıkacaktır. Bu düşüncelerle forumda emeği geçen Konseyimize, destek veren sponsorlarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi. ULUDAĞ ÇEVRE FORUMU ÖNEMLİ BİR PLATFORM HALİNE GELDİ BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun üçüncüsünü gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyduklarını belirterek, daha önce yapılan iki forumun başarıyla tamamlandığını ve etkinliğin artık Bursa iş dünyasının yanı sıra Türkiye genelinde de takip edilen önemli bir platform haline geldiğini söyledi. Forumun güçlü içerik, yüksek katılım ve sektörler arası iş birliğiyle öne çıktığını ifade eden Kılıç, “Uludağ Çevre Forumu’nun ülkemize, Bursa’ya ve iş dünyamıza yakışan, ulusal ölçekte takip edilen önemli bir platform haline geldiğine inanıyoruz.” dedi. Forumun hayata geçirilmesine destek veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a da teşekkür eden Kılıç, iklim krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik rekabetten üretim modellerine kadar birçok alanı etkilediğini vurguladı. Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğin insanlık tarihi kadar eski ve önemli bir konu olduğunu söyledi. Doğanın milyonlarca yıldır kendi döngüsü içerisinde kusursuz bir geri dönüşüm sistemi kurduğunu belirten Altun, milyarlarca insanın bu dünyadan ayrıldığını, doğanun bunu muhteşem şekilde geri dönüştürdüğünü vurgulayarak, "Doğanın teknolojisi bir kaosun önüne geçiyor.” dedi. İnsanlığın bugün hâlâ doğadaki bu kusursuz dönüşümü nasıl sağlayacağını tartıştığını belirten Altun, “Dünyada geri dönüşüm konusunda ortak bir konsensüs sağlandı. Artık üretmek ne kadar önemliyse atık dönüşümü de o kadar önemli. BTSO öncülüğünde gerçekleştirilen bu forum ve COP31 zirvesi gibi organizasyonlar, bu sorunun çözümü için ortak çaba gösteriyor.” diye konuştu. Açılış konuşmalarının 3. Uludağ Çevre Forumu’na katkı veren sponsorlara plaketleri takdim edildi. Forumun açılış oturumu ise COP 31’e Doğru Türkiye başlığı ile gerçekleştirildi. AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer konuşmacı olarak yer aldı.

Türk tekstilinin küresel rekabet yolculuğu UTİB’de ele alındı Haber

Türk tekstilinin küresel rekabet yolculuğu UTİB’de ele alındı

UTİB Başkanı İhsan İpeker, Première Vision CEO'su Florence Rousson ve Müdürü Gülperi Erkanlı'yı ağırladı. Görüşmede Türk tekstilinin küresel rekabet gücü, sürdürülebilirlik ve uluslararası fuar stratejileri ele alındı. BURSA (İGFA) - Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB), Première Vision CEO’su Florence Rousson ve Première Vision İstanbul Müdürü Gülperi Erkanlı’yı Türkiye ziyareti kapsamında ağırladı. UTİB Yönetim Kurulu Başkanı İhsan İpeker’in ev sahipliğinde Uludağ İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirilen görüşmede, Türk tekstil sektörünün uluslararası fuarlardaki konumu, küresel pazarlardaki rekabet gücü ve yeni dönem fuar stratejileri ele alındı. Toplantıda ayrıca Première Vision organizasyonlarının sektöre sunduğu fırsatlar, nitelikli alıcıya erişim, sürdürülebilirlik, inovasyon, teknoloji entegrasyonu ve Türk firmalarının küresel pazarlardaki görünürlüğünü artırmaya yönelik adımlar değerlendirildi. FUARLARIN ROLÜ YENİDEN TANIMLANIYOR Toplantıda, pandemi sonrası değişen ticaret alışkanlıkları, küresel ekonomik dalgalanmalar ve uluslararası seyahat dinamiklerinin fuar organizasyonlarına etkileri ele alındı. Yeni dönemde fuarların yalnızca sipariş alınan ticari platformlar olmaktan çıkarak; inovasyon, networking, sürdürülebilirlik, marka iletişimi ve stratejik iş birliklerinin geliştiği çok boyutlu merkezlere dönüştüğü vurgulandı. Première Vision yönetimi tarafından yapılan değerlendirmelerde özellikle “Smart Creation” yaklaşımı kapsamında sürdürülebilirlik, inovatif tekstil çözümleri ve ileri teknoloji uygulamalarının önümüzdeki dönemde fuarların en güçlü başlıkları arasında yer alacağı ifade edildi. Toplantıda değerlendirmelerde bulunan UTİB Yönetim Kurulu Başkanı İhsan İpeker, Première Vision fuarlarının Türk tekstil sektörü açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Firmalarımızın ürünlerini dünyaya tanıtabilmesi, yeni alıcılarla buluşabilmesi ve küresel pazarlardaki görünürlüğünü artırabilmesi açısından fuarlar büyük bir avantaj sunuyor. UTİB olarak bizler de uzun yıllardır Première Vision başta olmak üzere uluslararası fuar organizasyonlarında firmalarımızın daha güçlü şekilde yer almasına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü tekstil sektörümüzün sahip olduğu üretim gücünü, kalite anlayışını, tasarım kabiliyetini ve yenilikçi yönünü dünya pazarlarına daha etkin şekilde anlatmamız gerekiyor” dedi. Uluslararası fuarlara katılım sağlayan firma sayısının artmasını önemsediklerini vurgulayan İpeker, “Küresel rekabette güçlü kalmanın yolu, doğru pazarlarda doğru alıcılarla buluşmaktan geçiyor. Bu nedenle firmalarımızın uluslararası fuarlara katılımını, yalnızca ticari bir faaliyet olarak değil; sektörümüzün marka değerini, ihracat kapasitesini ve rekabet gücünü artıran stratejik bir adım olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de firmalarımızın nitelikli alıcılarla buluşacağı, yeni iş birlikleri geliştireceği ve Türk tekstilinin gücünü dünyaya daha etkili şekilde göstereceği organizasyonları desteklemeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. PREMİÈRE VİSİON’DAN TÜRK TEKSTİLİNE GÜÇLÜ VURGU Première Vision CEO’su Florence Rousson ise Türk tekstil sektörünün Première Vision organizasyonlarındaki güçlü varlığına dikkat çekerek, Türkiye’nin fuarlarda önemli bir katılımcı profiline sahip olduğunu ifade etti. Rousson, “Başta Bursa’daki firmalar olmak üzere Türk firmalarının Première Vision Paris ve New York organizasyonlarına gösterdiği yüksek katılım, Türkiye tekstil sektörünün küresel pazarlardaki görünürlüğüne önemli katkı sağlıyor. Türk firmaları artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kalite anlayışı, tasarım gücü, hızlı aksiyon alma kabiliyeti, esnek üretim modeli ve güvenilir tedarik yapısıyla da uluslararası alıcılar nezdinde güçlü bir konuma sahip. Bu yönüyle Türkiye’yi, Première Vision ekosistemi içinde önemli ve değerli bir paydaş olarak görüyoruz.” dedi.

Tarımda yeni yol haritası belli oldu Haber

Tarımda yeni yol haritası belli oldu

Önceki Dönem Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “Enflasyonla mücadele için sulama yatırımlarının tamamlanması, sözleşmeli üretim, stratejik ürün üretim dengesi takibi ve kurumlararası koordinasyonun artırılması önemlidir.” dedi. İZMİR (İGFA) - İzmir Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen “Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl, Vizyon Arayışları” toplantısının bu ayki konuğu önceki dönem Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli oldu. İş dünyası, bürokrasi, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin geniş katılım sağladığı programda Pakdemirli, “Stratejik Bir Sektör Olarak Gıda, Enflasyonsuz Baskı ve Sürdürülebilirlik” başlıklı kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. İzmir Ekonomi Kulübü Başkanı Dr. Sıddık Topaloğlu’nun açılış konuşmasıyla başlayan toplantının moderatörlüğünü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Ayşe Şahin İpek üstlendi. Toplantıda; tarım politikaları, gıda arz güvenliği, fiyat istikrarı, üretim planlaması, su yönetimi ve kurumsal reformlar gibi hayati başlıklar ele alınırken, Türkiye tarımının mevcut durumu ve geleceğine ilişkin önemli değerlendirmeler paylaşıldı. TÜRKİYE’NİN TARIMSAL GÜCÜ VE ÜRETİM KAPASİTESİ Türkiye’nin sahip olduğu iklim çeşitliliği, verimli toprak yapısı ve üretim kapasitesi sayesinde dünyanın önemli tarım ülkeleri arasında yer aldığı vurgulandı. Tarım ve gıda ürünleri ihracatında Türkiye’nin net ihracatçı konumunu sürdürdüğünü belirten Pakdemirli; fındık, kuru kayısı, incir, kiraz, ayva ve haşhaş tohumu üretiminde dünya liderliğine, birçok sebze ve meyvede ise küresel ölçekte güçlü üretim kapasitesine dikkat çekti. Tarım sektörünün yalnızca ekonomik bir alan değil; aynı zamanda milli güvenlik, toplumsal istikrar ve stratejik kalkınma başlığı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. TARIMDA VERİ YÖNETİMİ VE KURUMLARARASI KOORDİNASYON Tarım sektöründeki üretim, tüketim, ithalat ve ihracat verilerinin daha şeffaf ve sürdürülebilir şekilde takip edilmesi amacıyla dijital altyapıların güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Bu kapsamda dijital bir “Tarım Bilgi Portalı” oluşturulmasının, sektör verilerinin sağlıklı yönetimi açısından önemli katkı sağlayacağı ifade edildi. Tarımda geçmiş başarıların sürdürülebilir olması için kurumlar arası koordinasyonun artırılması ve ortak çalışma kültürünün güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. TARIMDA BEREKET, EKONOMİDE UYUM Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda tarım ve gıda sektörünün yeniden stratejik bir alan haline geldiğine dikkat çekildi. Kırsal üretim yapısının güçlendirilmesi, gençlerin ve kadınların üretime daha aktif katılımını sağlayacak modellerin geliştirilmesi ve köy yaşamının üretim odaklı desteklenmesi gerektiği ifade edildi. Tarım sektöründe teknoloji odaklı üretim anlayışının yaygınlaşmasının önemine değinilirken; dijital tarım uygulamaları, veri yönetimi, yapay zekâ destekli sistemler ve modern üretim tekniklerinin geleceğin tarım vizyonunda belirleyici rol oynayacağı kaydedildi. SU VE SULAMA YATIRIMLARININ STRATEJİK ÖNEMİ Toplantının en önemli başlıklarından birini ise su yönetimi ve sulama yatırımları oluşturdu. İklim değişikliği, kuraklık riski ve küresel gıda krizleri karşısında modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılmasının stratejik önem taşıdığı vurgulandı. Tarımda suyun yalnızca bir üretim girdisi olmadığı; aynı zamanda geleceğin üretim güvenliği açısından hayati bir unsur olduğu ifade edildi. Akıllı sulama sistemleri, verimli su kullanımı ve sulama altyapılarının güçlendirilmesiyle hem üretim maliyetlerinin düşürülebileceği hem de verimliliğin artırılabileceği belirtildi. TARIMDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YERLİ ÜRETİCİ Tarımda sürdürülebilir büyümenin sağlanabilmesi için sözleşmeli üretim modelinin önemine dikkat çekilirken, yerli üreticinin korunması ve desteklenmesinin temel öncelik olması gerektiği ifade edildi. Yerel üreticinin güçlendirilmesi, kooperatifleşmenin desteklenmesi ve üreticinin pazardaki rekabet gücünün artırılmasının hem kırsal kalkınmaya hem de fiyat istikrarına katkı sağlayacağı belirtildi. Büyük market zincirlerinde yerel üreticiyi destekleyen uygulamaların yaygınlaştırılmasının üretici ile tüketici arasındaki dengeyi güçlendireceği kaydedildi. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME Toplantıda, yerli üretimin güçlendirilmesi, gıda arz güvenliği ve fiyat istikrarı, genç çiftçilerin ve kadın üreticilerin desteklenmesi, tarımda teknoloji ve dijital dönüşüm, su ve sulama yatırımlarının stratejik önemi, üretici ile tüketici arasındaki dengenin korunması, tarımda uzun vadeli planlama ve kurumlar arası koordinasyon başlıklarına özellikle dikkat çekildi. Ayrıca tarımda suyun korunmasının yalnızca ekonomik değil, stratejik bir milli mesele olduğu vurgulanırken; modern sulama sistemleri, verimli su kullanımı ve sürdürülebilir üretim anlayışının geleceğin tarım politikalarında belirleyici rol oynayacağı ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.