Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sivil Toplum

bursaarena.com.tr - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akın Gürlek: Örgüt silahları bırakacak, mağaraları boşaltacak Haber

Akın Gürlek: Örgüt silahları bırakacak, mağaraları boşaltacak

Terörsüz Türkiye süreci içinde örgütün tamamen kendini feshetmesi ve silahlarını bırakması gerektiğinin altını çizen Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Örgüt tamamen kendini feshedecek. Silahları bırakacak, mağaraların boşaltıldığı, sığınaklarda kimsenin kalmadığı tespit edecek” dedi. IĞDIR (İGFA) - Adalet Bakanı Akın Gürlek, Iğdır programı kapsamında Sivil Toplum Kuruluşları ile istişare toplantısı yaptı. Bakan Gürlek, Terörsüz Türkiye sürecinde örneklerinin Iğdır modeli olduğunu dile getirdi. Daha öncede Türk-Kürt ayırt etmeksizin kardeşçe yaşadıklarını ifade eden Bakan Gürlek, “Şimdi kol kola yaşayacağız. İnşallah bu sürecinde hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu. SİLAHLAR BIRAKILACAK, MAĞARALAR BOŞALTILACAK” Terörsüz Türkiye süreci için örgütün tamamen kendini feshetmesi, silahlarını bırakması gerektiğini hatırlatan Bakan Gürlek, “Bunun Milli Güvenlik Kurulu tarafından tasdik edilmesi. Yani bu olmadan kesinlikle maddeler uygulamaya geçilmeyecek. Tekrar ediyorum, örgüt tamamen kendini feshedecek, silahları bırakacak, örgütün dağıldığı devlet kurumları tarafından tespit edilecek, mağaraların boşaltıldığı, sığınaklarda kimsenin kalmadığı tespit edecek. Daha sonra bu MGK kararıyla tespit edildikten sonra ve Resmî Gazete’de yayınlandıktan sonra bu yasa yürürlüğe girecek” dedi. “ÖLDÜRME EYLEMİNE KARIŞAN YARARLANAMAYACAK” Bakan Gürlek, silahlı terör örgütüne üye olmak suçları bakımından adam öldürme eylemine karışan, soruşturması bulunan, kovuşturması bulunan, yakalaması bulunan şahısların kesinlikle bu kanun kapsamından yararlanamayacağını belirtti. Bakan Gürlek, “Net olarak bu kanun da kesinlikle biz şehitlerimizi ya da gazilerimizi incitecek bir düzenleme yapmadık. Onların kesinlikle yüzlerini yere eğdirecek bir düzenleme yapmadık” dedi. Bakan Gürlek, terörün bitmesi ile birlikte Türkiye’nin artık bölgede lider konumuna geleceğinin altını çizdi. “ADALETE ERİŞİM BU YÜZYILDA ÇOK HIZLI OLACAK” Adalet Bakanı Akın Gürlek, AK Parti iktidarında Türkiye Yüzyılı’nın Adaletin Yüzyılı olacağını belirterek, “Adaletin yüzyılı kapsamında vatandaşlarımızın adalete erişimi bu yüzyılda çok hızlı olacak. Bu da açıkçası sahadaki gösterdiğimiz göstergelerden birisi” dedi. “SUÇ ÖRGÜTLERİ İLE MÜCADELEDE KARARLIYIZ” Göreve geldikten sonra suç örgütleriyle mücadele konusunda kararlı adımlar attıklarını belirten Bakan Gürlek,”Iğdır o konuda güvenli bir şehir ama İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerlerde maalesef sokak çeteleri dediğimiz çeteler dadandılar. Bunlarla ilgili başsavcılarımız sağ olsun kararlı bir mücadele ediyorlar. Yasadışı bahis, sanal kumar, uyuşturucu bunlarla ilgili de biz göreve geldiğimizde zaten genelge çıkartmıştık. Kesinlikle devlet bu alanlarda demir yumruğunu hissettirecek. Gerekli adımlar atılacak” dedi.

Marmara Adası, edebiyatın buluşma noktası oluyor Haber

Marmara Adası, edebiyatın buluşma noktası oluyor

5. Marmara Adası Edebiyat Festivali, 6-9 Ağustos tarihleri arasında yazarları, sanatçıları ve okurları buluşturuyor İSTANBUL (İGFA) - Marmara Adası, Ağustos ayının ilk haftasında bir kez daha edebiyatın, sanatın ve kültürel paylaşımın adresi oluyor. Bu yıl 5.’si düzenlenen Marmara Adası Edebiyat Festivali (MAEF), dört gün boyunca adanın meydanlarını, sokaklarını ve kültür mekânlarını söyleşilerden film gösterimlerine, müzik dinletilerinden yazar-okur buluşmalarına uzanan kapsamlı bir programla buluşturuyor. Marmara Adası, yeşilin ve mavinin buluştuğu atmosferiyle festival boyunca edebiyatı doğayla iç içe bir deneyime dönüştürüyor. Gönüllülerin, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel paydaşların ortak çabalarıyla büyüyen festival, beşinci yılında da Marmara Adası’nın kültür ve sanat yaşamına değer katmayı sürdürüyor. Adanın edebiyat ve sanat geçmişinden beslenen organizasyon, farklı kuşaklardan yazarları ve okurları aynı zeminde buluştururken, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına katkı sunuyor. Bu yıl ‘Umut Kelimelerden Doğar’ temasıyla düzenlenen festival kapsamında Anastasia Laukkanen, Aslı Atasoy, Ayşe Kulin, Ayşe Övür, Ayşegül Devecioğlu, Christina Schray, Eylem Ata, Güzin Değişmez, Hakan Günday, Hikmet Hükümenoğlu, Murat Meriç, Murathan Mungan, Nazlı Ökten, Oya Baydar, Özgür Mumcu, Rafet Kemancı, Sevengül Sönmez ve Taner Sayacıoğlu okurlarla bir araya geliyor. Programda film gösterimleri, ‘Sabahattin Ali Akşamı’, imza günleri, söyleşiler, dans gösterileri ve müzik dinletileri yer alırken, festivalin sunuculuğunu yazar ve yayıncı Aslı Tunç üstleniyor. Festival bugüne kadar Ahmet Ümit, Zülfü Livaneli, Burhan Sönmez, İnci Aral, Ayfer Tunç, Murat Gülsoy, Kemal Varol, Şebnem İşigüzel, Tarık Tufan, Sevim Ak, İclal Aydın ve Yekta Kopan gibi edebiyat dünyasından isimleri Marmara Adası’nda ağırlayarak adanın kültür sanat belleğinde kalıcı bir iz bıraktı. MAEF Koordinatörü ve Galimi Çınarlı Derneği Sözcüsü Adil Çamur festivale ilişkin şunları söyledi: “MAEF, beş yıldır gönüllülerin, derneklerin, paydaşların ve adaya gönül veren herkesin emeğiyle büyüyor. Her festival bize yeni bir şey öğretiyor, her yıl programımıza yeni değerler katıyoruz. Bu yıl Çınarlı’da çok daha zengin bir programımız var. Tarihi Çınaraltı’nda ve Çınarlı Kültür Sanat Yerleşkesi’nde bir araya gelerek edebiyatı, sanatı ve paylaşmanın güzelliğini birlikte yaşayacağız. Herkesi bu ortak kültür yolculuğunun bir parçası olmaya davet ediyoruz.” MAEF Koordinatörü ve Marmara Adası Dostları Derneği Başkanı Esengül Taran Fleckenstein ise, “Marmara Adası’nın edebiyatla kurduğu bağ, bizim için sadece bir anı değil, yaşayan bir mirastır. Beş yıldır bu mirası yeniden canlandırmanın gururunu ve heyecanını ada halkı ve ziyaretçileriyle birlikte yaşıyoruz. Bu yıl ‘Umut kelimelerden doğar’ diyerek, kelimelerin insanları bir araya getirme gücüne bir kez daha tanıklık edeceğiz” dedi. MAEF Koordinatörü ve Gündoğdu Köyü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nevzat Ekmekçi ise festivalin köy yaşamına kattığı değeri şu sözlerle anlatıyor: “Gündoğdu’nun sakin atmosferi ve doğal dokusu, edebiyat buluşmalarına ayrı bir anlam katıyor. Festivalin bize kattığı en değerli şey, okurlarla yazarlar arasındaki mesafeyi kaldırmış olması. Bu yıl da köy meydanımızdaki buluşmalarla, umudun kelimelerle nasıl çoğaldığını birlikte göreceğiz.” Galimi Çınarlı Kırsal Kalkınma ve Turizm Derneği, Gündoğdu Köyü Güzelleştirme Derneği ve Marmara Adası Dostları Derneği’nin iş birliğiyle düzenlenen festival, Marmara Adalar Belediyesi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve yerel paydaşların katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Festival, dört gün boyunca Marmara Merkez, Çınarlı ve Gündoğdu’da gerçekleştirilecek etkinliklerle edebiyat ve sanatseverleri Marmara Adası’nın farklı noktalarında buluşturuyor. Katılımın ücretsiz olduğu festivalin ayrıntılı programına www.maef.com.tr adresinden ve sosyal medya hesaplarından ulaşılabiliyor.

Sabancı'dan nitelikli 4 eğitim projesine hibe desteği Haber

Sabancı'dan nitelikli 4 eğitim projesine hibe desteği

Sabancı Vakfı’nın, 50 yılı aşkın deneyimi ve sivil toplumun değişen ihtiyaçlarından hareketle yenilediği güven temelli Hibe Programı ile desteklenecek projeler belli oldu. İSTANBUL (İGFA) - Sabancı Vakfı ekipleri, alan uzmanları, saha deneyimine sahip profesyoneller, öğretmenler ve okul yöneticileri gibi eğitim aktörlerinin yer aldığı çok paydaşlı, çok aşamalı ve katılımcı bir değerlendirme sürecinin ardından belirlendi. Sivil alandaki hibe ilişkisini güven temelli yaklaşım, karşılıklı öğrenme ve uzun vadeli etki odağında derinleştiren ve bu kapsamda uluslararası iyi örneklerle uyumlu yenilikçi uygulamalar benimseyen Sabancı Vakfı, program kapsamında seçilen 4 projeyi üç yıl boyunca destekleyecek. İstanbul, Şanlıurfa ve Adıyaman’da uygulanacak projeler, eğitimde eşitsizliklerden en fazla etkilenen çocuklara ulaşmayı, nitelikli ve kapsayıcı eğitim alanında kalıcı değişimler yaratmayı ve ölçeklenebilir modeller geliştirmeyi hedefliyor. Projelere üç yıl boyunca toplam yaklaşık 40 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Sabancı Vakfı’nın güven temelli yaklaşımla hayata geçirdiği Etki Ortakları Hibesi, Türkiye’nin dört bir yanından yoğun ilgi gördü. Programın yeni dönemine 48 ilden toplam 247 sivil toplum kuruluşu başvururken, başvuruların 191’i dernek, 40’ı vakıf ve 16’sı kooperatifler tarafından gerçekleşti. Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Sabancı Vakfı olarak yarım asrı aşkın süredir toplumsal gelişim için çalışmalarımızı sürdürürken, sivil toplumla kurduğumuz yol arkadaşlığını her zaman en önemli güç kaynaklarımızdan biri olarak gördük. 20 yıldır sürdürdüğümüz Hibe Programımız aracılığıyla bugüne kadar Türkiye’nin dört bir yanından sivil toplum kuruluşlarının ortaya koyduğu 269 projeye hibe desteği sağladık. Vakfımızın 50. yılında güveni merkeze alan ve uzun vadeli dönüşümü hedefleyen bir etki ortaklığı anlayışıyla yeniden kurguladığımız Hibe Programımız kapsamında destekleyeceğimiz dört proje, eğitimde eşitsizliklerden en fazla etkilenen çocukların ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyor. Bu projelerin, uygulandıkları bölgelerde yaratacakları etkinin ötesine geçerek eğitim alanında yaygınlaşabilecek yeni modeller oluşturacağına ve daha geniş ölçekte dönüşüme öncülük edeceğine inanıyoruz.” dedi. HİBE DESTEĞİ ALMAYA HAK KAZANAN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI VE PROJELERİ: Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin “Okulla Güvenli Bağlar” projesi, İstanbul’un Karagümrük Mahallesi’nde eğitimden kopma riski taşıyan 10–18 yaş arasındaki çocukların okulla bağlarını ve iyi olma hâllerini güçlendirmek amacıyla, boylamsal etkisi izlenen mahalle temelli ve sivil toplum merkezli bir model uygulamayı hedefliyor. Türkiye Down Sendromu Derneği’nin “Eğitime +1 ile Kapsayıcı Okullar” projesi, İstanbul Şişli’de Kolay Dil yaklaşımını eğitim alanına uyarlayarak, Down sendromlu ve zihinsel özel gereksinimli öğrencilerden oluşan öz savunuculuk gruplarıyla öğrenme süreçlerine katılımı güçlendiren okul temelli ve sürdürülebilir bir kapsayıcı eğitim modeli geliştirmeyi hedefliyor. Yerelden Kalkınma Derneği’nin “Mevsimlik Tarım İşçisi Çocuklarının Kısır Döngüsünü Kıran Bütüncül Eğitim Modeli” projesi, Şanlıurfa’da mevsimlik tarım göçü nedeniyle eğitim yılının önemli bir bölümünü kaçıran çocuklar için bütünleşik bir destek modeliyle öğrenme kaybını azaltmayı ve eğitimdeki dezavantaj döngüsünü kırmayı hedefliyor. Şehir Dedektifi: Kent, Çevre ve Yaşam Derneği’nin “Kente Açılan Sınıflar: Yer Temelli Öğrenme ve Okul İklimini Güçlendirme Programı” ile Adıyaman’da depremden etkilenen çocukların aidiyetini, öğrenme deneyimini ve kent yaşamına katılımını güçlendirmek amacıyla, kenti ve kültürel mirası yer temelli öğrenme yaklaşımıyla okul iklimine entegre eden bir model geliştirmeyi hedefliyor.

Bursa'da kızıl geyiklerin av ihalesine tepki! Haber

Bursa'da kızıl geyiklerin av ihalesine tepki!

Bursa'da meslek odaları, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecine tepki gösterdi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada, "Mesele yalnızca kızıl geyik değil, Bursa'nın yaşam hakkıdır." denildi. BURSA (İGFA) - Bursa'da çok sayıda meslek odası, çevre örgütü ve sivil toplum kuruluşu, kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecinin başlatılmasına tepki göstermek amacıyla Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde ortak basın açıklaması düzenledi. Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Doğader, Bursa Veteriner Hekimler Odası ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı çok sayıda oda ve Nilüfer Kent Konseyi'nin katıldığı açıklama, "Sadece Kızıl Geyiği Değil, Bursa'nın Yaşam Hakkını Savunuyoruz" başlığıyla gerçekleştirildi. Ortak açıklamayı Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal okudu. "MESELE YALNIZCA BİR KIZIL GEYİK DEĞİL" Açıklamada, kızıl geyiklerin avlanmasının yalnızca bir yaban hayvanını değil, tüm ekosistemi ilgilendirdiği vurgulanarak, doğanın ekonomik bir değer üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkıldı. Katılımcılar, "Doğa alınıp satılacak, ihale edilecek ya da ekonomik karşılığı üzerinden değerlendirilecek bir meta değil, yaşamın ta kendisidir." ifadelerini kullandı. Basın açıklamasında, Bursa'nın karşı karşıya bulunduğu çevresel tehditlere de dikkat çekildi. Verimli tarım alanlarının sanayi yatırımları nedeniyle daraldığı, ormanların parçalandığı, maden faaliyetleri ve taş ocaklarının doğal yaşam alanları üzerindeki baskıyı artırdığı belirtilirken, iklim krizinin etkisiyle kuraklığın derinleştiği ve su kaynaklarının giderek azaldığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca Nilüfer Çayı'ndaki kirlilik, Marmara Denizi'ndeki müsilaj sorunu, Bursa Ovası üzerindeki yapılaşma baskısı, Uludağ'ın geleceği ve İznik Gölü'ndeki su kaybı da çevre sorunları arasında sıralandı. "TEK SAĞLIK" VURGUSU Açıklamada, insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği belirtilerek, dünyada kabul gören "Tek Sağlık (One Health)" yaklaşımına dikkat çekildi. Kızıl geyiklerin orman ekosisteminin önemli bir parçası olduğu belirtilen açıklamada, biyolojik çeşitliliğin korunmasının ekolojik denge açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Katılımcılar, Bursa'nın yalnızca çevre sorunlarıyla değil, Uluabat Gölü ve Yaren Leylek gibi doğayla uyumun simgesi olan değerleriyle de anılması gerektiğini belirtti. Açıklamanın sonunda, "Doğayı korumak romantik bir tercih değil; ekonomik, ekolojik ve toplumsal bir zorunluluktur. Doğa bize atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanettir." ifadelerine yer verilerek, kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecinin durdurulması çağrısında bulunuldu.

“Kocaeli’nin Yazarlar Fuarı” ikinci kez okurlarıyla buluştu Haber

“Kocaeli’nin Yazarlar Fuarı” ikinci kez okurlarıyla buluştu

Yıllardır düzenlediği “Kocaeli Kitap Fuarı” ile kitapları okurlarla buluşturan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu önemli organizasyonun ilk adımını yine başarı ile attı. 82 Kocaelili yazar, “Kocaeli’nin Yazarlar Fuarı” ile ikinci kez okurlarıyla buluştu. Kitapları sokağa taşıyan Kocaeli’nin Yazarları Fuarı, bu yapısıyla dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor. KOCAELİ (İGFA) - Kocaeli’nin Yazarları Fuarı, İzmit Cumhuriyet Bulvarı’nda açıldı. Açılışa Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sivil Toplum Kuruluşları ile İlişkiler Dairesi Başkanı Sabahattin Yamak, Halk Kürsüsü Derneği Başkanı Ramazan Sevinç, yerel yazarlar ve vatandaşlar katıldı. Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler, Sivil Toplum Kuruluşları ile Kocaeli Kent Konseyi ve Halk Kürsüsü Derneği işbirliğiyle düzenlenen etkinlikte 82 yazar, 29 Haziran-05 Temmuz tarihlerinde İzmit Endüstri Meslek Lisesi önünde imza günleri düzenleyecek. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. İlk konuşmayı yapan Halk Kürsüsü Derneği Başkanı Ramazan Sevinç, fuarı yerel yazarlar açısından önemli bir alan açılması olarak değerlendirdi. Bu önemli projede Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin katkısına dikkat çeken Sevinç, “Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz fikrimize destek verdi ve hep yanımızda oldu. Fuarımızın, Kocaelili yazarlar ve okurlarını buluşturacak olmasının heyecanını yaşıyoruz” diye konuştu. “KENTİN HAFIZASI ADINA YAPILAN ÖNEMLİ ÇALIŞMA” Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sivil Toplum Kuruluşları ile İlişkiler Dairesi Başkanı Sabahattin Yamak, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın selamlarını ileterek konuşmasına başladı. Kocaeli’nin Yazarları Fuarı’nın bu yıl ikincisini düzenlediklerini hatırlatan Yamak, “Fuar boyunca kalbimizi, zihnimizi, bilgi dünyamızı dolduracak kitaplarla birlikte olacağız. Kentin hafızası ve günü zararla kapatmamak adına yapılan bu çalışmaların kentimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Törende son konuşmayı Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey yaptı. Sözlerine, fuarın başarılı geçmesini dileyerek başlayan Vali Yardımcısı Avşarbey, “Başta Büyükşehir Belediyemize ve emeği geçen STK’lara çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok güzel önemli bir organizasyon. Benimle kitapların paylaşan yerel yazarlarımız oldu. Bence dünya çapında yazarlarımız var. Bir arkadaşımızın kitabını günlerce elimden bırakmadan okudum. Şunu söylemek isterim ki; burada yapılan iş çok kıymetli. Tekrar Büyükşehir Belediyemize ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmaların ardından Vali Yardımcısı Avşarbey, Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanı Sabahattin Yamak ile Halk Kürsüsü Derneği Başkanı Ramazan Sevinç, vatandaşların katılımıyla birlikte Cumhuriyet Bulvarı üzerinde kurulan stantları gezerek, yazarları ziyaret etti. Yazarlar da eserleri ile ilgili bilgi vererek kitaplarını imzaladı.

Gezi Parkı eylemlerinin 13. yılı gösterilerine Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi kapatıldı, Haber

Gezi Parkı eylemlerinin 13. yılı gösterilerine Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi kapatıldı,

Gezi Direnişi'nin 13. yılında Taksim Mis Sokak'ta akşam saatlerinde bir basın açıklaması yapıldı. Polis, Taksim, İstiklal Caddesi ve çevresini sabah saatlerinden itibaren abluka altına alırken, bu abluka altında yapılan açıklamaya siyasi parti, sendika, meslek odaları, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve yurttaşlar katıldı. Anma eyleminde yapılan açıklamada, "Gezi, sadece bir park değil Adalet talebidir. Hukuksuz, delilsiz, gerekçesiz onyıllara varan hapis cezalarını veren siyasallaşmış yargının teşhiridir. Gezi, taşı, toprağı, denizi, deresi, kamu arazisi ile yer altı ve yer üstü bütün kaynaklarının yağmalanmasına karşı erkenden kurulmuş bir barikattır. Gezi, seçimlere, seçilmişlere, oy hakkına, demokrasiye ve laikliğe halkın sahip çıkmasının diğer adıdır" denildi. 2013 Mayıs'ı sonunda Taksim Gezi Parkı'nda başlayıp Türkiye geneline yayılan Gezi Eylemleri'nin yıl dönümü nedeniyle nedeniyle İstanbul Valiliği'nin talimatı doğrultusunda Taksim, İstiklal Caddesi ve çevresi polis tarafından abluka altına alındı. Sabah saatlerinde başlayıp gün boyu sıkılaşan abluka nedeniyle Türk vatandaşları arama noktalarından kimlik kontrolü yapılarak içeri alındı. Türkiye'nin en kalabalık caddelerinden olan İstiklal Caddesi, sınırlı sayıda turist dışında oldukça sakin ve tenha idi. Gezi'nin 13. yılında Taksim Dayanışması'nın çağrısı üzerine akşam saatlerinde Taksim Mis Sokak'ta bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Polisin yoğun kuşatması altında yapılan açıklamaya siyasi parti, sendika, meslek odaları, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve yurttaşlar katıldı. Gezi eylemleri sırasında polisin gaz fişeği ile yaşamını yitiren Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan'ın da katıldığı eylemde, Esenyurt'ta sokak ortasında öldürülen gazeteci Hakan Tosun da anıldı. TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Aydan Adanır Usta tarafından okunan ortak basın açıklamasında "Bugün bir parka sahip çıkarken demokrasinin, barış çığlığının, adaletin ve ranta karşı sosyal devlet talepli kamusal anlayışın; çadırlarda, forumlarda, meydanlarda, mitinglerde ve yeryüzü sofralarında, yaratıcı zekayla, gençlerin coşkusu ve kadınların kararlılığıyla buluştuğu Gezi’nin yıldönümü. Bugün bir Parkın park olarak kalmasını isteyenlerin talep ve beklentilerine kulak tıkayanlara karşı 80 ilde milyonlarca yurttaşın sokaklara taştığı ve demokratik tepkisinin gür sesle yankılandığı gün" denildi. Gezi eylemlerinde yaşamlarını yitiren Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Medeni Yıldırım, Hasan Ferit Gedik, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan ve Berkin Elvan'ın anıldığı açıklama şöyle devam etti: Cezaevindeki Gezi tutukluları için dayanışma mesajı "Bugün 31 Mayıs 2026… En demokratik, en katılımcı ve en barışçıl gösterilerin bile ağır hapis cezaları ile karşılık bulacağını göstererek halkın demokratik tepkilerinde korkuyu ve kaygıyı yaygınlaştırmayı amaçlayan; silahsız, ordusuz birbirini tanımayan kişilerin darbe yapabileceği tezine dayandırılan hukuksuz, delilsiz, mantıksız yargılamalarla, onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılan ve halen cezaevinde tutulan dostlarımız, arkadaşlarımız ve kardeşlerimizle; iş insanı Osman Kavala, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, Mimarlar Odasının yetkili avukatı Şerafettin Can Atalay, vakıf çalışanları Çiğdem Mater ve Mine Özerden ile dayanışma göstermenin, suçsuzluklarını haykırmanın günü… Bugün, kimseden emir almayan, kimseye emir vermeyenlerin, dayanışma ile revirler, kütüphaneler açanların, gerektiğinde barikat kuranların, öğrencisi, ev kadını, taraftar grubu, sendikalı işçisi, gündüz işe gece direnişe gelen sendikasız beyaz yakalısı, işsizi, emeklisi, Türkü, Kürdü, Ermensisi, Alevi ve Sünnüsi ile bütün bir halkın ayağa kalktığı gün… Bugün 31 Mayıs 2026… Bugün ülkemizi karnesi zayıf olsa da demokratik ülkeler sınıfından çıkarmakla kalmayıp, yüzyıllık Cumhuriyetin kazanımlarından, evrensel hukuk normlarından ve yurttaşların temel haklarından uzaklaştıracak, otoriter ve militer bir rejim inşasına doğru sürükleyen içinde bulunduğumuz sürecin ilk haber vericisi olan Gezi'yi hatırlama ve anlama günü Bugün 31 Mayıs 2026… Partili Başkanlık rejiminin doğal sonucu olan “Partili Hakim ve Savcıların“ iktidar çıkarlarını gözeten kararları ile Ana Muhalefet Partisine Kayyum atanabilmesinin, seçilmiş belediye başkanlarının kolaylıkla ve inandırıcılığı olmayan verilerle tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının, tweet atan gazetecinin, itiraz eden akademisyenin bir anda kendisini hapishanede bulmasının ilk adımlarının Gezi davalarında atılmış olduğunu hatırlamanın ve hatırlatmanın günü, Bugün 31 Mayıs 2026… Ülkenin bütününün maden sahası ilan edilerek heryerin kolaylıkla maden şirketlerine peşkeş çekilebilmesine, şehirlerin ortasındaki hastane arazilerinin bile özelleştirme kapsamına alınmasına, doğanın talanının bambaşka bir seviyeye çıkarılmasına ilk itirazın Gezi’de gösterildiğini akılda tutmanın 13. Yıl dönümü… Bugün 31 Mayıs 2026… Bugün milyonlarca gencin işsizlik ve geleceksizlik girdibında kumar ve uyuşturucu batağında, mafyatik ilişkilere özendirildiği; kadın cinayetlerinin hız kesmediği, lgbti+ bireylerin düşmanlaştırıldığı, üniversitelerin bir gecede kapatılıp, liyakatsizlikle ünlenmiş kişilerin en yetkili yerlere atanabildiği bir yönetim anlayışının ülkeyi getireceği yerin yıllar öncesinde Gezi Parkından teşhirinin yapıldığı gün…" "Gezi sadece park değil adalet talebidir" Ortak açıklama şu ifadelerle sona erdi: "Bugün 31 Mayıs 2026… Gezi’yi hatırlamanın ve savunduğu değerleri düşünmenin zamanıdır! Çünkü; Gezi, sadece bir park değil Adalet talebidir. Hukuksuz, delilsiz, gerekçesiz onyıllara varan hapis cezalarını veren siyasallaşmış yargının teşhiridir Gezi, taşı, toprağı, denizi, deresi, kamu arazisi ile yer altı ve yer üstü bütün kaynaklarının yağmalanmasına karşı erkenden kurulmuş bir barikattır.. Gezi, seçimlere, seçilmişlere, oy hakkına, demokrasiye ve laikliğe halkın sahip çıkmasının diğer adıdır. Gezi, anti demokratik uygulamaların, halka yönelen şiddetin, biber gazının pervasızca kullanılmasının normalleştirilmesine karşı çıkışın adresidir. Gezi, korku duvarlarının aşılması, cesaretin bulaşıcı hale gelmesidir. Gezi, siyasetin demokratik tepkisinin gençlerin enerjisi, kadınların kararlılığından güç aldığı ve sözün, sazın, halayın, horunun, sanatın ve sporun temsilcilerinin buluştuğu direnmenin ortak tarihinin adıdır. Ve Bugün 31 Mayıs 2026… Gezi Direnişi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor!" ANKA

CAN PULAK : Güzeliyle Çirkiniyle Bodrum Haber

CAN PULAK : Güzeliyle Çirkiniyle Bodrum

Haklı ya da haksız öyle şikâyetler var ki Bodrum’dan, sanki hiç güzelliği yokmuş gibi verip veriştiriliyor devamlı. Doğası, denizi, güneşi, insanın ruhunu rahatlatan havası, yaşamı renklendiren aktiviteleri, sahillerde gezintileri, güzelim koyları tekneyle dolaşmaları, azalsa da bahçeleri yok sayılıyor, her şey şikâyet değirmeninde öğütülüyor sanki. Evet, yollarımız kötü, trafik felaket, altyapı noksanı rezalet, dağ-taş inşaat, betona buluyoruz bu çok değerli kenti. Hepsi doğru ama sürekli şikâyetle de bir yere varamıyoruz işte. Hastalık yerel değil ki, tüm ülke şikâyetçi bunlardan. İzmir’den çıkın kıyı kıyı Antalya’ya kadar gidin, her yer aynı durumda… Aynı sorunlar, aynı eksikler, aynı şikayetler… Hep kötüyü ve çirkini görmektense, iyiye ve güzele de bakmalıyız. Moralimizi düzeltmeli, gönlümüzü coşturmalı, yapılan yanlışları düzelteceğimize inanmalıyız bazen. Ruhumuzu dinlendirmeli, yaşam kalitemizi arttırmalıyız. Böyle yapmanın masrafı, KDV veya ÖTV’si filan yok, herkese bedava çünkü. Devletin para alamadığı tek şey bu. Sezon başlarken her yerin kazılmasına, patlak boruların değiştirilmesine, trafiğe hala bir çözüm bulunamamasına, inşaatların devamına aldırmadan, bugünlük iyiye ve güzele çevirelim yüzümüzü. Bodrum’dan Trabzon’a direk uçakla gidebileceğiz artık. 26 Haziran’da seferler başlıyor. Bodrumlu gençler Avrupa Yelken şampiyonasında güzel sonuçlar aldılar. Bodrum yakında bir değil iki huzurevine birden kavuşuyor. Birini Darüşşafaka, diğerini ise hayırsever işadamı Yunus Büyükkuşoğlu yapacak. Özel hastaneler arasındaki rekabet kızışıyor, yakında fiyatlar ucuzlarsa şaşırmayın. Devlet Hastanesindeki boş kadrolar, ehliyetli uzmanlarca dolduruldu. Bodrum Yaşam Okulu 50-60 yaşlarındaki öğrencileriyle harikalar yaratıyor. Oasis’te havaya kep atma ve mezuniyet şenlikleri vardı. Ama Bodrum’un bir de PİERA’sı var ki, bunu mutlaka anlatmalıyım. Önce kurucusu Funda Sayın’ı tanıtmalıyım sizlere. İnanılmaz bir organizatör, harika bir lider ve çok güçlü bir gösteri ustası. Çeşitli mesleklere mensup hanımlarla beyleri bir araya getirip, kurduğu koroyla muhteşem konserler veriyor. Geçen hafta Dibeklihan Kültür ve Sanat köyündeki Bahar Şenliğine gittim. 80 civarında amatör sanatçı profesyonellere taş çıkartacak bir performans göstererek şarkılar söylediler, dinleyenleri coşturdular. Ritim grupları, müzikalleri ve caz söyleyen gençleri de harikaydı doğrusu. Piera bu hafta yine Dibeklihan’da Haluk Polat yönetimindeki çok sesli korosuyla Zülfü Livaneli şarkıları söyleyecek, Bodrum kalesinde de dünya ezgilerini seslendirecek. Şimdi geliyorum Bodrum’un Miyase Karlıova’sına. Çökertme Gazetesinin sahibi. İnternet ortamında ve sosyal medyada yarattığı bir kanal, şehrin tüm sorunlarının aynası ve çözümünün adresi sanki. Dertliler dertlerini ve Bodrum’un sorunlarını buraya yazıyor, yetkililer ise sessiz ve kayıtsız kalmayarak, bunları imkânlar ölçüsünde çözüme kavuşturuyor. Dileyen görüşünü açıklıyor, isteyen problemlerin çözümüne formüller üretiyor, tam bir demokrasi kürsüsü. Miyase yaratıcı ve üretici bir karaktere sahip olup, Bodrum’a güzellikler ve değer katan organizasyonlar da yapıyor. Örneğin Mandalina Festivali ile Uçurtma Festivali bunların başında geliyor. Geçen hafta tüm Bodrum’u panorama gibi görebileceğiniz Değirmenler Tepesindeki Uluslararası uçurtma festivaline gittim. Binlerce kişi çoluğuyla çocuğuyla üzerinde Atatürk’lü uçurtmalarını uçuruyorlardı heyecanla. Yeme içme bedavaydı, harika müzik eşliğinde dans ediyordu gençler. Halk oyunları oynanıyor, resitaller dinleniyordu. Bora Gencer’in konseri de çok güzeldi. 25.000 kişinin bir araya geldiği festivalde çocuklara uçurtma yapma öğretiliyor, yapılan uçurtmalardan ve tüm organizasyondan sağlanan gelir, Konacık Cahit Özvezneci İlkokuluna bağışlanıyordu. Peki, böylesine büyük ve muhteşem bir organizasyonun masrafları nasıl karşılanıyor? Bizim millet bunu mutlaka merak ediyordur. Söyleyeyim, sponsorlar ve imece usulü çalışan gönüllülerle.. Ayrıca Kaymakamlık, Belediye ve sivil toplum kuruluşları da destek veriyor. 25.000 kişiyi bir araya getir, yedir içir, uçurtmalarını temin et ve böylesine örnek bir festivali başarıyla bitir. Bravo, tebrikler Miyase.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.