Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sigara

bursaarena.com.tr - Sigara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigara haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dr. Serdar Biçeroğlu: “Kalbinizin Geleceğini Bugünden Koruyun” Haber

Dr. Serdar Biçeroğlu: “Kalbinizin Geleceğini Bugünden Koruyun”

Kalp sağlığında düzenli hareket, dengeli beslenme ve sigaradan uzak durmanın önemine dikkat çeken Özel Sağlık Hastanesi Başhekimi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Biçeroğlu, modern yaşamın getirdiği stres, hareketsizlik, obezite, hipertansiyon ve yüksek kolesterolün kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleri olduğunu söyledi. Kalp-damar hastalıkları açısından riskleri azaltmanın yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi uygulamakla sınırlı olmadığını belirten Biçeroğlu, yaşam tarzı alışkanlıklarının kalp sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını vurguladı. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının kalp sağlığının temel unsurları olduğunu ifade eden Serdar Biçeroğlu, kalbin yaşam boyunca aralıksız çalışan hayati bir organ olduğuna dikkat çekti. Kalp sağlığı bir yaşam biçimidir Kalp sağlığının korunmasına ilişkin uluslararası bilimsel yaklaşımların temelinde hareketli yaşam ve sağlıklı beslenmenin bulunduğunu belirten Biçeroğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Kardiyoloji Derneği’nin kalp sağlığının korunmasına yönelik önerilerinde düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenme önemli bir yere sahip. Bunun yanında sigaradan uzak durmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, tansiyon ve kolesterol değerlerini kontrol altında tutmak da büyük önem taşıyor. Kalp sağlığını yalnızca bir hastalık ortaya çıktığında gündeme gelen bir konu olarak görmemeliyiz. Kalp sağlığı aslında bir yaşam biçimidir.” Stres de kalbin risk haritasında Kalp-damar sağlığında yalnızca fiziksel risk faktörlerinin değil, psikososyal koşulların da dikkate alınması gerektiğini söyleyen Serdar Biçeroğlu, kronik stres, yaşam koşulları ve çevresel faktörlerin de genel sağlık üzerinde etkili olabileceğini ifade etti. Modern yaşamın beraberinde getirdiği yoğun tempo ve stresin, düzensiz beslenme ve hareketsizlikle birleştiğinde sağlık açısından olumsuz bir tablo oluşturabileceğini alatan Biçeroğlu, özellikle masa başında geçirilen sürenin azaltılması ve günlük yaşamın daha hareketli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Kalp dostu beslenme mümkün Kalp sağlığında beslenmenin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Biçeroğlu, günlük beslenme düzeninde doğal ve dengeli seçeneklere ağırlık verilmesini önerdi. Serdar Biçeroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Meyve ve sebzeler, tam tahıllar, bakliyatlar, zeytinyağı ve omega-3 açısından zengin balıkların dengeli bir beslenme düzeninde yer almasını öneriyoruz. Buna karşılık aşırı tuz, şeker, doymuş yağ ve işlenmiş et tüketiminin sınırlandırılması gerekiyor. Burada önemli olan tek bir gıdayı mucizevi bir çözüm olarak görmek değil, genel beslenme düzenini sağlıklı hale getirmek.” Sigara kalp-damar sağlığı için önemli bir riskDr. Serdar Sigara kullanımının kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörlerinden biri olduğunu vurgulayan Biçeroğlu, kalp sağlığını korumak isteyen kişilerin sigaradan uzak durmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Serdar Biçeroğlu, düzenli egzersizin de kalp sağlığı açısından önemli bir koruyucu yaklaşım olduğunu belirterek, kişinin yaşına, sağlık durumuna ve fiziksel kapasitesine uygun bir egzersiz programının yaşamın parçası haline getirilmesini önerdi. Teknoloji tedavide önemli avantaj sağlıyor Kardiyoloji alanında teknolojinin gelişmesiyle birlikte tanı ve tedavi seçeneklerinin de önemli ölçüde ilerlediğini ifade eden Biçeroğlu, koroner damar hastalıklarının değerlendirilmesinde görüntüleme yöntemlerinin önemli imkanlar sunduğunu söyledi. Serdar Biçeroğlu şunları söyledi: Koroner anjiyografi, kalbi besleyen damarların değerlendirilmesinde önemli bilgiler sağlıyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde ince, kıvrımlı veya tamamen tıkalı damarlara yönelik girişimsel tedaviler de daha etkin şekilde uygulanabiliyor. Balon ve stent teknolojilerindeki gelişmeler, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin genişlemesine katkı sağladı.” Stent teknolojisinin gelişmesinin yanı sıra; stent uygulanan hastalarda kullanılan ilaç tedavilerinin de önemli bir yere sahip olduğunu belirten Biçeroğlu, tedavinin hastanın klinik durumuna ve damar hastalığının özelliklerine göre planlanması gerektiğini hatırlattı.

Alzheimer riski 20 yıl önceden başlıyor Haber

Alzheimer riski 20 yıl önceden başlıyor

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer riskini azaltmak için erken yaşlardan itibaren yaşam tarzına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer hastalığının görülme sıklığı artıyor. Türkiye’de yaklaşık 700 bin kişi Alzheimer ile mücadele ederken, bu sayının 2050 yılına kadar 2,5 katına çıkması bekleniyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer’ın ilk belirtiler ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklerin başlayabildiğine dikkat çekti. Tuncer, yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen riskler olsa da yaşam tarzıyla ilişkili birçok faktörün kontrol altına alınabileceğini belirterek, beyin sağlığını korumaya yönelik önlemlere erken yaşlardan itibaren önem verilmesi gerektiğini söyledi. İLK BELİRTİLER HAFIZA KAYBIYLA BAŞLIYOR Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer hastalığının beyin hücrelerinin ilerleyici hasarıyla ortaya çıktığını, sadece hastayı değil ailesini ve yakın çevresini de derinden etkilediğini ifade etti. Hastalığın ilk evrelerinde genellikle yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, aynı soruların tekrar sorulması ve tanıdık kelimelerin hatırlanamaması gibi belirtilerin görüldüğünü aktaran Tuncer, ilerleyen süreçte planlama becerisinin zayıfladığını, zaman ve mekân algısının bozulduğunu ve kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelebildiğini söyledi. Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer’a zemin hazırlayan başlıca risk faktörlerini şöyle sıraladı: Düzenli egzersiz yapmamak Kontrolsüz tansiyon ve tedavi edilmeyen hipertansiyon Yüksek kolesterol Tedavi edilmeyen işitme kaybı Diyabet ve insülin direnci Obezite Sigara ve alkol kullanımı Sosyal izolasyon ve yalnızlık Yetersiz ve kalitesiz uyku Sağlıksız beslenme Depresyon Kafa travması öyküsü Hava kirliliğine maruz kalma ALZHEİMER RİSKİNİ AZALTAN 10 ÖNLEM Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer riskini azaltmada etkili olan 10 önlemi de şöyle anlattı: 1. Düzenli egzersiz Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılmasının, beynin bellek merkezi olan hipokampusu desteklediği ve bilişsel gerileme riskini azaltabildiği belirtildi. 2. Sağlıklı ve dengeli beslenme Özellikle Akdeniz tipi beslenmenin beyin ve damar sağlığı için koruyucu olduğu, işlenmiş gıdalar ile aşırı şeker ve trans yağdan uzak durulması gerektiği vurgulandı. 3. Kaliteli ve yeterli uyku Her gece 7-8 saat kesintisiz uyku alınmasının önemli olduğu, uyku apnesinin de ihmal edilmemesi gerektiği ifade edildi. 4. Beyni aktif tutmak Okuma, yeni beceriler edinme, dil öğrenme ve enstrüman çalma gibi aktivitelerin bilişsel rezervi güçlendirdiği belirtildi. 5. Sosyal bağları güçlü tutmak Aile, arkadaşlar ve sosyal etkinliklerle bağların sürdürülmesinin beyin sağlığına katkı sağladığı kaydedildi. 6. Tansiyon, kolesterol ve kan şekerini kontrol altında tutmak Kardiyometabolik risklerin düzenli takibinin ilerleyen yaşlarda bilişsel gerilemeyi azaltmada önemli olduğu ifade edildi. 7. Sağlıklı kiloyu korumak Fazla kilo ve obezitenin Alzheimer açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer aldığı belirtildi. 8. Sigara ve alkolden uzak durmak Sigara ve alkol kullanımından kaçınmanın beyin sağlığı açısından önemli olduğu vurgulandı. 9. İşitme kaybını ihmal etmemek İşitme kaybı fark edildiğinde gecikmeden değerlendirilmesi ve gerekiyorsa işitme cihazı kullanılması önerildi. 10. Kafa travması ve hava kirliliğinden korunmak Kafa travmalarından korunmanın ve hava kirliliğine maruziyeti azaltmanın da koruyucu önlemler arasında olduğu belirtildi.

Çok sıcak içecekler neden kanser riskini artırabilir? Haber

Çok sıcak içecekler neden kanser riskini artırabilir?

İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, çay ve kahve gibi içecekleri düzenli olarak çok sıcak tüketmek, yemek borusu kanseri olarak bilinen özofagus kanseri riskini artırıyor. Araştırmacılar, yaklaşık bir milyon kişinin katıldığı bir çalışmadan elde edilen bulguların, bu bağlantıyı ortaya koyan bugüne kadarki en büyük çalışma olduğunu söylüyor. Araştırmada, içeceklerini "çok sıcak" tüketen kişilerin, "ılık" çay veya kahve içenlere göre özofajiyal (yemek borusuna ait) kansere yakalanma riskinin yaklaşık üç kat daha yüksek olduğu görüldü; ancak uzmanlar bu kansere yakalanma olasılığının genel olarak düşük olduğunu vurguluyor. Çok sıcak sıvılar, mideye doğru inerken yemek borusunun iç yüzeyindeki hücrelere zarar verebilir. Kaynar içecekler Uluslararası Kanser Dergisi'nde yayınlanan Oxford Üniversitesi'nin çalışması, 65 santigrat derece veya üzeri sıcaklıktaki her içeceği "çok sıcak" ve potansiyel risk taşıyan içecekler olarak tanımlıyor. Çalışmada incelenen 977 bin 282 orta yaşlı erkek ve kadından elde edilen verilere göre, günde altı veya daha fazla sıcak içecek tüketmek de riski artırıyor. Araştırmacılar, süt eklemenin içecekleri biraz soğutabileceğini ancak sütlü çay veya kahvenin yine de çok sıcak olabileceğini söylüyor. Çaydanlık kaynadıktan hemen sonra demlenen çay, kaynama noktasına yaklaşmış haldedir; bu da 100 santigrat derecedir. Bir bardağa döküldüğünde ise sıcaklık yaklaşık 90 veya 95 santigrat dereceye düşer. İçeceğin daha güvenli bir sıcaklığa soğuması için birkaç dakika beklenmesi tavsiye ediliyor. İngiltere'deki kanser araştırmaları vakfı Cancer Research UK, sıcak bir içeceğin soğuması için ne kadar süre bırakılması gerektiğine dair kesin bir zaman belirlemenin zor olduğunu söylüyor. "Ancak endişeleniyorsanız çok sıcakken içmek yerine, içilebilecek sıcaklığa düşene kadar beklemenizi öneririz" diyor. Baş araştırmacı Dr. Keren Papier, Güney Amerika'da (burada birçok insan mate adı verilen çok sıcak bir bitki çayı içiyor) yapılan araştırmaların, sıcak içecekler ile yemek borusu kanseri arasında benzer bir bağlantı olduğunu zaten gösterdiğini söyledi. "Bu artan riskle bağlantılı olan içecek sıcaklıklarını tam olarak belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var" diye ekledi. Farklı siyah kahveleri birden fazla kez tadan 118 genç yetişkin üzerinde yapılan ayrı bir araştırmada, katılımcıların çoğunun yalnızca sıcaklık 70 derece veya üzerinde olduğunda içecekleri çok sıcak bulduğu tespit edildi. Bir kahve bardağı üreticisine göre, dışarıda içilen sıcak kahve için ideal sıcaklık 49 ile 60 derece arasında. MTPak Coffee'ye göre, bir barista kahvenin daha uzun süre sıcak kalmasını isterse - örneğin müşteri çok sıcak kahve isterse - kahve 82 derecenin üzerinde bir sıcaklıkta servis edilebilir. Genel risk düşük Araştırmacılar, insanların çok sıcak içecekler tüketmeyi bırakmaları durumunda her 10 yemek borusu kanserinden bir veya ikisinin önlenebileceğini öne sürüyor. Yemek borusu skuamöz hücreli kanseri nadir görülen bir kanser türüdür ve yılda birkaç bin kişiyi etkiler. Birleşik Krallık'ta nüfusun yaklaşık %1'i yaşam boyu bu kanser türüne yakalanma riski taşır. Dolayısıyla, çok sıcak içecekler bir kişinin kanser riskini artırsa bile, kansere yakalanma olasılığı yine de düşüktür. Ayrıca sigara içmek gibi yemek borusu kanseri riskini artıran başka faktörler de var. Araştırmayı finanse eden Cancer Research UK'den Fiona Osgun, "Bu kanser türünün riskini azaltmanın en önemli yolları sigara içmemek ve alkol tüketimini azaltmaktır" diyor. Yemek borusu kanserinin belirtileri arasında mide ekşimesi, hazımsızlık veya boğazda ya da göğüste ağrı ve kilo kaybı yer alabilir. Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı.

Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin Haber

Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, sağlıklı kemik yapısı için Süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz gibi ürünlerin tüketilmesini önerdi. İSTANBUL (İGFA) - Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, konu hakkında önemli bilgiler verdi. Güçlü ve sağlıklı kemiklere sahip olmak için sağlıklı yaşam,düzenli uyku ve doğru besinleri tüketmek gerekir.D Vitamini dışında kemiklerimizi güçlendirmek için hangi besinleri tüketmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Vücudun temel yapısını meydana getiren kemik ve eklemler, yıllara yenik düşüyor. Yaşın ilerlemesi ile beraber Osteoporoz(kemik erimesi), eklem kireçlenmesi(osteoartrit) gibi problemler sık görülmektedir. Kemikleri sağlıklı tutmak için öncelikli olarak yapılması gereken şey doğru beslenmedir. Bu bakımdan kemiklerin sağlam bir yapıda olması için öncelikli olarak güneş ışığı alma ve içinde D vitamini, kalsiyum ve mineral bakımından zengin olan gıdalar ile beslenilmelidir. Sağlıklı kemik için hangi besinleri tüketmek gerekiyor ? Güneş ışığı almak güçlü kemik için olmazsa olmaz bir durumdur. D vitamini için güneş ışığı hayli önemlidir. Güçlü kemiklerin bir diğer olmazsa olmazı da kalsiyum, ikincil olarak ise fosfordur. Kalsiyum süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerde; Fosfor ise en çok su ürünleri, tavuk ve süt ürünlerinde bulunmaktadır. D vitaminin en önemli görevlerinden biri kemik sağlığını korumaktır. D vitamini hem Kalsiyumun sindirim sisteminden emiliminde görevli hem de kemik yapımında görevli olan hücreleri uyarıcı etkiye sahiptir. D vitamini balık yumurta, soya sütü, patates, süt ve süt ürünleri, mantar gibi gıdalarda belirgin olarak bulunmaktadır. Kemiklerin yapı taşlarından olan kollajen üretimini arttıran C vitamini, yeterli ölçüde alınmadığı zaman kemikler dayanıksız hale geliyor. C vitamini turunçgiller, kivi, çilek, yeşil biber, domates, karnabahar, biber gibi gıdalarda yoğun olarak bulunmaktadır. K vitamini kemik mineralizasyonunda görev alan bileşiklerin aktivasyonunda görev alıyor. K vitaminini zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çayda bol bulunuyor. Kemik kalite ve gelişimi için hayli önemli bir konumda bulunan B12 vitamini eksikliğinde kemik erimesi gelişmektedir. B 12 vitamini kırmızı et, yumurta, süt ürünlerinde en fazla bulunuyor. Hem vücut hem de kemiklerin alkali dengesinin temininde önemli rol alan potasyum, kalsiyumun vücutta uzun dönem kalmasında rol alıyor. Deniz ürünleri, patates, muzda yoğun olarak bulunmaktadır. A vitamininin de kemik gelişiminde önemli ölçüde katkısı saptanmıştır. Omega-3 ve 6 balık, keten tohumu, ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunmakta ve kalsiyum emilimine yardımcı olmaktadır. Kemik sağlığını korumak neden önemli ? İlerleyen yaş ile beraber gerekli takviyelerden mahrum bırakılan kemikler sağlamlığını yitirmekte ve kırılgan hale gelmektedir. Kemikleri güçlendiren besinler nelerdir ? Süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz. Kemik sağlığı için hangi besinlerden uzak duralım ? Tuz ve aşırı protein kalsiyum kaybına neden olarak kemik erimesine yol açabilmektedir. Sigara, alkol, stresli veya sedanter yaşamdan uzak durulmalı, kafein, çay fazla tüketilmemelidir. Asitli ve GDO’lu ürünlerden de titizlikle uzak kalınmalıdır. Kemik erimesine karşı önerileriniz ? Mutlaka spor veya egzersiz yapılmalı, bol su tüketilmeli, bilinçli olarak ağır metal zehirlenmeleri ve toksisite ile de mücadele edilmelidir.

Kadınlar neden erkeklerden daha uzun yaşıyor? Haber

Kadınlar neden erkeklerden daha uzun yaşıyor?

Kadınsanız, erkek kardeşlerinizden veya arkadaşlarınızdan daha uzun yaşamanız muhtemeldir - küresel ortalamaya bakıldığında yaklaşık 5 yıl daha uzun. Kadınların erkeklerden uzun yaşamasının nedenleri tam olarak bilinmiyor, ancak bilim insanlarının bazı fikirleri var. Hatta bu fikirler bazı kuş türleri gibi, yaşam süresi açısından avantajın erkeklerde olduğu durumları da açıklamaya yardımcı olabilir. Erken ölümler "Neredeyse her ülkede kadınlar erkeklerden daha uzun yaşar," diyor Birleşik Krallık'taki Oxford Nüfus Yaşlanması Enstitüsü Direktörü Prof. Sarah Harper. Kaynak, Quynh Anh Nguyen/Getty Images /// Our World in Data'ya göre 2023 yılında Vietnam'da yaşam beklentisi kadınlar için 79,3 yıl, erkekler için 69,9 yıldı Rusya'da "gerçekten çok büyük bir belirleyici faktör esasen sigara ve alkol" diye açıklıyor Harper; bunların kullanımı erkekler arasında daha yaygın. Dünya genelinde de erkeklerin yaşamı kısaltan diğer davranışlara daha yatkın olduğu görülüyor. "Beslenmeleri genellikle daha sağlıksız olma eğiliminde" diyor Harper. Ayrıca doktora gitme olasılıkları da daha düşük; ancak "evli erkeklerin bir avantajı vardır… çünkü genellikle partnerleri onları götürür." Birçok toplumda erkeklerin daha tehlikeli işlerde çalıştığını ve erkeklik algısının daha fazla risk alma ile ilişkilendirilebileceğini söylüyor. Kadınlarla erkeklerin kişilikleri ne kadar farklı? "Erkeklerde trafik kazaları, şiddet, cinayet ve intihardan kaynaklanan ölümler çok daha yüksek" diye uyarıyor. Ancak tablo sabit değil. Kaynak, Ronald Dumont/Getty Images /// Birleşik Krallık'ta 1960'lar ve 70'lerde yürütülen sigara karşıtı kampanyalar erken erkek ölümlerinde düşüşe yol açtı Birleşik Krallık'ta 1960'lar ve 70'lerde yürütülen sigara karşıtı kampanyalar erken erkek ölümlerinde düşüşe yol açtı. "O anda bu fark dramatik biçimde kapandı," diyor Harper. Yine de, alışkanlıklar değişse bile cinsiyetler arasındaki farkın tamamen ortadan kalkmayacağını düşünüyor çünkü "kadınlar ile erkekler arasında her zaman biyolojik bir fark olacak." Östrojen ve testosteron Bu farklardan biri hormonlar. İspanya'daki Valencia Üniversitesi'nde yaşlanma üzerine uzmanlaşmış fizyolog Prof. Consuelo Borrás, "Östrojenler kadınları korumak için pek çok şey yapar" diyor. Bunlar arasında kolesterol seviyelerini kontrol etmek ve bağışıklık sistemini düzenlemekten, idrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye ve beyin ile kemik sağlığını korumaya kadar birçok etki var. Bu hormonun bu kadar çok faydası olmasının nedenlerinden biri, hücrelerimizde biriken ve yaşlanmaya katkıda bulunan serbest radikaller adı verilen zararlı parçacıkları etkisiz hale getiren bir antioksidan gibi davranmasıdır. "Birçok çalışma, menopozda östrojen korumasının kaybının vücuttaki birçok işlevi etkileyeceğini gösteriyor" diye açıklıyor Borrás: "Örneğin osteoporoz elbette yaşlanma süreciyle ilgilidir, ancak aynı zamanda östrojen eksikliğinden de kaynaklanır." Doğru kadınlara menopozun erken döneminde hormon replasman tedavisi uygulandığında bazı işlevlerin yeniden kazanıldığını sıkça gördüklerini söylüyor. Kaynak, Half point images/Getty Images /// Hormon replasman tedavisi (HRT), kadınlar menopoza yaklaşırken düşen östrojen ve progesteron hormonlarını yerine koyarak menopoz belirtilerini hafifletmek için kullanılan bir tedavidir Öte yandan erkeklerde başlıca cinsiyet hormonu testosteron ve bu hormon daha riskli davranışlarla ilişkilendiriliyor. Borrás, bunun vücut içinde bazı zararlı etkileri de olabileceğini düşünüyor; ancak bunun nasıl gerçekleştiği henüz net değil. Nitekim 2012 tarihli bir çalışma, Kore tarihinde hadım edilmiş ve testosteron üretmeyen bir grup erkeğin, diğer erkeklere göre 14-19 yıl daha uzun yaşadığını bulmuştu. Ancak bu verilerin sınırlamaları var ve bariz nedenlerle tekrar edilemez. Yine de bazı hayvanlarda elde edilen kanıtlar da kısırlaştırılan erkeklerin daha uzun yaşayabildiğine işaret ediyor. Hormonlar uzun ömürlülük bulmacasının bir parçası olabilir, ancak başka unsurlar da var. "Birçok faktör var ve bazılarını biliyoruz, ancak bunun gerçekten çok karmaşık bir süreç olduğunu düşünüyorum," diyor Borrás. Evrimsel ipuçları Daha iyi anlamak için bazı bilim insanları insanın ötesine bakıyor. Daha uzun yaşayan dişilere sahip tek tür biz değiliz. Aslanlar ve koyunlardan orkalar ve farelere kadar birçok memelide bu durum görülür. İlginç bir şekilde, kuşlarda durum tersi: Yaşam süresi açısından genellikle avantaj erkeklerdedir. Bunun bir ipucu cinsiyet kromozomlarında olabilir. Kaynak,Nathan Devery/Getty Images /// Erkeklerde Y kromozomu X kromozomundan daha küçüktür ve daha az gen taşır Almanya'daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden araştırmacı Dr. Johanna Staerk, "Memelilerde dişiler iki X kromozomuna sahipken, erkeklerde bir X ve bir Y vardır," diyor. Bir teoriye göre XX yapısına sahip olmak dişilere bir avantaj sağlayabilir; çünkü "kopyalardan birinde bir mutasyon varsa, diğer kopya bunu telafi edebilir" diye açıklıyor Staerk: "Ancak erkeklerde sadece bir X kromozomu olduğu için bu mutasyonlar daha zararlı olabilir." Kuşlarda ise aynı kromozomun iki kopyasına sahip olanlar erkeklerdir (onlarda bu kromozom Z olarak adlandırılır), dişilerde ise bir Z ve bir W vardır. Staerk "Bu, memelilerde dişilerin daha uzun yaşaması ve kuşlarda erkeklerin daha uzun yaşamasının bir açıklaması olabilir," diyor. Ancak 2025'te yayımlanan çalışması, hikâyenin bundan da öteye geçtiğini gösteriyor. Kaynak,guenterguni/Getty Images /// Gorillerdeki çiftleşme sisteminde tek bir erkek, grubundaki birden fazla dişiyle çiftleşiyor "Tek eşli türlerde güçlü cinsiyet farkları görülmüyor" diyor: "Goriller veya aslanlar gibi erkeklerin birden fazla dişi için rekabet ettiği tek eşli olmayan türlerde ise cinsiyet farkları çok daha büyük." Staerk'e göre, bu türlerde erkekler dişileri çekmek için büyük vücutlar veya boynuzlar gibi enerji yoğun özellikler geliştirmeye öncelik vermiş olabilir ve bu da uzun ömür aleyhine sonuçlanmış olabilir. Öte yandan evrim dişilerde farklı bir yol izlemiş olabilir. Bir görüşe göre dişilerin yavrulara baktığı türlerde, "özellikle insanlar veya büyük maymunlar gibi çok uzun yaşayan türlerde, annenin daha uzun yaşaması, yavrularını yetişkinliğe ulaştırabilmesi için avantajlı" diyor Staerk. Daha uzun ama daha iyi mi? Ancak bu durum kadınlar için tamamen olumlu da değil. Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşayabilir, ancak araştırmalar yaşamları boyunca daha fazla ölümcül olmayan hastalıkla karşılaştıklarını da gösteriyor. Bunlar arasında bel ağrısı, depresif bozukluklar ve baş ağrıları yer alıyor. Harper, "Kadınlar daha güçlü bağışıklık tepkilerine sahip olma eğilimindedir, ancak bu durum iltihapla ilgili hastalıklara yol açabilir" diyor: "Ayrıca elbette kas ve iskelet sistemlerimiz biraz daha az dayanıklıdır." Kaynak, The Good Brigade/Getty Images /// Küresel Hastalık Yükü Çalışması 2021'in bir analizi, kadınların erkeklerden daha fazla bel ağrısı yaşadığını ve bu farkın yaşla birlikte arttığını ortaya koydu Sonuç olarak Harper "Erkeklerin biyolojisi onları ölüme karşı daha savunmasız kılar, kadınların biyolojisi ise sakatlığa karşı daha savunmasız kılar" diyor. Bilim insanları: Kadınlar erkeklerden biyolojik olarak daha güçlü Ancak üç uzman da biyolojinin kaderi tamamen belirlemediğini vurguluyor. Biyolojik farklılıkların çevre ve davranışlardan büyük ölçüde etkilendiğini belirten Borrás, hem kadınların hem erkeklerin yalnızca "daha uzun yaşamak için değil, elbette daha iyi yaşamak için" beslenme, egzersiz, uyku ve stres gibi faktörlere dikkat etmesi gerektiğini söylüyor. Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. (BBC News Türkçe)

Kanada'da bir ilk: Her bir sigaraya uyarı mesajları konulacak Haber

Kanada'da bir ilk: Her bir sigaraya uyarı mesajları konulacak

Kanada, gençlerin sigaraya başlamasını önlemek ve içenleri de bırakmaya teşvik etmek için, paketlerdeki her bir sigaraya tek tek sağlık uyarıları koyma kararı alan ilk ülke oldu. İngilizce ve Fransızca uyarılarda “Sigara kansere yol açar” ve “Her bir nefeste zehir” uyarıları yer alacak. Gelecek yıldan itibaren de Kanadalılar sigaralardaki uyarıları görmeye başlayacak. Sigara imalatçıları Temmuz 2024’ten itibaren uzun sigaralara uyarıları koymak zorunda. Nisan 2025’ten sonra da tüm boyutlardaki sigaralar ve küçük purolarda uyarılar yer alacak. Sigara filtrelerinde yer alacak uyarılarda, sigaranın çocuklara, organlara zarar verdiği, iktidarsızlığa ve lösemiye yol açtığı belirtilecek. Mayıs ayında yetkililer, yeni kuralların tütün ürünlerindeki uyarılardan kaçınmayı imkansız hale getirileceğini söylemişti. Kanada 2035 itibarıyla tütün kullanımını nüfusun yüzde 5’ine indirmeyi amaçlıyor. Kanada’da 1989’dan bu yana sigara paketlerine uyarı mesajları konuluyor ve 2000 yılında resimli uyarı mesajları yer almaya başladı. BBC'de yer alan habere göre, tütün kullanımı Kanada’da her yıl 48 bin kişinin ölümüne yol açıyor. Sigara kullanımı, akciğer kanseri, kalp hastalıkları ve felçte başlıca risk faktörlerinden biri olarak görülüyor. Kanada’da 15 yaş ve üzerindekilerin sigara kullanımı nüfusun yüzde 10’u civarında ancak elektronik sigara kullanımı yükseliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.