Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Siber Güvenlik

bursaarena.com.tr - Siber Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siber Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocukların dijital mahremiyetine uyarı: Aşırı bilgi paylaşımından kaçınılmalı! Haber

Çocukların dijital mahremiyetine uyarı: Aşırı bilgi paylaşımından kaçınılmalı!

Üsküdar Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, çocukların sosyal medya ve çevrim içi oyunlarda yaptığı paylaşımların ciddi riskler taşıdığını, ailelerin de bu konuda dikkatli olması gerektiğini söyledi. Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı ve Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, çocukların sosyal medya ve çevrim içi oyunlarda yaptığı paylaşımların yol açabileceği riskleri değerlendirdi. Şenol, çocukların dijital ortamda farkında olmadan çok fazla kişisel bilgi paylaşabildiğini belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu. “TEK BİR PAYLAŞIM BİLE ÇOK ŞEY ANLATABİLİR” Çocukların internette paylaştıkları içeriklerin tek başına masum görünse de bir araya geldiğinde günlük yaşamlarına dair ayrıntılı bir tablo oluşturabileceğini söyleyen Şenol, okul, yaşanılan mahalle, arkadaş çevresi ve kurs bilgileri gibi detayların farklı paylaşımlardan çıkarılabildiğine dikkat çekti. Anlık konum paylaşımlarının kötü niyetli kişilerin çocukları takip etmesini kolaylaştırabileceğini vurgulayan Şenol, “Şu an okuldayım” ya da “Evdeyim” gibi ifadelerin dahi önemli ipuçları sunduğunu belirtti. Düzenli konum paylaşımlarının ise çocukların günlük rutinlerini görünür kıldığını söyledi. FOTOĞRAFLARIN ARKA PLANI DA RİSK OLUŞTURUYOR Konum etiketinin kapalı olmasının tek başına yeterli olmadığını ifade eden Şenol, okul logosu, sokak tabelası, apartman adı ya da servis yazısı gibi ayrıntıların çocuğun bulunduğu yeri ele verebileceğini kaydetti. YÜZ VE SES SAHTE İÇERİKLERDE KULLANILABİLİR Çocukların herkese açık paylaşımlarının kaydedilip kötüye kullanılabileceğini belirten Şenol, yapay zekâ ile çocukların yüzü ve sesinin sahte içeriklerde kullanılabileceğini, bunun dolandırıcılık, tehdit ve şantaj amacı taşıyabileceğini söyledi. Çevrim içi oyunlarda yabancılarla iletişimde de dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. AİLE HESAPLARI DA BİLGİ SIZDIRABİLİR Dijital mahremiyetin yalnızca çocuğun paylaşımlarına bağlı olmadığını belirten Şenol, aile bireylerinin paylaşımlarının da çocuk hakkında bilgi verebildiğini ifade etti. Hesapların gizli olmasının önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını söyleyen Şenol, bir içeriğin silinmesinin kopyalanmadığı anlamına gelmediğini hatırlattı. Şenol, ailelere şu önerilerde bulundu: Sosyal medya ve oyun hesaplarını mümkün olduğunca gizli tutmak Konum erişimini zorunlu olmadıkça kapatmak Kamera ve mikrofon izinlerini uygulama bazında kontrol etmek Her hesap için güçlü ve farklı şifreler kullanmak Mümkünse iki aşamalı doğrulamayı açmak Çocuklara şifre ve doğrulama kodlarını paylaşmamayı öğretmek Çocuğun adresi ya da okulunun yanlışlıkla paylaşılması veya şüpheli biriyle iletişime geçilmesi durumunda ailelerin sakin davranması gerektiğini söyleyen Şenol, kanıtların saklanmasını, şüpheli hesabın platforma bildirilmesini ve engellenmesini önerdi. Fiziksel tehdit veya ciddi tehlike durumunda ise kolluk kuvvetlerine başvurulması gerektiğini ifade etti. Şenol, dijital güvenliğin en önemli unsurunun aile ile çocuk arasındaki güven ilişkisi olduğunu vurgulayarak, çocukların yaşadıkları olumsuzlukları korkmadan aileleriyle paylaşabilmesinin en büyük koruyucu önlem olduğunu sözlerine ekledi.

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı Haber

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bağımsız bir bilimsel komite, OpenAI şirketine ait yapay zekâ "ajanlarının" Hugging Face sistemlerine sızmasını ve ardından yaşanan benzer vakaları, insanlığın bu tür gelişmiş teknolojileri kontrol altında tutma konusunda yetersiz kaldığının kanıtı olarak değerlendirdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekânın getirdiği risklere yönelik artan uyarıları reddetmesine rağmen, "süper yapay zekâ" için bir koordinatör (çar) atamaya hazır olduğunu belirtti. Dünyanın farklı bölgelerinden 40 bağımsız uzmandan oluşan Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Komisyonu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’ta düzenlenecek 81. dönem yıllık üst düzey toplantıları öncesinde, dün ilk raporunu yayımladı. “Yapay zekâ ajanları, uyumsuzluk ve insan kontrolünü kaybetme riski” başlıklı raporun eş başkanı ve prestijli Turing Ödülü sahibi Yoshua Bengio, “Araştırmacılar uzun süredir kontrolün kaybedilmesine yol açabilecek üç koşula dikkat çekiyor: hedefin yanlış belirlenmesi, bu hedefi takip etme kapasitesi ve buna izin veren bir ortam” dedi. Bengio, “Bu yaz, bu üç koşul laboratuvarda değil, gerçek sistemde bir araya geldi” ifadelerini kullandı. Komisyon, buradan çıkarılacak açık dersin temel siber güvenlik uygulamalarının göz ardı edildiği ve güvenlik önlemlerinin teknolojinin yeteneklerine ayak uyduramadığı olduğunu belirtti. Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images) Raporda ikinci endişe kaynağının “daha tehlikeli” olduğu belirtildi. Buna göre mevcut eğitim yöntemleri, yapay zekâ “ajanlarını” kendi hedeflerini benimsemeye, güvenlik talimatlarını kasıtlı olarak ihlal etmeye ve gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemeye yöneltebilir. Bu durum, “ajanların” güvenlik önlemlerini anlayıp bunlara karşı plan yapabilecek seviyeye gelmesi halinde, bugün tasarlanan güvenlik mekanizmalarının işe yarayıp yaramayacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Raporda, “geleneksel koruma modeli çözülmeye başlıyor” değerlendirmesine yer verildi. Komisyon, raporun kontrolün geniş çapta kaybedileceğini öngörmediğini ve mevcut belirsizliği bu sistemlerin kontrol edilebilir kalacağının kanıtı olarak da değerlendirmediğini vurguladı. Raporda ayrıca yönetişim alanındaki zorluğun yapay zekâ modellerinden yapay zekâ ajanlarına doğru kaydığı belirtildi. Yapay zekâ mühendisliği ve güvenliği uzmanı, komisyon üyesi Qinghua Lu, yüksek riskli diğer sektörlerde kullanılan uygulamalara işaret ederek, “Havacılık, tıp ve siber güvenlik; olayların raporlanması, bağımsız denetim ve çok katmanlı güvenlik önlemleri yoluyla yüksek riskli sistemleri yönetmeyi öğrendi” dedi. Lu, ancak yapay zekâ ajanlarının daha yetenekli ve özerk hale gelmesi ve izlenmelerinin zorlaşması durumunda bu uygulamaların yeterli olmayabileceğini belirtti. Rapor, Washington’da siyasi atmosferin tamamen farklı bir seyir izlediği dönemde yayımlandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada bir “yapay zekâ gücü” oluşturmayı ve bunun başına bir “çar” atamayı planladığını duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın kısa süre önce sektörün yeni güvenlik sınırlarına ihtiyacı olmadığı yönündeki ısrarından dikkat çekici bir dönüşe işaret ediyor. Trump, söz konusu gücü ilk başkanlık döneminde kurduğu Uzay Gücü’ne benzer şekilde oluşturacağını söyledi. Trump ayrıntı vermedi ve “çar” pozisyonu için herhangi bir isim açıklamadı. Ancak göreve “yalnızca yüksek zekâya sahip kişilerin” başvurması gerektiğini belirtti. Açıklamalar, Trump’ın yapay zekânın risklerine ilişkin şüphelerinin değişmediğini ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre Trump, teknolojinin insanlık açısından risk oluşturabileceğine yönelik endişeleri “aldatmaca” olarak nitelendirdi ve bu uyarıları iklim değişikliği konusundaki aldatmacılıkla ve kendisinin görevden azledilmesine yönelik girişimlere yol açan skandallarla kıyasladı. Trump, bu tür endişelerin sorumluluğunu “radikal solcu Demokratlara” yükleyerek, yapay zekâ ve veri merkezlerinin geliştirilmesine karşı “hastalıklı bir komplo” bulunduğunu öne sürdü. Trump, yönetiminin sektörü destekleyeceğini belirterek, “Büyümesini hiçbir şekilde engellemeyecek veya boğmayacağız” dedi; bunun yerine sektöre “değer vereceklerini, yardımcı olacaklarını ve izleyeceklerini” ifade etti. Trump ayrıca yapay zekânın adının “süper zekâ”, “aşırı zekâ” veya “üstün istihbarat” olarak değiştirilmesini de gündeme getirdi. Bunun yanı sıra bir “yapay zekâ gücü” kuracağını ve “yapay zekâ çarı” atayacağını açıkladı. Trump’ın sözünü ettiği görev ise aylardır boş durumda. Trump, Aralık 2024’te David Sacks’ı “Beyaz Saray Yapay Zekâ ve Kripto Çarı” olarak atamıştı. Ancak Sacks daha sonra bu görevden ayrıldı.

ChatGPT artık diğer sitelerde ne yaptığınızı biliyor Haber

ChatGPT artık diğer sitelerde ne yaptığınızı biliyor

OpenAI, ChatGPT'ye kullanıcıların diğer internet sitelerindeki etkinliklerini izleme olanağı tanıyan bir "analitik çerezi" ekledi. Siber güvenlik araştırmacısı Buchodi, bu izleme mekanizmasını binlerce internet sitesinde aylar boyunca inceledi ve bir satıcının sitesinde aranan, görüntülenen veya satın alınan her şeyin kullanıcının ChatGPT hesabıyla ilişkilendirilebildiğini ortaya çıkardı. Çerezler, bir internet sitesini ziyaret ettiğinizde tarayıcınıza küçük veri parçaları yerleştirerek çalışıyor. Site daha sonra oturum açma bilgileri veya alışveriş tercihleri ​​gibi unsurları hatırlamak için bu çerezleri okuyabilir. Reklamverenler, daha alakalı reklamlar sunabilmek amacıyla kişilerin çevrimiçi ortamdaki faaliyetlerini izlemek için sıklıkla çerezlerden yararlanıyor. ChatGPT'de ortaya çıkarılan bu sisteme benzer reklam izleme yöntemleri Google ve Meta gibi diğer teknoloji şirketleri tarafından da sıklıkla kullanılıyor. Ancak Buchodi bunun bir yapay zeka uygulamasında ilk kez görüldüğünü belirtti. Buchodi, blog yazısında reklam izleme yazılımını analiz ederken, "Bu mekanizma standart bir reklam teknolojisi uygulaması. Ancak daha önce örneği görülmemiş olan, bu sistemin bir yapay zeka sohbet ürününde çalıştırılması" ifadelerini kullandı. İnsanlar bu ürünlere, sosyal ağlarda paylaşmayacakları türden şeyler anlatıyor ve bu ürünler giderek artan bir şekilde onlar adına hareket ediyor. OpenAI, ChatGPT'de reklam testlerine ilk olarak bu yıl ABD'deki kullanıcılarla başlamış, daha sonra pilot reklam uygulamasını Birleşik Krallık, Meksika, Brezilya, Japonya ve Güney Kore'ye genişletmişti. Çerezin işlevine rağmen OpenAI, "__obi" diye bilinen bu izleyiciyi çerez politikasının "Pazarlama" bölümünde değil, "Analitik" bölümünde sınıflandırıyor. Politikada, "Bu çerezler kullanıcı sayısı ve kullanıcıların Hizmetlerimizle nasıl etkileşime girdiği gibi konularda, Hizmetlerimizin nasıl performans gösterdiğini ve nasıl kullanıldığını anlamamıza yardımcı olur" ifadesi yer alıyor. Buchodi şirketle iletişime geçtiğinde, OpenAI Destek ekibi, bulguların incelenmesi için ilgili şirket birimleriyle paylaşılacağını söyledi. İzleme mekanizması Android için Chrome tarayıcısında gözlemlendi ve yalnızca ChatGPT'nin ücretsiz sürümlerinde mevcut gibi görünüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Stratejik teknoloji alanlarında 3 bin genç araştırmacı yetiştirilecek Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Stratejik teknoloji alanlarında 3 bin genç araştırmacı yetiştirilecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yapay zekâ, siber güvenlik, çip teknolojileri ve ileri bilgisayar sistemleri gibi stratejik alanlarda yeni bir doktora programı başlatılacağını açıkladı. İlk etapta 550 doktora öğrencisi seçilecek, 5 yılın sonunda yaklaşık 3 bin genç araştırmacının Türkiye’nin bilim ve teknoloji ekosistemine kazandırılması hedeflenecek. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki insan kaynağını güçlendirmeye yönelik yeni bir program başlatılacağını duyurdu. Erdoğan’ın açıklamasına göre, yapay zekâ, siber güvenlik, çip teknolojileri ve ileri bilgisayar sistemleri başta olmak üzere stratejik alanlarda doktora öğrencileri yetiştirilecek. İLK ETAPTA 550 ÖĞRENCİ SEÇİLECEK Program kapsamında ilk etapta 550 doktora öğrencisi merkezi sınavla belirlenecek. Öğrenciler, Türkiye’nin 20 araştırma üniversitesinde eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürecek. Programın uzun vadeli hedefi ise daha geniş bir insan kaynağı oluşturmak. Buna göre 5 yılın sonunda yaklaşık 3 bin genç araştırmacının Türkiye’nin bilim ve teknoloji ekosistemine kazandırılması planlanıyor. “GÜÇLÜ İNSAN KAYNAĞI HAMLESİ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bilim ve teknoloji yolculuğunda yeni ve güçlü bir insan kaynağı hamlesi başlattıklarını belirterek, geleceğin teknolojilerini geliştiren ve üreten bir Türkiye hedefini vurguladı. Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın bilim, teknoloji ve gençlerin gücüyle inşa edileceğini ifade ederek, tam bağımsız ve müreffeh Türkiye hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti.

Sahte İş İlanları Siber Güvenlik Riski Haline Geldi: Milyonlarca CV Kimin Elinde? İş ararken kimliğinizi kaybetmeyin!.. Haber

Sahte İş İlanları Siber Güvenlik Riski Haline Geldi: Milyonlarca CV Kimin Elinde? İş ararken kimliğinizi kaybetmeyin!..

Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Hamza Aytaç Doğanay, dijital platformlarda yayımlanan sahte, yanıltıcı veya gerçek amacı gizlenmiş iş ilanlarının artık yalnızca bir dolandırıcılık yöntemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu ilanların kişisel verilerin toplanması, bireylerin dijital profillerinin çıkarılması, kimlik bilgilerinin kötüye kullanılması ve hedefli siber saldırılar için veri elde edilmesi amacıyla kullanılabildiğine dikkat çekti. Doğanay, “Yapay zekâ ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” dedi. İş başvurusu yapanların verileri risk altında İnternet üzerinden gerçekleştirilen işe alım süreçlerinin her geçen gün arttığını belirten Doğanay, milyonlarca kişinin iş bulabilmek için özgeçmişlerini farklı platformlar ve şirketlerle paylaştığını, ancak bu verilerin kimler tarafından hangi amaçla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi. Son zamanlarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve yüzlerce iş başvurusu yapmasına rağmen geri dönüş alamayan aday örneklerinin, meselenin yalnızca istihdam piyasası açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Doğanay, “Burada asıl tartışılması gereken, kaç başvuru yapıldığı değil; milyonlarca vatandaşın özgeçmiş, iletişim, eğitim, mesleki geçmiş ve diğer kişisel verilerinin kimlerin elinde toplandığı, ne kadar süreyle saklandığı ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.” dedi. "CV artık dijital kimliğin bir parçası" Bir özgeçmişin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden ibaret olmadığını vurgulayan Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bir CV; telefon numarası ve e-posta adresinin ötesinde kişinin eğitim geçmişini, çalıştığı kurumları, görevlerini, uzmanlık alanlarını, referanslarını ve kariyer yolculuğuna ilişkin çok sayıda kişisel veriyi bir arada barındırıyor. Bu nedenle CV artık yalnızca bir özgeçmiş değil, kişinin dijital kimliğinin ve profesyonel yaşamının ayrıntılı bir veri haritasıdır.” Bu verilerin siber suç ekosistemi açısından yüksek değer taşıdığına dikkati çeken Doğanay, kontrolsüz biçimde toplanan kişisel bilgilerin başka veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilerek çok daha kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu profillerin; kişiye özel sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, SIM-swap ve kimliğe bürünme yöntemlerinden deepfake destekli dolandırıcılığa, sahte finansal işlemlerden sentetik kimlik oluşturmaya kadar uzanan geniş bir suç yelpazesinde kullanılabileceğini ifade etti. Doğanay, özellikle çalışanların görev, yetkinlik ve kurum bilgilerinin saldırganlara yalnızca bireyi değil, çalıştığı kuruluşu da hedefleme imkânı sağlayabileceğine işaret ederek, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını, ne bildiğini, kimlerle bağlantılı olduğunu ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. "Her iş ilanı gerçekten işe alım amacı taşımıyor olabilir" İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini belirten Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kaldığını, sürekli güncellendiğini ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığının görülebildiğini söyledi. Doğanay, "Burada herhangi bir kurum veya platformu suçlamak doğru olmaz. Ancak gerçekten işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığı mutlaka incelenmeli. Milyonlarca insanın kişisel verisinin hangi amaçlarla işlendiği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var." ifadelerini kullandı. Sahte iş ilanları dijital manipülasyon aracı hâline gelebilir Doğanay, gerçek bir işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca kişisel veri güvenliği açısından değil, dijital ekosistemin güvenilirliği açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Bazı şirketlerin veya kötü niyetli yapıların, gerçekte personel ihtiyacı bulunmamasına rağmen sürekli iş ilanı yayımlayarak web sitelerine trafik çekmeyi, sosyal medya hesaplarının etkileşimini artırmayı veya sürekli büyüyen bir organizasyon algısı oluşturmayı hedefleyebileceğine dikkat çeken Doğanay, bu tür uygulamaların aynı zamanda adayların kişisel verilerinin gereksiz yere toplanmasına neden olabileceğini ifade etti. Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: "Dijital platformlarda yayımlanan her iş ilanının gerçekten istihdam amacı taşıdığı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Eğer herhangi bir işe alım yapılmadığı hâlde sürekli yeni ilanlar yayımlanıyorsa, bunun amacı ve toplanan kişisel verilerin nasıl işlendiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durum yalnızca insan kaynakları uygulaması olarak değil, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik perspektifiyle de incelenmelidir. Kaldı ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu da kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ilkesi kapsamında veri minimizasyonu uygulanması gerektiğini belirtir. Gereksiz fazla veri siber risk iştahını artırır." Gerçek dışı işe alım ilanlarının kurum içinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doğanay, sürekli yeni personel arandığı algısının çalışanlar üzerinde iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabileceğini, bunun da kurum kültürü ve çalışan psikolojisi açısından değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu söyledi. Doğanay, yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından önemli bir hedef hâline geldiğini belirterek, "Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir. Bu nedenle işe alım süreçleri artık sadece insan kaynaklarının değil, siber güvenlik uzmanlarının da ilgi alanına girmektedir." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlik Uzmanından İşe alım süreçleri için yeni standart çağrısı İşe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına yönelik yeni standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirten Doğanay, şu önerilerde bulundu: - Gerçek bir açık pozisyon bulunmadan iş ilanı yayınlanmamalı - Gerçek ve güncel bir açık pozisyona dayanmayan ilanlarda bu durum adaylara açıkça belirtilmeli. - Özgeçmiş havuzu oluşturmak amacıyla kişisel veriler toplanmamalı - Adaylardan toplanan kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği açık şekilde belirtilmeli. - İşe alım süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç duyulmayan özgeçmişler mevzuata uygun biçimde silinmeli. - İş ilanı platformları ve işverenlerin kişisel veri işleme süreçleri düzenli olarak denetlenmeli. - Adaylar, kişisel verilerinin ne kadar süre saklanacağı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmeli. Bunlara ek olarak; aktif olarak iş aramayan vatandaşlarımızın kariyer platformlarındaki hesaplarını gözden geçirmelerini, ihtiyaç duymuyorlarsa özgeçmişlerini yayından kaldırmalarını veya hesaplarını silmelerini öneriyoruz. Çünkü internette uzun süre erişilebilir halde bırakılan kişisel veriler, zaman içinde farklı risklere maruz kalabiliyor. Dijital dünyada kullanılmayan veriyi çevrimiçi ortamda tutmamak en temel siber güvenlik prensiplerinden biridir. “Yapay zekâ çağı ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin değerinin her zamankinden daha fazla arttığını vurgulayan Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskiden siber güvenlik denildiğinde akla sunucular, ağlar ve bilgisayar sistemleri gelirdi. Bugün ise en değerli hedef insanın kendisi ve ona ait veriler. Yapay zekâ çağında siber güvenlik artık yalnızca sistemleri değil, insan verisini korumaktır. İş arayan milyonlarca vatandaşın özgeçmişi de korunması gereken stratejik dijital varlıklar arasında yer alıyor. Kişisel verilerin güvenliği artık sadece bireysel bir hak değil, dijital ekonominin ve ulusal siber güvenliğin de temel unsurlarından biridir. Ayrıca bu sorun yalnızca işverenlerin veya kariyer platformlarının inisiyatifine bırakılamaz. Kamu otoriteleri tarafından da etkin düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de iş ilanları üzerinden gerçekleştirilen kişisel veri toplama faaliyetleri daha etkin denetlenmeli; gerçek bir açık pozisyona dayanmayan ilanlar için şeffaflık yükümlülüğü getirilmeli ve aday havuzu oluşturmak amacıyla yapılan veri toplama faaliyetleri açık kurallara bağlanmalıdır. İşverenlerin ve kariyer platformlarının topladıkları özgeçmişleri hangi amaçla ve ne kadar süreyle sakladıkları denetlenmeli; kapanmış veya gerçekte mevcut olmayan pozisyonlara ilişkin ilanların belirli süreler içerisinde yayından kaldırılması sağlanmalıdır. Ayrıca yanıltıcı iş ilanlarının bildirilebileceği etkin bir mekanizma oluşturulmalı ve tekrarlayan ihlaller için idari yaptırımlar değerlendirilmelidir. Milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin işlendiği böylesine büyük bir dijital ekosistemde denetim artık yalnızca ilanların içeriğini değil, ilanların arkasındaki veri toplama, kullanma, paylaşma ve saklama süreçlerinin tamamını kapsamalıdır. "

Uzmanı uyardı: CV’ler siber saldırganlar için istihbarat kaynağına dönüşebilir Haber

Uzmanı uyardı: CV’ler siber saldırganlar için istihbarat kaynağına dönüşebilir

Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Hamza Aytaç Doğanay, dijital platformlardaki sahte veya gerçekte işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca dolandırıcılık yöntemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu ilanların kişisel veri toplama ve hedefli siber saldırılar için kullanılabileceği uyarısında bulundu. İSTANBUL (İGFA) - İnternet üzerinden işe alım süreçlerinin yaygınlaşmasıyla milyonlarca kişinin özgeçmişlerini farklı platform ve şirketlerle paylaştığını belirten Doğanay, bu verilerin kimler tarafından, hangi amaçlarla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç olduğunu söyledi. Kamuoyunda son dönemde gündeme gelen, çok sayıda iş başvurusu yaptığı halde geri dönüş alamayan aday örneklerinin konunun yalnızca istihdam piyasası açısından ele alınmaması gerektiğini gösterdiğini ifade eden Doğanay, asıl meselenin milyonlarca kişinin CV, iletişim, eğitim ve mesleki bilgilerinin kimlerin elinde bulunduğu olduğunu vurguladı. “CV ARTIK DİJİTAL KİMLİĞİN BİR PARÇASI” Bir CV’nin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden oluşmadığına dikkat çeken Doğanay, özgeçmişlerin telefon numarası, e-posta, çalışılan kurumlar, uzmanlık alanları, referanslar ve kariyer geçmişi gibi çok sayıda kişisel veriyi bir araya getirdiğini belirtti. Doğanay, bu bilgilerin farklı veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen verilerle birleştirilerek kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini söyledi. Bu profillerin sosyal mühendislik ve oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, kimliğe bürünmeden deepfake destekli dolandırıcılığa kadar farklı yöntemlerde kullanılabileceğini ifade etti. Çalışanların görev ve kurum bilgilerinin saldırganlara çalıştıkları kuruluşları hedefleme imkânı da sağlayabileceğini belirten Hamza Aytaç Doğanay, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” dedi. “HER İŞ İLANI GERÇEK BİR İŞE ALIM ANLAMINA GELMEYEBİLİR” İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini dile getiren Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kalmasına ve güncellenmesine rağmen herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığına dikkat çekti. Gerçekte işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığının incelenmesi gerektiğini belirten Doğanay, herhangi bir kurum veya platformu doğrudan suçlamanın doğru olmayacağını, ancak adaylardan toplanan verilerin hangi amaçla işlendiğinin şeffaf olması gerektiğini söyledi. Doğanay, sahte veya yanıltıcı ilanların web sitesi trafiğini ve sosyal medya etkileşimini artırmak ya da kurumun sürekli büyüdüğü algısını oluşturmak gibi amaçlarla da kullanılabileceğini ifade etti. “GEREKSİZ VERİ, SİBER RİSK İŞTAHINI ARTIRIR” Kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması gerektiğine işaret eden Doğanay, gereğinden fazla verinin toplanmasının siber güvenlik risklerini artırdığını vurguladı. Yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından stratejik bir hedef hâline geldiğini belirten Doğanay, “Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu Doğanay, bu nedenle işe alım süreçlerinin yalnızca insan kaynakları perspektifiyle değil, kişisel veri güvenliği ve siber güvenlik açısından da ele alınması gerektiğini söyledi.

Bakan Çiftçi: NATO Zirvesi için tüm güvenlik tedbirleri tamamlandı Haber

Bakan Çiftçi: NATO Zirvesi için tüm güvenlik tedbirleri tamamlandı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesinde Ankara’da alınan güvenlik tedbirlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ANKARA (İGFA) - İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 7 Temmuz Salı günü başlayacak ve iki gün sürecek zirve öncesinde ilgili kurumlarla birlikte güvenlik hazırlıklarının detaylı şekilde gözden geçirildiğini belirtti. “TARİHÎ BİR DİPLOMASİ BAŞARISINA EV SAHİPLİĞİ YAPIYORUZ” Türkiye’nin böylesine önemli bir uluslararası zirveye ev sahipliği yapmasının “tarihî bir başarı” olduğunu ifade eden Çiftçi, bu başarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve Türkiye’nin artan uluslararası itibarıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Bakan Çiftçi, Türkiye’nin diplomasi ve barışı önceleyen yaklaşımı sayesinde dünya liderlerini aynı masa etrafında buluşturabildiğini kaydetti. Zirve süresince güvenliğin en üst düzeyde sağlanacağını vurgulayan Bakan Çiftçi, havalimanları, zirve alanları, konaklama noktaları ve ulaşım güzergâhları başta olmak üzere tüm alanlarda kapsamlı tedbirler alındığını açıkladı. Siber güvenlik ve olası toplumsal olay risklerinin de değerlendirme kapsamına alındığını belirten Bakan Çiftçi, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma başta olmak üzere tüm ilgili kurumlarla tam koordinasyon içinde çalışıldığını ifade etti. Bakan Çiftçi, Türkiye’ye yakışan bir güvenlik düzeni için tüm ekiplerin görev başında olacağını söyledi. Ankara’da yarın başlayacak ve 2 gün sürecek olan 36. NATO Devlet ve Hükumet Başkanları Zirvesi öncesinde güvenlik hazırlıklarımızı ve alınan tedbirleri değerlendirdik. Böylesine çetin bir küresel ortamda ülkemizin devlet ve hükümet başkanlarını aynı masa etrafında… pic.twitter.com/jltloP16d9 — Mustafa ÇİFTÇİ (@mustafaciftcitr) July 6, 2026

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.