Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeffaflık

bursaarena.com.tr - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

LÖSEV'in gururu taçlandı... LÖSEV’e Vakıflar'dan 'risksiz' değerlendirmesi Haber

LÖSEV'in gururu taçlandı... LÖSEV’e Vakıflar'dan 'risksiz' değerlendirmesi

LÖSEV, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü başmüfettişlerince gerçekleştirilen denetimin sonuç raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda vakfın faaliyetlerinin amaçlarıyla uyumlu yürütüldüğü, kaynakların ağırlıklı olarak hasta ve hasta yakınlarına yönelik çalışmalarda kullanıldığı ve MASAK rehberine göre yapılan değerlendirmede LÖSEV’in “risksiz” olarak değerlendirildiği bildirildi. ANKARA (İGFA) - Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV), T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü başmüfettişlerince gerçekleştirilen kapsamlı denetimin sonuçlarını açıkladı. Vakfın açıklamasına göre, 2024 yılı faaliyetlerine ilişkin sonuç raporunda, LÖSEV’in çalışmalarının vakıf senedinde belirlenen amaç ve hedeflerle uyumlu şekilde yürütüldüğü tespit edildi. Raporda, elde edilen gelirlerin başta lösemili çocuklar ve kanser hastaları olmak üzere hasta ve hasta yakınlarının sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanıldığı belirtildi. “KAYNAKLAR AĞIRLIKLI OLARAK AMACA YÖNELİK KULLANILDI” Denetim raporunda, LÖSEV’in yönetim ve idame giderlerinin toplam giderler içerisinde düşük bir orana sahip olmasının, vakıf kaynaklarının ağırlıklı olarak amaca yönelik faaliyetlere tahsis edildiğini gösterdiği ifade edildi. Raporda ayrıca vakfın şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdürdüğü, sağlık, eğitim ve sosyal destek alanlarında ulusal ve uluslararası iş birlikleri geliştirerek toplumsal faydayı artırdığı değerlendirmesine yer verildi. MASAK DEĞERLENDİRMESİNDE “RİSKSİZ” LÖSEV açıklamasında, denetim kapsamında MASAK tarafından hazırlanan rehber doğrultusunda da değerlendirme yapıldığı bildirildi. Buna göre vakfın hastalara ve ailelerine yönelik ayni ve nakdi yardımları, tedavi destekleri, taze et temini, rehabilitasyon ve moral etkinlikleri açısından “RİSKSİZ” olarak değerlendirildiği, rehbere aykırı herhangi bir unsura rastlanmadığı aktarıldı. “BAĞIŞLANAN HER KURUŞU EMANETİMİZ SAYIYORUZ” LÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Pediatrik Hematolog-Onkolog Dr. Üstün Ezer, açıklamasında vakfa yapılan bağışların lösemi ve kanser hastalarına ulaştırıldığını belirterek, vakfın tedavi başarısını artırma hedefinin sürdüğünü ifade etti. Dr. Ezer, LÖSEV olarak lösemili çocukların tedavi başarısını yüzde 20’lerden yüzde 94 seviyesine çıkardıklarını, hedeflerinin ise yüzde 100 olduğunu belirtti. Elde edilen denetim sonuçlarının vakfın çalışmalarına yönelik güveni daha da güçlendirdiğini vurgulayan Dr. Ezer, yeni projelerin hayata geçirilmeye devam edeceğini kaydetti. Dr. Üstün Ezer, “Kendimize güveniyoruz, hesap veriyoruz” mesajı verirken, LÖSEV’in ilk günkü heyecanla yeni ve çağdaş projeler üretmeye devam edeceğini, vakfın uzun vadeli geleceğini planladığını ifade etti. Öte yandan LÖSEV, açıklamasında yalnızca tıbbi tedavi değil, hastaların eğitim, barınma, beslenme ve sosyal ihtiyaçlarına yönelik çalışmalarını da sıraladı. Lösante Yetişkin ve Çocuk Hastanesi’nde lösemili ve kanserli çocuklara tedavi sürecinde çeşitli sağlık hizmetlerinin ücretsiz sunulduğu belirtilirken, Ankara LÖSEV Doğal Yaşam Köyü’nde hastaların tedavi aralarında ücretsiz konaklama imkanından yararlandığı ifade edildi. LÖSEV’in eğitim faaliyetleri kapsamında ise anaokulundan liseye kadar eğitim veren LSV Eğitim Kurumları, tedavi gören çocukların eğitim hayatlarının kesintiye uğramaması amacıyla faaliyet gösteren Canım Kardeşim Ders Evleri ve Bursa Köy Enstitüsü öne çıkarıldı. Vakfın sosyal destek programlarında ise ihtiyaç sahibi hastalara gıda, et, giysi, beyaz eşya, oyuncak ve kırtasiye gibi yardımlar ulaştırıldığı kaydedildi. LÖSEV ayrıca anne uğraş, tedavi ve moral atölyeleri ile Bodrum Tatil Köyü gibi çalışmalarla hastalar ve ailelerine yönelik sosyal destek faaliyetleri yürüttüğünü bildirdi.

Sahte İş İlanları Siber Güvenlik Riski Haline Geldi: Milyonlarca CV Kimin Elinde? İş ararken kimliğinizi kaybetmeyin!.. Haber

Sahte İş İlanları Siber Güvenlik Riski Haline Geldi: Milyonlarca CV Kimin Elinde? İş ararken kimliğinizi kaybetmeyin!..

Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Hamza Aytaç Doğanay, dijital platformlarda yayımlanan sahte, yanıltıcı veya gerçek amacı gizlenmiş iş ilanlarının artık yalnızca bir dolandırıcılık yöntemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu ilanların kişisel verilerin toplanması, bireylerin dijital profillerinin çıkarılması, kimlik bilgilerinin kötüye kullanılması ve hedefli siber saldırılar için veri elde edilmesi amacıyla kullanılabildiğine dikkat çekti. Doğanay, “Yapay zekâ ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” dedi. İş başvurusu yapanların verileri risk altında İnternet üzerinden gerçekleştirilen işe alım süreçlerinin her geçen gün arttığını belirten Doğanay, milyonlarca kişinin iş bulabilmek için özgeçmişlerini farklı platformlar ve şirketlerle paylaştığını, ancak bu verilerin kimler tarafından hangi amaçla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi. Son zamanlarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve yüzlerce iş başvurusu yapmasına rağmen geri dönüş alamayan aday örneklerinin, meselenin yalnızca istihdam piyasası açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Doğanay, “Burada asıl tartışılması gereken, kaç başvuru yapıldığı değil; milyonlarca vatandaşın özgeçmiş, iletişim, eğitim, mesleki geçmiş ve diğer kişisel verilerinin kimlerin elinde toplandığı, ne kadar süreyle saklandığı ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.” dedi. "CV artık dijital kimliğin bir parçası" Bir özgeçmişin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden ibaret olmadığını vurgulayan Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bir CV; telefon numarası ve e-posta adresinin ötesinde kişinin eğitim geçmişini, çalıştığı kurumları, görevlerini, uzmanlık alanlarını, referanslarını ve kariyer yolculuğuna ilişkin çok sayıda kişisel veriyi bir arada barındırıyor. Bu nedenle CV artık yalnızca bir özgeçmiş değil, kişinin dijital kimliğinin ve profesyonel yaşamının ayrıntılı bir veri haritasıdır.” Bu verilerin siber suç ekosistemi açısından yüksek değer taşıdığına dikkati çeken Doğanay, kontrolsüz biçimde toplanan kişisel bilgilerin başka veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilerek çok daha kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu profillerin; kişiye özel sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, SIM-swap ve kimliğe bürünme yöntemlerinden deepfake destekli dolandırıcılığa, sahte finansal işlemlerden sentetik kimlik oluşturmaya kadar uzanan geniş bir suç yelpazesinde kullanılabileceğini ifade etti. Doğanay, özellikle çalışanların görev, yetkinlik ve kurum bilgilerinin saldırganlara yalnızca bireyi değil, çalıştığı kuruluşu da hedefleme imkânı sağlayabileceğine işaret ederek, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını, ne bildiğini, kimlerle bağlantılı olduğunu ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. "Her iş ilanı gerçekten işe alım amacı taşımıyor olabilir" İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini belirten Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kaldığını, sürekli güncellendiğini ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığının görülebildiğini söyledi. Doğanay, "Burada herhangi bir kurum veya platformu suçlamak doğru olmaz. Ancak gerçekten işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığı mutlaka incelenmeli. Milyonlarca insanın kişisel verisinin hangi amaçlarla işlendiği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var." ifadelerini kullandı. Sahte iş ilanları dijital manipülasyon aracı hâline gelebilir Doğanay, gerçek bir işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca kişisel veri güvenliği açısından değil, dijital ekosistemin güvenilirliği açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Bazı şirketlerin veya kötü niyetli yapıların, gerçekte personel ihtiyacı bulunmamasına rağmen sürekli iş ilanı yayımlayarak web sitelerine trafik çekmeyi, sosyal medya hesaplarının etkileşimini artırmayı veya sürekli büyüyen bir organizasyon algısı oluşturmayı hedefleyebileceğine dikkat çeken Doğanay, bu tür uygulamaların aynı zamanda adayların kişisel verilerinin gereksiz yere toplanmasına neden olabileceğini ifade etti. Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: "Dijital platformlarda yayımlanan her iş ilanının gerçekten istihdam amacı taşıdığı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Eğer herhangi bir işe alım yapılmadığı hâlde sürekli yeni ilanlar yayımlanıyorsa, bunun amacı ve toplanan kişisel verilerin nasıl işlendiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durum yalnızca insan kaynakları uygulaması olarak değil, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik perspektifiyle de incelenmelidir. Kaldı ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu da kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ilkesi kapsamında veri minimizasyonu uygulanması gerektiğini belirtir. Gereksiz fazla veri siber risk iştahını artırır." Gerçek dışı işe alım ilanlarının kurum içinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doğanay, sürekli yeni personel arandığı algısının çalışanlar üzerinde iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabileceğini, bunun da kurum kültürü ve çalışan psikolojisi açısından değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu söyledi. Doğanay, yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından önemli bir hedef hâline geldiğini belirterek, "Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir. Bu nedenle işe alım süreçleri artık sadece insan kaynaklarının değil, siber güvenlik uzmanlarının da ilgi alanına girmektedir." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlik Uzmanından İşe alım süreçleri için yeni standart çağrısı İşe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına yönelik yeni standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirten Doğanay, şu önerilerde bulundu: - Gerçek bir açık pozisyon bulunmadan iş ilanı yayınlanmamalı - Gerçek ve güncel bir açık pozisyona dayanmayan ilanlarda bu durum adaylara açıkça belirtilmeli. - Özgeçmiş havuzu oluşturmak amacıyla kişisel veriler toplanmamalı - Adaylardan toplanan kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği açık şekilde belirtilmeli. - İşe alım süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç duyulmayan özgeçmişler mevzuata uygun biçimde silinmeli. - İş ilanı platformları ve işverenlerin kişisel veri işleme süreçleri düzenli olarak denetlenmeli. - Adaylar, kişisel verilerinin ne kadar süre saklanacağı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmeli. Bunlara ek olarak; aktif olarak iş aramayan vatandaşlarımızın kariyer platformlarındaki hesaplarını gözden geçirmelerini, ihtiyaç duymuyorlarsa özgeçmişlerini yayından kaldırmalarını veya hesaplarını silmelerini öneriyoruz. Çünkü internette uzun süre erişilebilir halde bırakılan kişisel veriler, zaman içinde farklı risklere maruz kalabiliyor. Dijital dünyada kullanılmayan veriyi çevrimiçi ortamda tutmamak en temel siber güvenlik prensiplerinden biridir. “Yapay zekâ çağı ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin değerinin her zamankinden daha fazla arttığını vurgulayan Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskiden siber güvenlik denildiğinde akla sunucular, ağlar ve bilgisayar sistemleri gelirdi. Bugün ise en değerli hedef insanın kendisi ve ona ait veriler. Yapay zekâ çağında siber güvenlik artık yalnızca sistemleri değil, insan verisini korumaktır. İş arayan milyonlarca vatandaşın özgeçmişi de korunması gereken stratejik dijital varlıklar arasında yer alıyor. Kişisel verilerin güvenliği artık sadece bireysel bir hak değil, dijital ekonominin ve ulusal siber güvenliğin de temel unsurlarından biridir. Ayrıca bu sorun yalnızca işverenlerin veya kariyer platformlarının inisiyatifine bırakılamaz. Kamu otoriteleri tarafından da etkin düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de iş ilanları üzerinden gerçekleştirilen kişisel veri toplama faaliyetleri daha etkin denetlenmeli; gerçek bir açık pozisyona dayanmayan ilanlar için şeffaflık yükümlülüğü getirilmeli ve aday havuzu oluşturmak amacıyla yapılan veri toplama faaliyetleri açık kurallara bağlanmalıdır. İşverenlerin ve kariyer platformlarının topladıkları özgeçmişleri hangi amaçla ve ne kadar süreyle sakladıkları denetlenmeli; kapanmış veya gerçekte mevcut olmayan pozisyonlara ilişkin ilanların belirli süreler içerisinde yayından kaldırılması sağlanmalıdır. Ayrıca yanıltıcı iş ilanlarının bildirilebileceği etkin bir mekanizma oluşturulmalı ve tekrarlayan ihlaller için idari yaptırımlar değerlendirilmelidir. Milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin işlendiği böylesine büyük bir dijital ekosistemde denetim artık yalnızca ilanların içeriğini değil, ilanların arkasındaki veri toplama, kullanma, paylaşma ve saklama süreçlerinin tamamını kapsamalıdır. "

İkinci el araç pazarı 5 ayda 3,5 milyona ulaştı Haber

İkinci el araç pazarı 5 ayda 3,5 milyona ulaştı

2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, “Yılın ilk beş aylık sonuçlarına baktığımızda pazarın genel hacmini büyük ölçüde koruduğunu görüyoruz. 3,5 milyon adedin üzerinde gerçekleşen satışlar, ikinci el otomobilin Türkiye'de hâlâ en erişilebilir mobilite çözümü olmaya devam ettiğini açıkça ortaya koyuyor.” dedi. İSTANBUL (İGFA) - İkinci el binek ve hafif ticari araç pazarı, yılın ilk 5 aylık bölümünde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,75 gerileyerek 3.544.195 adet seviyesinde gerçekleşti. Yılın ilk beş aylık performansına bakıldığında pazarın genel hacmini büyük ölçüde koruduğu görüldü. 2026 yılı Mayıs ayı özelinde ise geçen yılın mayıs ayına kıyasla satışlar yüzde 22,26 azalarak 623.561 adet seviyesinde gerçekleşti. 2PLAN'ın İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, Mayıs ayı verilerini değerlendirerek pazarın mevcut dinamiklerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. “Pazar rakamlarının arkasındaki değişimi doğru okumak gerekiyor” Mayıs ayında yaşanan daralmanın tek bir nedenle açıklanamayacağını belirten Orhan Ülgür, ekonomik koşulların yanı sıra tüketici davranışlarındaki değişimin de pazarı etkilediğini söyledi. Pazar rakamlarının arkasındaki değişimin doğru okunması gerektiğini dile getiren Ülgür, “Mayıs ayında pazarda yaşanan gerilemeyi sadece aylık satış rakamları üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Yüksek faiz ortamı, krediye erişimde yaşanan zorluklar, tüketicilerin harcamalarında daha seçici davranmaya başlaması ve sıfır araç tarafında devam eden kampanyalar ikinci el pazarındaki hareketliliği etkileyen temel unsurlar oldu. Bunun yanında Kurban Bayramı öncesi oluşan takvim etkisi de satış performansında belirleyici rol oynadı. Ancak yılın ilk beş aylık sonuçlarına baktığımızda pazarın genel hacmini büyük ölçüde koruduğunu görüyoruz. 3,5 milyon adedin üzerinde gerçekleşen satışlar, ikinci el otomobilin Türkiye'de hâlâ en erişilebilir mobilite çözümü olmaya devam ettiğini açıkça ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. “Tüketici davranışları değişiyor” Son dönemde tüketici tercihlerinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Ülgür, özellikle ekonomik gerçeklerin satın alma alışkanlıklarını yeniden şekillendirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Bugün tüketiciler otomobil ihtiyacını tamamen ertelemek yerine bütçelerine uygun çözümler üretmeye çalışıyor. Bu nedenle özellikle ileri yaş grubundaki araçlara olan talebin arttığını görüyoruz. Türkiye'deki araç parkının yaşlanması da bu eğilimi destekliyor. İkinci el araçlar geniş kitleler için ulaşılabilir mobilite ihtiyacını karşılamaya devam ederken, tüketiciler satın alma kararlarında her zamankinden daha dikkatli davranıyor. Diğer taraftan finansman tarafında da önemli bir değişim yaşanıyor. Geleneksel taşıt kredilerinin kullanım oranları geçmiş dönemlere göre oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Tüketiciler daha fazla peşinat kullanıyor, alternatif finansman modellerine yöneliyor veya satın alma kararlarını bütçe planlamalarına göre şekillendiriyor. Bu durum finansman çözümlerinin önümüzdeki dönemde sektör açısından daha kritik hale geleceğini gösteriyor.” “Artık sadece araç değil, güven satın alınıyor” İkinci el pazarındaki dönüşümün yalnızca satış adetleriyle sınırlı olmadığını ifade eden Ülgür, tüketicinin beklentilerinin de değiştiğini belirtti. Ülgür, “Geçmişte fiyat odaklı ilerleyen satın alma kararları bugün güven, şeffaflık ve satış sonrası hizmet unsurlarıyla şekilleniyor. Özellikle ileri yaş grubundaki araçların payının arttığı bir ortamda ekspertiz süreçleri, araç geçmişi bilgileri ve kurumsal güvence mekanizmaları çok daha fazla önem kazanıyor. Tüketici artık yalnızca uygun fiyatlı bir araç aramıyor. Satın aldığı aracın geçmişini bilmek, ekspertiz raporuna güvenmek ve ihtiyaç duyduğunda karşısında kurumsal bir muhatap bulmak istiyor. Başka bir ifadeyle tüketici artık sadece fiyat değil, güven satın alıyor.” dedi. “İkinci el pazarı yapısal dönüşümünü sürdürüyor” İkinci el otomotiv sektörünün yalnızca hacimsel değil, yapısal bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Ülgür, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerine yönelik şu değerlendirmede bulundu: "İkinci el otomotiv sektörü bugün sadece satış adetleriyle değil, hizmet kalitesi, dijitalleşme, müşteri deneyimi ve finansman çözümleri açısından da önemli bir dönüşüm süreci yaşıyor. Ekspertiz standartları, araç geçmişi verileri, dijital satış süreçleri ve satış sonrası hizmetler sektörün geleceğini şekillendiren temel unsurlar arasında yer alıyor. Yılın ikinci yarısında talebin yeniden dengelenmesini ve pazarın genel olarak istikrarlı görünümünü korumasını bekliyoruz. Özellikle güven, şeffaflık ve müşteri deneyimi sunabilen kurumsal oyuncuların önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Fiyat tarafında ise enflasyona paralel, sınırlı ve kontrollü bir artış öngörüyoruz. Mevcut fiyat seviyeleri, araç sahibi olmak isteyen tüketiciler açısından önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor.” Tüm ihtiyaçlara yönelik çözümler 2PLAN’DA Müşterilerine takas desteği ve finansman çözümleri sunan 2PLAN, araç satımı sonrasında da servis hizmetleriyle müşterilerinin yanında olmaya devam ediyor. Ayrıca kalite ve müşteri memnuniyetini merkeze alan 2PLAN, Servis Plan iş birliğiyle hayata geçirilen ‘2PLAN Güvence’ ve ‘2PLAN Güvence Plus’ paketlerinin yanı sıra elektrikli araçlara özel ‘E-Plan’ paketiyle satış sonrası hizmet standardını ileri taşıyor. 2PLAN’ın geniş ürün yelpazesini keşfetmek ve yeniliklerden haberdar olmak isteyen müşteriler, 2PLAN Terminal İstanbul ve İzmir’i veya Türkiye’de birçok bölgede yer alan 2PLAN bayilerini de ziyaret edebiliyor. www.2plan.com.tr web adresi ile “@2plantr” Instagram hesabı başta olmak üzere sosyal medya kanalları üzerinden istedikleri araçlara kolayca ulaşabiliyor.

Mahkemeden Sağlık Bakanlığı’na “şeffaflık” freni! Diş sağlığı verilerini gizlemek hukuka aykırı bulundu Haber

Mahkemeden Sağlık Bakanlığı’na “şeffaflık” freni! Diş sağlığı verilerini gizlemek hukuka aykırı bulundu

ANKARA (İGFA) - Hekim Birliği Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası’nın, kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ilişkin verilerin paylaşılması talebiyle yaptığı bilgi edinme başvurusunun reddedilmesi üzerine açtığı davada mahkemeden dikkat çeken bir karar çıktı. Ankara 6. İdare Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı’nın söz konusu verileri paylaşmama yönündeki işlemini hukuka aykırı bularak iptal etti. Mahkeme kararında, kamu kurumlarının görevleri gereği ellerinde bulundurması gereken verilerin Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Sendikanın başvurusunda; Türkiye genelindeki kamu ağız ve diş sağlığı kuruluşlarının listesi, 2025 yılı acil diş başvurularına ilişkin veriler ile kamuda görev yapan diş hekimi sayılarına dair bilgiler talep edildi. Ancak Sağlık Bakanlığı, söz konusu bilgilerin paylaşılmasının “ayrı çalışma ve analiz gerektirdiği” gerekçesiyle talebi reddetti. Mahkeme ise bu gerekçeyi yeterli bulmadı. Kararda, sendikaların üyeleri adına yürüttüğü faaliyetler kapsamında bu tür verilere erişim hakkı bulunduğu belirtilirken, şeffaf yönetim anlayışının idare açısından bir yükümlülük olduğu ifade edildi. Hekim Birliği Sendikası tarafından yapılan açıklamada, kararın kamu verilerinin keyfi biçimde saklanamayacağını bir kez daha ortaya koyduğu belirtilerek, sağlık hizmetlerinin planlanması ve değerlendirilmesinde şeffaflığın esas olması gerektiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca, “Sendikaların kamu adına denetim ve takip görevlerinin yargı güvencesi altında olduğu bir kez daha teyit edilmiştir. Hekimlerin, sağlık çalışanlarının, hastaların ve toplumun ortak yararı için şeffaflık ve hesap verebilirlik talep etmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verildi.

Trump, hükümetin UFO dosyalarını yayınladı, daha fazlası bekleniyor. Haber

Trump, hükümetin UFO dosyalarını yayınladı, daha fazlası bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın emriyle Savunma Bakanlığı, Cuma günü, Amerikan halkına "benzeri görülmemiş bir şeffaflık" sağlamak amacıyla, iddia edilen UFO gözlemlerine ilişkin daha önce gizli tutulan düzinelerce dosyayı yayınladı; ancak analistler, belgelerin çoğunun zaten kamuoyuna açıklandığını söyledi.Açıklama​, yeni sekmede açılırSavunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, "tanımlanamayan anormal olaylara" ilişkin belgeler, fotoğraflar ve videoların yanı sıra, daha fazla materyal gizlilikten çıkarıldıkça gelecekteki yayınların da takip edeceğini belirtti. Trump, 1970'lerin sonlarında başlayan bir açıklama sürecinde, UFO'larla ilgili ABD hükümeti raporlarını yayınlayan son başkan oldu. Uzmanlar, Cuma günü yayınlanan yaklaşık 160 dosyanın bilinen gözlemlere ait yeni videolar içerdiğini ancak uzaylı teknolojisi veya dünya dışı yaşam hakkında kesin bir kanıt sunmadığını söyledi.Dosyalar arasında 1947 tarihli bir rapor da bulunmaktadır. "Uçan diskler"in yanı sıra, 1969'daki Apollo 12 ay görevi tarafından ay yüzeyinden çekilen "tanımlanamayan olaylara" ait grenli fotoğraflar ve 1972'de Apollo 17 mürettebatının aydan görülen tanımlanamayan cisimleri anlatan konuşma metni. APOLLO 17 SIRASINDAKİ 'PARLAK PARÇACIKLAR4 'Apollo 17 görevi pilotu Ronald Evans, tutanaklara göre, "manevra yaparken yanımızdan sürüklenen birkaç çok parlak parçacık veya kırıntı ya da benzeri bir şey" gördüğünü bildirdi. "Anlaşıldı. Anlaşıldı," diye yanıtladı kontrol merkezi. Hegseth yaptığı açıklamada, "Gizlilik perdesi ardında saklanan bu dosyalar uzun zamandır haklı spekülasyonlara yol açtı ve Amerikan halkının bunları kendi gözleriyle görmesinin zamanı geldi" dedi. Kayıtların yayınlanması, hükümetin gizliliği ve evrende yaşamın olası varlığı konusunda yeni tartışmaları alevlendirebilir. Trump yaptığı açıklamada, "Önceki yönetimler bu konuda şeffaf olamamışken, bu yeni belgeler ve videolarla insanlar kendileri karar verebilir: 'NELER OLUYOR?'" dedi. "İyi eğlenin ve keyfini çıkarın!" Bu adım, UFO dosyalarının gizliliğinin kaldırılmasını savunan ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Tim Burchett ve Anna Paulina Luna tarafından memnuniyetle karşılandı. Luna, yaklaşık 30 gün içinde ek bir materyal grubunun beklendiğini söyledi. Harvard Üniversitesi astrofizikçisi Avi Loeb, Reuters'e gönderdiği bir e-postada, "Dosyalar, tanımlanamayan uçan cisimlerin sadece spekülasyon veya kamuoyunun merakı konusu olmadığını gösteriyor. Hükümet kayıtlar topladı Ve bunun neden desteklenmeyeceğini anlamıyorum.." dedi. Loeb, Apollo 12 ve 17'den gelen görüntülerin büyüleyici olduğunu ancak bunların Ay yüzeyine çarpan asteroitlerin sonucu olabileceğini söyledi. SİYASİ SORUNLARDAN DİKKATİ DAĞITMAK MI? Bazı eleştirmenler, UFO açıklamalarını Trump'ın siyasi sorunlarından, özellikle de İran'a karşı yürütülen ve kamuoyunda tepki çeken ABD askeri harekatından ve hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile ilgili daha fazla dosyanın yayınlanması yönündeki kamuoyu baskısından dikkatleri dağıtmak için yapılmış bir girişim olarak değerlendirdi. Eski Cumhuriyetçi ABD Temsilcisi Marjorie Taylor Greene, X adlı internet sitesinde şunları yazdı: "UFO dosyalarıyla gerçekten ilgilenmiyorum. Hiç ilgilenmiyorum. 'Bakın şu parlak nesneye' propagandasından çok sıkıldım." UAP araştırmacısı Mick West, eski Başkan Joe Biden'ın yönetiminin de Cuma günü açıklanan bilgilerin çoğunu paylaştığını söyledi. Sacramento, Kaliforniya merkezli analist, yeni tanımlanamayan uçan cisimlerle ilgili videolar ve görüntüler hakkında, "Bunlar, çok uzaktaki küçük beyaz bir noktayı tespit edemediğimizin kanıtı" dedi. Bağımsız gazeteci Leslie Kean, yayınlanan bilgilerin, hükümetin hâlâ açıklanması gereken birçok tanımlanamayan hava olayı (UAP) bilgisi olduğunu gösterdiğini söyledi. Kean, 2017'de New York Times'da yayınlanan ve Pentagon'un gizli bir UAP programı hakkında olan bir makalenin ortak yazarıydı; bu makale, Kongre'nin UFO belgelerinin gizliliğinin kaldırılması için baskı yapmasına yol açmıştı. Kean, "Bence tanımlanamayan hava cisimlerinin varlığını zaten kanıtladık, ancak bu onların uzaylı veya dünya dışı olduklarını ya da ne olduklarını bildiğimiz anlamına gelmiyor," dedi. REUTERS / Haberi New Mexico'dan Andrew Hay hazırladı; Jesse Mesner-Hage ve Rod Nickel düzenledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.