Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savaş Bütçesi

bursaarena.com.tr - Savaş Bütçesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savaş Bütçesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DİSK'ten NATO Zirvesi Protestosu: "Kaynaklar Savaşa Değil Barışa Ayrılsın!.." Haber

DİSK'ten NATO Zirvesi Protestosu: "Kaynaklar Savaşa Değil Barışa Ayrılsın!.."

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek, Ankara'da ilan edilen yasaklar ve kısıtlamalar, haksız gözaltılar ve tutuklamalar hiçbir şekilde kabul edilemez. Demokratik özgürlüklerin ve sendikal hakların eksiksiz biçimde korunması gerekliliğinin altını tekrar tekrar çiziyoruz” dedi. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyeleri, Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'ni protesto etmek için Taksim’de Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde toplanarak Dolmabahçe'ye kadar yürüdü. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, burada yaptığı açıklamada, şunları söyledi: "Bugün İstanbul'da Taksim Meydanı'ndan yola çıktık ve Türkiye'de, bu topraklarda antiemperyalist mücadelenin simgelerinden birisi olan Dolmabahçe'deyiz. 7-8 Temmuz'da Ankara'da NATO'nun yeni bir zirvesi yapılacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da, bizim topraklarımızda emperyalizmin savaş örgütü NATO'nun yeni bir toplantısı yapılacak. Tam da böylesi bir süreçte antiemperyalist mücadeleyi varlığının temel dayanaklarından birisi olarak gören Konfederasyonumuz DİSK'in bu süreçteki görüşlerini, tutumunu açıklamak üzere buradayız. Daha NATO zirvesi başlamadan yapılan hazırlıklar ve alınan önlemler kapsamında yapılan her şey, ülkemizi yöneten siyasi iktidarın ve aslında NATO'nun zihniyetini, kendi ülkesinde emekçi halklara nasıl baktığını açıkça gösteriyor. Emekçilerin yaşamı abluka altına alınıyor, demokratik haklar sınırlandırılıyor, kamusal alan daraltılıyor. NATO Zirvesi'ni protesto edebileceği ihtimaliyle yüzlerce insanın evi basıldı, onlarca insan tutuklandı. Gençlerimiz, akademisyenlerimiz, hatta ekoloji gönüllüleri tutuklandı. Gazetecilerin sorabileceği sorulardan korkuldu, eleştirel medyanın zirveyi izlemesi engellendi. En temel demokratik haklardan birisi olan toplantı ve gösteri hakkı tümüyle askıya alındı. "ANKARALILAR KENDİ ÜLKELERİNİN BAŞKENTİNDE ÖNLEMLERİN ESİRİ HALİNE GETİRİLDİLER" Ankara ise Türkiye'nin başkenti ise büyük bir abluka ve makyaj operasyonuyla zirveye hazırlandı. Ankaralılar kendi ülkelerinin başkentinde önlemlerin esiri haline getirildiler. Zirve öncesinde protokol güzergahlarının hızla yenilenmesi, kentin belirli bölgelerinin vitrin haline getirilmesi hepimizin gözleri önünde yaşandı. Yıllardır çözülemeyen sorunların bir anda yabancı devlet başkanları için görünmez hale getirilmesi, yol kenarlarına konulan panolar bu sürece damgasını vurdu. Evet 7-8 Temmuz'da Ankara'da NATO Zirvesi gerçekleştirilecek ve bizler işçi sınıfı olarak, emekçiler olarak ve Türkiye işçi sınıfının biricik örgütü DİSK olarak, sesimizi yükseltiyoruz. NATO Zirvesi'nde yeni savaş politikaları konuşulacak. Biz barış istiyoruz. Dünyanın dört bir yanında savaşların, çatışmaların, silahlanma yarışının ve militarist politikaların ağır bedelini emekçiler ve halklar ödemektedir. "BİZ KUTUPLAŞMAYI DEĞİL, HALKLARIN DAYANIŞMASINI SAVUNUYORUZ" Aynı zamanda bütçe diyoruz. Çünkü biliyoruz ki aynı zamanda hızla artan savunma harcamaları sosyal koruma sistemlerinin, nitelikli kamu hizmetlerinin ve eşitsizlikleri azaltmaya yönelik politikaların geleceğini tehdit etmektedir. Savaşlar her zaman ölüm, yıkım, göç, yoksulluk ve sömürü demektir. Bu nedenle bizler barışı, demokrasiyi ve halkların kardeşliğini savunuyoruz. Bugün de dünya yeni silahlanma programlarının artan askeri harcamaların ve gerilim politikalarının gölgesindedir. Biz ise bir emek örgütü olarak daha fazla silahlanmaya değil, daha fazla barışa ihtiyaç duyduğumuzu söylüyoruz. Ankara'da yapılacak zirvede askeri harcamaların arttırılması, yeni güvenlik stratejileri ve silahlanma politikaları konuşulurken yani emperyalistler bu savaş politikalarını konuşurken biz onun karşısında biz işçiler ve emekçiler olarak başka bir dünyanın mümkün olduğunu haykırıyoruz. Hep söylediğimiz gibi DİSK olarak barış emekle gelecek, barış işçilerle gelecek, biz dünyamızda kutuplaşmayı değil, bir arada olmayı halkların dayanışmasını savunuyoruz. Emekliler için 3 odalı prefabrik bungalov modelleri ve fiyatları 2026AnswersGalore "SİLAHLANMAYA AYRILAN HER KURUŞ İŞÇİNİN ÜCRETİNDEN, EMEKLİNİN AYLIĞINDAN ÇALINMAKTADIR" Biz daha fazla silahlanma değil, daha fazla iş, aş, sosyal güvenlik istiyoruz. Biz daha fazla füze değil, daha fazla okul istiyoruz. Daha fazla askeri harcama değil, daha fazla hastane, halkın koruyucu sağlık hizmetleri için yatırım yapılmasını istiyoruz. Biz daha fazla savaş bütçesi değil, insanca yaşamaya yetecek ücretler, nitelikli sosyal güvenlik ve kamusal hizmetler istiyoruz. Dedik ya tüm dünyada da ülkemizde de tarihte de bugün de savaşların bedelini her zaman işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, çocuklar yani halklar öder. Savaşlarda yoksullar ölür, silah şirketleri, savaş tüccarları ve bir avuç sermaye kazanır. Silahlanmaya ayrılan her kuruş kaynak işçinin ücretinden, emeklinin aylığından, öğrencinin eğitim hakkından, halkın sağlık hizmetlerinden çalınmaktadır. Bugün dünyanın her yerinde ve bölgemizde halkları birbirine düşman edenler, bölgeleri kan gölüne çevirenler bugün de yeni savaş politikalarını ve stratejilerini bizim topraklarımızda konuşacaklar. Bugün dünyanın her yerinde yanı başımızda Filistin'de, Lübnan'da milyonlarca insan savaşlar, çatışmalar ve yoksulluk nedeniyle yerinden yurdundan olmakta, göç yollarında yaşam mücadelesi vermektedir. Halkları karşı karşıya getiren politikalar yerine halkların eşitliğini, halkların kardeşliğini savunuyoruz. Ve halkların eşitliği ve kardeşliği temelinde bir gelecek için mücadele veriyoruz. Biz emek örgütleri olarak biliyoruz ki dünyanın neresinde olursa olsun savaşın kaybedeni işçiler, kazananı ise savaşlardan beslenen güç odakları ve emperyalistlerdir. Savaşlar milyonlarca işçiyi, emekçiyi düşük ücretle güvencesiz çalışmaya, yoksulluğa mahkum etmektedir. Bu nedenle DİSK olarak NATO Zirvesi'ne yalnızca bir dış politika meselesi olarak değil, aynı zamanda bir emek, demokrasi ve insanca yaşam meselesi olarak bakıyoruz. "KAYNAKLAR BARIŞA VE İNSANA AYRILSIN" Bugün bütün dünyada otoriter rejimler desteklenmekte, savaşlar körüklenmekte, uluslararası hukuk yok sayılmaktadır. DİSK açısından esas olan işçilerin haklarının, tüm demokratik hak ve özgürlüklerin güvence altında olduğu, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, barışın ve kardeşliğin egemen olduğu emeğin Türkiye'si ve emeğin dünyasını kurma mücadelesidir. DİSK açısından esas olan demokrasiye, eşitliğe, özgürlüğe, adalete ve cumhuriyete sahip çıkmaktır. NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara'da ilan edilen yasaklar ve kısıtlamalar, haksız gözaltılar ve tutuklamalar hiçbir şekilde kabul edilemez. Demokratik özgürlüklerin ve sendikal hakların eksiksiz biçimde korunması gerekliliğinin altını tekrar tekrar çiziyoruz. Örgütlenme özgürlüğü, toplu pazarlık hakkı ve sosyal diyalog güvenlik gerekçesiyle sınırlandırılamaz. Türkiye'de, bölgemizde ve dünyada savaş politikalarının değil, barışın, dayanışmanın ve ortak yaşamın egemen olmasını istiyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. İşçiler olarak sesleniyoruz, ülkemizin kaynakları ürettiğimiz tüm değerler savaşa değil, silaha değil, ölüme değil, barışa ve insana ayrılsın." Cumhuriyet

ALİ BEKTAN: Amerikan Ekonomisi Çöküyor mu? Haber

ALİ BEKTAN: Amerikan Ekonomisi Çöküyor mu?

Amerikan Ekonomisi İran Savaşı ile birlikte çöküyor mu? Savaş Bakanı Hegseth denilen adam, Kongre’ye başvurarak 1.5 trilyon Dolarlık savaş bütçesi istedi. Kongre üyeleri ise onu öyle bir geri çevirdiler ki, ABD Basını onunla dalga geçiyor. İran’a atılan Cruise ve Tomahawk füzelerinin tanesi 2 Milyon 600 Bin Dolar olurken, silah depoları boşalmaya başladı. Uzakdoğu’daki üslerden mühimmat getirmeye başladı. Silah Fabrikaları ise füze ve silah üretimi için para istediler. Savaş Bakanı geçinen adam istediği bütçeyi de alamadı. Kongre üyelerinin büyük kısmı hatta aynı partiden olanlar bile bu savaşa karşılar. Bugüne kadar harcanan masrafların 25 Milyar Dolar diye açıklanmasına kimse inanmıyor. Savaşın ekonomik boyutu gittikçe artıyor. En başta da ABD halkının kullandığı benzin gittikçe pahalılaştı. Sosyal reformlar, özellikle sağlık sektörüne yapılması gereken yatırımlar yapılmıyor. Bu ise toplum tarafından tepki görüyor. Çin ile yapılan ticarette gittikçe açık veren Trump Amerikası, bunu azaltmak istiyor ama teknoloji ve bilim artık ABD’de değil Çin’de olduğundan onların İran petrolünü almalarını engellemeye çalışıyor. İran Savaşı’nda Çin ve Rusya’nın gizli desteği ile başarı sağlayamayan Amerika, ayrıca Avrupa’nın da petrol ihtiyacını engelledi. İran ve Körfez Ülkelerinin petrollerinin önemini 1970 yılında Washington’da Profesör Albert Wohlstetter yazdığı doktrin ile raporlaştırdı. Doktrin şöyle: “Batı Avrupa’daki başlıca ABD müttefiklerinin körfez petrolüne bağımlılığı çok fazladır. Buraya yapılacak bir saldırı Orta Avrupa’ya yapılacak saldırıdan daha fazla zarar verebilir. Buradaki düşman Rusya’dır. SSCB güdümündeki rejimlere izin verilmemesi gerekiyor. Komünist olamayan dünyanın her gün tükettiği 50 milyon varil petrolün 20 milyonluk bölümü körfezden geliyor” demiştir. Amerikan istihbaratının yan kuruluşu olan Rand Corporation için 2 cilt olarak hazırlanan doktrin, Pentagon’da gizli olarak tutulmaktadır. Körfez Savaşı, Askeri strateji ve politikalar bu gizli rapora göre yapılmaktadır. Albert Wohlstetter, Kasım 1976 ayında ‘ABD Savunma Bakanlığı Şeref Madalyası’nı da aldı. ABD Askeri tarihinde ilk defa bu madalyayı alan sivil kişidir. Avrupa ülkelerine yüzde 25 daha vergi getiren Trump, ekonomik ilişkileri de bozdu. Kanada ile de ekonomi bozulurken, ABD ekonomisi için gerçek tehlike başladı. Petrol satışlarında ülkelerin çoğu Dolar’dan vazgeçmeye başladılar. Trump, dengesiz politikaları ve İsrail bağlılığı nedeniyle ekonomiyi bozmaya başladı. ABD silah ve film üretir demişlerdi. 2000’lerin başlarında Silikon Vadisi ile teknolojide ileri gitti. Cep telefonu, bilgisayar ve tablet üretiminde önde iken, bu üstünlüğünü Çin, Güney Kore, Hindistan ve Japonya’ya kaptırdı. Sonuçta ABD artık Dünya’da nefret edilen ülke olurken, bazı ekonomistler 5 yıl içinde Dolar’ın Dünya’da alım gücünün azalacağını söyleyerek, ekonominin bozulduğunu bildiriyorlar. Bill Clinton iki dönem ABD Başkanı olarak ekonomide başarılı bir Başkan olarak anılır iken, bugüne değin Trump kadar başarısız başkanın gelmediği de konuşuluyor. ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.